
Beyin , sinir sisteminin merkezi olarak hizmet eden bir organıdır. Bütün omurgalı hayvanlar ve çoğu omurgasız hayvan -bazı süngerler, knidliler, tulumlular ve derisi dikenliler gibi omurgasızlar hariç- beyne sahiptir. Baş kısmında; duyma, tatma, görme, denge, koklama gibi duyulara hizmet eden organlara yakın bir noktada bulunan beyin omurgalıların vücudundaki en karmaşık organdır. Normal bir insanda serebral korteksin 15-33 milyar nörondan müteşekkil olduğu tahmin edilmektedir. Her biri birkaç bin nöronla sinaps denen bağlantılar yardımıyla bağlıdır. Bu nöronlar birbirleriyle akson denen uzun protoplazmik lifler yardımıyla iletişim kurar. Aksonlar bilgiyi beynin diğer kısımlarına yahut vücudun spesifik alıcı hücrelerine taşır.

Horus, Antik Mısır mitolojisinde gök tanrısıdır. Osiris ve İsis'in oğludur. Horus, şahin başlı tasvir edilir, bazı tasvirlerde firavunlar İsis'in kucağında sembolize edilmiştir. Bunun sebebi firavunların dünya üzerindeki Horus olduğuna inanılmasındandır. Firavunlar kendilerini Horus'un yeryüzündeki cisimleşmiş hâlleri olarak gördükleri için Horus, Antik Mısır'ın en önemli tanrılarından biridir. Firavunlar, Horus'un ismini kendi isimlerinden biri olarak alırlardı. Aynı zamanda Firavunlar Ra'nın takipçisiydiler, bu yüzden Horus aynı zamanda Güneş ile de ilişkilendirilirdi. Güneş tanrısı olarak gösterilmesi yanında Osiris'in oğluydu. Mısır'ın farklı bölgelerinde farklı Horus varyasyonları konusundaki ihtilafı çözmek için en az on beş farklı Horus formu kullanılmıştır. Bu formlar ait oldukları soy ağacına bağlı olarak güneş ve Osiris tipi olmak üzere iki kategoriye ayrılabilir. Eğer İsis'in oğlu olduğu söyleniyorsa, Osiris tipi; yoksa güneş tipi kabul edilmektedir. Güneş tipi Horus, Atum, Ra, Geb ya da Nut çeşitli tanrıların oğlu olarak adlandırılırdı.

İsis, Osiris'in, Seth ve Nephthys'in kardeşidir, Nut ve Geb'in kızları ve çocuk Horus'un annesidir. Bazı kaynaklara göre Anubis de İsis ile Osiris'in oğludur.

'Thoth ( ; Koinē GreekThṓth, Coptic Thōouttan alınmıştır. Eski bir Mısır tanrısıdır. Sanatta, genellikle kutsal olan hayvanlar olan ibis veya babun başlı bir adam olarak tasvir edildi. Dişi muadili Seshat', karısı Ma'at' idi. Ayın, bilgeliğin, bilginin, yazının, hiyerogliflerin, bilimin, sihrin, sanatın ve yargının tanrısıydı. Yunan karşılığı Hermes'tir.

Mısır mitolojisi, eski Mısır kültürünün inanç yapısını ifade etmek için kullanılır. Eski Mısır'daki yaşamın her yönü, dünyanın yaratılışı ve dünyanın tanrılar tarafından idamesi ile ilgili hikâyelerle metaforlaştırılmıştı. Mısır mitolojisi durağan bir birlik içinde var olan ritmik yapılar olarak nitelendirilebilir. Sonuçlarda çatışma ve gerginlikten ziyade istikrar eğilimi ağır basmıştır.
Hi, Yunan alfabesinin yirmi ikinci harfi.

Hatşepsut veya Hatçepsut; Antik Mısır'da 18. Hanedan döneminde hüküm sürmüş kadın firavun. Annesi Ahmose (Ahmos/Yahmos) babası I. Thutmose'dir (Tutmos/Akheperkhare). Hatşepsut'un iktidarda bulunduğu zaman dilimi konusunda çeşitli görüşler vardır. Hepsinin ortak noktası kendisinin tek başına ülkesini yönetmiş ilk gerçek kadın yönetici olduğunu desteklemektedir. Bunlara göre, en erken MÖ 1503 yılında iktidara gelmiş ve en geç MÖ 1445 iktidarı son ermiştir.

Bast Antik Mısır dilinde 𓎰𓏏𓏏 şeklinde yazılır ve bu dilin modern devamı kabul edilen Kıptice dilinde Ⲟⲩⲃⲁⲥⲧⲉ şeklinde yazılır. Bastet ya da Bast, Mısır mitolojisindeki tanrıçalardan biridir. Kültünün merkezi bir delta şehri olan ve tarihçi Herodot'un vakayinâmelerinde yer bularak tanınan Per-Bast olan ana kedi tanrıça, Bast, antik tanrıçalardandı ve en azından İkinci Hanedan'dan beri tapınılmaktaydı. Kült merkezi Par-Bast'ta yapılan kazılarda mumyalanmış kutsal kedilerden oluşan bir mezarlık da bulunmuştur. Başlarda Aşağı Mısır'ın koruyucu tanrıçası konumundaydı ve vahşi bir aslan olarak betimlenirdi. Nitekim ismi de (dişi) "yiyici, (yiyerek) yok edici" anlamına gelmektedir. Ev kedileriyle özdeşleştirilmesi ve bu şekilde betimlenmesi MÖ 1456 yılında başlamıştır. Koruyucu tanrıça olarak firavunun savunucusu ve koruyucusu olarak görülürdü. Ra'nın kızı sayılan Bast ayrıca 'Ra'nın Gözü' olan tanrılardandı.
Yasama organı, bir ülke veya şehir gibi siyasi bir birim için yasalar yapma yetkisine sahip bir topluluktur. Genellikle yürütme ve yargı yetkilerinden ayrılırlar.

Sekhmet Antik Mısır mitolojisinde savaş, yıkım ve mutlak gücün tanrıçasıdır. Aslan başlı veya bir aslan olarak tasvir edilir. Bir zamanlar Hathor'le özdeşleştirilirdi. Kırmızı Leydi ve terörün hanımı olarak anılmaktadır.

Hapi, Antik Mısır dininde Nil taşkınlarının tanrısıydı. Seller, nehir kıyılarında zengin silt alanları biriktirerek Mısırlıların ekin yetiştirmesine olanak sağladı. Hapi'nin bazı diğer unvanları "Bataklık Balıklarının ve Kuşlarının Efendisi" ve "Bitkileri Getiren Nehrin Efendisi" idi. Hapi tipik olarak, büyük bir göbek ve büyük sarkık göğüsler ile bir peştamal ve takma sakal giyen çift cinsiyetli bir figür olarak tasvir edilir.

Antik Mısır dini, Antik Mısır toplumunun ayrılmaz bir parçası olan ve çok tanrılı ve ritüelleri karmaşık bir inanç sistemi vardı. Mevcut olduğuna inanılan ve kuvvetler ve doğa unsurları, kontrolünde olan birçok tanrılar ile Mısırlıların etkileşimi üzerinde yoğunlaşmıştır. Mısırlı din uygulamalarını tanrılar sağlamakta ve halk ise onların beğenisi kazanmak için bir çabaları vardı. Mısır'ı tarihteki kral ile aynı statüsü ile aynı olan ve aynı zamanda tanrı olan Firavunlar yönetirdi. Firavunlar bir insan olmasına rağmen, Firavunların tanrıların soyundan olduğuna inanılıyordu. Firavunlar insanlar ve tanrılar arasında arabulucu olarak görev aldılar, evrendeki düzeni korumak ve tanrıların tekliflerini yerine getirmek zorundaydılar. Mısırlılar tanrılar için muazzam tapınaklar yapmışlardır.
Ennead veya Büyük Ennead, Heliopolis'te tapınılan Mısır mitolojisindeki dokuz tanrıdan oluşan bir gruptu: güneş tanrısı Atum; çocukları Shu ve Tefnut; çocukları Geb ve Nut ve çocukları Osiris, Isis, Seth ve Nephthys. Ennead bazen Osiris ve Isis'in oğlu Horus'u içerir.
Sopdu, Eski Mısır dininde gökyüzünün ve doğu sınır bölgelerinin tanrısıydı. O Khensit'in kocasıydı.

Mısır mitolojisinde Nemty ibadeti Yukarı Mısır'ın kuzey kesimindeki Antaeopolis'te merkezlenmiş bir tanrıydı.

Antik Mısır mitolojisinde, Imset bir cenaze tanrısıdır ve Horus'un dört oğlundan biridir. Kanopik kavanozlarla, özellikle karaciğeri içeren kavanozlarla ilişkilidir. Mısırlılar karaciğeri insan duygularının merkezi olarak gördükleri için, Imset'in tasviri, kardeşlerinin aksine, herhangi bir hayvanla ilişkilendirilmedi, ancak her zaman mumyalanmış bir insan olarak tasvir edildi. Isis onun koruyucusu olarak kabul edildi ve Imset ise güney yönünün koruyucusu olarak kabul edildi. Imset ayrıca aşırı duygular nedeniyle kırık bir kalp veya ölümle de ilişkilendirildi, bu nedenle adı eski Mısır dilinde "iyi kalpli" olarak çevrildi.
Duamutef, Eski Mısır dininde Horus'un dört oğlundan biri ve kanopik kavanozların koruma tanrısıydı. Başka bir efsane, Duamutef ve kardeşlerini Osiris'in oğulları olarak tanımlanır. Bu efsaneye göre, ilkel okyanustan doğan bir zambak çiçeğinden doğmuşlardır.
Norðri, Suðri, Austri ve Vestri, İskandinav mitolojisinde, Nesir Edda'nın Gylfaginning bölümünde adı geçen dört cüceledir. Birlikte, jötunn Ymir'in kafatasından yaratılan gök kubbeyi savunurlar. Kozmik ağaç Yggdrasil'in dört geyiğine karşılık gelen dört rüzgarı temsil ederler.

Djer mevcut Mısırbilimde antik Mısır'ın Birinci Hanedanlığının üçüncü firavunu olarak kabul edilir. MÖ otuz birinci yüzyılın ortalarında yaşadı ve 40 yıl hüküm sürdü. Djer'in veya karısının mumyalanmış bir ön kolu Flinders Petrie tarafından keşfedildi, ancak Émile Brugsch tarafından atıldı.

Horus'un dört oğlu, Antik Mısır dininde dört tanrıdan oluşan bir gruptu. Esasen mumyalanmış bedenlere eşlik eden dört kanopik kavanozun kişileştirmiş halleridir. Kalp, ruhu cisimleştirdiği düşünüldüğü için bedenin içinde bırakılmıştır. Beyin, sadece mukusun kaynağı olduğu düşünüldüğü için metal kancalarla çıkarılıp atılmıştır. Mide, karaciğer, kalın bağırsaklar ve akciğerler çıkarılıp, mumyalanıp kanopik kavanozlara kondu. Mumyalayıcıların bu ritüelden saptığı zamanlar da oldu: 21. Hanedan döneminde iç organları mumyalayıp sardılar ve onları vücuda geri koyup, kanopik kavanozları boş bıraktılar.