
Diyarbakır, Türkiye'nin Diyarbakır ilinin merkezi olan şehirdir. Üzerinde tarihî Diyarbakır Kalesi'nin bulunduğu Dicle Nehri kıyısında yüksek bir plato çevresinde yer alan şehir, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin yüzölçümü bakımından Şanlıurfa'dan sonraki ikinci büyük şehridir. Yaklaşık 1,8 milyon nüfusuyla da ülkenin en kalabalık 12. şehridir. Karasal iklimin hâkim olduğu şehirde yazlar son derece sıcak ve kurak geçerken, kışlar ise soğuk, sert ve yağışlı geçer. Diyarbakır, yaklaşık 12.000 yıllık tarihî bir geçmişe sahiptir.

Kaba Taş Devri, Yontma Taş Devri veya bilimsel adıyla Paleolitik Çağ olarak tanımlanan Eski Taş Çağı günümüzden yaklaşık 2 milyon yıl önce başlamış ve 12.000 yıl önce son bulmuştur. Ancak verilen bu tarihlerin dünya geneli içinde geçerli olduğunu ve yerel olarak değişmeye açık bulunduğunu da belirtmek gerekir. İnsanlık tarihinin %99'u gibi çok büyük bir bölümünü kapsayan bu çağ, aynı zamanda ilk insan atalarının ortaya çıkışı ve ilk aletlerin üretimi yoluyla insanın kavrama yeteneği ve temsil etmesiyle de söz konusu tarihin gelişimi içinde çok önemli bir yer tutmaktadır.

Dicle Üniversitesi, Diyarbakır'da bulunan, 1973 yılında kurulmuş bir devlet üniversitesidir.

Jaguar, kedigiller (Felidae) familyasından ve Panthera cinsinin dört büyük kedisinden biri olan bir Yeni Dünya memelisidir. Diğer üç büyük kedi, Eski Dünya’nın kaplan, aslan ve parstır. Kaplan ve aslandan sonra en büyük üçüncü kedi olan jaguar Batı Yarımküresinin en büyük ve en güçlü kedisidir. Jaguar günümüzde Meksika’dan Orta Amerika’ya ve Paraguay’ın güneyi ile kuzey Arjantin’e kadar dağılan bir alanda bulunmaktadır.

Karain Mağarası, Türkiye'nin en büyük doğal mağaralarından biridir. Denizden yüksekliği 430-450 metredir. Antalya'nın 30 km kuzeybatısında eski Antalya-Burdur kara yoluna 5–6 km uzaklıkta bulunan Yağca mahallesi sınırları içinde bulunur. Antalya-Burdur kara yolunun 13. km'sinde Karain işaret levhasından sola dönülerek Karain Mağarası yoluna girilir. Antalya'ya uzaklığı 27 km'dir.

Gelincik, Diyarbakır ilinin Dicle ilçesine bağlı bir mahalledir.

Anadolu parsı, Orta Doğu ve Batı Asya'da yaygın olan İran parsının Anadolu'da yaşayan bir alt türüdür. Uzun süre ayrı bir pars alt türü olarak kabul edilmiş ve Panthera pardus tulliana adı verilmiş, ancak modern genetik araştırmaların bu türün diğer batı ve orta Asya pars türlerinden genetik olarak çok az farklılık gösterdiğini kanıtlaması üzerine İran parsı alt türlerine eklenmesi görüşü hâkim olmuştur.

Neşet Günal Türk ressam ve öğretim üyesi.

Dicle Köprüsü, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde Dicle Nehri üzerinde yer alan tarihî bir köprüdür. On açıklığa sahip olduğu için yerel halkça On Gözlü Köprü olarak bilinirken eski Silvan yolu güzergâhında bulunduğundan bazı kaynaklarda ise Silvan Köprüsü olarak da geçer. Şehir merkezine 3 kilometre uzaklıkta olup Diyarbakır'dan gelerek Mardin'e devam eden, sonra doğuya doğru ayrılan tali yolun bağlantı yerinde, kentin merkezini Bağıvar beldesi ile civar köylere bağlayan noktada bulunmaktadır. Köprünün ilk yapım tarihi ile ilgili farklı türde görüşler vardır. Bu görüşlerden bazıları köprünün şimdiki yerinde, antik dönemde de bir köprü olduğunu öne sürer. Birkaç defa kısmen veya tamamen yıkılıp yeniden inşa edildiği düşünülen köprünün, yapım yılı olarak bilinen en yakın ve doğru tarih, köprü üzerinde yer alan kitabeden fark edilmektedir. Kitabeye göre Mervaniler döneminde 1065 yılında yaptırılmıştır.

Diyarbakır Kalesi veya Diyarbakır surları, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde yer alan tarihî bir yapı. İç kale ve dış kale olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Surlardaki ana girişler Dağ Kapı, Urfa Kapı, Mardin Kapı ve Yeni Kapı 'dır. Yaklaşık dokuz bin yıllık olan surlar, Çin Seddi'nin ardından dünyadaki en uzun ve geniş savunma duvarıdır. 2000'de yapıyı Dünya Mirası Geçici Listesi'ne dahil eden UNESCO, 2015'te ise Dünya Mirası olarak tescil etti. Ayrıca Diyarbakır'ın çok eski yapısı olan Keçi Burcu da Sur ilçesinde yer almaktadır. Surlar, İç ve Dış Kale olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır.

Saint George Kilisesi ya da Kara Papaz Kilisesi, Diyarbakır'da yer alan bir kilisedir. İç Kale'nin kuzeydoğu köşesinde, İç Kale'nin Dicle'ye bakan yüksek kayalıkları üzerinde yer almakta böylece Sur içinde yer almayan tek kilise özelliğini taşımaktadır. Kilisenin yapım tarihine ait kesin bilgi olmasa da MS 3. yüzyılda inşa edildiği düşünülmektedir. Çok tanrılı dinlere ait bir tapınak olduğu varsayılan Saint George Kilisesi, Roma döneminde de ateş tapınağı olarak kullanılmış olma ihtimali vardır. Artuklular döneminde ise sarayın hamamı olarak kullanılmıştır. Günümüzde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edilerek sanat galerisi olarak işlevlendirilmiştir.
Erdebil Köşkü ya da diğer adıyla Ber Der-i Pir, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde yer alan tarihî bir köşktür. Gazi Köşkü ile aynı tepe üzerindedir ve Kırklar Dağı, Dicle Nehri ve Hevsel Bahçeleri'ne hâkim bir manzarası bulunmaktadır. Yeniden restore edilen yapı 09.11.1994 gün, 1506 sayılı karar gereği Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından tescillenmiştir.

İskender Paşa Camii, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde yer alan camidir. Diyarbekir Eyaleti'nin 12. Osmanlı Valisi Çerkes İskender Paşa'nın emriyle 1551 ya da 1554 yılında caminin yapımına başlanmış ve 1557'te tamamlanmıştır. Bazı kaynaklarda caminin mimarı olarak Mimar Sinan'ın kaydedildiği ifade edilmekteyse de bu konuda netlik söz konusu değildir.

Keçi Burcu, Diyarbakır surlarında yer alan bir burçtur. Surlar üzerinde bulunan en büyük ve en eski burçtur. 2015-16 Sur çatışmaları sonrası ziyarete kapatılmış, 2022 yılında tekrar ziyarete açılmıştır.

Urfa Kapı ya da bilinen diğer adıyla Rum Kapısı, Diyarbakır surlarının dört kapısından biridir. Kentin batısında yer alır. Kapı üzerinde yer alan bir kitabeye göre, Artuklu döneminde Hükümdar Sultan Mehmet tarafından onarılmış ve üzerinde insan ve hayvan figürleri bulunan demir kapı kanatları eklenmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde "saltanat" kapısı olarak işlev görmüş ve padişahın sefer zamanlarında açılıp sonrasında kapalı tutulduğu söylenmektedir.

Magura Mağarası, Bulgaristan'ın Vidin ilinde yer alan bir mağaradır. Magura'nın tarih öncesi duvar resimleri, olağanüstü ifade ve sanatsal derinliğe sahip olan ve Avrupa Post-Paleolitik dönemin en önemli sanat eserleri olarak kabul edilen İtalya'daki Grotta dei Cervi resimleriyle büyük benzerlik göstermektedir.

Coliboaia Mağarası, Romanya'nın Bihor ilindeki Câmpani'de yer alan Apuseni Tabiat Parkı içinde yer alan bir mağaradır. Radyokarbon tarihleme yöntemi ne göre günümüzden 32.000 - 35.000 yıl öncesine tarihlenen ve Paleolitik dönemin Orinyasiyen ve Gravettiyen kültürlerine karşılık gelen dönemlere tarihlenen resimlere ev sahipliği yapan mağara Orta Avrupa'nın bilinen en eski mağara resimlerini içermektedir.

Cuciulat Mağarası Romanya'nın Sălaj ilindeki Letca komünündeki Cuciulat köyünün yakınında, Podișul Someșan platosunda yer alan bir mağaradır. Orta Avrupa'da bilinen en eski mağara resimlerine ev sahipliği yapmaktadır.

İgnatyevka Mağarası, Rusya'nın güneyinde, Ural Dağları'ndaki Belaya nehrinin bir kolu olan Sim Nehri kıyısındaki büyük bir kireçtaşı mağarasıdır. Mağarada 1980 yılında bir kadın figürünün parietal duvar resmi keşfedildi. Mağara resmindeki kadının bacakları arasındaki yirmi sekiz kırmızı noktanın kadın adet döngüsünü temsil ettiğine inanılmaktadır.

Okladnikov Mağarası ,güney Sibirya, Rusya'daki Altay Krayı'nda, Soloneshensky Rayonu'ndaki Altay Dağları'nın eteklerinde bulunan bir paleoantropolojik sit alanıdır. Mağara güneye bakar ve aşağıdaki Anuy Nehri'nin bir kolu olan Sibiryachikha Nehri vadisinin sol kıyısından yaklaşık 14 metre (46 ft) yukarıda yer alan Devoniyen bir karstik yamaçta bulunur.