İçeriğe atla

Kaynayan kurbağa

Yanan elektrikli ocağın üstünde duran sos tavasının sapında oturan kurbağa
Yanan elektrikli ocağın üstünde duran sos tavasının sapında oturan kurbağa

Kaynayan kurbağa, canlı halde kaynayan bir kurbağayı anlatan yaygın bir anekdottur. Anekdotun temel dayanağı olan iddia, kurbağanın kaynayan suya atıldığında dışarı zıplayacağı; fakat soğuk suya konulup yavaşça ısıtıldığında neler olduğunu fark edemeyip yavaşça kaynayarak öleceğidir. Bu anekdot, genellikle insanların yavaşça gerçekleşen değişikliklere nasıl tepkisiz kaldığını göstermek için mecazi anlamda kullanılır.[1] Günümüz biyologlarına göre bu dayanak aslında doğru değildir, zira suya batmış ve yavaşça ısıtılmış olan bir kurbağa, dışarı sıçrayacaktır.[2][3] Bunun aksine, 19. yüzyılda yapılan pek çok araştırmada bu dayanağın gerçek olduğu söylenmiş, su yeterince yavaş ısıtılırsa kurbağanın fark etmeyeceği öne sürülmüştür.[4][5]

Kültürel kullanım

Kaynayan suya bir kurbağa atarsanız, elbette ki çılgınca kaptan çıkmaya çalışacaktır. Fakat eğer onu ılık suya koyar ve suyu ısıtırsanız, uysalca orada oturacaktır. Su yavaşça ısındıkça, kurbağa rahat bir uyuşukluk haline geçecektir, tıpkı sıcak bir banyo yapan bizden biri gibi ve çok zaman geçmeden, yüzünde bir gülümsemeyle, karşı koymadan kaynayarak ölmesine izin verecektir.

Daniel Quinn'in The Story of B adlı eserinden.

Kaynayan kurbağa hikâyesi, genellikle mecazi bağlamda ve insanların aşamalı değişikliklere karşı uyanık olması gerektiği, aksi halde nihayetinde istenmeyen bazı sonuçlarla karşılaşabilecekleri mesajıyla anlatılır. Hikâye küçük bir adımın tetikleyeceği durumların en sonunda önemli sonuçlara yol açabileceğine ilişkin tartışmaları (kaygan zemin tartışmaları) desteklemek için anlatılabilir. Aynı zamanda, ekonomi ve iş alanındaki değişikliklerin kabul edilebilmesi için yavaşça gerçekleşmesi gerektiğini belirtmek için de kullanılır.[1][6] "Kaynayan kurbağa sendromu" ifadesi, bazen bu mecazi anlamları kısaca ifade etmek için kullanılır.[7][8]

Bu hikâye pek çok defa anlatılmış ve pek çok defa değişik konulara işaret etmek için kullanılmıştır. 1960'larda Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği'ne gösterilen sempatiye,[9] 1980'lerde hayatta kalmacılar tarafından yakın olduğu düşünülen uygarlığın çöküşüne[10] ve 1990'larda iklim değişikliği ve şiddete maruz kalınan ilişkileri sürdürmek gibi konulara olan duyarsızlığa dikkat çekmek için kullanılmıştır.[11][12] Ayrıca, libarteryenler tarafından sivil hakların yavaşça yok oluşununa dikkat çekme amaçlı kullanıldı.[6] Çin'de de bir kuruluşun üyelerinin yavaşça kuruluştan ayrılmaya başlaması üzerine, bu konuda halkı uyarmak için kullanıldığı bilinmektedir.[13]

Çevreci yazar Daniel Quinn, 1996 yılında yazdığı The Story of B adlı eserinde, insanlık tarihi, nüfus artışı ve gıda artıklarını anlatmak için kaynayan kurbağa hikâyesine bir bölüm ayırdı.[14] Hikâyenin değiştirilmiş bir şekli, Al Gore tarafından sunumlarında ve 2006 yılında çekilen filmi Uygunsuz Gerçek'te küresel ısınmaya karşı duyarsızlığı anlatmak amacıyla kullanılmıştır. Gore'un kullandığı hikâyede, kurbağa zarar görmeden önce kurtarılmaktadır.[15]

Felsefede, kaynayan kurbağa hikâyesi, sorites paradoksunu açıklamanın bir yolu olarak kullanılır. Bu paradoks, her bir defada içinden tek bir kum tanesi alınan bir kum yığınını konu alır ve belli bir noktadan sonra kalan miktarın bir kum yığını olarak tanımlanıp tanımlanamayacağını sorar.[16]

Bilimsel arka plan

19. yüzyılda suda yavaşça ısıtılan kurbağalar üzerine pek çok deney yapıldı. 1869 yılında, ruhun yerine dair deneyler sırasında, Alman psikolog Friedrich Goltz, beyni alınmış bir kurbağanın yavaşça ısıtılan suda kaldığını; fakat, sağlıklı kurbağaların kaçmayı denediklerini gözlemledi.[4][17]

Diğer deneylerde ise kurbağaların yavaşça ısıtılan sudan kaçmaya çalışmadıkları sonucuna varıldı. Heinzmann, 1872 yılında yaptığı deneyde suyun yeterince yavaş ısıtılması halinde normal bir kurbağanın kaçmaya çalışmayacağını gözlemledi,[18] 1875 yılında Fratscher de aynı sonuca vardı.[19]

Goltz suyun sıcaklığını on dakikada 17,5 °C'den 56 °C'ye, yani dakika başına 3,8 °C'lik bir hızla ısıttı ve deneyinde normal kurbağalar kaçmak istedi; Heinzmann ise suyu 90 dakikadan fazla bir sürede 21 °C'den 37,5 °C'ye çıkarttı ki bu dakika başına 0,2 °C'den az bir artış anlamına gelmektedir.[4] 1897 yılından kalma bir kaynakta şu ifadeler yer almaktadır: "Bir deneyde sıcaklık saniye başına 0,002°C'lik bir hızla arttırıldı ve kurbağa 2,5 saat sonra hareket etmedi ve ölü bir halde bulundu."[20] Ancak bu doğruluğu konusunda bazı eleştiriler almıştır. Saniyede 0,002 °C ile 2,5 saatte suyun sıcaklığı 18 °C artar. Eğer su kaynadıysa suyun son sıcaklığı 100 °C'ye yakın olmalıdır. Bu durumda kurbağa suya en az 82 °C'de konulmuş olmalıdır. Kurbağa zaten bu sıcaklıkta anında ölecektir. İkinci eleştiri kurbağanın 2,5 saat boyunca hareket etmemiş olmasıdır. Bir kurbağa 2,5 saat içinde, sıcaklığa bağlı olmasa bile, hareket edecektir.

1888'de William Thompson Sedgwick bu deneylerin sonuçları arasındaki açık çelişkiyi, deneylerde kullanılan farklı ısıtma derecelerinin bir sonucu olarak açıkladı: "Gerçek şu gibi görünüyor, eğer ısıtma yeterince kademeliyse, normal kurbağalarda bile refleks söz konusu olmaz; eğer ısıtma daha hızlıysa, ama yine de kademeli denilebilecek şekildeyse, hiçbir şart altında normal kurbağanın ölmesini garanti altına almaz."[5]

Modern kaynaklar fenomenin gerçek olduğunu tartışma eğilimindedir. 1995'te Harvard Üniversitesi Biyoloji bölümünden Profesör Douglas Melton, konuyla ilgili "Bir kurbağayı kaynayan suya atarsanız, dışarı atlamaz. Ölür. Kurbağayı soğuk suya atarsanız, su ısınmadan dışarı atlar-sizin için orada uslu uslu oturmaz." ifadelerini kullandı. National Museum of Natural History'de sürüngenler ve amfibi hayvanlar sorumlusu olan George R. Zug da, "Çıkmasının bir yolu varsa, kurbağa kesinlikle çıkıp gidecektir." diyerek bu öneriyi reddeder.[2]

2002'de Oklahoma Üniversitesinin Zooloji bölümü emekli profesörlerinden Dr. Victor H. Hutchison, amfibi hayvanların ısıyla ilişkilerine dair bir araştırmayla bağlantılı olarak, "Efsane tamamıyla yanlış!" sözlerini sarf etti. Hutchison pek çok kurbağa türü için en yüksek kritik sıcaklığın çağdaş araştırma deneyleriyle nasıl belirlendiğini anlattı: Su dakikada 2 °F ya da 1,1 °C ısıtılırken kaçmaya çalışan kurbağa giderek artan oranda hareketli hale gelir ve kap buna uygunsa sonunda oradan dışarı atlar.[3][21]

Yorum

Hukuk profesörü ve hukuk yorumcusu Eugene Volokh 2003'te, gerçek kurbağaların davranışı ne olursa olsun, kaynayan kurbağa hikâyesinin mecaz olarak kullanışlı olduğunu belirtti ve bunu deve kuşunun kafasını kuma gömmesi mecazına benzetti.[6] Ekonomi dalında Nobel Ödülü bulunan ve New York Times'a dışarıdan yazılar yazan yazar Paul Krugman, Temmuz 2009'da bu mecazı gerçek kurbağaların böyle davranmadığını belirterek köşesinde kullandı.[22] Gazeteci James Fallows 2006'dan itibaren bunu "aptal bir uydurma" ve bir "mit" olarak tanımlayarak, insanların bu hikâyeyi anlatmaya bir son vermelerini gerektiğini savundu.[23][24] Ancak Krugman'ın köşe yazısından sonra, "kaynayan kurbağa cephesinde barış" ilân etti ve hikâyenin aslında doğru olmadığını belirttikten sonra onu kullanmanın sorun yaratmayacağını ifade etti.[25]

Kaynakça

  1. ^ a b "Slow Boiled Frog", Snopes, erişim tarihi: 2 Haziran 2009 []
  2. ^ a b "Next Time, What Say We Boil a Consultant", Fast Company Issue 01, Ekim 1995, 3 Temmuz 2005 tarihinde kaynağından arşivlendi, erişim tarihi: 10 Mart 2006 
  3. ^ a b Gibbons, Whit, "The legend of the boiling frog is just a legend" 11 Eylül 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Ecoviews, 18 Kasım 2002, 6 Ocak 2008 tarihinde erişilmiştir.
  4. ^ a b c Offerman 2009
  5. ^ a b Sedgwick 1888, s. 399
  6. ^ a b c Eugene Volokh (2003), "The Mechanisms of the Slippery Slope", 116 Harvard Law Review 1026, 17 Haziran 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi, erişim tarihi: 24 Haziran 2009 
  7. ^ Steven Yates (11 Ağustos 2001), The Boiling Frog Syndrome, 9 Temmuz 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi, erişim tarihi: 3 Kasım 2010 
  8. ^ David Bolchover (26 Mart 2005), "What is ... 'boiling frog syndrome'?", The Times, Londra 
  9. ^ Walter Trohan, "Report from Washington," Chicago Tribune (6 Haziran 1960): 2
  10. ^ Camille Recchia'dan bir alıntı: "Area Survivalists Circle Wagons for Coming Armageddon; Survivalists Prepare to Ride Out Armageddon; Fearing Economic Chaos, Advocates Store Food, Buy Gold, Silver", Washington Post (25 August 1980): C1. "That's what's happening to us. Things are getting worse and worse, so we don't really notice what's happening. Whatever happens will happen slowly, and we won't have time to jump out."
  11. ^ Crispin Tickell, "Human Effects of Climate Change: Excerpts from a Lecture Given to the Society on 26 March 1990", The Geographical Journal, Vol. 156, No. 3. (Nov., 1990), sf. 325-329, on 325.
  12. ^ Patricia Evans, The Verbally Abusive Relationship: How To Recognize it and How to Respond (Adams Media, 1996), sf. 111.
  13. ^ "谨防"温水煮蛙"现象". xinhuanet.com. 29 Eylül 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Kasım 2010. 
  14. ^ Quinn, Daniel (1996), "The Boiling Frog", The Story of B., ISBN 0553379011 
  15. ^ Al Gore (Yazar), Davis Guggenheim (Yönetmen) (2006). An Inconvenient Truth (Film). ABD. 16 Nisan 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Kasım 2010. 
  16. ^ Laurence Goldstein, "How to boil a live frog", Analysis, vol. 60, no. 266 (Nisan 2000): 170-178.
  17. ^ James Fallows (21 Temmuz 2009). "Guest-post wisdom on frogs". The Atlantic. 25 Eylül 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Temmuz 2009. 
  18. ^ Sedgwick 1888, s. 390
  19. ^ Sedgwick 1888, s. 394
  20. ^ Edward Scripture, The New Psychology 26 Eylül 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. (1897): [1] 22 Şubat 2017 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. 1882 yılında yapılan asıl deney şu şekilde gösterilmiştir: Sedgwick, "On the Variation of Reflex Excitability in the Frog induced by changes of Temperature," Stud. Biol. Lab. Johns Hopkins University (1882): 385. (İngilizce)
  21. ^ "Victor H. Hutchison - Department of Zoology, University of Oklahoma". 27 Aralık 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Haziran 2009. 
  22. ^ Krugman, Paul (13 Temmuz 2009). "Boiling the Frog". The New York Times. 22 Nisan 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Nisan 2010. 
  23. ^ Fallows, James (13 Mart 2007). "The boiled-frog myth: stop the lying now!". The Atlantic. 29 Temmuz 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Haziran 2009. 
  24. ^ Fallows, James (16 Eylül 2006). "The boiled-frog myth: hey, really, knock it off!". The Atlantic. 29 Temmuz 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Haziran 2009. 
  25. ^ Fallows, James (13 Temmuz 2009). "Peace on the boiled frog front". The Atlantic. 22 Ekim 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Ağustos 2012. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Rubidyum</span> Atom numarası 37, kısaltması Rb olan element

Rubidyum, Rb sembolü ile gösterilen, 37 atom numarasına sahip alkali metaller grubundan bir kimyasal element. 1861 yılında Gustav Kirchhoff ve Robert Bunsen tarafından Almanya'da keşfedilmiştir. Kimyasal açıdan potasyum ve sezyumun özelliklerine benzer özellikler gösterir ama potasyuma oranla çok ender bulunur. Oda sıcaklığında gümüşi beyaz renkli, yumuşak ve parlak bir katıdır. Kuru havada bile çok çabuk yükseltgenir, bu yüzden açık havada saklanamaz. Suyu şiddetle ayrıştırır ve ortaya çıkan hidrojeni tutuşturur.

<span class="mw-page-title-main">Maddenin hâlleri</span> maddenin farklı aşamalarında yer alan farklı hâlleri

Bir fizik terimi olarak maddenin hâli, maddenin aldığı farklı fazlardır. Günlük hayatta maddenin dört farklı hâl aldığı görülür. Bunlar; katı, sıvı, gaz ve plazmadır. Maddenin başka hâlleri de bilinir. Örneğin; Bose-Einstein yoğunlaşması ve nötron-dejeneje maddesi. Fakat bu hâller olağanüstü durumlarda gerçekleşir, çok soğuk ya da çok yoğun maddelerde. Maddenin diğer hâllerininde, örneğin quark-gluon plazmalar, mümkün olduğuna inanılır fakat şu an sadece teorik olarak bilinir. Tarihsel olarak, maddenin özelliklerindeki niteleyici farklılıklara dayanarak ayrım yapılır. Katı hâldeki madde bileşen parçaları ile bir arada tutulur ve böylece sabit hacim ve şeklini korur. Sıvı hâldeki madde hacmini korur fakat bulunduğu kabın şeklini alır. Bu parçalar bir arada tutulur ama hareketleri serbesttir. Gaz hâlindeki madde ise hem hacim olarak hem de şekil olarak bulunduğu kaba ayak uydurur.Bu parçalar ne beraber ne de sabit bir yerde tutulur. Maddenin plazma hâli ise, nötr atomlarda dahil, hacim ve şekil olarak tutarsızdır. Serbestçe ilerleyen önemli sayıda iyon ve elektron içerirler. Plazma, evrende maddenin en yaygın şekilde görülen hâlidir.

<span class="mw-page-title-main">Karbondioksit</span> Renksiz, kokusuz, yoğunluğu 152,0 °Cde ve 36 atmosfer basıncında kolayca sıvılaşan ekşimsi tatta bir gaz (CO2)

Karbondioksit, kovalent bağlı bir karbon ve iki oksijen atomundan oluşan moleküle sahip, normal koşullarda gaz hâlinde bulunan bileşiğin adıdır. Renk ve kokusu yoktur. Kimyasal formülü CO2 şeklinde olup molekül ağırlığı 44,009 g/mol'dür. Karbon içeren besin maddelerinin metabolize edilmesi sonucu meydana gelen bir son üründür. Küresel ısınmada önemli bir pay sahibidir. Yerden yansıyan güneş ışınlarının atmosferden çıkma oranını azaltır.

<i>Toros kurbağası</i> endemik tür

Toros kurbağası, Ranidae familyasından ortalama boyları 6 cm ile 7.5 cm arasında değişen Türkiye'de endemik bir kurbağa türüdür. Ayrıca dünyada ötmeyen tek kurbağa türü de toros kurbağasıdır. Yalnızca Orta Toroslar'da bulunan Bolkar Dağlarındaki Çiniligöl ve Karagöl'de yaşadığı sanılırken, 2007 yılında yapılan bir araştırma ile bu dağın yaklaşık 3000 m. yüksekliğinde Eğrigöl mevkiinde de yaşamakta olduğu ilk kez tespit edilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Yağmur</span>

Yağmur, atmosferik su buharından yoğunlaşan ve daha sonra yerçekiminin etkisiyle düşen su damlacıklarıdır. Yağmur, su döngüsünün önemli bir bileşenidir ve Dünya'daki tatlı suyun çoğunun birikmesinden sorumludur. Hidroelektrik santralleri, mahsul sulama ve birçok ekosistem türü için uygun koşullar için su sağlar.

<span class="mw-page-title-main">Pil</span> Pil, kimyasal enerjinin depolanabilmesi ve elektriksel bir forma dönüştürülebilmesi için kullanılan bir aygıttır

Pil, kimyasal enerjinin depolanabilmesi ve elektriksel bir forma dönüştürülebilmesi için kullanılan bir aygıttır. Piller, bir veya daha fazla elektrokimyasal hücre, yakıt hücreleri veya akış hücreleri gibi, elektrokimyasal aygıtlardan oluşur.

<span class="mw-page-title-main">James Prescott Joule</span> Fizikçi

James Prescott Joule. İngiliz fizikçi. Isının mekanik iş ile olan ilişkisini keşfetti. Bu keşif, enerjinin korunumu kuramını ve oradan da termodinamiğin birinci yasasının eldesini sağladı. SI sistemindeki iş birimi joule, onun adına ithafen verilmiştir. William Thomson ile mutlak sıcaklık ölçeğini geliştirmiştir. Bir direnç üzerinden geçen elektrik akımının ısı yaydığını bulmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Düdüklü tencere</span> yemekleri hızlı pişirmek için buhar gücünden yararlanan tencere

Düdüklü tencere, yemekleri hızlı pişirmek için buhar ve yüksek basınç yararlanma prensibi ile çalışan tencere. Basınçla suyun kaynama derecesi arasındaki ilişkiden hareketle ortaya çıkmıştır. Düdüklü tencere yemekleri yüksek sıcaklıkta ve tamamen kapalı hâlde pişirdiğinden, yemeklerin pişme süresini en aza indiren, subap ile belirli bir kaynama noktasına ayarlanmış tenceredir. Düdüklü tencerelerde patlama tehlikesine karşı, basınca, dolayısıyla pişme derecesine göre ayarlanabilen bu subap, basınç artınca düdük hava kaçırarak tencerenin patlamasına engel olur. Düdüklü tencere ismini de bu nedenle almıştır.

<span class="mw-page-title-main">Dendrobatidae</span>

Zehirli ok Kurbağası (Dendrobatidae), Anura (kurbağalar) takımının Orta ve Güney Amerika'da yaşayan bir familyası. 175 kadar keşfedilmiş türü bulunmaktadır. Dünyanın en zehirli hayvanlarıdır. Bir insan onlara dokunduğunda felç olabilir. Kendisini takip eden mavi halkalı ahtapotun zehri siyanürden 10.000 kat daha güçlü olmasına karşın, Zehirli ok kurbağasını yakalayamamıştır. Bu kurbağayı yutan bir insan 1 dakikadan az bir zamanda yaşamını yitirir. Batrakotoksin (Batrachotoxin) denilen zehri bilinen en etkili zehirden bile 250 kat güçlüdür. Boyu yalnızca 2,5 cm olmasına rağmen, bir insan ona dokunduğu anda vücuduna 400 farklı alkali zehir yayılmaya başlar. Zehir kana karışırsa 1 dakika içerisinde öldürebilir. Derisindeki zehir 30.000 fare ya da 150 insanı öldürebilecek güçtedir. Bilimciler bu zehri bir sinek ve karınca türünü yemesi nedeniyle derisindeki keselerde ürettiğini keşfetmişlerdir.

<span class="mw-page-title-main">Hipotermi</span> 35 °C altı insan merkezî vücut sıcaklığı

Hipotermi, insanlarda merkezî vücut sıcaklığının 35 °C'den aşağı düşmesine denir. Sanılanın aksine hipotermiya bir hastalık değildir. Genellikle yağmur, rüzgâr, kar veyâ soğuk suya maruz kalma gibi faktörler tarafından tetiklenir. Belirtiler sıcaklığa bağlıdır. Hafif hipotermiyada şiddetli titreme görülürken sıcaklığın daha fazla düşmesi ile orta derecede hipotermiyada titreme durur ve zihinsel karışıklık artar. Şiddetli hipotermiya başlangıcında paradoksal soyunma yaşanabilir, hipotermik kişi bilincini kaybeder ve kalp durması riski artar.

<span class="mw-page-title-main">Caldarium</span> the hot rooms with vapor baths or hot plunges in Roman bath buildings

Calidarium, klasik Roma hamamlarında kullanılan, sıcak su dolu dalma havuzuna sahip bir oda bölümüdür.

Gestalt psikolojisi veya gestaltizm, bilişsel süreçler içerisinde özellikle algı ve algısal örgütlenme konularında yoğunlaşmış psikoloji teorisidir. Yirminci yüzyılın ilk yarısında Almanya'da ortaya çıkmıştır. Gestalt psikolojisi kaotik görünen bir dünyada anlamlı bir algıya sahip olmamızın temelde hangi kanunlara dayandığını anlamaya çalışır. Gestalt psikolojisinin ana prensibi zihnin kendi kendisini algıladığı şeylerde bir bütün görmeye organize etmesidir.

Kara ve su kurbağası korkusu kabul edilen bir fobi türüdür. Kurbağa fobisi veya ranidafobi olarak da bilinir. Pek çok kültürde batıl inanç olarak da yer almaktadır. Psikiyatri literatüründe özel bir terim yerine "kurbağa korkusu" olarak kullanılmaktadır. Batrakofobi terimi 1953 psikiyatri sözlüğünde de yer almaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Boiling Lake</span>

Boiling Lake, Dominika adasında yer alan bir Dünya Mirası olan Morne Trois Pitons Ulusal Parkı'nda bulunan sular altındaki bir fümeroldür. Dominika'nın başkenti Roseau'nun 6,5 mil (10,5 km) doğusunda bulunan göl, genellikle bir buhar bulutu ile sarılmış köpüren grimsi mavi su ile doludur. Kaynayan Göl yaklaşık 200 feet ila 250 feet boyutlarındadır ve Yeni Zelanda'daki Rotorua yakınlarındaki Waimangu Vadisi'nde bulunan Frying Pan Lake'ten sonra dünyanın en büyük ikinci sıcak gölüdür.

<span class="mw-page-title-main">Bayağı süngerler</span>

Bayağı süngerler (Demospongiae), Porifera şubesindeki en çeşitli sınıftır. Dünya çapında yaklaşık 8.800 tür içeren tüm sünger türlerinin yaklaşık %76,2'sini oluştururlar. Kalsiyum karbonattan oluşan sert, genellikle masif bir iskeleti örten yumuşak gövdeli süngerlerdir. Yapıları olarak ağırlıklı olarak lökonoiddirler. Bayağı süngerlerin iskeletleri, protein spongin, mineral silika veya her ikisinin liflerinden oluşan dikenlerden oluşur. Silika spiküllerinin mevcut olduğu yerler cam süngerlerdekinden farklı bir şekle sahiptir.

Ranoidea mira, ya da çikolatalı ağaç kurbağası, 2016 yılında Yeni Gine Adası'nın yağmur ormanlarında Steve Richards ve ekibi tarafından keşfedilmiştir. Ranoidea mira'nın bilinen en yakın akrabasının Litoria caerulea olduğu belirlenmiştir. 2016 yılında keşfedilmesine rağmen 2021 yılına kadar yeni bir tür olup olmadığı bilinmediği için araştırmalar devam etmiştir. Daha önce keşfedilmemiş olmasının sebebi ise Mira'nın yaşam alanıyla doğru orantılıdır. Girilmesi zor, ücra bataklıklıklar, bataklık ormanlar ve benzeri alanlarda yaşadığından dolayı keşfi uzun sürmüştür.

<i>Mini</i> (kurbağa) Madagaskara özgü kurbağa cinsi

Mini, Güneydoğu Madagaskar'a özgü küçük mikrohilid kurbağa cinsidir. Ova ormanlarındaki yaprak döküntülerinin arasında yaşamaktadır. Cinsin kendisiyle birlikte üç türü, bilimsel olarak 2019'da tanımlandı; korunma durumları IUCN tarafından derecelendirilmese de türlerden ikisinin kritik durumda olduğu ve M. ature türünün veri eksiği olduğu bildirilmiştir. Çok küçük olup burun-kıç mesafesi 8-11,5 mm (0,31-0,45 in) civarındadır ve böylece M. mum ile M. scule türleri yeryüzündeki en küçük kurbağalardır ve M. ature ise sadece y. 15 mm (0,6 in) civarındadır..

<span class="mw-page-title-main">Marcus Sedgwick</span>

Marcus Sedgwick, İngiliz yazar, çizer ve müzisyendir. Floodland ve The Dark Horse gibi romanlar yayınladı. Birkaç resimli kitap yazmış ve yetişkinler için efsanelerden oluşan derlemeler ve halk masalları kitaplarını resimlemiştir.

Bir azeotrop veya eşkaynar, oranları değiştirilemeyen veya basit damıtma ile ayrılamayan iki veya daha fazla sıvı karışımıdır.

<span class="mw-page-title-main">Amerikan boğakurbağası</span>

Amerikan boğakurbağası, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri'nde boğakurbağası olarak bilinen, doğu Kuzey Amerika'ya özgü büyük, gerçek bir kurbağadır. Tipik olarak bataklıklar, göletler ve göller gibi büyük su kütlelerinde yaşarlar. Boğa kurbağaları havuzlar, koi göletleri, kanallar, hendekler ve menfezler gibi insan yapımı habitatlarda da bulunabilir. Kurbağa, adını üreme mevsiminde erkeğin boğa böğürmesine benzeyen çıkardığı sesten alır.