
Budizm, bugün dünya üzerinde yaklaşık 500 milyonu aşkın inananı bulunan bir dindir. İlk önce Hindistan’da ortaya çıkmış, daha sonra zaman içinde Güneydoğu ve Doğu Asya’da yayılmıştır.

Sheng-yen Usta, en önemli Chan Budizm hocalarından biridir.

Bodhisattva, Budist düşüncede kendini tüm duyarlı canlıların Budalığa ulaşmasına yardımcı olmaya adamış kişidir. Sanskrit Bodhisattva kelimesi "aydınlanma ('bodhi') ve gerçek ('sattva')" kelimelerinden oluşmuştur.
Vajrayana Budizmi, farklı kaynaklarda Tantrik Budizm, Tantrayāna, Mantrayana, Mantranaya, Gizli Mantra, Ezoterik Budizm ve Elmas Taşıt adlarıyla da tanınır. Vajrayana Mahayana Budizminin bir uzantısıdır; felsefesinden çok benimsediği uygulamalarla ayrılır. Mahayana'da uygulamalar kabaca iki yola ayrılır: iyi niteliklerin mükemmelleştirilmesi metodu olan Sutrayana ve nihai Budalık hedefini yol olarak benimseyen Vajrayāna metodu. Vajrayana tam aydınlanmaya ulaşılmadan önce Buda-doğasının mistik tecrübe ile deneyimlenmesini gerektirir. Bu tecrübelerin aktarılması için, bir ezoterik bilgi kümesinin Budist tantrik yogiler tarafından toplanmış ve nesilden nesile aktarılmış olması gerekir. Uygulayıcı öncelikle yetkin bir ruhani öğretmen ya da guru tarafından kabul edilmelidir.
Budizm genelde bir din olarak kabul edilir; ancak kimi zaman Budizm için “ruhani felsefe” tanımı da yapılmaktadır. Bunun nedeni Budizm'de mutlak bir yaratıcı tanrı fikri bulunmamasıdır. Buda'nın yaşadığı dönemlerden itibaren, bir yaratıcı kavramının bulunmayışı Budist düşüncenin ayırt edici özelliklerinden biri olagelmiştir. Budizmin yaklaşımı klinik ve sistematiktir; Dört Yüce Gerçek’te Buda ızdırap sorununu analiz etmiş, kökenindeki nedeni teşhis etmiş ve ızdırabı ortadan kaldıracak reçeteyi yazmıştır. Buda’nın öğretilerine göre, sekiz katlı asil yolu izleyen tüm duyarlı varlıklar, “bensizlik” (anatta) kavramının kavranması yoluyla cehaleti, dolayısıyla acıyı ortadan kaldırabilir. Bu nedenle, Budizm bir yaratıcı tanrı kavramına değil, ahlak, meditasyon ve bilgelik kavramlarına dayanmıştır. Bu açıdan Budizm, nihai bir "benlik" tanımlayan Hindu düşüncesiyle çelişir.
Budizm okulları, Budizm'in tarih sahnesine çıktığı M.Ö. 5. yüzyıldan itibaren farklı coğrafyalarda yayılma olanağı bulmuş, girdiği yörenin kültürüne uyum sağlamıştır. Bununla birlikte aynı kültürden gelen Budist gelenekler içindeki yorum ve metotlardaki farklılıkların zamanla derinleşmesi biribirinden bağımsız, çeşitli okulların ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Çin'de Budizm, MÖ 1. yüzyılda gelmiştir. Budizm, Çin kültürünü sanat, siyaset, edebiyat, felsefe, tıp ve malzeme kültürü gibi çok çeşitli alanlarda şekillendirmiştir.

Saichō, Budizm'in Tendai mezhebinin kurucusu olan Japon Budist keşiş. 804'ten başlayarak Çin'e yaptığı gezi sırasında Tiantai mezhebinden etkilenmiş olup Kyoto yakınlarında Hiei Dağı'nda Tendai mezhebinin merkezi olarak Enryaku-ji tapınağını kurdu. Saichō, ayrıca Japonya'ya çayı getiren ilk kişi olarak bilinmektedir. Ölümünden sonra Dengyō Daishi (伝教大師) unvanını aldı.

Tiantai, Lotus Sutra'yı Budizmdeki en yüksek öğreti olarak değiştiren Çin, Japonya, Kore ve Vietnam'da bir Budizm mezhebidir. Japonya'da Tendai, Kore'de Cheontae, Vietnam ise Thiên thai olarak bilinir.
Jōdo Shinshū veya Shin Budizmi, Arı Ülke Budizmi'nin bir koludur. Eski Tendai keşişi Shinran tarafından kurulmuş olup Japonya'da Budizm'in en yaygın dalı olarak kabul edilmektedir.

Shinran, Japonya'da Heian ve Kamakura dönemlerinde yaşamış, Japon millî Budist keşiş. Shinran, Hōnen'in öğrencisiydi ve Jōdo Shinshū mezhebinin kurucusu idi.

Hōnen, Japonya'da Arı Ülke Budizmi'nin ilk bağımsız kolu Jōdo-shū'nun kurucusu olan Japon Budist keşiş ve dini reformcu.

Japonya'da Budizm, Çin kaynaklarına göre ilk olarak MS 250'lerde ve Nihon Shoki'ye göre resmi olarak MS 552 yılında Kore'den gelen Budist keşişler tarafından tanıtılmasından bu yana var olmaktadır. Budizm, Japon toplumunun gelişimi üzerinde büyük bir etkiye sahiptir ve bugüne kadar kültürün etkili bir yönü olmaya devam etmektedir.

Kūkai veya Kōbō-Daishi (弘法大師), Japonya'da Heian döneminde yaşamış Japon Budist keşiş, şair, mühendis ve sanatçıydı. Kūkai, Shingon Budizmi'nin kurucusu olup aynı zamanda Japonca için kana yazısını icat etmesiyle bilinmektedir.

Myōan Eisai, geç Heian ve erken Kamakura döneminde yaşamış bir Japon Budist keşiş. Hem Zen Budizmi'nin Rinzai okulunu hem de Çin'den Japonya'ya yeşil çayı getirmesiyle tanınmaktadır.

Kore felsefesi, dünya görüşünün bütünlüğüne odaklanan bir felsefe türüdür. Şamanizm, Budizm ve Neo-Konfüçyüsçülüğün bazı yönleri bu felsefeye entegre edilmiş hâldedir. Geleneksel Kore düşüncesi, yıllar boyunca bir dizi dinî ve felsefî düşünce sisteminden etkilenmiştir.

Budist felsefe, Gotama Buda'nın ölümünden sonra Hindistan'daki çeşitli Budist okulları arasında gelişen ve daha sonra Asya'nın büyük kısmına yayılan felsefi araştırmalar ve araştırma sistemlerini ifade eder. Budist öğretilerinin yaşam, varoluş, bilgi, akıl, madde ve insan ahlakı değerlerine bakışı veya uygulanması, Budist felsefenin temel konusunu oluşturur. Buda’nın yaşamı boyunca kişisel olarak öğretilerini yazılı olarak kayıt etmemesinden dolayı, Budist felsefesi büyük oranda Budist okullarında geliştirilen Budist öğretilerinin yeniden inşası üzerine kurulmuştur. Budist felsefe’nin çalışma konusu, "Dukkha" kavramı ile başlar. Dukkha, Pali dilinde genellikle sefalet, mutsuzluk, keder, talihsizlik ve umutsuzluk anlamına gelir. Felsefe'nin amacına göre, Dukkha'dan Nirvana'ya ulaşmanın yolu dört asil hakikatte özetlenmiştir. Budizm’de Nirvana’ya ulaşmanın yolu hem felsefi akıl yürütme, hem de meditasyonu birleştirmekten geçer.
Bardo veya antarabhava, bazı Budizm okullarında ölüm ve yeniden doğuş arasında bir ara, geçiş veya eşik halidir. Kavram, Gotama Buda'nın ölümünden kısa bir süre sonra ortaya çıktı. Daha önceki bir dizi Budist okul böyle bir ara durumun varlığını kabul ederken diğer okullar ise bunu reddetti. Ölüm ve yeniden doğuş arasında bir ara durum olan antarabhava kavramı, Vedik-Upanişad felsefi geleneğinden Budizme getirildi. Daha sonra Budizm, bardo kavramını yaşamın ve ölümün her aşamasını kapsayan altı veya daha fazla bilinç durumuna genişletti.

Şubakarasimha (637-735) 716 yılında Çin'in başkenti Çang'an'a gelen ve daha çok Mahāvayroçana Sūtrası olarak bilinen Mahāvairocana Abhisaṃbodhi Tantra'yı tercüme eden bir Hintli Budist keşiş ve Ezoterik Budizm ustasıydı. Dört yıl sonra başka bir usta, Vacrabodi ve öğrencisi Amogavacra Çin'e gelip Ezoterik Budizmin diğer kutsal metinlerini Çinceye tercüme etmeye başladılar ve böylece ikinci bir ezoterik gelenek oluşturdular. Bu diğer ustalarla birlikte Şubakarasimha, Ezoterik Budizmi Çin'deki altın çağını yaşatmıştır.

Nevar Budizmi, Vacrayana Budizmi'nin Nepal'deki Katmandu Vadisi'nde yaşayan Nevar halkının tarafından uygulanan bir biçimidir. Budizmin bu biçimi, Nevar kast sistemine ve babasoyluluğa dayalı, manastır dışı bir Budist topluluğu da içeren kendine özgü sosyal ve dini unsurlar geliştirmiştir. Ritüel rahiplerinin (guru) oluşturduğu kast, vacraçarya ve şakya, olarak ikiye ayrılır ve bu iki grup bakir olmayan din adamları kastını oluşturur. Uray gibi diğer Budist Nevar kastları ise onların hamisi olarak hareket eder. Uray sınıfı ayrıca Tibet Vacrayanası keşişlerini, Teravada ve hatta Japon keşişlerini de himaye eder. Nevar Budizmi, Vacrayana geleneğinin bilinen en eski mezhebidir ve ortaya çıkışı Tibet Vacrayanasından en az 600 yıl daha eskidir.