İçeriğe atla

Heşt Behişt

Heşt Bihişt, İdris-i Bitlisi tarafından II. Bayezid’in isteği üzerine yazılan ve Osmanlı Devleti’nin II. Bayezid dahil sekiz padişah dönemini anlatan Farsça tarihi kitabıdır.[1]

Eser, ilk sekiz padişah dönemini içine aldığı için Farsça’da “Sekiz Cennet” anlamına gelen “Heşt Bihişt” adıyla tanınır; Arapça adı “Kitâbü’s Sıfati’s-Semâniyye fi Ahbari’l Kayâsıreti’l Osmaniyye”’dir.

İdris-i Bitlisi, İlhanlı devri tarihçisi Vassaf’ın, Moğol tarihçisi Cüveynî’nin, Yezdî’nin meşhur tarihlerini örnek alarak yazmaya başladığı eseri 30 aylık bir çalışma sonunda 1506’da tamamlamıştır.[2]

8000 satırı bulan mısra, beyit, kaside ve rubâîlerle süslü olan eserde edebi yön ağır basar ve belagat ön planda tutulur. Bu özellikler daha sonraki dönemlerin tarih yazıcılığında bir tarz olarak benimsenmiştir.[2]

Eserin önemi ilk olarak I. Mahmud zamanında anlaşılmış ve bu dönemde padişahın teşvikleriyle eser, Abdülbaki Sadi Efendi tarafından Türkçe’ye çevrilmiştir.

Türkiye’de ve Türkiye dışındaki kütüphanelerde pek çok yazma nüshası bulunur. Günümüz ulaşan müellif hattı dört nüshası mevcuttur.

Müellifin oğlu Ebülfazl Mehmed Efendi, Yavuz Sultan Selim devri olaylarını babasının müsveddelerine dayanarak “Źeyl-i Heşt Bihişt” adıyla kaleme almıştır.

Yazılışı

II. Bayezid, Safevî saltanatının İran’da hâkim olmasından sonra Akkoyunlu sarayından ayrılıp Osmanlı Devleti’ne iltica eden İdris’i özel nişancısı olarak hizmetine almıştı. Onu devletin kuruluşundan 1502/1503 yılına kadar olan Osmanlı hanedanının tarihini Farsça olarak, belagatli bir dille, Cüveynî, Vassaf, Yezdî ve Timurî’nin üslubuna benzer şekilde yazmakla görevlendirdi. Her cüzü yazdıkça padişahın huzurunda eserini harfi harfine okuyan İdris, eseri iki yıl altı ay gibi kısa bir sürede tamamladı. 1506/1507’de eseri padişaha takdim edip karşılığında elli bin akçe aldı.[3]

Kitabı görenler eserde bazı noksanlıklar ve hatalar olduğunu, İran hükümdarlarına çok fazla yer verilip bunların övüldüğünü, sekizinci bölümün dibace kısmının eksik olduğu, belâgata fazla önem verilip gereksiz yere sözün uzatıldığını belirtmişlerdi. İdris, bu eleştirilerden etkilenen padişahın vaadini yerine getirmeyip küçük bir tahsisat vermekle yetinmesinden şikayetçi olmuştur. Padişaha gücenen İdris hac iznini aldıktan sonra Mekke’ye gitti. Bir daha dönmemeye karar vermişti.

Kendisine verilen vaatlerin yerine getirilmediği gerekçesiyle sekizinci bölümün dibâcesini yazmadığını belirten İdris, Yavuz Sultan Selim’in tahta çıkmasından sonra İstanbul’a dönmüş; eserin başına mensur bir dibace ve sonuna manzum bir hatime ekleyip şikayetname ile birlikte padişaha sunmuştur.

İçeriği

Kitap bir mukaddime, sekiz ketîbe veya bihişt ve bir de hatimeden oluşur. Her bir ketîbe ayrı bir padişahın dönemini anlatır. Her ketîbenin girişinde 50–100 beyit arasında mesnevî vardır. Yazarın kendi döneminde bizzat şahit olduğu olayları anlatan bölüm, en kıymetli bölüm kabul edilir.[2]

Mukaddime, esere sonradan eklenen bir bölümdür. Başlangıç bölümünde yazar, eserini II. Bayezid’e sunduktan sonra uğradığı haksızlıkları anlatır ve aleyhindeki iddiaları çürütür. “Mukaddime-i suğra” denen bölümde tarih ilminin incelikleri, padişahların tarihi bilme zorunlulukları, tarihi bilmemenin yaratacağı sonuçları işlenir. Mukaddime-i kübra denen bölümde ise Osmanlı sultanlarının diğer ülkelerin sultanlarına nazaran üstün olduğu ve Heşt Behişt'in de diğer tarih kitaplarına göre ayrıntılı oluşu anlatılır.

Kaynakça

  1. ^ "Arşivlenmiş kopya". 4 Haziran 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Haziran 2022. 
  2. ^ a b c Genç, Vural. "İdris-i Bitlisi Heşt Bihişt Osman Gazi Dönemi (tahlil ve tercüme)". 22 Aralık 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Aralık 2015. 
  3. ^ Özcan, Abdülkadir. "Heşt Bihişt" (PDF). Türk Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi yıl: 1998, cilt: 17. 27 Aralık 2015 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Aralık 2015. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Sahih-i Buhârî</span> Hadis kitabı

Sahîh-i Buhârî ya da asıl adıyla el-Câmiu's-Sahîh, Buhârî'nin hadis derlemesi. Bu kitabın dünya kütüphanelerinde tespit edilebilen eksiksiz en eski tarihli yazma nüshası Ebû Zer rivayetinin “Bâcî – Sadefî” tarikiyle günümüze ulaşan Süleymaniye Kütüphanesi’nde kayıtlı bulunan H. 550 tarihli yazma nüshadır. El-Câmiu’s-Sahîh’i Buhârî’den doksan bin kişinin dinlediği rivayet edilmiştir. Fakat sonraki nesillere rivayet edenlerin sayısı oldukça azalmış olup, sadece Firebrî ve Nesefî nüshaları intikal etmiştir. Firebrî rivâyeti, VI. asırdan itibaren Sahîh-i Buhârî’nin sonraki nesillere intikalinin yegâne rivâyeti olma imtiyazını kazanmıştır. Bu asra kadar Buhârî’nin eseri üzerine yapılan bazı çalışmalarda Nesefî rivâyeti kullanılmışsa da, Firebrî nüshası bu nüshayı unutturmuştur, Nesefî, Sahîh’in sonlarına doğru küçük bir kısmını, doğrudan doğruya Buhârî’den dinlemek imkanını bulamamış, ondan icâzet yoluyla almıştır. Kitapların semâ ve kırâ’at yoluyla nakledilmesine büyük önem verildiği bir dönemde, tam bir semâ yoluyla gelmiş olan Firebrî nüshası tercih edilmiştir.

Şeyhî, Kütahya doğumlu 15. asır Türk divan şairi ve tabip.

Vakanüvis, Arapça vak'a ve Farsça nuvіs kelimelerinden gelen, zuhur eden olay, hadise ve durumları yazan manasına gelen ifadedir. Bazı söylem farklılıklarında ufak değişiklikle vākayinüvis olarak da geçer. Şehnâmeci ya da şehnâmenüvis de aynı manada kullanılan bir tabirken zamanla müesseseleşmiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nda devrin olaylarını yazmakla görevlendirilen resmî devlet tarihçisine vakanüvis denmiştir.

Sünbülzade Vehbî, 18. yüzyılın dîvan şairlerindendir. Asıl adı Mehmet olup, Maraş'ta 'Sünbülzadeler' olarak anılan ailenin bireylerindendir.

Osmanlılarda tarih yazıcılığı, Osmanlı Beyliği'nin kuruluşundan 100-150 yıl sonra başlamıştır. Osmanlı tarih yazıcılığının geç başlaması, Anadolu’da Osmanlılardan önce tarih yazıcılığının gelişmemesi ile bağlantılıdır.

<span class="mw-page-title-main">Şehzade Korkut</span> II. Bayezid ve Nigâr Hatun’un şehzadesi ve Yavuz Sultan Selim’in ağabeyi

Şehzade Korkut ya da şiirlerinde kullandığı mahlasıyla Harîmî, Sultan II. Bayezid ve Nigâr Hatun’un şehzadesi ve Yavuz Sultan Selim’in ağabeyi. Tahta çıkışında babasına önemli bir desteği olmuştur. II. Bayezid'in tahta çıkması için, onu temsilen görev almıştır. Şehzade Korkut, önceleri kardeşinin padişahlığını tanımış fakat sonradan isyan etmiştir. Adı, okuduğu Dede Korkut Hikâyeleri'nden çok etkilenen dedesi Fatih Sultan Mehmet tarafından Dede Korkut'a ithafen verilmiştir. Türkçe kökenli bir ada sahip olması yönüyle diğer Osmanlı hanedanı üyelerinin çoğundan ayrılır.

<span class="mw-page-title-main">El yazması</span>

Elyazması ya da el yazması, elle yazılan ve çizimleri yapılan; genellikle edebî, sanatsal ya da tarihî önemi haiz kitap.

Gaza-name-i Rum — ilk Osmanlı gazavatname örneklerinden biri.

Kaşifi hayatı hakkında herhangi bir bilgi bulunmayan Osmanlı padişahı II. Mehmed'in (Fâtih) saray şehnamecisi. Yazmış olduğu "Gaza-name'-i Rum" adlı eser Osmanlı tarihi konusunda yazılmış en eski gazavat-name örneklerindendir.

Abdullah Vassaf Efendi Osmanlı şeyhülislamı, divan şairi, ilim adamı ve hattat.

<span class="mw-page-title-main">İdris-i Bitlisî</span> Kürt asıllı Osmanlı devlet adamı (ö. 1520)

İdris-i Bitlisî veya Bitlisli İdris, devlet adamı, tarihçi ve edebiyatçı. Özellikle Yavuz Sultan Selim devrinde Osmanlı İmparatorluğu'nun doğu siyasetinde önemli rol oynadığı söylenir.

Saruca Kemal Osmanlı Devleti Türk bilgini, çevirmen ve yazarı. Kemali Zerdi Bergamevi olarak da bilinir. Doğum tarihi bilinmemektedir. Bergama'da doğmuştur. Öğrenimine Bergama'da başlayan Saruca Kemal daha sonra bilgisini artırmak ve kendini geliştirmek için İstanbul'a gitti. Burada devrin en ünlü bilginlerinden ders alan yazar Osmanlı Devleti bilginlerinden Akşemsettin'in tavsiyesiyle padişah Fatih Sultan Mehmet tarafından Enduruna hoca olarak tayin edildi. Enderun'da hoca olarak ders verdi. Daha sonra Edirne'de Taşlık Medresesinde de müderrislik yaptı, öğrenci yetiştirdi. Arapça, Farsça, Bulgarca ve Arnavutça bilen yazar Fatih Sultan Mehmet'in veziri Mahmut Paşanın emriyle Fazlullah Kazvini'nin Farsça yazdığı El-Mucem fi Asarı Mülük adlı eserini Türkçeye tercüme.

<span class="mw-page-title-main">Kemalpaşazâde</span> Şeyhülislam ve tarihçi

Kemalpaşazâde veya İbn-i Kemal, Osmanlı devleti şeyhülislamı ve tarihçidir.

<i>Tevârîh-i Âl-i Osman</i> (Âşıkpaşazâde)

Âşıkpaşazâde Tarihi ya da Tevârîh-i Âl-i Osman, 1400 ila 1484 yılları arasında yaşamış bir Vefai dervişi olan Âşıkpaşazâde’nin yazdığı Osmanlı tarihi kitabıdır.

<span class="mw-page-title-main">Lâmiî Çelebi</span>

Lâmiî Çelebi (1472-1532), divan şairi ve mürit. Asıl adı Mahmut'tur.

<span class="mw-page-title-main">Kutbeddin İznikî</span> Osmanlı din adamı

Kutbeddin İznikî, Osmanlı din alimi ve mutasavvıfı.

<span class="mw-page-title-main">Eski Saray</span>

Eski Saray ya da Sarây-ı Atîk-i Âmire, İstanbul ili Fatih ilçesine bağlı Beyazıt mahallesinde Süleymaniye Camii ile Bayezid Camii arasında İstanbul Üniversitesi ana yerleşkesi içerisinde Osmanlı döneminde İstanbul'da inşa edilmiş ilk saray.

Hoca Sinan Paşa, 15. yüzyıl Osmanlı kelam alimi, matematikçi ve devlet adamı.

Ahmed Arif Hikmet Bey Efendi 1846 - 1854 doneminde Osmanlı Şeyhülislamı.

<span class="mw-page-title-main">Eyüp Sultan Türbesi</span> Eyüp Sultan Camii içerisinde yer alan, Eyüp El Ensariye ait türbe

Eyüp Sultan Türbesi, İstanbul'un Eyüpsultan ilçesinde Eyüp Sultan Camii'nin dış avlusunda bulunan ve Ebu Eyyûb el-Ensarî'nin kabrini barındıran türbe (1458). Tarihsel süreç içerisinde birçok bakım ve onarımdan geçerek günümüzdeki haline ulaşmıştı. Mimari olarak küfeki taşından yapılmadır, sekiz köşeli ve kubbeli bir yapıya sahiptir. I. Ahmed'in padişah olduğu yıllarda türbenin camiye bakan kısmı çinilerle kaplanmış aynı zamanda giriş yanına bronz şebekeli bir hacet penceresi eklenmiştir. İç mekân XVI. ve XIX. yy'den kalma farklı tarzdaki İznik ve Kütahya çinileriyle süslenmiştir. Çinilerin üst kısımlarından olmak üzere bir yazıt kuşağı bulunmaktadır. Orta kısımda bulunan ahşap sanduka III. Selim döneminde yapılan gümüş şebekeyle kaplıdır. II. Mahmud'un hediyesi olan (1819) atlastan yapılma sanduka örtüsünde ise hattat Rakım Efendi'nin yazmaları bulunmaktadır. Türbe içerisindeki levhalar Mustafa İzzet Efendi ve Celalettin Efendi gibi hattatlar dışında III. Ahmed ve II. Mahmud gibi padişahlara aittir. Türbenin çevresindeki hazirelerde tarihsel olarak birçok önemli kişinin kabri bulunmaktadır. Türbe aynı zamanda dini bayram ve özel günlerde aldığı yoğun ziyaretçileriyle Müslümanların önemli ziyaret noktalarından biridir.