İçeriğe atla

Homi J. Bhabha

Homi J. Bhabha
Doğum30 Ekim 1909(1909-10-30)
Bombay, İngiliz Hindistanı
Ölüm24 Ocak 1966 (56 yaşında)
Mont Blanc, Fransa
İkametYeni Delhi, Hindistan
MilliyetHint
VatandaşlıkHindistanlı
Mezun olduğu okul(lar)Mumbai Üniversitesi
Cambridge Üniversitesi
Mesleknükleer fizikçi
İşverenHindistan Atom Enerjisi Komisyonu
Tata Temel Araştırma Enstitüsü
Cavendish Laboratuvarı
Hindistan Bilim Enstitüsü
Trombay Atom Enerjisi Kuruluşu
Tanınma nedeniHindistan nükleer programı
Kozmik radyasyonların
nokta parçacıklarının
Bhabha saçılmasının kademeli süreci
DinZoroastrianizm
İmza

Homi Jahangir Bhabha, FRS (d. 30 Ekim 1909, Bombay - ö. 24 Ocak 1966, Mont Blanc), Hint nükleer fizikçi, kurucu yönetici ve Tata Temel Araştırma Enstitüsü'nde fizik profesörüdür.[1][2] Halk arasında “ Hint nükleer programının babası” olarak bilinir.[3] Bhabha, Tata Temel Araştırma Enstitüsü ve Trombay Atomik Enerji Kuruluşu (ondan sonraki yeni ismi Bhabha Atomik Araştırma Merkezi'dir) kurucusudur. Bhabha yöneticiliğinde denetlenen bu iki kurum Hint nükleer silah gelişiminin mihenk taşıdır.[1][3]

Kariyer

Nükleer fizikte bilimsel kariyerine Büyük Britanya'dan başlayan Bhabha, II. Dünya Savaşı başlamadan önce, Eylül 1939'da yıllık tatili için Hindistan'a geri döndü. O tatilde başkanlığını (Raman saçılması çalışmasıyla) Nobel ödüllü C. V. Raman'ın yaptığı, Bengalura'daki Hindistan Bilimler Enstitüsünde okutmanlık görevini kabul etti.[4] Bu sırada, Bhabha, Kongre Partisinin kıdemli liderlerini iddialı bir nükleer programa başlamaya ikna etmede önemli bir rol oynadı. Bu liderlerden en bilineni daha sonra Hindistan Başbakanı olarak hizmet edecek olan Jawaharial Nehru idi. Bu vizyonun bir parçası olarak, 1944'te, Bhabha, enstitüdeki Kozmik Işın Araştırma Ünitesinde, parçacık hareketleri teorisindeki çalışmalarına başladı, bir yandan da bağımsız olarak nükleer silahlar üzerine araştırmalarını yürüttü.[3] 1945'te Bombay'daki Tata Temel Araştırma Enstitüsünün ve 1948'de Atomik Enerji Komisyonunun kurucu başkanlığını yaptı.[3] 1948'de Nehru, Bhabha'nın nükleer program yöneticisi olarak tayin edilmesini sağladı ve onu nükleer silah geliştirmesi için görevlendirdi.[3] Bhabha, 1950'de Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu konferansında Hindistan'ı temsil etti ve 1955'te İsviçre-Cenevre'de Atomik Enerjinin Barışçıl Kullanımı konferansında başkanlık yaptı. Bu süre zarfında, nükleer silah geliştirmek için yaptığı lobi çalışmalarını pekiştirdi ve 1962'deki Çin-Hindistan Savaşından hemen sonra, alenen ve asabiyetle nükleer silahlanma için çağrı yapmaya başladı.[4]

Bhabha, pozitronların elektronlar tarafından saçılım olasılığına makul bir açıklama getirdikten sonra (Bhabba saçılması olarak bilinir) uluslararası bir ün kazandı. Compton Saçılması ve R-process çalışmalarına ve nükleer fiziğin ilerlemesine büyük katkı sundu. Hindistan Hükûmeti tarafından Padma Bhusman ödülüne layık görüldü. Daha sonra, Bakanlar Kurulu'nun Bilimsel Danışma Komitesinde hizmet verdi ve Vikran Sarabhai'nin Hindistan Milli Uzay Araştırmaları Komitesini kurmasında önemli bir rol üstlendi. Ocak 1966'da, Viyana'daki Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nın Bilimsel Danışma Komitesi toplantısına giderken, Mont Blanc dağı yakınlarında, bir uçak kazasında hayatını yitirdi.[4]

Gençliği

Homi Jahangir Bhabha, 30 Ekim 1909'da Parsi kökenli; varlıklı ve nüfuzlu bir ailede dünyaya geldi. Babası Hindistan'ın tanınmış avukatlarından Jehangir Hormusji Bhabha'dır. İlk öğrenimini Bombay'daki The Cathedral & John Connon School'da aldı ve 15 yaşında, Senior Cambridge sınavlarını başarı ile geçerek Elphinstone College'a girmeye hak kazandı. Babasının adı Jahangir, Farsça kökenli ve dünyanın fatihi anlamına gelmektedir.[5] Cambridge Üniversitesi'ndeki Caius College'dan önce, 1927'ye kadar Royal Institute of Science'a katıldı. Bhabha'nın Cambridge Makina Mühendisliğinden mezun olup, Hindistan'a dönmesini planlayan babası ve halasının ısrarları sonucu, Bhabha, Hindistan'a döndü ve Jamshedpur'da Tata Steel Mills Şirketinde metalürjist olarak çalışmaya başladı.

Cambridge Üniversitesi

Bhabha'nın babası oğlunun zor durumda kaldığını anlayıp, matematik alanındaki çalışmaları için ona maddi desteği Tripos'un Mekanik Bilimler sınavında birinci olmak kaydıyla sağlamıştır. Bhabha Haziran 1930'da aldığı Tripos sınavını birincilikle geçmiştir. Sonradan, Bhabha, Paul Dirac’ın altında Matematik Tripos'u bitirmek için çalışmıştır. Aynı zamanda, teorik fizik hakkında doktorasını yaparken Cavendish Laboratuvarında çalışmıştır. Bu dönemde, Cavendish Laboratuvarı bütün bilimsel buluşların merkezi sayılıyordu. James Chadwick nötronu bulmuş, John Cockcroft ve Ernest Walton yüksek enerjili protonla lityumu dönüştürmüş, Patrick Blackett ve Giuseppe Occhialini elektron çifti ve kozmik ışınlarını gama radyasyonlarını ispat edebilmek için sis odası kullanmışlardı.

1931-1932 yılları arasında, Bhabha Mühendislik alanında Salomons Öğrencilik Ödülünü kazandı. 1932'de Matematik Tripos birinciliğini elde etmiş olan Bhabha aynı zamanda Rouse Ball ödülünü de kazanmıştı. Bu zamanlarda nükleer fizik üzerinde çalışılması cazip bir konu olarak görülüyordu ve mühim şekilde teorik fizikle kıyasa tutulacak biçimde ortaya çıkarılan yönleri ele alınıyordu. Bunun karşılığında teorik fizik savunucuları doğal fenomenleri deneylerle kanıtlamak yerine sahip oldukları teorilerle daha makul biçimde karşılık veriyordu.

Nükleer Fizik Araştırmaları

Ocak 1933'te Bhabha ilk bilimsel makalesi olan "Kozmik Radyasyonun Absorbsiyonu"nu yayınlanmasından sonra nükleer fizik alanında doktora derecesini aldı.Yayında, Bhabha kozmik ışınlardaki absorbsiyon özellikleri ve elektron yağmurlarına bir açıklama önerdi.Bu makale onun 1934'te, gelecek 3 yıl boyunca taşıyacağı Isaac Newton Öğrenciliğini kazanmasında yardımcı oldu.Bir sonraki yıl, Ralph H. Fowler altında teorik fizik alanındaki doktora çalışmalarını tamamladı. Öğrenciliği sırasında, zamanının bir kısmını Cambridge'de ve Kopenhag'da Niels Bohr ile çalışmaya ayırdı.1935 yılında Bhabha Proceedings of the Royal Society, Series Ada elektron-pozitron saçılmasının kesit alanını bulmak için yapılan ilk hesaplamayı gerçekleştirdiği bir makale yayınladı.Elektron-pozitron saçılması daha sonra onun bu alandaki katkılarından dolayı Bhabha saçılması olarak adlandırıldı.[]

1936'da ikili " Proceedings of the Royal Society, Series A"'da, dış uzaydaki birincil kozmik dalgaların atmosferin üst kısmıyla yer seviyesinde gözlemlenebilen parçacıkları üretmek için nasıl etkileşime geçtiğini açıklamakta kullandıkları teorilerinin olduğu "The Passage of Fast Electrons and the Theory of Cosmic Showers" makalesini yayınladı.[6] Bhabha ve Heitler daha sonra farklı elektron başlatma enerjilerinin farklı irtifadaki basamaklanma işlemindeki elektron sayılarının sayısal tahminlerini yaptılar.Bu hesaplamalar Bruno Rossi ve Pierre Victor tarafından birkaç yıl önce yapılan deneysel gözlemlerle de uyum gösteriyordu. Bhabha daha sonra böyle parçacıkların özelliklerinin gözlemlenmesinin Albert Einstein'ın izafiyet teorisinin doğrudan gerçeklemesi olduğunun sonucuna vardı.1937'de Bhabha, Cambridge'deki çalışmalarının 1939 yılında II. Dünya Savaşı'nın çıkışına kadar devam etmesini sağlayan 1851 sergisinin Son Sınıf Öğrenciliğini kazandı.[]

Hindistan'a Dönüşü

1939 eylülünde, II. Dünya Savaşı başladığında, Bhabha kısa bir tatil için Hindistan'daydı ve o zaman için İngiltere'ye dönmeme kararı aldı. Hint Bilim Enstitüsü Fizik Departmanında daha sonra ünlü fizikçi C. V. Raman’ın başa geçtiği okutmanlık pozisyonunda hizmet verme teklifini kabul etti. Sir Dorab Tata Trust’tan Kozmik Işın Ünitesini kurmak için kullandığı özel bir araştırma izni aldı. Bhabha, Harish Chandra’nın da içinde bulunduğu birkaç öğrenciyi kendisiyle çalışmaları için seçti. Daha sonra, 20 Mart 2014’te Royal Society’ye seçildi. J. R. D. Tata’nın yardımıyla Bombay’daki Tata Temel Araştırma Enstitüsü’nün kurulmasında önemli bir rol oynadı.

Hindistan'daki Atom Enerji Kurumu

Bhabha’nın Hindistan Bilim Enstitüsü’nde çalıştığı dönemde Hindistan’da nükleer fizik, kozmik ışınlar, yüksek enerji fiziği ve fiziğin başka bilgi alanlarna dair daha önce yapılmamış çalışmalar yapmak için gerekli imkanlar yoktu. Bu durum, Bhabha’nın Mart 1944’te Sir Dorabji Jamsetji Tata. Tata Trust’a ‘zinde bir temel fizik araştırma okulu’ kurma teklifini yollamasının önünü açtı. Teklifinde şöyle yazdı:

“Şu anda Hindistan’da, ne teorik anlamda ne de deneysel anlamda, fiziğin temel sorunlarını araştıran hiçbir büyük okul yok. Oysa, Hindistan’ın çeşitli yerlerinde, doğru şekilde bir çatı altında toplansalar şu anda yaptıklarının çok daha iyilerini yapabilecek becerikli çalışanlar var. Bu tür okullar sadece fiziğin en az bilinen dallarında araştırma yapmaktan ziyade endüstrideki Pratik uygulamalarla da ilgilendiğinden, zinde bir temel fizik araştırma okulu kesinlikle Hindistan’ın menfaatine olacaktır. Bugün Hindistan’da girişilen araştırmaların pek çoğu hayalkırıklığıyla ya da çok düşük bir kaliteyle sonuçlanıyor. Bunun nedeni tamamen, iyi bir araştırma standardı kurabilecek ve araştırma yönetme durumunda danışılabilecek konumda, yeterli sayıda ve yetkin araştırma görevlilerin olmamasındandır. Dahası, nükleer enerji, bundan belki birkaç on yıl sonra, enerji üretimi için başarıyla kullanılmaya başladığında, Hindistan kendi uzmanları için dışarıya bakmak zorunda kalmayacak, aksine onları elinde hazır bir şekilde bulacaktır. Başka ülkelerdeki, bilimle tanışık herhangi birinin de Hindistan’daki, teklif ettiğim şekildeki bir okul ihtiyacını inkar edeceğini sanmam. Araştırma ve gelişmiş eğitim hakkındaki konuların çözümü ancak teorik fiziğin anlaşılmasıyla gerçekleşecektir. özellikle bu alandaki temel problemler; kozmik ışınlara, nükleer fiziğe ve kozmik ışınlar üzerindeki deneysel araştırmalara yapılan özel referanslar yoluyla çözümlenecektir. Nükleer fizik ve kozmik ışınlar teorik olarak yakından bağlı olduğundan bu iki şeyi birbirinden ne mümkün ne de istenebilirdir.”[7]

Sir Dorabji Jamsetji. Tata Trust'ın vekilleri Bhabha'nın teklifini Nisan 1944'te kabul etti ve enstitüyü kurmak için gerekli olan finansal sorumlulukları yüklendi. Bombay Belediyesi teklifi edilen enstitü için ortak kurucu olmaya ilgi gösterdiğinden Bombay bahsi geçen enstitü için kurulacak yer olarak seçildi. Enstitü, Tata Temel Arştırma Enstitüsü adıyla 1945'te 540 metre kare bir alanda önceden inşa edilmiş bir binada açıldı. Enstitü 1948'de Asil Yat Kulübü'nün eski binalarına taşındı. Bhabha, artık TTAE'nin atomik enerji programı için gerekli olan teknolojik gelişmeyi kaldıramayacağını fark edince hükûmete tamamen bu amaçlara adanmış bir bina inşa etme teklifinde bulundu.Bu amaç için, Bombay Belediyesi'nden Trambay'de 1200 akrelik bir alan temin edildi. Böylelikle Atomik Enerji Kurumu Trombay (AEKT) 1954'te işlemeye başladı. Aynı yıl ayrıca Atomik Enerji Departmanı (AED) kuruldu.[8] Bhabha, Uluslararası Atomik Enerji Forumunda ve Birleşmiş Milletler Konferansı Başkanı olarak 1955 yılında Cenevre, İsviçre’de, Atomik Enerjinin Barışçıl Kullanımları'nda Hindistan'I temsil etti. 1958'de Amerikan Sanat ve Bilim Akademisi Yabancı Fahri Üyesi seçildi.[9]

Hindistan’ın Üç Kademeli Nükleer Güç Programı’nın Arkasındaki Vizyoner

Bhabha genel olarak Hint nükleer gücünün babası olarak bilinir. Ayrıca ülkenin zayıf uranyum rezervleri yerine geniş toryum rezervlerinden enerji elde etmeye yönelik bir stratejiyi işlevselleştirmiştir.[10][11] Bu toryum odaklı strateji dünyadaki diğer ülkelerden bir fark göstermiştir. Bhabha'nın, bu stratejik hedefe ulaşmak için teklif ettiği bu yaklaşım daha sonra Hindistan'ın üç kademeli nükleer güç programı haline geldi.

Bhabha bu üç kademeli yaklaşımı şöyle anlatır:

Hindistan'daki çıkarılabilir durumda olan toryum rezervlerinin toplamı 500.000 ton iken bilinen uranyum rezervleri bunun onda biri daha azdır. Hindistan'daki uzun dönemli atom enerjisi programının amacı, nükleer enerji üretiminin temelini uranyumun yerine bir an önce toryumun alması olmalıdır. İlk nesil doğal uranyum temelli atom elektrik santralleri yalnızca atom güç programını başlatmak için kullanılabilir. İlk nesil güç istasyonları tarafından üretilen plütonyum, toryumu U-233'e dönüştürmek için veya tükenmiş uranyumu plütonyuma çevirmek için tasarlanan ikinci nesil güç santrallerinde kullanılabilir. İkinci nesil güç santralleri, yaktıklarından daha fazla U-233 üreten üçüncü nesil reaktörlerin üretim aşamasında orta seviye bir adım olarak görülebilir."[12]

Ölümü

Mont Blanc yakınlarında, 24 Ocak 1966 tarihinde Hindistan Havayolları 101 numaralı uçuşta yaşanan kaza sonucu hayatını kaybetti.[13]

Suikast Komplosu

Uçak kazasıyla ilgili ileri sürülen teorilerden biri Merkezi İtihbarat Teşkilatı'nın (CIA) sunduğu Hindistan nükleer programını aksatmak için yapıldığı düşünülen suikast girişimiydi.[14] 2012 yılında kaza alanında gazetelerin, takvimlerin ve bir kişisel mektubun olduğu bir diplomatik çantaya rastlandı. Bu çanta "C Tipi" bir diplomatik çantaydı ve önem taşıyan belgeler içermediği söylendi.[15][16]

Mirası

Birla Endüstri ve Teknoloji Müzesi bahçesine yerleştirilen Homi Bhabha büstü.

Ölümünden sonra, Bombay Atom Enerjisi Kurumunun adı Bhabha'nın onuruna Bhabha Atom Araştırma Merkezi olarak değiştirildi. Bir bilim insanı ve yönetici olmasına ek olarak Bhabha; ressam, klasik müzik ve opera hayranı ve amatör bir bitki bilimciydi. Bhabha, Hindistan'ın sahip olduğu en önemli bilim insanlarından biridir. Ayrıca; elektronik, uzay bilimi, radyo astronomisi ve mikrobiyoloji araştırmalarını da desteklemiştir. Gelişmesine önayak olduğu Hindistan'daki ünlü radyo teleskobu Ooty, 1970 yılında gerçek olmuştur. Homi Bhabha Burs Konseyi, 1967 yılından beri Hindistan'da fen bilimleri eğitimi alan öğrencilere burs vermektedir. Kendine addedilen kurumlar arasında bir Hint üniversitesi olan Homi Bhabha Ulusal Enstitüsü ve Mumbai'daki Homi Bhabha Fen Bilimleri Eğitimi Merkezi yer almaktadır.

Diğer

13 Mart 2014 tarihinde Times India, Sahne Sanatları Ulusal Merkezi'nin yaşadığı Mehrangir'in satın alınmasıyla ilgilenen geliştiriciler ve yatırımcılarla ilgili bir problemi genel duyuru şeklinde bildirdi. Mehrangir, Malabar Hill'de sömürgeci bungalovların yayıldığı ve Bhabha'nın yaşamının çoğu kısmını geçirdiği yerdir. Bungalovların inşa alanı 13.953 metrekaredir ve haritada 17.150 metrekare ile gösterilir. Bhabha 1966 yılında öldükten sonra kardeşi Jamshed Bhabha, Bhabha mal varlığının varisi oldu. Sanat ve kültüre meraklı biri olan Jamshed Bhabha, kurduğu Sahne Sanatları Ulusal Merkezi'ne tablolar, mücevherler, el yapımı eşyalar ve mobilyalar miras bırakmıştır. Asma Bahçeler'e bir taş atımlık mesafede yer alan ve 257 crore değerinde olan arazi, Sahne Sanatları Ulusal Merkezi tarafından 18 Haziran 2014[17] tarihinde Godrej ailesine 372 crore karşılığında satıldı.[18]

Atom Enerjisi Departmanı ve Bhabha tarafından kurulan Tata Temel Araştırmalar Enstitüsü işçileri ve bilim insanları, bungalovların birer anıt olarak kalmasını istedikleri için bungalovların özelleştirilmesini protesto ettiler. Buna rağmen Sahne Sanatları Ulusal Merkezi kürsü başkanı K. N. Suntook bu durumun duygu karışıklığı olduğunu belirtti.[19]

Ayrıca bakınız

  • Hindistan'daki üç aşamalı Nükleer Güç Programı

Kaynakça

  1. ^ a b Unknown author. "Dr. Homi J. Bhabha" (Google docs). Unknown author, google docs. 27 Aralık 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  2. ^ DOI:10.1063/1.3048089
  3. ^ a b c d e Richelson, Jeffrey Richelson. "U.S. Intelligence and the Indian Bomb". The National Security Archive, The George Washington University. Published through National Security Archive Electronic Briefing Book No. 187. 28 Şubat 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Ocak 2012. 
  4. ^ a b c Sublette, Carey. "Dr. Homi J. Bhabha: Indian Oppenheimer". nuclear weapon archive. nuclear weapon archive (Indian nuclear program). 18 Haziran 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Ocak 2012. 
  5. ^ fa:جهانگیر
  6. ^ Bhabha, Homi J., and Walther Heitler. "The passage of fast electrons and the theory of cosmic showers." Proceedings of the Royal Society of London. Series A-Mathematical and Physical Sciences 159.898 (1937): 432-458.http://rspa.royalsocietypublishing.org/content/159/898/432.full.pdf
  7. ^ "Homi Jehangir Bhabha". 21 Temmuz 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Ocak 2015. 
  8. ^ Ramachandra Guha (2008). India After Gandhi, page 216. Pan Macmillan Ltd., London. 
  9. ^ "Book of Members, 1780–2010: Chapter B" (PDF). American Academy of Arts and Sciences. 28 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 25 Haziran 2011. 
  10. ^ Rahman, Maseeh (1 Kasım 2011). "How Homi Bhabha's vision turned India into a nuclear R&D leader". Mumbai: Guardian. Erişim tarihi: 1 Mart 2012. 
  11. ^ "A future energy giant? India's thorium-based nuclear plans". Physorg.com. 1 Ekim 2010. 17 Ocak 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Mart 2012. 
  12. ^ Ganesan Venkataraman (1994). Bhabha and his magnificent obsessions, page 157. Universities Press. 
  13. ^ Edgar A. Haine (2000). Disaster in the Air. Associated University Presses. ss. 146-147. ISBN 978-0-8453-4777-5. 3 Ağustos 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Ocak 2015. 
  14. ^ "Homi Bhabha: The physicist with a difference". 13 Mayıs 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Ocak 2015. 
  15. ^ "BBC News - India diplomatic bag found in French Alps after 46 years". Bbc.co.uk. 30 Ağustos 2012. 27 Aralık 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Eylül 2012. 
  16. ^ "BBC News - Diplomatic bag contents revealed". Bbc.co.uk. 21 Ekim 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Eylül 2012. 
  17. ^ "Homi Bhabha's Malabar Hill bungalow up for sale". 28 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Ocak 2015. 
  18. ^ "Godrej Family Buys Bhabha Bungalow For Rs. 372 Cr". Bloomberg TV India. 19 Ocak 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Ocak 2015. 
  19. ^ "Protesting in Memoriam". Open Magazine. 23 Nisan 2014. 20 Nisan 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 19 Ocak 2015. 

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

Fizik, maddeyi, maddenin uzay-zaman içinde hareketini, enerji ve kuvvetleri inceleyen doğa bilimi. Fizik, Temel Bilimler'den biridir. Temel amacı evrenin işleyişini araştırmaktır. Fizik en eski bilim dallarından biridir. 16. yüzyıldan bu yana kendi sınırlarını çizmiş modern bir bilim olmasına karşın, Bilimsel Devrim'den önce iki bin sene boyunca felsefe, kimya, matematik ve biyolojinin belirli alt dalları ile eş anlamlı olarak kullanılmıştır. Buna karşın, matematiksel fizik ve kuantum kimyası gibi alanlardan dolayı fiziğin sınırlarını net olarak belirlemek güçtür.

<span class="mw-page-title-main">Arthur Compton</span> Amerikalı fizikçi (1892 – 1962)

Arthur Holly Compton, 1927'de elektromanyetik radyasyonun parçacık doğasını gösteren Compton etkisinin keşfi ile Nobel Fizik Ödülü kazanmış Amerikalı fizikçidir. Zamanında çok dikkat çeken bir buluştur. Işığın dalga doğası o zamanlarda iyi anlaşılmış olsa da ışığın hem dalga hem parçacık olabileceği fikri kolay kabul görmemiştir. Kendisi ayrıca Manhattan Projesindeki Metallurji Laboratuvarının başı ve 1945 ile 1953 seneleri arasında St. Louis Washington Üniversitesi Rektörüdür.

<span class="mw-page-title-main">Nötron</span> Yüke sahip olmayan atomaltı parçacık

Nötron, sembolü n veya n⁰ olan, bir atomaltı ve nötr bir parçacıktır. Proton ile birlikte, atomun çekirdeğini meydana getirir. Bir yukarı ve iki aşağı kuark ve bunların arasındaki güçlü etkileşim sayesinde oluşur. Proton ve nötron yaklaşık olarak aynı kütleye sahiptir fakat nötron daha fazla kütleye sahiptir. Nötron ve protonun her ikisi nükleon olarak isimlendirilir. Nükleonların etkileşimleri ve özellikleri nükleer fizik tarafından açıklanır. Nötr hidrojen atomu dışında bütün atomların çekirdeklerinde nötron bulunur. Her atom farklı sayıda nötron bulundurabilir. Proton ve nötronlar, kuarklardan oluştukları için temel parçacık değildirler.

<span class="mw-page-title-main">Muhammed Abdüsselam</span> Pakistanlı fizikçi (1926-1996)

Muhammed Abdüsselam, elektrozayıf etkileşim ile ilgili çalışmalara katkılarından dolayı 1979 yılında Nobel Fizik Ödülünü paylaşan kuramsal fizikçidir. Abdüsselam Nobel Ödülü kazanan ilk Pakistanlı ve Mısırlı Enver Sedat'tan sonra Nobel Ödülü kazanan ilk Müslüman olmakla birlikte fen alanında bu ödülü kazanan ilk Müslüman olarak tanındı.

Antimadde, karşı madde veya karşıt madde, maddenin ters ikizi. Paul Dirac denklemiyle ortaya çıkarılmış ve daha sonraki gözlemlerle de varlığı doğrulanmıştır. Antimadde en basit hâliyle normal maddenin zıddıdır. Antimaddenin atomaltı parçacıkları, normal maddeye göre zıt özellikler taşımaktadır. Bu atomaltı parçacıkların elektrik yükleri, normal maddenin atomaltı parçacıklarının tam tersidir. Antimadde, Büyük Patlama'dan sonra normal maddeyle birlikte oluşmuştur; fakat sebebinin ne olduğunu bilim insanları tam anlamıyla bilemeseler de evrende oldukça nadir bulunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Spektroskopi</span>

Spektroskopi elektromanyetik radyasyon ile maddenin etkileşiminin radyasyonun dalga boyu veya frekansının bir fonksiyonu olarak ortaya çıkan elektromanyetik spektrumu (tayf) ölçen ve yorumlayan bir çalışma alanıdır. Başka bir deyişle, elektromanyetik spektrumun tüm bantlarında görünür ışıktan kaynaklı olarak meydana gelen bir kesin renk çalışmasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Ernest Lawrence</span>

Ernest Orlando Lawrence,, 1939 yılında icadı siklotron ile Nobel Fizik Ödülü kazanmış olan, Amerikalı nükleer fizikçi. Manhattan Projesi için yaptığı uranyum izotop ayırma üzerindeki çalışması, Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuvarı ve Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı kuruluşundaki katkıları ile tanınmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Isidor Isaac Rabi</span> Amerikalı fizikçi (1898 – 1988)

Isidor Isaac Rabi, manyetik rezonans görüntülemede (MRI) kullanılan nükleer manyetik rezonansı keşfetmesiyle 1944'te Nobel Fizik Ödülü'nü kazanan Amerikalı bir fizikçiydi. Aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri'nde mikrodalga radarında ve mikrodalga fırınlarda kullanılan boşluk magnetronu üzerinde çalışan ilk bilim insanlarından biriydi.

<span class="mw-page-title-main">Walther Bothe</span> Alman nükleer fizikçi, Nobel Ödülünü Max Born ile paylaştı

Walther Wilhelm Georg Bothe, 1954'te Max Born ile Nobel Fizik Ödülü'nü paylaşan bir Alman nükleer fizikçiydi.

<span class="mw-page-title-main">Nükleer fizik</span> atom çekirdeğinin yapısı ve davranışı ile uğraşan fizik alanı

Nükleer fizik veya çekirdek fiziği, atom çekirdeklerinin etkileşimlerini ve parçalarını inceleyen bir fizik alanıdır. Nükleer enerji üretimi ve nükleer silah teknolojisi nükleer fiziğin en çok bilinen uygulamalarıdır fakat nükleer tıp, manyetik rezonans görüntüleme, malzeme mühendisliğinde iyon implantasyonu, jeoloji ve arkeolojide radyo karbon tarihleme gibi birçok araştırma da nükleer fiziğin uygulama alanıdır.

<span class="mw-page-title-main">Nötrino</span> atom altı ya da temel parçacıklardan biri

Nötrino, ışık hızına yakın hıza sahip olan, elektriksel yükü sıfır olan ve maddelerin içinden neredeyse hiç etkileşmeden geçebilen temel parçacıklardandır. Bu özellikleri nötrinoların algılanmasını oldukça zorlaştırmaktadır. Nötrinoların çok küçük, ancak sıfır olmayan durgun kütleleri vardır. Yunan alfabesindeki ν (nü) ile gösterilir.

<span class="mw-page-title-main">Carl Anderson (fizikçi)</span> Amerikalı fizikçi (1905 – 1991)

Carl David Anderson, Amerikalı fizikçidir. 1932 yılında pozitronu, 1936'da ise müonu keşfetti. 1936 yılında Pozitronların üretimi ve özellikleri araştırması sayesinde Nobel Fizik Ödülü'nü almaya hak kazanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Clinton Davisson</span> Amerikalı fizikçi (1881 – 1958)

Clinton Joseph Davisson, elektron kırınımı keşfi ile 1937 yılında Nobel Fizik Ödülünü alan Amerikalı fizikçidir. Davisson ödülü bağımsız olarak kendi ile aynı anda elektron kırınımını keşfeden George Paget Thomson ile paylaşmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Paul Scherrer Enstitüsü</span> İsviçrede bir araştırma enstitüsü

Paul Scherrer Institute (PSI) ETH Zürih ve EPFL'yi de kapsayan İsviçre ETH-Komplex'e ait çok disiplinli bir araştırma enstitüsüdür. 1960'ta kurulan EIR ve 1968'de kurulan SIN birleştirilmesi ile 1988 yılında kurulmuştur.

Nükleer bağlanma enerjisi, atomun çekirdeğini bileşenlerine ayırmak için gereken enerjidir. Bu bileşenler nötron, proton ve nükleondur. Bağ enerjisi genelde pozitif işaretlidir çünkü çoğu çekirdek parçalara ayrılmak için net bir enerjiye ihtiyacı vardır. Bu yüzden, genelde bir atomun çekirdeğinin kütlesi ayrı ayrı ölçüldüğünde daha azdır. Bu fark nükleer bağlanma enerjisidir ki bu enerji birbirini tutan bileşenlerin uyguladığı kuvvet tarafından sağlanır. Çekirdeği bileşenlerine ayırırken, kütlenin bir kısmı büyük bir enerjiye dönüştürülür bu yüzden bir kısım kütle eksilir, eksik kütlede bir fark yaratır çekirdekte. Bu eksik kütle, kütle eksiği diye bilinir ve çekirdek oluşurken çıkan enerjiye takabül eder.

<span class="mw-page-title-main">Robert Fox Bacher</span> Amerikalı nükleer fizikçi

Robert Fox Bacher, Amerikalı nükleer fizikçi Loudonville, Ohio'da doğdu. Lisans eğitiimini ve doktorasını Michigan Üniversitesi'nde tamamladı. 1930'da Atomik Düzeyde Aşırı İnce Yapının Zeeman Efekti hakkındaki doktora tezini Samuel Goudsmit'in danışmanlığında yazdı. Mezuniyeti ardından, Caltech'te ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde çalışmaya başladı, Columbia Üniversitesi'nin iş teklifini kabul etti. 1935'te, Hans Bethe ile beraber Cornell Üniversitesi'nde çalışmaya başladı. Cornell'da Hans ile beraber kitabı Nuclear Physics. A: Stationary States of Nuclei (1936) üzerinde çalışmalara başladı. Bu kitap "Bethe'nin İncili" olarak bilinecek olan 3 kitabın ilkiydi.

<span class="mw-page-title-main">Mark Oliphant</span> Avustralyalı fizikçi ve siyasetçi (1901 – 2000)

Sör Marcus ‘’Mark’’ Laurence Elwin Oliphant Avustralyalı fizikçi ve hümanist. Nükleer füzyonun ilk deneysel gösterimlerinde ve nükleer silahların geliştirilmesinde büyük rol oynamıştır. Güney Avustralya'da Adelaide’de doğmuştur. Oliphant 1922 yılında Adelaide Üniversitesi’nden mezun olmuştur. 1927 yılında 1851 Sergileme Ödülü’nü, cıva üzerinde yaptığı dayanım deneyleri sayesinde kazandı ve İngiltere Cambridge Üniversitesi Cavedish Laboratuvarı'nda Sör Ernest Rutheford’un öğrencisi olarak çalışmaya gitti. Cavendish Laboratuvarı'nda parçacık hızlandırıcısını kullanarak, ağır hidrojen çekirdeğini çeşitli hedeflere ateşlemiştir. Helyum-3 ve trityum çekirdeğini keşfetmiştir. Ayrıca bu iki çekirdeğin reaksiyonu sonucunda, parçacıkların başlangıç enerjilerinden daha fazla enerji açığa çıkardığını keşfetmiştir. Enerji çekirdeğin içinden ayrı değerlendirilmiştir ve Oliphant bunun nükleer füzyonun bir sonucu olduğunu anlamıştır.

Atomik, moleküler ve optik fizik, bir ya da birkaç atomun ölçeğinde, madde-madde ve ışık-madde etkileşimi çalışmadır ve enerji, birkaç elektron voltları etrafında ölçeklenir. Üç alanla yakından ilişkilidir. AMO teorisi, klasik, yarı klasik ve kuantum işlemlerini kapsar. Tipik olarak, teori ve emisyon uygulamaları, elektromanyetik yayılım ve emilme, spektroskopi analizi, lazer ve mazerlerin kuşağı ve genel olarak maddenin optik özellikleri, uyarılmış atom ve moleküllerden, bu kategorilere ayrılır.

<span class="mw-page-title-main">Artem Alihanyan</span>

Artem Isahaki Alikhanyan Sovyet asıllı fizikçi. Yerevan Fizik Enstitüsü'nün ilk kurucularından ve ilk müdürüdür. Ermenistan Bilim Akademisi'nde akademisyen ve SSCB Bilimler Akademisi üyesi olmuştur. Pyotr Kapitsa, Lev Landau, Igor Kurçatov, Abram Alihanov ve diğer bilim adamlarıyla birlikte Sovyetler Birliği'nde nükleer fiziğin temelini atmıştır ve Ermeni fiziğinin babası olarak da bilinir.

<span class="mw-page-title-main">Toryum bazlı nükleer enerji</span>

Toryum bazlı nükleer enerji üretimi, verimli öncül element toryumdan üretilen izotop uranyum-233'ün nükleer bölünmesiyle beslenir. Bir toryum yakıt çevrimi, toryum bolluğu, üstün fiziksel ve nükleer yakıt özellikleri ve azaltılmış nükleer atık üretimi dahiluranyum yakıt çevrimine göre çeşitli potansiyel avantajlar sunabilir. Toryum yakıtının bir avantajı, düşük silahlanma potansiyelidir; büyük ölçüde toryum reaktörlerinde tüketilen uranyum-233/ 232 ve plütonyum-238 izotoplarını silah haline getirmek zordur.