
Halil İbrahim İnalcık, Türk tarihçidir.
İstanbul Antlaşması, 22 Temmuz 1533 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ve Avusturya Arşidüklüğü arasında yapılan, yazılı olmayan barış antlaşması.
Kemal Haşim Karpat, Türk tarihçi, Osmanlı tarihi uzmanı ve akademisyen.

Suraiya Faroqhi, Alman akademisyen, Osmanlı tarihçisi ve halen İbn Haldun Üniversitesi Tarih bölümünde öğretim üyesi.

Donald Quataert, Hollanda asıllı, Amerikalı Osmanlı ve Orta Doğu tarihçisi, akademisyen.

İstanbul Antlaşması veya bazı kaynaklarda geçen kullanımıyla Edirne Antlaşması, Avusturya Arşidüklüğü ile Osmanlı İmparatorluğu arasında 19 Haziran 1547 tarihinde İstanbul'da imzalanan, Kutsal Roma İmparatorluğu'nun da dahil edildiği antlaşmadır.

Hotin Muharebesi, Hotin Savaşı veya Hotin Seferi, 2 Eylül ve 9 Ekim 1621 tarihleri arasında Lehistan-Litvanya Birliği ordusu ile Osmanlı İmparatorluğu ordusu arasında meydana gelen muharebeler serisidir.

Osmanlı İmparatorluğu idaresindeki hukuki yapıya Osmanlı hukuku denir. Genelde çok kültürlülüğe uygun yargılama usulüyle öne çıkar. Hukuk anlayışı şer'i ve örfi olmak üzere iki temelde incelenmektedir.

İznik Medresesi ya da İznik Orhaniyesi, Osmanlı Beyliği'nin 1331'de kurulan ilk medresesidir.
İstanbul Antlaşması, Avusturya Arşidüklüğü ile Osmanlı İmparatorluğu arasında 1 Haziran 1562 tarihinde İstanbul'da imzalanan antlaşma. Sekiz yıl geçerliliği olan antlaşmayla birlikte Avusturya Arşidüklüğü'nün Osmanlı İmparatorluğu'na yıllık 30.000 altın vergi vermesi ve her iki tarafın da birbirine saldırılmaması kabul edilmişti.
Mehmet Genç, Türk tarihçi. Osmanlı iktisat tarihi üzerine yaptığı çalışmalar ile tanınmaktadır.

Ahdname, Ahtiname ya da Ahidnâme Osmanlı İmparatorluğu'na ait bir çeşit anayasal bildirgedir çoğunlukla kapitülasyon olarak adlandırılır. Erken modern dönem boyunca, Osmanlı İmparatorluğu bu belgeyi Ahidname-i Hümayun ya da emperyal teminat olarak adlandırmıştır ve Ahdname İmparatorluk ile çeşitli Avrupalı devletler arasında resmi antlaşma işlevi görmüştür.
Selçuk Akşin Somel, Türk tarihçi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nü bitiren Akşin Somel, yüksek lisansını Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü'nde yaptı. Doktora eğitimini ise Bamberg Üniversitesi'nde Türkoloji, sosyoloji ve tarih üzerine tamamladı. Boğaziçi Üniversitesi, Freiburg Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi'de dersler verdi. Çeşitli tarihi konularda çalışmaları bulunan Somel, Sabancı Üniversitesi'nde öğretim üyesidir. 2013 yılında Tarih Vakfı tarafından yayınlanan "Geçmişten Günümüze Azınlık Okulları: Sorunlar ve Çözümler" raporunu hazırlamıştır.

Osmanlı gerileme tezi veya Osmanlı gerileme paradigması, Osmanlı İmparatorluğu'nun dünyanın o zaman gelişmiş kabul edilen ülkeleri ile kıyaslandığında bilim ve endüstride geri kalması ve ürünler ortaya çıkaramaması sonucu, dış ülkelere bağımlılığını tarif etmek amacı ile ortaya konmuştur. Türkiye'nin ve dünyanın tanınmış tarihçilerinden Halil İnalcık Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ adlı kitabında, “...18. yüzyılın uzun savaşlarıyla denge Avrupa’dan yana döndü. Osmanlı gücü inişe geçti, 18. yüzyılda Batı üstünlüğünün kabulüyle de imparatorluk politik ve ekonomik olarak Avrupa’ya bağımlı hale geldi, imparatorluğun varlığını sürdürmesi ve olası çöküşü, sonunda bir Avrupa politikası sorunu, Doğu Sorunu oldu ve Osmanlı politik yaşamı 1920'ye dek Avrupa'ya bağımlı olarak sürdü,” saptamasını yapmıştır.

Le Stamboul, Osmanlı İmparatorluğu'nda İstanbul'dan yayınlanan ve ülkede Latin alfabesinin kabul edildiği 1934'ten itibaren 1964 yılına kadar "İstanbul adıyla yayımlamayı sürdüren günlük Fransızca gazete.
Alan Mikhail, Amerikalı tarihçi, akademisyen. Yale Üniversitesi tarih bölümü başkanlığını yürütmektedir. Erken dönem Müslüman dünya, Osmanlı İmparatorluğu ve Mısır tarihçisidir. Araştırmaları ve eğitim faaliyetleri çevre ve imparatorluk tarihleri üzerine yoğunlaşmaktadır. Mikhail, Osman'ın Ağacı Altında kitabında Osmanlı İmparatorluğu tarihinde doğa ve iktidar arasındaki bağı incelemiş ve bunun için de Ortadoğu'nun nüfusu en yoğun ve Osmanlı'ya en çok kazanç getiren bölgesi Mısır'a odaklanmıştır. Akdeniz, Kızıldeniz ve Hint Okyanusu'nda hakimiyet kurmak için hayati rol oynayan, imparatorluğun en büyük tedarikçisi Mısır'ı, 1517'de fethedilmesinden 1882'de İngiliz güçlerine kaybedilmesine kadar olan süreç içerisinde ele almıştır.Bu kitabıyla Ottoman and Turkish Studies Association tarafından verilen Fuat Köprülü Kitap Ödülü'nü kazanmıştır.
Virginia H. Aksan, Osmanlı İmparatorluğu üzerine çalışan Kanadalı tarihçi. Türk Tarih Kurumu şeref üyesidir. Lisans eğitimini Amerika Birleşik Devletleri'nde Allegheny College'de tamamladığı dönemde Princeton Üniversitesi'nde Türkçe eğitimi aldı. Yüksek lisans ve doktorasını Toronto Üniversitesi'nde tamamladı. McMaster Üniversitesi'nde tarih bölümü öğretim üyesidir.

Osmanlı İmparatorluğu'nun millet sistemi altında Hristiyanlar ve Yahudiler, devlete sadakat göstermesi ve cizye vergisini ödemesi karşılığında Osmanlı hukukuna göre zimmi olarak kabul edilirdi.
Millet-i Ermeniyân, Ermeni Apostolik Kilisesi'nin Osmanlı milletidir. Başlangıçta sadece Osmanlı Ermenilerini değil, Kıptî Ortodoks Kilisesi, Keldani Katolik Kilisesi, Etiyopya Ortodoks Tevhîdî Kilisesi ve Süryani Ortodoks Kilisesi de dahil olmak üzere diğer Hristiyan kiliselerinin üyelerini de içeriyordu, ancak bu grupların çoğu on dokuzuncu yüzyılda kendi milletlerini elde ettiler. II. Mehmed, Ortodoksluk konusunda aralarındaki anlaşmazlıklar nedeniyle onları Rum Ortodokslarından ayırmıştır. Milletin mensupları, meseleleri özerk bir şekilde ele almakla kalmayıp, İslam mahkemelerine dava açacak yasal statüye de sahiptiler. Ermeni milletinin, olması gereken birçok insan üzerinde otorite sahibi olma yeteneği yoktu ve Anadolu'dan bu kadar uzak olan İstanbul'da Ermeni patriğinin gerçek bir yetkisi yoktu.

Osmanlı İmparatorluğu, yaklaşık 1299 yılında Osman Gazi tarafından Anadolu'nun kuzeybatısında, Bizans İmparatorluğu'nun başkenti Konstantinopolis'in hemen güneyinde küçük bir beylik olarak kuruldu. Osmanlılar Avrupa'ya ilk kez 1352'de geçtiler, 1354'te Çanakkale Boğazı'ndaki Çimpe Kalesi'nde kalıcı bir yerleşim kurdular ve başkentlerini 1369'da Edirne'ye taşıdılar. Aynı zamanda, Anadolu'daki çok sayıda küçük Türk devleti de fetihler ya da bağlılık bildirimleri yoluyla filizlenmekte olan Osmanlı sultanlığına dahil edildi.