
Mars, Güneş Sistemi'nin Güneş'ten itibaren dördüncü gezegeni. Roma mitolojisindeki savaş tanrısı Mars'a ithafen adlandırılmıştır. Yüzeyindeki yaygın demir oksitten dolayı kızılımsı bir görünüme sahip olduğu için "Kızıl Gezegen" olarak da bilinmektedir.

Merkür, Güneş Sistemi'ndeki en küçük ve Güneş'e en yakın gezegendir. Adını, ticaret ve iletişim tanrısı ve tanrıların habercisi olan antik Roma tanrısı Mercurius'tan (Mercury) almıştır. Yüzey kütleçekimi yaklaşık olarak Mars ile aynı olan bir karasal gezegen olarak sınıflandırılır. Yüzeyi, milyarlarca yıldır biriken sayısız çarpma olayının bir sonucu olarak yoğun şekilde kraterlerle kaplıdır. En büyük krateri olan Caloris Planitia, 1.550 km (960 mi) çapındadır ve gezegenin çapının üçte biri kadardır. Dünya'nın uydusu Ay'a benzer şekilde Merkür'ün yüzeyi, bindirme faylarından kaynaklanan geniş bir uçurum sistemi (yarıklar) ve çarpma olayı kalıntıları tarafından oluşturulan parlak ışın sistemleri sergiler.

Gezegen; genellikle bir yıldız, yıldız kalıntısı ya da kahverengi cücenin yörüngesinde bulunan, yuvarlak hâle gelmiş bir astronomik cisimdir. Uluslararası Astronomi Birliğinin (IAU) tanımına göre Güneş Sistemi'nde sekiz gezegen bulunur. Bunlar, karasal gezegenler Merkür, Venüs, Dünya ve Mars; dev gezegenler Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün'dür. Gezegen oluşumu için bilimsel açıdan mevcut en iyi teori, bir bulutsunun kendi içine çökmesi sonucu bir yıldızlararası bulut meydana getirdiğini ve yıldızlararası bulutun da bir önyıldız ve bunun yörüngesinde dönen bir öngezegen diski oluşturduğunu öne süren bulutsu hipotezidir. Gezegenler bu disk içinde, kütleçekiminin etkisiyle maddelerin kademeli olarak birikmesi sonucu, yığılma (akresyon) olarak adlandırılan süreçte büyürler.

Ceres, Güneş'e en yakın cüce gezegen ve Mars ile Jüpiter arasında yer alan ana asteroit kuşağındaki en büyük gök cismidir.

Av Köpekleri takımyıldızı, Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) tarafından belirlenen 88 takımyıldızdan biridir. 17. yüzyılda Johannes Hevelius tarafından oluşturulmuş küçük bir kuzey takımyıldızıdır. Adı Latince "av köpekleri" anlamına gelir ve çizimlerde genellikle komşu takımyıldız olan Çoban Boötes'in köpeklerini temsil eder şekilde tasvir edilir.

Cüce gezegen, doğrudan Güneş etrafında hareket ettiği bir yörüngede bulunan, bu nedenle başka bir cismin doğal uydusu olmayan, kütleçekimsel olarak yuvarlak olacak kadar büyük, ancak Güneş Sistemi'nin sekiz klasik gezegeni gibi yörünge baskınlığı elde etmek için yetersiz olan küçük gezegen kütleli bir cisimdir. En tipik cüce gezegen örneği, 2006 yılında "cüce" kavramı benimsenmeden önce onlarca yıl boyunca bir gezegen olarak kabul edilen Plüton'dur.

Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) Ağustos 2006'da Güneş Sistemi'ndeki bir gezegenin aşağıdaki özelliklere sahip bir gök cismi olduğunu tanımlamıştır:
- Güneş etrafında yörüngede olması,
- Hidrostatik dengeye sahip olacak kadar kütleye sahip olması ve
- Yörüngesi etrafındaki "bölgeyi temizlemiş" olması.

Küçük Güneş Sistemi Cismi, 2006 yılındaki kararla Uluslararası Astronomi Birliği'nce (UAB) tanımlanan güneş sisteminde bulunup ne gezegen, ne de cüce gezegen olan bir cisimdir:
Güneş'in etrafından dönen diğer cisimlere topluca "Küçük Güneş Sistemi Cismi" olarak telmih edilecek... Bunlar, şu anda Güneş Sistemi'nin çoğu asteroitlerini, çoğu Neptün-ötesi cisimleri (NÖC), kuyruklu yıldızlar ve diğer küçük cisimleri içerir.
Gezegen bilimi, gezegenlerin, gök cisimlerinin ve gezegen sistemlerinin ve bunların oluşum süreçlerinin bilimsel olarak incelenmesidir.

Kadüse, Yunan mitolojisinde Hermes ve dolayısıyla Greko-Mısır Mitolojisinde Hermes Trismegistus tarafından taşınan asadır. Aynı asa genel olarak haberciler tarafından örneğin Hera'nın habercisi İris tarafından da taşınırdı. İki yılanın dolandığı, bazen kanatları bulunan kısa bir asadır. Roma ikonografisinde, genellikle tanrıların habercisi Merkür'ün sol elinde taşınırken tasvir edilmiştir.
Resmi olarak küçük gezegen adlandırması, bir küçük gezegene nihai biçiminde verilen bir sayı-isim kombinasyonudur. Bu tür bir adlandırma, her zaman yeterince güvenilir bir yörünge belirlendikten sonra bir cisme atanan öncü numarayı içerir. Resmi adlandırma, ilk gözlemlendiğinde otomatik olarak atanan geçici adlandırmaya dayanır. Daha sonra, resmi adlandırmanın geçici kısmı bir isim ile değiştirilebilir. Hem resmi hem de geçici adlandırmalar, Uluslararası Astronomi Birliği'nin (IAU) bir şubesi olan Küçük Gezegen Merkezi (MPC) tarafından denetlenmektedir.

Yunan astronomisi klasik antik dönemde Yunan dilinde yazılmıştır ve antik Yunan, Helenistik, Greko-Romen ve geç dönem antik çağlarını kapsar. Yunanca, Helenistik dönemden Büyük İskender'in fethini takip eden süreçte bilimin dili haline geldiği için antik Yunan astronomisi coğrafi sınırları aşmıştır. Bu yüzden Helenistik astronomi olarak da adlandırılır. Helenistik ve Roma dönemleri boyunca Yunan olan veya olmayan birçok astronom, çalışmalarını Yunan geleneklerini kullanarak Ptolemaios krallığındaki İskenderiye kütüphanesini de içeren büyük bir enstitüde yürütüyordu.

Astraryum, ayrıca diğer adıyla planetaryum, astronomik cisimlerin döngüsel niteliğini mekanik olarak temsil eden astronomik saat.
Jülyen yılı, astronomide her biri 86400 SI saniyelik tam 365.25 gün olarak tanımlanan bir zaman ölçü birimidir. Jülyen yılının uzunluğu, Batılı toplumlarda birkaç yüzyıl öncesine kadar kullanılan ve birimin adlandırıldığı Jülyen takviminde yılın ortalama uzunluğudur. Yine de, astronomik Julian yılı tarihleri belirlemekten ziyade süre ölçtüğü için, bir Jülyen yılı, Jülyen takviminde veya başka herhangi bir takvimdeki yıllara karşılık gelmez. Aynı zamanda bir yılı tanımlamanın diğer birçok yolu ile de örtüşmemektedir.
Sagan Gezegen Yürüyüşü, Ithaca, New York'ta bulunan Güneş Sistemi'nin yürünebilir ölçekli bir modelidir. Model, tüm Güneş Sistemini - hem gezegen boyutu hem de aralarındaki mesafeler - gerçek boyutunun beş milyarda birine kadar ölçeklendirmektedir. Sagan Gezegen Yürüyüşü Cornell Profesörü Carl Sagan'ın anısına oluşturulmuştur. Sergi ilk olarak 1997 yılında Ithaca'da sergilenmiştir.
Astronomik adlandırma kuralları, gökcisimlerinin her birinin ayırt edici olarak adlandırılmasında kullanılan genel geçer kural ve prensipleri ifade etmektedir. Eski zamanlarda, yalnızca Güneş, Ay, birkaç yıldız ile kolaylıkla görülebilen gezegenlerin isimleri bulunmaktaydı. Son birkaç yüzyılda ise gelişen teknoloji ve araçlar vasıtasıyla milyarlarca yeni gök cismi keşfedildiğinden astronomların çok yüksek sayıdaki bu gök cisimlerini birbirinden ayırt edebileceği bir sistematiğe ihtiyaç duyulmuştur. Bununla birlikte, istisnai ve özellikli gök cisimlerinin daha kolay ayırt edilebilmesi amaçlanmıştır.

Albedo özelliği veya yansıtılabilirlik özelliği, astrojeolojide bir gezegenin veya başka bir Güneş Sistemi nesnesinin yüzeyindeki bitişik alanların karanlık ve parlaklığı arasındaki zıtlıkları gösteren geniş alanları ifade etmektedir.

Mars'ın yüzeyi, Amerika Birleşik Devletleri Jeoloji Araştırmaları Kurumu tarafından otuz kartografik dörtgene bölünmüştür. Her bir dörtgen, Mars'ın yüzeyinde belirli bir enlem ve boylam aralığını kapsayan bir bölgedir. Bu dörtgenler klasik albedo özelliklerine göre adlandırılmış ve "MC" öneki ile birlikte kuzeyden güneye ve batıdan doğuya doğru birden otuza kadar numaralandırılmışlardır.
Astronomide geçici adlandırma, astronomik nesnelere keşfedilmelerinin hemen ardından uygulanmakta olan, resmi adlandırma öncesi cismi diğerlerinden ayırt etmeye yarayan genel kabul görmüş bir adlandırma kuralıdır. Geçici adlandırma bir cisim için genellikle güvenilir bir yörünge hesaplandıktan sonra kalıcı bir adlandırma ile değiştirilir. Bilinen 1.100.000'den fazla küçük gezegenin yaklaşık %47'si geçici olarak adlandırılmış durumdadır.

Aşağıda yer alan ana hat, Güneş Sistemi'ne genel bir bakış ve güncel bir rehber olarak hazırlanmıştır: