İçeriğe atla

Kargıma

Kargıma – Türk, Anadolu ve Altay halk inancında beddua. Kargış (Karış) ve Moğolcada Harah olarak da söylenir. Bir insan için kötü temennilerde bulunma ve bu amaçla Tanrı'ya yakarma. Anadoluda Karış Vermek tabiri lanet okumak, beddua etmek anlamında kullanılır. Ah ve Ah Etmek de benzer anlamlara sahiptir. “Ahım Çıktı” veya “Ahım Tuttu” deyimlerinde olduğu gibi. Kargımak (beddua etmek) fiili[1] ile de kullanılır. Karga kuşu, hem rengi hem de Nuh tarafından kendisine kargındığı için bu adı almıştır. Karşıtı Alkımadır.

İlenç

İlenç – Türk ve Altay halk kültüründe ve inancında lanet demektir. Kötü kader, kötü son, felaket gibi bir insanın başına gelen ve peşini bırakmayan olumsuz durumları ifade eder. Bir çeşit ceza olarak algılanır. Ayrıca bu gibi durumlara yönelik temennileri de içerir. Türk inanışında haksız yere yapılan lanetin kişinin kendisine döneceğine inanılır.[2] Lanet, bir kavram olarak neredeyse yeryüzündeki tüm toplumlarda mevcuttur. İlenmek fiili ile de kullanılır. Bu takdirde bir kişi için kötü temennilerde bulunmak, başına felaket gelmesini istemek demektir.

Etimoloji

(Kar) kökünden türemiştir. Lanetlemek, ah etmek anlamları vardır. Kargı, kısa mızrak demektir, delicilik manasına gelir. Lanetin bir mızrak gibi delici bir silah olarak algılanmasını akla getirir. Kara, karanlık, karga sözcükleriyle aynı köktendir.

Kaynakça

  1. ^ Türk Dili sözlüğü, Orhan Hançerlioğlu, Remzi Kitabevi (Sayfa-297)
  2. ^ Türk Söylence Sözlüğü, Deniz Karakurt, Türkiye, 2011 (OTRS: CC BY-SA 3.0) 27 Aralık 2019 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.

İlgili Araştırma Makaleleri

Abası Yakut mitolojisinde, kötülükleri simgelediklerine inanılan ve korunmak için kendilerine kurbanlar sunulan, kötü ruhlara verilen ad.

Karaş Han - Türk ve Altay mitolojisinde Karanlık Tanrısı. Karış Han olarak da bilinir. Altay mitolojisinde, Erlik'in dokuz oğlundan biri olduğuna inanılan ve Yeryüzü'ndeki kötülükleri yönetenler arasında yer aldığı kabul edilen tanrıdır. Karanlığı oluşturur. Geceleri hüküm sürer. Erlik Han'ın oğludur. Sert yapılı, iri vücutlu olarak anlatılır. Kara Yılanları vardır.

<span class="mw-page-title-main">Ak Oğlanlar</span>

Ak Oğlanlar - Türk ve Altay mitolojisinde İyilik Tanrıları. Ak Erler de denir. Ülgen Han'ın oğullarıdırlar. Kıyatlar adı da verilir. Yedi kardeştirler. Yedi Altay boyunun koruyucusudurlar. Yedi Kat yeraltını sembolize ederler. Kıyat sözcüğü aynı adlı bir Moğol boyunu çağrıştırmaktadır. Moğollarda Kıyat ve Kıyan adlı iki akraba boy vardır. Ak Oğlanların adları şu şekildedir:

  1. Karağus Han: Kuşlar Tanrısı
  2. Karşıt Han: Temizlik Tanrısı.
  3. Pura Han : At Tanrısı.
  4. Burça Han: Zenginlik Tanrısı.
  5. Yaşıl Han: Doğa Tanrısı.
  6. Kanım Han: Güven Tanrısı.
  7. Baktı Han: Lütuf Tanrısı.

Alkıma - Türk halk kültüründe hayırdua. Olumlu dilekte bulunma.

Andar Han - Türk ve Altay mitolojilerinde Ateş İyesi. Andır Han olarak da bilinir. Ateşi korur. Bazen kızarak yeryüzünde yangınlara neden olur. Elinde bir yola (meşale) ile betimlenir. Saçları ateştendir. Gözleri alev saçar. Heybetli ve kaslı bir görünümü vardır. Meşalesi kendiliğinden hiç sönmeden sürekli yanar. Bitkilerin koruyucu Tanrısı olarak da görülür. Yeraltının veya cehennemin koruyucusu olarak da söylenir.

And veya ant, Türk ve Moğol halk kültüründe ve inancında yemin demektir. Moğolcada Anda veya Andgay denir.

Arpağ - Türk ve Altay mitolojisinde ve halk kültürlerinde efsun anlamına gelir. Büyülü söz, mistik dua, sihir demektir. Arbağ (Arba) veya Arvağ (Arva) olarak da söylenir. Yine aynı kökten türeyen Arvaş, Arbaş, Arbış, Arbuz sözcükleri de aynı anlamları içerir.

Aza - Türk, Altay, Yakut, Çuvaş ve Moğol mitolojisinde kötü ruh. Asa şeklinde de söylenir. Moğollar Ada derler. Azalar biçiminde çoğul olarak kullanılır.

Çor - Türk, Altay ve Moğol halk kültüründe Cin demektir. Çer, Çur, Şor, Şar, Çora, Çura şeklinde de ifade edilir. Moğolcada Çotgor, Çutgur, Çutkur, Çetger, Çetker, Çidkür, Südkür, Sötkör olarak söylenir. Gözle görülemeyen, ateşten yaratılmış varlık.

Karaoğlanlar – Türk ve Altay mitolojisinde Kötülük Tanrıları. Karaerler de denir. Erlik Han'ın oğullarıdırlar. Sayıları dokuzdur. Moğolların "Dokuz Kana Susamış Tanrı"ları ile benzerlik gösterirler. İnsanlara kötülükler getiren kara fırtınalar estirir, kan yağmurları yağdırırlar. Erlik'in sarayının veya yeraltının kapılarını bekledikleri için Kapı Bekçileri diye anılırlar.

  1. Temir Han: Demir Tanrısı.
  2. Karaş Han: Karanlık Tanrısı.
  3. Matır Han: Cesaret Tanrısı.
  4. Şıngay Han: Kargaşa Tanrısı.
  5. Kümür Han: Kömür Tanrısı.
  6. Badış Han: Felaket Tanrısı.
  7. Yabaş Han: Bozgun Tanrısı.
  8. Uçar Han: Haber Tanrısı.
  9. Kerey Han: Arabozuculuk Tanrısı.

Zarlık Hanım - Türk, Moğol ve Altay mitolojisinde Yargı Tanrıçası. Yarlıg Hanım olarak da tanınır. Yargıçları korur. Zarlık Hanım 17 büyük gökyüzü mahkemesinin en başında bulunur. Türk Moğol kültüründe adalet ve yargı çok önemli bir yere sahiptir. Adaletli davranmayan yöneticilere ilenilir ve başlarına en kötü felaketlerin geldiğine inanılır. Moğollarda Zar Zargaçı yani adaleti sağlayan şeklinde tanımlanan bir ongun (totem) vardır ve Zol Zayağçı yani kaderi tayin eden ongun (totem) ile bir ikili teşkil ederler.

Anak İyesi veya Toplağ İyesi, Türk, Tatar ve Altay halk inancında caminin koruyucu ruhu. Toplağ İyesi de denir.

Kam, Türk, Altay ve Moğol halk kültüründe büyücü din büyüğü, Şaman. "Gam" veya "Ham" olarak da söylenir. Topluluklarda doğaüstü güçlerle iletişime geçtiğine inanılan din büyüğü.

Ayıhı - Türk, Altay ve Yakut mitolojilerinde iyi ruhlar. Ayığı olarak da söylenir. İyilik yapan ruhlardır. Melek anlamında da kullanılmıştır. Yeryüzünde iyilik yapan insanları korurlar. Yoldan çıkanları ise yalnız bırakırlar. Karşıtı Abası’dır.

Bayçar - Türk, Altay ve özellikle Balkar halk kültüründe kurban. Türkçedeki "kurban" sözcüğünün içerdiği anlamdan daha geniş kapsamlıdır. İlahi bir amaçla kesilen veya doğaya salınan hayvan ya da doğaya saçılan yiyecek, içecekler ile tahılları da içerir.

Urgun – Türk, Anadolu ve Altay halk kültüründe Cin. Orgun veya Vurgun da denir. Ateşten yaratılmıştır. Tek ağaçların altında, su kıyılarında yaşar. Hem iyisi hem kötüsü vardır. Müslüman olanı, vurduğunu çabuk affeder. Kafirin affetmesi ise zor olur. Bütün kötü ruhlar gibi karanlık çöktükten sonra harekete geçer. İnsanı karanlık yerde veya sudan geçerken vurur. Vurgun yeme denilen bu cin çarpmasına yakalan kişi bir süre ölü gibi yatar. Veya uzunca bir zaman sağır ve dilsiz dolaşır. Vurgun vurma olarak da adlandırılan bu rahatsızlık çok tehlikelidir. Bir Vurgun Ocağına götürülür. Vücudu kararmış veya bir tokat izi kadar bir yer kapkara olmuştur. Bazen büyüyerek bir kadın kılığına bürünürler. Kısa boyludur. Tersine ayaklıdır. Dalgıçların su altındaki basınç farkını doğru ayarlayamayıp hızlı çıktıklarında vücutlarında meydana gelen hasara da Vurgun denir ki, aslında sualtı ruhlarının verdiği zarar olarak düşünüldüğü için böyle denmiştir.

Tin – Türk ve Altay halk inancında Ruh. Tın olarak da söylenir. İnsan varlığının somutdışı ve nesnesel olmayan kısmı. Soyut varlık. Düşünsel ve duygusal yapı.

Urasa – Türk, Anadolu ve Altay halk kültüründe ve Şamanizmde Nefes Tedavisi. Günümüzde biraz da farklı kavramlarla karıştırılarak Üfürükçülük adı verilen, doğaüstü güçlerle iletişime geçilerek uygulanan tedavi yöntemi. Urasalamak; bu işlemi yapmayı ifade eder. Ayrıca sözcük, Sümer mitolojisindeki Uras ile de bağlantılı görünmektedir.

Ötüğ – Türk ve Altay halk kültüründe dua. Yakarma, Tanrıya yalvarma, dileme, isteme. Ötüg veya Ötük olarak da söylenir. En yalın olarak, bir şeyin gerçekleşmesini ve kötü durumlardan korunmayı Tanrıdan istemek olarak tanımlanabilir. Ötümek “dua etmek” fiili ile de kullanılır. Sözcük, Öt/Öd kökünden türemiştir. Zaman, zamanın geçişi ve yakarma anlamlarını içerir. Ahenkli ses çıkarmak manası vardır.

<span class="mw-page-title-main">Söğök İyesi</span> Türk ve Altay halk inancında mezarlığın koruyucu ruhu

Söğök İyesi – Türk ve Altay halk inancında mezarlığın koruyucu ruhu. Gur İyesi veya Gömüt İyesi olarak da bilinir. Görünümlerine dair net bir bilgi yoktur. Ölenlerin ruhlarını cinlerden koruduğu düşünülür. Mezarlara saygısızlık gösteren insanlara musallat olup başlarına felaket getirirler ve bu insanların yatağa düştükten sonra öleceklerine inanılır. Mezarlıkta yaşayan iyelerin huzurunu bozmamak için, mezarlıklarda saygılı olunmalıdır. Ayrıca Söğök İyesi'nin musallat olmaması için mezarlıkta uyumak ve yemek yemekten kaçınılmalı, güneş battıktan sonra mezarlığa girilmemelidir.