
Kuyruklu yıldız ya da kirlikartopu, Güneş’in yakınından geçerken ısınarak gaz açığa çıkarmaya başlayan, buzlu, küçük Güneş Sistemi cisimleridir. Bu gaz çıkışı, görünür bir atmosfer veya koma ve bazen de bir kuyruk oluşturur. Bu fenomenler, kuyruklu yıldızın çekirdeğine etki eden güneş radyasyonu ve güneş rüzgarı etkilerinden kaynaklanır. Kuyruklu yıldız çekirdek’lerinin büyüklüğü, birkaç yüz metreden ile onlarca kilometreye kadar değişir ve gevşek buz, kozmik toz ve küçük kayalık parçacıklardan oluşur. Kuyruk bir astronomik birim ötesine uzanabilirken, koma Dünya'nın çapının 15 katına kadar çıkabilir. Yeterince parlaksa, teleskop yardımı olmadan Dünya'dan kuyruklu yıldız görülebilir ve gökyüzünde 30°'lik bir alt açı yayı olabilir. Kuyruklu yıldızlar eski çağlardan beri birçok kültür ve din tarafından gözlemlenmiş ve kaydedilmiştir.

Messier 77, Balina takımyıldızı yönünde bulunan bir çubuklu sarmal gökada. Dünya'dan uzaklığı yaklaşık olarak 47 milyon ışık yılı olup, 1780 yılında Pierre Méchain tarafından keşfedilmiştir. Messier kataloğunun en büyük gökadalarından biridir.

Küresel yıldız kümesi, galaksi merkezi etrafında uydu gibi dolanan, yıldızların küresel bir bileşimidir. Küresel yıldız kümeleri yerçekimi ile bir arada durabilirler. Yerçekimi sayesinde küresel bir şekle ve göreceli olarak merkeze doğru artan bir madde yoğunluğuna sahiplerdir. Yıldız kümesinin bir alt kategorisi olan küresel yıldız kümesi, Latince bir sözcük olan ve küçük küre anlamına gelen globulus kelimesinden türetilmiştir.

Önyıldız ya da protostar, yıldızlar arası ortamda, dev bir moleküler bulutun gazlarının daralmasıyla meydana gelen büyük bir kütledir. Önyıldız, yıldız evrimi sürecindeki en erken evredir. Bu oluşum, Güneş kütleli yıldız için yaklaşık 10 milyon yıl sürer. Süreç, moleküler bir bulutun kendiliğinden kütleçekimi kuvveti altında çöktüğü zaman başlar. Artan yıldız kütlesinin radyasyon enerjisine dönüşümünü gösteren süpersonik güneş rüzgarı biçimi olan T Tauri rüzgarı, önyıldızın oluşacağını gösterir.

Yıldızlar, uzayda bulunan yüksek yoğunlukta geniş bölgelerden oluşan moleküler bulutların içinde oluşur. Bu bulutlar çoğunlukla hidrojenden ve % 23–28 helyum ile az miktarda daha ağır elementlerden ibarettir. İçinde yıldız oluşan bu tür bir bulutsuya örnek Orion bulutsusudur. Bu bulutlardan büyük yıldızlar oluştukça, içinde bulundukları bulutları güçlü bir şekilde ışıklandırıp iyonlaştırırlar ve bir H II bölgesi yaratırlar.

Genç yıldız cismi (GYC) genç yıldız nesnesi (GYN) yıldız evriminin ilk aşamasında yıldızın anakol evresine gelmeden önceki evresidir.

Rozet Bulutsusu Samanyolu bölgesinde Tekboynuz takımyıldızı içindeki dev moleküler bulutun bir ucunun kenarında yer alan, büyük ve yuvarlak bir H II bölgesi. Açık yıldız kümesi NGC 2244, bulutsu ile yakından ilgilidir, kümenin yıldızları bulutsunun maddesinden oluşmuştur.
Yıldız evrimi bir yıldızın yaşamı boyunca maruz kaldığı radikal değişikliklerin bir sürecidir. Yıldız'ın kütlesine bağlı olarak bu yaşam süresi, birkaç milyon yıldan, trilyonlarca yıla ulaşabilir, evrenin yaşı göz önüne alındığında bu çok fazladır.

NGC 147, Kraliçe takımyıldızı yönünde yaklaşık olarak 2,58 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunan bir cüce küremsi gökadadır. John Herschel tarafından 8 Eylül 1829 yılında keşfedilmiş, Yerel Grup üyesi olduğu ise 1944 yılında Walter Baade tarafından anlaşılmıştır. NGC 147'nin Yerel Grup üyeliği 1944 yılında Walter Baade tarafından Los Angeles yakınlarındaki Wilson Dağı'nda bulunan 100 inçlik teleskopla galaksiyi tek tek yıldızlara ayırarak doğrulandı.

NGC 3115, Altılık takımyıldızı yönünde bulunan bir merceksi galaksidir. William Herschel tarafından 22 Şubat 1787 tarihinde keşfedilmiştir. Yaklaşık olarak 32 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunan galaksi, Samanyolu'nan birkaç kat daha büyüktür.

NGC 185 Kraliçe takımyıldızı yönünde yaklaşık olarak iki milyon ışık yılı uzaklıkta bulunan bir cüce küremsi galaksidir. Andromeda Galaksisi'nin bir uydusudur ve 30 Kasım 1787 tarihinde William Herschel tarafından keşfedilmiştir. Pek çok cüce eliptik galaksiden farklı olarak genç yıldızlardan oluşan kümeleri içerir. NGC 185, etkin (AGN) bir galaksi çekirdeğine sahiptir ve tip 2 Seyfert galaksisi olarak sınıflandırılır. Yapı bakımından NGC 205'e benzeyen galaksi, OB yıldızları, toz bulutları, H I bulutları ve genç mavi yıldızları içermektedir. NGC 185'te çok sayıda değişen yıldız bulunmuştur. Bunlardan 151 tanesi RR Lyrae ve beş tanesi de sefe türü değişen yıldızlardır.

Tekboynuzlu R2, Tekboynuz takımyıldızı yönünde yaklaşık olarak 2.700 ışık yılı uzaklıkta bulunan bir H II bölgesidir. Bu bölgedeki dev bir moleküler bulutun parçasıdır.

Sh2-106, Kuğu takımyıldızı yönünde bulunan salma bulutsusu ve yıldız oluşum bölgesidir. Bu H II bölgesi, Samanyolu'nun izole bir bölgesinde ve Dünya'dan yaklaşık olarak 2.000 ışık yılı uzaklıkta bulunmaktadır.

Kozmik toz, uzayda var olan bir tozdur. Çoğu kozmik toz parçacığı, mikrometeoroitlerde olduğu gibi birkaç molekül ile 0,1 mm (100 µm) arasında ölçülür. Daha büyük parçacıklara ise meteoroit denir. Uzaydaki tüm tozun küçük bir kısmı yıldızların bıraktığı yoğunlaşmış maddeler gibi daha büyük ateşe dayanıklı mineraller içerir. Buna yıldız tozu denir. Yerel yıldızlararası ortam olan Yerel Kabarcığın toz yoğunluğu ortalama 10-6 x toz parçacığı/m³ 'tür ve her toz parçacığı yaklaşık 10–17 kg'lık bir kütleye sahiptir.

25 Orionis, Avcı takımyıldızı yönünde yaklaşık olarak 1.145 ışık yılı uzaklıkta bulunan ve çoklu bir yıldız sisteminin birincil bileşeni olan B-tipi mavi anakol yıldızıdır. 25 Orionis, Gökada içinde Güneş'e göre 9,6 km/sn'lik bir hızla hareket eder. Gökada merkezinden uzaklığı, 25.000 ile 34.100 ışık yılı aralığında tahmin edilmektedir. Yaklaşık 200 düşük kütleli ön-anakol yıldızının oluşturduğu yoğun bir küme olan ve 25 Orionis grubu olarak da bilinen Orion OB1a altbirliğinin bir parçasıdır.

Astronomide Yıldızlar arası ortam (ISM), bir galaksideki yıldız sistemleri arasında var olan maddedir. Bu madde iyonik, atomik ve moleküler formda gaz, toz ve kozmik ışınlar içerir. Yıldızlararası uzayı doldurur ve galaksiler arası uzaya iyi bir şekilde uyum sağlar. Aynı hacmi kaplayan elektromanyetik radyasyon şeklindeki enerji de yıldızlararası radyasyon alanıdır.

Ön gezegen diski, yeni oluşmuş genç bir yıldızın etrafını çevreleyen ve yoğun gaz ve tozun oluşturduğu dönen bir çöküntü çemberidir. Ön gezegen diski, yıldızın kendisi için bir toplanma diski olarak da düşünülebilir; çünkü gazlar veya diğer malzemeler diskin iç kenarından yıldızın yüzeyine düşüyor olabilir. Bu süreç gezegenlerin oluştuğu düşünülen birikme süreci ile karıştırılmamalıdır. Dış bir kaynak tarafından aydınlatılan foto-buharlaşan Ön gezegen disklerine ilgediskler denir.

Yıldızlararası bulut, Samanyolu ve diğer gökadalardaki gaz, plazma ve tozun birikimi olarak tanımlanır. Başka bir deyişle yıldızlararası bulut, bir gökadada yıldız sistemleri arasındaki boşlukta var olan madde ve radyasyon olan yıldızlararası ortamın ortalamadan daha yoğun bir bölgesidir. Belirli bir bulutun yoğunluğuna, boyutuna ve sıcaklığına bağlı olarak, hidrojeni nötr olabilir ve bir H I bölgesi oluşturur; iyonize olabilir veya plazma haline gelerek bir H II bölgesi oluşturabilir veya moleküler olabilir. Bunlara basitçe moleküler bulutlar veya bazen yoğun bulutlar denir. Nötr ve iyonize olmuş bulutlar bazen dağınık bulutlar (diffuse) olarak da adlandırılır. Bir yıldızlararası bulut, yaşamının sonlarına doğru bir kırmızı devin gaz ve toz parçacıkları tarafından oluşturulur.

DR 21, Kuğu takımyıldızı bölgesinde bulunan ve 1966 yılında Downes ve Rinehart tarafından bir radyo sürekliliği kaynağı olarak keşfedilen büyük bir moleküler buluttur. DR 21, Dünya'dan yaklaşık olarak 6.000 ışık yılı uzaklıkta bulunur ve 80 ışık yılı boyunca uzanır. Bölge yüksek oranda yıldız oluşumu içerir ve Cygnus X yıldız oluşum bölgesi ile ilişkilidir. Tahmini kütlesi 1.000.000 M☉ olarak hesaplanır.

AFGL 2591, Kuğu takımyıldızında yaklaşık olarak 3.300 parsek uzaklıkta bulunan bir yıldız oluşum bölgesidir. Yoğun gaz ve toz bulutu, iç kısmının optik teleskoplar tarafından görünmesini engeller. Kızılötesi görüntüler, genç yıldızdan dışarıya doğru uzanan parlak bir koni şeklinde görünen yansıma bulutsusu ile birlikte parlak bir genç yıldız cismini göstermektedir. Moleküler bulutun içinde bir yıldız kümesi oluşmaktadır, fakat kızılötesi radyasyonun büyük kısmı AFGL 2591-VLA3 adlı bu yıldızdan kaynaklanır.