İçeriğe atla

Genç Osman Türküsü

Genç Osman Türküsü, genç yaşlarında Osmanlı padişahı IV. Murad'ın Bağdat Seferi'ne katılan ve hayatını kaybeden Osman ismindeki bir yeniçeri için yazılmış bir türkü.[1][2][3][4] Osman Şevki Uludağ tarafından düzenlenip, Muzaffer Sarısözen tarafından ise bestelenip ve şarkı haline getirildi.[5]

Arka plan

Kanuni Sultan Süleyman'nın, Safevî Devleti'ni yenerek topraklarına kattığı Bağdat, 89 yıl sonra tekrar Safevî Devleti'nin eline geçer. IV. Murad yönetimine gelindiğinde, Safevî Devleti'in elinde bulunan Bağdat'ta tekrar sefer düzenlenir. 29 Mart 1626'da, vezir-i azam Hafız Ahmed Paşa, kalabalık bir birlik ile Bağdat'ı çevreleyen kalenin kapısına dayandır. Ancak bütün hücumları ve stratejileri boşa çıkar. IV. Murad'ın, Bağdat'ı almaktaki isteğini bilen Hafız Ahmed Paşa, başarısızlığını kendisine yeteri kadar asker vermemesine bağlar ve padişaha bu durumu anlatmak için şöyle bir şiir yazıp gönderir:

IV. Murad mektubu öfkeli öfkeli okur ve derhal vazifeden azleter ve bunu, şu beyti yazarak bildirir:


Genç Osman'nın orduya girişi

Hafız Ahmed Paşa'nın yerine Hüsrev Paşa getirilir ve Hüsrev Paşa, tekrar Bağdat'a hareket etmeden önce askerlere şöyle seslenir: "Sakal ve bıyığına tarak batmamış sabilerin, bu orduda yeri yoktur!". Hüsrev Paşa, Safevî yardım kollarını durdurmak için önce Hemedan'a yürür. Bu muharebe sırasında bir yeniçeri çavuşu, çok genç olduğu halde savaş meydanında, bir yeniçerinin büyük cesaret sergilediğini görür ve şaşkınlıkla Hüsrev Paşa'ya bildirir. Paşa, doğrudan yardımcı paşaları toplar ve: "Bıyığına tarak batmamış bir çocuk…orduyu hümayuna nasıl alınır! Kimmiş bu?" der, ancak bütün yardımcı paşalar, zaten bu olayı önceden işitmişlerdir. Paşalardan biri yanıt olarak: "Genç Osman derlermiş devletlim." der. Hüsrev Paşa'da bu ismi duyduğunu söyler ancak yüzünü herkes gibi o da görmemiştir, yalnızca şöhretini duymuştur. "İstihza mı edersiniz, Genç Osman bir sabi midir?" der. Anadolu beylerbeyi Zor Murtaza Paşa hariç diğer paşalar sessiz kalır. Zor Murtaza Paşa'nın gözleri dolar, Osman'nın korkusuzca savaşması aklına gelince.[1][2][3][4]

Osmanlı ordusu Hemedan'dan sonra Safevî ordusunun önünü tekrar keser ve ikinci defa bozguna uğratır. Bu savaşta da Genç Osman, cengin en kızgın bir anında kır atıyla ileri atılır ve önüne geleni devirip, zaferin kazanılmasına önemli bir rol oynar. Hüsrev Paşa, bu muharebede Anadolu sipahilerinin kumandanı olan Zor Murtaza Paşa'yı çağırarak, derhal bu çocuğu bulup huzuruna getirmesini ister. Bu emir üzerine tüm beyler ve paşaların gözleri dışarıya çıkan Murtaza Paşa'nın üzerinde olur. Heyecanlı topluluk karşısında kapı açılır ve içeri 16–17 yaşlarında bir geç girer; bu genç Genç Osman'dır. Hüsrev Paşa sorar ve dialog başlar:

—Adın nedir?
—Genç Osman.
—Bıyığına tarak batmayanların orduya alınmamasını emretmiştim. Hilafına hareket edenlerin cezalandırılacağını bilmez misin?
—Benim bıyığım var!
(Halbuki Genç Osman'ın ne sakalı ne de bıyığı vardı. Serdar-ı ekrem ile istihza etmeye gelmezdi.)
—(Hüsrev Paşa tarak çıkarır) Al öyleyse, bıyığına batır!
(Genç Osman tarağı alır ve herkesin meraklı bakışları arasında birden üst dudağına saplar. Ağalar şaşkın şaşkın olayı izlerken Hüsrev Paşa'da, Osman'ın dudağından akan kana bakar ve şaşkınlığını gizleyemez.)

Osmanlı ordusu, 6 Ekim 1630 gecesi Bağdat'ı tekrar kuşatır. Genç Osman, Murtaza Paşa’nın alemdarı olmuştu. Topçu ateşiyle açılan gedikler, şehitlerle doluydu. 8 Kasım akşamı bütün birliklere, ertesi gün umumi taarruza geçileceği bildirildi. 9 Kasım’da başlayan taarruzda Murtaza Paşa, kuvvetlerinin başında ilerliyordu. Genç Osman da yanındaydı. Surlara çok yaklaşmıştı. Naralar, feryatlar birbirine karışıyordu. Baş sancaktar elinde sancağı olduğu halde ileri fırladı, fakat vurularak düştü. Şimdi sıra Genç Osman’daydı. Yanında duran Murtaza Paşa’ya baktı, düşen sancaktarın elindeki sancağı aldı ve koşarak hendeği geçti. Yağmur gibi yağan kurşunlara aldırış etmeden kale bedenine tırmanmaya başladı. Sanki kellesini koltuğuna almıştı. Nihayet emeline ulaştı, surların üzerine çıkmayı başarmıştı. Hemen sancağı dikti, fakat arslan gibi bedeni yüzlerce kurşunla delik deşik olmuştu. Hemen oracıkta son nefesini verdi, şehid oldu. Surların üzerinde dalgalanan sancağı gören Osmanlı askeri, artık zaferin kazanıldığına inanarak büyük bir gayretle surlara yüklendi ve morali iyice bozulan İran askerini geri püskürterek kaleden içeri girmeyi başardı. Zaferden sonra Hüsrev Paşa, Genç Osman’ın hemen bulunmasını emretti.. Onu mükafatlandıracak, kahramanlıklarını padişaha arz edecekti. Biraz sonra gelen haberle, surlara sancağı dikerken şehid olduğunu öğrendi. Demek ki nice bıyığı gür bahadırlardan daha cesurdu.

Bu sefere iştirak eden Kapıkule Süvarilerinden biri olan Kayıkçı Kul Mustafa, Genç Osman için şu ağıdı yaktı:

Türkünün Sözleri

Genç Osman dediğin bir küçük uşak
Beline bağlamış ibrişim kuşak
Askerin içinde birinci uşak
Allah Allah deyip geçer Genç Osman

Sultan Murat derki, gelsin göreyim.
Nasıl yiğit imiş bende bileyim.
Vezirlik isterse üç tuğ vereyim.
Kılıcından al kan saçtı Genç Osman.

Allah Allah deyip geçer Genç Osman

Bağdadın kapısın Genç Osman açtı
Düşmanın cümlesi önünden kaçtı
Kelle koltuğunda üç gün savaştı
Allah Allah deyip geçer Genç Osman

Askerin ucu göründü Van'dan
Kılıcın kabzası görünmez kandan
Bağdadın içinde tozdan dumandan
Toz duman içinde kaldı Genç Osman

Bir Başka şekilde;
Of of Genç Osman dediğin bir küçük uşak
Beline bağlamış ibrişim kuşak of of.

Aman Askerin içinde birinci uşak
Allah Allah deyip geçer Genç Osman of of.

Of of Genç Osman dediğin bir küçük aslan
Bağdat’ın içine girilmez yastan of of.

Aman her ana doğurmaz böyle bir aslan
Allah Allah deyip geçer Genç Osman of of.

Of of Bağdat’ın kapısını Genç Osman açtı
Düşmanın cümlesi önünden kaçtı of of.

Aman kelle koltuğunda üç gün savaştı
Allah Allah deyip geçer Genç Osman of of.[5]

Dış bağlantılar

Kaynakça

  1. ^ a b "Genç Osman Türküsünün Hikayesi". on5yirmi5.com. 7 Ağustos 2020. 19 Haziran 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  2. ^ a b "Genç Osman Türküsü". 7 Ağustos 2020. 
  3. ^ a b "GENÇ OSMAN'IN HİKAYESİ VE BAĞDAT'IN FETHİ". 7 Ağustos 2020. 8 Ağustos 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  4. ^ a b "Genç Osman Destanı". blog.milliyet.com.tr. 7 Ağustos 2020. 12 Ağustos 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Haziran 2012. 
  5. ^ a b "Gençosman Türküsünün Hikayesi Sözleri Notaları". 7 Ağustos 2020. 6 Haziran 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">IV. Murad</span> 17. Osmanlı padişahı (1623–1640)

IV. Murad, dîvân edebiyatındaki mahlası Murâdî, 17. Osmanlı padişahı ve 96. İslam halifesi. 1623 ile 1640 yılları arasında hüküm sürdü. Revan ve Bağdat fatihidir. IV. Murad İstanbul'da, Sultan I. Ahmed'in ve Kösem Sultan'ın oğlu olarak dünyaya geldi. Ağabeyi II. Osman'ın Yedikule Zindanları'nda bir grup isyancı tarafından öldürülmesi üzerine amcası I. Mustafa tahta geçmişti. Aklî dengesi bozuk olan amcası I. Mustafa'nın yerine 11 yaşındaki IV. Murad padişah yapıldı.

Müezzinzade Hafız Ahmed Paşa IV. Murad saltanatının devlet idaresinin annesi Valide Kösem Sultan'ın elinde olduğu ilk dönemlerinde, 28 Ocak 1625- 1 Aralık 1626 ve 25 Ekim 1631-10 Şubat 1632 tarihleri arasında iki kez toplam iki yıl bir ay yirmi gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.

Gazi Ekrem Hüsrev Paşa veya kısaca Hüsrev Paşa, IV. Murad saltanatının devlet idaresinin annesi Kösem Sultan'ın elinde olduğu ilk dönemlerinde 6 Nisan 1628 - 25 Ekim 1631 tarihleri arasında üç yıl altı ay on dokuz gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.

Topal Recep Paşa IV. Murad saltanatında 10 Şubat 1632 - 18 Mayıs 1632 tarihleri arasında dört ay on beş gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır. Nikris (gut) hastalığından muzdarip olan Topal Recep Paşa aksak yürüyüşü dolayısıyla Topal ismini almıştı.

Bayram Paşaya da Ladikli Bayram Paşa olarak da bilinir, IV. Murad saltanatında 2 Şubat 1637 - 26 Ağustos 1638 tarihleri arasında bir yıl altı ay yirmi iki gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır. Aynı zamanda I. Ahmed'in kızı Hanzade Sultan'ın eşidir. İstanbul'un Bayrampaşa ilçesi onun adını taşımaktadır.

<span class="mw-page-title-main">İran-Osmanlı savaşları</span> 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar İran ve Osmanlı arasında süren bir dizi savaş

İran-Osmanlı Savaşları, 16 ilâ 19. yüzyıl arasında Osmanlı İmparatorluğu ile İran'da otoriteyi elinde bulunduran birbirinin devamı niteliğindeki çeşitli hanedanlar arasında gerçekleşmiştir. Osmanlılar ile İran arasındaki ilk savaş 1514 Çaldıran Muharebesi'dir. Son savaş ise 1821-1823 Osmanlı-İran Savaşı'dır.

<span class="mw-page-title-main">1623-1639 Osmanlı-Safevî Savaşı</span> Osmanlı İmparatorluğu ile Safevi Devleti arasında 1623-1639 yılları arasında yapılmış savaş

1623-1639 Osmanlı-Safevî Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu ile Safevî Devleti arasında, Irak meselesi için çıkan savaş.

<span class="mw-page-title-main">Osmanlı İmparatorluğu duraklama dönemi</span>

Duraklama dönemi, Sokollu Mehmed Paşa'nın ölümüyle başlayıp, ilk kez büyük çapta toprak kaybı yaşanılan Karlofça Antlaşması'na kadar olan dönemi kapsamaktadır. Osmanlı Devleti bu dönemde Ferhat Paşa Antlaşması ile doğudaki en geniş sınırlarına, Bucaş Antlaşması ile de batıdaki en geniş sınırlarına ulaşmıştır. Yaklaşık 120 yıl süren bu dönemde 12 padişah ile 61 sadrazam görev yapmıştır. Bu dönemde deneyimsiz kişilerin tahta geçmesi ile merkezi yönetimin bozulması sonucu, devlet yönetiminde otoritenin sarsılması, halkın devlete olan güveninin azalmasına ve iç isyanların çıkmasına neden olmuştur. Coğrafi keşiflerle ticaret yollarının önem kaybetmesi, sık padişah değişmeleriyle çok verilen cülus bahşişi ve yeniçerilerin artmasıyla verilen ulufe miktarının da artması Osmanlı ekonomisini yıpratmıştır. Bu dönemde benimsenen beşik ulemalığı sistemi de Osmanlı eğitiminin bozulmasına yol açmıştır. Osmanlı duraklama dönemi XVII yüzyılı kapsamaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'nun bu döneminde saltanat hukukunda düzenlemeler yapılmış, ekber ve erşed sistemine geçilmiştir. Ekber ve erşed sisteminde hanedan ailesinin en yaşlı üyesinin padişahlık makamında bulunması söz konusu olmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Bağdat Seferi</span> Türk devleti

Bağdat Seferi, 1623-1639 Osmanlı-Safevi Savaşı'nın başında 1624 yılında Safevîlerin eline geçen Bağdat'ın geri alınması amacıyla padişah IV. Murat'ın 1638-39 yıllarında Bağdat üzerine düzenlediği seferdir.

Genç Osman Destanı, 17. yüzyılda Kayıkçı Kul Mustafa tarafından yazılan ve Türk halk edebiyatının en önemli epik eserlerinden biri sayılan duygusal koçaklamadır. Yapıtta Osman adındaki genç bir yeniçerinin savaş sırasındaki yiğitliği ve ölümü anlatılmaktadır.

Varvar Ali Paşa veya Varvari Ali Paşa, Osmanlı devlet adamı.

<span class="mw-page-title-main">Safî</span> 6. Safevi Türkmen hükümdarı

Şah Safî veya Sam Mirza, Safevi şahı.

Bağdat Kuşatması, 1623-1639 Osmanlı-Safevî Savaşı'nda bir evre. Hüsrev Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu 1623'te İranlıların eline geçen Bağdat'ı 1625-26'daki başarısız kuşatmadan sonra ikinci kez kuşattıysa da, 39 günlük kuşatmanın sonucunda geri alamadı.

Çemhal Muharebesi, 14 Temmuz 1630'da Osmanlı Devleti ile Safevi kuvvetleri arasında Çemhal civarında yapılan ve Osmanlıların zaferiyle biten meydan savaşı, 1623-1639 Osmanlı-Safevî Savaşı'nda bir evre.

Abaza isyanları, Osmanlı İmparatorluğunun duraklama dönemindeki isyanların bir parçasıdır. Osmanlı Padişahı I. Mustafa döneminden, IV. Murad zamanına kadar uzanır. İsyanlar çığ gibi büyümüş ve başladığı tarihten, 1632 yılında IV. Murad'ın mutlak saltanatının başlamasına kadar bastırılamadı.

<span class="mw-page-title-main">Van Kuşatması (1633)</span>

Kuskunkıran Muharebesi, 1623-1639 Osmanlı-Safevî Savaşı'nda evre.

Damat Murtaza Paşa (?-1636); beylerbeyi ve vezirlik görevlerinde bulunmuş Osmanlı devlet adamıdır.

<span class="mw-page-title-main">Kerkük Kuşatması (1635)</span>

Kerkük Kuşatması, 1623-1639 Osmanlı-Safevî Savaşı'nda evre.

<span class="mw-page-title-main">Revan Kuşatması (1635)</span>

Revan Kuşatması, 1623-1639 Osmanlı-Safevî Savaşı'nda evre.

Mihriban Muharebesi, 5 Mayıs 1630'da Osmanlı Devleti ile Safevi kuvvetleri arasında Mihriban civarında yapılan ve Osmanlıların zaferiyle biten meydan savaşı, 1623-1639 Osmanlı-Safevî Savaşı'nda bir evre.