İçeriğe atla

Gökyüzü parlaklığı

Gökyüzü parlaklığı; gökyüzünün görsel parlaklığı, ışığı nasıl yansıttığı ve yaydığı. Gökyüzünün gece tamamen karanlık olmadığı gerçeği kolaylıkla gözlemlenebilir. Eğer ışık kaynakları gökyüzünden uzaklaştırılsaydı (örneğin şehirlerden gelen ışık kirliliği ve ay), gökyüzü tamamen kirli gözükürdü. Gökyüzüne doğru olan cisimlerin silüetleri mümkün olmazdı.

Gökyüzü gün içinde büyük ölçüde değişir ve bunun yannında ana sebebi farklılıklara sebep olur. Gündüz boyunca, Güneş ufku geçtiğinde, Güneş ışınlarının doğrudan saçılması (Rayleigh scattering),  baskın ezici ışık kaynağıdır. Alacakaranlıkda, Güneş'in doğuşu ve batışı arasındaki sürede, durum daha karışıktır ve ileri farklılaşım gereklidir. Alacakaranlık Güneş'in ufuk üzerinden 6° segmentte ne kadar yukarı çıktığına göre üç bölüme ayrılır.

Gün batımından sonra, sivil alacakaranlık setleri ve güneş ufukta  6 ° den fazla düştüğünde biter. Bu Güneş  –6° ve –12° yüksekliğine ulaştığında, –12° ve –18° periyodu olarak tanımlanan astronomik Alacakaranlık geldikten sonra, nautical twilight tarafından takip edilir. Güneş ufuktan 18° aşağı battığında, gökyüzü genelde minimum parlaklığını elde eder. 

Bazı kaynaklar, gökyüzü parlaklığının esas kaynağını, gök aydınlığı adı verilen, güneş ışınlarının, yıldız ışıklarının, yapay ışık kirliliğinin doğrudan olmayan saçılımı olarak tanımlar.[1]

Gök aydınlığı

Fizikçi Anders Jonas Ångström Kutup ışıkları spekturumunu incelediğinde, çift gecelerde, aura olmadığında, onun yeşil karakteristik çizgisinin hala hazırlandığını keşfetti. 1920 lere kadar bilim insanları  auraların ve gökyüzünün kendisinin yayılan çizgilerini ve onlara neyin sebep olduğunun anlamamış ve tanımlamamıştı. Yeşil çizgi Angstrom dalga boyu 557.7 nm olan yayılan bir dalga olarak gözlemlenmişti, bu yukarı atmosferdeki oksijenlerin yeniden birleşmesinden kaynaklanmıştı.

Gök aydınlığı foton yayılımı, Güneş'ten gelen ana UV ışıması olan itici güçün sonucunda yüksek atmosferde meydana gelen çeşitli işlemlerin kolektif ismidir. Bazı yayılan ışınlar, yeşil çizgiden oksijene 557.7 nm, sarı çizgiden sodyum dubletinde 589.6 nm ve kırmızı çizgiden oksijene 630.0 ve 636.4 nm şeklinde baskındır.

Mezapoz üstünde ve iyonosfer D-tabakasında, 100 km - sodyum emisyonları 90 rakımda ince sodyum tabakasının yaklaşık 10 km kalınlığına gelir.   Kırmızı oksijen hatları F-katmanda, yaklaşık 300 km irtifada kaynaklanır. Yeşil oksijen emisyonları daha uzaysal dağıtılır. Sodyumun mezosfer yüksekliğinde nasıl dağıldığı hala tam anlaşılmadı, ama deniz tuzu ve meteora ait yukarı taşıma kombinasyonu olduğuna inanılıyor.

Gündüz, sodyum ve kırmızı oksijen baskınken, gündüzleri gece yayılmasından yaklaşık 100 kaz fazla ışık çıkarır, yukarı atmosferin tamamen UV ışımasına maruz bırakılır. Ancak, bu etki direkt saçılan güneş ışınlarının göz alan parlaklığının tamamen rengini soldurduğundan insan gözüyle fark edilemez.

Dolaylı güneş ışığı saçılması

Dolaylı Güneş ışığı saçılması iki yönden gelir. Atmosferin kendisinden ve uzayın dışından. İlk durumda, ama,  Güneş yukarı atmosferi direkt olarak aydınlatmaya devam etmektedir. Çünkü yayılan ışık miktarı görüş alanı çizgilerindeki yayılma sayısıyla (örneğin hava molekülleri) orantılıdır, Güneş ufuktan aşağı battığında ve atmosferdeki aydınlanma azaldığında, bu ışıkların yoğunluğu aniden düşer.

Güneş'in Dünya'nın gölgesindeki Zenith 'deki atmosferinin %99 undaki rakımı -6° küçük olur ve ikinci dereceden yayılma düşer. Ufukta, ancak, görüş alanı çizgileri boyunca olan atmosferin %35'i direkt aydınlanır ve Güneş -12° ye ulaşana kadar devam eder. -12° ve -18° de ufuktaki atmosferin sadece an baştaki, Güneş'in olduğu lekenin direkt üzerinde olduğunda, aydınlanmaya devam eder. Bundan sonra, bütün direkt aydınlanmalar yansıma ve astronomik karanlık setleri sona erer.

İkinci Güneş ışığı kaynağı yansımadan ve gezegenler arası toz bulutundan kaynaklanan Zodyak ışığıdır. Zodyak ışığı Dünya'nın pozisyonuna, gözlemcinin yerine, yılın zamanına, kompozisyon ve yansıyan tozun yayılımına bağlı olarak çok fazla çeşitlenir.

Dünya dışı kaynaklardan gelen dağınık ışık

Havadaki moleküller tarafından sadece güneş ışınları yayılmaz. Yıldız ışınları ve Samanyolu galaksisinin yayılan ışınları da hava tarafında yayılır ve V büyüklüğündeki 16 ışın, yıldız ışını yayılması için katkı sağlamıştır.

Galaksi ve nebulalar gibi diğer kaynakların buna önemli ölçüde katkıları yoktur.

Bütün yıldızların toplam parlaklığı 1899 yılında Burns tarafından, daha sonraki ölçümleri ile 2000 ilk yıldızla eşdeğer[2] olduğu başkaları tarafından[3] hesaplanacak şekilde, ölçülmüştür.

Işık kirliliği

Işık kirliliği şehirleşmiş bölgelerde giderek artan ıık kaynağıdır. Yoğun nüfuslu ışık kirliği kontrolü olmayan bölgelerde, gelen gece ışığı, bütün lambalar kapatıldığında, ışık kirliliğinde çok etkilenerek, 5 ten 50 kata kadar daha parlaktır. (ay dahil)

Alacakaranlık

Güneş ortaya çıktığında, gökyüzünün parlaklığı ani düşer, dolayısıyla bize Güneş ufukta 12 dereceden daha fazla batana kadar hala tamamen gündüz olmasıyla yuksek irtifa sonucunda gök aydınlığını görme fırsatı verir. o zaman zarfında, sodyum katmanından gelen sarı yayılımlar  ve 630 nm boyundaki oksijen çizgilerinden gelen kırmızı yayılımlar baskın olur ve civil ve nautical alacakaranlık boyunca bazen morumsu renkte görülürler.

Nautical alacakaranlığın sonunda bu irtifalar için Güneş çıktıktan sonra, daha önceden azalan çizgilerden yayılan ışınların yoğunluğu,oksijen - yeşil sabit kalana kadar baskın kaynak olur.

Astronomik karanlık başladığında, yeşil 557.7 nm dalga boylu oksijen çizgisi baskın olur ve yıldız ışınlarının atmosfer yayılımı ortaya çıkar.

İlgili katkılar

Aşağıdaki tablo zenitteki ay ışığı olmaksızın enlem ortasındaki tam karanlıktaki ve ışık kirliliği yokluğundaki gece karanlığına dair kesin ve ilgili katkılar verir.

Gece gökyüzü parlaklığı
Neden Yüzey parlaklığı [S- 10] Yüzde
Airglow145 65
Zodyak ışık 60 27
Dağınık starlight 15 ~ 7

Zenith'deki toplam gökyüzü parlaklığı V bandında ~220 S10 or 21.9 mag/arcsec² şeklindedir. Gök aydınlığı ve Zodyak ışığının zamanla çeşitlenmesinden, güneş çemberinden, gözlemcinin enleminden doğan katkıları kabaca şöyle not edin:

S in olduğu yer  MJy'deki 10.7 cmlik akı, 0.8 ve 2.0 arasında 11 güneş çemberi yılıyla  çeşitlenen sinüs grafiği, güneş maksimumunda yaklaşık 270 S1 yüksek katkısını sonucunu verir.

Zodyak ışığını yoğunluğu gökyüzünün gözlemlenmeye başladığı noktadaki eliptik enleme ve boylama bağlıdır. Helioecliptic boylamın 90 dereceden büyük olduğu yerde şöyle çeşitlenir:

betanın eliptik enlem ve 60 dereceden küçük olduğu verildiği yerde, 60 dereceyi geçtiği yerdeki katkısı tabloda verilmektedir. Zodyak ışığının Güneş'in yanında çok parlak olduğu ve Güneş'e 180 derece boylamında zıt olduğu ki maksimum durumunda eliptik düzlemde artırma vardır.

Ekstrem durumlarda, doğal zenith gökyüzü parlaklığı  ~21.0 mag/arcsec² yüksekliğinde ve yaklaşık temsili koşulların kabaca iki katı şeklindedir.

Kaynakça

  1. ^ F. Patat, The Brightness of the Night Sky 20 Ocak 2019 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., European Southern Observatory (retrieved 27 Nov. 2015)
  2. ^ Burns, G. J., "The total amount of starlight and the brightness of the sky," The Observatory, Vol. 33, p. 123-129, March 1910; available at SAO/NASA Astrophysics Data System 3 Kasım 2019 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. (retrieved 27 Nov. 2015)
  3. ^ Yntema, L., "On the Brightness of the Sky and Total Amount of Starlight," Publications of the Kapteyn Astronomical Laboratory Groningen, vol. 22, pp.1-55 (1909); available at SAO/NASA Astrophysics Data System 3 Kasım 2019 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. (retrieved 27 Nov. 2015)

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Işık</span> elektromanyetik spektrumun insan gözü tarafından algılanabilen kısmı içindeki elektromanyetik radyasyon

Işık veya görünür ışık, elektromanyetik spektrumun insan gözü tarafından algılanabilen kısmı içindeki elektromanyetik radyasyon. Görünür ışık genellikle 400-700 nanometre (nm) aralığında ya da kızılötesi ve morötesi arasında 4.00 × 10−7 ile 7.00 × 10−7 m dalga boyları olarak tanımlanır. Bu dalga boyu yaklaşık 430-750 terahertz (THz) frekans aralığı anlamına gelir.

<span class="mw-page-title-main">Teleskop</span> uzaydan gelen her türlü radyasyonu alıp görüntüleyen, astronomların kullandığı, bir rasathane cihazı

Teleskop veya ırakgörür, uzaydan gelen her türlü radyasyonu alıp görüntüleyen astronomların kullandığı, bir rasathane cihazıdır. 1608 yılında Hans Lippershey tarafından icat edilmiştir ve 1609 yılında Galileo Galilei tarafından ilk defa gökyüzü gözlemleri yapmakta kullanılmıştır. Uzaydaki cisimlerden yansıyarak veya doğrudan gelen görülen ışık, ultraviyole ışınlar, kızılötesi ışınlar, röntgen ışınları, radyo dalgaları gibi her türlü elektromanyetik yayınlar; kozmos hakkında bilgi toplamak için çok gerekli kanıtlardır. Bu kanıtlar, klasik manada optik teleskoplarla ya da çok daha modern radyo teleskoplarla incelenir.

<span class="mw-page-title-main">Gözlemsel astronomi</span>

Gözlemsel astronomi astronomi bilimlerinin, teorik astrofizikten farklı olarak veri almayla ilgilenen bir dalıdır. Ana olarak fiziksel modellerin ölçülebilir içeriklerini bulmaya dayanır. Uygulama olarak, Teleskop ve diğer astronomi araç gereçleri kullanılarak gökcisimlerinin gözlenmesidir.

<span class="mw-page-title-main">Kutup ışıkları</span>

Kutup ışıkları ya da kutup aurorası, Kuzey ve Güney kutup bölgelerinde gökyüzünde görülen, yeryüzünün manyetik alanı ile Güneş'ten gelen yüklü parçacıkların etkileşimi sonucu ortaya çıkan doğal ışımalardır. Kuzey enlemlerde bu etki aurora borealis veya kuzey ışıkları olarak adlandırılır. Güney enlemlerindeki aurora australis oluşumu da benzer özelliklere sahiptir; ancak Antarktika'da, Güney Amerika'da ve Avustralya'da daha yüksek enlemlerden görülebilir.

<span class="mw-page-title-main">Kuasar</span> Gazca zengin, çok yüksek enerjili astronomik cisim

Kuasar, kütlesi milyonlarca ila on milyarlarca güneş kütlesi arasında değişen, bir gaz diski ile çevrili bir süper kütleli kara delik tarafından desteklenen son derece parlak bir aktif galaksi çekirdeğidir (AGN). Kara deliğe doğru düşen diskteki gaz sürtünme nedeniyle ısınır ve elektromanyetik radyasyon şeklinde enerji açığa çıkarır. Kuasarların ışıma enerjisi muazzamdır; en güçlü kuasarlar, Samanyolu gibi bir galaksiden binlerce kat daha fazla parlaklığa sahiptir.

Işık akısı bir fiziksel niceliktir ve insan gözünün algıladığı ışık gücünün miktarını ifade eder. Bu tariften de anlaşıldığı gibi, ışık akısı hem ışınım yapan kaynağın gücüne hem de insan gözünün özelliğine bağlıdır. SI birimi MKS sisteminde lumen dir.

Işık şiddeti bir ışık kaynağından birim katıaçı içerisinde yayılan ışık akısının bir ölçüsüdür. Işık akısı dendiği zaman, kaynaktan yayılan toplam akı, ışık şiddeti dendiği zaman ise bir steradyanlık katı açı içerisindeki akı kastedilir. MKS sistemi içerisinde ışık akısının birimi lumen, ışık şiddetinin birimi ise candela ya da Türkçe söylenişi ile kandeladır.

Işık gözün algıladığı elektromanyetik ışınıma verilen isimdir. Işık gücünün toplam elektromanyetik ışınım gücüne olan oranı ise Batı dillerinde efficacy olarak adlandırılır. Bu terim dilimize ışık verimliliği ya da ışık etkinliği olarak çevrilebilir. Elektromanyetik ışınımın kızılötesi ve morötesi kısımları aydınlatma için kullanılamaz. Bir kaynağın tam ışık verimi, elektromanyetik ışınımın insan gözü tarafından ne derece algılandığı ile ilgilidir.

<span class="mw-page-title-main">Kandela</span> ışık şiddeti birimi

Kandela, Işık şiddeti birimidir. Uluslararası SI sistemindeki 7 temel birimden biridir..

Gök aydınlığı veya gece aydınlığı, gezegen atmosferlerinin yaydığı çok zayıf bir ışıktır. Dünya ele alınacak olursa, bu olgu geceleri gökyüzünün hiçbir zaman tamamen karanlıkta kalmamasına neden olur. Bu durum yıldızlardan gelen ışıklar ve güneş ışınlarının atmosferde yayılımı denklemden çıkarıldığında dahi geçerlidir.

<span class="mw-page-title-main">Tek yarık deneyi</span>

Tek yarık deneyi, bir fant üzerindeki w genişlikli tek bir yarığa paralel ışık demeti gönderip, yarıktan yayılan ışınların ekran üzerinde girişim meydana getirmesi olayının gözlemlendiği deneydir.

<span class="mw-page-title-main">Atmosfer optiği</span>

Atmosfer optiği Dünya atmosferinin kendine özgü optik özelliklerinin nasıl geniş ölçüde optik olgulara yol açtığını inceler. Gökyüzünün mavi rengi, yüksek frekanstaki mavi güneş ışığını gözlemcinin görüş alanına yönlendiren Rayleigh dağılımının direkt bir sonucudur. Mavi ışık kırmızıdan daha kolay dağılıma uğradığı için güneş kalın bir atmosferden gözlendiğinde kırmızı bir ton alır, bu da gündoğumu veya günbatımında olur. Ek olarak gökyüzündeki parçacıklar farklı renkleri farklı açılarda kırarak akşam veya şafak vaktinde rengarenk parlayan bir gökyüzü meydana getirebilir. Haleler, günbatımı parlaklığı, koronalar, güneş ışınları ve yalancı güneşlerin oluşmasında buz kristallerinden ve diğer parçacıklardan saçılım sorumludur. Bu olgulardaki çeşitlilik parçacık boyut ve geometrilerine bağlıdır.

<span class="mw-page-title-main">İyonlaştırıcı olmayan radyasyon</span> Düşük frekanslı radyasyon

İyonlaştırıcı olmayan radyasyon, bir atomdan veya molekülden bir elektronu tamamen koparabilmek için atomları veya molekülleri iyonlaştırabilecek yeterli enerji taşıyan kuantumlara sahip olmayan herhangi bir elektromanyetik radyasyon türüdür. Elektromanyetik radyasyon, maddenin içinden geçerken yüklü iyonlar üretmez. Yalnızca, bir elektronu daha yüksek enerji seviyesine çıkaran uyarım için yeterli enerjiye sahiptir. İyonlaştırıcı olmayan radyasyondan daha yüksek bir frekansa ve daha kısa dalga boyuna sahip olan iyonlaştırıcı radyasyon birçok kullanım alanına sahiptir, ancak sağlık için bir tehdit olabilir. İyonlaştırıcı radyasyona maruz kalmak yanıklara, radyasyon hastalıklarına, kansere ve genetik hastalıklara sebep olabilir. İyonlaştırıcı radyasyon kullanmak, iyonlaştırıcı olmayan radyasyon kullanılırken genelde gerekli olmayan dikkatli ve özenle alınmış radyolojik korunma önlemleri gerektirir.

Etkin sıcaklık genel olarak bir cismin emisyon eğrisi ya da dalga boyu fonksiyonu, bilinmediği zaman, o cismin sıcaklık değerini tahmin etmek amacıyla kullanılır. Yıldız ya da gezegen gibi bir cismin etkin sıcaklığı, bir kara cismin yaydığı toplam radyasyon enerjisinin bu cismin yaydığı enerjiye eşit olduğu zamanki sıcaklık değeridir.

<span class="mw-page-title-main">Kara cisim ışınımı</span> opak ve fiziksel yansıma gerçekleştirmeyen siyah cisimden yayılan ve sabit tutulan tekdüze ısı

Siyah cisim ışıması içinde elektromanyetik ışıma ya da çevresinde termodinamik dengeyi sağlayan ya da siyah cisim tarafından yayılan ve sabit tutulan tekdüze ısıdır. Işıma çok özel bir spektruma ve sadece cismin sıcaklığına bağlı olan bir yoğunluğa sahiptir. Termal ışıma, birçok sıradan obje tarafından kendiliğinden yayılan bir siyah cisim ışıması sayılabilecek türden bir ışımadır. Tamamen yalıtılmış bir termal denge ortamı siyah cisim ışımasını kapsar ve bir boşluk boyunca kendi duvarını yaratarak yayılır, boşluğun etkisi göz ardı edilebilecek kadar küçüktür. Siyah cisim oda sıcaklığında siyah görünür, yaydığı enerjinin çoğu kızılötesidir ve insan gözü ile fark edilemez. Daha yüksek sıcaklıklarda, siyah cisimlerin özkütleleri artarken renkleri de soluk kırmızıdan kör edecek şekilde parlaklığı olan mavi-beyaza dönüşür. Gezegenler ve yıldızlar kendi sistemleri ve siyah cisimler ile termal dengede olmamalarına rağmen, yaydıkları enerji siyah cisim ışımasına en yakın olaydır. Kara delikler siyah cisim olarak sayılabilirler ve kütlelerine bağlı bir sıcaklıkta siyah cisim ışıması yaptıklarına inanılır . Siyah Cisim terimi, ilk olarak Gustav Kirchhoff tarafından 1860 yılında kullanılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Fraunhofer çizgileri</span>

Fizikte Fraunhofer çizgileri ismini Alman fizikçi Joseph Von Fraunhofer'dan alan tayfsal çizgiler grubudur. (1787-1826) Çizgiler ilk olarak güneşin soğurum çizgilerinin optik tayfında gözlemlenmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Gece parlayan bulut</span>

Gece bulutları ya da gece parlayan bulutlar alacakaranlıkta üst atmosferdeki görünen mezosferik bulut tabakasına ait kutup bulutlarının çok daha parlak ve her tarafa yayılan uçları parçalanmış gibi gözüken bulutumsu olaylardır. Su buzunun içindeki kristallerden oluşmaktadırlar. Notrilucent latincede kabaca gece parlayanı anlamına gelir. Genelde yaz aylarında 50 ve 70 enlemleri arasında ekvatorun kuzey ve güneyinde gözlemlenirler. Sadece güneş ufkun altındayken gözlemlenirler.

Astronomik Obje Yanılsamaları Bir astronomik objenin yanılsaması doğada oluşabilen bir optik fenomenidir. Bu olay astronomik objenin ışığın kırınımı sebebi bozuk görüntüsü ya da birden fazla görülmesi olarak açıklanabilir. Bu yanılsamalar Güneş, Ay, gezegenler, parlak yıldızlar ya da çok parlak kuyruklu yıldızlar ile gözlemlenebilir. Yaygın olarak Güneş'in doğuşu ve batışı sırasında gözlemlenir.

<span class="mw-page-title-main">Zodyak ışığı</span>

Zodyak ışığı, sabah güneş doğmadan önce veya akşam battıktan hemen sonra, ufukta Güneş’in yakınından gökyüzüne doğru yükselen, hemen hemen üçgen şeklindeki sönük ışıktır. En güzel gözüktüğü zamanlar ilkbahar ve sonbahar aylarıdır çünkü o aylarda ekliptik denilen tutulma düzlemi ufka dik olur. Güneş ışınlarının tutulma düzlemindeki tozlardan saçılması sonucu oluşur ve o kadar sönüktür ki Ay ışığı veya ışık kirliliği varsa görünmesi çok zordur.

<span class="mw-page-title-main">Chappuis emilimi</span>

Chappuis emilimi elektromanyetik spektrumun görünür kısmında güneş ışığının küçük bir kısmını emen ozon tabakasında özellikle belirgin olan ozon tarafından elektromanyetik radyasyonun emilmesini ifade eder. Chappuis absorpsiyon bantları, 400 ile 650 nm arasındaki dalga boylarındadır. Bu aralık içinde, 575 ve 603 nm'de benzer yüksekliğe sahip iki absorpsiyon maksimumu vardır.