
Mimarlık veya mimari, binaları ve diğer fiziki yapıları tasarlama ve kurma sanatı ve bilimidir. İnsanların yaşamasını kolaylaştırmak ve barınma, dinlenme, çalışma, eğlenme gibi eylemlerini sürdürebilmelerini sağlamak üzere gerekli mekânları, işlevsel gereksinmeleri ekonomik ve teknik olanaklarla bağdaştırarak estetik yaratıcılıkla inşa etme sanatı; başka bir tanımlamayla, yapıları ve fiziksel çevreyi uygun ölçülerde tasarlama ve inşa etme sanat ve bilimidir. İnsan yaşamak için yurtlanmak ve doğa şartlarından korunmak için bir mekan ihtiyacı duyar ve bu mekanı kendine özgü kültürel, fonksiyonel, teknik ve farklı zevklerde inşa eder.

Osmanlı mimarisi, Osmanlı İmparatorluğu'nun beylik olarak kurulup, imparatorluk olarak yayıldığı ve hüküm sürdüğü dönemlerde inşa ettiği veya fikir öncülüğü yaptığı mimari üslupları ve eserleri kapsar. Osmanlı mimarisi kendinden önce gelen Erken dönem Anadolu Türk mimarisi, Selçuklu mimarisi, Bizans mimarisi, İran mimarisi ve Memlük mimarisi'nden etkilenmiştir. Osmanlı mimarisinin, Akdeniz ile Ortadoğu mimari geleneklerinin sentezi olduğunu düşünen mimarlık eleştirmenleri de vardır. Her ne kadar farklı dönemlerdeki ihtiyaca ve teknolojiye göre farklı yapı türleri inşa edildiyse de, genelde Osmanlı'nın hakim olduğu bölgelerde camiler ve çevresinde yapıların inşa edilmesi sıklıkla rastlanan bir olguydu. Camiler, çevrelerine yapılan sosyal yapılarla birlikte bir külliye teşkil ediyorlardı.

Antik Roma mimarisi, MÖ 1. ve MS 4. yüzyıllar arasında merkezi İtalya olmak üzere Roma İmparatorluğu'nun egemen olduğu Akdeniz havzası ve çevresini etkileyen bir mimaridir. Kökeni Etrüsk mimarisine dayanan bu mimari tür, MS 4. yüzyılda Hristiyanlığın resmen kabulü ile bir "Hristiyan mimarisi" halini almış, Roma İmparatoluğu'nun ikiye ayrılmasından sonra 15. yüzyıla kadar yaşayan Doğu Roma mimarisi ise Bizans mimarisi adı ile tanınmıştır.

İslam mimarisi ya da İslami mimari, İslam'ın kuruluşundan itibaren, İslam kültürü içerisinde bina ve yapıların tasarım ve yapımlarını etkileyen geniş bir yelpazedeki hem seküler hem de dinî yaklaşımları kapsayan bir ifadedir.

Mimarlık tarihi farklı uygarlıklar, ülkeler ve zamanlardaki mimarlık tarihininin gelişimini inceler.

Bizans mimarisi, Bizans İmparatorluğu mimarisidir. İmparatorluk, Büyük Konstantin, Roma İmparatorluğu başkentini Roma'dan Byzantion'uma doğuya taşıdığı 330 yılından sonraki Roma İmparatorluğu'nun sanatsal ve kültürel varlığını adresler. Byzantion, "Yeni Roma", sonradan Konstantinopolis ismini almıştır, bugün İstanbul olarak adlandırılmaktadır. İmparatorluk, bir Milenyumdan fazla yaşamış, Avrupa'da Orta Çağ ve Rönesans mimarlığını etkin şekilde etkilemiş, 1453 yılında İstanbul'un fethinden sonra Osmanlı mimarisini etkilemiştir.

Neoklasik mimari 18. yüzyıl ortalarından itibaren İtalya ve Fransa'daki Neoklasik hareket ile birlikte oluşmuş mimarî akım. Avrupa'da önceki iki yüzyılın en yaygın akımları olan Rönesans ve Barok halihazırda antik Roma ve Yunan mimarisine yönelik bazı öğelerin tekrar canlandırılmasına önayak olmuşsa da Neoklasik mimari bu dönemlerin fazla mimari unsurlarını eleyip modern amaçlara hizmet eden ancak daha saf ve otantik bir klasik tür yaratmış ve batı dünyasında en yaygın akımlardan birine dönüşmüştür.

Palladyanizm Avrupa'da beliren, ismini Venedikli mimar Andrea Palladio'dan (1508–1580) alan ve onun yaptığı tasarımları örnek gösteren mimari tarzdır. Bugün palladyan mimari olarak bilinen akım, Palladio'nun orijinal kavramlarının evrimleşmesi sonucu ortaya çıktı. Palladio'nun eserleri genel olarak vurgulu bir simetri, pespektif ile Antik Yunan ve Antik Roma'dan ilham alan antik klasik tapınak mimarisinden izler taşır. 17. yüzyıldan itibaren Palladio'nun bu yorumlaması, Palladyanizm denilen bir tarza evrildi. Bu akım 18. yüzyıla kadar gelişimini sürdürdü.

İran mimarisi veya Fars mimarisi, İran ile Batı Asya'nın geri kalan bölümlerinin, Kafkaslar ve Orta Asya'ya özgü bir mimaridir. Tarihi, Türkiye, Irak, Özbekistan, Tacikistan'a, Kafkaslar ve Zanzibar'a kadar geniş bir alana dağılmış karakteristik örneklerle MÖ 5.000'e kadar uzanmaktadır. Köy kulübelerinden çay evlerine, bahçelere ve köşklere kadar birçok İran yapısı dünyanın en görkemli yapılardan bazıları olarak kabul edilmektedir.
Bosna-Hersek mimarisi, siyasi ve sosyal değişikliklerin bölgenin farklı kültürel ve mimari alışkanlıklarının yaratılmasını belirlediği dört ana dönemden büyük ölçüde etkilenmektedir.

Orta Çağ'da mimari, mimarlıkla ilgili dini, medeni, askeri ve sivil binaları içermektedir. Stilleri Romanesk ve Gotik mimaridir. Hayatta kalan Orta Çağ mimarisinin çoğu kiliselerde ve kalelerde görülür.

John Newenham Summerson, Britanyalı mimarlık tarihi yazarı.

Antik Yunan mimarisi, Yunanca konuşan insanların, Yunan anakarası, Mora, Ege Adaları ile Anadolu ve İtalya'daki kolonilerde MÖ 9. Yüzyıl ile MS 1. Yüzyıl arasında geliştirdiği mimari tarzdır.

İtalya, 1861 yılına kadar çeşitli küçük devletlere bölünmesi nedeniyle, döneme veya bölgeye göre basitçe sınıflandırılamayacak kadar geniş ve çeşitli bir mimari tarza sahiptir. Bu, mimari tasarımlarda oldukça çeşitli ve eklektik bir yelpaze yaratmıştır. İtalya, antik Roma döneminde su kemerleri, tapınaklar ve benzeri yapıların inşası, 14. yüzyılın sonlarından 16. yüzyıla kadar Rönesans mimari hareketinin kurulması; Neoklasik mimari gibi hareketlere ilham veren 17. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında başta Birleşik Krallık, Avustralya ve Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere tüm dünyada soyluların kır evlerini inşa ettikleri tasarımları etkileyen bir inşaat tarzı olan Palladyanizm'in anavatanı olması gibi önemli mimari başarıları ile tanınır.

Bizans Uyanış çoğunlukla dini, kurumsal ve kamu binalarında görülen bir mimari uyanış hareketidir. Özellikle İstanbul ve Ravenna Eksarhlığı olmak üzere 5. ila 11. yüzyıllardan kalma Doğu ve Ortodoks Hristiyan mimarisiyle ilişkili Bizans stilinin unsurlarını içerir. Yeni Bizans mimarisi 1840'larda Batı Avrupa'da ortaya çıktı ve 19. yüzyılın son çeyreğinde Rusya İmparatorluğu'nda ve daha sonra Bulgaristan'da zirveye ulaştı. Yeni Bizans ekolü Yugoslavya'da I. Dünya Savaşı ile II. Dünya Savaşı arasında etkindi.

Anglosakson mimarisi, İngiltere'deki mimarlık tarihinde 5. yüzyılın ortalarından 1066'daki Norman Fethi'ne kadar olan bir dönemdi. Britanya'daki Anglosakson laik binaları genellikle basitti ve çatı kaplaması için esas olarak sazlı ahşap kullanılarak inşa edilmişti. Evrensel olarak kabul edilen hiçbir örnek yer üstünde günümüze ulaşamamıştır. Genellikle eski Roma şehirlerine yerleşmeyi tercih etmeyen Anglo-Saksonlar, tarım merkezlerinin yakınında, nehirlerdeki sığ yerlerde veya liman görevi görecek küçük kasabalar inşa ettiler. Her kasabanın merkezinde, merkezi bir ocakla donatılmış bir ana koridor bulunmaktaydı.

Cape Hollanda mimarisi, çoğunlukla Güney Afrika'nın Batı Kap bölgesinde bulunan bir mimari tarzdır, ancak modern örnekleri Batı Avustralya ve Yeni Zelanda kadar uzak yerlere, genellikle şarap bağlarına kadar da uzanabilmektedir. Bu tarz, Cape Kolonisi'nin ilk günlerinde öne çıkmış ve adını Cape'e ilk yerleşenlerin çoğunlukla Hollandalı olmasından dolayı almıştır. Bu tarzın kökleri Orta Çağ Hollanda, Almanya, Fransa ve Endonezya'ya dayanır.

Neomağrip mimarisi, Romantik Oryantalizm'in ardından Avrupa ve Amerika'daki mimarlar tarafından benimsenen egzotik canlanma mimari stillerinden biridir. 19. yüzyılın ortalarından sonra popülerliğinin zirvesine ulaştı, bilindik klasik ve Gotik tarzların ötesinde tarihi kaynaklardan alınan genişleyen bir eklemli dekoratif süsleme sözlüğünün parçasıydı. Neomağrip mimarisi, klasik Mağrip mimarisinden ve sonuç olarak daha geniş İslam mimarisinden öğeler aldı.

Klasik mimarlık, genellikle klasik antik Yunan ve Roma mimarisinin ilkelerinden veya bazen daha spesifik olarak Romalı mimar Vitruvius'un De architectura eserinden az çok bilinçli bir şekilde türetilen mimariyi ifade eder. Karolenj Rönesansı'ndan beri farklı klasik mimari stilleri var olmuştur ve İtalyan Rönesansı'ndan beri belirgin bir şekilde var olmuştur. Klasik mimari stilleri büyük ölçüde değişebilse de, genel olarak hepsinin dekoratif ve yapıcı unsurların ortak bir "kelime dağarcığından" yararlandığı söylenebilir. Batı dünyasının çoğunda, farklı klasik mimari stilleri Rönesans'tan II. Dünya Savaşı'na kadar mimarlık tarihine hakim olmuştur. Klasik mimari birçok mimarı bilgilendirmeye devam etmektedir.

Osmanlı Barok mimarisi, aynı zamanda Türk barok mimarisi olarak da bilinir, 18. yüzyıl ve 19. yüzyılın başlarında Avrupa barok mimarisinden etkilenilen Osmanlı mimari dönemidir. Lale Devri ve Lale Devri mimarisindeki değişimlerin ardından gelen bu tarz, Osmanlı mimarisinin klasik tarzından ayrılışını temsil etmektedir ve geleneksel Osmanlı bina tiplerine yeni dekoratif formlar eklemiştir. 1740'larda I. Mahmud'un (1730-1754) saltanatı sırasında ortaya çıkmış ve bu dönemin en önemli erken döneme ait eseri, 1755'te tamamlanan Nuruosmaniye Camii olmuştur. 18. yüzyılın ortalarında Avrupa etkilerine dayanan yeni bina tipleri de tanıtılmıştır. Tam anlamıyla Barok tarzda inşa edilen son eserler, II. Mahmud (1808-1839) döneminde 19. yüzyılın başlarında inşa edilen Nusretiye Camii gibi yapılar olmuştur. Ancak 1820'lerden sonra Avrupa etkisinde yeni tarzlar ortaya çıkmış ve barok tarzının yerini almıştır.