İçeriğe atla

Kadın yumurtalık rezervi

Gebelikten menopoza kadar yumurtalık rezervinin modeli

Yumurtalık rezervi, yumurtalığın sağlıklı ve başarılı bir hamilelikle sonuçlanan döllenme yeteneğine sahip yumurta hücrelerini sağlama kapasitesini belirlemek için kullanılan bir terimdir. İlerlemiş anne yaşıyla birlikte, olası bir hamilelik için başarılı bir şekilde alınabilen yumurta hücresi sayısı azalır ve bu, yaş ile kadın doğurganlığı arasındaki ters korelasyonda önemli bir faktör oluşturur.

Tek tek kadınların yumurtalık rezervini değerlendirmek için bilinen bir yöntem olmamakla birlikte,[1] yumurtalık rezervinin dolaylı olarak belirlenmesi kısırlığın tedavisinde önemlidir.[2]

Kuruluş

Yumurtalık, genellikle kadının üreme yaşamı boyunca bir yumurta bankası olarak düşünülür. İnsan yumurtalığı, bir primordiyal folikül popülasyonu içerir. Döllenmeden 18-22 hafta sonra, dişi yumurtalık en yüksek folikül sayısını içerir (ortalama vakada yaklaşık 300.000, ancak bireysel pik popülasyonları 35.000 ila 2.5 milyon arasında değişir[3] ).

Başlangıçtaki yumurtalık rezervinin boyutu genetikten büyük ölçüde etkilenir.[4] Ayrıca, doğum öncesi gelişim sırasında yüksek androjen seviyeleri, yumurtalık rezervinin erken kurulması üzerinde olumsuz bir etkiye sahiptir.[4]

Yumurtalık rezervi 6 aylık fetuslarda maksimum değerdedir. Bu zamandan sonra bir sentez ve farklılaşma olmadığı için bu miktar sadece azalıyor. Çocuk doğmadan önce çok büyük bir düşüş var, bu havuz 8 milyondan fazla potansiyel oositten 2 milyona düşüyor. Dramatik bir düşüşün olduğu oosit miktarı, 30 yaşına gelene kadar kademeli olarak azalmaya devam eder.

Bir kadın doğduğunda yaklaşık 1 ila 2 milyon oosit vardır. Bunlardan 400.000 oosit ergenlik aşamasına ulaşacak ve sadece 400'ü olgunlaşma ve yumurtlamayı artıracaktır. Başka bir deyişle bir kadın üreme yaşamı boyunca ortalama 400 defa regl olacaktır. Geri kalanı, folikülün parçalanmasına yol açan doğal bir apoptotik(kendi kendini yok etme) süreç olan atreziye ulaşır.

Azalma

Her adet döngüsünde bir yumurta hücresi yumurtlama ile salınır. Ek olarak, olgunlaşmaya doğru toplanan kalan foliküller atreziye uğrayarak kaybedilir. Üreme yıllarında çok az yumurta hücresi yenilenir. Bununla birlikte, adet döngüsündeki bu kayıp, ayda yalnızca yaklaşık 10 yumurta hücresine karşılık gelir, dolayısıyla yaşam boyu gerçek yumurta hücresi kaybının yalnızca küçük bir kısmını oluşturur.

Yaşla birlikte yumurtalık rezervindeki azalmaya katkıda bulunan diğer bir mekanizma, BRCA1, MRE11, Rad51 ve ATM gibi homolog rekombinasyon yoluyla DNA onarımında yer alan proteinlerin gen ekspresyonunun azalması gibi görünmektedir.[5] BRCA1 ve ATM'nin aracılık ettiği DNA çift sarmal kırılmalarının homolog rekombinasyonel onarımı, insan ve diğer türlerin oositlerinde yaşla birlikte zayıflar.[6] BRCA1 mutasyonları olan kadınların yumurtalık rezervleri daha düşüktür ve bu mutasyonları olmayan kadınlara göre daha erken menopoz yaşarlar.[6] Diğer rezervin azaldığı etkenleride belirtmek gerekir ise;

  • Viral enfeksiyonlar ( tekrarlayan gribal enfeksiyonlar, nezle dahil)
  • Ooforitis (yumurtalık iltihabı)
  • İntraabdominal enflamatuar süreçler (apandisit, kolesistit, IBH, intraabdominal abse, ...)
  • Endometriozis, endometrioma
  • Sineşiler (yapışıklıklar)
  • Alt genital sistem enfeksiyonları (kronik PID, kronik vajinal enfeksiyonlar,...)
  • Pelvik konjesyon sendromu
  • Ovarian drilling
  • Geçirilmiş over cerrahisi
  • Over dokusundan kist çıkarılması (kistektomi)
  • Persiste ovarian kistler.[7]

Değerlendirme

35 yaş ve üzeri olup da 6 aydır gebelik girişimi başarısız olan kadınlara yumurtalık rezervi testi yaptırılmalıdır. Bu yumurtalık rezervini değerlendirmek için en sık kullanılan test 3. gün FSH testidir .[8] Bu kan testi, döngünün 3. gününde FSH seviyesini belirler. Döngünün 3. günü seçilir çünkü bu zamanda östrojen seviyesinin düşük olması beklenir, bu kritik bir özelliktir, çünkü FSH seviyeleri negatif bir geri bildirime tabidir. Bu nedenle, herhangi bir FSH belirlemesinin, FSH düzeyinin östrojen düzeyi düşükken çekildiğini belirtmek için karşılık gelen estradiol düzeyini içermesi gerekir. Nadir adet gören bir hastada FSH seviyesi ve östrojen seviyesi rastgele ölçülebilir ve östrojen seviyesi düşükse geçerlidir. Genel olarak, üreme potansiyeli olan kadınlarda FSH düzeylerinin 10 miu /ml'nin altında olması beklenir (10-15 miu/ml seviyeleri sınırda kabul edilir), ancak döndürülen kesin sayılar, belirli bir laboratuvarda kullanılan testin türüne bağlı olacaktır.

FSH ve daha yakın zamanda İnhibin B'nin yumurtalık rezervi ile bir miktar korelasyonu olduğu gösterilmiş olsa da, Anti-Mullerian Hormon veya AMH'nin daha yararlı biyokimyasal test olduğu artık iyice kanıtlanmıştır.[] Özellikle, 7.14-25 pmol/L arasındaki bir AMH seviyesi, normal bir yumurtalık tepkisini gösterir. Buna karşılık, 7.14 pmol/L'nin altındaki bir AMH seviyesi ve 25 pmol/L'nin üzerindeki bir AMH seviyesi, sırasıyla düşük yumurtalık tepkisini ve yüksek yumurtalık tepkisini gösterir. Bununla birlikte, kadın doğurganlığını tehlikeye atan Polikistik Over Sendromlu kadınlarda yüksek seviyeler mevcut olabilir ve bu nedenle antral folikül sayısını saymak için AMH ve transvajinal ultrason kombinasyonu, muhtemelen yumurtalık rezervini ve gelecekteki doğurganlığı değerlendirmenin en iyi yoludur. Bu kombinasyona bazen Biyolojik Vücut Saati Testi denir.[]

Bir klomifen yükleme testi, bu yaklaşımın bir varyasyonudur.[9]

Diğer bir yaklaşım ise jinekolojik ultrasonografi ile yumurtalıkların incelenmesi ve yumurta hücrelerinin tükendiği yumurtalıkların daha küçük olma eğiliminde olduğundan büyüklüklerinin belirlenmesi[10] ve sonografi ile görülebilen antral foliküllerin sayısının incelenmesidir.[11]

Çıkarımlar

Yumurtalık rezervi zayıf olan kadınların infertilite tedavisi ile gebe kalma olasılığı düşüktür. Ayrıca tedavi seçenekleri için zayıf yumurtalık rezervi ve Folikül uyarıcı hormona bakın.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ Broekemans FJ (1998). "Ovarian reserve tests in infertility practice and normal fertile women". Maturitas. 30 (2): 205-14. doi:10.1016/S0378-5122(98)00075-9. PMID 9871914. 
  2. ^ Broekemans FJ (2006). "A systematic review of tests predicting ovarian reserve and IVF outcome". Hum Reprod Update. 12 (6): 685-718. doi:10.1093/humupd/dml034. PMID 16891297. 
  3. ^ Wallace WHB, Kelsey TW (2010). "Human Ovarian Reserve from Conception to the Menopause". PLOS ONE. 5 (1): e8772. arXiv:1106.1382 $2. doi:10.1371/journal.pone.0008772. PMC 2811725 $2. PMID 20111701. 
  4. ^ a b Richardson (2013). "Environmental and developmental origins of ovarian reserve". Human Reproduction Update. 20 (3): 353-369. doi:10.1093/humupd/dmt057. ISSN 1355-4786. PMID 24287894. 
  5. ^ Titus (2013). "Impairment of BRCA1-related DNA double-strand break repair leads to ovarian aging in mice and humans". Science Translational Medicine. 5 (172): 172ra21. doi:10.1126/scitranslmed.3004925. PMC 5130338 $2. PMID 23408054. 
  6. ^ a b Turan (January 2020). "BRCA-related ATM-mediated DNA double-strand break repair and ovarian aging". Human Reproduction Update. 26 (1): 43-57. doi:10.1093/humupd/dmz043. PMC 6935693 $2. PMID 31822904. 
  7. ^ Jinekolog Op.Dr.Mesut Bayraktar, Klinisyen
  8. ^ Scott (April 1989). "Follicle-stimulating hormone levels on cycle day 3 are predictive of in vitro fertilization outcome". Fertility and Sterility. 51 (4): 651-654. doi:10.1016/s0015-0282(16)60615-5. PMID 2494082. 
  9. ^ Practice Committee of the American Society for Reproductive Medicine (2003). "Use of clomiphene citrate in women". Fertil Steril. 80 (5): 1302-1308. doi:10.1016/s0015-0282(03)01184-1. PMID 14607612. 
  10. ^ Wallace (July 2004). "Ovarian reserve and reproductive age may be determined from measurement of ovarian volume by transvaginal sonography". Human Reproduction. 19 (7): 1612-1617. doi:10.1093/humrep/deh285. PMID 15205396. 
  11. ^ Kwee (2007). "Ovarian volume and antral follicle count for the prediction of low and hyper responders with in vitro fertilization". Reprod Biol Endocrinol. 5: 9. doi:10.1186/1477-7827-5-9. PMC 1847823 $2. PMID 17362511. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Hormon</span> İç salgı bezlerinden kana geçen ve organların işlemesini düzenleyen adrenalin, insülin, tiroksin ve benzeri fizyolojik etkisi olan maddelerin genel adı

Hormon,, çok hücreli organizmalarda fizyoloji ve davranışı düzenlemek için karmaşık biyolojik süreçler yoluyla uzak organlara veya dokulara gönderilen sinyal molekül sınıfıdır.

<span class="mw-page-title-main">Endokrin sistem</span>

Hayatta kalmak, büyümek ve çoğalmak için, insan dahil çok hücreli bir organizmanın, fizyolojik talepleri ve çevresel zorlukları karşılamak için dokular, organlar ve organ sistemleri arasında etkili bir uyuma sahip olması gerekmektedir. Endokrin sistem, iç ve dış koşullara yanıt vermektedir. Ayrıca kanalsız organ ve dokulardaki salgı hücreleri tarafından üretilen hormonlar aracılığıyla iletişim kurmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Östrojen</span> Birincil dişi cinsiyet hormonu

Östrojenler, kadınların adet döngüsünde ve diğer memeli hayvanların dişilerinde estrus döngüsünde önemli rol oynayan bir grup steroid hormondur. Hormon tüm omurgalılarda ve bazı böceklerde de bulunur.

<span class="mw-page-title-main">Menopoz</span>

Menopoz, kadınlarda âdet kanamalarının (menstrüasyon) ve dolayısıyla üremenin sona ermesi. Menopoz zaman zaman "hayatın değişimi" olarak algılansa da bu tarif, negatif bir anlam taşır ve yerinde değildir. Zira menopoz esnasında fiziksel, zihinsel ve cinsel değişiklikler olduğu doğrudur ancak bunlar "kötüye gidiş" olarak nitelenemezler.

Polikistik over sendromu (PCO), yumurtalıklarda birçok küçük iyi huylu kist oluşmasıyla beliren bir hastalıktır. Yumurtalıkta oluşan ve kist olarak adlandırılan bu organizmalar yumurtalıkların çevresine yerleşmiş çok sayıda yumurta hücresidir. Bu hücreler ultrasonda özel bir görüntü oluşturmaktadırlar.

<span class="mw-page-title-main">Yumurtalık kanseri</span>

Yumurtalık kanseri veya over kanseri, kadın üreme organlarında görülen kanser türlerinden biri olup en zor tedavi edilenidir. Çoğunlukla yumurtalıkların yüzey tabakasından itibaren gelişir. Yumurtalık kanserinin en yaygın türleri üst yüzey tabakasında rastlanan epitelyal türü ve yumurta hücrelerinde rastlanan, üreme hücresi tümörüne neden olan türdür. Yumurtalık kanserinin tedavisine geç başlanmasındaki önemli bir neden olarak, başladığında önemli bir şikayete neden olmaması gösterilir. Başlangıçta genellikle hiçbir belirti olmazken, hastalığın son aşamasındaki belirtiler şişkin karın ve karın altı ağrılardır. Hastalık erken teşhis edildiği takdirde hayatta kalma oranı yüksektir. Daha ziyade menopoz sonrası görülmekle birlikte, her yaşta oluşabilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Rahim kanseri</span> rahim içinde yerleşen kadın üreme organı kanseri

Rahim kanseri, kadın genital sisteminde rahim içini döşeyen endometriyumdan kaynaklanan bir kanserdir. Kanser, vücudun diğer bölümlerine yayılma veya dağılma yeteneğine sahip hücre'lerin anormal büyümesinin sonucudur.

Endometrioma, çikolata kisti endometriosis hastalığının yumurtalıklarda oluşturduğu kistik yapıya verilen isimdir.

Yumurta bağışı, bir kadının başka bir kadının yardımlı üreme tedavisinin bir parçası olarak veya biyomedikal araştırma için hamile kalmasını sağlamak için yumurta bağışlama sürecidir. Yardımcı üreme amaçları için yumurta bağışı tipik olarak laboratuvarda döllenen yumurtalar ile tüp bebek teknolojisini içerir; daha nadir olarak, döllenmemiş yumurtalar dondurulabilir ve daha sonra kullanılmak üzere saklanabilir. Yumurta bağışı, yardımcı üreme teknolojisinin bir parçası olarak üçüncü taraf bir üremedir.

<span class="mw-page-title-main">Âdet döngüsü</span> kadın üreme sisteminde (özellikle rahim ve yumurtalıklar) oluşan, hamileliği mümkün kılan düzenli doğal değişim

Âdet döngüsü, kadın üreme sisteminde oluşan, hamileliği mümkün kılan düzenli doğal değişimdir. Döngü oosit üretiminde ve rahmin hamilelik için hazırlanmasında gereklidir. Kadınların %80 kadarı âdetten 1-2 hafta önce bazı semptomlar yaşadığını bildirmiştir. Bu yaygın semptomlar arasında akne, memelerde hassasiyet, şişkinlik, yorgunluk hissi, sinirlilik ve ruh hâli değişiklikleri yer almaktadır. Bu semptomlar, gündelik hayatı etkiler ve bu nedenden ötürü bu durum, kadınların %20 ila 30'unda premenstrüel sendrom olarak nitelendirilir. %3 ila 8 oranında şiddetli geçer.

<span class="mw-page-title-main">Östradiol</span> Yumurtalıkları, rahmi ve meme dokusunu kontrol eden östrojen hormonunun bir formudur

Östradiol (E2) veya estradiol, östrojenik bir steroid hormonu. İnsan ve memeliler dışında, çoğu omurgalı hayvanda ve eklembacaklılarda da bulunana hormon, dişilerin ikincil cinsiyet özellikleri geliştirmesinde rol oynar. İnsanlarda memelerin büyümesi, kalçanın genişlemesi ve kadınsal yağ dağılımı gibi olaylara neden olmasıyla beraber, meme bezi, rahim ve vajina gibi üreme organlarınıda regüle eder.

Hipogonadizm (hypogonadism), cinsiyet hormonlarının yetersizliğidir. Gonadotropik hormonlar (GnRH) hipotalamusta üretilir ve özel bir kan dolaşım sistemiyle hipofize yönlendirilir. Gonadotropik hormonlar (GnRH), gonadotropin salgılatıcı hormonlardır; hipofizi uyarır ve hipofiz gonadotropinleri üreterek kan dolaşımına boşaltır. Hipofiz ön lobuna ulaşan GnRH, follitropin (FSH) ve lutropin (LH) adı verilen iki gonadotropin hormonun aralıklı olarak kana verilmesini (sekresyonunu) tetikler. Pulsatil sekresyon olarak bilinen bu mekanizmada; her 60-90 dakikada bir, 1 dakika süreyle hipofize gelen GnRH uyarısıyla gonadotropin hormonlar kan dolaşımına verilir. Hipofizden kan dolaşımına dökülen gonadotropin hormonlar, kadınlarda ovaryumlara (yumurtalık), erkeklerde testislere ulaşarak cinsiyet hormonlarının üretimini tetikler; GnRH, kadınlarda yumurtlamayı ve östrojen hormon üretimini düzenleyen folikül uyarıcı hormon (FSH) ve luteinize edici hormon (LH) sentezini tetikler. LH testislerdeki Leydig hücrelerinden testosteron salgılanmasını denetler ve sperm üretimini uyarır. FSH ve LH sekresyonu, yine hipofiz ön lobunda üretilen ve prolactin adı verilen hormon tarafından frenlenir. LH testislerdeki Leydig hücrelerinden testosteron salgılanmasını denetler.

<span class="mw-page-title-main">Hipotalamus-hipofiz-gonad aksı</span> Üreme, ergenlik, cinsel dimorfizm ve davranışla ilişkili hormonal yolak

Hipotalamus-hipofiz-gonad aksı hipotalamus, hipofiz bezi ve gonadal bezlerin arasındaki etkileşimi ifade eder. Bu bezler genellikle birlikte işlev gösterdiğinden, fizyologlar ve endokrinologlar bunlardan tek bir sistem olarak bahsetmeyi uygun ve açıklayıcı buluyorlar.

BRCA, meme ve yumurtalık kanseri yatkınlık genleri olarak bilinen ve 1990'lı yıllarda Mary-Claire King tarafından keşfedilen BRCA1 ve BRCA2 genleri meme ve yumurtalık kanseri ile ilgili DNA hasarının onarımında görevli tümör baskılayıcı genlerdir.

Hipoöstrojenizm veya östrojen eksikliği, östrojenin normal seviyesinden daha düşük bir seviyede bulunmasıdır. Bir neden belirtmeksizin durumu ortaya koyar. Östrojen eksikliği ayrıca artmış kardiyovasküler hastalık riski ile ilişkilidir ve idrar yolu enfeksiyonları ve osteoporoz gibi hastalıklarla bağlantılıdır.

Yumurtalık apopleksisi, yumurtalık dokusunda kanama ve/veya intraperitoneal kanamanın eşlik ettiği, genellikle bir kist bölgesinde yumurtalıkta ani bir yırtılmadır.

<span class="mw-page-title-main">Pelvik konjesyon sendromu</span>

Pelvik ven yetersizliği olarak da bilinen pelvik tıkanıklık sendromu, alt karın bölgesindeki genişlemiş damarlardan kaynaklandığına inanılan uzun süreli (kronik) bir durumdur. Durum, ayakta durarak veya seks yaparak kötüleşebilen (disparoni), sürekli donuk bir ağrı gibi kronik ağrıya neden olabilir. Bacaklarda veya belde ağrı da oluşabilir.

<span class="mw-page-title-main">Atrofik vajinit</span>

Atrofik vajinit, yeterli östrojen olmaması nedeniyle vajinal doku incelmesi sonucu vajinanın iltihaplanmasıdır. Semptomlar arasında cinsel ilişki sırasında ağrı, vajinal kaşıntı veya kuruluk ve idrar yapma isteği veya idrar yaparken yanma sayılabilir. Devam eden hastalık, tedavi olmaksızın genellikle düzelmez. Komplikasyonlar idrar yolu enfeksiyonlarını içerebilir.

kötü yumurtalık rezervi, düşük doğurganlık durumudur:

  1. Yumurtalıklarda az sayıda kalan oosit veya
  2. Muhtemelen bozulmuş preantral oosit gelişimi veya alımı.. Son araştırmalar, erken yumurtalık yaşlanması ve erken yumurtalık yetmezliğinin erken yumurtalık yaşlanmasının bir sürekliliğini temsil edebileceğini düşündürmektedir. Genellikle yüksek FSH seviyeleri eşlik eder.
<span class="mw-page-title-main">Spermatosit</span>

Spermatositler hayvanlarda bulunan erkek üreme hücreleridir ve olgunlaşmamış üreme hücreleri olan spermatogonyumdan türetilirler. Spermatositler testislerde, özellikle de seminifer tübül adı verilen bir yapı içerisinde bulunur. Primer ve sekonder spermatositler olmak üzere iki tip spermatosit vardır. Birincil ve ikincil spermatositler spermatositogenez ile oluşur.