İçeriğe atla

Kadı defterleri

Kadı defterleri (Şer'iyye sicilleri), Osmanlı Devleti'nde kaza kadılarının her türlü davalarda verdikleri kararları ve merkezden gelen emirleri kaydettirdikleri mahkeme kayıtlarıdır.[1]

Şehrin sosyal dokusuna, eğitimine, ekonomik ve kültürel yapısına dair zengin bilgi içeren bu defterler Osmanlı tarihini aydınlatan en önemli kaynak eserlerdendir.[2] Yazıldıkları mekân esas alınarak “mahkeme defterleri”, mahkemelerin çeşidi esas alınarak “şer’iyye defterleri” veya “şer’î mahkeme defterleri” ya da yazdıranlar esas alınarak “kadı defterleri” isimleri verilmektedir.[1] Ayrıca bütün bu örneklerde “defter” yerine “sicil” kelimesi de kullanılabilir.[1]

Kadı defterleri genelde kadının cübbesinin cebine girecek ölçüde küçük, dar ve uzuncadır[3](15×45 cm. gibi[4]). Sayfa sayıları 10-20'den 200-300'e kadar çıkabilmektedir. Defterler ortalama 100 sayfa civarındadır ve 400-500 kaydı içermektedir[4]

Osmanlı döneminde kadı defterleri, normal şartlar altında kadıdan kadıya devredilip, bulundukları mahkemelerde muhafaza edilmekteydi.[3] 1894'te Sultan II. Abdülhamid’in emriyle “Şer‘iyye Sicilleri Arşivi" kurulmuşsa da bu arşivde sadece İstanbul ve çevresindeki mahkemelere ait siciller toplanabildi. Osmanlı Devleti'nin yıkılmasıyla birlikte yerel merkezlerdeki tüm siciller harabelere ve bodrum katlarına terk edilmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra, 3 Kasım 1941 tarihinde alınan karar ile defterler müze ve kütüphanelere devredilebilmiştir.[3] Türkiye'deki defterlerin sayısı yaklaşık olarak 18.000'dir. Bunların İstanbul ve civarına ait olan 9.866'sı İstanbul müftülük arşivindedir.[1] Diğer şehirlere ait olan 7.493'ü ise 1991 yılına kadar şehir müzelerinde muhafaza edildi. İstanbul müftülük arşivinde bulunan sicillerin dışındaki defterler, 1991 yılından itibaren Millî Kütüphane'de muhafaza edilmiş;[1] 2005 yılında alınan yeni bir karardan sonra Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı bünyesinde muhafaza altına alınmıştır. Ortadoğu ve Balkan ülkelerinde 8000 civarındaki Osmanlı şer'iyye sicilinin varlığı bilinir.[4][5]

Osmanlı Devleti'nde şer'iyye sicillerinin en erken tarihli örneklerine Bursa'da rastlanmaktadır. 1455 tarihli bu defterler, 19. yüzyılın ikinci yarısında yeni mahkemelerin kurulması sebebiyle içerdiği konular açısından bir daralmaya uğramışsa da 20. yüzyıl başlarına kadar düzenli biçimde tutulmuştur.[4]

Defterlerde, ilk zamanlar mahalli olaylarla ilgili belgeler sicillerin baş tarafına, merkezden gelen ferman, berat, buyruldu gibi belgeler ise defterin son tarafına yazılmış veya bazen her ikisi de karışık bir şekilde kaydedilmiştir. Fakat 17. yüzyıldan itibaren, mahalli belgeler defterin bir başına, merkezden gönderilenler ise defter ters çevrilmek suretiyle defterin diğer başına yazılmıştır.[1]

15. ve 16. yüzyıl şer'iyye sicillerinin önemli bir kısmı Arapça kaleme alınmıştır. XVI. yüzyıldan itibaren Arap coğrafyası dışındaki defterler çoğunlukla Osmanlı Türkçesi ile yazılmıştır. İstanbul'dan gelen belgeler ise her yerde Osmanlı Türkçesiyle kaydedilmiştir.[4]

Tarih disiplini içerisinde sicillerin sosyal ve ekonomik tarih alanında bir kaynak olarak kullanılmasının erken örneklerini Halil İnalcık vermiştir. Ayrıca Mustafa Akdağ da çok eleştirilen Türkiye’nin İktisadî ve İçtimaî Tarihi (I-II, İstanbul 1961, 1974) adlı çalışmasında sicil kayıtlarını kaynak olarak kullanmıştır. Sicillerden yerel tarih çalışmalarında ilk faydalananlar ise Mustafa Çağatay Uluçay ve İbrahim Gökçen'dir.[4] 1980'lerden sonra Osmanlı ve Ortadoğu çalışmalarının birçok alanında siciller artık birinci derecede tarih kaynakları şeklinde yoğun biçimde kullanılmıştır.

Kaynakça

  1. ^ a b c d e f Pay, Salih. "Bursa Kadı Defterleri ve Önemi". dergipark.ulakbim.gov.tr. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi dergisi Cilt: 10, Sayı: 2. 6 Ağustos 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Temmuz 2016. 
  2. ^ Şen, Mehmet Emin; Saltekin, Faruk. "Osmanlı Toplumunda Kadınların Mahkeme Önündeki Hukuk Mücadelesi: 235 No'lu Seydişehir Şer'iyye Sicil Defterine Göre" (PDF). Turkish Studies dergisi Cilt 7/4, Güzl 2012. 3 Şubat 2013 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Temmuz 2016. 
  3. ^ a b c Taş, Yasin. "Urfa Şer'iyye Sicilleri Üzerine Bir Değerlendirme" (PDF). Tarih Okulu Dergisi (TOD) Journal of History School (JOHS) Haziran 2014 Haziran 2014 Yıl 7, Sayı 17. 6 Ağustos 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). 
  4. ^ a b c d e f Uğur, Yunus. "Şer'iyye Sicilleri". Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi Cilt 39. 6 Ağustos 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Temmuz 2016. 
  5. ^ "Arşivlenmiş kopya". 28 Mart 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Mart 2023. 

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Dîvân-ı Hümâyun</span> Osmanlı Devletinde bakanlar kurulu

Dîvân-ı Hümâyun, Osmanlı İmparatorluğu'nda 15. yüzyıl ortalarından 17. yüzyılın yarısına kadar en önemli yüksek karar organı. İmparatorluğun yıkılışına kadar varlığını korusa da 17. yüzyıldan sonra önemini kaybetmiş ve 19. yüzyılda II. Mahmud'un teşkilat reformuyla kabine sistemine geçilerek Divan-ı Hümayun sembolik hale gelmiştir. Sadrazam, kubbealtı vezirleri, Rumeli beylerbeyi, Rumeli ve Anadolu kazaskerleri, Rumeli ve Anadolu defterdarları, nişancı ve vezirlik rütbesine sahip olan yeniçeri ağası ve kaptan-ı derya'da divanın asli üyeleri arasında yer alırdı.

<span class="mw-page-title-main">Anayasa</span> devleti yöneten temel ilkeler bütünü

Anayasa, ülke üzerindeki egemenlik haklarının kullanım yetkisinin içeriğinde belirtildiği şekliyle devlete verildiğini belirleyen toplumsal sözleşmelerdir. Hans Kelsen'in normlar hiyerarşisine göre diğer bütün hukuki kurallardan ve yapılardan üstündür ve hiçbir kanun ve yapı anayasaya aykırı olamaz. Devletin temel örgüt yapısını kuran, önemli organlarını ve işleyişlerini belirleyen; ayrıca temel hak ve özgürlükleri tespit edip, sınırlarını çizen hukuk metinleridir. Toplumsal bir sözleşme niteliği taşır. Devlet faaliyetlerini ve oluşum biçimini düzenleyen yasa metnidir.

<span class="mw-page-title-main">Arşiv</span> belge ve yazıların saklandığı yer

Arşiv ya da belgelik, bütün dünyada kurumların gerçek ve tüzel kişilerin faaliyetleri sonucunda meydana gelen, idari, hukuksal, tanıklık, kurumsal değeri olan ya da tekrar kullanılmak üzere üretilen her türlü görsel, yazılı ve data bilgilerinin tutulduğu ve saklandığı yerdir.

Ömer Lütfi Barkan (1902-1979), Türk iktisat ve hukuk tarihçisi ve Türkiye’de iktisat tarihi biliminin kurucularındandır.

<span class="mw-page-title-main">İlhanlılar</span> İran merkezli Moğol devleti (1256–1335)

İlhanlılar veya İlhanlı Devleti, Cengiz Han'ın torunu Hülagû Han tarafından, merkezi Tebriz olmak üzere Orta Doğu'da kurulan Moğol devletidir.

Kadı, Osmanlı Devleti'nde kaza adı verilen yerleşim yerlerine belli bir süre için merkezi yönetim tarafından atamış, görev bölgesindeki şer'i ve idari yargıdan tek başına sorumlu olan ayrıca mülki idare amiri, yerel yönetici ve emniyet müdürlüğü görevlerini yerine getiren bir kamu görevlisidir.

Kassam. Mirasçılar arasında terekeyi paylaştıran ve yetimlerin mirasını koruyan ve idare eden şer'i memur, mahkeme-i şer'iyye memurudur. İslam hukukunda ve genel anlamıyla kassam; miras davalarında bizzat dava yerine giderek gerekli tahkikatı yapıp ihtilaf hakkında bir neticeye vardıktan sonra davayı hükme bağlayan ve ev, tarla, arsa gibi gayr-ı menkulleri varisler arasında taksim eden memura denir. Aynen kadıda aranan şartlar kassamda da aranmaktadır. Tanzimat'tan sonra kassamlık görevi kaldırılmıştır.

Şer’îyye Sicilleri'ndeki her çeşit yazılı kayıtlar belli bir usûle göre düzenlenmekte ve sicile kaydedilmektedir ki, bu usûle: sakk-ı şer’î usulü denmektedir. Sakk kavramı Farsça, çek kelimesinin Arapçalaştırılmış hâlidir ve sözlükte berat, hüccet, temessük, tapu tezkeresi ve kısaca yazılı belge anlamlarına gelir. Terim olarak ise; şer’î mahkemelerin sicile kaydettiği veya yazılı olarak tarafların eline verdiği her çeşit belgenin düzenlenmesinde ve yazılmasında takip edilen yazım usûlüne veya bu çeşit yazılı belgelere Sakk-ı Şer’î denmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Çukurca, Karabük</span>

Çukurca, Karabük ilinin Merkez ilçesine bağlı bir köydür.

<span class="mw-page-title-main">İlmiye</span>

İlmiye, Osmanlı Devleti'ndeki başlıca dört enstitüden biri. Diğer üçü ise seyfiye, mülkiye ve kalemiyedir. Devlet kontrolünde örgütlü bir sınıf olan ve tepesinde Şeyhülislam'ın bulunduğu ilmiyenin başlıca görevleri dini eğitim ve şeriatin doğru bir şekilde uygulanmasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Fatih Kanunnâmesi</span> Osmanlı Kültür Ve Medeniyeti

Fatih Kanunnâmesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun devlet örgütü ile örgüt yapısının işleyişi hakkında düzenleyici nitelikteki temel kanun. II. Mehmed döneminde oluşturulması nedeniyle padişahın lakabı olan "Fatih" adıyla anılmakta olup o zamana dek yürürlükte olan ancak derlenmemiş olan örfi ve şeri kurallar dayanak alınarak oluşturulmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Eyalet (Osmanlı İmparatorluğu)</span>

Eyalet ya da beylerbeylik, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki idari yapılanmada var olmuş en üst düzey birimdir. Eyalet yöneticileri de beylerbeyi olarak anılmıştır. Osmanlı devlet teşkilatında Anadolu Eyaleti; Rumeli, Mısır, Bağdat ve Budin Eyaletleri'nin aşağısında kaldı. Sonraları vezirlerin adedi artınca bunun gibi eyaletlere vezirler de tayin edilir oldular.

<span class="mw-page-title-main">Abdulaziz Bayındır</span> Türk ilahiyatçı

Abdulaziz Bayındır, Türk ilâhiyatçı, İslâm hukuku ve fıkıh uzmanı.

Molla Fenari,, din alimi, müderris, Osmanlı Devleti'nin ilk şeyhülislamı.

<span class="mw-page-title-main">Osmanlı Arşivi</span> Devlet arşivi

Osmanlı Arşivi, Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk yıllarından yıkılışına dek geçen sürede imparatorluğun imzaladığı anlaşmalar, tutulan defterler ve diğer tüm belgelerin yer aldığı bir arşivdir. Arşiv, günümüzde resmî olarak Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi olarak adlandırılmaktadır ve Devlet Arşivleri Başkanlığına bağlıdır. Arşivin muhafaza edildiği kompleks İstanbul'un Kâğıthane ilçesinde bulunmakta olup Osmanlı Arşivi Külliyesi adını taşımaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Osmanlı hukuku</span>

Osmanlı İmparatorluğu idaresindeki hukuki yapıya Osmanlı hukuku denir. Genelde çok kültürlülüğe uygun yargılama usulüyle öne çıkar. Hukuk anlayışı şer'i ve örfi olmak üzere iki temelde incelenmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Şeyh Camii (Muğla)</span>

Şeyh Camii, Muğla'da 16. yüzyıl Osmanlı dönemine ait cami.

Bilâd-ı Selâse, üç belde anlamına gelen tabirdir. Eyüpsultan, Galata ve Üsküdar için kullanılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Devlet Arşivleri Başkanlığı</span> Ankara’da, Türkiye Cumhuriyeti’ne ait arşiv malzemesiyle arşivlik malzemenin muhafaza edildiği, düzenlenip istifadeye sunulduğu kurum.

Devlet Arşivleri Başkanlığı, arşiv hizmet ve faaliyetlerini düzenlemek ve kamuda belge yönetimini sağlamak üzere Türkiye Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak görev yapan devlet kurumu. 1984 tarihli ve 3056 sayılı Başbakanlık Teşkilat Kanunu ile Cumhuriyet Arşivi, Osmanlı Arşivi ve Dokümantasyon Daire Başkanlıklarını kapsayan bir kurum olarak kuruldu.

<span class="mw-page-title-main">Edebük, Tercan</span>

Edebük, Erzincan ilinin Tercan ilçesine bağlı bir köydür.