İçeriğe atla

Henri Matisse

Henri Matisse
Henri Matisse, 1933
Genel bilgiler
Doğum adıHenri Émile Benoît Matisse
Doğum31 Aralık 1869(1869-12-31)
Le Cateau-Cambrésis, Fransa
Ölüm3 Kasım 1954 (84 yaşında)
Nice, Fransa
UyrukFransız
AlanıResim, Baskı, Heykel
Katıldığı akımlarPost-empresyonizm
Fovizm
Ünlü yapıtlarıŞapkalı Kadın (1905)
La Danse (1909)
Kollarını Kaldıran Cariye (1923)
Arap Kahvesi
İmzası

Henri Matisse (okunuşu: anri matis) (d. 31 Aralık 1869 – ö. 3 Kasım 1954) 20. yüzyılın en önemli ressamlarından. Renkleri büyük bir ustalıkla kullanışıyla Picasso ve Kandinsky ile birlikte, modern sanatın en büyük sanatçılarından biri kabul edilir.

Matisse 1869 yılının son gününde kuzey Fransa'da dünyaya geldi. 1887 - 1888'de Paris'te hukuk eğitimi alan Matisse, ertesi yıl Saint Quentin'de bir avukatın yanında asistanlık yapmaya başladı. Aynı zamanda, sabah erken saatlerde École Quentin de la Tour'da çizim kurslarına devam etti. Ancak 1890 yılında geçirdiği apandisit ameliyatının ardından büyük ölçüde yatakta geçen bir dönem yaşadı ve bu sırada resim uğraşı giderek bir tutku haline dönüştü.

Böylece, 1891 yılında hukuk alanındaki kariyerine son vererek tamamıyla resme yöneldi ve Paris'e giderek Academie Julian'da William Bourgereau'nun sınıfına kaydoldu. Aynı zamanda kısa bir süre sonra, École des Arts Décoratifs'e yazıldı, 1895 yılında sınavı kazanarak resmen Moureau'nun öğrencisi oldu.

Matisse bu dönemde, kendisi gibi ressam olan komşusu Emile Wery ile birlikte Fransa'nın Brötanya bölgesini ziyaret etti. Daha önce Gauguin gibi öncü sanatçılara esin kaynağı olan Brötanya'dan dönüşünde Matisse, saf prizmatik renklere ilgi duymaya başladı. 1897 yılında, Musée du Luxembourg'da izlenimcileri keşfetmesi de onun sanat hayatı açısından önemli bir dönüm noktası oldu.

1898 yılında, kendisine dört yıl önce bir kız çocuğu vermiş olan Amelie Parayre ile evlenen Matisse, Camille Pissarro'nun tavsiyesi üzerine balayında Turner'ın resimlerini görmek üzere Londra'ya gitti. Paris'e döndükten sonra ilkbahar ve yaz aylarını geçirmek üzere Korsika'ya geçti ve burada Akdeniz ışığı, renklerine yeni bir parlaklık kazandırdı.

1900 - 1904 yılları arasındaki dönemde, Cezanne'ın Mattisse üzerinde kesin bir etkisi vardır. Matisse, bu sırada sergilere de katılmaktaydı; 1903'te Salon d'Automne'a (Sonbahar Salonu) resim verdikten sonra 1904 yılında Vollard'ın galerisinde ilk kişisel sergisini gerçekleştirdi. Cezanne, Van Gogh, Picasso ve modern sanatın öncüsü sayılan daha birçok sanatçıya henüz tanınmadan sahip çıkan Vollard'ın galerisinde sergi açmak, en azından kısıtlı fakat öncü bir sanat ortamının ilgisini uyandırmış olmalıdır.

Matisse 1905 yılı yazını Derain ve bir süre Vlamick'le birlikte Akdeniz kıyısında bir balıkçı kasabası olan Collioure'da geçirdi. Akdeniz, hayatı boyunca Matisse için sanatına güç veren bir çekim merkezi oldu. Derain, Vlaminck ve Marquet ile birlikte, 1905 Paris Sonbahar Salonu sergisine katıldı. Bu sanatçı grubunun birbirine paralellik gösteren çalışmaları, şiddetli bir halk tepkisinin oluşmasına neden oldu ve eleştirmen Louis Vauxcelles bir yazısında onları pervasız renk seçimleri nedeniyle Fauves (Vahşiler) olarak niteledi. Bu tanımı kabul ederek kendilerine Fovist diyen sanatçılar, resimlerinde rengi temel unsur olarak kullanıyor ve saf rengin ifade gücünden yararlanmayı amaçlıyordu. Eleştirilerin hedefinde Matisse ve özellikle de onun Şapkalı Kadın adlı resmi yer aldı. Halkın ve tutucu sanat çevrelerinin tepkisini çeken bu resim, dönemin avangart sanatına ilgi duyan Stein'lar (Michael) tarafından satın alındı.

Matisse'in en sabırlı modeli olan karısı Bayan Matisse, onun bir diğer erken dönem başyapıtına da konu oldu. 1905 yılında tamamlanan Yeşil Çizgi[1] saf, yalın renkli düzlemlerle kurgulanmış kompozisyonuyla, sanatçının üslup eğilimini ortaya koymaktadır. Bu resimden kısa bir süre sonra Yaşama Sevinci[2] adlı büyük boyutlu yağlı boya çalışmayı gerçekleştirdi. Bu resimde, belirgin kontürlerle sınırlanmış nesne ve figürler, saf renklerle tanımlanmıştır. Matisse'in sanatının ana izleği, resimleri aracılığıyla yaşama sevincini yansıtmaktır ve bu doğrultuda renk, ışık ve resmin konusundan yararlanmayı amaçlar. Yaşama Sevinci, 1906 yılında Salon des Indépentants'da sergilendi ve yine tepkileri üzerine çekti. Paul Signac bile onun yanlış yönde ilerlediği görüşündedir. Buna karşılık Leo Stein, resmi modern zamanların baş yapıtı olarak nitelendirerek satın aldı.

1906 yılında Matisse tekrar Akdeniz'in çağrısına cevap verdi ve Cezayir'e giderek Biskra Vahası'nı ziyaret etti. Buradan resimlerinde faydalanacağı çiniler, kıyafetler ve diğer yöresel nesnelerle döndü. İslam ve doğu sanatı onun üzerinde belirgin bir etkiye sahip oldu.

Matisse sadece çinilere değil, doğu halılarına da ilgi duymuştur. Doğu halılarındaki dekoratif unsurlar, saf renkler, soyut biçimler ve düzeyler önem taşımaktaydı. Matisse'in resimlerindeki iki boyutluluk ve dekoratif unsurların artan önemi Gauguin'in 19. yüzyıl sonunda ortaya koyduğu tavrın bir devamı niteliğindeydi. 1908 yılında yaptığı Kırmızıdaki Uyum onun doğu sanatına ve dekoratif unsurlara verdiği önemin bir sonucudur. Resimde masa örtüsü ve duvarın kırmızı renkte olması ve mavi kıvrımlı motiflerin hem masada hem de duvar yüzeyinde tekrar etmesi, resim yüzeyinin iki boyutluluğunu vurgular. Sanatçı 1907-1909 yılları arasında ders verdiği bir resim okulu da açtı fakat daha sonra sanat çalışmalarına yoğunlaşabilmek amacıyla bunu kapattı. 1909 yılında, Moskovalı bir iş insanı olan ve Matisse'in resimlerini toplayan Shchukin ona resim sipariş etmiştir. Matisse'in Rus koleksiyoner için yaptığı Dans[3] ve Müzik[4] adlı büyük boyutlu çalışmalar; saf renk kullanımı, belirgin dış çizgilerle sınırlanmış figürleri ve yaşama sevincini yansıtan temalarıyla Matisse'in baş yapıtları arasında yer aldılar.

Dans'ta elele tutuşmuş daire şeklinde dans eden figür grubu ilginç bir şekilde Ambroggio Lorenzetti'nin Siena'da Palazzo Pubblico'nun duvarlarında yer alan iyi yönetim freskindeki dans eden figürleri anımsatır. Matisse, 1907 yılında bu şehri ziyaret ettiğinde Lorenzetti'nin büyük boyutlu freskini görmüş ve dans eden figürleri dikkatle incelemiş olmalıdır. Müzik ise her biri izleyiciye dönük düz mavi-yeşil bir fon üzerindeki beş adet kırmızı figürden oluşmuş oldukça sade bir kompozisyondur. Figürlerin dizilişleri belirgin bir biçimde notaların dizilişlerini andırır. Her iki resim de 1910'da Sonbahar Salonu'nda sergilendi.

1908 yılında Berlin'e giderek burada Alman dışavurumcuların çalışmalarını görme olanağını bulan Matisse, 1910 yılında bu kez Marquet ile birlikte Münih'i ziyaret etti ve İslam Sergisi'ni gezdi. Sergide özellikle halılardan etkilendi. 1911 tarihli Ressamın Ailesi,[5] bu etkilenmenin boyutlarını açık bir şekilde ortaya koyar. Resimde sanatçının karısı, kızı ve iki oğlu; kanepelerin, duvar kağıdının ve hepsinden önemlisi yerdeki halının dekoratif kalabalığı içerisinde adeta kaybolmaktadır. Aynı yıl yaptığı Kırmızı Stüdyo[6] ise, tek bir kırmızının iki boyuta indirgediği bir mekâna yerleştirilmiş ve sadece kontürleriyle tanımlanmış nesnelerden oluşmaktadır.

1911 ve 1912 kış aylarını Fas'da geçiren Matisse, bu coğrafyanın ve iklimin etkisiyle daha canlı ve ışıklı renkler kullanmaya başladı. Ancak 1914 yılında I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesi sanatında yepyeni bir evreyi gündeme getirdi. Resimlerinde biçimler giderek soyutlaşırken renkler koyulaşmaya ve siyah gölgeler artmaya başladı. 1914 tarihli Notre-Dame Görünümü[7] ve Collioure’da Fransız Penceresi bu dönemin başyapıtları olarak gösterilir.

Matisse, savaşın ardından zamanının büyük bölümünü Nice şehrinde geçirmeye başladı. 1918/19 tarihli Keman Kutulu İç Mekan[8] onun yeniden canlanan renk ve ışık ilgisini yansıtır. Bu dönemde ayrıca, dekoratif yönü ağır basan bir dizi Odalık resmi gerçekleştirmiştir.

1930'lu yıllar ile birlikte resimlerinde biçimler iyice yalınlaşmaya ve dekoratif unsurlar önem kazanmaya başladı. 1931-33 yıllarında gerçekleştirdiği ve üç parçadan oluşan büyük Dans frizi bunun en somut örneğidir. Dans'la birlikte 1935 tarihli Pembe Nü[9] ve 1939 tarihli Müzik[10] onun yinelenen temalarının farklı ele alınışlarıdır.

1940'lı yıllar II. Dünya Savaşı'na ve onu giderek yatağa bağımlı hale getiren hastalığına rağmen yoğun bir şekilde üretmeye devam ettiği bir dönem oldu. Jazz adlı kitap için 1947 yılında gerçekleştirdiği, kesilmiş kâğıt üzerine guaj tekniğindeki çalışmalar Matisse'in yerleşmiş sanat anlayışının farklı bir sunumunu oluşturur. İkarus[11] bu çalışmalardan belki de en tanınmış olanıdır. İlerlemiş yaşlarında gerçekleştirdiği çalışmalarından biri de 1943 yılından beri yaşamakta olduğu Vence'deki Rosarie Şapeli için yaptığı tasarımlardır. Kesilmiş renkli kâğıtlarla hazırladığı taslaklar şapelin vitrayları olarak uygulanmıştır. Ayrıca beyaz seramik yüzeyler üzerine siyah çizgilerle gerçekleştirdiği büyük ölçekler Meryem ve Çocuk İsa, Aziz Dominik ve Kutsal haçla ilgili desenler yer alır. Matisse hayatının son dönemlerinde kesilmiş renkli kâğıtlarla gerçekleştirdiği çalışmalara yoğunlaştı. İlerleyen yaşı ve onu neredeyse yatağa bağlayan hastalıklar eserlerini bu farklı teknikte uygulamasına neden olmuş olabilir. 1952 tarihli Mavi Nü[12] bu eserlerden en tanınmış olanıdır.

Dış bağlantılar

  1. ^ Bayan Matisse:Yeşil Çizgi 2 Kasım 2005 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  2. ^ Yaşama Sevinci 2 Kasım 2005 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  3. ^ Dans 21 Eylül 2005 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  4. ^ Müzik 12 Kasım 2005 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  5. ^ Ressamın Ailesi 19 Nisan 2005 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  6. ^ Kırmızı Stüdyo 4 Kasım 2005 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  7. ^ Notre-Dame Görünümü 9 Eylül 2005 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  8. ^ Keman Kutulu İç Mekan 5 Kasım 2005 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  9. ^ Pembe Nü 19 Kasım 2005 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  10. ^ Müzik 2 Kasım 2005 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  11. ^ İkarus 19 Kasım 2005 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  12. ^ Mavi Nü 12 Kasım 2005 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">İbrahim Çallı</span> Türk ressam

İbrahim Çallı, Türk ressam.

<span class="mw-page-title-main">İzlenimcilik</span>

İzlenimcilik veya empresyonizm, ışık, renk ve an kavramını öne çıkartan, doğadaki görünümlerin sürekli değişim içinde olduğundan herhangi bir zamanın herhangi bir anına denk gelen görünümün bir daha aynı şekilde görünemeyeceğini fikrini temel alan sanat akımdır.

<span class="mw-page-title-main">Bedri Rahmi Eyüboğlu</span> Türk ressam, şair ve yazar

Bedri Rahmi Eyüboğlu Türk ressam, yazar ve şairdir.

<span class="mw-page-title-main">Paul Cézanne</span> Fransız ressam (1839 – 1906)

Paul Cézanne, Fransız post-empresyonist ressam ve gezgin. Modern sanatın gelişmesine yaptığı katkılar ve etkisi nedeniyle çoğu zaman modern sanatın babası olarak anılmıştır. Empresyonizm ile kübizm arasında bir köprü oluşturmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Fovizm</span> 1900lerin başında Pariste Matisse öncülüğünde gelişen izlenimcilik karşıtı sanat akımı

Fovizm, 1898-1908 yılları arasında Henri Matisse tarafından Fransa'da geliştirilen bir sanat akımıdır. En önemli özelliği, tüpten çıkmış gibi çiğ ve bağıran renklerin doğrudan kullanımıdır.

<span class="mw-page-title-main">Pierre Auguste Renoir</span> Fransız heykeltıraş ve ressam (1841 – 1919)

Pierre Auguste Renoir, İzlenimcilik akımının başta gelenlerinden Fransız ressam.

<span class="mw-page-title-main">Henri Rousseau</span> Fransız ressam (1844 – 1910)

Henri Julien Félix Rousseau, naif veya primitif üslupta resimler yapan Fransız post-empresyonist ressam. Mesleği yüzünden Le Douanier olarak da bilinir. Rousseau hayatı boyunca alaya alınmasına karşın, ölümünden sonra, yüksek sanat değeri taşıyan resimler yapmış ve kendi kendini eğitmiş bir dâhi olarak kabul edilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Georges Seurat</span> Fransız ressam (1859 – 1891)

Georges Seurat, Fransız ressam. Akademik resim geleneğine bağlı Ard İzlenimci ve Noktacı (Pointillist) ressam.

<span class="mw-page-title-main">Edgar Degas</span> Fransız ressam (1834-1917)

Edgar Degas, tam adı Hilaire-Germain-Edgar Degas olan, Fransız ressam, heykeltıraş ve çizer. İzlenimcilik akımının kurucularından biri kabul edilse de ressam bu terimi reddedip gerçekçi olarak tanınmayı tercih ettiğini açıklamıştır. Tekniği başarılı bir ressam olan Degas, daha çok dans temalı resimleri ile tanındı. Çalışmalarının yarısından fazlası dansçılarla ilgiliydi. Bu çalışmaları aynı zamanda onun hareketin betimlemesindeki ustalığını gösteriyordu. Dans kadar at yarışları ve çıplak kadınlar çizmekte de başarılıydı. Portreleri de sanat tarihinin en başarılılarından kabul edilir.

<span class="mw-page-title-main">Camille Pissarro</span> Fransız ressam (1830-1903)

Jacob-Abraham-Camille Pissarro, izlenimci Fransız ressam. İzlenimcilik ve Art izlenimcilik akımlarına yaptığı katkıların dışında meslektaşlarına özellikle de Paul Cézanne ve Paul Gauguin'e verdiği destekle tanınır.

<span class="mw-page-title-main">Nuri İyem</span> Türk ressam

Nuri İyem,, Türk ressam ve toplumsal-gerçekçi sanat akımının önde gelen isimlerindendir.

<span class="mw-page-title-main">Paul Signac</span> Fransız ressam (1863 – 1935)

Paul Victor Jules Signac, Fransız neo-empresyonist ressam. Georges Seurat ile beraber puantilist (noktacı) stili geliştirmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Nazmi Ziya Güran</span> Türk ressam ve sanat eğitimcisi

Nazmi Ziya Güran, Türk ressam ve sanat eğitimcisi.

<span class="mw-page-title-main">Namık İsmail</span> Türk ressam

Namık İsmail, Türk ressam.

<span class="mw-page-title-main">Refik Epikman</span>

Refik Fazıl Epikman, Türk ressamdır.

<span class="mw-page-title-main">Zeki Kocamemi</span>

Ahmet Zeki Kocamemi, Türk ressam.

<span class="mw-page-title-main">Nabiler</span>

Nabiler, 1888 ile 1900 yılları arasında etkin olmuş, izlenimcilik ve akademik sanattan soyut sanat, sembolizm ve diğer erken dönem modernist hareketlere geçişte önemli bir rol oynamış genç Fransız sanatçılardan oluşan grup. Grubun üyeleri arasında Pierre Bonnard, Maurice Denis, Paul Ranson, Édouard Vuillard, Ker-Xavier Roussel, Félix Vallotton ve Paul Sérusier vardı. Bu sanatçıların pek çoğu 1880'lerin ikinci yarısında Paris'teki Académie Julian'de öğrenciydi. Gruptaki ressamlar Paul Gauguin ve Paul Cézanne'ın eserlerini beğeniyor, resim sanatını yenileme isteğini paylaşıyordu, ancak bireysel tarzları birbirinden oldukça farklıydı. Onlara göre bir sanat eseri doğanın betimlemesi değil, metaforların ve sembollerin sanatçı tarafından oluşturulmuş bir sentezi olmalıydı. 1900'de son sergisini düzenleyen grup üyeleri, bu tarihten sonra kariyerlerine bireysel olarak devam etti.

<span class="mw-page-title-main">Lütfü Günay</span>

Lütfü Günay Ressam ve Sanat Eğitimcisi.

<span class="mw-page-title-main">Albert Marquet</span> Fransız sanatçı (1875 – 1947)

Albert Marquet, Fauvist hareketiyle ilişkili bir Fransız ressamdı. Başlangıçta Fauve ressamlarından biri ve Henri Matisse'in ömür boyu arkadaşı oldu. Marquet daha sonra daha natüralist bir tarzda, öncelikle manzaralar, aynı zamanda birkaç portre ve 1910 ile 1914 arasında birkaç çıplak kadın resmini çizdi.

Pierre Bonnard, Fransız illüstratör, ressam ve baskı resim sanatçısı. Eserlerinde oldukça stilize dekoratif unsurlar ile birlikte göze çarpan renkleri kullanmasıyla tanınır. Avangart ressamlar tarafından kurulan ard-izlenimci bir sanat akımı olan Nabiler'in kurucularındandır. Erken dönem eserlerinde Paul Gauguin'in tablolarının yanı sıra Hokusai ve diğer Japon baskı resim sanatçılarının etkisi görülür. Manzara resimleri, şehir resimleri ve portrelerin yanı sıra, arka planların, renklerin ve boyama biçiminin konunun önüne geçecek kadar baskın olduğu samimi iç mekan sahneleri çizmiştir.