İçeriğe atla

Kafir Kale Savaşı

Kafir Kale Savaşı
Nadirin seferleri veya Herat seferi

Savaş alanına yakın Harirud nehri
Tarih4 Mayıs - 1 Temmuz 1729
Bölge
Horasan, Herat yakınlarında
SebepII. Tahmasb ve Nadir Han'ın Horasan'da Safevi yönetimini yeniden kurma arzusu
Sonuç Safevilerin Zaferi[1]
Taraflar
Safevi devleti Abdali Afganlar
Komutanlar ve liderler
Nadir Han (yaralı) Allahyar Han
Güçler
yaklaşık 15.000[2] 30.000


Kafir Kale Savaşı, Herat seferinin sonucunu belirleyen bir dizi çarpışmaydı. Bazı özellikleriyle Sangan Savaşı'na benzeyen Kafir Kala Savaşı, Abdali Afganları ile Nadir Han liderliğindeki Safevi ordusu arasında gerçekleşmiş ve Safevi ordusunun zaferiyle sonuçlanmıştır.[3]

Savaşın arka planı

Nadir Han'ın önceki seferi, Sangan'ın yağmalanması ve Abdali Afganlarına karşı taktiksel bir zaferle sonuçlanmıştı. Ancak Nadir Han bu seferde yeni bir toprak kazanamamış ve küçük bir zaferden sonra Meşhed'e dönmek zorunda kalmıştır. Nadir'in planlarını bozan Safevi şahı II. Tahmasb oldu. II. Tahmasb onu hain ilan etti ve bu Nadir'i geri dönmeye zorladı. Geri dönen ve Şah'ı yenen ve ona bağımlı kılan Nadir, tüm iç sorunları çözdükten sonra uzun zamandır beklenen Herat seferine başladı.

Savaş

İlk çarpışmalar

Tarih-e Jahangosha-ye Naderi'deki bilgiye göre, 1729 Nevruz bayramından 46 gün sonra Nadir ve askerleri Abdali Afganlarıyla savaşa gitti. Kafir kalesinin çevresine kamp kurduktan sonra Niyazgulu bey Kaçar'ın komutasında 500 kişilik bir muhafız oluşturmuş ve ordunun bekçiliğini bu müfrezeye emanet etmiştir.[4]

Abdali Afganlarının lideri Allahyar han, Nadir'in seferine karşılık vermek için, Herat'ın 80 km batısındaki Kafir Kale adlı bir yerde onu karşıladı. O, Safevi ordusunun sıraya dizildiğini, her iki yanında sahra topları ve tüfeklerle çevrili olduğunu gördü. Nadir Han, Allahyar Han'ı çabucak savaşa sokmak için ordunun önüne küçük süvari müfrezeleri yerleştirmişti. Bu müfrezeler Allahyar Han'a saldıracak ve onu son bir savaşa sokacaktı. Bu zaman, Kızılbaş ordusunun topları ve tüfekleri, her taraftan Afganlara ateş etmeliydi.

Afganlar Kafir Kalesi çevresinde kamp kurdular ve kalenin surlarının yakınında yerleştiler. Afganların uygun bir mevzi seçmeleri Nadir'in dikkatinden kaçmamış ve savaş öncesi manevrasıyla onları bu avantajdan mahrum bırakmıştır. Ordusunu Afgan mevzilerine değil, bu mevzilerden uzak bir bölgeye kaydırdı ve böylece Afganları açık bir savaşa soktu. Nadir, Afganlarla yapılan muharebede başarılı olabilmek için yeni top ve tüfekleri tercih etti ve ilk darbeyi ateşle vurmaya karar verdi. Mızrakçılar, ateşin ardından savaşa katılacaklardı. Süvarilere ayrıca esnek bir savunma düzenlemek ve düşmana hızlı bir darbe vurmak için net görevler verildi. Bölüğün sol kanadı için Hacıhan Bey Afşar önderliğinde süvari birliği görevlendirildi. Kimin sağ kanatta görevlendirildiğini söylemek zor. Ancak Nadir'in kendisinin ve muhafız birliğinin sağ kanat arkasında yer aldığı biliniyor. Nadir'in, Afganların ana saldırısının bu kanata yönlendirilebileceğini hissetmiş olması muhtemeldir, bu yüzden bu kanadı muhafızlarıyla takviye güçlendirdi. Afganlara gelince, Kafir Kalesi yakınlarına gelen birlikler 4 gruba ayrılmış 12.000 süvari, 4.000 piyade ve 20 toptan oluşuyordu. 25 bin kişilik ikinci Afgan grubu ise Farah'tan hareket ederek Kafir Kala'ya yöneldi. Nadir ile Afganlar arasında Kafir Gala yakınlarında gerçekleşen savaş 28 Mayıs 1729'da gerçekleşti. Hem "Tarih-e Jahangosha-ye Naderi" hem de "Alam Ara-ye Naderi", bu savaşın ilk aşamasının tanımında benzerliklere sahiptir. Ancak savaşın ilerleyişi hakkında farklı bilgiler var. Nadir Şah tarihinin araştırmacıları daha çok Tarih-e Jahangosha-ye Naderi'ye atıfta bulunmuşlar. Bu kaynağa göre, savaş Afganlar tarafından başlatıldı. Nadir'in başlangıçta Afganların saldırmasına izin vermiş olması muhtemeldir. Bu sayede Nadir, Afganların kullandığı taktikleri değerlendirme ve birliklerini buna göre yönlendirme fırsatı bulacaktı. Tarihsel kaynaklara göre Nadir'in birliklerinin sağ kanadında başlayan savaşın ilk anlarında piyadelere güçlü bir darbe vuruldu. Daha sonra Nadir süvarilerinin savaşa girmesiyle durumun düzeldiği bildiriliyor.[5][6]

Belirleyici savaş

Afganlar ilk günkü çatışmayı Kafir Kale çevresindeki kampa çekilerek sonlandırdı. Tamamen farklı umutlarla yaşamalarına rağmen Nadir'in direnişini kıramamaları ve ağır kayıplarla karşılaşmaları Afganların durumunu daha da kötüleştirdi. Kafir Qala çevresinde su kaynaklarının olmaması, Afganların kuvvetlerini yenilemesini daha da zorlaştırdı. Sonra Afganlar biraz geri çekilmeye karar verdi. Geceleyin taşınıp Herat yakınlarında kamp kurdular. Tarih-e Cahangoşa-ye Naderi'ye göre, Afganlar bir sonraki çatışmalar için top kullanımına odaklandı ve güçlerini iki gruba ayırdı. "Alam Ara-ye Naderi"ye göre, Afganlar güçlerini dört tümen halinde gruplandırdı. 12 bin kişilik birinci gruba Allahyar Han, 12 bin kişilik ikinci gruba Zülfügar Han, üçüncü gruba Aman Bey ve Yaqub Han Sagazay, 10-12 bin kişilik piyade grubu ise Musa Han tarafından yönetildi. Aynı zamanda, Musa Han'ın altında bir yedek birlik görevlendirildi, böylece gerekirse bu veya başka bir yönde savaşa atılabilirdi.[7]

Önümüzdeki savaş her iki taraf için de çok önemliydi. Nadir, hangi taktiği seçmeden önce düşmanın savaş öncesi pozisyonlarını inceledi. Bunun için yanına Niyazgulu bey Kaçar, Salim bey Marvini, Allahgulu bey Afşar, Cenali bey gibi tanınmış generallerini ve yüz kişilik bir grup alarak Afganlara yakın bir noktaya gitmiş, Afganların güçlerini ve savaş pozisyonlarını gözlemledi. Nadir, Afganların savaş öncesi formasyonlarına göre hangi taktikleri kullanabileceğini belirledi. O, topçuları, keskin nişancıları ve tüfekçileri dört gruba ayırdı ve her grubu bir yöne konuşlandırarak, ordunun dört taraftan ateş savunması sağladı. Afganlar hangi yönden saldıracak olursa olsun, Nadir'in ordusunun o yönden ateşiyle yüzleşmek zorunda kalacaklardı. Üç bin kişilik özel bir müfreze yarattı ve onu birliklerin ortasına yerleştirdi ve bu müfrezeye Afgan süvarilerinin tüfeklilere saldırdığı yönden Afganlara karşı savaşa katılma talimatı verdi. Toplamda, Nadir ordusunu beş hat boyunca kademelendirdi. Toplar ön sırada, zenburekçiler ikinci sırada, cezayirçiler (ağır tüfeklerle donanmışlar) üçüncü sırada, tüfekçiler (hafif tüfeklerle donanmışlar) dördüncü sırada ve son olarak piyade beşinci sırada konumlandı.[7]

Nadir, muharebe öncesi mevzilerde güçlendikten sonra, iki gün önce önceki muharebelerde kendini gösteren Niyazgulu Bey'e bir müfrezeyle muharebe sahasına hücum etmesini ve Afganları muharebeye teşvik etmesini emretti. Niyazgulu Bey öne çıkınca İsfandiyar Bey önderliğindeki bir grup Afgan ileri atıldı ve bu gruplar arasında bir savaş başladı. Bu gruplar arasındaki savaş bir saat sürdü. Belirtilen süre boyunca Afganların sayısı artmaya başladı. Karşı tarafın sayısındaki artışın Niyazgulu Bey'in grubu için tehlikeli olabileceğini gören Nadir, bu grubu geri çağırdı. Niyazgulu Bey'in geri çekilen grubu Afganlar tarafından kovalandı. Bundan sonra, Afganların ana kuvvetleri de savaşa katıldı ve Nadir'in birliklerine saldırdı.[8]

Tüm hatlarda yoğun çatışmalar Afganların direnişini kırmaya yetmedi. Nadir bunu beklemese de, Afganlar tüfeklilerin pozisyonunu geride bırakıp birliklerin merkezine ilerlemeyi başardılar. Esas olarak, Afganlar birkaç savaş hattını geçtiler ve şiddetli bir şekilde savaşmaya devam ettiler. Sayısal avantajları Afganların elde ettikleri başarıları genişletmelerine izin veriyordu. Savaş sırasında değişiklikler yapılmasaydı, daha ağır sonuçlar ortaya çıkabilirdi. Nadir, 3.000 kişilik süvarisiyle savaş alanının en savunmasız noktasına koştu ve önce Afganları durdurdu ve onlara ağır bir darbe indirdi. Afganların hayal bile edemeyecekleri hız ve çeviklik, kısa sürede başarının daha da genişlemesinin önünü açtı. Nadir'in mücadeleye katılmasıyla Afganların karşılaştıkları direniş kısa sürede çok daha güçlü hale geldi. Afganların küçük bir kısmı savaştan sağ kurtuldu geri kaçmaya başladı. Nadir'in emriyle generalleri kaçan Afganları takip etti ve onlara daha fazla kayıp verdi.[9]

Sonuç

Nadir'in savaştaki güçlerinin kaybı Afganlarınkinden daha azdı. Ancak Nadir'in gözde generallerinden olan ve muharebelerde büyük yiğitlik gösteren Niyazgulu bey Kaçar hayatını kaybetti. Nadir'in emriyle Meşhed'de İmam Rıza'nın türbesinin yanına defnedildi ve ailesine maddi yardım yapıldı.[10]

Afganlara karşı kazanılan bu zafer, hem Nadir hem de Şah Tahmasb için önemli bir zaferdi. Bu zaferle Afgan Abdali'ye büyük bir darbe vuruldu ve iradeleri kırıldı. Bu zaferin haberi tüm Horasan eyaletine gönderildi ve Nadir'in birliklerinin zaferi üç gün boyunca kutlandı. Bu üç gün boyunca Nadir'in birliklerinin safları da yenilendi. Afganların ana kuvvetlerine ağır bir darbe vurulmasına rağmen, Herat hala onların elindeydi ve bu şehir ele geçirilmeden savaşın bitmesi düşünülemezdi. [11][10]

Kaynak

  • Michael Axworthy (2009). The Sword of Persia: Nader Shah, from tribal warrior to conquering tyrant. I. B. Tauris. s. 348. ISBN 978-1-84511-982-9. 
  • Mehman Süleymanov. Nadir şah (PDF). s. 741. 30 Ağustos 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 19 Eylül 2022. 

Kaynakça

  1. ^ Perry, J. R. (1985). "ALLĀHYĀR KHAN ABDĀLĪ". Encyclopaedia Iranica, Vol. I, Fasc. 8. s. 893. 22 Eylül 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Eylül 2022. Allāhyār Khan lost battles at Kāfer Qaḷʿa (present-day Eslām Qaḷʿa) and Rebāṭ-e Parīān, fell back on Herat, and was soon obliged to surrender. 
  2. ^ "To the Departure of Nadir Shah". www.ibiblio.org. 4 Ağustos 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Ağustos 2022. 
  3. ^ Axworthy 2018, s. 174.
  4. ^ Süleymanov 2001, s. 146.
  5. ^ Süleymanov 2001, s. 147.
  6. ^ Axworthy 2018, s. 175.
  7. ^ a b Süleymanov 2001, s. 150.
  8. ^ Süleymanov 2001, s. 151.
  9. ^ Süleymanov 2001, s. 151-152.
  10. ^ a b Süleymanov 2001, s. 152.
  11. ^ Axworthy 2018, s. 178.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Dürrânîler</span> Ahmed Şah Dürrânînin kurduğu Afganistan devleti 1747-1863 yılları arasında hüküm sürmüştür

Dürrânîler, Ahmed Şah Dürrânî'nin kurduğu Afganistan devleti 1747-1863 yılları arasında hüküm sürmüştür.

<span class="mw-page-title-main">Leylan Muharebesi</span>

Leylan Muharebesi ya da Kerkük Muharebesi, 1730-1732 Osmanlı-Safevî Savaşı'nda evre.

<span class="mw-page-title-main">Afşar İmparatorluğu</span> 1736-1796da Horasan Türk kökenli İran Şahlığı

Afşar İmparatorluğu, Safevi devletinin çöküşünden sonra kurulan Türkmen devletidir. Devletin kurucusu Horasan Türkü olan Nadir Şah Afşar'dır. Nadir Şah'ın devletteki otoritesinin arttığını gören II. Tahmasb, kendi otoritesini artırmak için 1731'de Osmanlıların üzerine yürüdü. Ancak muharebede alınan yenilginin ardından Revan, Osmanlıların eline geçti. Nadir Şah, 1732'de II. Tahmasb'ı iktidardan indirdi ve yerine oğlu III. Abbas'ı getirdi. Nadir Şah, III. Abbas'ın Mart 1736'da tahttan indirilmesinin ardından "Şah" sıfatıyla taç giydi. Böylelikle İran'da Safevî Hanedanı resmen son buldu ve Afşar Hanedanı dönemi başladı.

<span class="mw-page-title-main">İsfahan'ın Kurtuluşu</span>

İsfahan'ın kurtuluşu, Nadir Han'ın liderliğindeki Safevi ordusunun, Murche-Khort Savaşı'nda Eşref Khan'ın liderliğindeki Afgan ordusunu yenmesinin sonucuydu.

<span class="mw-page-title-main">Damğan Savaşı</span>

Damğan veya Mehmandust Savaşı - Damgan şehri yakınlarında 29 Eylül'den 5 Ekim 1729'a kadar süren bir savaş. Savaş Safevi devleti ile Afganlar arasında gerçekleşmiştir. Savaş, Nadir Han ve Safevi yönetimi için önemli bir zaferle sonuçlandı, ancak Eşref Han'ın İran'daki yönetimi henüz tamamen sona ermedi. Bu muharebeyi, II. Tahmasb'ı tahta çıkarmak için başarılı seferler izledi. Damğan Savaşı'ndan sonra Murchekhort Savaşı gerçekleşti. Murchekhort, İsfahan yakınlarındaki bir köydü ve savaş Safevilerin zaferiyle sonuçlandı. Bu iki muharebe sonucunda Afgan Gilzay hanedanının imparatorluk tahtındaki kısa süreli saltanatı sona erdi. Hotakiler, günümüz Afganistan'ının güney kısmını kapsayan kendi topraklarına sürüldüler.

<span class="mw-page-title-main">Afşar İmparatorluğu'nun askeri sistemi</span>

Afşar imparatorluğunun askeri sistemi — Afşarların askeri sistemlerinin kökleri, Safevi devletinin çöküşünün arifesinde Horasan'daki kanlı çatışmalar dönemine dayanmaktadır. Yerli bir general ve Türkmen Afşar aşiretinin bir üyesi olan Nadir Gulu Han Afşar'ın komutasındaki savaşçıların sayısı sadece birkaç yüzdü ve onlar günümüz İran'ının kuzeydoğusunda faaliyet gösteriyorlardı. Nadirgulu kendini Şah ilan ettikten sonra komutasındaki toplam savaşçı sayısı 375 bine ulaştı. Tarihçi Mihael Axvorthy'ye göre bu ordu, zamanının en güçlüsü iken, en büyük avantajı, en yetenekli ve başarılı general Nadir tarafından komuta edilmesiydi.

<span class="mw-page-title-main">Kars Muharebesi (1745)</span>

Kars Savaşı (1745), Osmanlı-Kızılbaş Savaşı'nın (1743-1746) son büyük muharebesidir. Savaş, Osmanlı ordusunun kesin yenilgisiyle sonuçlandı. 10 gün boyunca aralıklı olarak devam eden muharebe, Osmanlı ordusunun tam yenilgisiyle sona erdi. Şahbanu Razi Sultan Safevi, savaşta şehit düşen Kızılbaşların isimlerinin açıklığa kavuşturulması ve uygun şekilde defnedilmesi için kişisel bütçesinden özel fonlar ayırdı. Musul yenilgisinden sonra bu savaşta da Osmanlılar Nadir Şah'a yenildiler ve askeri zafer umutları azaldı. Osmanlı tarafı zaferden ümidini keserek müzakerelere yeniden başladı. Sonuç olarak, taraflar arasında Kerden Antlaşması imzalandı.

<span class="mw-page-title-main">Feteng Muharebesi</span>

Feteng Savaşı, Nadir Şah ile Hive Hanlığı'nın hükümdarı II. İlbars Han arasında, Nadir'in Orta Asya seferinin bir parçası olarak gerçekleşen bir savaştır.

Tahmasb Han Calayir, Safevi İmparatorluğu'nun son dönemlerinin ve Nadir Şah Afşar'ın en ünlü ve en büyük generallerinden biridir. O Nadir'in Horasan'daki faaliyetlerinin ilk günlerinden itibaren onun yanındaydı ve Nadir'in seferleri sırasında en seçkin generali oldu.

<span class="mw-page-title-main">Kafkasya Seferi (1735)</span>

Kafkasya seferi - 1734-1735 yıllarını kapsayan bu sefer, Safevi-Osmanlı savaşının son büyük askeri seferiydi. Bu sefer sonucunda Safevi ordusu bir zafer kazanmış ve Kafkasya'da Safevi yönetimi yeniden kurulmuştur.

Şeyh Ahmed Medani isyanı, İran'ın Gamsırat bölgesinde Ocak 1730'da başlayan ve Mayıs 1734'e kadar süren bir isyandır. Safevi imparatorluğuna karşı isyan, Afganların imparatorluk topraklarından sürülmesiyle aynı zamanda başladı ve Şeyh Ahmed Medani'nin yakalanmasıyla sona erdi. Şeyh Ahmed Medani'nin yakalanmasından sonra isyan zayıflasa bile, ancak bir süre devam etti ve Haziran ortasında tamamen bastırıldı.

<span class="mw-page-title-main">II. Tahmasb'ın yeniden Safevi tahtına çıkması</span>

II. Tahmasb'ın yeniden Safevi tahtına çıkması, 1729'da II. Tahmasb'ın generali Nadir Han ile Afgan Aşraf Hotaki arasında meydana gelen bir dizi savaş sonucunda mümkün oldu. II. Tahmasb sözde tahtta olmasına rağmen, asıl güç Nadir Han'ın elinde toplanmıştı. Afganlar ise Safevi imparatorluğunun topraklarının büyük bir kısmından kalıcı olarak kovuldu ve bir süre sonra Nadir onlara boyun eğdirdi.

<span class="mw-page-title-main">Basra Körfezi ve Umman'da Afşar fetihleri</span>

Basra Körfezi ve Umman'da Afşar fetihleri - Basra Körfezi ve çevresindeki bölgelerin fethi, Afşar İmparatorluğunu Körfez'in hegemonik devleti olan bir imparatorluğa dönüştürmeyi amaçlaması olarak biliniyor. Bu bölgeleri ele geçirmeye yönelik tüm kampanyalar başlangıçta çok başarılıydı ve birçok hedef ele geçirildi. Ancak Nadir Şah Afşar'ın amiral olarak atadığı Muhammed Taghi han isyan etmiş ve bu isyanı bastırmaya yönelik güç kaybı sonucunda önceki başarıların bir kısmı kaybedilmiştir. Ama sonunda Muhammed Taghi Khan yakalandı, isyan bastırıldı ve daha önce kaybedilen topraklar geri alındı.

<span class="mw-page-title-main">Herat Seferi (1729)</span>

Herat Seferi, Nadir Han'ın Abdali Afganlarına karşı askeri operasyonlarıyla sonuçlanan bir dizi aralıklı çatışmadan oluşan askeri bir operasyondu. Nadir Han, bu operasyona başlamadan önce hükümdarı ve prensi II. Tahmasb'a karşı başarılı bir sefer düzenledi. Aşağılanan Tahmasb, 4 Mayıs 1729'da Meşhed'den ayrıldı ve Nadir'in Herat seferine katıldı. Böylece Nadir, yürüyüş boyunca Tahmasb'ın yanında olmasını sağladı.

<span class="mw-page-title-main">Murçehort Savaşı</span>

Murçehort Savaşı, Nadir Han'ın II. Tahmasb'ı Safevi tahtına geri getirme kampanyasında kazandığı son büyük savaştı. Eşref, Nadir'in birliklerini Harvar geçidinde durduramadı, bunun yerine kendi birlikleri kuşatıldı ve pusuya düşürüldü. Bu savaşta Afganlar, karşı orduya ayak uydurmak için geleneksel taktiklerini değiştirdiler ve bu da ordularının gücünün daha da azalmasına neden oldu. Çünkü ordu yeni sisteme uyum sağlayamadı. Zafer, güneyden İsfahan'a giden yolu açtı ve Safevi yönetiminin yeniden kurulmasıyla sonuçlandı. Ancak birkaç yıl sonra Nadir, Safevileri devirdi.

<span class="mw-page-title-main">Nadir Şah Afşar'ın Hindistan'ı fethi</span>

Nadir Şah Afşar'ın Hindistan'ı Fethi, Safevi hanedanını devirip kendi hanedanını kuran Nadir Şah Afşar, birkaç yıl sonra günümüz Hindistan'da bulunan Babür İmparatorluğu'na seferi. Günümüzün kuzey Hindistan'ı ve Pakistan'ını fetheden Nadir Şah, Mart 1739'da Karnal Savaşı'nı kazandıktan sonra Delhi'ye girdi. Böylece tüm savaşlardan galip çıkan Nadir, Babürlülerin başkenti olan şehre girdi.

<span class="mw-page-title-main">Rzagulu Mirza Afşar</span>

Rzagulu Mirza Afşar, Afşar İmparatorluğu'nun kurucusu Nadir Şah Afşar'ın en büyük oğluydu. 1736 yılında babasının şah ilan edildiği zaman Rzagulu 17 yaşındaydı. Nadir Şah olduktan sonra o, Horasan'ın valisi olarak atandığı, önemli bir vilayetin yönetimine getirildi. Görevi sırasında isyan eden hanları bastırarak, babasının düşmanları olan Buhara Hanlığı'na son vermek için Buhara'ya seferler düzenleyerek önemli bir başarı elde etti. Nadir Şah Hindistan'a sefere çıkmadan önce Rzagulu'yu imparatorluğun naibi olarak atadı. Bu, Rzagulu'nun babasının yokluğunda imparatorluğu yöneteceği anlamına geliyordu. Rzaqulu bunu gerçekleştirirken, imparatorluktaki karışıklığın önüne geçti, ancak vergi toplamak için aşırı derecede zalimlik etti ve birçok kişiyi idam ettirdi. Geçmiş Safavi şahları II. Tahmasb ile III. Abbas'ı öldürütmesi, halk arasında hoşnutsuzluğa neden oldu. Nadir Şah Hindistan'a döndükten sonra Rzagulu ile ilişkileri bozuldu ve onu zalimliği nedeniyle naiblikten uzaklaştırdı.

Halil sultan Zülkadir- Şiraz hükümdarı Şah I. İsmail'in emirlerinden biri olan Zülkadir hanedanına ait bir Kızılbaş savaşçısı.

Abdi bey Şamlı veya Ebdi bey Şamlı - Herat'ın hükümdarı Şamlı ailesine mensup Kızılbaş emiri. Anonim bir yazarın yazdığı "Tarih-i Kızılbaşan" adlı eserde onun hakkında şöyle denilmektedir: "Abidin Bey, Şam şehirlerinden 200 gençle birlikte Sarıtarcan'dan Şah I. İsmail'in yanına gelerek, Hazretlerinin dikkatini çekti. Bütün emirlerin arasından seçilerek, Emir Han'ın ardından Herat'ın hükümdarı olmuş ve 931 (hicri) yılında vefat etmiştir. Fermana göre kardeşi Herat hükümdarlığına atandı."

<span class="mw-page-title-main">Nadir Şah'ın Seferleri</span> Türkmen imparator Nadir Şahın askeri seferleri

Nadir Şah Seferleri, önce han sonrasında Safevi hanedanının yerine şah olan Afşar İmparatorluğu'nun kurucusu Nadir Şah'ın 18. yüzyılın ilk yarısında İran ve Orta Asya'da gerçekleştirdiği askeri seferlerdir. Nadir'in seferlerinin ilki Safevi hanedanı komutanı olarak Hotakilere karşı başlatıldı. Safevi İmparatorluğu'nun başkenti İsfahan'ın Afganlar tarafından ele geçirilmesinin ardından Safevi hanedanı neredeyse yıkılıyordu. Safevi tahtını yeniden tesis etmeye çalışan ve krallık unvanına sahip çıkan II. Tahmasib, Safeviler Nadir'i kişisel askeri hizmetine kabul etti. Nadir o dönemde Horasan'da küçük ve önemsiz bir askerî birliğin komutanlarından biriydi. Kuzeybatıdaki Abdali Afganlarını etkisiz hale getirdikten sonra II. Tahmasb'ı kendisine bağımlı hale getiren Nadir, ülkenin geri kalanını işgal eden Hotakilere karşı savaş başlattı. Afganlara karşı kazanılan birkaç inanılmaz zaferin ardından İsfahan özgürlüğüne kavuştu ve II. Tahmasib, Safevi tahtına çıktı. Böylece Safevi hanedanının hakimiyeti yeniden tesis edildi.