
Doğan Kuban, Türk mimar ve akademisyendir. Türkiye'nin ilk ve en önemli mimarlık tarihçilerindendir.
Robert Studley Forrest Hughes, Avustralya Nişanı sahini, Avustralyalı sanat eleştirmeni ve belgesel yapımcısı. 1970 yılından beri New York'ta yaşamaktadır.

Ekspresyonist veya dışavurumcu mimarlık, modern mimarlık akımlarından biridir. Almanya’da I. Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan Ekspresyonist mimarlık, 1930’a kadar varlığını sürdürmüştür. Çok kesin ve çizgileri belirlenmiş bir üsluba sahip değildir. Ekspresyonist mimarlık, genelde tarihten biçim aktarmaları yapmayı yadsımış olmasına rağmen ortaya çıkan bazı ürünlerde geçmişi yorumlama çabası görülmektedir. Yine de ekspresyonistlerin ana özelliği hiçbir biçimsel ön yargı taşımamaları ve daima yaratma sorunsalını ön plana çıkarmalarıdır.

San Giorgio Maggiore İtalya, Venedik'te San Giorgio Maggiore adasında yer alan ve Andrea Palladio tarafından dizayn edilmiş bir Bazilika dır. Kilisenin ön yüzü San Marco meydanından bakılan panoramasında merkezi bir rol oynar.

Dekonstrüktivizm ya da yapısal analiz, 1980'lerin sonlarında ortaya çıkan postmodern mimari akımı. Yapıyı oluşturan mimari unsurların bütünlüğünün parçalanması, yüzeylerle yapılan oyunlar, dış cephe gibi mimari unsurların dikaçılı olmayan köşelerle yamultulması ve kaydırılması gibi yöntemlere dayanır. Dekonstrüktivist tarza sahip binalar bakanlara belirsizlik ve kargaşa hissi verir.
John Julius Cooper veya John Julius Norwich, İngiliz popüler tarihçisi, gezi yazarı ve televizyoncudur.

Oppositions ABD'nin New York şehrinde kurulmuş bir sivil toplum kuruluşu olan Mimari ve Kentsel Çalışmalar Enstitüsü tarafından 1973 ve 1984 yılları arasında yayınlanan mimari bir dergidir.
Konstrüktivizm veya Konstrüktivist Mimari modern mimarinin bir formu olup daha çok Sovyetler Birliği'nde 1920'li yıllarda ve 1930'lu yılların başında yaygınlık kazanmış bir mimarlık akımıdır.
Mimarlık teorisi veya mimari teori mimarlık hakkında düşünmek, tartışmak ve en önemlisi yazmak eylemlerine verilen isimdir. Mimarlık teorisi dünyanın birçok yerinde mimarlık fakültelerinde öğretilmekte ve bazıları da belli mimarlar tarafından benimsenip uygulanmaktadır.

Mimarlık tarihi farklı uygarlıklar, ülkeler ve zamanlardaki mimarlık tarihininin gelişimini inceler.

Organik mimari veya Organik mimarlık insan barınma ihtiyaçları ile doğal hayatın bir uyum içinde yer almasını savunan bir mimarlık felsefesi ve anlayışıdır. Doğa ile hem yapının bulunduğu inşaat alanının, hem çevresinin hem de iç dekorasyonunun bir harmoni içinde iç içe olmasını savunur.
Enformasyon Sanatı elektronik sanatı'ndan yeni gelişen bilgisayar bilimi, bilişim teknolojisi ve ayrıca klasik sanat dalları performans sanatı, görsel sanat, yeni medya sanatı, kavramsal sanat gibi alanları sentezleyen bir sanat dalıdır. Enformasyon Sanatı, genellikle büyük çapta bilgi işleyerek sanatsal içerik üreten bilgisayarlarla etkileşim halindedir.

Sokak sanatı toplumsal alanlarda yaratılan ve içerik olarak sanat çevresinin dışında yer alan bir görsel sanat türüdür. Bu tanım seksenlerin başlarında popülerlik kazanmıştır. Sokak sanatının günümüzde birçok farklı uygulaması vardır.
Elektronik Sanat elektronik ortam kullanılarak yapılan sanat biçimidir. Teknoloji'iden yaralandığı için sürekli farklı ve daha kaliteli ürünler ortaya çıkarma olanağı vardır. İlişkili olduğu konular information art, new media art, video art, dijital sanat, interaktif sanat, internet sanatı ve electronik müziktir. Kavramsal sanat ve sistem sanatı'ndan gelişerek büyüdüğü kabul edilmektedir.

Palladyanizm Avrupa'da beliren, ismini Venedikli mimar Andrea Palladio'dan (1508–1580) alan ve onun yaptığı tasarımları örnek gösteren mimari tarzdır. Bugün palladyan mimari olarak bilinen akım, Palladio'nun orijinal kavramlarının evrimleşmesi sonucu ortaya çıktı. Palladio'nun eserleri genel olarak vurgulu bir simetri, pespektif ile Antik Yunan ve Antik Roma'dan ilham alan antik klasik tapınak mimarisinden izler taşır. 17. yüzyıldan itibaren Palladio'nun bu yorumlaması, Palladyanizm denilen bir tarza evrildi. Bu akım 18. yüzyıla kadar gelişimini sürdürdü.

Blenheim Sarayı, İngiltere'nin Oxfordshire şehrinde Woodstock'ta bulunan anıtsal bir kırsal malikane evidir. Marlborough Düklerinin başlıca ikametgâhıdır ve kraliyetle ve piskoposlukla ilgili olmadığı halde İngiltere'de saray unvanını elinde bulunduran tek kırsal malikane evidir. İngiltere'nin en büyük malikane evlerinden biri olan saray 1705-1722 yılları arasında inşa edilmiştir. Blenheim Sarayı 1987'de UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak ilan edilmiştir. Bir aile malikane evi, mezarlığı ve ulusal anıt olarak kullanımı ile eşsizdir. Saray Sir Winston Churchill'in doğum yeri ve baba evi olarak da dikkat çekicidir.
David Marshall Lang, Londra Üniversitesi Oryantal ve Afrika Çalışmaları Okulu'nda Kafkas Çalışmaları profesörlüğü yapan akademisyen. Gürcü, Ermeni ve antik Bulgar tarihinde uzmanlaşmış en üretken İngiliz bilim insanlarından biriydi.

Orta Çağ'da mimari, mimarlıkla ilgili dini, medeni, askeri ve sivil binaları içermektedir. Stilleri Romanesk ve Gotik mimaridir. Hayatta kalan Orta Çağ mimarisinin çoğu kiliselerde ve kalelerde görülür.

Hudson Nehri Ekolü, estetik vizyonu Romantizmden etkilenen bir grup manzara ressamı tarafından şekillendirilen 19. yüzyıl ortalarında bir Amerikan sanat hareketiydi. Tablolar tipik olarak Hudson Nehri Vadisi'ni, Catskill, Adirondack ve Beyaz Dağların çevresini tasvir ediyor. Okulla ilişkilendirilen ikinci nesil sanatçıların eserleri, New England, Maritimes, Batı Amerika ve Güney Amerika'daki diğer yerleri kapsayacak şekilde genişledi.

Mimarlık sosyolojisi, yapılmış çevrenin sosyolojik çalışması ve modern toplumlarda mimarların rolü ve kapsamıdır. Mimarlık temel olarak estetik, mühendislik ve sosyal kavramlardan meydana gelir. Yapılmış çevre, insanların aktivitelerinden oluşan tasarlanmış alanlardır. Bu alanlar birbiriyle ilişkili ve birbirinden ayrılamaz bir bütündür. Birbirinden farklı birçok sosyal kurum bulunmaktadır. Bu sosyal kurumlar, bazen binayı kullanan insanların hem binada yaşayanların amacından hem de çeşitli yapı ve organize iletişim akışından tüm yönlerden faydalanmalarını sağlamak için işlevsel alanlara ihtiyaç duyar. Binaların bu sosyal kurumların ihtiyaçlarını, toplumsal gereksinimleri, karşılamak üzere tasarlanma biçiminin, mimaride sosyal yönlerin uyumu olduğu söylenebilir.