İçeriğe atla

Karatepe-Arslantaş Höyüğü

Arkeolojik Höyük
Adı:Karatepe-Arslantaş Höyüğü
il:Osmaniye
İlçe:Kadirli
Köy:Karatepe
Türü:Höyük
Tahribat:
Tescil durumu:
Tescil No ve derece:
Tescil tarihi:
Araştırma yöntemi:Kazı

Karatepe-Arslantaş Höyüğü, Osmaniye ili, Kadirli İlçesi'nin 20 km. güney-güneydoğusunda yer alan bir höyüktür. Ceyhan Nehri'nin batı kıyısında bulunan tepe 22 metre yüksekliktedir. Tepe, bir yandan Ceyhan Vadisine, kuzeyden ise Andırın Ovası'na hakimdir. Diğer yandan Çukurova'dan gelip Toroslar'ı aşan, bugün de köylüler ve yörükler tarafından kullanılmaya devam edilen "Akyol" denilen eski kervan yoluna hakim durumdadır.[1]

Yerleşme Geç Hitit Dönemi'nde, MÖ 8. yüzyılda, kendini Çukurova hükümdarı olarak tanıtan Asatawita tarafından yaptırılmış bir sınır kalesidir. Kale, Asatawita'ya göre, kuzeydeki vahşi kabilelere karşı yaptırılmıştı ve Asativadaya olarak adlandırılmıştır.[2]

Kazılar

Karatepe ilk olarak 1946 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Yakın Doğu Dilleri ve Kültürleri Bölümü'nden H. Bossert ve Prof. Dr. Halet Çambel tarafından, Toroslar'ı aşarak Kayseri'den Çukuruova'ya ulaşan eski Hitit kervan yolunu araştırma gezisinde saptanmıştır. Bir sene sonra bu kez yine Bossert ve Doç. Dr. Bahadır Alkım'ca bir araştırma gezisi daha yapılmıştır. Aynı yıl, 1947 yılında Bossert bilimsel başkanlığında Halet Çambel, Nihal Ongunsu, Muhibbe Darga, Handan Alkım'dan oluşan arkeologların da katıldığı bir ekiple kazılara başlanmıştır. Bossert'in başkanlığındaki bu kazılar 1951 yılına kadar sürmüştür. Ertesi yıl Halet Çambel yönetiminde ve İtalyan uzmanların katılımıyla kazılara yeniden başlanmıştır. Halet Çambel ve ekibinin geniş bir bakış açısından sürdürdüğü çalışmalar 1957 yılında Türkiye'nin ilk açık hava müzesini ortaya çıkarmaya başlamıştır. Kaleyi çevreleyen 7.715 hektarlık alan 1958 yılında Milli Park ilan edilmiştir ama, 1970'li yıllarda tüm itirazlara karşın 1975 yılında yapımına başlanan Arslantaş Barajı, 1984 yılında tamamlandığında, kalenin ve Domuztepe Höyüğü'nün eteklerine kadar yükselen bir baraj gölü oluşturmuştur. Çevre halkı 2005 yılında Halet Çambel'in bir büstünü dikmişlerdir.[1]

Tabakalanma

Kazılarda üç yapı katı belirlenmiştir. Birinci kat kale surları, anıtsal giriş bölümleri, saray ve kutsal mekanlardan oluşmaktadır. Ele geçen bazalt kabartma ve yazıtlar bu kattaki çalışmalardan gelmektedir. İkinci yapı katı, bu mimari yapıların taş temelleri altındaki taş örgülerdir.[1]

Buluntular

Kaleye, T biçiminde kuleleri olan anıtsal iki kapıdan girilir. İki kule arasındaki üstü açık bir geçitten sahanlığa geçilir. Sahanlıkta iki odaya ve kalenin içine çıkılır. Anıtsal olarak görülen kapılar ahşaptan olup bazalt mil yatakları içinde döner. Güneybatıdaki kapıdan günümüzde Arslantaş Barajı Gölü ve Domuztepe Höyüğü görünmektedir.[2]

Kalenin içindeki kutsal alanda çifte boğa kaidesi üstünde Fırtına Tanrısı Baal-Tarhunzas'ın 3 metre yükseklikteki boy heykeli bulunmaktadır. Kapı odasındaki bazalt kabartmalarda ise Kral'ın ülkesini ve yaptıklarını öven yazılar ile saray yaşamı, av, mitoloji ve tanrılara sunu sahneleri yer almaktadır.[2]

Kale yaklaşık olarak 375 x 195 metrelik bir alana yayılmaktadır. Burçlarla desteklenmiş çit sur olarak yapılmıştır. İç surda eşit aralıklarla 28 burç bulunmakta olup duvar kalınlığı 4 metredir. Kuzeydoğu ve güneybatı taraflarında, kuzey ve güney kapılar olarak adlandırılan birer anıtsal kapı yer almaktadır. Kulelerle desteklenen bu kapılara birer rampa ile ulaşılmaktadır. Rampadan çıkılınca kulelerin arasındaki avluya varılmaktadır. İç mekan duvarlarının bazıları, üzerlerinde yazılar da olan duvar kaplaması şeklindeki heykel ve ortostatlar bulunmuştur. Çok çeşitli sahneleri konu alan kabartmaların sayısı yüzü bulmaktadır. Bunlar ve bir kısım tanrı heykeli üzerindeki yazılarda Luvi dilinde hiyeroglifle ve alfabetik harflerle Fenike dilinde yazısı kullanılmıştır.[1]

Taş işçiliğinde iki farklı usta grubunun çalıştığı anlaşılmaktadır. Bunlardan birinin çalışmaları belirli bir profili ve kulakları olan canlı ve hareketli kabartmalardır. Diğer usta grubunun çalışmaları ise kontrplaktan oyulmuş gibi basmakalıp çalışmalardır.[1]

Kaynakça

  1. ^ a b c d e "TAY – Yerleşme Dönem Ayrıntıları". 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Nisan 2012. 
  2. ^ a b c "Arkeoloji Dünyası". 3 Mayıs 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Nisan 2012. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Misis</span>

Misis (Mopsuestia), Ceyhan Nehri kenarında, tarihi İpek Yolu üzerinde kurulu bir antik şehir.

<span class="mw-page-title-main">Kadirli</span> Osmaniyenin ilçesi

Kadirli, Akdeniz Bölgesi'nin Adana Bölümü'nde yer alan Osmaniye'ye bağlı bir ilçedir. Adana'nın doğusunda, Osmaniye'nin ise Kuzeybatısında, denizden ortalama 96 m yükseklikte konumlanır. Kadirli, Osmaniye il merkezine 46 km, Adana iline ise 96 km uzaklıktadır.

<span class="mw-page-title-main">Halet Çambel</span> Türk eskrimci ve arkeolog

Halet Çambel, Türk arkeologdur.

<span class="mw-page-title-main">Alacahöyük</span> ören yeri

Alacahöyük, Çorum'un Alaca ilçesinin 15 km kuzeybatısındaki Alacahüyük köyündeki bir höyüktür. Bu höyükte dört ayrı kültür evresinden kalma 15 yerleşim ya da yapı katı saptanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Smirni</span> İzmirde bulunan antik şehir

Smirni, İzmir sınırları içinde iki farklı konumda yer alan tarihî kentler. Körfezin kuzeydoğusunda yer alan ve yüzölçümü yaklaşık yüz dönüm olan bir adacık üzerinde kurulmuştu.

<span class="mw-page-title-main">Karatepe (antik kent)</span> Osmaniye Kadirlide bir antik kent

Karatepe, Osmaniye ili Kadirli ilçesi sınırları içerisinde bulunan MÖ 8. yüzyılda, Geç Hitit Çağı’nda Hitit Kralı Asivatas tarafından kuzeyden gelecek saldırılara karşı bir sınır kalesi olarak kurdurduğu Asitivada (Aslantaş-Karatepe) Kalesi’nin çevresi günümüzde Açık hava Müzesi’dir. Karatepe Adana’nın yaklaşık 135 km doğusunda, Osmaniye iline 25 km Doğusundaki Aslantaş Baraj Gölü kenarındadır. Doğal bir tepenin üzerindedir. Toros Dağları’nın eteklerindedir. Karatepe eskiden bir kervan yoluna da hâkimdi.

<span class="mw-page-title-main">Nail Çakırhan</span> Türk şair, gazeteci ve mimar

Nail Çakırhan, Türk gazeteci, şair, uluslararası ödüllü mimar ve restoratördür.

Zeytinlibahçe Höyük, Şanlıurfa ilinin batısında, Birecik ilçesinin 3 km. güneyinde Mezra Köyü yakınlarında bir höyüktür. Höyük, 31 metre yükseklikte, 190 x 140 metre boyutlarında olup 26 dönümlük yerleşim alanı varıdır. Bir bölümü tarım amaçlı kullanılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Tilmen Höyük</span>

Tilmen Höyük, Gaziantep ilinin İslahiye ilçesinin 10 km. doğusunda yer alan bir höyüktür. Karasu Irmağı kollarıyla çevrili bir arazide 225 metre çapında 21 metre yüksekliktedir. Sakçagözü Ovası'nın batı kenarında bulunmakta olup bu ovada ellinin üzerinde höyük yer almakta olup en büyüklerinden biridir.

Domuztepe Höyüğü, Osmaniye il merkezinin 35 km. güneydoğusunda yer alan bir höyüktür. Günümüzde Aslantaş Barajı kıyısında yer alan höyüğü tarihöncesi yerleşim katları su altında kalmıştır.

Samsat Höyük, Adıyaman ili, Samsat ilçesi hemen kuzeydoğusunda, günümüzde Atatürk Baraj Gölü altında kalmış olan bir höyüktür. Baraj gölü suları altında kalmasından önce Fırat kıyısından 700 metre içeride olmasına karşın iskan edildiği dönemde hemen nehrin kıyısındaydı. Yüksek bir höyük sayılabilecek olan Samsat Höyük, ova seviyesinden 37-40 metre yükseklikte olup taban alanı 500 x 350 metre kadardır. En dik yamacı doğu yamacı, en düşük eğimli yamacı ise güneybatıya bakan yamacıdır. Adı, Klasik Çağ kaynaklarında Samosate, Samosatum, İslami Dönem kaynaklarında ise Semisat, Sumaisat olarak geçmektedir. Yer olarak, Fırat'ın oldukça geniş, dolayısıyla sığ olduğu bir kesimdedir. Yerleşim olarak ise höyük, teras ve alt şehirden oluşmaktadır. Samsat Höyük, taşıdığı öneme karşın yeterince kazı çalışmaları yapılamadan baraj gölü altında kalıp yok olmuş bir arkeolojik yerleşimdir.

Zincirli Höyük Gaziantep il merkezinin batısında, İslahiye ilçesinin 10 km. kuzeyinde yer alan bir höyüktür. Amanos Dağları'ndan doğu - batı yönünde geçit veren Beyhan Geçidi'ndeki ovada, küçük bir bataklığın batı kenarındadır. Geç Hitit Dönemi buluntuları ile tanınmıştır. Antik adı Aramice'de Sam'al olup Geç Hitit Dönemi'nin en önde gelen metropollerinden biri ve bir kraliyet merkezi olarak bilinmektedir. Günümüzden 3 bin yıl önce 40 hektarlık bir alana yayılmış bir kentti. Zincirli Höyük kazılarında ele geçen Asur Kralı Esarhaddon'a ait bir kitabe, kentin Sam'al olduğunu doğrulamaktadır. Hitit İmparatorluğu'nun MÖ 1.200'lerden sonra çöküşü ardından Güneydoğu Anadolu Bölgesi - Kuzey Suriye genel yayılımında, tarihçilerin Geç Hitit Devletleri, Kuzey Suriye Krallıkları ya da Suriye - Hitit Devletleri olarak adlandırdıkları devletler kurulmuştu. Bu devletlerin başkentlerinde, kentin merkezini oluşturan yönetsel ve dinsel yapılar bir yükseltide kurulmuş, ayrıca tahkim edilmiş bir kale içinde yer alınmıştır. Kentler, çift sur ile çevrilidir. Zincirli kenti de bu başkentlere bir örnek oluşturmaktadır.

Hacıtuğrul Höyüğü, Ankara - Polatlı karayolunun 60. km.'sinde, Hacıtuğrul Köyü ile Yenidoğan tren istasyonu arasında yer alan bir höyüktür. Gordion'un 22 km. kuzeydoğusuna düşmektedir. Eski yayınlarda Yenidoğan Höyüğü ya da Külhöyük olarak geçmektedir. Höyük, 650 x 600 boyutlarında olup 24 metre yüksekliktedir. Bu boyutlarıyla 3,3 hektarlık bir alana yayılmış, Türkiye'nin en büyük höyüklerinden biridir. Boyutları Gordion'un kabaca iki katı kadardır.

Gülağaçlı Höyüğü, Aksaray İl merkezinin doğusunda, Melendiz Çayı üzerindeki Mamasın Barajı Gölü kıyısında bulunan bir höyüktür. Tepenin diğer adı Porsuklu Tepedir. Günümüzde baraj gölü üzerine uzanan bir yarımada şeklinde olup suların yüksek olduğu yıllarda ada haline gelmektedir. Barajdan önce Melendiz Çayı ve Karasu Çayı, tepenin güneydoğu yamaç açığında birleşmekteydi.

Gözlükule Höyüğü, Mersin İl merkezinin 30 km. doğusunda Tarsus İlçesi'nin güneybatısında, günümüzde İlçe'nin bir parkı olarak kullanılan bir höyüktür. Tepe, 300 metre çapında olup 25 metre yüksekliktedir. Bir Klasik Çağ kenti olan Tarsu ya da Tarse, hem tepede hem de günümüz Tarsus İlçesi'nin altındadır. Günümüz Tarsus'unu oluşturan ilk yerleşimin, Toroslar'dan gelen bir akarsuyun kıyısında, MÖ 7. binyılda bir köy olarak kurulduğu belirtilmektedir.Höyük, Orta Anadolu'dan Akdeniz kıyılarına doğal bir geçiş olan Gülek Boğazı çıkışında, Antik Kilikya ovasında yer almaktadır. Diğer yandan Gülek Boğazı çıkışından Amik Ovası yoluyla Kuzey Suriye'ye ulaşımın da kavşağındadır.

<span class="mw-page-title-main">Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi</span> Gaziantepte arkeolojik alan

Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi, Gaziantep ilinin İslahiye ilçesine bağlı Yesemek mahallesi yakınlarındaki bir açık hava müzesi ve arkeolojik sit alanıdır. Alan Hitit zamanında bir taş ocağıydı, 100.000 m2 alanı ile antik Yakın Doğu'nun bilinen en büyük taş işçiliği atölyesiydi.

Uluğ Bahadır Alkım;, Kazı, yüzey araştırmaları ve tarihi coğrafya çalış­malarıyla Anadolu arkeolojisine ve özellik­le Hitit döneminin aydınlatılmasına büyük katkıda bulunan arkeologtur.

Helmuth Theodor Bossert, dilbilimci ve arkeolog.

<span class="mw-page-title-main">İç Kale</span> Diyarbakırda tarihî bir yer

İç Kale, Diyarbakır kentinin ilk yerleşim yeri olarak kabul edilen yerdir. Kentin kuzeydoğusunda, Dicle Nehri'nin 100 m kadar yükseğinde yer alır.

<span class="mw-page-title-main">Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi</span>

Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi, Türkiye'nin Osmaniye ilinde bulunan bir açık hava arkeoloji müzesidir. Müze, Karatepe antik kentinde yer almakta olup Karatepe mekânı, Aslantaş ise taş heykellerdeki aslan figürünü tanımlamaktadır. Alan aynı adı taşıyan bir millî parkın içinde yer almaktadır.