İçeriğe atla

Kilikya

Kilikya
Roma İmparatorluğu'nda Kilikya
KonumGüney Anadolu
Var olan devlet:MÖ 16.–14. yüzyıl (Kizzuwatna)
MÖ 12.–8. yüzyıl (Hilakku, Tabal, Kue)
MÖ 546'ya kadar
DilLuvice, Akadca, Fenikece, Farsça, Ermenice
Tarihi başkentlerTarsus
SatraplıkKilikya
Roma eyaletiKilikya
Bölge32.000 km2 (12.300 sq mi)[1]

Kilikya, Anadolu'nun Alanya'dan başlayıp, doğuda Kinet Höyük'te son bulan, kuzeyden de Toros dağlarıyla çevrili alanı kapsayan antik bölgedir.

Tarihçe

Erken tarih

Kilikya'da ilk yerleşim, Cilalı Taş Devrinde görülmektedir.[2][3] Bölgenin yerleşim kayıtları, MÖ 8000'de Cilalı Taş Devrinden başlar, Tunç Devrine: MÖ 8. ve 7. binyıla; Erken Bakır döneminden: MÖ 5800; Orta Bakır dönemine (Doğuda görülen Halaf ve Ubaid kültürleriyle uyumludur): MÖ 5400–4500; Geç Bakır Çağa: MÖ 4500–3400 sürer ve Erken Tunç Çağını: I.A. Dönemi MÖ 3400–3000; I.B. Dönemi: MÖ 3000–2700; Tunç II. dönem: MÖ 2700–2400 Tunç III. dönem A-B: MÖ 2400–2000'i kapsar.[3]

Bölge, Hititler zamanında, Kizzuwatna olarak bilinmektedir. Asurlular tarafından Limonlu Çayı' ndan Kinet Höyük' e kadar uzanan Kilikia Pedias (Ovalık Kilikya) olarak adlandırılan ve günümüzde Çukurova olarak bilinen doğu bölümüne "Que", Tarsus’un batı ve kuzey bölümlerine de "Hilakku" adı verilmiştir. Bazı tarihçiler tarafından "Hilakku" nun Aramice yazılımının, Hellence'ye Kilikya olarak çevrilmiş olduğu belirtilmektedir. Homeros, İlyada'sında Çukurova'dan Bellerophontes'in gezindiği "Aleian düzlüğü" olarak bahsetmiştir.[4] Aynı zamanda İlyada'da Kilikya ve Kilikyalıların Troya'ya uzanan bir kültürün ve toplumun uzantısı olabileceğine dair işaretler bulunmaktadır. Bunların en belirgini Luvi toplumunun batıya göçerken coğrafi tanımlarını, yani Tebai (Kilikya) kullanmaya devam etmeleridir. Ayrıca Kilikya şehirlerinin Homeros tarafından anılmış olmalarıdır: Tarzu (Tarsus), Ingira (Anchiale-Mersin), Danuna-Adana, Pahri (Mopsuestia-Misis), Kundu (Kyinda, sonra Anavarza) ve Azatiwataya (Karatepe).

Asur Dönemi

Kilikya, jeopolitik konumu ve doğal kaynakları nedeniyle Asur'luların gözünde MÖ 1000'li yıllardan itibaren önemli bir yer tutmaya başlamıştır. MÖ 9. yüzyıldan itibaren Asurlular tarafından bölge üzerinde egemenlik mücadelesine girilmiştir. Yerel krallıklarla yapılan zorlu mücadele sonrasında Kilikya'nın özellikle Que olarak adlandırılan bölgesi Asur egemenliğine geçmiştir. Daha sonra Bölgede zayıflayan Asur egemenliği MÖ 8. yüzyıl ortalarında yeniden tesis edilmiştir. MÖ 715' te yapılan sefer sonucunda Göksu (Kilikya)'ya kadar "Hilakku" olarak adlandırılan topraklarda Asur egemenliğine geçmiştir. Asurbanipal'in ölümünden sonra yaşanan isyanlar, İskit ve Kimmer saldırıları sonucunda Kilikya'daki Asur egemenliği sona ermiştir.[5]

Yeni Babilce'de Hume (Que) ve Pirindu (Hilakku) denen Kilikya, MÖ 590 yıllarında Babil saldırılarına uğramış, ama kesin olarak ele geçirilememiştir. Babilliler Kilikya' nın büyük bölümünü Kral Neriglissar döneminde, MÖ 557-556 yıllarında kesin olarak ele geçirmiştir. Babil İmparatorluğu' nun yıkılışından sonra Kilikya' nın içinde olduğu tüm Anadolu Pers egemenliğine geçti. Persler Kilikya' da yerli hanedanların hüküm sürmesine izin vermiş ve yerel hanedanlar otonom bir Pers Satraplığı olarak hüküm sürmeye başlamıştır. MÖ 333 yılında Kilikya toprakları Makedonya Kralı Büyük İskender'in egemenliği altına girmiştir. Büyük İskender'in ölümüyle İmparatorluk generalleri arasında bölünmüştür. Uzun yıllar süren savaşlar neticesinde Kilikya MÖ 281'de Selevkos egemenliğine geçti. Daha sonra da Kilikya'da Ptolemaios Hanedanı egemenliği görüldü. Kilikya'nın korsan yuvası haline gelmesi ve Akdeniz'de ticarete zarar vermesi Roma'yı olumsuz etkilemiş, bunun neticesinde Romalılar MÖ 102-101 yılında Kilikya'ya gelerek burayı üs olarak kullandılar. I. Mithradates savaşlarından sonra (MÖ 88-85) Kilikya bir Roma Eyaleti haline getirildi. Eyalet başta Kilikia Trakheia "Dağlık/Taşlık Kilikya" olmak üzere Pamphilia, Milyas ve Pisidia'nın bazı kısımlarını kapsamaktaydı. MÖ 64-63'te Kilikya Eyaletine "Ovalık Kilikya" olarak bilinen bölgede dahil edildi. Selevkoslar ve Roma döneminde Kilikya Helenleşmiş olup, bu dönemde birçok şehir kurulmuştur. Roma İmparatorluğu'nun bölünmesiyle Kilikya Bizans hakimiyetinde kaldı. Erken Bizans çağında Ovalık Kilikya iki ayrı eyalete bölündü. Bunlardan Cilicia Prima denen batı kısmının başkenti Tarsus, Cilicia Secunda denen doğu kısmının başkenti ise Anavarza oldu. 7. yüzyılın ortalarından itibaren Arap ve çok daha önceleri başlayan Sasani saldırılarına uğrayan bölgenin nüfusu azaldı, kentler harap oldu ve boşaltıldı. Kilikya'daki Arap hakimiyeti 965 yılında bölgenin yeniden Bizans egemenliğine geçişine kadar sürdü. Bölgenin nüfusunun artırmak amacıyla yapılan yerleştirme politikası neticesinde Ermeniler'de bölgeye gelmiştir. Bizans döneminde 1080 yılından itibaren Ermeni beyliği olarak idare edilen bölge, 1199-1375 yılları arasında Kilikya Ermeni Krallığı egemenliğinde kaldı. 1300'lü yıllarda Çukurova' daki küçük bir bölüm hariç İlhanlı kuvvetlerince ele geçirildi. 1375 yılından sonra Kilikya bölgesi Memlûk Sultanlığı topraklarına geçti. 16. yüzyılda bölge Osmanlı topraklarına katıldı.[6]

Kilikya Ekonomisi

Kilikya bölgesi korsanlık faaliyetlerinin yoğun yaşanıldığı Akdeniz bölgesinde bölgenin tümü bundan etkilenmiş olduğu sanılmaktadır. Dağlık Kilikya bölgesinin tek geçim kaynağı olduğunu yapılan arkeolojik araştırmalar neticesinde bilinmekte. Antik bölgede korsan savaşlarında muvaffak olan Romalı General Popeius'un, kıyım bölgelerine yolun yanı sıra, Pax Romana da Kilikya'nın kıyı ve ova kesiminin yapılaşmasının önünü kapatmıştır. Kilikya'daki Roma kentlerinin İmparatorluğun diğer kentleri ile bağlantısı korunabilmiştir. Bu Artan çeşme, cadde, aquadük gibi tasarlanmış yapılar agora, tiyatro ve sütunlu cadde gibi yapılar da hizmetlerine sunulmuştur. Kilikya'nın ticari üretimine yönelik en önemli kanıt olduğu bilinmektedir. Kilikya Helenistik Dönem'den, Bizans Dönemi'ne kadar Şarap, tahin, keten, balık, balık sosu, badem, meyve-sebze, özelde balkabağı üreticisi olarak bilinirdi. Tarihin farklı evrelerinde Kilikya ticaretini ayakta tutan dinamiklerin, tarım, madencilik, ormancılık, hayvancılık olduğu söylense de, deniz ticareti bölgede önemli rol üstlenmiştir. Ormanlarla dolu Toroslar ve iç kesimdeki sert iklim koşullarında yetişen hayvan ürünleri de yerli halk tarafından farklı bir ticaret biçimi olarak uygulanmaktadır. Tarsus'taki keten işçilerinin politik bazı haklardan yoksun olduğu gözükse de gelir elde etmek için kentlerin tamamı üretime ya da ticaret bağımlı kaldığı gözükmekte.[7]

Kaynakça

  1. ^ Gill, S N. "Ancient States of Anatolia and Their Size". About.com. 19 Şubat 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Temmuz 2014. 
  2. ^ Akpinar, E. 2004. Hellenistic and Roman Settlement Patterns in the Plain of Issus and the Westerly Slopes of the Amanus Range. Ankara: Bilkent University.
  3. ^ a b Mellink, M.J. 1991. Anatolian Contacts with Chalcolithic Cyprus
  4. ^ Iliad 6.201.
  5. ^ ["Kilikya’da Yeni Asur Egemenliği ve Yerel Güçler",Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 21/2009, Mehmet KURT]
  6. ^ ""HİTİT İMPARATORLUĞU'NUN YIKILIŞINDAN BİZANS DÖNEMİ'NİN SONUNA KADAR ADANA VE ÇUKUROVA TARİHİ", Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi,Cilt 15, Sayı 3 (Arkeoloji Özel Sayısı), 2006, s.67-102, Prof. Dr. Ahmet ÜNAL" (PDF). 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Eylül 2015. 
  7. ^ BİLİR, Ahmet (2015). Uluslararası Turgut Reis Türk Denizcilik Tarihi. Türk Denizcilik Tarihi. ss. 17,18. ISBN 9786056556043. 1 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Eylül 2021. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Mezopotamya</span> Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan bölge

Mezopotamya, Orta Doğu'da, Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan bölge. Mezopotamya günümüzde Irak, kuzeydoğu Suriye, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve güneybatı İran topraklarından oluşmaktadır. Büyük bölümü bugünkü Irak'ın sınırları içinde kalan bölge, tarihte birçok medeniyetin beşiği olmuştur. Mezopotamya'da yer alan şehirler günümüzde sürekli gelişmektedir. Ayrıca bu bölgede bol miktarda petrol bulunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Babil</span> Mezopotamyada tarihi bölge ve devlet

Babil, Mezopotamya'da adını aldığı Babil kenti etrafında MÖ 1894 yılında kurulmuş, Sümer ve Akad topraklarını kapsayan bir imparatorluktur. Babil'in merkezi bugünkü Irak'ın El Hilla kasabası üzerinde yer almaktadır. Babil halkının büyük bir kısmını tarih boyunca çeşitli Sami asıllı halklar oluşturmuştur. Bölgede konuşulmuş en yaygın dil Akadca olmuş olmasına rağmen Sümerce dinî dil olarak kullanılmıştır. Aramice ise ilerleyen yıllarda bölgenin geçer dili konumuna gelmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Tarsus</span> Mersinin ilçesi

Tarsus, Mersin ilinin en doğusundaki ilçesidir. İlçe doğuda Adana, batıda Mersin merkez, kuzeyde Pozantı ve Çamlıyayla, güneyde Akdeniz ile çevrilidir. Tarihte en yaygın Kilikya olarak anılan bölgede bulunan ilçenin Hitit Uygarlığı başta olmak üzere köklü bir uygarlık geçmişi vardır. Hititler döneminde Tarsus, Kizzuvatna eyaletinin bir kentiydi.

<span class="mw-page-title-main">Çukurova</span> Çoğunluğu Adana şehrinde bulunan verimli topraklara ve köklü geçmişe sahip bölge

Çukurova, tarihi adıyla Cilicia Pedias; Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay illerini içine alan Güney Anadoludaki coğrafi, ekonomik ve kültürel bir bölgedir. 6.4 milyon nüfusuyla, Türkiye'deki en büyük nüfus yoğunluğuna sahip bölgelerinden biridir.

<span class="mw-page-title-main">Asur</span> Irakta bulunan antik kent.

Asur, Mezopotamya'nın kuzey kısmında, günümüzde Musul yöresinde, Dicle Irmağı'na bakan bir plato üzerinde kurulmuş antik bir kenttir. Bölgedeki arkeolojik kazılar, MÖ 3. binyılın başlarında burada bir yerleşim olduğunu göstermektedir. Ancak yayılma alanı ve diğer nitelikleri hakkında kesin bilgilere ulaşılamamıştır. Bugüne kadar tespit edilen yapı kalıntıları, antik Mezopotamya'da yapıldığı gibi, eski yapıların üstüne aynı tarzda inşa edilmiş olan bir İştar tapınağı altında kalmış temellerdir. Asur, Kalah ve Ninova kentleri Asur'un başlıca kentleridir.

<span class="mw-page-title-main">Kilikya Ermeni Krallığı</span> Ortaçağda kurulmuş, Tarsus merkezli Ermeni krallığı

Kilikya Ermeni Krallığı, Kilikya Ermeni Prensliği ya da kısaca Kilikya, 1080-1198 arası prenslik ve 1198-1375 arası krallık olan Çukurova bölgesinde bulunan bir devlettir. Bölgedeki I. Ruben adında olan bir Ermeni beyi tarafından Bizans İmparatorluğundan aldığı toprak üzerine kurulmuştur ve zamanla daha geniş bir alana yayılmıştır. 1375'te Memlük Sultanlığı tarafından varlığına son verilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Anavarza</span>

Anavarza, Türkiye'nin Adana ilinde, Kozan sınırları içerisinde, Kadirli, Ceyhan ve Kozan ilçe sınırlarının kesiştiği yerde, tarihi Kilikya bölgesinde bulunan antik kent. Çevresi mesire yeri olarak kullanılır. Kilikya ovasının önemli merkezlerinden olan Anavarza'nın antik kaynaklarda adı Anazarbos, Anazarba, Aynızarba veya Anazarbus olarak geçer.

<span class="mw-page-title-main">Kilikya (eyalet)</span>

Kilikya, Antik Cilicia Trachea ve Cilicia Pedias toprakları üzerinde, Tarsus başkent olacak şekilde düzenlenen antik Roma eyaleti.

<span class="mw-page-title-main">Geç Hititler</span> Vikimedya liste maddesi

Geç Hititler veya Geç Hitit Devletleri, Anadolu'nun Demir Çağı'ndaki Luvice, Aramice ve Fenikece konuşan siyasi varlıklarıdır. MÖ 1200'lerde batıdan gelen Ege Göçleri'nin saldırılarından kurtulabilen Hititler güney ve güney - doğu Toroslar'ın dağlık bölgelerine çekilerek yaşamışlar ve her biri bağımsız beylikler kurmuşlardır. Geç Hitit Devletleri MÖ 11. yüzyıldan itibaren hem siyasal hem de kültürel anlamda Arami etkisi altına girdiler ve zamanla Aramileştiler. Geç Hitit Devletleri Urartu ve Asurlular'a bağımlı olarak yaşadılar. MÖ 7. yüzyılda ise Asurlular bu devletlerin siyasal varlığına son verdi. Bu tarihten sonra bu devletlerin her biri Asur eyaleti oldu. Karkamış, Pattin(Unqi), Sam'al, Gurgum, Kummuhu, Milid, Keveh, Hilakku ve Tabal devletleri; Geç Hitit Devletleridir.

<span class="mw-page-title-main">Soli, Mersin</span> antik Kilikya şehri

Soli, Mersin'in Mezitli ilçesinde antik bir kenttir. Antik çağlarda Kilikya Bölgesi olarak adlandırılan bölgede, Dağlık ve Ovalık Kilikya olarak adlandırılan bölümlerin tam ortasında yer alır.

Geç Hitit Devletlerinin Yıkılışı. Geç Hititler ve Suriye'deki komşu ülkeler Kummuh, Karkamış, Sam’al, Gurgum, Tyros(Sur), Hamath (Hama), Melid, Tabal ve Que kralı Urukki ; Assur Devletine vergi verir. Que kralı Awarikus’u Adana ili Yüreğir ilçesinde bulunan Luvice Hiyeroglif ve Fenikece çift dilli Çineköy Yazıtından da tanımaktayız. Bu yazıtta:

<span class="mw-page-title-main">Gülek, Tarsus</span> Tarsus mahallesi

Gülek, Mersin ilinin Tarsus ilçesine bağlı bir mahalledir. Mahallenin nüfusu 2016 yılı TÜİK adrese dayalı nüfus kayıt sistemi sonuçlarına göre 1.768 kişiden oluşmaktadır. O-21'de bulunan Gülek Tüneli, ismini buradan almaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Kommagene Krallığı</span>

Kommagene Krallığı, İrani Orontid Hanedanı'nın Helenleşmiş bir kolu tarafından yönetilen Greko-Pers krallığıdır. Partlar, Ermeniler ve Romalılar arasında tampon bir ülke olmuştur.

Kinet Höyük, İskenderun'un 30 km kuzeyinde, Dörtyol ilçesinin kuzeybatısında, İskenderun Körfezi kıyısından 500 metre içeride bulunan bir höyüktür. Zeminden 26 metre yükseklikteki höyük 33 dönüm alana yayılmıştır. Yerleşim, Geç Neolitik Çağ'dan Helenistik Dönem'e kadar MÖ 5.000-.50 yıllarında iskan edilmiştir. Kilikya'daki en büyük antik yerleşimi olarak kabul edilmektedir. Doğusundaki koyda ve güneyindeki Deliçay (Pinarus) Deresi halicinde olmak üzere iki limanı vardı. Höyüğün bulunduğu İssos Ovası, Antik Kilikya'nın en doğu kenarıdır. Yerleşimin antik çağdaki adının İssos olduğu belirtilmektedir. Günümüz Hatay ili Dörtyol ilçesi sınırları içinde ilk neolitik yerleşmenin görüldüğü höyüktür.

Ziyaret Tepe Höyüğü, Diyarbakır ilinin Bismil ilçesi güneydoğusunda, Dicle ve Batman Çayı'nın birleşme noktasının 20 km. batısında, Dicle'nin güney kıyısında yer alan bir höyüktür. Bölgedeki büyük höyüklerden biri olup, ovadan 22 metre yükseklikte 3 hektarlık bir alandır. Kuzey taraftaki höyüğün (akropol) üç tarafında uzanan "aşağı şehir" ise 29 hektarlık bir alana yayılmıştır. Diyarbakır Arkeoloji Müzesi tarafından Tepe Höyüğü adıyla tescil edilmiştir.

Que; Quwe, Kue olarak adlandırılır. Anadolu'da var olmuş bir MÖ 1. binyıl krallığıdır.

<span class="mw-page-title-main">Kelenderis</span> Mersinde bir antik yerleşim

Kelenderis, günümüzde Mersin'e bağlı Aydıncık ilçesinde yer alan antik kent ilk kez 1987 yılında kazılmaya başlanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">İssos</span> Hatayın kuzeydoğusundaki bir antik kent

İssos veya Issos Hatay'ın kuzeydoğusunda İskenderun 'un kuzeyinde Akdeniz kıyısında yer alan önemli bir antik şehirdir. Günümüzde Hatay'ın Dörtyol ilçesine bağlı olan Yeşilköy bölgesinde, İskenderun Körfezinin doğu kıyısında, denize 500 mesafede yer alan antik kenttir. Zeminden 26 metre yükseklikteki höyük 33 dönüm alana yayılmış durumdadır. Günümüz Kinet Höyük olarak bilinmektedir. İssos [Yunanca Ἱσσός] Antik Kenti Kilikya'daki en büyük antik [Klasik Çağ öncesi] yerleşimi olarak kabul edilmektedir. İssos [Ἱσσός] Antik Kenti Hititçe Izziya olarak bilinmektedir. Höyükte yapılan kazılarda Geç Neolitik Çağ, İlk Tunç Çağı [MÖ 2.500-2.000], Orta Tunç Çağı [MÖ 1.650-1.550], Son Tunç Çağı / Hitit Dönemi [MÖ 1.400-1.200], Demir Çağı [MÖ 1.200-400] ve Geç Demir Çağı'ndan Helenistik Dönem'e kadar [MÖ 7.-1. Yüzyıllar] yerleşimleri ortaya çıkartılmıştır. MÖ 333 yılında, Ahameniş [Pers] hükümdarı III. Darius ile Makedonya kralı Büyük İskender arasında yapılan İssos Savaşı İssos Ovası'nda yapılmıştır. Savaş Büyük İskender komutasındaki Makedon ordusunun zaferiyle sonuçlanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Palaestina Prima</span>

Palæstina Prima ya da Palaestina I, 390'dan 7 yüzyıla kadar bir Bizans eyaleti idi. 614 yılında Sasani İmparatorluğu tarafından ele geçirildi ancak 636 yılında Müslümanların Suriye'yi fethi ile nihai kaybından önce 628 yılında tekrar geri alındı.

<span class="mw-page-title-main">Namrun Kalesi</span> Çamlıyaylada bir Kale

Namrun Kalesi, Türkiye'nin Mersin şehrine bağlı Çamlıyayla ilçesinde yer alan bir kaledir. Genel özellikleri daha eski tarihleri işaret ettiği için, Asurluların "İllubru" adlı kalesi olduğu da söylenir. Orta Çağ'da Kilikya Ermeni Krallığı'nın bir parçası iken, kale Lampron adıyla biliniyordu ve Ermeni Hethumid prenslerinin atalarının ikamet yeriydi. Toros Dağları'nda yer alan kale, Tarsus ve Gülek Boğazı'na geçiş yapar.