İçeriğe atla

Glial tümör

Glial tümör, astrositomlar, ependimomlar, oligodendrogliom ve embriyonik tümörler dahil olmak üzere merkezi sinir sisteminin (MSS) sayısız tümörleri için kullanılan genel bir terimdir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tümörleri ciddiyet ve nüks açısından farklı kategorilere ayırmaktadır. Bu kategorilendirme en son 2016 yılında yenilenmiştir.[1] Derece I olarak sınıflandırılan ilk tümöre pilositik astrositom denir ve en sık çocukluk çağında görülür.[2] Bir sonraki tümör, difüz astrositomlar derece II-III ve IV olabilirler. Düşük evreli glial tümörler zamanla evre atlayabilirler. Bu tümörler davranışsal olarak agresif yani malign özellik gösterirler.[2][3] Evre 3 astrositomlar anaplastik astrositom, evre 4 astrositom ise Glioblastom olarak isimlendirilir.

Merkezi sinir sisteminin bir diğer glial tümör tipi, ependimal tümörlerdir. Bunlar beyindeki ventriküllerin ve omuriliğin ependimal hücrelerine benzeyen hücrelerdir.[4] Bunlar da saldırganlık derecelerine göre farklı kategorilerde sınıflandırılır. En az agresif (Evre 1) ependimal tümörler Subependimom'lar ve Miksopapiller ependimom bulunur. En şiddetli derece III olarak sınıflandırılır ve anaplastik ependimomlar olarak adlandırılır ve bunlar genellikle omurganın tabanında görülür.[4]

Oligodendrogliom nadir görülen başka bir glial ttümördür. Normalde beynin ak maddesinde görülürler. Sebepler bilinmemekle birlikte, 1p / 19q silinmesinin pozitif olduğu vakalarda kemoterapi tedaviye yanıt daha iyidir.[4] Oligodendroglioma, keskin sınırları ve ayırt edici "kızarmış yumurta" özellikleri nedeniyle beyin dokusundan histolojik olarak çok farklıdır.[5]

Tarihçe

Beyin tümörleri tarihte ilk kez 1829'da bir anatomist ve patolog olan Jean Cruveilhier tarafından makroskopik olarak tanımlanmış ve 1836'da Bressler tarafından sınıflandırılmıştır. Tarihte Gliom terimini ilk kez kullanan kişi Rudolf Virchow'dur. Harvey Williams Cushing ve Jean Cruveilhier 1926 yılında Tumors Arising from the Blood-Vessels of the Brain[6] isimli yayınlarında ilk sistematik sınıflandırmayı yaptılar. Ancak bu sınıflandırma karmaşık olduğu için ilgi görmedi. Yirminci yüzyılın ortalarında James Watson Kernohan yeni basit bir sınıflandırma geliştirdi. Karmaşık histogenetik sınıflandırmayı: Astoristom, ependimom, nöroastrositom, medulloblastom, oligodendrogliom olarak 5 glial tümör kategorisine indirdi. Ayrıca bu tümörlerin 4 derece şeklinde gruplandırma sistemini geliştirdi. Bu sistem günümüzde kullanılan sistemin temellerini atmış oldu. İlk kez Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 1979'da uluslararası olarak tümörlerin sınıflandırmasını yapmıştır. Bu sınıflandırma yine Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 1993'te revize edilmiştir. 2000 yılında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) standardizasyonu sağlamak, bazı moleküler ve genetik bilgileri kapsamak, ICD hastalık tanımlama kodlarını içerecek, tanısal kriterleri belirlemek amacıyla sınıflamayı revize etti. 2007 yeni yılında yine DSÖ tarafından tüm tümörler 7 ana gruba ve 13 alt gruba ayrıldı. 2014 yılında ISN (International Society of Neuropathology) tarafından yapılan toplantıda (HAARLEM 2014) DSÖ'nün en 2007 yılında yaptığı sınıflamanın tekrar gözden geçirilmesi gerektiği, genetik ve moleküler bilgilerin gözden geçirilmesi önerildi. Ayrıca genetik/moleküler bilgilerin tanıda kullanımını öngören entegre tanı kavramını ortaya attılar. Mevcut sınıflandırma aşağıda açıklandığı gibi en son DSÖ tarafından 2016 yılında güncellendi.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2016 Merkezi Sinir Sistemi tümörlerinin sınıflandırılması

Dünya sağlık örgütü santral sinir sistemi tümörlerinin sınıflandırmasını en son 2016 yılında yapılmıştır.[1] En son 2007 yılında yapılmış olan bu sınıflamaya 2016 yılında Histolojik değerlendirmelere ek olarak artık moleküler parametreler de eklendi. Bu yeni sınıflamayla birlikte bazı tümör tanımlamaları kaldırıldı, yeni tümör tanımlamaları eklendi. Geçen yüzyılda beyin tümörlerinin sınıflandırılması tümör hücrelerinin mikroskop altındaki görünümleri ve hücresel düzeydeki farklılıkları ile yapılırdı.

Son 20 yılda tümör oluşumundaki genetik faktörlerin, aynı tümör içinde bile genetik farklılıkların olduğunu ve bunların tedavide ve sağ kalımda farklılıklar gösterdiği ortaya konuldu. Bu sayede yeni tümör alt tiplerinin varlığı ortaya konuldu. Bu nedenele 2016 yılında yapılan yeni sınıflandırma ile yüzyıldır uygulanan ve tümör tiplendirilmesinde kullanılan ışık mikroskopik incelemere genetik/moleküler incelemeler eklenmiş oldu. 20 ülkeden 117 katılımcının bulunduğu, 3 gün süren konsensusun ardından 2016 sınıflandırılması yayınlandı.[1]

Sınıflandırma

Glial Tümör Sınıflandırması (WHO 2016)![1]

Difüz astrositomlar ve Anaplastik astrositomlar

Diffüz astrositom, ''IDH-mutant''
Gemistositik astrositom, ''IDH-mutant''
Diffüz astrositom, ''IDH- wild tip''
Diffüz astrositom, ''NOS''
Anaplastik astrositom IDH-mutant
IDH-wilt tip
NOS
Glioblastom, ''IDH wild-tip'' Dev hücreli glioblastom
Gliosarkom
Epiteloid glioblastom
GlioblastomIDH mutant
NOS
Diffüz Orta Hat Gliomu (midline glioma) H3 K27M-mutant
Oligodendrogliom IDH-mutant ve 1p-19q co-deletion
Oligodendrogliom NOS
Anaplastik oligodendrogliom IDH-mutant ve 1p/19q co-deletion
Anaplastik oligodendrogliom NOS
Oligoastrositom NOS
Anaplastik oligoastrositom NOS
Diğer astrositomlarDiğer astrositik tümörler Pilositik astrositom
''Pilomiksoid astrositom''
Subependimal dev hücreli astrositom
Pleomorfik ksantoastrositom
Anaplastik pleomorfik ksantoastrositom
EpendimomlarEpendimal tümörler Subependimom
Miksopapiller ependimom
Ependimom Papiller pendimom
Berrak hücreli ependimom
Tanisitik ependimom
Ependimom, RELA-füzyon pozitif
Anaplastik ependimom
Diğer gliomlar 3. ventrikülün koroid gliomu
Anjiojenik gliom
Astroblastom
Embriyonel tümörlerMedulloblastom (genetik tanımlama) Medulloblastom, WNT-aktif
Medulloblastom, SHH-aktif ve TP53 mutant
Medulloblastom, SHH aktif ve TP53-wild tip
Medulloblastom, non-WNT/non-SHH grup 3 ve grup 4
Medulloblastom (histolojik tanımlama) Klasik tip
desmoplastik/boduler
yaygın nodüler tip
dev hücreli/anaplastik
Medulloblastom, NOS
Çok tabakalı rozetlerden oluşan embriyonel tümör C19MC-değişken
Çok tabakalı rozetlerden oluşan embriyonel tümör NOS
Medulloepitelyoma
Nöroblastom
Ganglionöroblastom
Embriyonel Tümör NOS
Atipik teratoid/rabdoid tümör
Rabdoid özellik gösteren santral sinir sistemi

embriyonel tümörü

Kranial ve paraspinal sinir tümörleriSchwannom Sellüler Schwannom
Pleksiform Schwannom
WHO 2016 sınıflamasına göre tümörlerin evrelendirilmesi![1] Tümör
alt tip Evre
Diffüz astrositik ve oligodendroglial tümörlerDiffüz astrositom, IDH mutant II
Anaplastik astrositom, IDH mutant III
Gliblastom, IDH-Wild tip IV
Glioblastom, IDH-mutant IV
Diffüz orta hat gliomu, H3 K27M-mutant IV
Oligodendrogliom, IDH-mutant, 1p-19q co-deltion II
Anaplastik oligodendrogliom, IDH mutant ve 1p-19q co-deletion III
diğer astrositik tümörlerPilositik astrositom I
Subependimal dev hücreli astrositom I
Pleomorfik ksantoastrositom II
Anaplastik pleomorfik ksantoastrositom III
ependimal tümörlerSubependimom I
Miksopapiller ependimom I
Ependimom II
Ependimom RELA-fusion pozitif II-III
Anaplastik ependimom III
Diğer gliomlar Anjiosentrik gliom I
3. ventrikülün kordoid tümörü II
Nöronal veya nöronal-glial tümörlerDisembriyoplastik nöroepitelyal tümörler I
Gangliositom I
Gangliogliom I
Anaplastik gangliogliom III
Serebellumun displastik gangliositomu (Lhermitte_Duclos) I
Desmoplastik infantil astrositom ve gangliogliom I
Papiller glionöronal tümör I
Rozet oluşturan glionöronal tümör I
Santral nörositom II
Ekstraventriküler nörositom II
Serebellar liponörositom II
Embriyonel tümörlerMedulloblastom (tüm alt tipler) IV
Embriyonel tümör, çok katlı rozet oluşturan, C19MC-altered IV
Medulloepitelyoma IV
Santral sinir sistemi embriyonel tümörü, NOS IV
Atipik teratoid/rabdoid tümör IV
Rabdoik özellik gösteren santral sinir sistemi embriyonel tümörü IV
Kranial ve paraspinal sinirlerin tümörleriSchwannom I
Neurofibrom I
Perinöroma I
Malin periferik sinir kılıfı tümörü (MPNST) II, III, IV
Evre II: Hücresel atipi, Evre III: Artmış mitoz, Evre IV: mikrovasküler proliferasyon ve nekroz

Diffüz astrositik ve oligodendroglial tümörler

Difüz astrositomlar ve Anaplastik astrositomlar

Difüz gliomlar Dünya sağlık örgütünün en son 2016 yılında tanımladığı, birçok farklı alt tipe sahip glial tümörün genel ismidir.[7] Beynin kendi dokusu olan glial hücrelerden kaynaklanan tümör alt tiplerinden biridir. Daha önceki glial tümör sınıflandırılması sadece histopatolojik incelemeye göre yapılırken son sınıflamada moleküler ve genetik incelemeler sınıflamaya dahil edilmiştir. Artık hem astrositik hem de oligodendroglial tümörler bu sınıflamaya dahil edilmiştir. Bunun nedeni büyüme paternlerinin benzerlik göstermesiyle birlikte benzer genetik mutasyonlar göstermelerinden kaynaklanmaktadır. Bu sınıftaki tümörler hem fenotipik hem de genetik özelliklerine göre sınıflandırılmıştır. Hastalığın seyrinin belirlenmesi, genel veya hedefe yönelik tedavilerin belirlenmesi açısından bu sınıflamanın önemi çok fazladır.

Son sınıflamaya göre Difüz gliomlar, derece II ve III astrositik tümörler, derece II ve III oligodendroglial tümörler, derece IV glioblastomlar ve çocukluk çağı difüz gliomlardan oluşur. Işık mikroskobu altında yapılan incelemelerde; derece II artmış hücresel atipi, derece III atipi ile birlikte artmış mitoz, derece IV ise öncekilere ek olarak mikrovasküler proliferasyon ve nekroz özelliği gösteren tümörlerdir.

WHO derece II astrositomlar ve WHO derece III anaplastik astrositomlar ayrı ayrı IDH-mutant, IDH-wild tip (vahşi tip) ve NOS kategorilerine ayrıldı. Eğer IDH testi yapılabiliyorsa derece II ve derece III tümörler çoğunlukla IDH-mutant'tır. Eğer immünohistokimyasal olarak R132H IDH1 codon 132 ve IDH2 codon 172 gen proteinleri negatif ise veya IDH1 codon 132 ve IDH2 codon 172 genlerinden herhangi biri negatif ise mevcut lezyon IDH-wild (vahşi) tip olarak sınıflandırılır. Akılda tutulmalıdır ki IDH-wild tip diffüz astrositom nadir konulan tanılardan biridir. IDH mutasyonunun varlığı yüksek dereceli gliomlarda (Derece III-IV) prognozun belirlenmesinde histolojik dereceden ve diğer moleküler özelliklerden daha önemlidir. IDH mutasyonu varlığı durumunda Derece III difüz astrositom derece II gibi davranabilirken, IDH mutasyon yokluğunda derece IV olan glioblastom gibi davranabilir. Ancak gliom klasik tedavi protokollerinde IDH mutasyon durumunun tedaviye yanıtta etkisi olmadığı gösterilmiştir. 2016 yılında yapılan son güncellemede önceki sınıflamada olan protoplazmik astrositom ve fibriler astrositom sınıflandırmadan çıkarılmıştır.

Gliomatosis cerebri son sınıflandırmadan çıkarılmıştır. Bunun nedeni aslında bu durumun ister IDH mutant ister IDH-wild tip olsun tüm alt sınıflarda gözlenebilen bir büyüme paterni olmasından kaynaklanmaktadır.[8][9] gliomatosis serebri terimi bir tümör sınıflandırmasından ziyade artık tüm tümör tipleri için tümörün üç ve daha fazla loba yayılması anlamında kullanılmaktadır.

Glioblastom

Glioblastom, makroskopik kesitsel görünümü
Glioblastom'un kontrastlı T1 MRG görüntüsü. Çevresel yoğun kontrast tutan, merkezinde ise hipointens nekroz alanı izlenen tümörlerdir.

Glioblastomlar derece IV tümörler olarak tanımlanır. Daha önceki sınıflandırmada sadece histopatolojik değerlendirme ile sınıflandırılırken, son sınıflamada IDH mutasyonunun varlığı gibi moleküler farklar gösterilmiştir. Bu farklılıklar Glioblastomun kendi alt tiplerinde prognozun belirlenmesinde oldukça büyük öneme sahiptir. Glioblastomlar WHO 2016 sınıflandırmasında iki ana başlık altında değerlendirilmektedir. Birincisi en sık 55 yaş üstünde görülen, de-novo glioblastom olarak da bilinen, vakaların %90'ını oluşturan IDH-wild (vahşi) tip glioblastomdur.[10] Önceki tanımlamada bu tümör primer glioblastom olarak isimlendirildi. IDH-wild tip glioblastomların alt sınıfı olan dev hücreli glioblastom ortalama olarak daha uzun sağ kalıma sahiptir (13 ay). Yine bu tipin bir alt varyantı olan epiteloid glioblastom ise yeni tanımlanmıştır. Daha çok gençlerde görülen bu tip daha kötü prognoza sahiptir. IDH-wild tip tüm glioblastomların yaklaşık %90 kadarını oluşturur. Yıllık insidansı 3-4/100000'dir. Median yaş 62 olup erkeklerde daha sık görülür.

Daha önce sekonder glioblastom olarak bilinen ve glioblastomların diğer alt tipi olan IDH-mutant glioblastom ise vakaların kalan %10'unu oluşturan, daha önceden düşük dereceli difüz gliom olarak bilinen ve daha genç yaşlarda ortaya tipidir.[10] Eğer tam IDH testi yapılamıyorsa glioblastom, NOS olarak sınıflandırılır. Median yaş 45 olup kadın-erkek insidansı eşittir. Daha sıklıkla frontal bölgeyi tutar.

İlkel nöronal komponenti olan Glioblastom (Glioblastoma with primitive neuronal component sınıflandırmaya dâhil edilmiştir. Bu tanımlama daha önce PNET benzeri içeriğe sahip glioblastom (Glioblastoma with PNET-like component) olarak bilinmekteydi. Bu tanımlama diffüz astrositomlar hatta nadir olarak oligodendrogliomlar ile karışabilmekteydi. %25'i düşük dereceli gliomlardan gelişir. Bu sınıflamanın önemi, bu alt tipteki tümörlerde Beyin omurilik sıvısı yoluyla omuriliğe yayılım görülebileceğinden dolayı takiplerde omuriliğin de takip edilmesi önerilir.

Oligodendrogliom

Oligodenrogliomlar WHO 2016[7] sınıflamasına göre derece II veya derece III tümörler olarak sınıflandırılırlar. Derece II olan oligodendrogliom ve derece III olan anaplastik oligodendrogliom ayrımı, IDH mutasyonu ile birlikte 1p/19q genlerinin ikisinin birden delesyon varlıklarına göre yapılır. IDH-mutant sınıflaması için IDH1 codon 132 ve IDH2 codon 172 genlerinin her ikisinde de mutasyon olmalıdır. Eğer genetik test yapılamıyorsa veya anlamlı sonuç alınamıyorsa Oligodendrogliom, NOS olarak isimlendirilmelidir. IDH mutant oligodendrogliomlar tedaviden bağımsız olarak uzun sağ kalıma sahiptirler.

Oligoastrositom

Oligoastrositom 2016 WHO sınıflaması oldukça problemlidir.[7] Bunun nedeni histolojik özellik olarak neredeyse tüm astrositik ve oligodendroglial varlık gösteren tümörler genetik testler kullanıldığında astrositom veya oligodendrogliom olarak değerlendirilebilirler.[11][12] Derece II oligoastrositom ve derecce III anaplastik oligoastrositom tanısı NOS tanımalamasına bağlıdır ve ancak uygun tanısal moleküler testlerin negatif olduğu durumlarda tanı alabilir. Literatürde oligodendrogliom ve astrositom komponentinin her ikisinin fenotipik ve genetik özelliklerinin birlikte bulunduğu gerçek oligoastrositomlar nadir olarak bulunur.[13]

Diffüz orta hat gliomları

Geçmişte çocukluk çağı gliomlar, davranışsal farklarına rağmen erişkin tip gliomlar gibi sınıflandırılırdı. Altta yatan genetik farklılıklardan dolayı çocukluk çağı difüz gliomları erişkin tiplerinden ayrılırlar.[14][15][16] Sınıflandırılmış gruplardan biri çocukluk çağında (nadir olarak erişkinde de izlenebilir) bir Histon geni olan H3 H3F3A'da K27M mutasyonu izlenir. Bu yapıya sahip tümörler yaygın büyüme paterni, orta hat yerleşimi (talamus, beyin sapı, omurilik) gibi özellikler gösterirler.[17][18] Daha önce Difüz intrinsik pontin gliom (DIPG) olarak tanımlanan bu tümör artık Difüz Orta Hat gliomu, H3 K27M-mutant olarak isimlendirilmektedir.

Diğer astrositomlar

2016 WHO sınıflamasında[7] daha önce neoplastik özellik gösteren Pleomorfik ksantoastrositom olarak bilinen tümör artık Anaplastik pleomorfik ksantoastrositom, WHO grade III olarak sınıflandırılmaktadır. Pleomorfik ksantorastrositomu anaplastik olarak sınıflandırmak için ışık mikroskobunda 10 kat büyütmede sahada beş ve daha fazla mitoz izlenmesi gereklidir. Nekroz izlenebilir ama mitozun düşük olduğu durumlarda nekrız varlığının anlamı tartışmalıdır.[19] Anaplatik alt tipte sağ kalım derece II tümöre göre kısadır.

pilomiksoid astrositom derecelendirilmesi de 2016 WHO sınıflandırmasında değişmiştir. daha önce WHO derece II olarak sınıflandırılmış olan bu tümör, bir varyantı olan pilositik astrositomlardan farklı olarak, özellikle erişkinlerde daha agresif seyir göstermektedir. Bu nedenle pilomiksoid astrositom sınıflandırılmasının direkt olarak derece II olması konusu halen tartışmalıdır.

İyi sınırlı tümörlerdir. IDH gen değişikliği göstermezler. Sıklıkla BRAF (PA ve PXA) ve TSC1/TSC2 (SEGA) gen mutasyonu gösteren gliomlar difüz gliomlardan ayrılarak diğer astrositik tümörler grubu içine girerler.

Ependimomlar

Daha önceki ependimomlarda ki sınıflandırma klinik kullanımda zorluklara sebep olduğu gibi prognozun belirlenmesinde ve tedavi algoritmalarının oluşturulmasında faydası olmadığı biliniyordu.[20] Beklenti daha ileri çalışmalarla genetik olarak ependimomların daha fazla sınıflandırılması yönünde. Son sınıflandırmada kabul edilen tek genetik alt tip Ependimom, RELA fusion-pozitiftir.[21][22] Bu tümör tipi çocukluk çağı supratentorial tümörlerin büyük çoğunluğunu oluşturmaktadır. L1CAM proteinin ekspresyonundaki artış bu tümör için uygun bir immuno-histokimyasal tetkik olabilir.[21] Daha önce mevcut olan ve standart ependimomlar ile karışan selüler ependimomlar sınıflandırmadan çıkarılmıştır.

Ependimom RELA-füzyon pozitif sınıflandırmaya yeni eklenen ve moleküler tiplendirmenin esas alındığı ilk ependimomdur. DSÖ derece II-III tümörlerdir. Daha çok çocuklarda ve supratentoryal yerleşimli tümörlerdir. Genetik olarak C1 10rf95-RELA olarak tanımlanır. RELA bir NFĸβ sinyal yolunda bir transkripsiyon faktörüdür. Kötü prognoza sahiptir.

Nöronal ve nöronal-glial tümörler

Yeni tanımlanmış Difüz leptomeningeal glionöronal tümör daha önce literatürde farklı benzer isimli tümörlerle anılmış olsa da en sık Çocukluk çağının oligodendroglial benzeri leptomeningeal tümörü olarak var olmuştur.[23] Bu tümör daha çok omurilikte olmak üzere parankimal komponenti olmayan difüz leptomeningeal tutulum gösterir. Daha çok çocuk ve adolesanlarda görülür. Bu tümör grubu IDH mutasyonu göstermez. Prognoz değişkenlik gösterir. Yavaş büyüyen bir tümör olmasına rağmen hidrosefaliye bağlı komplikasyonlar izlenebilir.

Histolojik olarak nöronal diferansiyasyon ve hem nöronal hem de glial diferansiyasyon gösterebilirler. Nöronal diferansiasyonu gösteren morfolojik özellikler neoplastik nöronlar, ganglioid hücre morfolojisi ve nörositik rozetlerdir. Glial diferansiasyon ise astrositik, oligodendroglial, ependimal difreransiasyonun morfolojik olarak belirlenmesiyle tanınabilir.

Ganglion hücreli tümör ile benzerlik gösteren, multinodüler ve vakuollu yapıya sahip yeni bir alt tip tanımlanmıştır. Serebrumun multinodüler ve vakuollü tümörü olarak sınıflandırılmıştır.[24] Düşük dereceli tümörlerdir, glial ve nöronal farklılaşmalar gösterebilirler. İyi prognoz gösterirler.

Medulloblastom

Medulloblastoma ait Aksityal T1 kontrastlı MRG görüntüsü. Tümör orta hat 4. ventrikül yerleşimli olarak izlenmektedir.
Desmoplastik medulloblastoma ait MIB-1 immunohistokimyasal tutulum gösteren patoloji kesiti

Medulloblastomlar histolojik ve genetik olmak üzere iki şekilde sınıflandırılırlar. Histolojik olarak: desmoplastik/nodüler, nodüler yayılım, dev hücreli, anaplastik sınıflandırılır. Genetik (moleküler) olarak ise: WNT-aktif, SHH-aktif ve numerik olarak Grup 3 ve Grup 4.[25] Bu histolojik ve genetik alt tipler dramatik olarak sağ kalım farklılıkları gösterirler.

Medulloblastom sınıflandırılması

Genetik profil Histoloji Prognoz
Medulloblastom, WNT-akrif Klasik

Büyük hücreler / anaplatik

(nadir)

Düşük riskli tümör, tüm WNT aktif tümörlerde aynı klasik morfolojik

yapı bulunmaktadır.

Medulloblastom, SHH-aktif,

TP53-mutant

Klasik

Büyük hücreler/ anaplastik

Desmoplastik/nodüler

(çok nadir)

Nadir görülen yüksek riskli tümör

En sık 7-17 yaş arasında izlenir

Medulloblastom, SHH-aktif,

TP53-wild tip

Klasik

Büyük hücre/anaplastik

Desmoplastik/nodüler

Artmış nodülarite

Standart riskli tümör

İnfantlarda düşük riskli tümör

Medulloblastom, non-WNT, non-SHH

Grup 3

Klasik

Büyük hücre/anaplastik

Standart risk

Yüksek riskli tümör

Medulloblastom, non-WNT, non-SHH

Grup 4

Klasik

Büyük hücre /anaplastik (nadir)

Standart risk

Bilinmeyen klinikopatolojik farklılık

Grupların özellikleri
WNT alt tip
  • WNT sinyal yolağı mutasyonları
  • Büyük çocuklarda
  • Klasik morfoloji
  • Kromozom 6 monozomisi
  • Nükleer β-katenin +
  • İyi prognoz (5 yıllık sağ kalım %90)
SHH alt tip
  • Sonic Hedgehog yolağı mutasyonu
  • İnfantlarda ve genç erişkinlerde
  • Desmoplastik/nodüler morfoloji
  • MYCN amplifikasyonu
  • p53 mutasyonu +-
  • intermediyer prognoz
Grup 3 MB/non-WNT, non-SHH
  • Çocuk ve infantlarda
  • MYC amplifikasyonu
  • izokromi 17 (i17q)
  • Klasik ya da büyük hücreli morfoloji
  • Kötü prognoz
Grup 4 non-WNT, non-SHH
  • i17q
  • MYC amplifikasyonu yok, MYYN amplifikasyonu +-
  • klasik ya da büyük hücreli morfoloji
  • İntermediyer prognoz

Diğer embriyonal tümörler

Medulloblastom dışındaki embriyonel tümörlerden Primitif nöroektodermal Tümör (PNET) tanımı kaldırılmıştır.[7] Yeni sınıflama 19. kromozomun (19q13.42) C19MC bölgesinin amplifikasyonuna göre yapılmıştır. Daha önceden ETANTR, ependimoblastom, medulloepitelyoma şeklinde isimlendirilen tümörler artık C19MC-amplifiye tümörler olarak sınıflandırılmaktadır.[14]

Atipik teratoid/rabdoid tümörler (AT/RT) artık INI1 ve daha nadir olarak BRG1 gen mutasyonlarına göre sınıflandırılmakta.[26][27][28][29] Bu genlerdeki farklılıklar karşılığı olan proteinlerin immünohistokimyasal olarak ölçülen değişiklikleri üzerinden değerlendirilmektedir. Eğer bir tümör histolojik olarak AT/RT gibi görünüp, genetik değişiklikler tespit edilemez ise merkezi sinir sisteminin rabdoid özzellik gösteren embriyonel tümörü (CNS embriyonal tumor with rhabdoid features olarak isimlendirilir. Sonuç olarak AT/RT tanısı konabilmesi için genetik mutasyonun gösterilmesi şarttır.

Sinir kılıfı tümörleri

Sinir kılıfı tümörleri sınıflandırılması 2007 sınıflandırılması ile ufak farklar dışında benzerlik gösterir. Melanositik schwannom artık klasik schwannomlardan tamamen ayrı bir sınıf olarak değerlendirilmektedir. Hibrit sinir kılıfı tümörleride 2016 sınıflandırmasına dahil edilmiştir. malin periferik sinir kılıfı tümörlerine (MPNST) iki yeni alt tip eklenmiştir: ""Epiteloid MPNST ve perinöral farklılaşma gösteren MPNST.

Kaynakça

  1. ^ a b c d e Louis (9 Mayıs 2016). "The 2016 World Health Organization Classification of Tumors of the Central Nervous System: a summary". Acta Neuropathologica. 131 (6). ss. 803-820. doi:10.1007/s00401-016-1545-1. 
  2. ^ a b Bond (1 Şubat 2018). "Adult Pilocytic Astrocytoma: An Institutional Series and Systematic Literature Review for Extent of Resection and Recurrence". World Neurosurgery (İngilizce). Cilt 110. ss. 276-283. doi:10.1016/j.wneu.2017.11.102. ISSN 1878-8750. 
  3. ^ "Ependymal cell anatomy". Encyclopedia Britannica (İngilizce). 30 Temmuz 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Nisan 2020. 
  4. ^ a b c Wang, Wang (Şubat 2015). "Genomic discoveries in adult astrocytoma". Current opinion in genetics & development. Cilt 30. ss. 17-24. doi:10.1016/j.gde.2014.12.002. PMID 25616158. 
  5. ^ Van den Bent, Van den Bent (1 Haziran 2008). "Oligodendroglioma". Critical Reviews in Oncology/Hematology (İngilizce). 66 (3). ss. 262-272. doi:10.1016/j.critrevonc.2007.11.007. ISSN 1040-8428. 
  6. ^ Harvey, Harvey (Mayıs 1930). "Tumors Arising From the Blood-Vessels of the Brain: Angiomatous Malformations and Hemangioblastomas". The Yale Journal of Biology and Medicine. 2 (5). ss. 403-405. ISSN 0044-0086. 
  7. ^ a b c d e Louis, Louis (1 Haziran 2016). "The 2016 World Health Organization Classification of Tumors of the Central Nervous System: a summary". Acta Neuropathologica (İngilizce). 131 (6). ss. 803-820. doi:10.1007/s00401-016-1545-1. ISSN 1432-0533. 25 Mart 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Nisan 2020. 
  8. ^ Broniscer, Broniscer (7 Ocak 2016). "Gliomatosis cerebri in children shares molecular characteristics with other pediatric gliomas". Acta Neuropathologica. 131 (2). ss. 299-307. doi:10.1007/s00401-015-1532-y. 
  9. ^ Herrlinger, Herrlinger (22 Ekim 2015). "Gliomatosis cerebri: no evidence for a separate brain tumor entity". Acta Neuropathologica. 131 (2). ss. 309-319. doi:10.1007/s00401-015-1495-z. 
  10. ^ a b Ohgaki, Ohgaki (3 Aralık 2012). "The Definition of Primary and Secondary Glioblastoma". Clinical Cancer Research. 19 (4). ss. 764-772. doi:10.1158/1078-0432.CCR-12-3002. 
  11. ^ Sahm, Sahm (21 Ağustos 2014). "Farewell to oligoastrocytoma: in situ molecular genetics favor classification as either oligodendroglioma or astrocytoma". Acta Neuropathologica. 128 (4). ss. 551-559. doi:10.1007/s00401-014-1326-7. 
  12. ^ Wiestler, Wiestler (10 Temmuz 2014). "Integrated DNA methylation and copy-number profiling identify three clinically and biologically relevant groups of anaplastic glioma". Acta Neuropathologica. 128 (4). ss. 561-571. doi:10.1007/s00401-014-1315-x. 
  13. ^ Huse, Huse (31 Ekim 2014). "Mixed glioma with molecular features of composite oligodendroglioma and astrocytoma: a true "oligoastrocytoma"?". Acta Neuropathologica. 129 (1). ss. 151-153. doi:10.1007/s00401-014-1359-y. 
  14. ^ a b Korshunov, Korshunov (10 Mart 2015). "Integrated analysis of pediatric glioblastoma reveals a subset of biologically favorable tumors with associated molecular prognostic markers". Acta Neuropathologica. 129 (5). ss. 669-678. doi:10.1007/s00401-015-1405-4.  Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi: ":24" adı farklı içerikte birden fazla tanımlanmış (Bkz: )
  15. ^ Ramkissoon, Ramkissoon (30 Nisan 2013). "Genomic analysis of diffuse pediatric low-grade gliomas identifies recurrent oncogenic truncating rearrangements in the transcription factor MYBL1". Proceedings of the National Academy of Sciences. 110 (20). ss. 8188-8193. doi:10.1073/pnas.1300252110. 
  16. ^ "Whole-genome sequencing identifies genetic alterations in pediatric low-grade gliomas". Nature Genetics. 45 (6). 14 Nisan 2013. ss. 602-612. doi:10.1038/ng.2611. 
  17. ^ "Somatic histone H3 alterations in pediatric diffuse intrinsic pontine gliomas and non-brainstem glioblastomas". Nature Genetics. 44 (3). 29 Ocak 2012. ss. 251-253. doi:10.1038/ng.1102. 
  18. ^ Khuong-Quang, Khuong-Quang (3 Haziran 2012). "K27M mutation in histone H3.3 defines clinically and biologically distinct subgroups of pediatric diffuse intrinsic pontine gliomas". Acta Neuropathologica. 124 (3). ss. 439-447. doi:10.1007/s00401-012-0998-0. 
  19. ^ Ida, Ida (Eylül 2015). "Pleomorphic Xanthoastrocytoma: Natural History and Long-Term Follow-Up". Brain Pathology. 25 (5). ss. 575-586. doi:10.1111/bpa.12217. 
  20. ^ Ellison, Ellison (31 Mayıs 2011). "Histopathological grading of pediatric ependymoma: reproducibility and clinical relevance in European trial cohorts". Journal of Negative Results in BioMedicine. 10 (1). doi:10.1186/1477-5751-10-7. 
  21. ^ a b Parker, Parker (19 Şubat 2014). "C11orf95–RELA fusions drive oncogenic NF-κB signalling in ependymoma". Nature. 506 (7489). ss. 451-455. doi:10.1038/nature13109. 
  22. ^ Pietsch, Pietsch (22 Şubat 2014). "Supratentorial ependymomas of childhood carry C11orf95–RELA fusions leading to pathological activation of the NF-κB signaling pathway". Acta Neuropathologica. 127 (4). ss. 609-611. doi:10.1007/s00401-014-1264-4. 
  23. ^ Rodriguez, Rodriguez (1 Eylül 2012). "Disseminated oligodendroglial-like leptomeningeal tumor of childhood: a distinctive clinicopathologic entity". Acta Neuropathologica. 124 (5). ss. 627-641. doi:10.1007/s00401-012-1037-x. 
  24. ^ Huse, Huse (Eylül 2013). "Multinodular and Vacuolating Neuronal Tumors of the Cerebrum: 10 Cases of a Distinctive Seizure-Associated Lesion". Brain Pathology. 23 (5). ss. 515-524. doi:10.1111/bpa.12035. 
  25. ^ Taylor, Taylor (2 Aralık 2011). "Molecular subgroups of medulloblastoma: the current consensus". Acta Neuropathologica. 123 (4). ss. 465-472. doi:10.1007/s00401-011-0922-z. 
  26. ^ Woehrer, Woehrer (15 Aralık 2010). "Incidence of atypical teratoid/rhabdoid tumors in children". Cancer. 116 (24). ss. 5725-5732. doi:10.1002/cncr.25540. 
  27. ^ Judkins, Judkins (Eylül 2007). "Immunohistochemistry of INI1 Expression: A New Tool for Old Challenges in CNS and Soft Tissue Pathology". Advances in Anatomic Pathology. 14 (5). ss. 335-339. doi:10.1097/PAP.0b013e3180ca8b08. 
  28. ^ Hasselblatt, Hasselblatt (Haziran 2011). "Nonsense Mutation and Inactivation of SMARCA4 (BRG1) in an Atypical Teratoid/Rhabdoid Tumor Showing Retained SMARCB1 (INI1) Expression". The American Journal of Surgical Pathology. 35 (6). ss. 933-935. doi:10.1097/PAS.0b013e3182196a39. 
  29. ^ Biegel, Biegel (Ocak 2006). "Molecular genetics of atypical teratoid/rhabdoid tumors". Neurosurgical Focus. 20 (1). ss. 1-7. doi:10.3171/foc.2006.20.1.12. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Bakteri</span> mikroorganizma üst âlemi

Bakteri (İngilizce telaffuz: [bækˈtɪəriə] ( dinle); tekil isim: bacterium), tek hücreli mikroorganizma grubudur. Tipik olarak birkaç mikrometre uzunluğunda olan bakterilerin çeşitli şekilleri vardır, kimi küresel, kimi spiral şekilli, kimi çubuksu, kimi virgül şeklinde olabilir. Yeryüzündeki her ortamda bakteriler mevcuttur. Toprakta, deniz suyunda, okyanusun derinliklerinde, yer kabuğunda, deride, hayvanların bağırsaklarında, asitli sıcak su kaynaklarında, radyoaktif atıklarda büyüyebilen tipleri vardır. Tipik olarak bir gram toprakta bulunan bakteri hücrelerinin sayısı 40 milyon, bir mililitre tatlı suda ise bir milyondur; toplu olarak dünyada beş nonilyon (5×1030) bakteri bulunmaktadır, bunlar dünyadaki biyokütlenin çoğunu oluşturur. Bakteriler gıdaların geri dönüşümü için hayati bir öneme sahiptirler ve gıda döngülerindeki çoğu önemli adım, atmosferden azot fiksasyonu gibi, bakterilere bağlıdır. Ancak bu bakterilerin çoğu henüz tanımlanmamıştır ve bakteri şubelerinin sadece yaklaşık yarısı laboratuvarda kültürlenebilen türlere sahiptir. Bakterilerin araştırıldığı bilim bakteriyolojidir, bu, mikrobiyolojinin bir dalıdır.

Zooloji hayvanların bilimsel olarak incelenmesidir. Çalışmaları, hem yaşayan hem de soyu tükenmiş tüm hayvanların yapısını, embriyolojisini, sınıflandırmasını, alışkanlıklarını ve dağılımını ve ekosistemleriyle nasıl etkileşime girdiklerini içerir. Zooloji, biyolojinin ana dallarından biridir. Terim, Antik Yunanca ζῷον, zōion ('hayvan') ve λόγος, logos kelimelerinden türetilmiştir.

Mutasyon ya da değişinim, bir canlının genomu içindeki DNA ya da RNA diziliminde meydana gelen kalıcı değişmelerdir. Mutasyona sahip bir organizma ise mutant olarak adlandırılır.

<span class="mw-page-title-main">Evrimsel biyoloji</span> canlı çeşitliliğini ve gelişimini inceleyen bilim dalı

Evrimsel biyoloji; biyoloji konularını, canlıların evrimini göz önüne alarak inceleyen bilim dalıdır. Taksonomi biliminin temelinde evrimsel biyoloji yer almaktadır. Canlıları sistematik bir şekilde ayırmada, canlıların evrimsel akrabalıkları ve farklılıkları göz önüne alınır. Ayrıca birçok ekolojik ilişkinin açıklanmasında evrimsel biyoloji kullanılır. Moleküler biyolojide DNA ve RNA dizilerinin baz dizilişleri göz önüne alınarak canlıların hatta organellerin mikroorganizmalarla olan akrabalıkları incelenmekte ve bu incelemede evrimsel biyoloji temel alınmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Kanser</span> DNA hasarı sonucu hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalması

Kanserler (Habis tümörler, Malign tümörler), genellikle sürekli ve hızlı büyüyen tümörlerdir. Kapsülleri yoktur, büyürken sınır tanımazlar, çevresindeki dokuların ve damarların içine girerler (invazyon, infiltratif büyüme). Sıklıkla metastaz yaparlar. Tedavi edilmeyen ya da tedavisi gecikmiş kanserler ölümcüldür.

<span class="mw-page-title-main">Yıldız sınıflandırma (astronomi)</span>

Yıldız sınıflandırma, gökbilimde, yıldızların öncelikle sıcaklıklarına göre sınıflandırılıp, diğer nitelikleri ile bu sınıfların arıtılmasıdır. Yıldız sıcaklıkları Wien'in yer değiştirme yasasına göre sınıflandırılabilseler de, uzak yıldızlar ile sorunlar ortaya çıkmaktadır. Yıldız tayfölçümü ise soğurma çizgilerine dayalı bir sınıflandırma yöntemi sunmaktadır. 19. yüzyıla dayanan ve bugünkü yöntemlerin de temelini oluşturan bir sınıflandırma, yıldızları tayfölçüm sayesinde A'dan Q'ya kadar sıralamaktadır.

Rastgele genetik sürüklenme, alel sürüklenmesi veya Wright etkisi olarak da bilinen genetik sürüklenme, bir popülasyondaki mevcut bir gen varyantının (alel) frekansında rastgele şansa bağlı olarak meydana gelen değişimdir.

<span class="mw-page-title-main">Otizmin kalıtsallığı</span>

Otizmin kalıtsallığı, Otizm spektrum bozukluklarının nedenleri arasında en önemli yeri genetik faktörler tutmaktadır. İkizler üzerinde yapılan ilk çalışmalar otizmin kalıtsallığının %90'dan fazla olduğunu, bir başka deyişle genetik faktörlerin otizm vakalarının %90'ından fazlasını açıkladığını göstermiştir. Bu tahminin daha kesinleştirilmesi için ikizler üzerine yeni data ve yapısal genetik modeller gerekmektedir. Tek yumurta ikizlerinden yalnızca biri otistik olduğunda diğerinde genellikle öğrenme ve sosyal bozukluklar görülmektedir. Erişkin kardeşler için ise daha geniş olan otizm fenotipinin bir ya da birkaç özelliğine sahip olma riski %30'dur.

<span class="mw-page-title-main">Nörofibromatoz</span>

Nörofibromatoz, deri ve sinirlerde görülen doku bozuluklarının bulunduğu belirgilerin bir yelpazesidir. Nörofibromatoz Latince'de sinir lifliliği ya da sinir lifli olma durumu anlamına gelmektedir. Tıp dünyasında şimdiye dek bu belirgilerin en az sekiz türüne rastlanılmış olsa da, yalnızca ikisi belirgin bir biçimde ayırt edilebilmiştir. Bunlar Nörofibromatoz tip 1 ve Nörofibromatoz tip 2 (NF2) olarak adlandırılırlar. Nörofibromatoz 1'in sıklığı 3,000 doğumda 1'dir. Nörofibromatoz 2'ye ise her 50,000 doğumda 1 rastlanır. Nörofibromatoz tip 3 (NF3) ve Nörofibromatoz tip 4 (NF4) ender görülür.

Gliomatosis Cerebri (GC) oldukça ender görülen yayılı (diffüz) bir beyin tümörüdür. Bu türde genelde tümör hücreleri şekillerini yitirmezler ve tümör beynin birden fazla lobuna birden yayılmıştır. Bu sebepten sıklıkla Diffüz Astrositoma ile karıştırılabilir. Ancak astrositoma yalnızca astrosit adı verilen yıldız şeklindeki beyin hücrelerini etkiler ve mutasyona uğratır. Gliomatosis Cerebri ise beynin beyaz maddesinde bulunan tüm hücreleri etkiler. Bu hücrelerdeki şekil değişiklikleri belirgin değildir. Astrositoma ve GBM gibi diğer beyin tümörleri topaklar şeklinde yapılar oluştururken GC'de bu hücreler geniş bir alana yayılmıştır.

Beyin sapı tümörü insanda çeşitli hayati fonksiyonları kontrol eden beynin alt tarafında bulunan ve iki yarıküreyi ve omuriliği birbirine bağlayan beyin sapında oluşan tümörlere verilen isimdir. Neredeyse sadece çocuklarda görülen bir tümör türüdür. Hastaların sadece dörtte biri yirmi yaşın üstündedir ve ender görülen bir hastalıktır. Amerika'da yılda 200-300 hasta bu hastalıkla teşhis edilmektedir. Hastaların ortalama yaşı 7-9 arasıdır.

Temodal® etken maddesi temozolomide olan ve beyin tümörü tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Temodal, kanser hastaları yararına çalışan ve ticari bir amaç gütmeyen Britanyalı Kanser Araştırma Vakfı(en:Cancer Research UK) tarafından finanse edilerek geliştirilmiş, beyin tümörü ve pek çok kanser türünde başarılı sonuçlar veren yan etkileri az bir ilaçtır. Lisansı halen bu sivil toplum örgütünün elindedir.

<span class="mw-page-title-main">Rahim kanseri</span> rahim içinde yerleşen kadın üreme organı kanseri

Rahim kanseri, kadın genital sisteminde rahim içini döşeyen endometriyumdan kaynaklanan bir kanserdir. Kanser, vücudun diğer bölümlerine yayılma veya dağılma yeteneğine sahip hücre'lerin anormal büyümesinin sonucudur.

Glioblastoma multiforme (GBM), yeni adıyla glioblastom grade IV bir astrositomdur. En ölümcül ve en agresif primer beyin tümörüdür. GBM 100,000'de 2-3 oranında izlenen nadir bir hastalıktır.

<span class="mw-page-title-main">Tümörü infiltre eden lenfositler</span>

Tümörü infiltre eden lenfositler veya tümöre infiltre lenfositler(İngilizce: tumor-infiltrating lymphocytes), urun içine göçmüş ve kan dolaşımından ayrılmış akyuvarlardır. Bunlardan en çok bulunanı T hücreleri olup değişken oranlarda tek çekirdekli bağışık hücreleri, değişik türdeki karışık hücreler(T hücreleri, B hücreleri, doğal öldürücü hücreler, makrofajlar) de bunların içerisindedir.

Moleküler evrim, nesiller boyu aktarılacak şekilde, DNA, RNA ve protein gibi hücresel moleküllerin diziliminin değiştirilmesi işlemidir ya da bununla ilgilenen bilim dalıdır. Moleküler evrimin alanı, bu değişimlerdeki kalıpları açıklamak için evrimsel biyoloji ve popülasyon genetiği ilkelerini kullanır. Moleküler evrim başlıca, nükleotid değişimlerinin oranları ve etkilerini, nötr evrimi, doğal seçilimi, yeni genlerin kökenlerini, karmaşık özelliklerin genetik yapısını, türleşmenin genetik temelini, gelişim evrimini ve evrimin genomik ve fenotipik değişikliklere neden olan etkilerini inceler.

<span class="mw-page-title-main">Kemik tümörü</span> kemikteki dokunun neoplastik bir büyümesi

Kemik tümörü, kemikteki dokunun neoplastik bir büyümesidir. Kemikte bulunan anormal büyüme benign veya malign olabilir.

<span class="mw-page-title-main">Rabdomyosarkom</span> iskelet kası progenitörlerinden kaynaklanan iskelet kası kanseri

Rabdomyosarkom (RMS), iskelet kası miyositlerinde tam olarak farklılaşamayan mezenkimal hücrelerden gelişen oldukça agresif bir kanser türüdür. Tümör hücreleri rabdomiyoblast olarak tanımlanır.

<span class="mw-page-title-main">Rosids</span>

Rosids, yaklaşık 70.000 türü içeren geniş bir çiçekli bitkiler sınıfının büyük bir kladının üyeleri olan bitkileridir. Bu bitki grubu tüm kapalı tohumluların dörtte birinden fazlasını içerir.

Beyin hücreleri,beynin işlevsel dokusunu oluşturur. Beyin dokusunun geri kalanı, kan damarlarını içeren, stroma adı verilen yapıdır. Beyindeki iki ana hücre tipi, sinir hücreleri olarak da bilinen nöronlar ve nöroglia olarak da bilinen glial hücrelerdir.