İçeriğe atla

Kerimüddin Mahmud-i Aksarayî

Kerimüddin Mahmud-i Aksarayî
كريم الدين الأقسرايي
DoğumMahmud bin Muhammed
13. yüzyılın ilk çeyreği
Ölüm1332/33[1]
Etnik kökenTürkmen
MeslekMemur, şair, yazar
Dinİslam

Kerimüddin Mahmud-i Aksarayî (Farsçaكريم الدين الأقسرايي) ya da gerçek adıyla Mahmud bin Muhammed, ne zaman ve nerede doğduğu ve öldüğü bilinmeyen Selçuklu memur ve yazar. Yazdığı Müsâmeretü'l-Ahbâr isimli eser günümüzde İbn Bîbî'nin el-Evâmirü'l-Alâiyye fi'l-umûri'l-Alâiyye'sinin ardından Selçuklu tarihi hakkındaki en önemli kaynak olarak kabul edilmektedir.[1][2]

Aksarayî hakkındaki günümüz bilgileri ancak Müsâmeretü'l-Ahbâr'dan yapılan çıkarımlardan ibarettir.[3] İsmindeki Aksarayî nispetinden dolayı ve eserinde Aksaray'dan da bilgiler vermesi nedeniyle Aksaraylı olduğu tahmini yapılmaktadır.[3] Ayrıca II. Gıyaseddin Keyhüsrev'in ölümünden sonra gerçekleşen olayları Selçuklu divanında bire bir gözlemleyerek verdiği bilgiler[4] nedeniyle de o tarihte 20-25 yaşında olduğu hesaba katıldığında 13. yüzyılın ilk çeyreğinde doğduğu tahmin edilmektedir.[3] Eserinde Arapça hadis ve ayetlerden örnek göstermesinden iyi bir Arapça bilgisine sahip olduğu, yine eserinde yazdığı kaside ve mesnevilerden de bir şair olduğu çıkarımı yapılmaktadır.[3] Aksarayî'nin tahmini 1276 ile 1323 yılları arasında yani 47 yıl devlet hizmetinde kaldığı tahmin edilmektedir.[3]

Hayatı

Aksarayî Müsâmeretü'l-Ahbâr'da kendi hayatına ve devlet görevlisi olduğuna ilişkin ilk bilgiyi 1276 yılında bizzat katıldığı Hatiroğlu İsyanı ile vermektedir.[3] Aksarayî eserinde bu konu hakkında "Ben de o divanda bir kalem sahibi idim. Fakat onlara uymam zorunlu olduğundan ve diğer tamahkârlar gibi kimsenin malına el uzatmadığımdan tanrının da yardımıyla bu fesattan bir zarar görmeden, yağdan kıl çeker gibi kurtuldum."[5] Bu isyan hareketine katılması nedeniyle Aksarayî'nin üst düzey bir devlet görevlisi olmadığı da anlaşılmaktadır.[3] Bu olaydan sonra Şehzade Kongurtay'ın Aksaray'a gelip Kızıl Hamid ile Şengit'in çıkardığı karışıklıkları bastırdığı sırada kendisine ait bilgiler vermektedir.[6] Aksarayî o dönem Moğollar tarafından ölen ve esir alınanların sayımında görevlendirilmiştir.[7]

Bu olaydan sonra ise Abaka Han'ın emriyle Mücireddin Emir Şah'ın hizmetine girmiştir.[8] Bu göreve tam olarak hangi tarihte getirildiği bilinmese de Mücireddin Emir Şah'ın 1288'de İlhanlı Hanı Argun'un yanına giderken Aksarayî'yi de yanına aldığı bilinmektedir.[6] Mücireddin Emir Şah'ın o yolculuktan sonra emirlik ve naiplik elde etmesi[9] nedeniyle Aksarayî onu tebrik eden bir kaside yazmıştır.[10] 1297 yılında dek Mücireddin Emir Şah'ın hizmetinde kalan 1289-1291 yıllarını Danişmend yöresinde geçirmiş, Mücireddin Emir Şah'ın azledilip Aladağ'da yargılanması sırasında yanında bulunmuştur.[6] 1292'de ise Kastamonu'da isyan çıkaran II. Gıyaseddin Mesud'un kardeşi Kılıç Arslan'a karşı harekete geçen Mücireddin Emir Şah'ın yanında savaşa katılmıştır.[11] 1297 yılında Gazan Han'a karşı Anadolu'da çıkan isyandan sonra Mücireddin Emir Şah ile birlikte tekrar İlhanlı hanını görmeye giden Aksarayî dönüş yolunda yaşadıkları korkutucu olaylardan da eserinde bahsetmiştir.[12] Bu olaydan sonra ise azledilen Mücireddin Emir Şah'ın yanından bir süre için ayrılmıştır.

Mücireddin Emir Şah'tan ayrı kaldığı dönemde Moğol emirleri Baytimur, Samagar ve Arab'ın Avcı Kaya'da otağ kurduklarını ve kendisinden hazineye ait malların listesini istediklerini aktaran Aksarayî aynı zamanda sert muamele gördüğünü de aktarmaktadır.[6] O sırada çıkan kasırga ve arkasından gelen dolu ile defterlerin uçup yok olması ile bu tehlikeden kurtulduğunu yazan[13] Aksarayî Mücireddin Emir Şah'ın yeniden devlette görev almasıyla onun yanına gitmiştir.[6]

Aksarayî, İç Anadolu'da meydana gelen bir karışıklığı yatıştıran Mücireddin Emir Şah'a yönelik yazılan "Sultanlar bir iş uğruna yüz kan dökerler!" mektubuna cevaben "Ey sultan! Sen yüz iş uğruna bir kan dök." diye cevap vermiştir.[14] Ayrıca Mücireddin Emir Şah tarafından Sivas'tan Konya'ya kaçan III. Alâeddin Keykubad'ın bıraktığı hazineleri sayıp kaydetmesi için görevlendirilmiştir.[15] Aksarayî bu olaydan sonra kısa bir zaman dışında uzun yıllar Mücireddin Emir Şah'ın yanından ayrılmamıştır.[6]

Mücireddin Emir Şah'ın 1301'de ölümünün ardından Gazan Han tarafından Selçuklu ülkesi vakıflar mütevelliliğine tayin edilmiştir. Bu olaydan sonra eserinde bir tarih belirtmeyen Aksarayî'nin ne kadar süre bu görevi yürüttüğü bilinmese de bir süre için evkaf mütevelliliği yaptığı da bilinmektedir.[16] Aksarayî'nin evkaf mütevelliliği görevini de kaç yıl yürüttüğü bilinmemekte, bu görevi sırasında İrencin Noyan ile İlyas adındaki bir Türkmen gencinin çatışmasını aktarmaktadır.[17] Ayrıca Niğdeli Kadı Ahmed'in ifadesine göre bir süre Aksaray kale muhafızı olduğu da bilinmektedir.[16][1]

1332 ya da 1333 yılında öldüğü tahmin edilen[1] Aksarayî'nin Müsâmeretü'l-Ahbâr'ı yazdığı sırada da 75-100 yaşları civarında olduğu düşünülmektedir.[16] Aksarayî, maddî olarak oldukça iyi durumda olmakla birlikte Gevale Kalesi de mülkiyetinde bulunmaktaydı.[18]

Kaynakça

Özel
  1. ^ a b c d Aka, İsmail (1989). "Kerîmüddin AKSARÂYÎ" (PDF). İslâm Ansiklopedisi. 2 (Ali Rıza Başkan Güzel Sanatlar Matbaası A.Ş. bas.). İstanbul: Türk Diyanet Vakfı. s. 293. 13 Mart 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 13 Mart 2014. 
  2. ^ "Müsameretü'l - Ahbar". radikal.com.tr. 13 Mart 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Mart 2014. 
  3. ^ a b c d e f g Aksarayî 2000, s. Giriş I.
  4. ^ Aksarayî 2000, s. 34, 35.
  5. ^ Aksarayî 2000, s. 110.
  6. ^ a b c d e f Aksarayî 2000, s. Giriş II.
  7. ^ Aksarayî 2000, s. 128.
  8. ^ Aksarayî 2000, s. 145, 147.
  9. ^ Erdem, İlhan (2004). "İlhanlılar'da Ahmed Teküder Dönemi ve Selçuklular" (PDF). Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Tarih Araştırmaları Dergisi. 22 (35). s. 105. doi:10.1501/0002422. ISSN 1015-1826. 2 Haziran 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 13 Mart 2014. 
  10. ^ Aksarayî 2000, s. 148, 149.
  11. ^ Aksarayî 2000, s. 179.
  12. ^ Aksarayî 2000, s. 209.
  13. ^ Aksarayî 2000, s. 230, 231.
  14. ^ Aksarayî 2000, s. 255.
  15. ^ Aksarayî 2000, s. 289.
  16. ^ a b c Aksarayî 2000, s. Giriş III.
  17. ^ Aksarayî 2000, s. 304.
  18. ^ Aksarayî 2000, s. Giriş IV.
Genel
  • Aksarayî, Kerimüddin Mahmud-i (2000), Müsâmeretü'l-Ahbâr, çev. Mürsel Öztürk (Türk Tarih Kurumu Basımevi bas.), Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, ISBN 9751612217 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Kervansaray</span> kentlerarası uzak anayollarda kervanların konaklaması için yapılmış büyük han

Kervansaray, kervanların ticaret yolları üzerinde kurulan konak yeridir. Kervansaraylar ilk defa milattan önce 5. yüzyılın başlarına doğru Ahameniş İmparatorluğu tarafından yaptırılmıştır. Önceleri askeri savunma için düşünülmüş, zamanla artan ticaret ve dini ihtiyaçları karşılaması için genişletilmiştir. Selçuklu devrinde ticari yol ağı üzerinde kervanların akşamları güvenli bir şekilde konaklamaları ve ihtiyaçlarını görmeleri için sultan hanı da denilen kervansaraylar yapılmıştır. Büyük ticaret yolları üzerinde kurulmuş olan Selçuklu kervansaraylarının aralarındaki uzaklıklar, deve yürüyüşü ile günde dokuz saat, yani 40 kilometre esas tutularak saptanmıştır. Çevrelerindeki yüksek duvarlarla korunan ve barış zamanlarında pazaryeri olarak da iş gören bu kervansaraylar savaşta kale olarak da kullanılırdı. Selçuklu kervansarayları üç genel tipe uygun olarak yapılmışlardır. Bunlar, yazlık denilen avlulu, kışlık denilen kapalı ve her iki türün birleştirilmesinden oluşan karma tiplerdir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde şehirlerdeki hanlar ticaret ve konaklamak için yapılmış gelir getirici vakıf yapılarıdır.

<span class="mw-page-title-main">Germiyanoğulları Beyliği</span> Batı Anadoluda eski bir Türk beyliği

Germiyanoğulları Beyliği, Anadolu Selçuklu Devleti’nin çökmesi ve dağılmasıyla başlayan Anadolu Beylikleri döneminde Batı Anadolu’da Kütahya merkezli olarak kurulmuş bir beyliktir. Germiyan adının anlamı Farsçada "sıcak" anlamına gelen germâ sözcüğünden, yine Farsçadaki çoğul üretme takısı -yân ile türetilmiştir. "Ilıcalar" anlamına gelir. Germiyan aşiretinin menşei hakkında çeşitli görüşler vardır.

III. Alâeddin Keykubad, Anadolu Selçuklu Sultanı ve II. İzzeddin Keykavus'un torunudur.

<span class="mw-page-title-main">İlhanlılar</span> İran merkezli Moğol devleti (1256–1335)

İlhanlılar veya İlhanlı Devleti, Cengiz Han'ın torunu Hülagû Han tarafından, merkezi Tebriz olmak üzere Orta Doğu'da kurulan Moğol devletidir.

<span class="mw-page-title-main">I. Melikşah</span> 3. Büyük Selçuklu Devleti Sultanı

I. Melikşah, Türk, Büyük Selçuklu İmparatorluğu hükümdarı.

<span class="mw-page-title-main">Sultan Han (Aksaray)</span> Kervansaray

Sultan Han, Aksaray'da kendi adıyla anılan Sultanhanı ilçesindedir. Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad tarafından yaptırılan eser 1229 yılında tamamlanmıştır. Mimarı Şamlı Muhammed bin Havlan'dır. 4800 m² alana yayılan alanı ile Anadolu'daki en büyük Selçuklu kervansarayıdır. Klasik Selçuklu kervansaray şemasının örneklerindendir.

III. Gıyaseddin Keyhüsrev, Anadolu Selçuklu Sultanı ve IV. Kılıç Arslan'ın oğludur.

<span class="mw-page-title-main">Salgurlular</span> Vikimedya liste maddesi

Salgurlular, 1148-1286 tarihleri arasında İran'ın Fars bölgesinde hüküm süren Türk hanedanıdır. Hanedan adını yirmi dört Oğuz boyundan biri olan Salgur'dan alır. Selçukluların Fars meliki Melikşah b. Mahmûd'un bölgede yaşayan Salgurluların reisi olan, atabeyi Muzafferüddin Sungur b. Mevdûd'un kardeşini suçsuz yere öldürmesi üzerine Atabeg Sungur isyan etti. 1148'de Melikşah'ı yenilgiye uğratıp Şiraz'ı ele geçirdi ve Salgurlular veya Fars Atabegleri adıyla bilinen hanedanın temellerini attı.

<span class="mw-page-title-main">Ahmed Teküder</span> Hükümdar

Ahmed Teküder, 1282 - 1284 arasında hüküm sürmüştür.) İlhanlı hükümdarı, Hülagü'nün oğlu ve Abaka Han'ın kardeşiydi. Nikolas Teküdar Han adıyla Nesturi Hristiyan olarak dünyaya gelen Teküdar sonradan İslam dinini benimseyip adını Ahmet Teküder olarak değiştirmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Sâhib Ata</span>

Sahib Ata Fahrettin Ali, Selçuklu büyük veziridir. Sahip Ata Fahrettin Ali, daha çok Sâhib Ata veya Sahib diye tanınırdı.

<span class="mw-page-title-main">Gazan</span> 1295-1304 yılları arasında Moğol İlhanlının hükümdarı

Gazan Han veya Tatarların Hanı Kazaan, d. 11 Aralık 1271 – 25 Mayıs 1304), 1295-1304 yıllarında Moğol İmparatorluğunun İran'daki İlhanlı bölümünün 7. hükümdarıydı. Batı tarihçileri ona bazen Casanus veya Cassanus da derler.

Reşîdüddîn Fazlullah-ı Hemedânî,, Yahudi kökenli Pers hekim, yazar, tarihçi ve İlhanlılar'ın bir veziridir.

<span class="mw-page-title-main">Câmiu't-Tevârîh</span>

Câmiu't-Tevârîh, Mahmud Gazan'dan, Moğollar ve onların hanedanlığını, sonraları Âdem'den Reşîdüddîn Hemedanî’nin yaşadığı döneme kadar olan tüm tarihi kayıtları içeren bir kitaptır.

İlhanlılar devrinde Alevîler Moğolların en güçlü devirlerinde Kara-Kurum saraylarında itibar sahibi olan Budist ve Hristiyan din adamlarıyla karşı karşıya gelen İslâmiyet mensupları çok büyük tehlikelere maruz kalmışlardı. İlhanlılar’ın henüz kudret sahibi olmadıkları devirlerde Cengiz’in kurduğu büyük imparatorluk henüz parçalanmamıştı. Onun yerine geçen “Oktay Han” ise Cengiz’in koyduğu yasaları taviz vermeden uygulamaktaydı. Bilhâssa Kayuk Han devrinde Moğol âdetlerinden kaynaklanan yasaların hâkimiyeti altında yaşayan Müslümanlar büyük işkencelere maruz kalarak ezilmekteydiler. Argon Han devrinde ise Müslümanlar çok şiddetli bir mezâlime maruz kaldılar.

<span class="mw-page-title-main">Müsâmeretü'l-Ahbâr</span> Kerimüddin Mahmud-i Aksarayî tarafından Farsça yazılan eser

Müsâmeretü'l-Ahbâr ya da Tezkire-i Aksarâyî, İlhanlı Hanı Ebu Said Bahadır'ın tahta oturmasıyla Anadolu valisi tayin edilen Emir Çoban'ın oğlu Timurtaş adına Kerimüddin Mahmud-i Aksarayî tarafından Farsça yazılan eser. 1323 yılında tamamlanan eser günümüzde İbn Bîbî'nin el-Evâmirü'l-Alâiyye fi'l-umûri'l-Alâiyye'sinin ardından Selçuklu tarihi hakkındaki en önemli kaynak olarak kabul edilmektedir.

<i>el-Evâmirül-Alâiyye fil-umûril-Alâiyye</i>

el-Evâmirü'l-Alâiyye fi'l-umûri'l-Alâiyye ya da Selçuknâme, İbn Bîbî tarafından Farsça olarak yazılan eser. 1277 ve 1282 yılları arasında yazılan eser Anadolu Selçuklu Devleti döneminin birincil kaynağı olarak kabul edilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Selçuknâme</span> Selçuklulardan bahseden eserlere verilen genel ad

Selçuknâme, özellikle Selçuklu Hanedanından bahseden eserlere verilen genel ad. 11. yüzyıldan itibaren başlayan selçuknâme yazıcılığından günümüze ulaşan en eski eser Zahîrüddîn-i Nîsâbûrî'nin Irak Selçuklu Sultanı II. Tuğrul adına yazdığı eserdir. İbn Bîbî'nin el-Evâmirü'l-Alâiyye fi'l-umûri'l-Alâiyyesi ile Kerimüddin Mahmud-i Aksarayî‎'nin Müsâmeretü'l-Ahbâr‎'ı da bu tarzın önemli örneklerindendir.

<span class="mw-page-title-main">Baydu Han</span> İlhanlı imparatoru

Baydu Han ; 1295 yılında kısa süreli İlhanlı hükümdarı.

<span class="mw-page-title-main">İncûlular</span> Şerefeddin Mahmud Şahın İlhanlı hükümdarı Olcaytu Han tarafından incû idaresiyle görevlendirilip, Ebû Said Bahadır Han döneminde bağımsızlığını ilan eden devlet.

İncûlular Kurucusu Şerefeddin Mahmud Şah’ın İlhanlı hükümdarı Olcaytu Han tarafından incûların idaresiyle görevlendirilmiş olmasından dolayı hânedan bu adla anılmıştır. Hamdullah el-Müstevfî'ye göre Şerefeddin Mahmud Şah’ın soyunun mutasavvıf Hâce Abdullah Herevî’ye ulaşır. İlhanlı Hükümdarı Ebû Said Bahadır Han döneminde Şîraz ve hemen hemen bütün Fars bölgesini hâkimiyeti altına alan Şerefeddin Mahmud Şah fiilen bağımsız bir hükümdar haline geldi (1325).