Guillain-Barré sendromu (GBS), çevresel sinir sisteminin edinilmiş bir bağışıklık kökenli yangısal bozukluğudur; merkezi sinir sistemi etkilenmez. Bu hastalık için kullanılan diğer isimler şöyledir: akut enflamatuvar demiyelinize edici polinöropati, akut idiyopatik poliradikülonörit, akut idiyopatik polinörit, Fransız polyosu, Landry'nin yükselici felci.

Fil, hortumlular takımının filgiller (Elephantidae) familyasını oluşturan memeli bir hayvandır. Geleneksel olarak Asya fili ve Afrika fili olmak üzere iki türü tanınır; ancak bazı kanıtlara dayanarak Afrika savan fili ile Afrika orman filinin de iki ayrı tür olduğu öne sürülür. Filler, Sahra altı Afrika ile Güney ve Güneydoğu Asya'da bulunur. İçinde mamutlar ve mastodonlar gibi soyu tükenmiş türleri de barındıran hortumlular takımından günümüzde soyunu sürdüren bir tek filler kalmıştır. Karada yaşayan en büyük hayvan olan Afrika filinin erkeği 4 m boya ve 7.000 kg ağırlığa ulaşabilir. Fillerin dikkat çekici ve ayırt edici özellikleri arasında, nesneleri yakalamak gibi çeşitli amaçlar için kullanılan uzun hortumları başta gelir. Uzun ve sivri olan kesici dişlerini nesneleri taşımak, yeri kazmak için kullanırlar. Fildişinin kaynağı olan bu kesici dişler aynı zamanda dövüşürken silah olarak da kullanılır. Filin büyük ve geniş kulakları vücut ısısını kontrol etmeye yarar. Afrika fillerinin kulakları daha büyük olur ve sırtları içbükeydir. Asya fillerinin ise kulakları daha küçük olur ve sırtları dışbükey ya da düzdür.

Nörolojik bozukluk, sinir sisteminde meydana gelen herhangi bir bozukluktur. Beyin, omurilik ya da diğer sinirlerde görülen yapısal, biyokimyasal ya da elektriksel anormallikler belirtilere dahildir. Bu belirtilerden bazıları felç, kas zayıflığı, zayıf motor koordinasyonu, hissiyat kaybı, nöbetler, konfüzyon, ağrı ve şuur değişikliğidir.

Hartum, Sudan'ın başkenti ve en büyük ikinci şehridir. Şehir, Beyaz Nil ile Mavi Nil'in birleştiği yerde kuruludur.

Felç, paralizi veya pleji, sinirlerin ya da kasların bozukluğundan ileri gelen hareketsizlik ya da hareket azalması. Felcin aşırı durumunda hasta, vücudunun bir yarısını ya da tamamını oynatamadığı gibi, tam bir bilinçsizlik de gösterir; yanı sıra duyu eksikliği de vardır. Ağır olgularda hasta en çok 48 saat yaşar. Bir süre bilinçsiz ve hareketsiz kaldıktan sonra yavaş yavaş iyileşen olgular da vardır.

İnme, beyne giden zayıf kan akışının hücre ölümüne neden olduğu tıbbi bir durumdur. İnmenin iki ana türü vardır: kan akışının yetersizliğinden kaynaklanan iskemik ve kanamadan kaynaklanan hemorajik. Her ikisi de beynin bazı bölümlerinin düzgün çalışmamasına neden olur.

Deniz fili, memeliler ailesinden, etoburlar familyasından ve fokgiller ailesinden iriyarı, morsa benzer bir canlıdır. Deniz filleri, fok ailesinin (Phocidae) kulaksız fok alt takımına dahildirler. Fil hortumuna benzer uzun burunları nedeniyle bu isim verilmiştir.

Yüz felci ya da fasiyal palsi, yüz kaslarını etkileyen ve çok hızlı bir şekilde gelişen bir felç durumudur. Yüz hareketlerini sağlamak amacıyla beyinden gelen komutları kaslara ileten yüz sinirindeki sorunlar bu hastalığa neden olmaktadır. Bu felç türünde yüzün yarısı kısmen hareketsiz ve ifadesiz kalır. Santral ve periferik olmak üzere iki türlüdür.

Afrika savan fili, günümüzde yaşayan en büyük kara hayvanıdır.
Genetik bozukluk, genlerde ve kromozomlarda görülen anomaliler sonucu ortaya çıkan durumdur. Kanser gibi bazı hastalıklar yaşam sırasında edinilen ve bazı hücrelerde görülen genetik anomaliler nedeniyle olsa da "genetik hastalık" terimi genellikle vücuttaki tüm hücrelerde bulunan ve döllenmeden beri var olan hastalıklar için kullanılır. Bazı genetik bozukluklar, sperm ve yumurtalar gibi üreme hücrelerini oluşturan mayoz bölünme sırasında oluşan kromozom anomalileri nedeniyle ortaya çıkar. Bunlara örnek olarak Down sendromu, Turner sendromu (45X0) ve Klinefelter sendromu sayılabilir. Diğer genetik değişiklikler ebeveynler tarafından tohum hücrelerin oluşturulması sırasında ortaya çıkabilir. Bunlara bir örnek frajil X sendromu ya da Huntington hastalığına neden olabilen üçlü yayılma tekrar mutasyonudur. Hatalı genler ebeveynlerden olduğu gibi alınmış da olabilir. Bu genellikle sağlıklı ama resesif gen taşıyan iki kişinin üremesi ya da hatalı genin dominant olması sonucunda olabilir.

Asya fili, yaşayan iki fil türünden biri, Elephas cinsinin yaşayan tek üyesidir. Aynı zamanda Asya'da yaşayan en iri hayvandır. Bu tür genelde Bangladeş, Hindistan, Sri Lanka, Çinhindi ve Endonezya'nın bazı yerlerinde görülür. Bu türün nesli tehlikededir, dünyada yalnızca 25.600 ila 32.750 arasında yabani Asya fili kaldığı düşünülmektedir.

Kartal Bulutsusu Jean-Philippe de Cheseaux tarafından 1745-46 yılında keşfedilmiş Yılan takımyıldızında bulunan genç bir açık yıldız kümesidir. Adı kartalı anımsatan şeklinden kaynaklanmaktadır.

Hortumlular, en çok dikkati çeken özellikleri olan hortumları ile adlandırılmış bir memeli takımı. Günümüzde tek yaşayan temsilcileri fillerdir.
Bu listede önemli ve sık görülen nörolojik bozukluklar, semptomlar, bulgular ve sendromlar alfabetik olarak sıralanmıştır.

Moeritherium içinde çeşitli soyu tükenmiş türleri barındıran, hortumlular (Proboscidea) familyasında bir cins. Bu hayvanlar fil ve deniz inekleri ile akrabadır. Eosen döneminde yaşamışlardır.

Antik Çin'de fillerin varlığı hem arkeolojik buluntularla hem de Çin sanat eserlerindeki tasvirler ile kanıtlanmıştır. Asya filinin artık soyu tükenmiş Elephas maximus rubridens adlı bir alt türü olduğuna inanılan bu filler MÖ 14. yüzyıla kadar Çin'in merkez ve güney bölgelerinde yaşamaktaydı. Bir zamanlar Çin'in kuzeyinde Anyang, Henan'a kadar olan bölgede yaşamışlardır.

Filgiller (Elephantidae), fillerin yanı sıra, mamutlar gibi soyu tükenmiş akrabalarından oluşan bir taksonomik familyadır. Bu hayvanlar, hortumları ve dişleri olan, büyük karasal memelilerdir. Familyanın çoğu cinsleri ve türlerinin soyu tükenmiştir. Günümüzde sadece iki cinsi, Afrika fili (Loxodonta) ve Asya fili (Elephas), yaşamaktadır.
Diş hekimliğinde, hipodonti edinsel ya da doğumsal diş eksiklikleri olgusu için kullanılan terimlerdendir; anodonti ve oligodonti kavramları da hipodonti başlığı altında yer alan diş eksikliği olgularıdır.

Anterior spinal arter' insan anatomisinde, omuriliğin ön kısmını besleyen arterdir. vertebral arterden iki taraflı olarak çıkar ve aşağı doğru orta hatta yaklaşarak ilerler. Foramen magnum düzeyinde spinal kordun önünde birleşerek te bir yapı haline gelir. Aşağı seviyelerde en büyük anastomozlarından biri Adamkiewics arteridir.

Kraniyofasiyal yarıklar, kraniyofasiyal malformasyonların en önemlilerinden biridir; baş-boyun ve yüz bölgesinin oluşma ve gelişme aşamalarındaki aksamalar ya da sapmalar sonucu ortaya çıkan yapısal ve işlevsel bozuklukların önemli bir bölümünü oluştururlar. Embriyolojik kökenlerine göre; nöral tüp kökenli anomaliler, 1. ve 2. farengeal ark kökenli malformasyonlar, ektodermal displaziler söz konusudur.