İçeriğe atla

Kırkgöz Kemeri

Kırkgöz Kemeri
Harabe halindeki 4. kemer. Bu kadar yassı köprü kemerlerinin yapımı daha sonra ancak Orta Çağ'da becerilebilmiştir
Harita
Diğer ad(lar)Limyra Köprüsü
TaşınanYayalar
GeçişAlakır Çayı
KonumLimira, Likya, Türkiye
Koordinatlar36°21′N 30°13′E / 36.35°K 30.21°D / 36.35; 30.21
TasarımSegmental kemer köprü
TürüKemer köprü
MalzemeTuğla, taş işçiliği ve moloz
Uzunluk360 m
Genişlik3.55-4.30 m
En geniş açıklık14.97 m
Yük sınırı30 t + 500 kp/m²
Bitiş tarihiYaklaşık MS 3. yy
Geçiş ücretiÜcretsiz

Kırkgöz Kemeri ya da Roma dönemindeki adıyla Limyra Köprüsü, dünyadaki en eski basık kemerli köprülerden biridir. 360 m uzunluğundaki bu taş köprü Antalya iline bağlı Finike ilçesin Hasyurt mahallesi sınırları içinde yer alan antik bir Likya kenti olan Limyra'da Alakır Çayı üzerine kurulmuştur. 5,3:1 ok oranındaki 26 adet kemer, köprüye oldukça yassı bir görünüm vermektedir. Bu yassılık oranına köprü yapımı tarihinde daha sonra yüzyıllarca ulaşılamayıp ancak Geç Ortaçağ döneminde yapılan yapılarda ulaşılabilmiştir (bkz. Ponte Vecchio). Teknik ve tarihi bakımdan olağanüstü önemine rağmen Kırkgöz Kemeri köprüsü veya diğer adıyla Limyra Köprüsü Türkiye'de çok az bilinir. Yapının gittikçe harabeye dönüşmesi, Alman Arkeoloji Enstitüsü'nü (Almanca: Deutsches Archäologisches Institut, DAI) 1970'li yıllarda bugüne dek yapılan tek saha araştırmasını yapmaya sevketmişti.

Yapılan araştırmalar

Antik dönemden kalma yol sathı - doğuya bakış

Köprü hakkında antik dönemden kalma bilgiler bulunmamaktadır. Yapının ilk tarifleri Avrupalı seyyahların 19. yüzyılda yazılan seyahatnamelerinde yer almaktadır: Charles Fellows 1940 yılının Mayıs ayında yaptığı bir seyahatinde köprünün 25 kemeri olduğunu bildirmişti. Aynı bilgiler iki yıl sonra köprü hakkında bilgi veren Spratt ve Forbes'de yer almaktadır.[1] Otto Benndorf katılımıyla 1882 yılında gerçekleştirilen Avusturyalı bir heyetin saha gezisinde, yapının Limyra'yı doğusunda bulunan Antalya şehrine bağlayan antik büyük bir yolun unsuru olarak saptamıştı.[1] O tarihte köprüye ait herhangi bir plan ya da eskiz hazırlanmamıştır.[1]

Köprünün ilk ve bugüne dek yapılan tek bilimsel ölçümü Wolfgang W. Wurster ve Joachim Ganzert taraflarından gerçekleştirilmiştir. Bu ölçüm 1973 yılının Eylül ayında iki gün art arda yapılmış ve sonraki üç yıl içerisinde tamamlanmıştır.[1] Sonuçlar 1978 yılında DAI tarafından yayımlanan Archäologischer Anzeiger dergisinde açıklanmış ve o tarihe dek hasarsız olan köprünün artan zarar görme tehlikesine dikkatler şu şekilde çekilmiştir:[2]

"Son zamanlarda bu verimli alüvyon topraklarında turunç bahçeleri meydana getirilmiş, tarihi köprünün doğusunda ise bugün sebze yetiştirilen seraları kurulmuştur. Çevresinde gelişmeye başlayan, yoğun tarımsal faaliyetler nedeniyle köprünün varlığı ileri derecede tehlike altındadır. Yıllara direnerek günümüze kadar bozulmadan gelebilen köprü sathından yerel halk inşaat malzemesi olarak taşlar çıkarmaktadır; Sulama kanallarının yapılması için kullanılan ağır iş makineleri köprünün gövdesine zarar vermekte ve paletleri ile taş döşemeyi ezmektedir."

İngiliz mühendis O'Connor, Roma dönemine ait köprü eserleri hakkında 1993 yılında kaleme aldığı İngilizce çalışmasında DAI raporunu özetleyerek aynı şekilde köprünün imar tarihi bakımından olağanüstünü önemini vurgulamıştır.[3] Antik Lymira kenti yakınındaki Kırkgöz Kemeri adlı bu köprü hakkında başka bilimsel çalışmaların varlığı bilinmemektedir.

Topografik ve Ulaşım Yönünden Konumu

Günümüzde küçük bir dere haline gelmiş olan, köprünün 1. kemeri altından geçen Alakır Çayı

Roma dönemine ait bu köprü antik Lymira kenti harabelerinin 3,2 km (kerteriz noktası: antik tiyatro) doğusunda Alakır Çayı üzerine kurulmuş olup günümüzde Akdeniz sahilinden 3,8 km kuzeyde, Turunçova - Kumluca asfaltının yakınında bulunmaktadır. Çayın antik adı bilinmemektedir.[1] Bölgenin topoğrafik özellikleri, Finike körfezindeki düz alüvyon topraklara uzanan Toçak Dağı'nın etekleri tarafından belirlenmektedir.[1] Köprü bu geçiş bölgesinde dar akarsu yatağının geniş bir ovaya açıldığı ve yağışlı mevsimde meydana gelen taşkınlarda geçişin imkânsızlaştığı yerin biraz kuzeyine kurulmuştur.[4] Köprü doğusunda çakıl bir alana açılırken, batı ucu muhtemelen taşkınlara karşı korunabilmek için doğrudan yükselen bir kayaya dayanmaktadır.[5] Bu şekilde arazi yapısı nedeniyle güneye doğru meydana gelen keskin dönüş, caddenin gerektiğinde kapatılması için son derece uygun bir konumu oluşturmaktaydı.[5] Günümüzde, Alakır Çayı köprünün sadece 3 kemerinin altından akmakatadır (1978 yılında).[5] Kuzeyde, sulama ve taşkınlardan koruma amacıyla yakın geçmişte Alakır Barajı inşa edilmiştir.[5]

Roma İmparatorluğundaki diğer eyaletlerden farklı olarak, Likya'daki ulaşım sistemi fazla gelişmemiştir.[6] Kuzey-güney bölgeleri arasındaki ulaşım daha ziyade bölgede az bulunan akarsu vadileri üzerinden gerçekleşmekteydi. Buna karşın batı-doğu arasındaki ulaşım dağlık bölgelerden geçiyordu.[6] Bu bağlamda Limyra'dan Alakır Çayı üzerinden geçerek, komşu Pamfilya üzerinden Attaleia'ya ulaşan yolun, iki bölge m.s. 4. yüzyıla kadar Likya ve Pamfilya eyaletini oluşturduklarından dolayı özel bir öneme sahip olduğu sanılmaktadır.[6] İmparatorluğun diğer ana ulaşım yolları ile karşılaştırıldığında, Likya'daki yolların 3–4 m'lik genişlikle önemli oranda daha küçük boyutlu ve muhtemelen yaya ve yük hayvanlarının trafiğine mahsus olduğu söylenebilir.[6] Kırkgöz Kemeri'nin yol sathında araba izlerine rastlanmamakta olması da bu görüşü pekiştirmektedir; ayrıca köprüde korkuluk ya da parmaklık izlerine de rastlanmamaktadır.[7]

Yapısı

Güneyden 1. kemere bakış

360 metrelik uzunluğuyla, Kırkgöz Kemeri, Likya'daki antik döneme ait günümüze kadar ayakta kalabilmiş fenni yapıların en büyüğüdür.[8] Köprünün eşit ebatlarda 26 tane kemi vardır. Bunların her biri üst üste ikişer kavis biçiminde yerleştirilmiş, harçla tutturulmuş kerpiç kemerinden oluşmaktadır.[9] Köprünün doğu ucunda bir zamanlar 27. kemerin bulunduğu yerde daha sonraki bir tarihte ilave edilmiş, iki adet daha küçük, yarım daire biçimli, sadece birer kerpiç kemeri bulunan onarım kemeri bulunmaktadır.[9] Yıkılmış olan orijinal kemerin yassı yapısı hala ayakta kalmış olan sütunlardan anlaşılmaktadır.[9]

Wurster ve Ganzert, gerçekleştirdikleri arkeolojik incelemelerde köprünün kemer üzengilerine kadar nehrin getirdiği çökeltilerin altında kaldığını müşahede etmişlerdir; herhangi bir kazı yapılmamıştır.[5] Köprünün 28 kemerinden sadece iki tanesi, açık kemer genişliği ve sütun kalınlığı ölçülebilecek kadar açıkta kalmıştı.[10] Ancak toprak altında kalmamış olan kemer kısımlarından hareket ederek, tüm sütunların aralıklarını hesaplama yoluyla belirlemeyi başarmışlardır.[10]

Basık Kemerler ve Sütunları

Tipik bir köprü kemerinin ölçüleri

Basık kemerlerinin dayanma açıklıkları, yani sütun ortalarının arasındaki mesafeler, 11,60 ila 14,97 m arasındadır. (2. ve 26. kemer).[9] Benzer ölçülere sahip, ortalama değerleri aşağıdaki gibi olan dört kemer grubu belirlenebilir:[9]

  • 11,60–12,30 m (2., 3., 7. ve 21. kemer; toplam 4 adet)
  • 12,75 m (5., 9.-15., 17.-19. ve 22.-24. kemer; toplam 14 adet)
  • 13,10 m (1., 4., 6. ve 8. kemer; toplam 4 adet)
  • 13,60 m (16., 20. ve 25. kemer; toplam 3 adet)

Sütun eksenlerinin aralıklarının neden birbirlerinden farklı olduğu bilinmemektedir; Akarsu yatağı oluşumlarına uyum sağlamak amacıyla bu şekilde yerleştirilmiş olmaları açıklaması yanlıştır.[11] Dalgalanmalar, beşik tonozların yapımında kullanılan farklı boyuttaki iskelelerin birden fazla kez kullanımına işaret ediyor olabilir.[11]

Sütun genişliğini Wurster ve Ganzert sadece tek bir sütunda 2,10 m olarak belirleyebilmişlerdir (26. ve 27. kemer arasındaki sütun).[12] Bu değer ortalama kemerin 12,75 m'lik ölçüsünden çıkarıldığında, açık aralık ölçüsü olarak 10,65 m elde edilir.[12] Tüm basık kemerlerde yaklaşık 2 m'lik bir tonoz yüksekliği bulunduğundan dolayı, Lymira Köprüsünün açık aralık/yükseklik oranı için 5,3:1 ile oldukça düşük bir değer elde edilir.[12] Bu kadar yassı gerilmiş kemerler köprünün yapıldığı dönemde eşsiz bir özelliğe sahipti ve İtalya'da basık kemerler yeniden yapılmaya başladığı 14. yüzyıla kadar bir daha gerçekleştirilememiştir. Hatta Kırkgöz Kemeri köprüsünün en geniş kemerinin uzunluğu, yüksekliğinin 6,4 katı dolayındadır.[12] Daha sonra onarılmış olan iki kemerin genişlik/yükseklik oranı 2,7:1 ile yarım daire veya tonoz kemerler arasında alışılmış bir düzeyde sayılır.[12]

Köprü Yüksekliği ve Seviyesi

Kemer üzengisine kadar toprak altında: 8. ve 9. kemere güneyden bakış

Köprünün toplam yüksekliği önemli oranda toprak altında kaldığından dolayı kesin olarak belirlenememiştir. Buna karşın kemer üzengisi - yol sathı arasının sadece 3,25 m olduğu belirlenebilmiştir.[13]

Köprünün üst sathı neredeyse yatay bir düzlem oluşturmaktadır: Yol sathı 1. ile 20. kemer arasında deniz seviyesine oranla 20,05-20,55 m'lik bir seviyedeyken, doğu yönde geriye kalan altı kemerder hafif 19,94-19,66 m'ye kadar düşer.[14] Araştırmacılar bu dalgalamaları yapının uzunluğu göz önünde bulundurulduğunda çok düşük olarak nitelendirmektedir.[7] Yapının daha sonra çökmesine ilişkin herhangi bir işaret bulunmadığında, düzenli yüksekliği nivelman işleminin ve sütun temellerinin büyük özenle yapıldığını gösterir.[15] Buna karşın köprünün uzunlamasına ekseni, kemerden kemere kısmen belirgin bir şekilde ana yönden sapmaktadır.[15]

Statiği

Köprünün kendi ağırlığını taşıyan mukavemet çizgisinin tonoz ekseninin eğrisi ile neredeyse aynı olduğu dikkat çekmektedir.[16] Basık kemer köprüsü üzerinde gerçekleştirilen statik inceleme sonuçları, konstrüksiyonun yüksek taşıma kapasitesini göstermiştir:

„Günümüz sınıflandırmalarına göre, yapı DIN 1072'e göre köprü sınıfı 30 ayarında bir taşıma kapasitesine sahiptir; buysa köprünün bir kemerinde 30 ton ağırlığında bir kamyonu ve ayrıca köprü sathının geri kalanında 500 kp/m²'lik bir ağırlık taşıyabileceği anlamına geliyor. Köprü antik dönemin trafiğine göre büyük oranda güvenlik payı konarak tasarlanmıştır.“[17]

Yapı Gövdesi

Çift kemerlerin iskelelenmesi ve örülmesinde muhtemelen kullanılmış olan yöntem

Kırkgöz Kemeri, Tuğla, kesme taş ve yığma taştan oluşan kompozit bir yöntemle inşa edilmiştir.

Kerpiç Kemeri

Harçla tutturulmuş çift katlı kerpiç kemeri

basık kemerlerinin tuğlaları, içine ince tuğla tozu katılan sarı-kırmızı kilden oluşmaktadır.[12] Dikdörtgen biçimindeki plakalar 40 x 50 cm ebadında olup yakl. 5 cm kalınlığındadır ve kısa tarafı dik gelecek şekilde kemere yerleştirilmişlerdir. Bu şekilde çift katlı olarak örülen kemerlerin toplam kalınlıkları 80 cm olmaktadır.[12] 4 cm genişliğindeki derzlerde kullanılan malzeme ise içine kaba tuğla tozu ve ince çakıl katılmış horasandır.[12] Köprünün yarım daire biçimindeki iki kemeri biraz daha küçük tuğlalarla örülmüş, yer yer yıkılan kemerlerin orijinal tuğlaları da kullanılmıştır.[12] Üzengitaşları, kemer başlangıcına dayanak olarak meyilli dayak yüzeyleri bulunan, düz işlenmiş kireçtaşı bloklarıdır.

İki katlı beşik tonoz yapısı, şablon iskelelerin etkin bir şekilde kullanılmasına izin vermiştir. Henüz sadece alt tuğla sırası tamamlandıktan sonra iskele bir sonraki kemer açıklığına getirilerek kurulabilmekteydi:

"Çift katlı tuğla kemerlerinin iki safhada örülmesinin iki avantajı vardı. İlk safhada iskelenin sadece alt kemer sırasının ağırlığını taşımak zorundaydı, dolayısıyla daha hafif olabiliyordu. İkinci safhada ise, üst sıranın ağırlığı henüz alt sıra tarafından taşınabiliyordu, bu sayede iskele bir sonraki kemer boşluğunda kullanılmak üzere hazırdı."[17]

Duvar Kaplaması

12. kemerin kuzey tarafı

Görülebildiği kadarıyla, köprü 2. ile 21. kemeri arasında üzerinde harçla tutturulmuş yığma taş tabakasının bulunduğu 4 kat tuğla ile kaplanmıştır.[18] 22. ile 26. kemer arasında ve her iki köprü çıkışında duvarlar kesme taşlardan oluşmaktadır.[19] Onarılmış olan 27a ve 27b kemer kısımları onarımda kullanılan taşların ebadı ve düzensiz konuan tuğlalar açısından köprünün batı tarafındaki tuğla ve yığma taş kaplaması ve doğu tarafındaki kesme taş kaplamasından çok farklıdır.[19] 26. kemerin altında çıkıntı halindeki şablon iskele dayanağı görülebilir.[18]

Kemer ve sütun seviyesinin üzerindeki köprünün içi, kireçli harçla tutturulmuş, yığma taş ve akarsu çakılından oluşan bir karışımdan oluşmaktadır.[18]

Yol Sathı

Kemerlerin tepe noktasının sadece 30–40 cm üzerinde büyük ve düzensiz ebatlardaki kireçtaşı plakalarından oluşan ve her iki tarafta onar cm kadar köprü gövdesini aşan yol sathı bulunmaktadır.[19] Yol sathı malzemesi olarak küçük akarsu çakıl taşlarının kullanılmış olması, burada da iki yarım daire kemerde yapılan onarımlara işaret eder.[19] Köprü yolunun genişliği 3,55 ile 3,70 m arasında değişir ve köprü uçlarında 4,30 m'ye kadar genişler.[19]

Tarihleme

3. kemerin üzerindeki çıkma desteği

Kırkgöz Kemeri'nin tarihlenmesi, Roma mimarisi içindeki özel yeri ve Roma döneminden kalma benzeri köprüler üzerinde yapılmış olan çalışmaların azlığı nedeniyle oldukça zorlaşmaktadır.[20] Tarihleme için Wurster ve Ganzert köprünün aşağıdaki karakteristik özelliklerini yaklaşım olarak ele almaktadır:

  • Köprü başlıklarında hafif rampalı yatay köprü yollu aynı genişlikte birden fazla kemerli yapı
  • Çift katlı, kavis biçiminde dizilen tuğla tonozlardan oluşan oldukça yassı basık kemerleri
  • Harçla tutturularak örülmüş duvar yapısı
  • Ekseriyetle kırma taştan oluşan kiremit katkılı dış katman, kısmen eşit ebatlı küp halinde kesme taş duvarları
  • Oldukça geniş formatlı taş plaka yol sathı.[20]

Bu özelliklerden farklı olarak çoğu Roma köprüleri küp kesme taşlarla kaplanmış kama biçimli taşlardan oluşan kemerlerin üzerine kurulmuştur.[21] Bu yapı türü Likya'daki tonoz yapımında da uzun zaman yaygındı.[22] Roma mimarisi için tipik özellikte kalın ve yüksek yarım daireli kemer köprülerinden farklı olarak, Kırkgöz Kemeri yassı gerilmiş basık kemerleri ile belirgin ölçüde daha alçak ve yayvan görünümündedir.[23] Bu nedenle Wurster ve Ganzert "deneme amaçlı" olarak yapının, tuğla-taş kombineli yapıların yapımının belgelenebildiği,[24] İmparator I. Justinianus dönemine (6. yüzyıl) tarihlenmesini önermektedir.

Diğer yandan bu kombineli yapı tekniği aynı zamanda köprüye yakın bir yerde bulunan ve M.S. 3. yüzyıla tarihlenen Aspendos Viyadüğü'nde de kullanıldığı[24] ve Romalıların bu iki mimarlık tarihçisi üç ayrı örnekte gösterdiği gibi[24] basık köprü yapımını bildikleri için, köprünün daha yakın bir tarihte, 2. yüzyılın sonlarına doğru veya 3. yüzyılda yapılmış olması ihtimali de vardır.[22] Hatta bu erken tarihleme bugünkü bilgiler ışığında daha makuldür, zira aradan geçen zaman içinde Roma dönemine ait yedi tane basık kemerli köprü daha tespit edilebilmiştir.[25]

Aynı şekilde 3. yüzyıla tarihlenen ve yapısal benzerlikleri arz eden Kemer'de bulunan Roma köprüsünün kalıntıları, Ksanthos nehrinin geçtiği bir sonraki ovada bulunmaktadır.[26]

İlgili Neşriyat

  • O’Connor, Colin (1993), Roman Bridges, Cambridge University Press, ss. 126 (E23), ISBN 0-521-39326-4 
  • Wurster, Wolfgang W.; Ganzert, Joachim (1978), Eine Brücke bei Limyra in Lykien [A bridge at Limyra in Lycia] (Almanca), Berlin: German Archaeological Institute, ss. 288-307, ISSN 0003-8105  Bilinmeyen parametre |periyodik= görmezden gelindi (yardım)

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ a b c d e f Wurster & Ganzert 1978, s. 288
  2. ^ Wurster & Ganzert 1978, ss. 289–290
  3. ^ O’Connor 1993, s. 126:

    Wurster ve Ganzert, Kırkgöz Kemeri'ni şöyle tarif ederler… Köprünün öne çıkan özelliği, kemerlerinin segmental (yayvan) olmasıdır… Köprünün Romalılar tarafından yapıldığına inanılmaktadır. Eğer bu doğruysa, bu köprü, Roma döneminden sayılı segmental taş kemer köprülerinden biri olacaktır…

  4. ^ Wurster & Ganzert 1978, ss. 288f.
  5. ^ a b c d e Wurster & Ganzert 1978, s. 289
  6. ^ a b c d Wurster & Ganzert 1978, s. 303
  7. ^ a b Wurster & Ganzert (1978), s. 295.
  8. ^ Wurster & Ganzert 1978, ss. 288, 291
  9. ^ a b c d e Wurster & Ganzert 1978, s. 291
  10. ^ a b Wurster & Ganzert 1978, s. 290
  11. ^ a b Wurster & Ganzert 1978, ss. 291f.
  12. ^ a b c d e f g h i Wurster & Ganzert 1978, s. 292
  13. ^ Wurster & Ganzert 1978, ss. 292, fig. 5; 295
  14. ^ Wurster & Ganzert 1978, ss. 295f.
  15. ^ a b Wurster & Ganzert 1978, s. 296
  16. ^ Wurster & Ganzert 1978, s. 297
  17. ^ a b Wurster & Ganzert 1978, s. 299
  18. ^ a b c Wurster & Ganzert 1978, s. 293
  19. ^ a b c d e Wurster & Ganzert 1978, s. 295
  20. ^ a b Wurster & Ganzert 1978, ss. 299ff.
  21. ^ Wurster & Ganzert 1978, s. 301
  22. ^ a b Wurster & Ganzert 1978, s. 300
  23. ^ Wurster & Ganzert 1978, ss. 301ff.
  24. ^ a b c Wurster & Ganzert 1978, s. 302
  25. ^ O’Connor 1993, s. 171
  26. ^ Wurster & Ganzert 1978, ss. 304–307

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Pınara</span> Seydikemer yakınlarındaki Likya antik kenti

Pınara. Seydikemer yakınlarındaki Likya antik kenti.

<span class="mw-page-title-main">Arikanda</span> Finike ilçesi yakınlarındaki antik kent

Arikanda, Antalya il sınırları Finike ilçesi yakınlarındaki Likya antik kent.Elmalı - Finike kara yolunun tam yarısında bulunan Arifköyünün Aykırıçay mahallesine yakın bir ören yeridir. Tarihi Bakır Çağı'na kadar geri gitmektedir ve şehrin adı yerli Anadolu dillerinden olan Luvice'de “yüksek kayaların yakınındaki yer” anlamına gelir.

<span class="mw-page-title-main">Limira</span>

Limira veya Limyra, Antalya il sınırları Finike ilçesi yakınlarında bulunan bir antik kenttir.

<span class="mw-page-title-main">Justinianus Köprüsü</span> Serdivanda tarihi bir köprü

Justinianus Köprüsü veya Sangarius Köprüsü, Türkiye'de, Geç Roma Döneminden kalma, Sakarya nehri üzerinde bir taş köprüdür. Yapı Doğu Roma İmparatoru Justinianus (527–565) tarafından başkent Konstaninopolis ile imparatorluğun doğu vilayetleri arasındaki ulaşımı kolaylaştırmak için inşa ettirildi. Neredeyse 430 m uzunluğundaki köprü, dev ölçüleri nedeniyle dönemin yazar ve şairlerin eserlerine konu olmuştu. Justinianus'un Boğaziçi yerine gemiyle Anadolu'dan geçebilmek için kanal projesi planladığı ve köprünün bu projenin bir parçası olduğu iddiası uzmanlar tarafından tartışılmaktadır. Köprü, 2018'de UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi'ne eklendi.

<span class="mw-page-title-main">Kemer Köprüsü</span>

Kemer Köprüsü, Roman segmental ark şeklinde, Likya, Ksantos'a - modern Türkiye, Muğla- yakın bir yerdedir. Koca Çayı'na doğru Kemer Köyü'nden 4 km yukarıda, nehir yatağının 500 m'ye ulaştığı bir yerdedir. Şu anda sadece 29 m uzunluğunda, 4.5 m genişliğinde bir kısmı kalmıştır. Neredeyse yıkılmış olmasına rağmen geçmişte köprü yapımını çok iyi temsil etmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Köprüpazar Köprüsü</span>

Köprüpazar Köprüsü, Roma döneminden kalma, günümüzde Türkiye'de, Aspendos yakınlarında Köprüçay (Eurymedon) nehri üzerinden geçen, 9 kemerli Eurymedon Köprüsü'nün temelleri üzerine Selçuklu Hanedanı tarafından 13. yüzyılda yapılmış, sivri kemerli bir köprüdür. Köprü eski Roma yapısının nehir yatağındaki ayak kalıntılarını takip ettiği için yol güzergâhının ortasında belirgin sapmalar görülür. Köprü 259,50 metre uzunluğunda olup, genişliği 9,44 metredir. Sütun kalınlıkları 9,60 metre, kemer açıklığı 23,52 metredir.

<span class="mw-page-title-main">Şerefiye Sarnıcı</span> Şerefiye Sarnıcı, İstanbul’un tarihi yarımada içerisinde bulunan en eski su yapılarından birisidir

Şerefiye Sarnıcı veya Theodosius Sarnıcı İstanbul'un Fatih ilçesinde, Tarihi Yarımada’da bulunan pek çok Bizans Dönemi sarnıcından biridir. Divan Yolu Caddesi, Piyer Loti Caddesi, Boyacı Ahmet Sokak ve Dostluk Yurdu Sokak’ın sınırlandırdığı yapı adasının güneyinde yer alır.

<span class="mw-page-title-main">Roma köprüleri listesi</span> Vikimedya liste maddesi

Romalılar dünyanın ilk büyük köprü inşacılarıydı. Aşağıdaki liste, bugün hala hayatta kaldığı bilinen bütün pek çok Roma köprülerini oluşturmanın bir denemesidir.

<span class="mw-page-title-main">Bodrum Köprüsü</span>

Bodrum Köprüsü, Roma İmparatorluğu döneminde inşa edilmiş antik bir köprüdür. İzmir kentinin Bergama ilçesinde, tarihteki adı Selinus olan Bergama Çayı üzerinde bulunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Oluk Köprü</span>

Oluk Köprü, Türkiye'de, Roma İmparatorluğu'nun Pisidya eyaletinin başkenti antik Selge şehri yakınında, eski adıyla Eurymedon olan Köprüçay nehri üzerinde bir Roma köprüsüdür. Yapı, Pamphilia kıyılarından Psidia bölgesine uzanan bir yolun üzerrıne yer alıyordu. Nüfus yoğunluğu düşük bir bölgede kurulu olan köprü, Köprüçay nehrini Beşkonak köyünün yakınında geçer ve yüksekliği nedeniyle dikkat çeker.

<span class="mw-page-title-main">Dicle Köprüsü</span> Diyarbakırda bir köprü

Dicle Köprüsü, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde Dicle Nehri üzerinde yer alan tarihî bir köprüdür. On açıklığa sahip olduğu için yerel halkça On Gözlü Köprü olarak bilinirken eski Silvan yolu güzergâhında bulunduğundan bazı kaynaklarda ise Silvan Köprüsü olarak da geçer. Şehir merkezine 3 kilometre uzaklıkta olup Diyarbakır'dan gelerek Mardin'e devam eden, sonra doğuya doğru ayrılan tali yolun bağlantı yerinde, kentin merkezini Bağıvar beldesi ile civar köylere bağlayan noktada bulunmaktadır. Köprünün ilk yapım tarihi ile ilgili farklı türde görüşler vardır. Bu görüşlerden bazıları köprünün şimdiki yerinde, antik dönemde de bir köprü olduğunu öne sürer. Birkaç defa kısmen veya tamamen yıkılıp yeniden inşa edildiği düşünülen köprünün, yapım yılı olarak bilinen en yakın ve doğru tarih, köprü üzerinde yer alan kitabeden fark edilmektedir. Kitabeye göre Mervaniler döneminde 1065 yılında yaptırılmıştır.

Kapu Camii, Konya'da 17. yüzyıl Osmanlı dönemine ait tarihi cami. Şehirdeki Osmanlı camileri arasındaki en büyük camidir. Merkez Karatay ilçesi, Sarraflar caddesi üzerindeki caminin mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait olup, Karatay Müftüğülüğü'ne bağlı olarak faal durumdadır.

<span class="mw-page-title-main">Nysa Köprüsü</span>

Nysa Köprüsü, Eski Roma İmparatorluğu döneminde yapılmıştır. Antik Karya bölgesindeki Nysa antik şehrinde bulunan Tekkecikdere akarsuyu üzerindedir. Altyapısı 100 metre uzunluğundadır. Bu özelliğiyle Bergama Köprüsünden sonra 2. sıradadır.

<span class="mw-page-title-main">İç Kale</span> Diyarbakırda tarihî bir yer

İç Kale, Diyarbakır kentinin ilk yerleşim yeri olarak kabul edilen yerdir. Kentin kuzeydoğusunda, Dicle Nehri'nin 100 m kadar yükseğinde yer alır.

Karasu Köprüsü ya da bilinen diğer adıyla Karaköprü veya Roma Köprüsü, Diyarbakır'da yer alan bir köprüdür. Devegeçidi Suyu üzerinde yer almaktadır. Köprü üzerinde yapım yılını ve kimler tarafından yapıldığını gösteren bir yazıt bulunmamaktadır. 94 metre uzunluğunda, 7 metre genişliğinde olan Karasu Köprüsü'nün memba tarafındaki selyaranları üçgen gövdeli ve piramidal külahlıdır. Köprü altı gözden oluşmaktadır ve yarım daire şeklinde kemerlere sahiptir. Bazalt taştan inşa edilmiştir. Köprü, antik bir yol ile kente bağlanmaktadır.

Kravga Köprüsü Mersin ilinde tarihi bir köprüdür.

Oinoanda'daki Köprü ya da Kemerarası Köprüsü, günümüz Türkiye'sinde Muğla ili Likya bölgesi Oinoanda'ya yakın Xanthos nehri üzerinde bir Osmanlı kemer köprüsüdür. 1990'larda antik bir köprü yazıtının bulunmasıyla varlığı bilinen bir Roma köprüsünün üzerinde veya yakınında durduğu anlaşılmıştır.

Antik Romalılar tarafından inşa edilen Roma köprüleri, inşa edilen ilk büyük ve kalıcı köprülerdi. Roma köprüleri taştan yapılmıştır ve temel yapı olarak kemer kullanılarak inşa edilmişlerdir. Bu köprülerin yapımında çok miktarlarda beton kullanıldı, Romalılar ilk defa köprü yapımında beton kullanan halk oldu.

<span class="mw-page-title-main">Arapsuyu Köprüsü</span> Antalyadaki Köprü, Türkiye

Arapsuyu Köprüsü, Antalya'da bulunan bir Roma köprüsüdür. Günümüze kadar iyi korunmuş olan köprü, Konyaaltı ilçesi Arapsuyu mahallesinde, Akdeniz Kent Parkı içinde, Yunan kolonisi Olbia ile ilişkilendirilen antik bir kanyonun eteğinde yer almaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Gaius Caesar Anıt Mezarı</span> Limirada bulunan Roma anıtı

Gaius Caesar'ın Kenotafı, Türkiye'nin güneybatısındaki Limira'da bulunan bir Roma anıtıdır. Muhtemelen İmparator Augustus'un torunu ve varisi Gaius Caesar'ın onuruna inşa edilmiş bir kenotaf olarak kabul edilir.