İçeriğe atla

Gençlik Rehberi

Gençlik Rehberi
YazarSaid Nursî
TürTefsir
YayımcıEnvâr Neşriyat, Sözler Neşriyat, Şahdamar Yayınları, Yeni Asya Neşriyat, RNK Yayınları, Hayrat Neşriyat
ISBN975-4670-15-3

Gençlik Rehberi (Osmanlıcaگنچلك رهبرى, Said Nursî'nin eseri. Risale-i Nur koleksiyonunun müstakil kitaplarında geçen gençlik, iman ve ahiret konulu kitapçıklardan derlenmiştir.

Eserin 1952 yılında İstanbul'da basılması dolayısıyla Said Nursi ve eseri bastıran üniversite öğrencisi mahkemeye verilmiş, mahkeme beraatle neticelenmiştir.[1]

Kitapta, gençleri asrın çekici günahlarından sakındırmak için, İslam inancına göre haram olan her lezzetin netice vereceği kabir ve cehennem azabının yanı sıra, bu lezzetlerin hemen sonrasında beraberinde getirdiği bu dünyadaki manevi acıları gösterme metodu izlenmiştir. Böylelikle insanların akıllarını tatmin ederek, manevi hayatı zehirleyen günahlara karşı vicdanlarda ve akıllarda bir kaçınma isteği oluşturulması hedeflenmiştir.

Özeti

Kitapta içerilen konuların özetleri:[2]

Birinci Söz

Yazar, Bismillah kelimesini ele almakta ve bu kelimeyi her hayrın öncüsü, İslam belirtisi, bütün varlıkların sürekli zikri, başvurduğu kuvvet ve bereket kaynağı olarak ifade etmektedir. Bu kelimeyi askere kaydolarak ordunun gücünü ardına almaya benzetmektedir. Evrende her şeyin bu kelime ile güç kazandığı belirtilerek, bizim de aynı yolla zorlukları aşabileceğimiz ifade edilmektedir. Ayrıca sunulan nimetlerin bedelinin üç şey olduğu anlatılmaktadır: Zikir (Bismillah), fikir (Yaratıcıdan geldiğini anlamak) ve şükür (Elhamdulillah). Nimet elçilerini abartıp gerçek nimet vereni tanımamanın büyük ahmaklık olduğu vurgulanarak her işimizde Allah'ın adıyla hareket etmemiz önerilmektedir.[3]

Onüçüncü Söz'ün İkinci Makamı

Yazar, kendisine yöneltilen "Şimdiki çekici günahlar karşısında âhiretimizi nasıl kurtarırız" sorusunu yanıtlamaktadır. Kaçınılmaz kabre üç tarz gidiş olduğunu, inananların kurtulacakları ölüm kapısında, inanmayan veya inanıp gereğini yapmayanların sonsuz idam veya sonsuz yalnızlık yaşayacaklarını, ecel gizli olduğu için her an başa gelebilecek bu sorunun çözülmesi gereken çok büyük bir problem olduğunu ifade etmektedir. Sayısız dini otoritelerin -peygamberler, evliyalar, araştırmacı dindarlar- bu sorunun çözümü için "iman ve ona uygun yaşamayı" önerdiğine işaret etmektedir. Kaybettirici yolun endişelendireceğini, kazandırıcı yolun sevindireceğini vurgulayarak, dünyada dahi cehennem gibi bir huzursuzluk veya cennete benzer bir huzurun söz konusu olacağını söylemekte, inanan bir gencin geçici lezzetlere dalmasını zehirli bal yemeye benzetmektedir. Başka din mensupları ile İslâm'a inananların farkını açıkladıktan sonra, iki dünya huzurunu isteyen birinin iman dairesindeki Muhammed'in terbiyesini esas almasını önermektedir.[4]

Kaynakça

  1. ^ Nursî, Said: "Tarihçe-i Hayatı", sayfa 661. İstanbul: Envâr Neşriyat, 2003.
  2. ^ Nursî, Said: "Gençlik Rehberi", sayfa 3. İzmir: Işık Yayınları, 2003.
  3. ^ Nursî, Said: "Sözler", sayfa 5. İstanbul: Sözler Neşriyat, 2005.
  4. ^ Nursî, Said: "Sözler", sayfa 136. İstanbul: Sözler Neşriyat, 2005.

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Müslüman</span> İslam dinine mensup kimse

Müslüman, İslam dinine mensup kişi demektir. Sünni, Şii ve Mutezili mezhep inancına göre, Allah'a ve Allah'ın birliğine, Muhammed'in Allah'ın peygamberi olduğuna inanan kişilere denir. İslam dininin farklı mezheplerinde Müslüman kavramı üzerine çeşitli farklılıklar bulunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Said Nursî</span> Kürt asıllı Türk İslam âlimi

Sait Okur, bilinen adıyla Said Nursî, Kürt İslam âlimi, müfessir ve yazar. Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye azalığı, Birinci Dünya Savaşı'nın Kafkasya Cephesi'nde milis alay kumandanlığı yapmıştır. İslam üzerine yazılmış ve 300 kadar ayeti tefsir eden Risale-i Nur isimli 50'den fazla dile çevrilen külliyatın yazarıdır.

<span class="mw-page-title-main">Melek</span> dinler terminolojisindeki doğaüstü figür

Melek, dini bir terim. Melek, birçok dinde inanılan semavi verilen isimdir. Meleklerin görevleri Tanrı'ya hizmet etmektir. Meleklere inancın var olduğu her din ve inançta melek kavramına bakış farklıdır.

Ahiret veya ahret, İslâm termonolojisinde ölümden sonra gidilecek yere verilen bir isim. Ahiret, Kur'an'ın İslâmî eskatolojinin önemli bir parçası olan Ahiret Hesaplaşması ile ilgili bölümlerinde defalarca bahsedilmektedir. Geleneksel olarak, Müslümanların altı temel inanç esaslarından biridir.

<i>Risale-i Nur</i> tefsir külliyatı

Risale-i Nur, konu sırası takip etmeyen, güncel, İslami ve imani konularda Said Nursi tarafından 1925 yılında yazılmaya başlanmış, 24 yılda tamamlanmış kitap ve kitapçıklardan oluşan bir külliyattır.

<span class="mw-page-title-main">Cehennem</span> çoğu dini inanca göre günahların cezasının çekileceği yer

Cehennem, çeşitli inançlarda ölüm sonrası ceza çekilen ateşli bir yer olarak gösterilir. Cehennemde kalma süresi inanca göre değişiklik gösterebilir. Cehennemde günah borcu ödeninceye kadar kalınıp sonra tekrar cennete gidilebilir. Ancak, cehennem bazıları için sonsuza dek ateşte yanmak anlamına gelir. Cehennem görevlilerine İslam inancında zebani adı verilir.

<span class="mw-page-title-main">İslam'da cehennem</span>

Cehennem, çoğu dinde olduğu gibi İslam dininde de, ahiretteki azap yeridir. İnsanlar dünyadaki hareketlerine ve inançlarına göre cennete veya cehenneme giderler. İslam inancına göre, kâfirler, müşrikler ve münafıklar ölümden sonra, "derece derece olan cehennemde" sonsuza dek kalacak ve azap göreceklerdir. Belirtilen şudur ki, İslam inancına aykırı hareket etmiş Müslüman kimseler de günahları ölçüsünde cehennemde kalacak ve cezalandırılacaklardır. İslam dinindeki farklı itikat (inanç) mezheplerinin bu konuda farklı fikirleri ve çeşitli ayrışmaları olsa da, İslam'daki genel görüş budur.

<span class="mw-page-title-main">Cennet</span> Dini Mekan

Cennet, dinî kozmoloji veya transandental felsefede gök, yedi gök, uçmak, behişt gibi adlarla da anılan ilah, melek, cin, aziz, yeniden dirilmiş atalar gibi varlıkların yaşadığı, köken aldığı veya hüküm sürdüğüne inanılan yer. Bazı dinî inanışlara göre cennet yaratıkları yeryüzüne inebilir (reenkarnasyon) ve yerde yaşayanlar ölümlerinden sonra, bazı özel durumlarda yaşamakta oldukları hayat devam ederken cennete gidebilirler.

Araf, bazı din ve inançların ahiret kavramlarında yer alan, kötüler ve iyilerin sınıfına sokulamayan, inançlı günahkarların veya günah ve sevapları eşit olanların gideceği geçici arınma yeri, nihai ahiret mekanları arasında olduğuna inanılan yer, çoğunlukla dağ. Sözcük olarak, Arapça "kum tepesi" anlamındaki "urf"un çoğul halidir.

Sözler, İslam alimi Said Nursî tarafından 1925-1931 yılları arasında yazılan bir kitaptır. Risale-i Nur külliyatının en geniş hacimli kitabıdır.

<i>Mektûbat</i> (Said Nursî)

Mektubat, İslam alimi Said Nursî'ye ait kitap. 1928 ve 1935 yılları arasında kısım kısım yazılmış olan eser aynı zamanda Risale-i Nur Külliyatının bir parçasıdır. Eserdeki soruların ise talebesi Hulusi Yahyagile ait olduğu ifade edilmektedir.

Asâ-yı Mûsâ, Said Nursî'nin bir eseridir.

Büyük günah işleyenin durumu, İslam ilimlerinden biri olan kelâmın tartışmalı ve önemli konularından biridir. Kısacası büyük günah işlemiş bir kişinin dini anlamda durumu, yeri ve ahiretteki durumunu konu alır. Farklı itikadi mezhepler bu konuda farklı görüşlere sahiptir.

Mâtüridîlik, Matüridî'nin kurduğu, Hanefî Mezhebi'nin kurucusu İmam-ı A'zam'ın düşüncesini tâkip eden, akla önemli bir yer veren İslam dini itikad mezhebidir. Türkiye, Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Orta Asya ülkelerinde yaygındır.

İslâm'da iman, İslam dininin esaslarına inanmaktır. İslam'a göre kişinin kurtuluşa erebilmesi için iman etmesi şarttır. İnanç konusunda ise, farklı mezheplerin farklı görüşleri bulunmaktadır.

Takva kulun, azametinden korkarak ve rahmetini ümit ederek Rabb'ine karşı olan kulluk görevlerini yerine getirmesi, emirlerini tutup yasakladıklarından kaçınması anlamına gelen bir terimdir. Kur'an'da Allah katında insanların en üstünün en çok takva sahibi olanlar olduğu belirtilmiştir. Takva, insanın, özde ve sözde, davranışlarda, sözlerde ve fiillerde her zaman kendini Allah'ın huzurunda bilerek buna göre hareket etmesi, harama düşmek korkusuyla bazı helalleri de terk etmesi ve tüm varlığıyla O'na yönelmesiyle zirve bulur.

Nur Cemaati, Nurcular veya Risale-i Nur hareketi, Said Nursi tarafından telif edilen Risale-i Nur adlı eserlerin bilgileri istikametinde teşekkül eden, 20. yüzyıl başlarında doğan İslâmî harekettir. İtikadi ve fıkhi bakımdan Sünni İslam'a bağlıdırlar. Müslümanların birliği dedikleri ittihad-ı İslam'ı ve halifeliğin geri getirilmesini savunurlar. Cemaatin temel faaliyeti Risale-i Nurların okunması, yazılması, anlaşılmaya çalışılması ve insanlara ulaştırılmasıdır. Bu faaliyet Cemaat mensupları tarafından "Hizmet-i imaniye ve Kur'aniye" veya kısaca ''Risale-i Nur Hizmeti'' diye tabir edilen kavramlarla ifade edilir.

Lem'alar, İslam alimi Said Nursî tarafından telif edilen tefsir kitabı. Risale-i Nur külliyatını oluşturan önemli eserlerden biridir. Lem'a adı verilen 33 başlık ve münacaattan oluşmaktadır.

Said Nursî kendisinin skolastik bir medrese hocası gibi değerlendirilmemesini, Risale-i Nur'un Arş-ı Azam'dan indirilerek kendisine yazdırılan ve mehdiliği temsil eden Kur'an hakikatleri olduğunu, kendisinin sadece bir aracı ve elçi olduğunu ifade eder. Öyle ki Kur'an'ın yanında celcelutiye, mektubat, gibi asırlar önce yazılmış eserler ima ve işaretler yoluyla muhtelif yerlerde Risale-i Nur'a işaret eder, mücadelesini destekler, Risale-i Nur'un mahrem ve izni ilahi tarafından uygun görülmeyen kısımları yazdırılmaz ya da ilgili bölüm atlanılarak izin verilen kısımlar yazdırılmaya devam eder. Kendisinin mücadele alanı ise başta insanın sonsuz azap çekmesini gerektiren imansızlığın yanında imansızlığın en büyük kaynağı olarak gördüğü ve ahir zamanın büyük deccali olarak adlandırdığı bolşeviklik ve İslam deccali veya süfyan olarak nitelendirdiği Mustafa Kemal'den ve Cumhuriyet Devrimleri'nden başkası değildir. Cumhuriyete taraf olmakla birlikte, şeriatı yürürlükten kaldıran laikliğe şiddetle karşıdır ve şapka giyilmesini de küfür işareti olarak görür. Çünkü ona göre şeriat adalet-i mahza ve fazilettir.

Kızıl İcaz, Said Nursi'nin mantık ilmine dair yazdığı eserdir.