İçeriğe atla

III. Yezîd

III. Yezîd
Arapça Hüsn-ü Hatt ile "Yezîd" yazısı
Emevî Halifesi
Hüküm süresi17 Nisan 744- 4 Ekim 744
Önce gelenII. Velîd
Sonra gelenİbrahim bin Velid
Doğum701
Ölüm4 Ekim 744
Tam adı
II. Yezid bin Velid
HanedanEmevî Hanedanı
BabasıI. Velid
DiniSünni İslam

III. Yezîd veya Yezid bin Velid (Arapça: يزيد بن الوليد) (744 – 701), on ikinci Emeviler halifesi. Amcasının oğlu olan halife II. Velid'in, kendinin de liderlerden biri olarak katıldığı bir komplo ile öldürülmesi üzerine 15 Nisan 744'te halife oldu. Çok zayıf, naif ve hastalıklı bir tabiatlı olarak - El Nakıs (zayıf) - adıyla tarihlere geçmiştir. Altı ay iki gün süren halifelik yaptıktan sonra Ekim 744'te beyin tümörü dolayısıyla eceliyle öldü.

Halifeliği ele geçirişi

Yezid, halife I. Velid ve onun cariyesi olan bir Farslı prensesin oğlu idi.[1] Amcasının oğlu olan III. Velid gözde bir cariyesinde olan iki oğlunu vâris olarak kabul etmişti ve Yezid bundan hoşlamamaktaydı. Yezid etrafına kendini tutan özellikle Yemen asıllı Beni Kelb kabilesinde büyük sayıda kişi bulunmaktaydı. Bunun yanında Yezid "Kaderi" ve "Mürci" adlı kişilerin hayatlarının sırf kader kısmete dayanmadığını; herkeste kendi kendini idare edecek bulunan serbest irade olduğunu iddia eden tarikatler tarafından da tutuldu. Yezid'in kardeşi olan Abbas ve amcası ve Azerbaycan ve Ermenistan valisi olan Mervan bin Muhammed, Yezid'e halifeye sadakatsizlik etmemesi hakkında nasihatler verdiler ve eğer bir hükûmet darbesi yaparsa Emevi hanedanın ortadan kaldırılmasına bir neden olabileceğine onu uyardılar. Fakat Yezid sonunda etrafındakilere dayanıp bu nasihatlere kulak asmadı. Velid'in, özellikle Yemen asıllı Arap kabileleri ve Arap olmayan Müslümanlar aleyhinde olup Beni Kays kabilesine ait Arapları kayırmasının bir "ahlaka aykırı hareket" olduğunu iddia edip onun aleyhine bir belge hazırlayıp ve Nisan 744'te isyan bayrağı açıp etrafındakilerle Şam üzerine yürüdü. Şam'da bir salgın bulunduğu için saraylılar ve yüksek askeri komutanlar şehir dışında kırsal alanlara çıkmışlardı. Böylece kolayca şehre giren Yezid önce devlet hazinesine girip burada bulduğu meblağları kendine o zamana destek sağlayanlara ve şehirde bulanan ve kendine destek sağlamayı kabul askerlere dağıttı. Böylece kendine bağlı büyük bir ordu elde etti. Bu orduyu halife Velid üzerine sevk etti. Velid'de Şam'daki salgından kaçmak için güney Suriye'de idi ve etrafında bir küçük birlikle Palmira civarında El Bahra kalesine sığındı.

Yezid'in nasıl halife olduğunu Yezid'in kendi ağzından açıklamalarını Tabari'nin kitabında bulunmaktadır. Bu göre Yezid kuzeni halife I. Velid'le görüşmek üzere yakın danışmanı Abdülaziz bin Hacca'i göndermiş ve Abdülaziz halife ile El-Bahra'da buluşmuştur.[2] Abdülaziz Velid'e halifelik idaresinin geleceğinin ne olacağına dair acil kararlar alabilecek bir "Şura" kurulmasını teklif etti. Velid bu teklifi kabul etmedi ve bu teklifi getirdiği için ona çok kızdı. Kızgısını almak üzere Abdülaziz'e hücum etti. Fakat karşılık olarak Abdülaziz Velid'i öldürmek zorunda kaldı.[3] Öldürülen Velid'in kellesi Şam'da bulunan Yezid'e gönderildi. O da bu kelleyi bir mızrağa taktırdı ve bu Şam'ın kalabalık yerlerinde gezdirilip halka gösterildi.

Halifelik dönemi olayları

Komplonun haklı olduğunu açıklama

Halifelik tahtına çıkar çıkmaz Yezid bir bildirge yayınlayarak kendisinin Velid'e karşı bir harekete geçmesinin ve Velid'i tahttan indirmesinin Kuran'a ve Peygamber'in sünnetine uygun olduğunu; bu hareketinin zayıf güçsüz fakir ve fukara halkı zengin ve güçlülerin zulmünden korumak ve zayıfı güçlüye ezdirmemek olduğunu açıklamıştır. Kendisinin hiç uygun bir neden olmadan şahsi ihtiraslarla hiçbir yeni bina ve şehirleri imar etmeye girişmeyeceğini; devletin hazinesine giren paraları cariyelere ve çocuklarına, müsrif tavırlara israf etmeyeceğini; halife askerlerini evlerinden kışlalarından gerekenden uzun zaman ayrı tutmayacağını; Arap asıllı olmayan zimmi halktan büyük vergiler almayacağını ve gerekli olan devlet harcamaları için ödemeleri çabuk ve zamanında yapacağına dair vaatler verdi. Eğer bu vaatlerini yerine getirmezse ve bunların bir halk şurasında incelenmesini kabul edeceğini ve kendisinin bir seçilmiş bir halife gibi bu halk şurasında halifelikten atılması kabul edilirse halifelikten feragat etmeye hazır olacağını açıkladı.

İç isyanlar

Yezid halifeliği 15 Nisan'da eline geçirir geçirmez büyük zorluklarla karşılaştı ve kendine biat etmeyi isyankar durumuna geçenlerle uğraşmak zorunda kaldı.

Kendinin halifeliğe geçmesi sırasında Yemenli Arap kabilelerden aldığı destek bu kabilenin geleneksel düşmanı olan özellikle Madar ve Keysi kabilesini kendine düşman yaptı ve bu düşmanlık ölümünü sağladığı III. Velid'in annesinin bu kabileden gelmesi de buna katkı yaptı. Yezid sarayındaki bürokratların hepsi Yemenli Beni Kelb kabilesi asıllıydı ve etrafında tek bir Keysi kişi bulunmuyordu. Kendinden önceki Velid gibi din kurallarını hiçe saymamakla beraber, inançları daha çok Kaderi olmasından ve hayat olaylarının önceden kısmet kaderle ortaya çıktığına inanmadığı için bunlara inanların büyük çoğunluğu tarafından sevilmemekteydi. Ayrıca halkın çoğunluğu bir halifenin kutsallığına inanmıştı ve halifenin öldürülmesini ve öldüren kişinin halife olmasını çok yadırgıyor hatta bundan tiksiniyordu. Bunların yanında ordu da pek memnun değildi. Ünlü Arap tarihçi Tabari Yezid'e hemen "Nakıs (eksiltici)" lakabı verildiğini bildirir. Bunun nedeninin kendinden önce gelen halife Velid'in orduya bir maaş artırması vadetmişken Yezid'in hazinenin boş olması nedeniyle askerlerinin yıllık maaşlarını %10 kesmesi olduğu ve bu asker maaşı eksiltmelerini çarşı ve pazarda alışverişin de azalmasına yol açması olduğunu bildirir.[4]

Kendine karşı birkaç isyan da başladı. Hums şehri Yezid'e biat etmeyip isyana geçti. Buna bir neden önceki halife Velid'in Hums'ta bir evi olup bu eve zaman zaman gelip orada yaşamasıydı. Halk Yezid'in kardeşi olan El Abbas'ın evine hücum edip ta haremi içine kadar girdiler.

Şam'da da bazı kargaşalıklar çıktı.

Filistin'de daha ciddi olarak halk ve askerler I. Muaviye'nin torununun torunu olan ve Emevilerin ilk sülalesinden olan birinin idaresinde Şam'a yürüdüler. Bunları bastırmak için Yezid önce isyancı liderlerin bazılarını büyük rüşvetler ve rütbe vaatleri ile ayarttı. Sonra da Şam'da 80.000 kişilik bir ordu toplayıp bu orduyu iki koldan, biri kardeşi Masrur komutasında ve diğeri de hapisten kaçıp Yezid'e sığınan Süleyman bin Hişam komutasında, bu Filistin ordusu üzerine gönderdi. Bu ordu isyancılara karşı Şam'a yakın bir mevkide bir çarpışmadan galip çıktı ve Filistinliler kaçtılar. Bundan sonra, Hums şehri dahil, Yezid'e biat edenler birden çoğaldı.

Küfe'de sorunlar

Irak'ta da asayiş çok iyi gitmemekteydi. Irak valisi olan Yusuf bin Ömer yaptığı keyfi hareketler dolayısıyla Irak halkı, özellikle Küfeliler, tarafından nefret edilmekteydi. Yezid Irak valisi olan Yusuf bin Ömer yerine Mansur bin Cumhur'u tayin etti.

Yezid 15 Mayıs'ta Iraklılara açık bir mektup yazarak o zamana kadar olanları kendi açısından anlatmıştır ve bu mektubun muhteviyatı El Madaini (Tabarı'ye kaynak) ve El Baladuri'nin eserlerinde kayda geçmiştir. Bu mektuba göre Emevi hanedanı halifeleri II. Velid'de kadar ahlak kurallarına ve Allah'ın emirlerine uymuşlardır ve ancak II. Velid "Allah'ın düşmanı" olmuştur. Bundan sonra Yezid El Bakhra'da olanları ve Velid'in öldürülüp kendini tahta geçmesini anlatmaktadır. Sonunda Yezid Allah'ın emirlerini yerine getiren bir kişi olarak Iraklıların kendine destek vermelerini ve yeni vali Mansur bin Cumhur'u tutmalarını istemektedir.

Eski Irak valisi Yusuf bin Ömer ise hiç kimseye haber vermeden Suriye'ye kaçtı ve bu kaçmadan Iraklılar ve Küfeliler memnun olmuşlardı. Fakat devlet tarafından aranmaktaydı; oğlu Halid bin Abdullah tarafından kadın kıyafetine girmiş bir şekilde yakalandı ve tutuklandı. Bir müddet hapisten sonra öldürüldü.

Yeni Irak valisi Mansur bin Cumhur'da Yemenli Kays kabilesindendi ve Yezid gibi Kaderi tarikatındandı. Yaptığı icraat pek pervasız Yemenlileri ve kendi tarikatından olanları kayırmaktaydı. Irak ve Küfe halkı Mansur bin Cumhur'u da pervasız ve Allahsız bir kişi olarak görerek ondan da hiç hoşlanmaz oldular.

Yezid bundan haberdardı ve Mansur bin Cumhur yerine daha önce çok dindar ve adil bir halife olan ismi çıkmış Ömer bin Abdülaziz'in oğlu olan Abdullah bin Ömer'i, Küfeliler babasını sevdikleri gibi onu da seveceklerini bildirerek, Irak valisi olarak atadı.

Abbasi propagandası

Velid döneminde Emevilerin elinde bulunan bölgelerde Şam başkentinin kontrolü zayıflamaya başlamıştı. Bu nedenle özellikle doğuda sınırda bulunan eyaletlerdeki asayiş ve idare sorunlar çıkarmaya başladı. Horasan devamlı bir asayişsizlik içindeydi ve bu durumun devam etmeyip değişmesi gerektiği inancı çok yaygındı.

Bu eyalette Küfe'de bulunan ve Peygamber'in ailesinden oldukları için halifeliğe haklı olduklarını iddia eden Abbasilerin propagandası yaygındı. Abbasilerin gönderdiği misyoner hedefli gezici kişiler Abbasi propagandasını Horasan'ın her yanına yaymayı başarmışlardı.

Abbasilerin başında bulunan, halifeliğe iddiası olan ve Küfe'de saklı bulunan Muhammed 73 yaşında iken ölmüştü. Yerine oğlu İbrahim Abbasi "İmamı" olarak geçmişti. İbrahim Horasan Merv şehrinde bulunan güçlü ve büyümekte olan bir Abbasi taraftarı gruba bu haberi ulaştırmak için büyükçe bir komite göndermişti. Merv'de yapılan bir toplantıda yeni Abbasi "İmamı"'nın göndermiş olduğu belge büyük bir sevgi ile kabul edildi. Bu grubun toplamış olduğu büyükçe bir meblağ yeni imama gönderildi.

Bu Abbasi başarılarına rağmen Velid ve Yezid'in halifelik dönemlerinde Abbasi propagandası ve kurumlaşması gizli kalmış ve Horasan'daki Emeviler tarafından önemli bir tehlike oldukları kabul edilmemiştir.

Horasan Valisi Nasr bin Seyyar ve onunla ilgili sorunlar

Halife Velid döneminde Irak valisi olan Yusuf bin Ömer gözünü doğuya Horasan'a dikmişti ve halifeyi Horasan valisi Nasr bin Seyyar'ı birçok hediyelerle birlikte Şam'a çağırmaya ikna etmişti. Nasr, eyalet hazinesi ve kendi servetini altın, gümüş, avcı doğanlar, birçok müzik aleti ve birçok güzel cariyelerden olan çok kıymetli hediyelere dönüştürerek Halife Velid'le görüşmek üzere Şam'a doğru yola çıkmıştı. Ama yolu çok yavaş almaktaydı. Velid'in Yezid tarafından halifelikten indirildiği zaman Irak'a varmıştı. Bu haberi duyması üzerine Nasr hemen büyük bir hızla, yanında bulunan hediyeler kervanı ile birlikte, yine Horasan merkezi olan Merv'e geri döndü.

Yezid Horasan valisi olan Nasr bin Seyyar'ın valiliğini teyit etti. Ama bu sefer yeni Irak Valisi olan Mansur bin Cumhur Horasan'a göz dikmişti. Yeni Irak Valisi Mansur bin Cumhur önce Nasr'a bir mektup göndererek onu valilikten azlettiğini bildirdi. Ama Nasr gönderdiği yanıtta Mansur'un bu emiri vermeye hiçbir hukuki hakkı olmadığını ve bu emirin uygunsuz ve gayri-hukuki olduğunu bildirerek Horasan'daki idaresine devam eti. Fakat bunu bir tehdit olarak gören ve Horasan ve etrafında bulunan eyaletlerde bulunan idareciler ve orduların, Velid'e verilmemiş hediyelerin açığa çıkmasıyla Horasan hazinesinde birikmiş olan serveti ellerine geçirmek isteyeceklerini vali Nasr çok iyi anlamıştı. Kendine bu türlü hücumları önlemek amacıyla Nasr, Velid'e hediye götürmek için doldurmuş olduğu eyalet hazinesini boşaltmaya karar verdi. Ailesine, akrabalarına, hizmetkarlarına hazırladığı hediyelerden ve eyalet hazinesinden büyük meblağlar dağıtımlarında bulundu ve hatta Horasan'daki ordu mensupları da bir miktar para bahşişi aldılar.

Bu sırada Horasan'da da Yemenli ve Modarlı Arap kabileler mensupları arasındaki geleneksel düşmanlık artmaktaydı. Yemenlilerin başında o zaman Azd El-Kermanı var idi. İki sülale arasındaki gerginlik Horasan'da nerede ise isyan dönüşmüştü. Bu Yezid'in ölümünden sonra Modarlı olan Nasr'a büyük bir sorun yaratmıştır.

Nasr durumunu güçlendirmek için doğuya Türkler üzerine gönderilip 13 yıl orada kalmış olan El Haris'in askerleriyle Horasan'a gelmesini istedi. Nasr, El Haris Halife tarafından af edilmesini de sağladı. El Haris Merv'e dönüp geldiğinde kendine Türk Kağan'ın hediye olarak vermiş olarak çok güzel bir zırhlı elbise giymekteydi ve bu onu gören Horasanlıların çok hoşlarına gitmişti. El Haris ileride Emevilere büyük bir sorun olacaktı.

Mervân ve III. Yezid

Yezid bu sefer çok güçlü bir düşmana karşı geldi. Bu I. Mervan'ın (gayri-meşru oğlundan) torunu ve Kafkasları Emeviler adına fetheden general olan Mervan'dı. Mervan Şam'da iken Yezid'i amcası Velid'e karşı isyan etmemeye nasihat etmiş ama Yezid bu nasihate uymamıştı. Mervan'ın oğlu Anadolu'ya yapılan bir yaz ganimet toplama akın hücumundan geri döndüğü zaman Irak ve civarının büyük bir keşmekeş içinde bulunduğunu gördü. Asayişi ve barışı sağlamak hedefiyle Harran'ı ele geçirip orada yerleşti. Oradan babası Mervan'a bu karışık durumu anlatan ve ondan Velid'in öldürülmesinin öcünü almasını isteyen bir mektup gönderdi. Bu sıralarda 50-60 yaşında bulunan Mervan hemen oğluna merkezi Harran'dan bir orduyla Şam'a doğru yürüyüşe geçmek için emir verdi. III. Yezid Mervan'ın hareketlerini yakından izletmekteydi. Mervan'a bir mektup yazarak uzlaştırıcı şartlar teklif etti. Mervan'ın babasının vali bulunduğu eyaletlerde de vali olmasını, yani Irak, Musul, Azerbaycan ve Azerbaycan eyaletleri valiliklerini üzerine almasını teklif etti. Mervan bu şartları kabul edip III. Yezid'e sadakat yemini etmeyi kabullendi.

Ölümü

Halifeliği eline geçirdiği yılın sonlarına doğru III. Yezid çok ciddi hasta oldu ve zayıf bünyesiyle bu hastalığa karşı gelemeyeceğini anladı. Kendisi gibi halkça sevilmeyen Kaderiye veya Murjiiye mezhebinden olan, yani kader kısmet doktrinlerini reddeden, insancıl felsefi doktrinlere inanan, kardeşi İbrahim'i kendine vâris olarak kabul etti. III. Yezid beyin tümörü hastalığından dolayı 2-4 Ekim 744'te Şam'da öldü. Saraylılar tarafından kardeşi İbrahim halife olarak ilan edildi ve Şam'daki saray ve idare mensupları tarafından biat edildi; ancak Doğu Anadolu'da bulunan Mervan bunu kabul etmedi.

Ayrıca bakınız

  • Emeviler
  • Emevi Halifeler listesi

Dipnotlar

  1. ^ Philip Khuri Hitti, (2004) History Of Syria. (Gorgias Press LLC, say.489 (İngilizce)
  2. ^ Zamanının diğer Arap tarihçileri bu yerin gerçekte bulunduğu ve bu türlü buluşmanın çok mümkün olduğunu kabul ederler. Ama tarihçiler aralarında anlaşmazlığa düştükleri sorun bu mevkiye Velid'in kaçıp da mı geldiği yoksa bir şans eseri orada mı bulunduğudur.
  3. ^ Patricia Crone, (1986) God's Çalıph, Cmbridge:Cambridge U Press, say.127
  4. ^ Philip Khuri Hitti, say. 478

Dış bağlantılar

  • Hitti, Philip H. (çev. Salih Tuğ), (1968) Siyasi ve Kültürel İslam Tarihi (IV Cilt), İstanbul:Boğaziçi Yayınları.
  • Çağatay, Neşet (1993),Başlangıcından Abbasilere Kadar (Dinî-İçtimaî-İktisadî-Siyasî Açıdan) İslam Tarihi: , Ankara:Türk Tarih Kurumu ISBN 9751605342
  • Üçok, Bahriye (1979) İslam Tarihi Emeviler- Abbasiler, Devlet Kitapları, Ankara: Milli Eğitim Basımevi (1. Basım:1968)
  • Muir, William (1924), The Caliphate; Its Rise, Decline and Fall, Edinburgh, Bölüm 56. Websitesi: http://www.answering-islam.org/Books/Muir/Caliphate/index.htm13 Ekim 2009 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. (İngilizce) (Erişim tarihi: 30.8.2009)
  • Muhammad ibn Jarir al-Tabari (ed. Ehsan Yar-Shater çev. David Stephan Powers)(1989-2007) The History of al-Ţabarī 40 Cilt, Albany: State University of New York Press ISBN 0-88706-563-5 (Cilt 24) (İngilizce)
III. Yezîd
Resmî unvanlar
Önce gelen
II. Velid
Emevî Halifesi
744
Sonra gelen
İbrahim bin Velid


İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Emevîler</span> İslam tarihinin ikinci hâlifeliği (661–750)

Emevîler ya da Emevîler Hilâfeti, Dört Halife Dönemi'nden (632-661) sonra kurulan Müslüman Arap devleti. Ali bin Ebu Talib'in 661'de öldürülmesinden sonra başa geçen Emevîler, 750'de Abbâsîler tarafından yıkılıncaya kadar hüküm sürdüler. Başkenti Şam olan devlet, en geniş sınırlarına Halife Hişâm bin Abdülmelik döneminde sahip oldu. Devletin sınırları Kuzey Afrika, Endülüs, Güney Galya, Mâverâünnehir ve Sind'in fethedilmesiyle doğuda Afganistan'a batıda ise Güney Fransa'ya kadar ulaşmıştır.

<span class="mw-page-title-main">II. Mervân</span>

II. Mervan, tam adı Mervan bin Muhammed bin Mervan, on dördüncü ve son Emeviler halifesiydi (744-750).

<span class="mw-page-title-main">Ömer bin Abdülazîz</span> 8. Emevi halifesi

II. Ömer veya Ömer bin Abdülaziz, Emevî halifelerinin sekizincisi ve Mervân’ın torunudur. 680'de yani Muâviye’nin vefâtı yılında Medine'de doğdu. Emevî Devleti'nde kendisinden önce Ömer isimli bir sultan olmamasına rağmen Ömer bin Hattab'ın ardından halife olan ilk Ömer isimli kişi olduğundan dolayı II. Ömer şeklinde anılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">İbrahim bin Velîd</span> Emevi halifesi

İbrahim bin Velid, 13. Emevi halifesidir. I. Velîd 'in oğludur. Kardeşi III. Yezid'i takiben 744 yılında Emevi halifesi olmuş ama sadece iki ay bu görevde kalabilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">I. Mervân</span> Emevilerin dördüncü halifesi (623-685)

I. Mervan, Emevîlerin dördüncü halifesi. Emeviler halifeliğine 684'te II. Muaviye'nin halifelikten feragat etmesinden sonra geçmiştir. I. Mervan'ın halife olmasıyla Emeviler hanedanın iktidar gücü Ebu Süfyan kolundan "Hakam bin Vail" koluna geçmiştir; Ebu Süfyan ve Hakam bin Vail, Emevîlerin ismini aldığı Ümeyye'nın torunlarıdır. Hakam da Osman bin Affan'ın birinci derece kuzenidir. Dokuz ay süren halifeliği, önce diğer Emevilere karşı iç savaşla geçmiş ve bunda başarı sağlamıştır. Sonra Hicaz'da isyan etmiş ve kendi halifeliğini ilan etmiş olan Abdullah bin Zübeyr'i halife kabul etmiş olan güney Suriye ve Mısır'ı eline geçirmiştir. Fakat Mervan 685'te öldüğünde Abdullah bin Zübeyr hâlâ Irak ve Hicaz'da halife olarak kabul edilmekteydi.

<span class="mw-page-title-main">Abdülmelik</span> 5. Emevi halifesi

Abdülmelik, Nisan 685'ten ölümüne kadar Emeviler'in beşinci halifesi.

<span class="mw-page-title-main">Süleyman bin Abdülmelik</span> 7.Emevi halifesi

Süleyman bin Abdülmelik, yedinci Emeviler devleti halifesidir. Kardeşi I. Velîd yerine halife olmuş ve sonra 715 ile 717de döneminde iki yıl beş ay süren halifelik yapmıştır. Yerine halife olarak kuzeni Ömer bin Abdülaziz gelmiştir.

<span class="mw-page-title-main">II. Yezîd</span> 9. Emevi halifesi

II. Yezîd, Yezîd bin Abdülmelik, dokuzuncu Emevî halifesidir. 720 yılında kuzeni olan halife Ömer bin Abdülaziz'in ölümü ile halife olmuş ve böylece kardeşlerinin halifelik üzerindeki haklarını tekrar ortaya çıkarmıştır. Daha önceki halifelerden Abdülmelik'in halifelik yapan üçüncü oğludur. Şam'dan uzakta Hazarlara karşı sefer yapmakta iken 724 yılında ölmüştür. Ancak ölüm haberi Şam'a geç ulaştığından kardeşi Hişâm bin Abdülmelik 724 yılında Emevî halifesi olmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Hişâm bin Abdülmelik</span> 10. Emevi halifesi

Hişâm bin Abdülmelik, onuncu Emevî halifesidir. Kardeşi halife II. Yezîd 724'te öldüğü zaman halife olmuş ve 18 yıllık uzun bir halifelikten sonra 6 Şubat 743'te ölmüş, yerini II. Velîd olarak anılan kardeşinin oğlu Velîd bin Yezîd bin Abdülmelik'e bırakmıştır.

<span class="mw-page-title-main">II. Velîd</span> 11. Emevi halifesi

II. Velid veya Velid bin Yezid, on birinci Emeviler halifesidir. Amcası olan halife Hişam bin Abdülmelik'in 743de ölmesi üzerine halife olmuştur. 743 ile 744 yıllarında iki ay yirmi gün süren çok kısa bir dönem halifelik yaptıktan sonra şimdi Ürdün'de bulunan bir kale etrafında yapılan bir savaşta ölmüştür. Yerine halife olarak kuzeni III. Yezid geçmiştir ve o da çok kısa bir dönem halifelik yapmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Seffâh</span> İlk Abbasi halifesi

Seffah veya Ebü'l-Abbas Seffah, Emevî hanedanının yıkılmasına neden olup Abbâsîler devletinin kurulmasıyla 750-754 döneminde ilk Abbâsî hâlifesi olarak hüküm sürmüştür. "Seffah" kendine verilen bir lakap olup Arapçada "kan dökücü" anlamına gelmektedir.

Bu, 701'den 800'e İslam dünyasında meydana gelen büyük olayların bir zaman çizelgesidir.

<span class="mw-page-title-main">Mercirahit Muharebesi (684)</span>

Mercirahit Muharebesi İkinci Fitne'nin ilk çatışmalarından biridir. 18 Ağustos 684'te, Halife Mervan I komutasındaki Emevileri destekleyen Yaman aşiret konfederasyonunun Kelb ağırlıklı orduları ile kendisini Halife ilan eden Mekke merkezli Abdullah ibn al- Zübeyr arasında gerçekleşmiştir. Kelb zaferi, Emevilerin Bilad al-Sham üzerindeki konumunu sağlamlaştırdı ve İbnü'l-Zübeyr'e karşı savaşta nihai zaferlerinin yolunu açtı. Bununla birlikte, aynı zamanda, Emevi Halifeliğinin geri kalanı için sürekli bir çekişme ve istikrarsızlık kaynağı olacak olan Kays ve Yaman arasında acı bir bölünme ve rekabet mirası da bıraktı.

Kays Aylân, genellikle sadece Kays olarak anılan, Mudar grubundan ayrılan bir Arap kabile konfederasyonudur. Kabile, İslam öncesi dönemde bir birim olarak işlev görmüş görünmemektedir. Bununla birlikte, Emevi döneminin başlarında (661-750), onu oluşturan aşiretler halifeliğin ana kabile-siyasi hiziplerinden birinde konsolide oldular.

<span class="mw-page-title-main">Üçüncü Fitne</span> Emevi Halifeliğine karşı bir dizi iç savaş ve ayaklanma

Üçüncü Fitne, Emevîler'e karşı, 744'te Halife'nin II. Velîd'in devrilmesiyle başlayan ve II. Mervân'ın çeşitli asilere ve rakiplere karşı kazandığı zaferle sona eren bir dizi iç savaş ve ayaklanmaydı. Ancak, II. Mervân yönetimindeki Emevî otoritesi hiçbir zaman tam olarak kuruamadı ve iç savaş, Emevîlerin devrilmesi ve 749/50'de Abbasi Halifeliği'nin kurulmasıyla sonuçlanan Abbâsî İhtilâli'ne (746-750) dönüştü. Bu nedenle, bu çatışmanın net bir kronolojik sınırlandırması mümkün değildir.

Mansur bin Cumhur 8. yüzyılda bir Arap komutanıydı ve dönemin Kays-Yaman rekabetinde güney Arap ("Yaman") kabilelerinin ana ve en fanatik liderlerinden biriydi ve Üçüncü Fitne'de önemli bir rol oynadı.

Ebü'l-Leys Nasr b. Seyyâr b. Râfi' el-Kinânî el-Leysî bir Arap generali ve 738-748'de Horasan'ın son Emevî valisiydi. Nasr, el-Harith ibn Surayj'ın isyanına ilk aşamalarında kararlı bir şekilde karşı koymada başarısız olmasına rağmen, Türkeş Devleti'ne karşı savaşlarda seçkin bir rol oynadı. Bir asker ve devlet adamı olarak saygı görmesine rağmen, vali olarak atanmasını daha çok, onu halifeye bağımlı kılan belirsiz aşiret geçmişine borçluydu. Nasr, toplumsal gerilimi hafifleten ve Mâverâünnehir'de Türkeş saldırısı altında büyük ölçüde azaltılmış olan Emevî kontrolünü büyük ölçüde eski haline getiren ve istikrara kavuşturan uzun süredir gecikmiş vergi reformlarını uygulamaya koyduğu için, görev süresi yine de başarılıydı. Ancak Emevî Halifeliği bir iç savaş dönemine girerken, son yılları aşiretler arası rekabet ve ayaklanmalarla geçti. 746'da Nasr, başkentinden İbn Surayj ve Cuday el-Kirmânî tarafından sürüldü, ancak kendi aralarında ihtilafa düşüp, İbn Surayj'ın ölümüyle sonuçlandıktan sonra geri döndü. Bu çatışmayla meşgul olan Nasr, lideri Ebû Müslim Horasânî'nin durumu kendi lehine kullandığı Abbâsî İhtilâli'nin patlak vermesini ve yayılmasını durduramadı. 748'in başlarında vilayetinden tahliye edildi ve Abbasi güçleri tarafından takip edilirken kaçtığı İran'da 9 Aralık 748'de öldü.

Cezire, Raşidun, Emevi ve Abbasi halifeliklerinin bir eyaletiydi.

Bu sayfada, 740'larda Emevi Halifeliği'nde yaşanan olaylar yer alıyor.