
Miraç ; İslam dini anlatımlarında, Muhammed'in göğe yükselip, Allah ve öte âlemleri görüp geriye döndüğü rivayetlerine verilen isimdir. Rivayetler; Muhammed'in kalbinin temizlenmesi, Burak ve Cebrail eşliğinde Mescid-i Aksa'ya gidiş (isra), Burak'ı bağlayıp peygamberlere namaz kıldırma, muallak taşından göğe yükselme, Allah ile konuşmalar, gök katlarında diğer peygamberler ile diyaloglar, cennet ve cehennemi görme ve geri dönme gibi bölümlerden oluşur.

Cami, İslam dininin ibadet mekanıdır. Genellikle minaresiz küçük camilere veya bazı kurum ve kuruluşlarda ibadet için ayrılmış ufak mekanlara ise mescit denir.

Minare, İslam dininin ibadet yeri olan camilerde namaza çağrıyı bildirmek ve sala okumak için inşa edilmiş ana yapıdan yüksek tasarlanan yapılardır. Namaza çağrının o mahaldeki herkesin işitebileceği yüksek bir yerden okunması, ibadethanelerde minare inşasının esasını teşkil etmektedir.

Osmanağa Camii ya da Osman Ağa Camii, Kadı Mehmet Efendi Mescidi harap olunca yerine 1. Sultan Ahmet’in Babussaade Ağası Osman Ağa tarafından 1612 yılında yaptırılmıştır. Zamanla bu camii de harap olunca, 1811 yılında 2. Sultan Mahmut tarafından yenilenmiş, fakat 1878’de Kadıköy'de meydana gelen yangın sonunda bu da yanmış, aynı yılda bugünkü camii inşa edilmiştir. Camii bahçesindeki çınar ağacı 1880 yılında caminin imamı Mehmet Asım Efendi tarafından dikilmiştir.

Mihrap, camide imamın namaz kıldırırken cemaatin önünde durduğu, kıble yönündeki duvarın ortasında bulunan oyuk ve girintili yer.

Mescid-i Aksa, Müslümanlarca kutsal kabul edilen ve Müslümanların ilk kıblesi olduğuna inanılan 144 dönümlük alan.

Kıble, bazı dinlerde tapınma sırasında yönelinen doğrultuyu anlatır. Bazı dini gruplar haricinde Müslümanların ibadet (namaz) sırasında yöneldikleri yer Mekke'de bulunan Mescid-i Haram'daki Kâbe'dir.

Kubbetü's-Sahre, geçmişte Ömer camii olarak bilinen yapı, Kudüs'ün Eski Şehrindeki Tapınak Dağı'nda bulunan bir ibadethanedir. İlk olarak 691-692'de Emevî Halifesi Abdülmelik'in emriyle, MS 70'te Roma'nın Kudüs Kuşatması sırasında yıkılan İkinci Yahudi Tapınağı'nın bulunduğu yerde İkinci Fitne sırasında yapıldı. Orijinal kubbe 1015'te yıkılmış ve 1022-23'te yeniden inşa edilmiştir. Kubbetü's-Sahre, kubbe iç süslemelerinde İslam inancını yansıtan ilk tarihî eser ve İslam mimarisinin günümüze ulaşmış en eski eserlerinden biri kabul edilir.

Eyüp Sultan Camii, İstanbul'un Konstantinopolis Surları dışındaki, Haliç kıyısında yer alan ilçesi Eyüpsultan'daki bir camidir. Külliyede, İslam peygamberi Muhammed'in sancaktarı ve sahabesi Ebu Eyyûb el-Ensarî'nin gömüldüğü türbe de yer almaktadır. Çok daha eski bir alanda bulunan mevcut yapı 19. yüzyılın başlarından kalmadır.

Mescid-i Nebevî veya Peygamber Mescidi, Hicret'ten sonra Medine'de İslam peygamberi Muhammed ile arkadaşları tarafından inşa edilen, Muhammed'in kabrinin de içerisinde bulunduğu mescit. "Nebevi" Arapçada "peygambere ait" anlamına gelir, "Mescid-i Nebevî" tamlamasının anlamı ise "Peygamber Mescidi"dir. Mekke'de bulunan Mescid-i Haram'dan sonra Müslümanlara göre ikinci en kutsal mescittir.

Bayezid Ağa Camii ya da Arabacı Bayezid Ağa Camii, İstanbul'un Fatih ilçesi Topkapı mahallesi Topkapı Meydanı'nda camidir. Fetihten sonra 1453'te II. Mehmed'in Sekbanbaşısı Bayezid Ağa tarafından yaptırıldı. Zamanla harap olan ve kullanılamaz hale gelen cami cemaatin yardımları ile 1954–57'de yeniden inşa edildi.

Mahfil veya maksure, bir camide mihrabın veya kıble duvarının ortasına yakın bir yerde konumlandırılan genellikle bir hükümdar ve maiyeti için ayrılmış alandır. Mahfil, ilk etapta devlet adamlarını namaz sırasında muhtemel suikastçılardan korumak amacıyla tasarlanmıştır. Mahfil içinde görev yapan imam genellikle hükümdarla aynı mezhebe sahipti.
Kızıl Minare Mescidi veya Kızılminare Camii, İstanbul'da Fatih ilçesinde, Gureba Hüseyin Ağa Mahallesi'nde Horhor Caddesi'ndeki Kızıl Minare Mescidi iki yapıdan oluşan bir bütündür. Vatan Caddesi tarafından Fatih'e çıkan Horhor Caddesi ile Halit Ağa Sokağı köşesindedir. Birinci yapı kubbeli bir camidir ve minaresi kırmızı tuğlalıdır. Sağındaki bitişik ikinci yapı ise mescittir ve kubbeli camiden alçaktadır. Cami yapısı kullanılmayıp, mescit bölümü açıktır.

Kıble Mescidi Yüzölçümü 144 dönüm olan Mescid-i Aksa'daki eserlerden sadece birisidir. Kubbesi kurşun kaplama olan Kıble Mescidi, Mescid-i Aksa'nın güneyinde yer aldığından dolayı Kıble Mescidi olarak adlandırılır. Aynı şekilde Mescid-i Cenubi, Kıble Cami diye de bilinmektedir. Bilinen en eski adıyla ise Cami-ul Aksa ve Masguf'dur.

Kaptan İbrahim Ağa Camii, 1622 yılında Kaptan İbrahim Paşa tarafından İstanbul'un Beşiktaş ilçesinde yaptırılmıştır.
Bu liste; Ankara'daki camiler hakkında bir listedir.

El-Burak Camii, Kudüs'ün Eski Şehrindeki Tapınak Dağı'nın güneybatı ucunda, Batı Duvarı'nın hemen yanında yer alan bir yeraltı camisidir. Küçük boyutundan ötürü el-Burak Mescidi de denir. Müslümanların inanışına göre Muhammed, Gece Yolculuğu yaptığı sırasında bindiği Burak'ı el-Aksa Camii'nde duvara çakılmış bir yüzüğe bağlar, böylece buranın ismi Burak Camii olarak isimlendirilir.

Kasım Paşa Çeşmesi/Şadırvanı, Turunç Çeşmesi veya Mahkeme Kapısı Çeşmesi olarak da bilinir, Kudüs'ün Eski Şehri'ndeki Mescid-i Aksa'nın batı tarafında bulunan bir şadırvan ve içme suyu çeşmesidir. Mescid-i Aksa'nın batısı, Silsile Kapısı'nın önünde yer almaktadır.
Hıtta Kapısı ya da Babü'l-Hitta', Mescid-i Aksa'nın kapılarından biri. Kelime anlamı itibarıyla Af Kapısı anlamına gelmektedir. Kuzey kapılarından biri olarak, Abwab Mihrab Mariam'ın karşısında ve Kerimiye Medrese ile Evhadiye Türbesi arasında yer almaktadır. Kuzey Duvarı'nın doğu köşesine yakın bir yerde bulunmaktadır. Al-Ratrout'un (2002) araştırmasına göre, kapının adı tarih boyunca değişmiştir. Bu değişikliğin yıllar içinde yapılan restorasyonlardan kaynaklandığına inanılır ve Le Strange bu kapıya antik Esbat Kapısı adını verir. Hıtta Kapısı; günümüzde sabah, akşam ve yatsı namazları için açık olan üç kapıdan biridir.

Harbi Mescidi, İstanbul'un Fatih ilçesi Topkapı mahallesinde Osmanlı dönemi camidir. Fetihten hemen sonra II. Mehmed'in postacısı Yusuf Ağa tarafından yaptırılmıştır. Bu nedenle Kıllı Yusuf Mescidi olarak da bilinir. II. Mehmed'in caminin bulunduğu yerden geçerken acele ile sabah namazı kıldığı ve bu nedenle Harbi isimli mescid yapılmasını emrettiği rivayet edilir.