İçeriğe atla

Kan emme

Bir Anopheles stephensi sivrisineği, sivri bir hortuma sahiptir, insanlardan ve hayvanlardan kan emer. Karnı şiştikten sonra, emdiği kanı damla damla konağın üzerine bırakmaya başlar. Bu sivrisinek Mısır'dan Çin'e kardar yayılım gösteren bir sıtma vektörüdür.
Tahtakurusu.
Bir çorapta bulunan taze kanı emen kelebekler.

Kan emme (hematofaji) kan ile beslenen canlıların kan emme eylemidir (Eski Yunancada αἷμα haima "kan" ve φάγειν phagein "beslenme"). Kan besleyici proteinler ve lipitler açısından zengin bir sıvı olduğundan, kan emme muazzam bir çaba olmadan bu besin maddelerine ulaşmada solucanlar ve eklembacaklılar gibi birçok küçük hayvanlarda beslenme için tercih edilen bir form olarak gelişmiştir. Bazı bağırsak nematodları, bağırsak kılcallarından sızan kan ile beslenirler ve sülüklerin yaklaşık yüzde 75'i kan emme eylemi gerçekleştirir. Bazı balıklar, lampreyler, candirular ve memeliler, özellikle vampir yarasalar ve vampir ispinozlar, kukuleta bülbülleri, öküzkakan kuşu, tristan ardıçkuşu gibi kuşlar kan emme eylemi gösterirler.

Mekanizma ve gelişim

Kan emici canlıların damar yapılarına ve deriye girebilmek ve kan emebilmek için özelleşmiş ağız organelleri ve kimyasal salgıları vardır. Bu beslenme türü flebotomi (kan alma) diye bilinir (Eski Yunancada, phleps "damar" and tomos "kesme").

Kan emme, kılcal damarlardan ya da kan sızıntısından direkt olarak kan emme şeklinde olabileceği gibi yalama şeklinde de olabilir. Kan emerken tükürük salgısında bulunan kanın pıhtılaşmasını önleyici antikoagülan, damar genişletici, yangı önleyici ve ağrı engelleyici maddeler kullanılır.

Kan emme zorunlu veya isteğe bağlı bir eylem olarak sınıflandırılabilir. Zorunlu olarak kan emen canlılar, Rhodnius prolixus (Güney Amerikada bir Adımlayıcı yarım kanatlılar türü) türünde olduğu gibi başka bir beslenme şekline sahip değillerdir. Aedes aegypti ve birçok sivrisinek türünde olduğu gibi bazı türler de isteğe bağlı kan emicilik gösterirler ve polen, meyve suyu ve diğer biyolojik sıvılarla beslenebilirler. Anotojenöz türlerde dişilerin yumurta üretebilmesi için kan emmeye ihtiyaçları vardır.

Görünüşe göre birçok canlı türünde kan emme işlevi farklı şekillerde gelişmiştir. Konaklara yerleşebilmek ve onlardan yarar sağlayabilmek için adaptasyon yetenekleri gelişmiştir (genellikle konaklar tarafından öldürülmemek için gece ortaya çıkarlar) ve aynı zamanda fiziksel kimyasal dedektörler gelişmiştir (ter bileşenleri, CO2, ısı, ışık, hareket vb. tespit etmek için).

Tıbbi önemi

Kan emme ile birlikte, kan emen organizmada bulunan hastalık etkenleri konak organizmaya aktarılır. Bazı parazitlerin yaşam döngüsünde önemli bir yeri vardır. Birçok bakteri ve virüs bu yolla yayılabilmektedir

Hematophagous organisms have been used by physicians for beneficial purposes (hirudotherapy). Bazı doktorlar ameliyat veya travma sonrası bazı yaralardaki kanın pıhtılaşmasını önlemek için sülükleri kullanırlar, böylece yara bölgesinde taze kan sızıntısı yaranın iyileşmesini destekler.[kaynak belirt] Yakın zamanda genetik mühendisliği ile geliştirilen ve desmoteplase denen Desmodus rotundus (vampir yarasa) tükürüğü kökenli bir maddenin inmeli hastalarda tedaviyi şansını arttırdığı görülmüştür.[kaynak belirt]

İnsanlarda kan emme davranışı

Kan içme, kan ürünleri üretme ve tatma birçok toplumda görülen bir beslenme davranışıdır. Sığır kanı ile sütünü karıştırarak içme Afrika Masailerinde görülen bir beslenme şeklidir. Marko Polo, Moğolların zor durumda kalmaları hallerinde gerektiği kadar atlarının kanlarını içtiklerini bildirmiştir. Siyah muhallebi dünyanın birçok yerinde tüketilmektedir. Mocheler gibi bazı toplumlarda kan emme ayinleri yapılırken Rusyanın yerel topluluklarından olan schytialılar savaşta ilk öldürdükleri düşmanın kanını içerler. Bazı dinlerdeki bazı ritüeller kan içme eyleminin bir yansımasıdır, Hristiyan efkaristiyasında şarabın İsanın kanına dönüştürülmesi gibi. Bazı psikiyatrik hastalarda da kan emme eylemi bazı insanlarda ise kendi kanlarını emme ya da yalama eylemi gözlenmiştir. Sonuç olarak vampirlik kültürel ve edebi olarak ilgi duyulan bir davranış olmuştur.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

Şok, kalbin aorta attığı kanın akut olarak azalmasına bağlı bir hipoperfüzyon sendromdur. Şok olgusunda yaşamsal dokulara ve organlara yeterli kan gidemez. Dolaşan kanın azalması, dokuların oksijen ve enerji kaynaklarının kesilmesi, metabolizma artıklarının temizlenememesi anlamına gelir. Başlangıç belirtiler hipotansiyon, bilinç kaybı, ağızda kuruluk, deride solukluk, terleme, nabızda artma/azalma, laktik asidoz, parmak uçlarında ve dudaklarda siyanozdur.

<span class="mw-page-title-main">Kan</span> hücrelerden meydana gelmiş yaşamsal sıvı

Kan, atardamar, toplardamar ve kılcal damarlardan oluşan damar ağının içinde dolaşan; akıcı plazma ve hücrelerden meydana gelmiş kırmızı renkli hayati sıvıdır.

<span class="mw-page-title-main">Tromboz</span> Kan pıhtılarının neden olduğu tıbbi durum

Tromboz (thrombosis), canlı organizmada kan elemanlarının kalp ve damar iç yüzüne kitle (pıhtı) ha­linde yapışması olgusudur; oluşan pıhtı kitlesine trombüs ya da trombus (thrombus) adı verilir. Trombozun yaşam kurtarıcı (fizyolojik) ve öldürücü (patolojik) sonuçları vardır. Tromboz olgusu genellikle damarlara yönelik olumsuzluklarda görülür. Endotel zararıyla birlikte pıhtılaşma (hemostaz) mekanizması çalışmaya başlar. Önce trombin aktive olur, sonra da fibrinojen fibrine dönüşür. Fibrin, pıhtının ana elemanıdır. Ayrıca, genel bir tanım olarak herhangi bir damardaki trombustan kopan pıhtı parçasının başka bir bölge damarını tıkamasına tromboembolizm denir.

<span class="mw-page-title-main">Kılcal damar</span> vücuttaki en küçük kan damarları

Kılcal damar veya kapiler vücuttaki en küçük kan damarlarına verilen isimdir. Büyüklükleri yaklaşık 5-10 μm'dir. Atardamarlar ile toplardamarları birleştiren kılcal damarlar, dokularla etkileşimi en yoğun olan kan damarlarıdır. Kılcal damar duvarları tek bir hücre tabakasından (endotel) oluşur. Bu tabaka öyle incedir ki oksijen, su ve lipitler gibi moleküller difüzyon ile bu tabakadan geçip dokulara girebilirler. Karbondioksit ve üre gibi zararlı ve atık maddeler de difüzyon ile kılcal damar içindeki kana dağılırlar. Belirli bazı sitokinlerin salınımıyla kılcal damarların geçirgenliği (permeabilite) daha da arttırılabilir.

<span class="mw-page-title-main">Dolaşım sistemi</span> hayvanlarda kan dolaşımını sağlayan organ sistemi

Dolaşım sistemi veya kardiyovasküler sistem maddelerin vücuttaki dolaşımını sağlayan organ sistemidir.

<span class="mw-page-title-main">Kas</span>

Kas, yumuşak bir doku olup, dört temel hayvan doku türünden biridir. Kas dokusu iskelet kaslarına kasılma yeteneği verir. Kas, embriyonik gelişim sırasında, miyogenez denilen süreçte oluşur. Kas dokusu, hareket sağlamak için etkileşen aktin ve miyozin adlı özel kasılma proteinleri içerir. Mevcut diğer birçok kas proteini arasında iki düzenleyici protein, troponin ve tropomiyosin bulunur.

<span class="mw-page-title-main">Lenfatik sistem</span> lenf damarları ve lenfatik organlar ile lenfodik dokudan oluşan bir organ sistemi

Lenfatik sistem veya lenfoid sistem, omurgalılarda dolaşım sistemi ve bağışıklık sistemi'nin bir parçası olan bir organ sistemi'dir. Geniş bir lenf ağından, lenfatik damarlardan, lenf düğümlerinden, lenfatik veya lenfoid organlardan ve lenfoid dokulardan oluşur. Damarlar lenf adlı berrak bir sıvıyı kalbe doğru taşır.

<span class="mw-page-title-main">Kene</span>

Ixodida veya kene, Parasitiformes üsttakımına bağlı bir hayvan takımıdır.

<span class="mw-page-title-main">Kanama</span>

Kanama, canlı bir organizmada kanın kalp ve damar boşluğu (lümeni) dışına çıkmasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Sülük</span>

Sülükler ya da, halkalı solucanlar şubesine ait bir alt sınıftır.

<span class="mw-page-title-main">Kan damarı</span> Kanı taşıyan dolaşım sisteminin tübüler yapısı

Kan damarları dolaşım sisteminin organlarındandır. Görevleri kanı vücudun bölümlerine taşımak olan kan damarlarının farklı türleri vardır. Temel kan damarı tipleri atardamarlar (arter) ve toplardamarlardır (ven). Atardamarlar kanı kalpten alıp vücudun farklı bölümlerine taşırken, toplardamarlar vücudun farklı bölümlerinden kanı kalbe taşırlar. Bununla birlikte iki istisna mevcuttur: pulmoner arter kirli kan, pulmoner ven ise temiz kan taşır. Vücuttaki en büyük damar kanın kendisi aracılığıyla tüm vücuda doğru pompalandığı aort atardamarıdır. Vücutta bulunan her organın en az bir tane temiz kanı kalpten getiren ve birden fazla kirli kanı kalbe götüren damarı vardır. İnsan vücudundaki damarların toplam uzunluğu 100 km kadardır.

Asalak ya da parazit, bir canlıya bağımlı olarak yaşayabilen ve üzerinde yaşadığı canlıya zarar verebilen organizmadır. Bu canlılardan kimileri mikroskobik boyutlardan erginlikte çok büyük boyutlara ulaşabilecek değişimlere sahip olabilirler.

<i>Desmodus rotundus</i>

Desmodus rotundus, küçük, yaprak burunlu bir Amerikalı yerlisidir. Hâlâ geçerliliğini koruyan üç vampir yarasa türünden biridir, diğer iki türü kıllı bacaklı ve beyaz kanatlı vampir yarasadır. Bu türler parazit memelilerdir. Vampir yarasanın başlıca besin kaynağı çiftlik hayvanlarının kanıdır, avına geceleri onlar uyuduğunda yaklaşır. Konakçısının derisini keserek açmak ve uzun dilleriyle kanlarını yalamak için keskin dişlerini kullanırlar. Türler büyük ölçüde çok eşlidirler ve baskın yetişkin erkekler dişilerin haremini korurlar. Ailesellik, sosyal bakım ve yiyecek paylaşımı gibi kooperatif davranışlar bakımından en sosyal yarasa türlerinden biridir. Çünkü çiftlik hayvanlarının kanıyla beslendiğinden ve kuduz taşıyıcısı olduğundan, vampir yarasalar bir haşere olarak kabul edilirler. Onun koruma statüsü, Dünya Korunma Birliği tarafından en az endişe verici olarak kategorize edilir.

Helmintler bir grup polifletik ökaryotik parazittir. Bu organizmalar solucan şeklindedir ve konakta yaşar ve oradan beslenir. Konaktan aldığı besinlerle organizmanın beslenmesini sekteye uğratır ve hâlsizlik, hastalık gibi sorunlara neden olur. Sindirim sisteminde yaşayan parazitlere intestinal parazitler denir. Bu tür canlılar hayvanlarda ve insanlarda yaşarlar.

<span class="mw-page-title-main">Konak (biyoloji)</span> başka bir organizmayı barındıran organizma

Biyolojide, daha küçük canlıları parazitizm, mutualism veya kommensalism gibi simbiyotik bir ilişki içerisinde vücudunda barındıran canlılara konak denir. Konak canlı, misafirine genellikle besin ve barınma imkanı sağlar. Virüslerin konak hücreleri, köklerinde azot bağlayan bakterileri barındıran baklagiller ve parazit kurtlara konak sağlayan hayvanlar örnek olarak sayılabilir. Botanikte daha spesifik bir örnek ise, bir tür ektoparazit olan mikropredatörlere besin kaynağı sağlayan konak bitkilerdir.

<span class="mw-page-title-main">Bulaş</span>

Biyoloji ve tıpta bulaş, bir bulaşıcı hastalığın enfekte konakçıdan, doğal konaklardan, vektörlerden veya portörlerden başka canlılara geçmesine denir. Hastalık bulaştıran canlı bazı durumlarda hasta olmayabilir.

Hayvan anatomisi veya Zootomi, anatominin hayvanlarla ilgilenen alt dalıdır.

<span class="mw-page-title-main">Savaş ya da kaç tepkisi</span>

Savaş ya da kaç tepkisi algılanan zararlı bir olaya, saldırıya veya hayati tehdide yanıt olarak ortaya çıkan fizyolojik tepki. İlk olarak Water Bradford Cannon tarafından tanımlandı. Teorik olarak canlıların sempatik sinir sisteminin deşarjı ile tehditlere tepki göstermesi ve bunun sonucunda canlıyı kaçmaya veya savaşmaya hazırlamasına dayanır. Daha spesifik olarak, adrenal medulla, katekolaminlerin, özellikle norepinefrin ve epinefrin salgılanmasına neden olan hormonal bir kaskad üretir. Östrojen, testosteron ve kortizol hormonlarının yanı sıra nörotransmitterler dopamin ve serotonin de organizmaların strese nasıl tepki verdiğini etkiler. Bu tepki türü, omurgalılar ve diğer organizmalar arasındaki stres yanıtlarını düzenleyen genel adaptasyon sendromunun ilk aşaması olarak kabul edilir.

Skeeter sendromu, sivrisinek sokmasına karşı gelişen abartılı alerjik reaksiyon olarak tanımlanır.

<span class="mw-page-title-main">Sülük tedavisi</span>

Sülük tedavisi (Hirudoterapi), tıbbi sülüklerin kullanıldığı eski bir tıbbi tedavi yöntemidir. Bu tedavi, sülüklerin kan emerken salgıladıkları çeşitli biyokimyasal maddeler aracılığıyla hastalıkları hafifletmeyi amaçlar. Sülüklerin ısırdığı bölgeden kan emmesi, lokal dolaşımı artırır, antikoagülan etkiler gösterir ve bazı inflamatuvar hastalıkların semptomlarını azaltabilir. Sülük tedavisi, binlerce yıldır kullanılan bir yöntem olup, modern tıpta bazı durumlarda alternatif veya tamamlayıcı tedavi olarak kullanılmaktadır.