İçeriğe atla

Homojenlik

Genel olarak homojenlik homojen olma özelliği ya da durumu olarak ifade edilir. Ayrıca yapı boyunca düzenli yapıya sahip olan anlamına da sahiptir. Örnek olarak, her noktada aynı güce ve aynı yöne sahip olan düzenli elektrik alan her noktada aynı fiziksel özelliğe sahip olan homojenlikle uyumlu olacaktır. Farklı bileşenlerden oluşan maddeler direkt olarak ışık, mikrodalga gibi radyasyon alanlarla etkileştiği zaman elektromanyetik materyal alanında etkili homojenler olarak adlandırılır. Fizikte, homojenler genellikle uzayın her noktasında aynı özelliğe sahip sistem veya materyal, başka bir deyişle düzensizlikleri olmayan düzen olarak tanımlanır. Fizikte ayrıca özellikleri pozisyonuna göre çeşitlilik göstermeyen madde ya da cisim olarak tanımlanır. Örnek olarak, düzenli öz kütleye sahip bir cisim bazen homojen olarak tanımlanabilir. Başka bir ilgili tanım ise, basitçe, düzenli kompozisyona sahip olan maddedir.

Matematiksel olarak, homojenlik değişmezlikten çağrışır çünkü denklemlerdeki bütün bileşenler her bir bileşen başka değerlerden ölçülmüş olsa bile, çarpma veya toplama işlemiyle, aynı değere sahiptir. Birikerek artan dağılım şu tanıma uygundur; “Aynı düzeyde birikerek artan dağılım fonksiyonu ya da değerlerdir.”

İçerik

Homojenlik tanımı kullanılan başlığa güçlü bir şekilde bağlıdır. Örneğin, alaşım malzemeler malzemelerin bileşeni olarak da bilinen farklı özgün malzemelerin birleştirilmesiyle yapılmaktadır. Fakat, fonksiyon olarak ayrıldığında, homojen madde olarak düşünülebilir. Örnek olarak, yollara dökülerek kaplanan asfalt, asfalt bağlayıcı madde ve mineral toplayıcı içermesine rağmen, sıkıştırışmış ve katmanlı olarak kullanılmaktadır.

Başka bir içerikte, malzemeler atomlarına ve moleküllerine ayrıldıkları zaman homojen değildir. Fakat, günümüz dünyasında, normal seviyede pencere camı ya da metal parçası cam ya da paslanmaz çelik olarak tanımlanır. Başka bir deyişle, pencere camı ya da metal parçası homojen olarak tanımlanır.

Diğer kalan içerikler ise, ölçülü homojenlik, denklemin iki tarafında da aynı birimlere sahip olma özelliğidir. Uzayın içinde homojenlik momentum korunması anlamına, zaman içinde homojenlik ise enerji korunması anlamına gelir.

Homojen Alaşımlar

Bir ya da daha fazla metal ya da ametal içeren metal karışımları alaşımdır. Alaşımların bileşenleri kimyasal olarak birleştirilemez fakat kolay olarak karıştırılabilirler. Alaşımlar homojen olabilir ve bileşiklerin mikroskoptan da görülebilen küçük parçacıklarını içerebilirler. Çinko ve bakırın homojen karışımlarından meydana gelen pirinç alaşımlara örnektir. Diğer bir örnek ise demir ve karbonun muhtemel başka metallerle homojen olarak karıştırılmasından elde edilen paslanmaz çeliktir. Alaşımların amacı metallerin sahip olamadığı istenen özellikleri karşılamaktır. Örneğin pirinç bakırdan daha serttir ve pirincin altına daha çok benzeyen bir rengi vardır. Çelik demirden daha serttir ve paslanma önleyici olarak kullanılır.

Homojenlik Kozmolojisi

Homojenlik, başka bir içerikte, kozmoloji olarak rol oynar. 19.yüzyıl ve öncesi kozmolojisi perspektifinden, Dünya sonsuz, değişemez, homojen ve yıldızlarla doluydu. Fakat Alman astronot Heinrich Olbers eğer Dünya sonsuz, değişemez, homojen ve yıldızlarla dolu ise, gece bütün gökyüzü gün içerisinde olduğu gibi ışık ve parlaklıkla dolu olması gerektiğini iddia etmiştir. Bu iddia Olbers’in Paradoksu olarak da bilinir. Olbers bu çıkmaza cevap bulmayı denediği teknik kağıdını 1826 yılında sunmuştur. Bu kusurlu öncül evrenin sonsuz, hareketsiz ve homojen olmamasıydı. Big Bang kozmolojisi sonsuz, hareketsiz ve homojen olmayan modeli genişletilmiş, sonu olan ve homojen evren olarak değiştirdi. Fakat, modern astronotlar bu çıkmaza cevap olabilecek bir açıklama getirdiler. Çeşitli açıklamalardan biri uzak yıldızların ve galaksilerin görünen ışığı zayıflatan ve gece gökyüzünün kararmasına neden olan kızıl kayma olduğu fikrini ortaya attılar. Ancak bu zayıflık Olbers’in Paradoksunu çözmek için yeterli etkiye sahip değildi. Birçok kozmolojistler evrenin zaman içinde sonlu olduğunu, evrenin sonsuza kadar olamayacağını, aynı zamanda paradoksun da çözümü olan fikri düşünmüşlerdir. Gerçek şu ki, gece gökyüzünün karanlık olması Big Bang’in belirtisidir.

Değişmezlik Çevirisi

Değişmezlik çevirisine göre, kesin pozisyondan bağımsızlık, aslında fizik yasalarından ve fiziksel sistemin gelişiminden bahsetmektir. Fiziğin ana yasaları uzaydaki pozisyona bağlı kalmamalıdır. Uzaydaki pozisyona bağlı kalmak, fiziğin ana yasalarını kullanışsız yapacaktır. Ayrıca bu durum deneylerin tekrar üretilebilme gerekliliğine bağlıdır. Bu prensip Newton’un Yasası, elektrodinamik, Kuantum Mekaniği gibi mekaniğin bütün yasaları için de geçerlidir.

Pratikte, bu yasa çoğu zaman çalışmalar sadece evrenin küçük bir yardımcı sisteminde, evrenin geri kalan kısmına etki etmeyecek şekilde devam ettiği için ihlal edilir. Bu durum pozisyona bağlı sistemin gelişimine açıklama yapabilen elektrik, manyetik, yer çekimsel gibi dış etkileri arttıracaktır. Bu sistem cismin oluşturduğu dış etkilerinin sistemin dinamik parçası olarak düşünülmeyeceği tek sistemdir.

Değişmezlik çevirisi eşit bir biçimde yaygın olarak doğrusal sistemler, fizik ayrımlarının genellikle yapılmadığı, şeklinde kullanılsa da sistem analizi ve değişmezlik değiştirme olarak tanımlanabilir.

Eş yönlülük kavramı yönden bağımsız olan özellikler için homojenliğin sonucu değildir. Örneğin, düzenli olarak dağıtılan ve her noktada aynı yöne ve aynı güce sahip olan bir elektriksel alan homojenlikle bir arada olurken, eş yönlülük açısından, alan tek bir yön belirleyip o yönü tercih ettiği için aynı durum oluşmayacaktır.

Sonuçları

Lagrangian şekilciliğinde, uzay içerisinde homojenlik momentum korunumunu, zaman içerisindeki homojenlik ise enerji korunumunu vurgular. Bu varyasyonları olan değişken hesapları kullanılarak gösterilir. Bu Noether’in Teoreminin özel olarak uygulanmasıdır.

Ölçülü Homojenlik

Girişte bahsedildiği gibi, ölçülü homojenlik iki tarafında aynı birime sahip miktarlara sahip olmaktır. Fizikteki geçerli denklemler başka türe sahip olan denklemler üzerine eşitlik uygulanamadığından dolayı homojen olmalıdırlar. Bu formüllerdeki veya hesaplamalardaki hataları belirtmek için kullanılabilir. Örnek olarak, eğer birisi hızı hesaplıyorsa, birimleri uzunluk/zamanla birleştirmelidir. Eğer, enerji hesaplanmak istiyorsa, birimler [mass]•[length]²/[time]² ile birleştirilmelidir. Diğer bir taraftan, sağ taraftaki birimler [mass]•[length]²/[time]² ile genişletilmezse, bazı enerjiler için bu ifadeler geçerli sayılamaz.

Homojen olmak sayısal faktörlerde yer almadığından kesin olarak denklemlerin doğru çıkması değildir. Örnek olarak, E = m•v2 parçacığın enerjisi için doğru formül olabildiği gibi olmama ihtimali de vardır.

Kaynakça

Homogeneity (physics) - Wikipedia, the free encyclopedia20 Mart 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Enerji</span> bir sistemin iş yapabilme yeteneğinin ölçüsü

Fizikte enerji, bir cisime veya fiziksel bir sisteme aktarılan, işin performansında ve ısı ve ışık biçiminde tanınabilen niceliksel özelliktir. Enerji korunan bir miktardır; Enerjinin korunumu yasası, enerjinin istenen biçime dönüştürülebileceğini ancak yaratılamayacağını veya yok edilemeyeceğini belirtir. Uluslararası Birimler Sisteminde (SI) enerjinin ölçü birimi joule'dür (J).

<span class="mw-page-title-main">Termodinamik</span> enerji bilimi

Termodinamik; ısı, iş, sıcaklık ve enerji arasındaki ilişki ile ilgilenen bilim dalıdır. Basit bir ifadeyle termodinamik, enerjinin bir yerden başka bir yere ve bir biçimden başka bir biçime transferi ile ilgilenir. Bu süreçteki anahtar kavram, ısının, belirli bir mekanik işe denk gelen bir enerji biçimi olmasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Anaksimandros</span> Filozof

Anaksimandros Miletos'da Sokrates öncesi dönemde yaşamış İyonlu bir filozoftur. Thales'in öğrencisidir. Aynı zamanda tarihsel kaynaklara göre öğretilerini kaleme almış ilk filozoftur ve eseri Grek dilinde düzyazı olarak kaleme alınmış ilk kitaptır. Ancak yazdıklarından sadece bir cümle günümüze ulaşmıştır. Onun buluşlarıyla ilgili birincil kayıtlar sonraki yazarların bize aktardıklarıdır. (Söz konusu tek cümlede su ve ateş gibi sözlerin ortaya çıkışı, haksızlıkların cezalandırdığı insan toplumundan elde edilen mecazlarla betimlenir. Örneğin ne sıcak ne de soğuk süreklidir, ikisi de aralarındaki dengeyi korumak için ödün verirler.)

<span class="mw-page-title-main">Entropi</span> termodinamik terim

Entropi, fizikte bir sistemin mekanik işe çevrilemeyecek termal enerjisini temsil eden termodinamik terimidir. Çoğunlukla bir sistemdeki rastgelelik ve düzensizlik (kaos) olarak tanımlanır ve istatistikten teolojiye birçok alanda yararlanılır. Sembolü S'dir.

<span class="mw-page-title-main">Malzeme bilimi</span> yeni malzemelerin keşfi ve tasarımı ile ilgilenen disiplinlerarası alan; öncelikli olarak katıların fiziksel ve kimyasal özellikleriyle ilgilidir

Malzeme bilimi, malzemelerin yapı ve özelliklerini inceleyen, yeni malzemelerin üretilmesini veya sentezlenmesini de içine alan disiplinlerarası bir bilim dalıdır.

<span class="mw-page-title-main">Olbers Paradoksu</span>

Olbers Paradoksu, Alman hekim ve astronom Heinrich Olbers'in 1823 yılında kaleme aldığı makalesinde öne sürülen tezdir. Olbers, bu makalesinde sonsuz statik bir evrende her çizgisel bakış doğrultusunun eninde sonunda bir yıldızın yüzeyinde sonlanacağını çıkarsamaktadır. O halde sonsuz statik bir evren varsayımıyla gece gökyüzüne bakan herhangi bir gözlemci, gökyüzündeki her noktayı bir yıldız kadar parlak görmek zorundadır ama gerçekte böyle değildir. Olbers bu paradoksal durumun, sonsuz statik bir evren varsayımından kaynaklandığını, bu varsayımın hatalı bir varsayım olduğunu ileri sürmüştür.

Alaşım, bir metal elementin en az bir başka element ile birleşmesiyle oluşan homojen karışımıdır. Elde edilen malzeme yine metal karakterli malzeme olur. Alaşımlar karışıma giren metallerin özelliklerinden farklı özellikler gösterirler. En bilinen alaşımlara; tunç (bakır-kalay), pirinç (bakır-çinko), lehim (kalay-kurşun) ve cıva alaşımları olan amalgamlar örnek verilebilir. Alaşımlar, uygulamaların gerektirdiği fiziksel özelliklere sahip malzemeler üretilmesinde yaygın olarak kullanılır.

Yansıma, homojen bir ortam içerisinde dalgaların yansıtıcı bir yüzeye çarparak yön ve doğrultu değiştirip geldiği ortama geri dönmesi olayına denir. Yansımanın genel örnekleri ışık, ses ve su dalgalarıdır. Düzlem aynalarda yansıma, saydam ortamda hareket eden ışığın herhangi bir yüzeye çarpıp geri dönmesi olayıdır. Yansıma olayında ışığın hızı, frekansı, rengi yani hiçbir özelliği değişmez. Sadece hareket yönü değişir.

Yoğun madde fiziği, maddenin yoğun hallerinin fiziksel özellikleriyle ilgilenen bir fizik dalıdır. Yoğun madde fizikçileri bu hallerin davranışını fizik kurallarını kullanarak anlamaya çalışır. Bunlar özellikle kuantum mekaniği kuralları, elektromanyetizma ve istatistiksel mekaniği içerir. En bilinen yoğun fazlar katı ve sıvılardır, harici yoğun fazlar ise düşük sıcaklıktaki bazı materyaller tarafından gösterilen üstünileten faz, atom kafeslerindeki dönüşlerin ferromanyetik ve antiferromanyetik fazları ve soğuk atom sistemlerinde bulunan Bose-Einstein yoğunlaşması. Araştırma için uygun sistemlerin ve fenomenlerin çeşitliliği yoğun madde fiziğini modern fiziğinin en aktif alanı yapıyor. Her 3 Amerikan fizikçiden biri kendini yoğun madde fizikçisi olarak tanımlıyor ve Yoğun Madde Fiziği Bölümü Amerikan Fizik Topluluğu’ndaki en geniş bölümdür. Bu alan kimya, malzeme bilimi ve nano teknoloji ile örtüşür ve atom fiziği ve biyofizikle de yakından ilgilidir. Teorik yoğun madde fiziği teorik parçacık ve nükleer fizikle önemli kavramlar paylaşır.

<span class="mw-page-title-main">Termodinamik kanunları</span>

Termodinamik yasaları, termodinamiğin temelini oluşturan dört yasadır. Termodinamik proseslerdeki ısı ve transferlerinin yapısını tanımlar.

<span class="mw-page-title-main">Kimyasal madde</span> sabit bir kimyasal bileşimi ve karakteristik özelliklere sahip bir madde türü

Kimyasal madde, kimyevî madde veya kısaca kimyasal, sabit bir kimyasal bileşimi ve karakteristik özelliklere sahip bir madde türüdür. Bu kimyasal bağlar bozulmadan, fiziksel ayırma yöntemleri ile bileşenlerine ayrılmaz. Bu kimyasallar katı, sıvı veya gaz hâlinde olurlar.

Fizikte, tamamlayıcılık Kopenhag yorumuyla yakından ilgili kuantum mekaniğinin temel bir ilkesidir. Bu; nesnelerin aynı zamanda doğru olarak ölçülemeyen tamamlayıcı özelliklere sahip olduğunu ifade etmektedir. Heisenberg belirsizlik ilkesi uyarınca, bir özellik ne kadar doğru ölçülürse, tamamlayıcı özelliği de o kadar az doğru ölçülür. Bundan başka, belirli bir olay tipinin (fenomen) tam olarak açıklanması, bir şekilde tamamlayıcı olan çeşitli olası bazların her birinde yapılan ölçümler ile başarıya ulaşabilir. Tamamlayıcılık ilkesi, kuantum mekaniğinin önde gelen kurucularından olan Niels Bohr tarafından formüle edilmiştir.

Galile değişmezliği ya da Galile göreliliği der ki; hareket kanunlarının hepsi eylemsiz çerçeve içinde olur. Galileo Galilei bu prensibi ilk olarak 1632'de İki Dünya Sistemi Hakkında Diyalog adlı kitabında kullanmıştır. Prensibi açıklarken gemi örneğini vermiştir. Sakin bir denizde, hiçbir yere çarpmadan sabit hızda giden gemide, güvertenin altında olan bir gözlemci geminin hareketsiz olduğunu ya da hareket edip etmediğini söyleyemez demiştir. Bir diğer güzel örnekse; Dünyamız Güneş'in etrafında saniyede yaklaşık olarak 30 kilometre/saniye hızla dönmektedir ve güvertedeki gözlemci gibi biz de Dünya hakkında teknik olarak bu eylemsiz çerçeve kuralına uymasa da aynı şeyleri söyleyebiliriz.

Çoklu evren veya çoklu kâinat, birbirinden farklı, gözlemlenebilir evrenlerin hipotezsel toplamı. Teleskop ile gözlemleyebildiğimiz bilinen evren yaklaşık 93 milyar ışık yılı genişliğindedir. Ancak bu evren, farazî çoklu evrenin çok küçük bir kısmına tekabül eder. Çoklu evren sonlu ve sonsuz var olan muhtemel evrenlerin hipotezsel bütünü olup bu evrenler var olan her şeyi - bütün mekân, zaman, madde ve enerji ile birlikte fizik kanunları ve fizikî değişimleri - kapsar. Bu evrenlere "alternatif evrenler" ya da "paralel evrenler" de denir.

<span class="mw-page-title-main">Süperpozisyon prensibi (fizik)</span> Bir parçacık veya sistemin belli bir zamanda birden fazla durumda olabilmesi.

Fizikte ve sistem teorisinde, süperpozisyon prensibi, tüm lineer sistemler için bir veya daha fazla uyarılar tarafından oluşan net tepki olarak belirtilen süper pozisyon özelliği olarak da bilinir. Kuantum mekaniğinde iki dolanık parçanın durumuna da süperpoziyon denilir. Bu uyarılar her bir uyarıcı tarafından tek tek meydana gelen uyarıların toplamıdır. Eğer giriş A, X tepkisini üretirse ve giriş B, Y tepkisini üretirse, sonuç olarak giriş (A+B), (X+Y) tepkisini üretir. Homojenlik ve eklenebilirlik özellikleri birlikte süperpozisyon prensibi olarak adlandırılır. Bir lineer fonksiyon süperpozisyon prensibini sağlayanlardan biridir ve şöyle tanımlanır:

 Eklenebilirlik
  Homojenlik
skaler a için.
<span class="mw-page-title-main">Fiziksel cisim</span> kütle, konum veya momentum gibi genel özellikler birlikte bir madde ya da ışınımın eşsiz şekilde toplanması, birleştirilmesi

Fiziksel cisim, fiziksel nesne veya fiziksel obje, 3 boyutlu uzayda dönme veya çevirme hareketiyle hareket etmek için daha fazla veya az sıkıştırılmış maddenin toplamı.

Egzotik madde, fizik alanında normlardan gelen bir sapma yaratan ve egzotik özelliklere sahip bir madde olarak tanımlanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Elektronik bant yapısı</span>

Katı hal fiziğinde, bir katının elektron kuşak yapısı ; katıdaki bir elektronun sahip olabileceği enerji aralıkları ya da sahip olamayacağı enerji aralıkları olarak tanımlanır. Enerji bant teorisi bu bant ve bant boşluklarını atom veya moleküllerin büyük periyodik kafeslerindeki bir elektron için, izinli kuantum mekaniksel dalga fonksiyonlarını inceleyerek çıkarır. Bant teorisi katıların birçok fiziksel özelliklerini; örneğin elektriksel direnç ve optik soğurum gibi, açıklamak için başarılı bir biçimde kullanılmaktadır ve katı hal cihazları anlamanın temelini oluşturmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Elektriksel özdirenç ve iletkenlik</span> Wikimedia anlam ayrımı sayfası

Elektriksel öz direnç, belirli bir malzemenin elektrik akımının akışına karşı nicelleştiren bir özelliktir. Düşük bir direnç kolaylıkla elektrik akımının akışını sağlayan bir malzeme anlamına gelir. Karşıt değeri, elektrik akımının geçiş kolaylığını ölçen elektriksel iletkenliktir. Elektriksel direnç, mekanik sürtünme ile kavramsal paralelliklere sahiptir. Elektriksel direncin SI birimi ohm, elektriksel iletkenliğin birimi ise siemens (birim) (S)'dir.

<span class="mw-page-title-main">Görelilik teorisi</span> zamanın göreceli olduğunu söyleyen teori

Görelilik teorisi, Albert Einstein'ın çalışmaları sonucu önerilen ve yayınlanan, özel görelilik ve genel görelilik adlarında birbirleriyle ilişkili iki teorisini kapsar. Özel görelilik, yer çekiminin yokluğunda tüm fiziksel fenomenler için geçerlidir. Genel görelilik, yer çekimi yasasını ve bu yasanın diğer doğa kuvvetleri ile ilişkisini açıklar. Astronomi de dahil olmak üzere kozmolojik ve astrofiziksel alem için geçerlidir.