
İbranice (עִבְרִית,
Yahudi mistisizminin (Kabbala) en önemli eserleri arasında yer alan Zohar, Orta Çağ'da Aramice ve İbranice dillerinde yazılmış, Tevrat'ın mistik yorumu olan bir grup kitaptan oluşur. Tanrı'nın isimlerinin doğası, evrenin kökeni ve yapısı, ruhların doğası, günah, iyilik ve kötülük gibi konuları içeren Zohar'da kutsal metnin yorumları, teoloji, mistik kozmogoni, mistik psikoloji gibi alanlar bulunur.

Yahudi Arapçası, Arap Birliği topraklarında yaşamış veya yaşayan Yahudiler tarafından konuşulan Arapçanın bir lehçesidir. Geçmişte Arap Yarımadası'ndaki Yahudi kabileler tarafından da konuşulmuştur. Konuşulan dilin yanı sıra İbrani Alfabesi ile yazılmış Arapça metinlere de Yahudi Arapçası denir. Arapçada olduğu gibi Yahudi Arapçası'nda da yöreden yöreye göre değişen lehçe farklılıkları vardır. İstanbul Ladino'su ile Balkan Ladino'su arasında nasıl bir fark varsa Libya'daki Yahudi Arapçasıyla Irak'taki Yahudi Arapçası arasında da aynı şekilde benzerlikler ve ufak farklılıklar bulunur.

Eliezer Ben-Yehuda, İbranice için sözlükbilimciliği yapmış ve Modern İbranicenin gelişmesinde en büyük katkıyı sağlamış olan Yahudi gazete editörü. Modern çağda, İbranicenin yeniden canlanmasının arkasındaki en büyük figür oldu.
Tarihte Yahudilik ile İslam arasındaki etkileşimin tarihi, İslamın Arap Yarımadası'nda doğup buradan yayılmaya başladığı 7. yüzyıla kadar uzanır. Gerek Yahudiliğin gerekse İslamın kökenleri Ortadoğu'da, İbrahim'e dayandığından, her ikisi de İbrahimi olarak kabul edilir. Yahudilik ile İslam'ın paylaştığı birçok ortak yön bulunmaktadır: temel dini görünümü, yapısı, hukuk felsefesi ve uygulaması ile İslam ile Yahudilik birbirine benzer. Gerek bu benzerliklerden ötürü, gerekse Müslüman kültürü ve felsefesinin İslam dünyası içinde yaşayan Yahudi cemaatleri üzerindeki etkisi yoluyla, geride kalan 1.400 yıl boyunca bu iki din arasında kesintisiz ve hatrı sayılır bir fiziki, teolojik ve siyasi örtüşme ortaya çıkmıştır.

Kayıp On Kabile, 12 İsrailoğlu kabilesinden 10'unun Neo-Asur İmparatorluğu tarafından köleleştirildiği veya öldürülüp yok edildiği düşünülen olaydır. Olaydan sonra bu on kabilenin ve bu kabilelerde yaşayan İbranilerin varlığı son buldu. On İsrailoğlu kabilesi sırasıyla şunlardır: Reuben, Şimon, Dan, Naftali, Gad, Aşer, İssakar, Zebulun, Menaşe, Yusuf. Günümüze kadar gelmiş İbranilerin tümü ya Yehuda kabilesinden (Yahudiler) ya da Levi kabilesinden gelmiştir.

Haşmonayim Hanedanı, MÖ 140-MÖ 37 yılları arasında yaşayan bağımsız bir Yahudi devleti olan İsrail Haşmonayim Krallığı'nı yöneten hanedandır. Haşmonayim Hanedanı, Şimon HaTarsi liderliğinde, MÖ 165'teki Makkabi İsyanı sırasında Seleukos İmparatorluğu ordusunu yenen kardeşi Yehuda Makkabi'den yirmi yıl sonra kuruldu. Haşmonayim Krallığı MÖ 37'de Hirodes tarafından ele geçirilene kadar 103 sene sürdü. Bundan sonra bile kendi itibarının sürmesi için bir Haşmonayim prensesi olan Mariamme ile evlendi.
Rabbi Se`adiah ben Yosef Gaon Geonim döneminin ünlü hahamı, Yahudi filozofu ve Tanah yorumcusuydu. İbrani dilbilimi, Halaha ve Yahudi felsefesiyle ilgili çalışmalarıyla tanınır. "Yahudi Kelamı" olarak bilinen okulun en bilgili pratisyenlerindendi. Saadia Gaon'un felsefi bir çalışması olan Emunoth ve-Deoth Yahudi ilahiyatıyla Yunan felsefesini entegre etme girişiminde bulunulmuş ilk sistematik eserdir. Karaizm'e karşı aktif bir şekilde muhalefet etmiştir.

Hindistan Yahudileri Hindistan'da bulunan dini bir azınlıktır. Yahudiliğin, Hindistan'a giren ilk gayri-Dharma dinlerden olduğu tarihte kayıtlıdır. Antik çağlardaki cemaatler kültürel asimilasyona uğramıştır. Her Yahudi cemaati, Yehuda Krallığı ve Kayıp On Kabile gibi farklı kökenlerden geldiği için ülkedeki Yahudi sayısını kestirmek zordur. Toplam Yahudi nüfusunun yarısı Manipur ve Mizoram'da, çeyreği de Mumbai'de yaşamaktadır. Dünyadaki birçok ülkenin aksine Hintlerin kontrolündeki Hindistan'da antisemitizm olayları görülmemiştir. Bölgede görülen tek antisemitik olaylar, Portekiz'in Goa'yı işgal edip engizisyonları başlattığı dönemdir. Yahudiler Malabar kıyılarındaki Kodungallur'a yerleşip 1524'e kadar barış içinde ticaretle uğraştılar. Hem İngiliz hakimiyetinden önce hem de sonra Yahudiler Hint prensleri altında, hükûmette, orduda ve endüstride önemli mevkilere geldiler.

Makkabiler, Selevkos İmparatorluğu'na bağlı uydu devlet olan Yahudiye'nin kontrolünü eline geçiren Yahudi asi ordusudur. MÖ 164 ila MÖ 63 yılları arasında Haşmonayim hanedanlığı olarak Yahudilik dinini tekrar hayata geçirip İsrail Diyarının sınırlarını genişletti ve Helenizmin etkisini azalttı.

Lübnan Yahudileri geleneksel olarak bir Mizrahi cemaati olup genelde Lübnan'ın Beyrut şehrinde veya çevresinde yaşayan veya yaşamış olan Yahudilerdir. Cemaatin hemen hemen hepsi İsrail, Fransa ve Kuzey Amerika'ya göç etmiştir. Ülkede bugün 20 ila 40 arası Yahudi kalmıştır. Lübnan Yahudileri toplumla sıkıca entegre oldukları ve vatanlarını terk etme hissi duymadıkları için Lübnan'ın 1958'de yaşadığı iç savaşta dahi büyük oranda dış göç olmamıştır. Fakat, 1975'teki Lübnan İç Savaşı ve 1982'deki İsrail'in Lübnan'a girme harekâtıyla dış göçler hızlanmıştır.
Moses Hamon Joseph Hamon'un oğlu olarak İspanya'da doğdu. Babasıyla birlikte İstanbul'a gelip I. Sultan Süleyman'ın doktoru oldu. Judah ibn Verga tarafından "ünlü prens ve büyük doktor" olarak tanımlanan Hamon, sultanın bütün keşiflerinde yanında bulundu; bilgisi ve yeteneği karşılığında kendisine imtiyaz tanınıyordu.
Solomon ibn Verga İspanyol tarihçi ve doktordu. Judah ibn Verga ile olan akrabalık derecesi tam olarak bilinmemesine rağmen baba-oğul olmadıkları bilinmektedir.
Krallar Kitabı, Kral David'in ölümünden Yekoniya'nın Babil'de esir düşmesine kadar geçen 400 yıllık sürede antik İsrail ve Yehuda krallıklarıyla ilgili hikâyeleri anlatır. Yeşu, Hâkimler ve Samuel kitaplarının bulunduğu bir dizi tarihsel kitabın sonuncusudur ve ana amacı Yahudi krallığın Babilliler tarafından neden yıkıldığını dini açıdan anlatmak ve sürgünden dönüşün temelini hazırlamaktı.
Sefanya kitabı 'nın, giriş cümlesine istinaden, yazarı "Yahuda Kralı Amon oğlu Yoşiya zamanında Hizkiya oğlu Amarya oğlu Gedalya oğlu Kuşi oğlu Sefanya" olarak kabul edilir. Sefanya hakkında elde edilen tüm bilgiler bu metinden gelir. Kitabın giriş cümlesi, diğer kitapların giriş cümlelerine kıyasla daha uzun olup içinde iki özellik barındırır. Sefanya'nın babası Kuşi'nin anlamı "Etiyopyalı"dır. Toplumda, Tanrı'nın İbrahim ile yaptığı anlaşma gereği soyağacının önemi vardır ve bu nedenle yazar, peygamberin atalarının ismini verip Etiyoplı'dan ziyade İbrani olduğunu ispatlama gereği duymuş olabilir. Hatta peygamberin soyu bir zamanlar Yehuda kralı olan Hezekiya'ya kadar dayanır. Sefanya kitabının yazarı Kûşluları veya Etiyopyalıları kınamaktan çekinmemektedir. 2:12'de özlüce ve tartışmaya kapalı bir şekilde mesaj gönderir: "Ey Kûşlular, Siz de benim kılıcımla öleceksiniz". Sefanya'nın Kral Hezekiya olan aile bağı, 3:1-7'de kraliyet şehrine yaptığı şiddetli eleştiriyi meşrulaştırmaktadır.
Ezra kitabı, Tanah'ın Ketuvim kitabına bağlı bir metindir. Orijinalinde Nehemya kitabı ile birlikte yer alan bu metin Hristiyanlığın erken çağlarında iki kitap haline ayrılmıştır. Babil Sürgününün ardından İsrail topraklarına dönüşü konu alan kitap iki bölümden oluşur. İlk bölümde Büyük Kiros'un krallığının ilk yılında MÖ 538'de sürgünden ilk dönenlerin hikâyesini ve I. Darius'un krallığının altıncı yılında MÖ 515'te Kudüs Tapınağı'nın tamamlanıp hizmete açılmasını anlatır. İkinci bölümde ise Ezra'nın Kudüs'teki misyonu ve goylarla evlenip günaha giren Yahudileri günahlardan arındırmak için verdiği çabalar anlatılır. Nehemya kitabıyla birlikte Tanah'taki tarihi hikâyelerin sonuncusunu temsil eder.
Nehemya kitabı, Tanah'ın Ketuvim kitabında bulunan bir metindir. Büyük ölçüde birinci tekil kişinin anıları olarak aktarılır. Kitapta, Pers sarayı yetkilisi bir Yahudi olan Nehemya'nın Kudüs duvarlarını ördürttüğü, şehre olan bağlılığı ve şehir halkının Tanrı'nın kanunlarına olan bağlılığı anlatılır. Kitapta anlatılanlar MÖ 5. yüzyılın ikinci yarısında geçmektedir. Ezra kitabıyla birlikte, Tanah'taki tarihi metinlerin sonuncusunu oluşturmaktadır.
Suriye'deki Yahudileri, ilk çağlardan beri Suriye'de yaşayan Yahudiler ile 1492'de İspanya'dan kovulan Sefaradlar oluşturur. Halep, Şam ve Kamışlı'da asırlar boyunca büyük Yahudi cemaatleri var olmuştur. 20. yüzyılın başlarında Suriye Yahudilerinin büyük bir yüzdesi ABD, Orta ve Güney Amerika ve İsrail'e göç etti. Bugün Suriye'de çok az Yahudi yaşamaktadır. Suriye Yahudilerinin oluşturduğu en büyük cemaat 75.000 kişilik nüfusuyla Brooklyn, New York'tadır.
Mısır Yahudileri, dünyanın hem en eski hem en yeni cemaatini oluşturur. Tam bir nüfus bilgisi bulunmasa da Mısır'daki Yahudi nüfusunun 2004 itibarıyla 100'den az olduğu düşünülür, bu sayı 1922'de 75 ila 80 bin arasındaydı. Tarihi yerli cemaatin çekirdeğini Rabinik ve Karay Yahudileri oluşturur. İspanya'dan kovulmanın ardından Mısır'a daha çok Sefarad ve Karay yerleşmiştir. Nüfus, Süveyş Kanalının açılmasının ardından artan ticaret olanakları sebebiyle yükselişe geçti. Osmanlı İmparatorluğu'na bağlı topraklarda yaşayan Yahudiler Mısır'ın ana şehirlerine yerleşip modern cemaatin ticari ve kültürel elit tabakasına girdiler. 19. yüzyılın sonlarında Avrupa'da yaşanan pogromlardan kaçan Aşkenaz cemaati çoğunlukla Kahire'nin Darb el Barabira çeyreğinde toplanmıştı.

Yosef Karo veya Yosef ben Efraim Karo'nun, 1488'de İspanya'nın Toledo şehrinde doğduğuna inanılmaktadır. Bir varsayıma göre ailesi Elhamra Kararnamesi'nin ardından Portekiz'e kaçmasıyla bu ülkede doğmuştur. 1497'te Portekiz'den gelen Yahudi göçmenlerle birlikte İstanbul'a gelen Karo, bir süre Niğbolu, Selanik ve Edirne'de de yaşamıştır. 1575'te Safed'te öldü.