İçeriğe atla

Herpesvirus stomatitleri

Herpes simplex infeksiyonları

Stomatitlere neden olan çeşitli virüsler arasında Herpesvirus ailesi önemli bir yer tutar. HHV1 ya da Herpes simplex 1 (HSV1) olarak bilinen etken, çoğu Herpesvirus'ler gibi yakın temasla (öpüşme, cinsel ilişki, vb) bulaşır. Enfekte olan hastaların büyük bölümünde (~%90) herhangi bir klinik bulguya rastlanmaz; ancak bazılarında ağızda ve ağız çevresi dokularda veziküllü ve ülserli lezyonlar oluşur (primer herpetik gingivostomatit). Hastalığın gerilemesi ve iyileşmesinden sonra trigeminal gangliyona yerleşerek gizlenen virüs, çeşitli streslerin (aşırı ısı değişiklikleri, güneş ışınları, ateşli hastalıklar, menstrüasyon, immunosupresyon, vb) etkisiyle aktif hale gelir; özellikle dudak kırmızısı-deri sınırında (vermilion) veziküllü lezyonlar oluşturur (sekonder herpes simplex infeksiyonu). HHV1 ile enfekte oldukları halde primer herpetik gingivostomatit tablosu görülmeyen insanlarda, sekonder herpes simplex infeksiyonu ortaya çıkabilir.[1][2][3][4]

UÇUK: Herpes labialis

HHV2, daha çok genital organları etkileyen infeksiyonlara neden olur (genital herpes). Oral seks yoluyla ağız mukozasına ulaşan HHV2'nin neden olduğu tablonun klinik özellikleri HHV1 enfeksiyonundan ayırdedilemez. Genital herpes infeksiyonu olan gebeliklerde, bebeğin korunması için doğumun Caesarean ile gerçekleştirilmesi önerilir.[1][2][3][4]

HHV1 ve HHV2 lezyonlarında PAP smear yöntemi mikroskopik tanıda yardımcı olabilir; veziküllerden alınan sıvının yayma preparatlarında (Tzanck preparatı), yangı hücreleri ve intranükleer eozinofilik inklüzyon cisimcikleri (Cowdry A) içeren dev hücreleri Herpesvirus lezyonları için tipiktir. Doku kesitlerinin mikroskopik incelemesinde, bazal hücrelerde vakuollü dejenerasyon ve intraepitelyal veziküller saptanır. Cowdry A tipi inklüzyon cisimcikleri içeren dev hücreleri görülür.[4][5][6]

Primer herpetik gingivostomatit

ZONA: Herpes zoster

HHV1'in organizmaya ilk girişinden 1-2 hafta sonra beliren, genellikle 1-3 yaşlarındaki çocuklarda görülen veziküllü bir infeksiyon hastalığıdır. Lezyonların çoğu ağız mukozası ve dudaklarda saptanır, tabloya deri lezyonları da eklenebilir. Ağız mukozası lezyonlarının büyük bölümü sert damak ve dişeti yerleşimi gösterir. Veziküllerin belirmesi ile birlikte ateş, baş ve eklem ağrıları ile lenfadenomegali saptanır. Eritemli bir zemin üzerindeki veziküller kısa sürede 1–3 mm çapındaki erozyonlara dönüşürler (bu nedenle bazı hastalarda intraoral vezikül görülemez). Klinik bulgular 10 gün gibi bir süre içinde geriler, erozyonlar iz bırakmadan iyileşir.[4][5][6]

Ayırıcı tanı: 3 stomatit türü ön plana çıkar;

Nekrotizan ülseratif gingivitis'te dişler arasındaki dişeti papili (interdental papilla) nekrotiktir, oysa "primer herpetik gingivostomatit"lerde interdental papilla etkilenmez. Aftöz stomatit olgularında ateş yoktur ve daha önce geçirilmiş aft atakları saptanırken, Primer herpetik gingivostomatitler'de ateş vardır ve hastanın öyküsünde başkaca bir ataktan söz edilmez. Erythema multiforme'deki ülserler daha geniş yüzeylidir, dişetleri etkilenmez, vezikül oluşumu görece seyrektir.[4][5][6]

Ayrıntılı ayırıcı tanı çalışmalarında, monoklonal antikorlardan yararlanılan immunhistokimya teknikleri ve DNA-in situ hibridizasyon tekniği uygulanır.[4][5][6]

Sekonder (yineleyen) HHV1 infeksiyonu (herpes simplex; herpes labialis)

Hastaya daha önce bulaşmış ve trigeminal gangliyona yerleşerek latent durumdaki HHV1'in aktivasyonu sonrasında ortaya çıkar. Ansızın beliren ısı değişiklikleri, güneş ışınları, ateşli hastalıklar, menstrüasyon, immunosupresyon, fiziksel travma gibi bağışıklık sistemini olumsuz etkileyen nedenlerle aktive olan virüs, özellikle dudaklarda vermilion çizgisine gelir, bu bölgedeki epitel hücrelerine girerek veziküllü lezyonlar oluşturur. Veziküllerin bir bölümü açılır ve üzerlerinde yara kabuğu (crusta inflammatoria) oluşur. 1-2 hafta içinde iz bırakmadan iyileşir. Atakların yineleme sıklığı her hastada farklıdır.[4][5][6]

İmmunosupresyon bulgularının saptandığı hastalarda, sert damak erozyonlarının eşlik ettiği stomatitlere rastlanır. Bu hastalardaki erozyonlar güç iyileşir, sekonder enfeksiyonlar eklenebilir, lezyonlar özofagusa dek ilerleyebilir. Transplantasyon sonrası ortaya çıkan herpes virüs infeksiyonlarında ekzofitik tümörlere benzeyen dil lezyonları görülebilir.[4][5][6][7][8]

Suçiçeği (varicella) stomatiti

HHV3 kökenli infeksiyon hastalığıdır. Vezikül olarak başlayan kaşıntılı lezyonlar daha sonra irinle dolar (püstüle dönüşür); veziküler ve püstüler lezyonlar birlikte görülür. Mukoza lezyonlarına rastlanabilir. Klinikte lökopeni saptanması ve veziküllerde Herpesvirüs inklüzyonlarının görülmesi önemli bulgulardır. 2-3 hafta içinde iz bırakmadan iyileşir. Latent duruma geçen HHV3, özellikle sensitif sinirlerde ve gangliyonlarda saklanır. Bağışıklık sistemindeki aksamalar (kanser, immunosupresyon) ve m.spinalis operasyonlarına bağlı travmalarla aktifleşen virüs, zona (herpes zoster) hastalığına neden olur.[4][5][6]

Suçiçeği olan çocuklardaki ağız mukozası lezyonları genellikle çok sayıda erozyonlardan oluşur. Deri lezyonlarının kaşıntılı oluşu ve saçlı deri lezyonlarının varlığı, ayırıcı tanıda önemli bulgulardır.[4][5][6]

Kaynakça

  1. ^ a b Whitley RJ. Herpesviruses. In “Medical Microbiology, (Editor: S. Baron S), 4th edition. University of Texas Medical Branch at Galveston, Texas, 1996
  2. ^ a b Adams MJ, Carstens EB. Ratification vote on taxonomic proposals to the International Committee on Taxonomy of Viruses. Archives of Virology, 157(7): 1411–1422, 2012
  3. ^ a b Murray PR, Rosenthal KS, Pfaller MA. Medical Microbiology, 5th edition, Elsevier-Mosby, St Louis, 2005
  4. ^ a b c d e f g h i j Çöloğlu AS. Oral Patoloji (Ağız Patolojisi). Yeditepe Üniversitesi Yayınları, Mor Ajans, İstanbul, 2007
  5. ^ a b c d e f g h Neville BW, Damm DD, Allen CM, Chi AC. Oral and Maxillofacial Pathology, 4th edition. Elsevier, St.Louis, 2016
  6. ^ a b c d e f g h Regezi JA, Sciubba J, Jordan RCK. Oral Pathology: Clinical Pathologic Correlations, 7th edition. Elsevier, St.Louis, 2016
  7. ^ Flaitz CM, Nichols CM, Hicks MJ. Herpesviridae-associated persistent mucocutaneous ulcers in acquired immunodeficiency syndrome. A clinicopathologic study. Oral Surgery, Oral Medicine, Oral Pathology, Oral Radiology, and Endodontology, 81:433-441, 1996
  8. ^ Nicolatou-Galitis O, Dardoufas K, Markoulatos P, et al. Oral pseudomembraneous candidiasis, herpes simplex virus-1 infection, and oral mucositis in head and neck cancer patients receiving radiotheraphy and granulocyte-macrophage colony-stimulating facto (GM-CSF) mouthwash. Journal of Oral Pathology & Medicine, 30:471-480, 2001

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">HIV/AIDS</span> HIV virüsünün sebep olduğu bulaşıcı ölümcül hastalık

AIDS, ilk kez 1980'lerin başında Orta ve Güney Afrika'da gündeme gelen ve giderek ürkütücü boyutlara ulaşan, etkeni HIV (İngilizce: Human Immunodeficiency Virus / Türkçe: İnsan bağışıklık yetmezliği virüsü) olan bir enfeksiyon hastalığıdır. HIV, bağışıklık sistemindeki akyuvarların (özellikle CD4+ lenfositler) yapısını bozarak ve sayısını azaltarak vücudun enfeksiyonlara karşı direncini ortadan kaldırır.

Stomatitis, ağzın ve dudakların inflamasyonudur. Aft olsun ya da olmasın, ağız veya dudak mukozalarını etkileyen herhangi bir inflamatuar durumu ifade eden genel bir terimdir. Kişinin yemesini, konuşmasını ve uyumasını zorlaştırır. Dil, diş etleri ve dudak da dâhil ağzın herhangi bir yerinde ortaya çıkabilir.

Pamukçuk ya da oral kandidiyaz (oral candidiasis), Candida albicans mantarının ağız mukozasında yaptığı enfeksiyondur. "Pamukçuk" adı genelde bebeklerin ağzında görülen enfeksiyon için kullanılmakla beraber yetişkinlerin ağzında veya boğazında meydana gelen kandida enfeksiyonları için de kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Belsoğukluğu</span> Neisseria gonorrhoeae bakterisinin neden olduğu döl ve idrar yollarında görülen bulaşıcı hastalık

Belsoğukluğu (Gonore), Neisseria gonorrhoeae bakterisinin neden olduğu, özellikle döl ve idrar yollarını etkileyen, cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların ikinci en bulaşıcı olanıdır; ilk sırayı klamidya enfeksiyonu alır.

<span class="mw-page-title-main">Herpes simpleks virüsü</span> Herpesviridae familyasından uçuğa sebep olan virüs

Herpes simpleks, Herpesviridae familyasına ait, uçuk nedeni olan bir virüstür. Herpes ismi Yunancadan ("Herpeine") gelmektedir ve de anlamı sürünmek ya da emeklemektir. Antik Yunan zamanından beri tanınan bu virüs sık sık insanları enfekte etmektedir. Bu enfeksiyonlar; hafif komplikasyonsuz mukokutanözif hastalıklardan, ölümcül olan enfeksiyonlara kadar değişebilir.

<span class="mw-page-title-main">Kaposi sarkomu</span>

Kaposi sarkomu, insan herpes virüsü 8 (HHV8) olarak da bilinen Kaposi sarkomu herpes virüsünün (KSHV) neden olduğu bir damar tümörüdür. İlk defa 1872'de Macar dermatolog Moritz Kaposi tarafından tanımlanmıştır. 1980'lerde HIV/AIDS'in Batı dünyasında da yayılmaya başlamasıyla birlikte görülme sıklığı da artmıştır. Etkeni olan virüs (KSHV) ise 1994'te tanımlanmıştır.

Bağışıklık yetmezliği veya bağışıklık eksikliği, bağışıklık sisteminin herhangi bir nedenle baskılanması ve doğal davranışlarının kısıtlanması sonucunda savunma sistemi elemanları arasındaki koordinasyonun bozulması olgusudur. Memelilerin fizyolojik savunma sistemi 3 ana parçadan oluşur:

Ramsay Hunt sendromu akut fasiyal nöropati kümesine özgü sendromlardan biridir. Hastaların çoğu orta yaşın üzerindedir. Yüz ve ağız lezyonları olan Herpes zoster'li hastalarda N. facialis ve ganglion geniculatum etkilenmesi sonrasında ortaya çıkar.

İlaç stomatitleri, günümüzde kullanımı giderek artan ilaçlar ve bitkisel kökenli destek maddelerinin yan etkileri sonucu ağız mukozasında beliren klinik tablolardır; “oral mukozit” tanımlaması da kullanılmaktadır. İlaçların içerdiği maddeler, tüm organizmada istenmeyen önemli reaksiyonlara neden olabilmektedir (adverse drug reactions). İstatistiksel veriler, hastane acil servislerine getirilen hastaların ortalama %3'ünde bu tür reaksiyonlara bağlı yakınmaları olduğunu göstermektedir. Yan etkisi olmayan ilaç yoktur, ancak bazı insanlar bazı ilaçlara karşı daha duyarlıdır. İlaç stomatitlerinin çok büyük bir bölümü, kullanılan ilacın kesilmesi ya da dozajının yenilenmesini gerektirir.

Alerjik stomatit, olguları kontakt dermatitlere benzer mekanizmayla ortaya çıkan patolojilerdir: bir maddenin deriye ya da mukozaya temas ettiği yerde oluşan alerjik nitelikteki yangısal tepkilerdir.

Üremik stomatit ya da Üremi stomatiti, kronik böbrek yetmezliği olan hastalarda kandaki üre düzeyinin yükselmesi olgusuna üremi (azotemi) adı verilir. Tükürük salgısıyla ağız boşluğuna ulaşan üre, ortamdaki canlı etkenlerin ürettiği "urease" enzimiyle indirgenir, serbest amonyak açığa çıkar. Ağız kuruluğu ve yanma duyusu, dişeti kanamaları, tat bozuklukları ve ağrı yakınmaları olan hastaların nefesinde amonyak kokusu vardır. Bu bulgular diabetik nefropatide çok daha güçlüdür. Hemodiyalizle birlikte lezyonlar silinir.

Dev hücreli reparatif granülom ya da dev hücreli granülom, çoğunlukla dişetleri ya da çene kemiklerinde ortaya çıkan, nedeni kesin olarak bilinmeyen oluşumlardır; son yıllarda yüz kemiklerinde, el ve ayak parmak kemiklerinde ortaya çıkan dev hücreli lezyonların reparatif granülom olguları bildirilmektedir. Adlandırılmasındaki en önemli öge, mikroskopik incelemede çok sayıda osteoklastik dev hücresinin bulunmasıdır. Kemik içinde oluşanlar “santral tip”, dişetlerinde meydana gelenlerse “periferik tip” olarak nitelenirler. Kökenleri tartışmalıdır; onarım dokusu, displazi, tümör ya da reaktif lezyon oldukları düşünülmekte, ancak kesin ayrım yapılamamaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Dişeti büyümeleri</span>

Dişeti büyümeleri, dişler arasında yer alan piramit biçimindeki dişetlerinin büyümesidir.

Fiziksel nedenlere bağlı stomatitler ağız mukozasında ısı değişikliklerinin (termal) ya da elektrik akımının neden olduğu yanıklar ile mekanik travmaların yol açtığı yangılardır.

Ağız yoluyla alınan asit ve alkaliler ile bazı kimyasal maddelerin, mukozada nekroza dek varabilen etkileri saptanır. Maddenin etkisi konsantrasyonuna ve etki süresine bağlıdır.

Canlı etkenlerin neden olduğu stomatitler iki biçimde ortaya çıkarlar: (i) Ağız boşluğunun primer enfeksiyonu; (ii) Sistemik bir enfeksiyonda ağız boşluğunun etkilenmesi.

Fusospiroket stomatiti (Vincent stomatiti; nekrotizan ülseratif gingivitis; NUG), Bacillus fusiformis ile Vincent spiroketinin birlikte yaptığı ülserli bir infeksiyon hastalığıdır. Özellikle büyük savaşlara katılan askerlerde görülmüş olan kitlesel infeksiyonlar (siper ağzı; trench mouth), çağımızda AIDS'le birlikte yeniden alevlenmiştir. Gençlerde görece sıktır.

<span class="mw-page-title-main">Noma</span>

Noma (cancrum oris), anaerobik canlı etkenlerin neden oldukları gangrenli bir stomatittir. Çoğunlukla bağışıklık sistemi defektlerine neden olan sistemik hastalıklarda ve beslenme bozukluğu içindeki çocuklarda görülür. Fusobacterium necrophorum ve Prevotella intermedia olarak bilinen bakreilerin neden olduğu “nekrotizan ülseratif gingivitis” bulgularıyla başlayan dişeti lezyonları hızla yayılır. Bazı olgularda başlangıç yeri yanak mukozasıdır. Yenidoğan lezyonlarına neden olan etken Pseudomonas aeruginosa'dır. Yaygın nekrozlar nedeniyle yumuşak dokuların büyük bölümü ortadan kalkar, kemik dokusu açığa çıkar. Etkilenen dişler sallanır ve dökülür.

<span class="mw-page-title-main">Tüberküloz stomatiti</span>

Tüberküloz stomatiti, Mycobacterium tuberculosis olarak tanımlanan bakterinin neden olduğu tüberküloz hastalığının ağız mukozasındaki lezyonlarıdır. Günümüzde anti-tüberküloz ilaçlara dirençli mikobakteri türlerinin ortaya çıkması, AIDS ve beslenme bozukluğu gibi vücut direncini kıran risk faktörlerinin etkisiyle yeni hasta sayısında artışlar görülmektedir.

Herpes simpleks, herpes simpleks virüsünün neden olduğu bir enfeksiyon hastalığıdır. Enfeksiyonlar, vücudun enfekte olan kısmına göre kategorize edilir. Oral uçuk, yüzü veya ağzı içerir. Genellikle uçuk veya gruplanmış küçük kabarcıklara neden olabilir veya sadece boğaz ağrısına neden olabilir. Genellikle basitçe herpes olarak bilinen genital herpes, minimal semptomlara sahip olabilir veya küçük ülserlerle sonuçlanan kabarcıklar oluşturabilir. Bunlar tipik olarak iki ila dört hafta içinde iyileşir. Kabarcıklar ortaya çıkmadan önce karıncalanma veya ağrılar oluşabilir. Herpes, aktif hastalık dönemleri arasında döngü yapar ve arada semptomsuz dönemler mevcuttur. İlk bölüm genellikle daha şiddetlidir ve ateş, kas ağrıları, şişmiş lenf düğümleri ve baş ağrıları ile ilişkilendirilebilir. Zamanla, aktif hastalık ataklarının sıklığı ve şiddeti azalır. Herpes simpleksin neden olduğu diğer bozukluklar şunları içerir: parmakları tuttuğunda herpetik dolama gözün herpes enfeksiyonu, beynin herpes enfeksiyonu ve yenidoğanı etkilediğinde yenidoğan herpes enfeksiyonu.