İçeriğe atla

Glomus iranicum var tenuihypharum

Glomus iranicum var tenuihypharum Arbusküler mikoriza mantarı kök oluşturucu bir mantar. Toprağın fizyo kimyasal koşullarını iyileştirmeye ve bitkilerin büyümesine ve büyük oranda üretkenlik sağlamasına katkıda bulunur. pH değeri 9.5 olan alkali topraktan izole edilmiş ve zengin Mg, Ca ve Mn. tuzları içeren bu tür, yoğun tarım koşullarında dahi, zirai bitkilerin birçoğuyla uygun bir simbiyosis elde eder. Büyük oranda toprakta görülebilen bolca ekstramatrik miselyum üretir, kökün dış kısmında oluşan sporlardan kendini yeniden üretir ve bu sayede köklerin içinden bitkiye doğru büyük oranda besin taşınması sağlanır ve yoğun gübreleme şartlarında bile uygun bir tolerans sağlayacak şekilde topraktaki yüksek orandaki besinsel tuz konsantrasyonlarını tolere eder.

Dış miselyum ağı ve ekstra köksel sporlar (1) ve bağımsız spor duvarlarının detayları (2)

Bu türü keşfeden şirket olan Symborg, biyolojik özelliklerinden ötürü ilk defa AMF türünü koruyan bu tür üzerinden bir patent elde etti.

Bu türün farklı bitki türlerindeki etkileri hakkında, konusunda uzman dergilerde yayınlanan bilimsel çalışmalar gerçekleştirildi. Özellikle sofralık üzümlerde, Red Globe, Crimson, Napolyon, Thomson çekirdeksiz, gibi çeşitlerin toplam üretiminde üç yıldan uzun bir sürede meyvenin kalitesinde de bir artış görerek, %12-45 arasında devamlı bir büyüme elde edilmiştir ve salkımların uzunluğu ve ağırlığında artış ve ayrıca hasat edilen meyvede daha iyi ve eşit bir renklenme ve daha yüksek bir Brix derecesi elde edilmiştir.

Hem serada hem de açık alanda ekilmiş olan bahçe bitkilerinde fizyolojik aktivite (daha iyi su tutma kapasitesi ve gaz alış-verişi) ve uygulama yapılmış bitkilerde verimde (%10-15) anlamlı bir artış sağlamıştır. İspanya'da, Cartagena Politeknik Üniversitesi'nde kavun kök sistemi ile ilgili yapılan bir çalışmada bu türün uygulanmasıyla sadece kılcal köklerin uyarılması ile kök bölgesi yüzeyinin artmadığını, aynı zamanda büyük oranda besin emilimi ve üretim potansiyelini anlamlı şekilde artırarak kök yapısında bir değişim yarattığı da bulunmuştur.

Serada biber çalışmalarında, sadece üretimde bir artış değil (m² başına 1 kg), aynı zamanda bitkinin endojen hormonu kontrolünde önemli denetim göstermiştir. Dikimin yapılmasıyla oksin (indolasetik asit ) daha iyi bir kök oluşumu ve mikorizal kolonileşme göstermiştir. Dikimden 50 gün sonra daha iyi bir yapraklanma ve üretim adına yüksek gibberellin ve sitokinin oluşumu ve döngün sonuna doğru absisik asit miktarı daha genç bitkilerin lehine olacak şekilde anlamlı ölçüde azalarak sonuçlanıyor.

Buğday ve tahıl üretiminde, mısır ve soya fasulyesinde olduğu gibi bu türle kolonileşme, üretim veriminde %10'dan fazla şekilde artış sağlamaktadır.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Mantarlar</span> ökaryot âlemi

Mantarlar, çok sayıda çok hücreli ve tek hücreli ökaryotik canlıyı kapsayan bir biyolojik âlemin adıdır. Maya gibi mikroorganizmalardan, küf ve şapkalı mantarlara kadar pek çok üyesi olan bu canlılar grubu, halk arasında genellikle sadece şapkalı mantarları tanımlamak için kullanılır. Biyoloji alanında mantarları inceleyen bilim dalına mikoloji denir.

<span class="mw-page-title-main">Biyogaz</span>

Biyogaz terimi temel olarak organik atıklardan kullanılabilir gaz üretilmesini ifade eder. Diğer bir ifade ile Oksijensiz ortamda mikrobiyolojik floranın etkisi altında organik maddenin karbondioksit ve metan gazına dönüştürülmesidir. Biyogaz elde edinimi temel olarak organik maddelerin ayrıştırılmasına dayandığı için temel madde olarak bitkisel atıklar ya da hayvansal gübreler kullanılabilmektedir. Kullanılan hayvansal gübrelerin biyogaza dönüşüm sırasında fermante olarak daha yarayışlı hale geçmesi sebebiyle dünyada temel materyal olarak kullanılmaktadır. Aynı zamanda tavuk gübrelerinden de oldukça verimli biyogaz üretimi sağlanabilmektedir. Tavuk gübresinin kullanımı tarım için önemlidir. çünkü bu gübre topraklarda verim amaçlı kullanılamaz. Topraklarda tuzluluğa sebep olurlar. Kullanılamayan bu gübre biyogaza dönüştürüldüğünde yarayışlı bir hal almış olur. Günümüzde biyogaz üretimi çok çeşitli çaplarda; tek bir evin ısıtma ve mutfak giderlerini karşılamaktan, jeneratörlerle elektrik üretimine kadar yapılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Fermantasyon</span> kimyasal çürüme

Fermantasyon, hücre içinde oksijen yokluğunda meydana gelen metabolik bir faaliyet olarak ‘NAD+'yi yeniden oluşturmak için glikozun glikoliz yoluyla kısmi oksidasyonunu takip eden metabolik adımlar’ şeklinde tanımlanmaktadır. Fermantasyon anaerobik şartlarda, yani oksidatif fosforilasyon olamadığı durumlarda, glikoliz yoluyla ATP üretimini sağlayan önemli bir biyokimyasal süreçtir. Biyokimyanın fermantasyonla ilgilenen dalı zimolojidir.

<i>Yer fıstığı</i>

Yer fıstığı, baklagiller (Fabaceae) familyasından Arachis cinsinin bir türüdür. Tohumlarında %45-60 oranında yağ, %20-30 oranında protein, %18 oranında karbonhidrat, vitaminler ve madensel maddeler içeren, özellikle yağ sanayi ve çerez yapımı başta olmak üzere, sapı kuru ot ve kabuğu da çeşitli şekillerde değerlendirilen değerli bir bitkidir.

<span class="mw-page-title-main">Gübre</span> verimi artırmak için toprağa dökülen hayvansal dışkı.

Gübre, bitkinin beslenmesinde gerekli olan kimyasal elementleri sağlamak için toprağa ilave edilen herhangi bir madde.

<span class="mw-page-title-main">Zeytinyağı</span> bitkisel sıvı yağ

Zeytinyağı, zeytin ağacının meyvesinden elde edilen yeşilimsi-sarımtırak renkte sıvı bir yağdır.

<span class="mw-page-title-main">Ayva</span>

Ayva, gülgiller (Rosaceae) familyasından 4–5 m boylanan, kırmızı kahverengi gövdeli meyve ağacıdır. Derine gitmeyen yüzeysel kök sistemine sahiptir.

<span class="mw-page-title-main">Sera</span>

Sera, bitkilerin yetişmesine uygun şartların sağlanması amacı ile çevre şartları kontrol edilebilen veya düzenlenebilen cam, plastik, fiberglas gibi ışığı geçiren materyallerle örtülü yapı.

<span class="mw-page-title-main">Toprak</span>

Toprak, bitki örtüsünün beslendiği kaynakların ana deposudur. 1 cm toprak ortalama olarak 1000 yılda oluşur. Toprak üzerindeki ölü bitkileri yakmak toprağa çok büyük zararlar verir ve toprağı verimsizleştirir. Toprak üzerindeki ölü bitkiler ve kuru yapraklar fosilleşerek bir gübre görevi görür ve toprağın zenginleşip nem tutarak verimliliğini artırır.

Hümik asitler veya humus, kısmen veya tamamı ile çürümüş bitki veya hayvan artıklarının oluşturduğu siyah veya koyu kahverenkli maddelerdir.

<span class="mw-page-title-main">Tereyağı</span>

Tereyağı, ana maddesi süt yağı olan bir mandıra ürünüdür. Tereyağının bileşiminde yaklaşık %80 oranında süt yağı, su, süt şekeri, mineraller, kolesterin, suda çözülmüş vitaminler, protein, asitler ve aroma veren maddeler yer alır. Tereyağı, gıda ve kozmetik sanayisinde kullanılan bir hammaddedir.

<span class="mw-page-title-main">Absisik asit</span>

Fizyologlar tohum ve tomurcuk dormansisinin bazı inhibitör bileşikler tarafından meydana getirildiğini ileri sürmüşler ve bu bileşiklerin izolasyon çalışmaları sonucunda bunlardan birisinin absisik asit olduğu tespit etmişlerdir.

<span class="mw-page-title-main">Kültürel mücadele (tarım)</span>

Kültürel mücadele, tarım sürecinde zararlı canlıların meydana gelmesini önleyecek üretim sistemlerinin kullanıldığı tarımsal mücadele yöntemleridir. Tarla yeri ve tohum seçimi, ekim-dikim zamanı ve şekli, besleme, bakım, hasat ve saklama şartlarının en az zararlı ve hastalık oluşacak şekilde ayarlanmasıdır. İnsan sağlığında koruyucu hekimlik yöntemine benzemektedir.

<span class="mw-page-title-main">Permakültür</span> Tarım ve arazi yönetimine yaklaşım

Sürdürülebilir tarım ya da permakültür, doğadaki insan yerleşimlerini, doğal ekosistemlerden örneklenen ziraat uygulamaları ve sürdürülebilirlik görüşüne göre uygulayan bir ekolojik tasarım anlayışıdır.

<span class="mw-page-title-main">Biyoçeşitlilik</span> Yaşam formlarının çeşitliliği ve değişkenliği

Biyoçeşitlilik, bir ekosistem, biyom veya tüm Dünya'da bulunan yaşam formlarının çeşitliliğidir. İnsanların yaşamlarını sürdürebilmesi için yaşadıkları çevrede, temiz su ve havanın, verimli toprakların, besinlerin ve diğer gereksinimlerinin karşılandığı, kullanacağı çeşitli maddelerin bulunması gerekir. Yaşam için gerekli madde ve koşullar, çevrenin abiyotik etkenleri ile bakteri, Protista, mantar, bitki ve hayvanlar tarafından sağlanır. Bu canlıların tamamına biyoçeşitlilik denir. Bu çevredeki biyoçeşitlilik arttıkça o çevrenin ekolojik hizmetleri de o oranda artar. Yalnız bu artış biyolojik çeşitliliği oluşturan türler arasında dengeli etkileşimin gerçekleşmesi durumunda geçerlidir. Bu nedenle biyolojik çeşitlilik arttıkça, ekosistemlerdeki madde dolaşımı ve enerji akışları daha etkin halde gerçekleşir. Bunun aksine, ekosistemdeki biyolojik çeşitlilik azaldığında, ekosistem hizmetlerinde azalma olur. Örneğin, yılan bulunduğu ekosistemdeki fare ve kurbağa gibi türleri besin olarak kullanır. Böylece fare ve kurbağa popülasyonlarının aşırı artışı engellenir. Bunun sonucunda, fare ve kurbağalarla aynı besini paylaşan diğer hayvanların besinlerden yararlanmalarına olanak verilmiş olur.

<span class="mw-page-title-main">Akuaponik</span>

Akuaponik, geleneksel akuakültür (akuatik canlılardan olan balık, kerevit, karides üretimi) ile hidroponiğin (topraksız tarım/ bitkilerin su ve besin eriyikleri ile beslenmesi) birleşmesi ile sürdürülebilir gıda üretim sistemi alternatiflerindendir. Akuakültürde zamanla suyun kirliliği balık için zararlı düzeye gelir. Bu su, hidroponik sistemde yetişen ürünlere, sistemi tıkayacak partiküller filtrelenip gönderilerek, bitkinin ihtiyaç duyduğu hayati besin maddelerini almasına, aynı zamanda akuakültürde yetişen canlıların suyunun temizlenerek kapalı devre simbiyotik yaşamın oluşmasını sağlar. Akuaponik terimi de akuakültür ve hidroponik kelimelerinin birleşiminden meydana gelmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Kompost</span> gübre çeşiti

Kompost, bitkisel ve hayvansal atıkların nemli-oksijenli ortamda bozunarak dönüştüğü organik gübredir.

<span class="mw-page-title-main">Ayrışma (jeoloji)</span>

Ayrışma, çözünme veya günlenme, yerkabuğunu oluşturan kayaçların yüzey kısımlarında fiziksel ve kimyasal etkenlerle meydana gelen değişimlerdir. Bu etkenlerin yanında atmosferdeki gazlar, sıcaklık, su, organizmalar da ayrışmada etkilidir.

Anaç, bitkinin bir parçasıdır, genellikle yeni yer üstü büyümesinin üretilebildiği bir yeraltı kısmıdır. Başka bir bitkinin tomurcuğunun aşılandığı, iyi gelişmiş bir kök sistemine sahip bir gövde olarak da tanımlanabilir. Bir köksap veya yeraltı sapına atıfta bulunabilir. Aşılamada, bir bitkiye, bazen sadece bir kütüğe, halihazırda kurulmuş, sağlıklı bir kök sistemine sahip olan, üzerine başka bir bitkiden bir kesme veya tomurcuk aşılanmış anlamına gelir. Üzüm asmaları ve diğer meyveler gibi bazı durumlarda, anaçlar için çelikler kullanılabilir, kökler onları dikmeden önce fidanlık koşullarında kurulur. Anaç üzerine aşılanan bitki kısmına genellikle kalem denir. Scion o özelliklere sahip bitkidir yayıcısı fotosentetik aktivite ve meyve veya dekoratif özellikleri dahil, yerden arzuluyor. Anaç, toprakla etkileşimi, köklerin ve gövdenin yeni bitkinin desteklenmesini sağlaması, gerekli toprak suyu ve minerallerini alması, ilgili zararlı ve hastalıklara karşı direnç göstermesi için seçilir. Birkaç hafta sonra iki parçanın dokuları birlikte büyüyecek ve sonunda tek bir bitki oluşturacaktır. Ürün her zaman genetik olarak farklı iki bitkinin bileşenlerini içermesine rağmen, birkaç yıl sonra aşı yerini tespit etmek zor olabilir.

<span class="mw-page-title-main">Botrytis cinerea</span>

Botrytis cinerea, birçok bitki türünü etkileyen nekrotrofik bir mantardır, ancak en dikkat çekici konukçuları şaraplık üzümlerdir. Bağcılıkta, yaygın olarak "botrytis salkım çürümesi" olarak bilinir. Yararlı formuna ise asil çürüme denir; Hortikültürde, genellikle "gri küf" olarak adlandırılır.