İçeriğe atla

Jeopolitik Düşünce Okulu

Jeopolitik düşünce okulu altı grupta değerlendirilebilir. Georfrey Parker'ın sınıflandırmasına göre bu altı grup şunlardan oluşmaktadır.[1]

Siyasal coğrafyadan jeopolitiğe

1618-48 yılları arasında süren ve siyasal ve politika anlamında birçok gelişmelerin yaşandığı Otuz Yıl Savaşlarının akabinde Avrupa bütünlüğünün "ulus-devlet" olarak adlandırılan siyasal ve politik organlara ayrılması 15 ve 16. yüzyıllarda fazlaca coğrafi keşiflerden sebep dünyanın yan, jeopolitik dünyanın o döneme kadar sahip olduğu "mistik" ve "gizemli" özelliğinin kalkmasının akabinde siyasal ve politik organlar arasında yeni bir bilim katılmaya başlamıştır. Dünya üzerinde birçok hükûmetler arasında nasıl bölüştürüldüğü ve dağıtıldığı ve bu hükûmetlerin nasıl bir özelliğe sahip olup ayrıştırıldığını araştıran bu etkin bilim organına "Siyasal Coğrafya" denmiştir. Siyasal coğrafya ile ilgili günümüze kadar birçok konudan bahsedilip tanım yapıldıysa da, bu tanımların vardığı ortak nokta genel olarak bir bilim dalının siyasal ve politik aşamaları coğrafi-mekansal taraflarının araştırılmasına sebep olduğudur. Bir bilim organı olarak siyasal coğrafya büyük coğrafi araştırmaların ortaya koyduğu siyasal ve politik mantıksal bağlam durumunda doğup gelişme süresine ve aşamasına sahip olmuştur. Yeni keşiflerde bulunan topraklar bütününün Avrupa tarafından yağmalanıp sömürgeleştirilmeye başlamasından sebep siyasal ve politik coğrafya aşamasından başka bir araştırma alanı imkanına sahip olmuştur. Jeopolitiğin siyasal coğrafyadan farklı bir biçimde araştırma aşaması olarak belirginlik kazanması 19. yüzyılın ikinci çeyreğin de mantıksal alanda ise "Aydınlanma Çağı"yla belirginleşen rasyonel ve pozitivist teorik anlayışın hükmü altındadır. Nitekim "Aydınlanma Çağının" önemli düşünürleri Charles Darwin ve Karl Marx gibi adların eserleriyle sosyal bilimleri gibi sistematik olması etkin ve evrensel hükümler koyması gereği düşüncesinin tanınmasına sebep olmuştur. Bu görüşe bir bakıma "Bilimsel Determinizm" de denilmektedir. Böyle bir siyasal-politik ve mantıksal bağlamın içerisinde bulunması jeopolitiğin esasen hükmünün küresel durumda gerçekleşen siyasal durumlara coğrafi açıdan net bir sebep getirmek amacıyla ortaya çıkan bir araştırma bilimi olduğunu söyleyebiliriz.

Klasik jeopolitik durumlar

Direkt olarak jeopolitik kelimesini kullanmayan Darwin'in evrim kanısı yekten coğrafyaya yansıtarak hükûmetleri de birer sistem olarak tanıyor ve her hükûmetin coğrafi olarak kendisine bizzat "yaşam yeri" (İçbersrcum) doğurması gerektiğini belirten Alman coğrafyacı Friedrich Potzel, jeopolitiğin siyasal ve politik coğrafyadan farklı bir tez alanı olarak varoluşunda fazlasıyla önemli bir rol belirtmiştir. Jeopolitikle ilgili bu yakın çalışmaları içerisinde en parlayıcı olanı ise siyasetçi J. Mackindere aittir. Bunun önemi ise ortaya koyduğu "Heartlond" kanısının yıllar sonra hala politikacıların uluslararası ilişkiler ortamında en etkin başvuru sebeplerinin birisi haline geldiğinden sebep olmuştur. Mahan'ın belirttiği deniz gücü yerine ilk kez kara gücünü ortaya çıkarmış bu alanda ise dünya hakimiyetinden sebep Avrasya kıtasının merkezinde yer alan Heartland ismi verdiği büyük alanın kontrolünün önemine vurgu yapan Mackinder'in "Doğu Avrupayı" kontrolü altında bulunduran Hearland'e kendisini yöneten Dünya'ya hakim olmaktadır. Bu teorisi ise zamanla coğrafi determinizmin en belirgin örneği haline gelmiş bulunmaktadır. Jeopolitiğin yapısı açısından Mackinder'in araştırmalarından bizzat etkilenen bir yazardan söz etmek gerekir. Bu ise Alman siyasal ve politika alanında doktora yapmış Karl Haushafe'dir. Almanya'nın coğrafi açıdan yayılmasına bilimsel bir tanı getirmeye çalışmış ve aylık olarak sergilenen Zeitschrift für Geopolitik kitabı ile önemli üniversitelerde verdiği dersle yoluyla Jeopolitiği emperyalist egemenliği için bir örnek haline getiren düşüncelerin Alman entelektüel kesimleri içerisinde destek toplamasına sebep olmuştur.

Soğuk savaşta jeopolitik

Haushofer'in düşünceleri Almanya'nın izlediği siyaset politika üzerine nasıl etkiliyse Spykman'ın görüşleri de ABD'nin İkinci Dünya Savaşı akabinde sürdürdüğü küresel fikir üzerinde de aynı şekilde etkin olmuştur. Spykman'ın anlam ve önemi Mackinder'in bahsettiği Heartland yerine bu merkez konumu çevreleyen Rimland "kenar kuşak" içerisinde belirginleşmesinden sebeptir. Spykman ve Kennan aynı zamanda jeopolitik araştırmalara sahip olan coğrafi determinizmin Soğuk Savaş zamanı dünya siyaset ve politikasına geçirilmesine de sebep olmuşlardır. Jeopolitik kanılar etrafında Soğuk Savaş'ın deniz gücü ABD ile birlikte kara gücü ise Sovyetler Birliği içerisinde Heartland ve birde Rimland'ın hakimiyetin den sebep verilen küresel nüfuz amacına inmesi jeopolitiğin benzer durumlarını öne süren realist uluslararası ilişkiler kanısıyla etkileşmesine sebep olmuştur. Fakat bazı uzmanlar bizzat Batı akademik etrafında "jeopolitiğin coğrafi esasları belirten bir realizm kanısı" anlaşıldığına dikkat çekmişlerdir. Aslında her iki kanının da ulus-devletleri temel araştırma amacı olarak kullanması, uluslararası kavramları biçimlendiren küresel hükümleri tespit ettikleri teorilerine dayanan bir bilimsel determinist düşünceye sahip oldukları, temel malzemelerini güç, askeri-politika yetenekler, savaşma, güçler düzeni ve hegomonya gibi teoriler içerisinde oluşturmaları ve skypman-kennan gibi adlar aynı şekilde hem jeopolitiğin hem de realizmin lideri isimleri içerisinde belirtmeleri, realizmle ilişkileri üzerinde birleşmeye büyük oranda sebep olmuşlardır.

Soğuk savaş sonrası dönemde jeopolitik

Klasik jeopolitik duruma alternatif oluşturan yaklaşımlar, Soğuk Savaş'ın bitmesiyle aynı zamanlı olmasından sebep özellikle batıda önem çekmeye başlayan "eleştirel jeopolitik" kurumun lideri olarak gözükmektedirler. Eleştirel jeopolitiğin büyümesinde önemli katkıda bulunan Tuathail, Agnew gibi araştırmacılardır, bizzat klasik jeopolitik sebeplerin uluslararası ilişkilerin askeri-politik araçlarına sabitlenerek coğrafyaya fethedilip aynı zamanda hükmedebilmektedir bir olguyu azaltmasını eleştirmiş ve hızla evrenselleşen dünyada oluşan büyük ölçekte geniş çaplı ekonomik, politika ve sosyal değişimleri belirten farklı bir jeopolitik kavramı önemsemişlerdir. Bu sebepten ise eleştirel jeopolitik hem evrensel asıl jeopolitik haritasını hem de haritanın anlaşılmasına etki ve önem eden jeopolitik kavramları açığa vurmaya sağlamaktadır. Jeopolitiğin yani eleştirel jeopolitiğin 2000'ler süresince fazla bir gelişme ve büyüme gösterdiği görülmemektedir. Fakat alanın önde gelen bilimsel kitabı Political Geography son yirmi yıl boyunca yayınlanan araştırmaların birçoğunda tartışmalı yani eleştirel yaklaşımın ileri sürüldüğü söylenebilmektedir. Fakat bu durum Jeopolitik yaklaşımın Soğuk Savaş dönemi sonrası Jeopolitikle alakalı yapılan araştırmalar üzerindeki amacı ve etkisinin hemen hemen bittiği anlamını taşımaktadır...

Jeopolitik coğrafya

jeopolitik basit bir anlamda tanımı ile coğrafyanın siyaset ve politika içerisindeki anlam ve önemini araştıran bir bilim dalı olarak bilinmektedir. Aynı zamanda jeopolitik bu net ve kısa tanımının akabinde çok daha önemli ve derin bir anlam taşımaktadır. Jeopolitik en başta bir devlet idare bilimidir. İç-dış siyaset politika dahil hayatın birçok yerini içerisinde bulunduran bütün olay olgular jeopolitiğin içine girmektedir. Siyaset-askeri politika-ekonomi ticaret-sosyal kültürel gibi birçok alanı içinde bulunduran bir güç alanıdır. Bu güç bizim ve uluslararası ortamda sistem içerisindeki anlam ve önemi jeopolitik sistematik yöntemler ile ortaya çıkarmaktadır. Hükûmetler elde ettiği gücü hedef ve amaçlarına ulaşmak için kullanırlar. Elde edilen güç ile amaçların ele geçirilebilmesi; güç ile amaç hedefin birbirine oranlı ve tutarlı olması gerekmektedir. Elde edilen en düşük güç ile amaçlarının ele geçirilmesi ve optimum bir sahanın bulunması hedeftir. Elde edilen güç ile geçirilemeyecek amaçlar yaratmak bu yolda ilerleyip hükûmetleri felaketlere iter ve tarihte bunun birçok örneği bulunmaktadır.

Jeopolitik Tarih

Farklı bir kollar olan "Tarih" ve "Jeopolitik" organları içerisinde bir bağlantı kurulması ve tanınıp beyan edilmesi gerekmektedir. Böylelikle iki kol arası diyaloğun oluşturulması kabul edilebilmektedir. Tarih alanı küçük bir ifadeyle "geçmişin bilimi" olarak bilinip bu haliyle bile eski bir tarih olmaktadır. Genel olarak tarih alanı yeryüzünde bulunan insanların toplulukların ve bunlardan doğan olayları, zaman ve mekan belirterek olaylar arasında neden-sonuç ilişkilerini, önceden ve sonradan olan olaylar ve olgularla bağlantılı karşılıklı iletişim ve etkileşimini gösterip belirten bir bilim alanıdır. Tarik alanı geçmişin olgularını, tartışmacı ve eleştirel bir biçimde inceleyip araştırmasına sebep olarak kronolojik bir yapıcılık üzerinde araştırır, genel olarak ise amaçlar konusunda açıklamalar bulundurmaktadır. İnsanın farklı bir durumu ise an ve zaman tanısına sahip olması, artarak geçmişi, hali ile de geleceği kendi etrafınca anlamlandırabilmesidir. Tarihi olay ve olgular birebir araştırılıp deneyleri yapılmaktadır. Tarihi olgular neden-sonuç itibarıyla birbirleri üzerinde iletişimleri bulunmaktadır. Belli bir zaman ve mekan içerisinde gerçekleşmektedirler. En önemlisi ise bizden öncenin gelecekteki topluluklara aittirler.[2]

Kaynakça

  1. ^ "Jeopolitik ve Uluslararası İlişkiler". Jeopolitik ve Uluslararası İlişkiler. 16 Mayıs 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Nisan 2020. 
  2. ^ "Jeopolitik Coğrafya ve Tarih". Jeopolitik Coğrafya ve Tarih. 15 Aralık 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Nisan 2020. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Coğrafya</span> karasal yüzeyi, bu yüzeyler içerisinde yaşayan toplulukları ve birbirleriyle etkileşim halinde olan bölgeleri, yerleri ve konumları inceleyen bilim

Coğrafya; beşerî (insanî) sistemleri ve yeryüzünü araştıran, bunlar arasındaki ilişkiyi neden-sonuç ve dağılış ilkesine bağlı olarak inceleyen ve sorgulayan bir bilim dalıdır. Yer ve insanlar arasındaki ilişkiler coğrafyanın konusunu oluşturur. Coğrafya sözcüğü Yunanca “γεωγραφία” gaia (yer) ve gráphein sözcüklerinden türemiştir. Türkçesi yerçizim sözcüğüdür. Zamanımızdan 2200 yıl önce coğrafya terimini ilk kullanan kişi Eratosthenes olmuştur. Gregg ve Leinhardt (1994), coğrafyayı 4 özellikle karakterize edilen bir disiplin olarak tanımlamaktadırlar:

Siyaset bilimi, politika bilimi ya da politoloji, siyasi teorileri ve siyasi teorilerin pratiklerini inceleyen, siyasi sistemler ve siyasi davranışlar alanıyla ilgilenen bir sosyal bilim alanıdır.

Uluslararası ilişkiler, siyaset biliminin bir dalıdır ve "uluslararası sistem" içindeki aktörlerin, özellikle de uluslararası ilişkilerin temel aktörü olarak kabul edilen devletlerin, diğer devletlerle, uluslararası/bölgesel/hükûmetler arası örgütler, çok uluslu şirketler, uluslararası normlar ve uluslararası toplumla olan ilişkilerini inceleyen disiplinlerarası bir disiplindir.

Siyaset veya politika, gruplar arasında kararların alındığı veya bireyler arasındaki güç ilişkilerinin, kaynakların dağıtımı veya statü gibi diğer etkileşim biçimlerinin ilişkilendirildiği bir dizi faaliyeti ifade eder. Siyaset ve hükümeti inceleyen sosyal bilim dalı ise siyaset bilimi olarak adlandırılır.

Determinizm, belirlenircilik, gerekircilik veya belirlenimlilik evrenin işleyişinin, evrende gerçekleşen olayların çeşitli bilimsel yasalarla, örneğin fizik yasaları ile, belirlenmiş olduğunu ve bu belirlenmiş olayların gerçekleşmelerinin zorunlu olduğunu öne süren öğretidir. Yani öğretiye göre her şey belirlenmiştir ve değişmesi mümkün değildir. Bu görüş başta ahlak felsefesi olmak üzere felsefenin çeşitli dallarının uğraş ve çalışma alanına bir görüştür. Ahlak felsefesindeki "İnsan ahlaki eylemde bulunurken özgür müdür?" sorusunu yanıtlamaya çalışır.

<span class="mw-page-title-main">Frankfurt Okulu</span>

Frankfurt okulu, Almanya'da 1923 yılında kurulan ve sosyoloji, siyaset bilimi, psikanaliz, tarih, estetik, felsefe, müzikoloji gibi farklı disiplinlerden insanları bir araya getiren Toplumsal Araştırma Enstitüsü'nün bir düşünce akımı olarak ifade edilmesidir. Okulun genel yaklaşım biçimi eleştirel teori olarak adlandırılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Fiziki coğrafya</span> coğrafyanın iki önemli alt alanından biri

Fiziki coğrafya coğrafyanın büyük alanlarından biridir. Fiziki coğrafya; insan coğrafyasının alanı olan kültürel çevre aksine, atmosfer, hidrosfer, biyosfer ve jeosfer gibi doğal çevrelerin süreç ve değişimlerini inceleyen doğa bilimi dalıdır.

Siyasal iletişim, temelde bir ikna sürecidir. Siyaset bilimindeki birçok terim için olduğu gibi, siyasal iletişimi tanımlamak da zor olmuştur. Cevaplarla ortaya konan tanımların fazlalığı, gerçekte kavramın karmaşık olmasından ya da belirsizliğinden değil, "siyasal iletişim" kavramının geniş kapsamlı olmasından kaynaklanmaktadır. sözcük olarak tek başına "siyasal" kavramını tanımlamak ne kadar güç ise, bir de buna " iletişim" gibi çok geniş kapsamlı ve tek bir tanımı yapılamayan ikinci bir kavramın eklenmesiyle ortaya çıkan "siyasal iletişim" kavramını tek bir tanıma sığdırılması da o denli güçtür.

Jeopolitik, siyasi coğrafyadan doğan bir bilim dalıdır. Bu bilim siyasi coğrafyanın devletlere sağladığı avantaj ve dezavantajları inceler.

<span class="mw-page-title-main">Siyasi ekonomi</span> üretim, alım-satım ve bunların kanun, gümrük ve devlet ile ilişkilerinin incelenmesine verilen ad

Siyasi iktisat aslen üretim, alım-satım ve bunların kanun, gümrük ve devlet ile ilişkilerinin incelenmesine verilen addır. Siyasi iktisat kavramı ahlak felsefesinde ortaya çıkmıştır. 18. yüzyılda devletlerin ("polities") iktisatlarının çalışılması olarak gelişmiş dolayısıyla da "siyasi" iktisat (ekonomi) adını almıştır.

<i>Lebensraum</i> Nazi Almanyasının Aryan yerleşimciler için uyguladığı kolonyalizm politikası

Lebensraum, Doğu Avrupa'da Almanya sınırları dışında yaşayan Alman azınlıkların Almanya'nın hakimiyetinde birleştirilmesi ve yeni toprakların kolonizasyonu ile beraber Alman popülasyonunun bu topraklara yerleştirilmesi politikasıdır. Bu gerekçeyle II. Dünya Savaşı boyunca Naziler milyonlarca Sovyet savaş esirini öldürmüştür.

Mensur Akgün siyâset bilimi, uluslararası ilişkiler uzmanı akademisyen.

<span class="mw-page-title-main">Siyasi coğrafya</span> beşeri coğrafya alt disiplini

Siyasi coğrafya, siyasi otorite ve organizasyonlar tarafından alınan kararlar üzerinde coğrafi etmenlerin etkisini, siyasi kararların uygulanmasının coğrafi çevreye etkisi ve bunun sonucunda oluşan coğrafi olayları inceleyen beşeri coğrafya alt disiplinidir. Siyasi coğrafya, devletle yer arasındaki ilişkileri coğrafyanın temel çalışma prensiplerine göre inceler. Alman bilim insanı Friedrich Ratzel (1844-1904) insanın dünyaya dağılışının doğal şartların etkisiyle oluştuğunu iddia ettiği Politik Coğrafya kitabıyla Siyasi coğrafyanın kurucusu sayılır.

<span class="mw-page-title-main">Bölgesel coğrafya</span>

Bölgesel coğrafya, coğrafyanın araştırma konularını belli bir alanda incelendiği çalışma yöntemidir. Sistematik coğrafyada olay veya konunun mekana dağılışı incelenirken, bölgesel coğrafyada bölgeye özelliklerini veren olaylar ve ilişkiler incelenir. Sistematik coğrafyada esas olan konu iken, bölgesel coğrafyada mekandır.

Tarihi determinizm veya Tarihsel belirlenimcilik olayların tarihsel olarak önceden belirlendiğini veya çeşitli güçler tarafından mevcut koşullarca işlendiğini savunan düşüncedir. Tarihsel determinizm zıddıyla anlaşılabilir, yani tarihsel determinizmin reddiyle.

İlhan Yaşar Hacısalihoğlu, Türk uluslararası ilişkiler uzmanı ve coğrafyacı. İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi rektörüdür.

Jeopolitik teoriler arasında Fransız okulu olarak bilinen çevresel akımın temsilcileri, Lucien Febvre ve Vidal de la Blache, Anglo Amerikan ve Alman jeopolitik kuramların "deterministlik" yaklaşımını reddederek "Posibilist" (olasılıkçı) düşüncenin jeopolitik alanda temsilcileri olmuştur. Çevresel kuramda Fransız okulu olarak bilinen temel akımın ve “Posibilist” düşüncelerinin temsilcisi olan başta Lucien Febvre ve Vidal de la Blache, Angelo Amerikan ve Alman jeopolitik kuramcıların “deterministik” yaklaşımını kabul etmeyip reddetmektedirler. Fransız coğrafya okulunun düşüncesine göre, insan kendi doğal çevresini değiştirilebilen ve kendisine yönelik seçenekleri en sonunda kendisi belirleyebilen bir karaktere sahiptir. XX. Yüzyıl'ın jeopolitiklerinin hemen hemen hepsi, bu iki uç yaklaşım arasında düşüncelerini sergilemekte ve fikirlerini bu çizgide belirtmekte ve yer almaktadırlar. Bu üçüncü gruba göreyse çevre, insan davranışlarının Sınırlarını tek başına belirleyemez, fakat, eylemler üzerinde sınırlı da olsa, “koşullu” bir etkiye sahip olduğunu kabul etmek gerekir. Posibilist (olasılıklı) düşünceyi savunan ve jeopolitik teorinin önde gelen yazarlarından Harold Hance Sprout ve Margaret Sprout’a göre, coğrafya bize ne yapmamızı emredici bir öge olmayıp, tercihlerimizi oluşturmada yol göstericidir. Coğrafya ve çevresel faktörler bu anlamda insan davranışlarını koşullandırma yerine, diğer politika davranışlarının oluşmasında karar vericinin önündeki seçeneklere işaret etmektedir. Lucien Febvre ve Vidal de la Blache’dan etkilenmişle olan Amerikalı siyaset bilimcilerden, Sprout’lar’n jeopolitiğe getirdikleri bu farklı bakış açısı, 1930’lar ile 1970’ler arası dönemde uluslararası ilişkileri önemli ölçüde etkilenilir. Dolayısıyla olasılık teori, sadece “devlet çevre” ilişkisi üzerinde duran deterministi teoriden göstermektedir. Bu bağlamda, çevresel olasılıkçılar coğrafyanın karar vericinin kararlarını belirlediği ya da kontrol ettiği biçimindeki determinist bir anlayışla karşı çıkarlar. Olasılıklı doktrine göre; çevre ve değil ortam, karar vericiyi bir davranışla zorlayan bir unsuru olmayıp, karar vericinin önündeki imkânlara, seçeneklere ve sınırlamalara dikkat çekmektedir. Çevresel sınırlamalarını, genel ya da dar olabildiği gibi, algıya göre de denilebilir. Star'a göre, varlık çevre iliklisinde, çevrenin varlık tarafından nasıl algılandığının önemli olduğunun kabul edilmesi, determinist modeli sayımına karşı ciddi bir argümandır. Gerçek dünyanın algıladığına bağlı olarak çevrenin birim üzerindeki etkisi de denilebilir. Osterud'a göre; jeopolitik genişlik topoğrafya, konum ve iklimi de içermektedir. Harold South’a göreyse jeopolitik varsayım, güç konfigürasyonu, kara ve denizlerin oranı, doğal kaynakların dağılımı ve iklimin yanı sıra, nüfus, toplumsal ve siyasal kurumlar ve davranış biçimleri gibi çok sayıda toplumsal ögeyi de kapsamaktadır. jeopolitik faktörler, kısıtlamalar ve imkânlara işaret eden çevresel faktörlerdir. Coğrafik yapıyı da içeren jeopolitik yapı, karar vericilerin karşı karşıya oldukları politikaya ilişkin olanak ve sınırlamalar anlamına gelmektedir. Bu çerçevede bazı genellemeler de yapılmıştır; mesela coğrafyanın birinci yasası da denen, “mesafe uzadıkça devletin etkisinin azalacak ya da “devlet ülkesel (alansal) olarak büyüdükçe etkileyeceği mesafenin artacağı gibi yaklaşımlar sayılabilir. Ancak bu düşünceler elbette teknolojinin özellikle de bilgi, iletişim ve ulaştırma teknolojilerinin yüzyılımızda büyük hızla gelişmesi sonucunda denilmektedir. Siyasal coğrafyanın uluslararası› ilişkilere en önemli katkısı, aktörlerin eylemlerini ve hareket alanlarını doğru bir şekilde belirlemede anlamlı çerçeveler sunmasıdır. Uluslararası ilişkilerin boşlukta cereyan etmediğine göre, mekan (yer) unsuru, analizin çerçevesini meydana getirmektedir. Uluslararası ilişkilere yönelik ikinci bir katkısıysa model kurmaya ilişkindir. Coğrafya, dışı politika analizlerinde bir perspektif sağlayarak, araştırmaları daha da kolaylaştırmaktadır. Özellikle ittifak (bloklar) ve komşuluk ilişkilerine yönelik olarak devletlerin davranışlarını analiz etmeyi amaçlayan araştırmalarda, jeopolitik modeller sıkça kullanılmaya başlanmıştır. Jeopolitikçilerin üzerinde durduğu bir diğer nokta da mekânsal heterojenle ve mekânsal bağımlılıktır.

<span class="mw-page-title-main">Siyaset sosyolojisi</span>

Siyaset sosyolojisi, devlet ve sivil toplumdan aileye kadar uzanan politik fenomenlerin sosyolojik analizi, araştırması vatandaşlık, toplumsal hareketler ve sosyal güç kaynakları gibi konuları araştırmakla ilgilenen bir bilim disiplinidir. Siyaset sosyolojisinin konusu toplumsal bağlamı içinde iktidardır. 19. yüzyıl ile beraber genel olarak toplumsal ve özel olarak siyasal düşüncenin bilimselleşmeye başladığı görülmüştür. Teknoloji, sanayileşme gibi unsurlar kalabalıklaşmayı beraberinde getirmiş, kalabalıklaşma ise siyasal düşünceye yönelim sağlamıştır.

Rimland bölgesi Nicholas J.Spykman’ın tanımıyla, Doğu Avrupa'dan başlayarak Türkiye’yi, İran’ı, Pakistan’ı ve Çin Halk Cumhuriyeti'ni kapsayarak, Doğu Sibirya'ya kadar uzanan ve kara gücü ile deniz gücü arasında bir nevi tampon görevi gören bölgedir.

Coğrafya Mahkûmları: Dünyanın Kaderini Değiştiren On Harita, İngiliz yazar ve gazeteci Tim Marshall'ın 2015 yılında jeopolitik hakkında yazdığı kurgu dışı bir kitaptır.