İçeriğe atla

Geon (psikoloji)

Geonlar, Biederman'ın ‘bileşenlere göre tanıma’ teorisinde bir nesnenin basit parçalarına karşılık gelen silindir, tuğla, takoz, koni, daire ve dikdörtgen gibi basit 2 veya 3 boyutlu formlardır.[1] Teori, görsel girdinin beyindeki nesnelerin yapısal temsilleriyle eşleştirildiğini öne sürüyor. Bu yapısal temsiller, geonlardan ve bunların ilişkilerinden oluşur (örneğin, bir dondurma külahı, bir külahın üzerinde bulunan bir küreye bölünebilir). Ayrıca, az sayıda geon (< 40) olduğu varsayılır. Birbiriyle farklı ilişkilerde (örneğin, üstte, daha büyük, uçtan uca, uçtan ortaya) en boy oranı ve 2 boyutlu yönlendirme gibi kaba metrik varyasyonda birleştirildiğinde, milyarlarca olası 2'li 3'lü geon nesneleri oluşturulabilir. Geon temsilleri aracılığıyla yapılmayan şekil tabanlı iki görsel tanımlama sınıfı şunlardır: a) benzer yüzler arasında ayrım yapmak ve b) çalılar veya buruşuk bir giysi gibi kesin sınırları olmayan sınıflandırmalar. Tipik olarak, bu tür tanımlamalar bakış açısından değişmez değildirler.

Geonların özellikleri

Birbiriyle ilişkili iki geonun iki durumu: Okuyucu bu iki durumda ne hayal ediyor?

Jeonların 4 temel özelliği vardır:

  1. Görünüm değişmezliği: Her bir geon, diğerlerinden “kazalar” adı verilen, geonların kısıtlı açılarda bir geonun farklı bir geonun görüntüsünü yansıttığı bölgeler dışındaki her bölgede ayırt edilebilir. Örneğin, silindirin uçtan bir görünümü bir küre veya daire olabilir. Geonların bir düzenlemesi olarak temsil edilen nesneler de benzer şekilde bakış açısından değişmez olacaktır.
  2. Görsel bozulmalara karşı kararlılık veya direnç: Geonlar basit oldukları için, Gestalt'ın düzgün devam etme özelliği tarafından kolayca desteklenirler. Örneğin, bir silindirin bir çalının arkasından görülebilmesi durumu Geonların görsel bozulmaya ve kısmi tıkanmaya karşı tanımlarını sağlam kılar.
  3. Aydınlatma yönüne, yüzey işaretlerine ve yüzey dokusuna göre değişmezlik.
  4. Yüksek ayırt edicilik: Geonlar niteliksel olarak farklılık gösterir, düze karşı kavisli, paralele karşı paralel olmayan, pozitife karşı negatif eğrilik gibi bir özniteliğin yalnızca iki veya üç düzeyi vardır. Bu niteliksel farklılıklar kolayca ayırt edilebilir. Böylece, geonlar kolayca ayırt edilebilir ve bu şekilde oluşturulan nesneler kolayca ayırt edilebilir hale gelir.

Geonların değişmezlik özelliklerinin türemesi

Bakış açısı değişmezliği: Geonların bakış açısı değişmezliği özelliği, konturların derinlik oryantasyonu ile beraber değişmeyen üç tesadüfi olmayan özelliğin (NAP) farklılığından türer:

  1. Konturun düz veya kıvrımlı olması
  2. İki veya üç konturun birleşmesi ile oluşan nokta (yani, aynı noktada birleştiklerinde). Yani görseldeki gibi L (2 kontur), çatal (tüm açıların 180 dereceden küçük olduğu 3 kontur) veya bir ok (bir açının 180 dereceden büyük olduğu 3 kontur) ve
  3. Bir çift konturun paralel olması veya olmaması (perspektife izin vererek). Konturlar paralel olmadıklarında, düz (yakınlaşan veya uzaklaşan) veya eğri olabilir. Pozitif veya negatif eğrilik sırasıyla bir dışbükey, içbükey veya zarf oluşturur (aşağıdaki şekle bakınız).

NAP'ler (tesadüfi olmayan özellikler) bir konturun uzunluğu veya sıfır olmayan eğrilik derecesi gibi derinlikteki oryantasyondaki değişiklikler ile beraber değişen metrik özelliklerden ayırt edilebilirler.

Aydınlatma yönüne ve yüzey özelliklerine değişmezlik

Geonlar, bir nesnenin veya objenin görüntüsünün oryantasyon ve derinlik süreksizliklerinde kenarları işaretleyen konturlardan belirlenebilir; mesela nesnenin şeklini veya hacmini iyi belirleyen konturlar gibi. Tıpkı bir tuğlanın farklı yüzlerinin sınırlarındaki konturlardaki gibi, hacmin yüzeyine normalin oryantasyonunda keskin bir değişiklik olduğu yerlerde oryantasyon süreksizlikleri bu köşeleri belirler. Derinlik süreksizliği, tıpkı bir silindirin yanlarında olduğu gibi gözlemcinin görüş çizgisinin bir objenin yüzeyinden arka plana atlamasıdır, yani yüzeye teğet geçmesidir. Aynı kontur tuğlanın arka köşesinde olduğu gibi hem oryantasyonu hem de derinlik süreksizliğini belirleyebilir. Geonlar bu süreksizliklerden oluşmalarından dolayı, ışığın yönündeki, gölgelerdeki, yüzey dokusundaki ve yüzey işaretlerindeki varyasyonlarla değişmezler.

Geonlar ve genelleştirilmiş koniler

Geonlar, bir eksen boyunca bir kesitin taşınmasıyla oluşturulan olan genelleştirilmiş koniler kümesinin[2] Örneğin, düz bir eksen boyunca taranan bir daire bir silindiri tanımlayacaktır (bkz. Şekil). Düz bir eksen boyunca taranan bir dikdörtgen bir "tuğla" tanımlayacaktır (bkz. Şekil). Karşıt değerlere sahip dört boyut (yani, birbirini dışlayan değerler) mevcut geon kümesini tanımlar (bkz. Şekil):

  1. Kesit şekli: yuvarlak ya da düz. Örneğin, yukarıda belirtildiği gibi, düz bir eksen boyunca süpürülen bir dikdörtgen bir "tuğla" tanımlayacak ve kesit düz olacaktır.
  2. Eksen: düz ya da kavisli.
  3. Bir eksen boyunca süpürüldüğü için enine kesitin boyutu: sabite karşı genişleyen (veya küçülen) vs. genişleyen, sonra daralan vs. küçülen ve sonra genişleyen. Bir "tuğla"nın kesit boyutu sabit olacaktır.
  4. Geon'un sabit boyutlu kesitlerle sonlandırılması: kesilmiş vs bir noktaya yakınsama vs. yuvarlatılmış.

Geonların oluşturulmasındaki bu varyasyonlar, NAP'lerde farklılık gösteren şekiller oluşturur.

Geonların bakış açısı değişmezliğinin deneysel testleri

Geon teorisinin ana varsayımları için artık dikkate değer bir destek var (bkz . Bileşenlere göre tanıma teorisi ). Bazı tartışmalara[3] yol açan bir sorun, geonların bakış açısında değişmez olduğu ve daha önce deneyimlenmemiş bir yönelimden bir geonu tanımanın veya eşleştirmenin, hızı veya doğruluğu açısından az ya da hiç maliyeti olmamasıydı. Bazı çalışmalar,[4] yeni oryantasyonlarda geonları eşleştirmenin bir miktar maliyeti olduğunu belirtmiştir ancak bu çalışmaların birçok yöntembilimsel eksiklikleri vardır.[5][6]

Geonlar hakkında araştırmalar

Geonlar ve geonların nasıl yorumlandığı hakkında pek çok araştırma vardır. Bu alanda gerçekleşen önemli bir çalışma, geonların karıştırılmasının güvercinlerde görüntü tanımayı nasıl etkilediğini incelemektedir. Bu araştırmayı yürüten Kim Kirkpatrick-Steger, Edward A. Wasserman ve Irving Biederman, bireysel geonların uzamsal kompozisyonları ile beraber tanımada önemli olduğunu bulmuşlardır.[7] Buna ek olarak bu araştırmadaki bulgular, tesadüfi olmayan duyarlılığın tüm şekil ayırt edici türlerde bulunabileceğini gösteriyor gibi görünmektedir.[8]

Notlar

Kaynakça

  1. ^ Biederman, Irving (Nisan 1987). "Recognition-by-components: A theory of human image understanding". Psychological Review (İngilizce). 94 (2): 115-147. doi:10.1037/0033-295X.94.2.115. ISSN 1939-1471. 
  2. ^ Nevatia, R. (1982) Machine Perception. Prentice-Hall.[]
  3. ^ Biederman, Irving; Gerhardstein, Peter C. (1993). "Recognizing depth-rotated objects: Evidence and conditions for three-dimensional viewpoint invariance". Journal of Experimental Psychology: Human Perception and Performance (İngilizce). 19 (6): 1162-1182. doi:10.1037/0096-1523.19.6.1162. ISSN 1939-1277. 
  4. ^ Tarr, Michael J.; Williams, Pepper; Hayward, William G.; Gauthier, Isabel (Ağustos 1998). "Three-dimensional object recognition is viewpoint dependent". Nature Neuroscience (İngilizce). 1 (4): 275-277. doi:10.1038/1089. ISSN 1097-6256. 8 Mart 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Temmuz 2021. 
  5. ^ Biederman, Irving; Bar, Moshe (Ağustos 1999). "One-shot viewpoint invariance in matching novel objects". Vision Research (İngilizce). 39 (17): 2885-2899. doi:10.1016/S0042-6989(98)00309-5. 13 Haziran 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Temmuz 2021. 
  6. ^ Dill, Marcus; Edelman, Shimon (Haziran 2001). "Imperfect Invariance to Object Translation in the Discrimination of Complex Shapes". Perception (İngilizce). 30 (6): 707-724. doi:10.1068/p2953. ISSN 0301-0066. 12 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Temmuz 2021. 
  7. ^ "APA PsycNet". doi.apa.org. doi:10.1037/0097-7403.24.1.34. 10 Temmuz 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Temmuz 2021. 
  8. ^ Kirkpatrick-Steger, Kim; Wasserman, Edward A.; Biederman, Irving (1998). "Effects of geon deletion, scrambling, and movement on picture recognition in pigeons". Journal of Experimental Psychology: Animal Behavior Processes (İngilizce). 24 (1): 34-46. doi:10.1037/0097-7403.24.1.34. ISSN 1939-2184. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Işın izleme</span>

Işın izleme, gerçek dünyada ışığın ne şekilde hareket ettiğini göz önünde bulundurarak bir sahnenin görüntüsünü çizen bir grafik oluşturma yöntemidir. Ancak bu yöntemde işlemler gerçek yeryüzündeki yolun tersini izler. Gerçek dünyada ışık ışınları bir ışık kaynağından çıkar ve nesneleri aydınlatırlar. Işık, nesnelerden yansır ya da şeffaf nesnelerin içinden geçer. Yansıyan ışık gözümüze ya da kamera merceğine çarpar. Yansıyan ışık ışınlarının çoğu bir gözlemciye erişmediği için bir sahnedeki ışınları izlemek sonsuza dek sürebilir.

<span class="mw-page-title-main">Optik</span> fizik biliminin bir alt dalı

Optik, ışık hareketlerini, özelliklerini, ışığın diğer maddelerle etkileşimini inceleyen; fiziğin ışığın ölçümünü ve sınıflandırması ile uğraşan bir alt dalı. Optik, genellikle gözle görülebilen ışık dalgalarının ve gözle görülemeyen morötesi ve kızılötesi ışık dalgalarının hareketini inceler. Çünkü ışık bir elektromanyetik dalgadır ve diğer elektromanyetik dalga türleri ile benzer özellikler gösterir.

<span class="mw-page-title-main">Yerçekimi</span> Dünyanın kütleçekimi

Yer çekimi, kütleçekimi ve merkezkaç kuvvetinin birleşik etkisi nedeniyle nesnelere aktarılan net ivmedir. Yönü bir şakul topuzuyla çakışan, gücü veya büyüklüğü normuyla temsil edilen vektörel bir niceliktir.

Yansıma, homojen bir ortam içerisinde dalgaların yansıtıcı bir yüzeye çarparak yön ve doğrultu değiştirip geldiği ortama geri dönmesi olayına denir. Yansımanın genel örnekleri ışık, ses ve su dalgalarıdır. Düzlem aynalarda yansıma, saydam ortamda hareket eden ışığın herhangi bir yüzeye çarpıp geri dönmesi olayıdır. Yansıma olayında ışığın hızı, frekansı, rengi yani hiçbir özelliği değişmez. Sadece hareket yönü değişir.

Görsel algı çevredeki objelerin görülebilir spektruma yansıttığı ışığı kullanarak çevreyi yorumlayabilme yeteneğidir. Bu, etrafı ne kadar net görmeyi ifade eden görsel keskinlikten farklıdır. Bir kişi 20/20 vizyonu olsa bile görsel algısal işleme ile ilgili problemler yaşayabilir.

<span class="mw-page-title-main">Optik illüzyon</span>

Optik illüzyon ya da göz yanılsaması, görsel olarak algılanan görüntüler ile nesnel gerçekliğin farklı olduğu durumlar için kullanılan terimdir. Göz tarafından toplanan ve beyinde işlenen bilgiler uyaran kaynağının fiziksel ölçümü ile uyuşmayan bir algı oluşturur. Temel olarak 3 tipi vardır: Değişmez optik illüzyonlar ile temsil ettiği nesnelerden farklı algılanan görüntüler oluşturulur, fizyolojik optik illüzyonlar gözlerin ve beynin belirli bir tür aşırı uyarılması ile etki gösterir ve bilişsel illüzyonlar, bilinçsiz çıkarımlar sonucu oluşur.

Gestalt psikolojisi veya gestaltizm, bilişsel süreçler içerisinde özellikle algı ve algısal örgütlenme konularında yoğunlaşmış psikoloji teorisidir. Yirminci yüzyılın ilk yarısında Almanya'da ortaya çıkmıştır. Gestalt psikolojisi kaotik görünen bir dünyada anlamlı bir algıya sahip olmamızın temelde hangi kanunlara dayandığını anlamaya çalışır. Gestalt psikolojisinin ana prensibi zihnin kendi kendisini algıladığı şeylerde bir bütün görmeye organize etmesidir.

<span class="mw-page-title-main">Yüzey katmanı etkisi</span>

Yüzey katmanı etkisi ; akım yoğunluğu iletkenin yüzeyinin yakınında en büyük olacak şekilde bir iletken içinde dağıtılan bir alternatif elektrik akımı (AC) eğilimidir ve iletkenin derinliklerinde azalır. Elektrik akımı, iletkenin dış yüzeyi ile yüzey derinliği denilen bir derinlik arasında ağırlıklı olarak akar. Yüzey etkisi yüzey derinliğinin küçük olduğu yerlerde yüksek frekanslar için iletkenin direncinin artmasına sebep olur. Böylece, iletkenin kesitinin etkisini azaltır. Deri etkisi alternatif akımdan kaynaklanan değişen manyetik alanın neden olduğu Eddy akımına karşıt kaynaklanmaktadır. 60 Hz'de bakır'ın yüzey derinliği yaklaşık 8,5 mm. Yüksek frekanslarda yüzey derinliği çok daha küçük olur. Yüzey etkisi nedeniyle artan AC direnç özel dokuma litz tel kullanılarak hafifletilebilir. Çünkü büyük bir iletkenin iç akımını çok az taşır. Ayrıca bu tür boru gibi boru şeklinde iletkenler ağırlık ve maliyet tasarrufu için kullanılabilir.

Lenticular baskı işlemi birden çok basamağı olan merceksi lensler yardımı ile en az iki veya daha fazla imajın kombine edilmesi ile oluşturulan baskı teknolojisidir. Birden fazla frame kullanılarak kısa ve değişken animasyonlar, yaşam evresini gösteren kısıtlı sayıda görsel geçişler ile farklı efektler de oluşturulabilir. Birden fazla imaj toplanarak, dijital alanda tek düz bir imaj haline getirilmektedir. Bu işleme imaj birleştirme işlemi denilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Langmuir adsorpsiyon modeli</span>

Langmuir adsorpsiyon modeli, bir adsorbatın izotermal koşullarda ideal bir gaz olarak davrandığını varsayarak adsorpsiyonu açıklar. Modele göre adsorpsiyon ve desorpsiyon tersinir işlemlerdir. Bu model, bu koşullar altında katı biradsorban üzerine absorbe edilen hacmine, V, bağlı olan kısmi adsorbatın kısmi basıncını, bile açıklar. Şekilde gösterildiği gibi, adsorbanın, adsorbatları bağlayabilen bir dizi farklı bölgeden oluşan ideal bir katı yüzey olduğu varsayılır. Adsorbat bağlanması, adsorbat gazlı molekül ve boş bir sorpsiyon sahası, S arasında bir kimyasal reaksiyon olarak işlenir. Bu reaksiyon, ilişkili bir denge sabiti ile ile adsorbe edilmiş bir tür ile sonuçlanır.

Görsel tasarım öğeleri ve ilkeleri hakkında, görsel tasarım pratiği hakkında temel fikirleri açıklanmaktadır.

Biçim algısı, nesnelerin görsel öğelerinin, özellikle şekiller, desenler ve önceden tanımlanmış önemli özelliklerle ilgili olanların tanınmasıdır. Bir nesne retina tarafından iki boyutlu bir görüntü olarak algılanır, ancak görüntü aynı nesne için görüntülendiği bağlam, nesnenin görünen boyutu, bulunduğu açı açısından farklılık gösterebilir. Görüntülendiğinde ne kadar aydınlandığını ve görüş alanının neresinde bulunduğunu gösterir. Bir nesneyi gözlemlemenin her örneğinin benzersiz bir retina tepki modeline yol açmasına rağmen, beyindeki görsel işleme, bu deneyimleri benzer olarak tanıyabilir ve değişmez nesne tanımaya izin verir. Görsel işleme, en düşük seviyelerin çizgileri ve konturları tanıdığı ve biraz daha yüksek seviyelerin sınırları tamamlama ve kontur kombinasyonlarını tanıma gibi görevleri yerine getirdiği bir hiyerarşide gerçekleşir. En yüksek seviyeler, tüm bir nesneyi tanımak için algılanan bilgiyi bütünleştirir. Esasen nesne tanıma, onları kategorize etmek ve tanımlamak için nesnelere etiketler atama, böylece bir nesneyi diğerinden ayırt etme yeteneğidir. Görsel işleme sırasında bilgi oluşturulmaz, bunun yerine uyarıcının en ayrıntılı bilgisini ortaya çıkaracak şekilde yeniden biçimlendirilir.

<span class="mw-page-title-main">Bileşenler yoluyla tanıma kuramı</span>

Bileşenler yoluyla tanıma kuramı veya BTK, 1987'de Irving Biederman’ın nesne tanımayı açıklamak için önerdiği bir yukarıdan aşağı işlemlemedir. BTK'ya göre, biz nesneleri geonlara ayırarak tespit edebiliyoruz. Biederman’a göre; geonlar, çeşitli düzenlemelerle sınırsız sayıda nesne üretilebilen koni ve silindir gibi üç boyutlu şekillere dayanmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Anne Treisman</span> İngiliz psikolog (1935 – 2018)

Anne Marie Treisman, bilişsel psikoloji alanında uzmanlaşmış bir psikolog.

İkonik hafıza, görsel alanla ilgili görsel duyusal bellek kaydı ve hızla bozulan görsel bilgi deposudur. Görsel kısa süreli bellek (VSTM) ve uzun süreli bellek (LTM) içeren görsel bellek sisteminin bir bileşenidir. İkonik bellek, çok kısa, kategori öncesi, yüksek kapasiteli bellek deposu olarak tanımlanır. Çok kısa bir süre için tüm görsel algımızın tutarlı bir temsilini sağlayarak görsel kısa süreli belleğe katkıda bulunur. İkonik hafıza, sakkadlar sırasında değişim körlüğü ve deneyimin sürekliliği gibi fenomenleri açıklamaya yardımcı olur. İkonik hafıza artık tek bir varlık olarak düşünülmemekte bunun yerine en az iki ayırt edici bileşenden oluşmaktadır. Sperling'in kısmi rapor paradigmasının yanı sıra modern teknikleri içeren klasik deneyler bu duysal hafıza deposunun doğası hakkında fikir vermeye devam etmektedir.

Otobiyografik hafıza, epizodik ve anlamsal hafızanın bir kombinasyonuna dayanan, bireyin hayatından hatırlanan bölümlerden oluşan bir bellek sistemidir. Bu nedenle bir tür açık bellek olarak kabul edilir.

<span class="mw-page-title-main">Belirsiz imge</span>

Belirsiz imgeler veya dönüştürülebilir figürler grafik benzerliklerden yararlanarak ve görme sisteminin iki veya daha fazla farklı imge yorumunun diğer özelliklerini kullanarak belirsizlik yaratan görsel formlardır. Çok-kararlı algı olgusuna sebep olmalarıyla bilinirler. Çok-kararlı algı bir imgenin birden fazla fakat kararlı algılar yaratmasıdır.

Astronomide, bir gök cismi için geometrik albedo, ışık kaynağından görüldüğü şekliyle gerçek parlaklığının, aynı kesite sahip idealleştirilmiş düz, tam yansıtıcı, dağınık saçılımlı (Lambertian) diskinkine oranıdır.

<span class="mw-page-title-main">Dört boyutlu uzay</span>

Dört boyutlu uzay (4B), üç boyutlu veya 3 boyutlu uzay kavramının matematiksel bir uzantısıdır. Üç boyutlu uzay, gündelik yaşamdaki nesnelerin boyutlarını veya konumlarını tanımlamak için yalnızca boyut adı verilen üç sayıya ihtiyaç duyulduğu gözleminin mümkün olan en basit soyutlamasıdır. Örneğin, dikdörtgen bir kutunun hacmi, uzunluğu, genişliği ve yüksekliği ölçülerek ve çarpılarak bulunur.

<span class="mw-page-title-main">James J. Gibson</span> Amerikalı psikolog (1904 – 1979)

James Jerome Gibson Amerikalı bir psikologtu.