
Japonya, Doğu Asya'da yer alan bir ada ülkesidir. Büyük Okyanus'un kuzeybatısında konumlanan ülke; Japon Denizi'nden Çin, Kuzey Kore, Güney Kore ve Rusya'nın doğusuna; kuzeyde Ohotsk Denizi'nden güneyde Doğu Çin Denizi ve Tayvan'a kadar uzanır. De facto başkenti ve en büyük şehri Tokyo'dur. Adını oluşturan kanji karakterler, "güneş" ve "köken" anlamına geldiğinden "Doğan Güneşin Ülkesi" olarak adlandırılır.

Hindistan, resmî adıyla Hindistan Cumhuriyeti, Güney Asya'da bulunan bir ülkedir. Dünyanın en büyük yedinci coğrafi alanı ve en büyük nüfusuna sahip olan ülkenin ulusal marşı Jana Gana Mana'dır. Ülkede resmî dilleri İngilizce ve Hintçe oluşturur, ancak 22 adet tanınmış bölgesel dil de bulunur. Hindistan'da baskın din Hinduizm olup, ülke Endonezya ve Pakistan'dan sonra sayıca en kalabalık Müslüman nüfusa sahiptir. Hindistan nominal fiyatlarla dünyanın en büyük on ikinci ekonomisine ve satın alma gücü paritesine göre dünyanın en büyük dördüncü ekonomisine sahiptir.

Sanayi Devrimi ya da Endüstri Devrimi, bazen Birinci Sanayi Devrimi ve İkinci Sanayi Devrimi olarak ayrılan ve insan ekonomisinin Tarım Devrimi'ni takip eden daha yaygın, verimli ve istikrarlı üretim süreçlerine doğru küresel bir geçiş dönemidir. Büyük Britanya'da başlayan Sanayi Devrimi, yaklaşık 1760'tan yaklaşık 1820-1840 yılları arasındaki dönemde Kıta Avrupasına ve Amerika Birleşik Devletleri'ne yayıldı. Bu geçiş, elle üretim yöntemlerinden makinelere geçişi; yeni kimyasal üretim ve demir üretim süreçlerini; su gücü ve buhar gücünün artan kullanımını; takım tezgâhlarının geliştirilmesini ve makineleşmiş fabrika sisteminin yükselişini içeriyordu. Üretim büyük ölçüde arttı ve bunun sonucunda nüfusta ve nüfus artış hızında benzeri görülmemiş bir artış yaşandı. Tekstil endüstrisi modern üretim yöntemlerini ilk kullanan sektör oldu ve tekstil istihdam, çıktı değeri ve yatırılan sermaye açısından baskın sektör haline geldi.

Güney Kore, resmî adıyla Kore Cumhuriyeti, Doğu Asya'da Kore Yarımadası'nın güney kısmını oluşturan ve Kuzey Kore ile kara sınırını paylaşan, Doğu Asya'daki bir ülkedir. Kore adı, eskiden Doğu Asya'nın güçlü krallıklarından biri olan ve Büyük Gwanggaeto altında Kore Yarımadası, Mançurya'nın büyük bölümünü, Rus Uzak Doğusu ve İç Moğolistan'ın bazı bölgelerini yönetmiş olan Goguryeo'dan gelmektedir. Başkenti Seul, büyük bir küresel şehirdir ve Güney Kore'nin 51 milyondan fazla insanının yarısı, dünyanın dördüncü en büyük metropol ekonomisi olan Seul Ulusal Başkent Bölgesi'nde yaşamaktadır.

Honduras, Orta Amerika'da bir demokratik cumhuriyettir. Britanya Hondurası'ndan farklı olarak İspanyol Hondurası olarak da bilinir. Batısında Guatemala, güneybatısında El Salvador, güneydoğusunda Nikaragua bulunur.

Suudi Arabistan veya Suudistan ya da resmî adıyla Suudi Arabistan Krallığı, Arap Yarımadası'nda bulunan en büyük ülkedir. Kuzeybatı'da Ürdün, kuzey ve kuzeydoğu'da Irak, doğuda Kuveyt, Katar, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri, güneydoğuda Umman, güneyde Yemen, kuzeydoğusunda Basra Körfezi ve batısında Kızıldeniz ile çevrilidir. Buraya iki kutsal caminin arazisi de denir; çünkü İslam'a göre iki kutsal şehir olan Mekke ve Medine bu ülkededir. Suudi Arabistan, Orta Doğu'daki bütün körfez ülkelerinde olduğu gibi hızla gelişmektedir.

Kentleşme, kentsel yaşam biçimlerinin gelişimi olarak tarif edilmektedir. Başka bir deyişle, dar bir alana yerleşen büyük nüfus birikimi, yeni fiziksel ve sosyal oluşum, karmaşık ilişkiler ağı, iş dallarının farklılaşması ve kendine özgü bir kültürel sistemin ortaya çıkması olarak tanımlanmaktadır. Kentleşme, kente göç eden bireyin ya da kentte ikamet eden nüfusun değişim sürecini oluşturur ve sosyal, kültürel, ekonomik özellikleri ile ele alınır. Kentlileşme sosyal bakımdan, kente özgü tavır ve davranış biçimlerinin benimsenmesi ile gerçekleşirken kırsal alanlarda yaşayanlar daha farklı ekonomik ve sosyo-kültürel yaşam biçimine sahiptir.
Okuryazarlık; bir dilin yazınlarını okuyabilme, okunan ögeleri algılama ve kavrama yetisine sahip olunmasıdır.

Singapur, resmî adıyla Singapur Cumhuriyeti, Güneydoğu Asya'da bir ada ülkesi ve şehir devletidir. Ekvatorun 1 derece (137 km) kuzeyinde, Malay Yarımadası'nın güney ucunda yer alan ülke batıda Malakka Boğazı, güneyde Endonezya'ya bağlı Riau Adaları ve doğuda Güney Çin Denizi ile çevrilidir. Ülke toprakları ana ada olan Singapur adası ile 64 ada ve adacıktan meydana gelir. Biri dışında tüm adacıklar Singapur adasının etrafında yer alır. Arazi ıslahı projeleri sayesinde ülkenin yüzölçümü bağımsızlığını kazandığı günden bu yana %25 artmıştır. Dünyanın en yoğun nüfuslu ikinci ülkesi olan Singapur'un nüfusu 5,7 milyondur. Bu nüfusun yalnızca %61'i Singapur vatandaşıdır. Singapur'un resmî dilleri İngilizce, Malayca, Çince ve Tamilcedir. İngilizce ortak dil olarak kullanılır. Ülkenin çok ırklı yapısı anayasa ile güvence altında alınmıştır ve eğitim, konut ve siyaset alanlarında ulusal politikaları şekillendirmeye devam etmektedir.
Doğum yanlılığı, doğumların artırılmasını savunan, insan üremesini destekleyen bir görüştür. Bu görüşü savunanlara göre nüfus; ekonomik, askeri ve siyasi güçtür. Diğer koşullar eşit ise, nüfusun fazla olduğu ülkede emek arzı, üretim kapasitesi, ekonomik gücü ve milli geliri daha yüksek olacaktır. Zamanımızda doğumların azalmasıyla nüfusun yaşlandığı, dinamizmini kaybettiği, azalan nüfus ile askerî gücün kaybedileceği, nüfusun geleceği ve varlığının tehlikeye düşeceği gibi korkular doğum yanlısı politikaların temel nedenleridir.

Yoksulluk veya fakirlik, günlük temel ihtiyaçların tamamını veya büyük bir kısmını karşılayacak yeterli gelire sahip olmama durumudur. Özellikle yiyecek, içecek, barınma ve giyim gibi temel ihtiyaçlara zor erişmek veya erişememek yoksulluk olarak tanımlanabilmektedir. Ancak kimi gelişmiş ülkelerde bu tanımın standartlarında değişiklik görülmektedir.

Biyoçeşitlilik, bir ekosistem, biyom veya tüm Dünya'da bulunan yaşam formlarının çeşitliliğidir. İnsanların yaşamlarını sürdürebilmesi için yaşadıkları çevrede, temiz su ve havanın, verimli toprakların, besinlerin ve diğer gereksinimlerinin karşılandığı, kullanacağı çeşitli maddelerin bulunması gerekir. Yaşam için gerekli madde ve koşullar, çevrenin abiyotik etkenleri ile bakteri, Protista, mantar, bitki ve hayvanlar tarafından sağlanır. Bu canlıların tamamına biyoçeşitlilik denir. Bu çevredeki biyoçeşitlilik arttıkça o çevrenin ekolojik hizmetleri de o oranda artar. Yalnız bu artış biyolojik çeşitliliği oluşturan türler arasında dengeli etkileşimin gerçekleşmesi durumunda geçerlidir. Bu nedenle biyolojik çeşitlilik arttıkça, ekosistemlerdeki madde dolaşımı ve enerji akışları daha etkin halde gerçekleşir. Bunun aksine, ekosistemdeki biyolojik çeşitlilik azaldığında, ekosistem hizmetlerinde azalma olur. Örneğin, yılan bulunduğu ekosistemdeki fare ve kurbağa gibi türleri besin olarak kullanır. Böylece fare ve kurbağa popülasyonlarının aşırı artışı engellenir. Bunun sonucunda, fare ve kurbağalarla aynı besini paylaşan diğer hayvanların besinlerden yararlanmalarına olanak verilmiş olur.

Japon militarizmi, katı Japon milliyetçiliği ve gelenekçilikten oluşan militarizm çeşididir. Faşizmin doğuşu sonrası bu görüşe kanalize olmuştur.

Bu maddede Türkiye sınırları içinde yaşayan nüfusa ve bu nüfusun çeşitli özelliklerine ait veriler bulunur.
Türkiye'de finansal krizler ya da ekonomik krizler makro ekonomik yapının bozulmasıyla ortaya çıkan buhran dönemleridir. 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı sonrası yaşanan başlıca krizler; 1946, 1958, 1960, 1974, 1980, 1982, 1990, 1994, 2000-2001, 2008-2012 ve 2018-2023 krizleridir.

Nüfus coğrafyası, nüfusla ilgilenen bir beşeri coğrafya dalıdır. Doğal çevre ile nüfus arasındaki ilgiyi araştırır. Kıta ülke, bölge, bölüm ve yöre ölçeğinde nüfusun dağılışı ile dağılışı etkileyen doğal ve beşeri faktörleri araştırır.

Doğum oranı, , bir yılda doğan canlı bebek sayısını yıl ortası nüfusa bölünmesi ve 1000 ile çarpılmasıyla bulunan oran. 1000 nüfus başına bir yıldaki doğum miktarını oransal olarak verir. Doğumlar göç ile birlikte bir mekandaki nüfusun artmasının sebebidir. Doğumlar ile ölümler arasındaki fark Doğal Nüfus Artışını verir.

Çin, 1.425.671.352 kişilik nüfusuyla Asya'nın en kalabalık ikinci ülkesi olmasının yanı sıra dünyanın da en kalabalık ikinci ülkesidir.

Japon felsefesi tarihsel olarak hem yerli Şinto hem de Budizm, Taoizm ve Konfüçyüsçülük gibi kıtasal dinlerin bir birleşimi olmuştur. Eskiden, Mitogaku ve Zen'de olduğu gibi, hem Çin felsefesinden hem de Hint felsefesinden büyük ölçüde etkilenen modern Japon felsefesinin çoğu, artık Batı felsefesinden de etkilenmektedir.