İçeriğe atla

Katil maymun teorisi

Katil maymun teorisi veya katil maymun hipotezi (Orijinal: Killer ape hypothesis), savaş ve insanlar arasındaki agresifliğin insan evriminin arkasındaki itici güç olduğunu söyler. (Türkçede ape sözcüğünün tam bir karşılığı olmamakla beraber genellikle maymun kelimesi kullanılır) Raymon Dart tarafından 1950'lerde ortaya atılmış, daha sonrasında Robert Ardrey tarafından Afrika Kökenleri kitabıyla güçlendirilmiştir.[1]

Bu teoriye göre insanın ataları (insan primatındaki diğer üyeler) saldırgan hareketleri, öfkeleri ve bununla birlikte gelen öldürme eğilimleri sebebiyle diğer primatlardan ayrılmış, ayrışmıştır.

Bu teori geniş bir çapta duyulmasını psikoloji alanında şiddetin insanın temel bir güdüsü olduğunun açıklanmasına borçludur. Av hipotezi ile birlikte aynı klasmanda tutulan bu teori av hipoteziyle aynı temele sahiptir ve Robert Ardrey bu iki  hipotezi birleştirmiştir.

Tanım

Katil maymun kelimesi saldırgan hareketler yapan bir maymun türü anlamına gelmiyor. Bu terim insanın saldırganlığını antropolojik analiz olarak masaya yatırıyor. Bu teori aynı zamanda günümüz insanlarının savunmacı ve/veya saldırgan olup olmadığını, insanın atalarının öldürme eğilimlerini sorguluyor. Tez, bizim saldırganlığımızın köklü insan evriminin arkasındaki güç olabileceğini ve türden türe de değişiklik olduğunu söylüyor.[]

Bu tezin yaratıcısı Raymon A. Dart (1893-1988) bu konuyla ilgili görüşlerini 1953 yılında yazdığı Maymundan insana avlanma gelişimi kitabında açıklıyor.[2]

Maymundan insana avlanma gelişimi

Maymundan insana geçiş

Dart kendi görüşmesini Avustralyalı anatomist Grafton Elliot Smith'ten (1871-1937) almıştır.

Maymundan insana geçişin evrimsel adımlarına sebep olan temel gücün ne olduğu soruluyor. Basit olarak üç farklı versiyon var. Bunlar: beyin boyutunun büyümesi, konuşma becerilerinin kazanılması, iskeletin dikleşmesi. Smith üçüncü seçeneği dışta tutuyor çünkü geleneksel asya maymunu da dik durabiliyor. Smith'e göre en büyük pay beynin boyutunun büyümesinde. İskeletimizin daha sistemli bir şekilde çalışmasını, daha düz durmasını sağlayan da beynin gelişimi olduğunu söylüyor.

Ancak Raymon Dart 1925 yılında Australopithecus africanus türünü bulduğunda bu soru iyice karmaşaya giriyor. Bunun sebebi de 2.3 milyon yıl önce yaşamış bu modern insan türü aynı bizim gibi büyük bir beyne ve dolayısıyla kafatasına sahipti.

"Taung Child"

Yaklaşık olarak 2.5 milyon yıl önce yaşamış bu modern insan türü olan Taung Child iki ayaklı maymunların ilk bulgusudur.1892 yılından itibaren Avustralya'da arkeolojist olarak çalışan İskoç doktor Robert Broom (1866-1951) bu Taung Child'ın iki ayaklı ilk maymun türü olduğu görüşüne katıldığını açıkladı. 5 yıl sonra kendi hayatını Güney Afrika'da geçirmeye karar verdi. 1946 yılında yaptığı kendi kazısında Australopithecus africanus'u kendisi de buldu.

Ancak daha sonraki incelemeler evrimin beyin büyüklüğüyle alakalı olmadığını gösterdi. Gerçekte, daha dik durarak ve sistemli bir şekilde yürümenin asıl başarısının evrimsel bir sürece dayandığını ve birçok etkenin sebebp olduğunu ve bunun bir sorunu olarak da beynin bir şekilde büyüdüğü biliniyor.

Charles Darwin, Dart ve Broom hareket yeteneğinin birbirine yakın türleri ayrıştırmada ve kategorize etmede büyük bir faktör olduğu görüşündelerdi.

Makapan bulguları

Güney Afrika'da bir kent olan Makapan'da kireç taşı ocağındaki kemik bulguları maymunların nasıl zaman geçtikçe alet kullanma yeteneklerini geliştirdikleri sorusunu ortaya attı.

Bulunan kemiklerde belirgin kırık ve çatlaklar vardı ve bunlar bilinçli bir şekilde yapılmış gözüküyordu. Ek olarak, bacak kemiklerinden ve antilop boynuzlarından yapılmış sopalar, mızraklar ve ucu sivri silahlar da bu kemiklerle birlikte bulunmuştu.

Bu bulunan silahlar hayvan saldırganlığının büyük bir oranda zamanla arttığını gösteriyor.

Proto insan

Dart bu meseleyi öldürücü ve etçil, silah kullanan maymunlara getirdi (kendisine göre proto insan). Daha sonrasında onların kabileler halinde organize olduğunu ve bu sayede büyük hayvanlar avlayabildiklerini söyledi. Ateş yakma ve belirgin sosyal yetenekleri onları daha insancıl göstermekteydi.

Güney Afrika, Zululand'da yapılan gözlemler gösteriyor ki Ramon Dart'ın yazmış olduğu maymundan insana avlanma gelişimi halen daha güncel olduğunu göstermiştir. Saldırganlığın, mevsimsel değişikliklere göre azalıp arttığı, bunun sebebinin de gıdanın o zamanlar daha nadir olduğu söylenmiştir.

Yeme alışkanlıkları

İnsan primatlarının geçmişten günümüze yeme alışkanlıklarına baktığımızda Dart bu konu hakkında et, kurtçuk, böcek, büyük memeliler ve hatta insan eti yemenin her zaman var olduğunu söylemektedir.

Bir başka deyişe göre hayvan proteini elde edilmesi gereken bir şeydi ve et yemek hayatta kalmanın gerekliliğiydi.

Eleştiriler

Dart'ın makalesinin düzenleyicisi Dr. Alan H. Kelso'nun yorumuna göre birçok bilim insanı Dart ve Ardrey'in yeni fikirlerini kabul ettiğini söyledi. Dart'ın makalesinin yayınlanması uzun sürdüğü gibi ayrıca  "Dart'ın tezindeki Güney Afrikalı maymunlar hepçillerdi, bunun böyle bilinmesi gerekli." gibisinden eleştiriler de geldi. Elbette bu sonuç günümüz insan primatının en eski kökenlerinin Dart'ın bulduğu primatlar olduğunu değiştirmiyor.

Ardrey'i Afrika Kökenleri kitabını yazmaya iten Güney Afrika'daki Zambiya ülkesinin Livingstone kentinde bulunan bilimsel bulgulardır. Bu kitapla birlikte Dart'ın öğrencisi olan Ardrey kendisini ustasına savunmuştur.

Bu tartışmaya etoloji uzmanı Konrad Lorenz 1963 yılında yayımladığı Agresiflik Üzerine kitabıyla dahil olmuştur.[3] Kendi tanımlarında kelebek balığının kendi türünü diğer türlerden koruma şekillerini incelemiş ve bunun insanlarda da görüldüğünü söylemiştir.

Birleşmiş Milletler altında 1986 yılında düzenlenen Saldırganlığa Karşı Sevilla Beyanı saldırganlığın ve savaşın genetik olarak geldiğini reddetmiştir.

2008 yılında Dan Jones tarafından yazılıp Nature dergisinde yayınlanan makalede Dan Jones "Gittikçe camiası genişleyen psikologların, nörolojistlerin ve antropologlar saldırganlık, cinayeti de içeren toplum düzenini bozan davranışların anlaşılmasının beyin, genler ve evrimin incelenmesiyle ortaya çıkacaktır." demiştir. Evrimsel psikologlar saldırganlığın kendiliğinden oluşan bir şey olmadığını ama amaca giden yolda ortaya çıkan bir yan ürün olduğunu söylüyorlar. Bazı evrimsel psikologlar da insanın spesifik mekanizmaları olduğunu ve bununla birlikte spesifik saldırganlık davranışlarının olduğunu söylüyorlar. Şempanzeler de aynı isyan ve saldırganlığa sahip günümüz insanı gibi kendi arasında saldırganlık yapan türdür. Birçok çalışma göstermiştir ki türler arası saldırganlıkla ortaya çıkmış ölümler bugünkü insanın göstermiş olduğu davranışlara benzerdir. Öte yandan, küçük bir grupta yaşayan modern insanların şempanzelere göre daha az saldırganlık göstermektedir. İnsanlar kendi grubunu diğer gruplardan ayırdığından saldırganlık eğilimleri şempanzelere göre farklıdır. Hem tür arasında hem de tür dışı saldırganlığın önceki kabile sistemiyle yaşayan Afrika insanlarında daha yaygın olduğuna dair kanıtlar var. Buna göre insanlar amacına ulaşırken aynı zamanda topluluktan da etkileniyor. Hukuk kurallarıyla gelen gittikçe düşen eşitsizlik, kaynakların kullanımının açıklığı ve düşen kan davaları tür içi saldırganlığı düşürmüştür.[4]

Kurgudan kaynaklar

1968 yılında çıkan Planet of the Apes filmi bu meselenin insanları nasıl etkilediğini göstermetedir. Aslında Pierre Boulle'nin aynı isimli romanından kurgudur ama içeriği farklıdır.

Bu teori 2001: Bir Uzay Macerası filminde ve Sliders televizyon dizisinde görülebilir. Bu iki eserde de katil maymun teorisinden büyük izler görülmektedir. Sliders dizisinde profesör Arturo Dart ve Ardrey kelimelerini birleştirip Drayer kelimesini türetmiştir.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ Ardrey, Robert (1961). African Genesis: A Personal Investigation Into the Animal Origins and Nature of Man. New York: Atheneum Books. ISBN 978-0-00-211014-3. LCCN 61015889. OCLC 556678068. 
  2. ^ Dart, Raymond Arthur (1953). "The Predatory Transition from Ape to Man". International Anthropological and Linguistic Review. 1 (4). ss. 201-217. ISSN 0534-6649. 4 Mart 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Mayıs 2017. 
  3. ^ Lorenz, Konrad (1966). On Aggression. Londra: Methuen Publishing. ISBN 978-0-415-28320-5. LCCN 67072318. OCLC 72226348. 
  4. ^ Jones, D. (2008). "Human behaviour: Killer instincts". Nature. 451 (7178). ss. 512-515. doi:10.1038/451512a. PMID 18235473. 

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">İnsanın evrimi</span> anatomik olarak modern insanların ortaya çıkmasına yol açan evrimsel süreç

İnsanın evrimi, modern insanın evrimsel kökenini ve ne tür evrimsel süreçlerle ortaya çıktığını incelediği gibi insanın en eski atalarını ve atasal kökenlerini de konu edinir. Bunun yanında insanla ortak ataları paylaşan ve insan ile yakın akraba olan türlerin evrimini ve kökenini de araştırır. İnsan evrimi, konu olarak 1863 yılında T. H. Huxley tarafından oluşturulan bilim dalı primatolojiyi ve günümüz maymunlarının tüm canlılar ile onların eski atalarının fosillerini de dikkate almaktadır. Bunun yanında insanın evrimsel tarihi üzerindeki çalışma ve araştırmalar fiziksel antropoloji, paleoantropoloji, primatoloji, arkeoloji, dilbilim, genetik ve embriyoloji dâhil olmak üzere birçok bilimsel alanı de içerir.

<i>Australopithecus</i> hominid cinsi

Australopithecus, Australopitekus ya da Australopitek, yaklaşık 4.2 milyon yıl öncesinden 1.2 milyon yıl öncesine dek Afrika'da yaşamış, insan benzeri iki ayaklı insansı cinsi. Taşılları, Doğu ve Güney Afrika boyunca dağılmıştır. Australopitekus, kesin biçimde hominin olarak değerlendirilen, bilinen en eski insansıdır. Homo cinsini oluşturan insanlara göre; daha kısa bacaklar, dolayısıyla daha kısa bir boy, daha uzun kollar ve el ile ayaklardaki ağaçsıl uyarlanmalar ile ayrılır.

<span class="mw-page-title-main">El</span> tutmaya yarayan organ; bir kolun veya ön ayağın ucundaki ekstremite

El, şempanze, maki ve insan gibi primatlarda birden fazla parmağı barındıran, kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan bölümünü tanımlar. Pek çok primat elleri sayesinde tutunma ve tırmanma gibi özelliklere sahiptir. Başparmağın diğer parmaklarla karşılıklı iş görmesi, ufak nesneleri ele alabilme yeteneğini sağlar. Bu özellik sayesinde el, alet kullanımı gibi hassas ve karışık işleri görebilir. Primatların beyninde eli temsil eden alan, diğer hayvanlarınkinden çok daha geniştir. Bu yüzden beyindeki bazı bozuklukların ilk belirtilerinden biri de el parmak hareketinin zarar görmesidir.

<span class="mw-page-title-main">Büyük insansı maymunlar</span> i̇nsansı familyası

Büyük insansı primatlar veya İnsangiller, primatlar (Primates) takımının insansılar (Hominoidea) üst familyasına ait bir familyadır. Familyanın dört cinsi iki ayrı alt familyaya bölünür; bunlar, Ponginae alt familyası bünyesinde gruplandırılan Pongo (orangutan) ile Homininae alt familyası bünyesinde gruplandırılan Gorilla (goril), Homo (insan) ve Pan (şempanze) cinsleridir.

<span class="mw-page-title-main">Primat</span> memeli takımı

Primatlar veya iri beyinli yüksek memeliler, memeliler sınıfının Euarchontoglires üst takımına ait bir takımdır. Maymun adı kimi zaman bütün primatları kapsarken yalnızca simiyenler için de kullanılabilir. Primatları inceleyen bilim dalı primatolojidir.

<i>Pan</i> (cins) bonobo ve şempanzeyi içeren primat cinsi

Şempanze, Orta ve Batı Afrika'da yayılış gösteren Pan cinsine mensup iki insansı türüne verilen genel ad.

<span class="mw-page-title-main">İnsansılar</span> Eski Dünya maymunlarından bir primat üst familyası

İnsansılar veya insansı maymunlar (Hominoidea), Eski Dünya maymunlarından bir primat üst familyası. İnsansılar üst familyası iki familyaya bölünür: Gibongiller veya küçük insansı maymunlar (Hylobatidae) ve insangiller veya büyük insansı maymunlar (Hominidae).

<i>Australopithecus africanus</i> soyu tükenmiş hominid türü

Australopithecus africanus, yaklaşık 3.7 ila 2.1 milyon yıl önce Orta Pliyosen'den Erken Pleyistosen'e kadar Güney Afrika'da yaşamış, soyu tükenmiş bir australopitesin türüdür. A. africanus'un Homo ve Paranthropus'un, sadece Paranthropus'un veya sadece P. robustus'un atası olarak çeşitli şekillerde yerleştirildiği için diğer homininlerle nasıl bir ilişkisi olduğu açık değildir. "Küçük Ayak" örneği, iskeletinin %90'ı bozulmamış ve en eski Güney Afrika australopitesini olarak, en eksiksiz korunmuş erken hominindir. Bununla birlikte, bunun ve benzeri örneklerin "A. prometheus" olarak ayrılması tartışmalıdır.

<i>Sahelanthropus tchadensis</i> soyu tükenmiş hominid türü

Sahelanthropus tchadensis, yaklaşık 7 milyon yıl önce, Çad'da yaşamış bir temel hominin türüdür. Sahelanthropus'un şempanzeninkinden ayrılmış insan soy ağacının en eski temsilcisi olduğu düşünülmektedir. Dik yürümek, bu türün ormanlar ve otlaklar da dahil olmak üzere çeşitli habitatlarda hayatta kalmasına yardımcı olmuş olabilir.

<span class="mw-page-title-main">İnsan evrimi zaman çizelgesi</span>

İnsan evrimi zaman çizelgesi, insan türlerinin evrimindeki belli başlı önemli olayları ve insan atalarının evrimsel tarihlerini özetlemektedir. Bunun yanında Homo sapiens türünün atası olabilecek canlıların, tür ve cinslerin kısa bir açıklamasını içerir. Temel olarak Abiyogenez'in konusu olan yaşamın kökeni bu zaman çizelgesinde konu edinmemiş olup insanın oluşumuna götüren ön ataların olası bir soy çizgisi ele alınmıştır. Bu zaman çizelgesi, paleontoloji, gelişim biyolojisi ve morfoloji alanında elde edilen verilerin yanında anatomik ve genetik veri çalışmalarına da dayanır. İnsan evriminin tüm yönleriyle araştırılması antropolojinin önemli bir bileşenidir.

<span class="mw-page-title-main">Maymun</span> bazı primatlar için kullanılan terim

Maymun, Primatlar takımındaki kimi memelileri kapsayan bir terimdir. Kimi kullanımlarda terim tüm primatları kapsarken genelde Simiiformes infra takımındaki primatlar için kullanılır.

Saldırganlığa Karşı Sevilla Beyanı 16 Mayıs 1986 tarihinde UNESCO'nun altındaki İspanyol Ulusal Komisyonu'nun bilim insanlarının İspanya'nın Sevilla kentinde saldırganlık üzerine yaptığı beyandır. Daha sonradan UNESCO tarafından 16 Kasım 1989'daki 23. genel konferansta yinelenmiştir. Bu beyan aynı zamanda "Saldırganlık Beyanı" olarak da bilinir ve "İnsanın saldırganlığının biyolojik kökenleri vardır ve aktarılmıştır" sözüne karşı çıkılır.

<span class="mw-page-title-main">Frans de Waal</span> Hollandalı primatolog ve etolog

Frans Bernardus Maria "Frans" de Waal, Hollandalı-Amerikalı etolog ve primatolog. Emory Üniversitesi psikoloji bölümünde primat davranışları konusunda Charles Howard Candler profesörlüğünden emekli olmuştur. Emory Üniversitesi Yerkes Ulusal Primat Araştırmaları Merkezi'ndeki (YNPRC) Living Links Merkezi'nin kurucusu ve eski yöneticisidir. İçimizdeki Maymun, Bonobo ve Ateist 'in de aralarında bulunduğu birçok popüler bilim kitabının yazarıdır. ABD Ulusal Bilimler Akademisi (2004) ve Hollanda Kraliyet Bilimler Akademisi (1993) üyesidir.

<i>Proconsul</i> (cins) ilkel insansı

Proconsul, Miyosen döneminde, 23 ila 14 milyon yıl önce yaşamış bir primat cinsidir. Fosil kalıntıları Kenya ve Uganda dahil olmak üzere Doğu Afrika'da bulundu. Bugüne kadar dört tür sınıflandırılmıştır: P. africanus, P. gitongai, P. major ve P. meswae. Dört tür esas olarak vücut boyutunda farklılık gösterir. Erken Miyosen Proconsul bölgeleri için çevresel rekonstrüksiyonlar hala belirsizdir ve ormanlık ortamlardan daha açık, kurak çayırlara kadar uzanır.

<i>Sivapithecus</i> Miyosen hominidi

Sivapithecus soyu tükenmiş bir büyük insansı maymun cinsidir. 12.2 milyon yıl öncesine tarihlenen, bu cinse atanan hayvanların fosil kalıntıları, şimdi genellikle geç Miyosen'e tarihlenir. İlk fosiller 19. yüzyılda Hint Yarımadası'nın Siwalik Tepelerinde ve Kutch'ta bulunmuştur.Bu cinsteki türlerden herhangi biri modern orangutanların atası olabilir.

<i>Dryopithecus</i> Avrupadan soyu tükenmiş büyük insansı maymun

Dryopithecus, Avrupa'nın orta - geç Miyosen döneminde yaşamış, soyu tükenmiş bir büyük insansı maymun cinsidir. 1856'daki keşfinden bu yana, cins, aralarındaki çok küçük farklılıklara dayalı olarak tek kalıntılardan tanımlanan, sayısız yeni tür ile taksonomik kargaşaya maruz kalmıştır ve holotip örneğinin parçalı doğası, fosil örneklerini ayırt etmeyi zorlaştırmaktadır. Şu anda tek bir tartışmasız tür vardır, D. fontani tip türü, ancak daha fazlası da olabilir. Cins, Afrika insansı maymunlarının grubu olan Homininae alt familyasında bir dal olarak Dryopithecini oymağında ya da kendisine özel bir alt familyada (Dryopithecinae) sınıflandırılır.

Beynin evrimi sürecinde etkili olan ilkelerle ilgili belirsizlikler günümüzde hala çözülememiştir. Beyin-vücut oranı allometrik olarak ölçeklenir. Küçük vücutlu memeliler vücutlarına kıyasla nispeten büyük beyinlere sahipken, büyük memeliler daha küçük beyin-vücut oranlarına sahiptir. Primatların beyin ağırlıklarının vücut ağırlıklarına oranları, primat türünün beyin gücünü yönelik fikir verebilmektedir. İnsanlarda bu oran diğer primat türlerine göre çok daha yüksektir, bu da insanların beyin kitle indeksinin diğer primatlara göre daha yüksek olduğunu gösterir.

<i>Archicebus</i> Erken Eosen zamanında ormanlarda yaşamış primat cinsi (~ 55 milyon yıl önce)

Archicebus, erken Eosen ormanlarında yaşamış bir fosil primat cinsidir. 2003 yılında orta Çin'deki Hubei eyaletindeki Jingzhou'da keşfedilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Primatların kökeni ve evrimi</span> Primatların jeolojik zaman boyunca kökeni ve çeşitlenmesi

Primatların kökeni ve evrimi, yaklaşık 55 milyon yıl önce küresel olarak ortaya çıkan "gerçek" primatların (Euprimates) kökenini ve evrimsel tarihini konu alır. Bilinen en eski gerçek primat, geç Paleosen döneminde Fas'ta yaşamış, Altiatlasius'tur.

Asya'dan çıkış modeli, modern insanların ilk kez Asya'dan çıktığını iddia eden bir bilimsel teori idi. 20 yy.ın ortalarına değin çoğu antropolog ilk hominidlerin evrimleştiği kıta olarak Afrika yerine Asya'yı tercih etmekteydi. Fakat son Afrika kökenli modern insan kuramı mevcut verilerle daha uyumlu olan kuramdır.