
Edebiyat, yazın veya literatür, dil aracılığıyla; duygu, düşünce, hayal, olay, durum veya herhangi bir olgunun edebî bir tarzda ve etkili bir şekilde yazılı veya sözlü anlatımını gerçekleştiren; malzemesi söz ve ses; muhatabı insan olan bir sanat dalıdır. Edebî yazılar yazan sanatçılara edebiyatçı denir. Daha kısıtlayıcı bir tanımla, edebiyatın; bir sanat formu olarak oluşturulan yazılar olduğu düşünülmüştür. Bunun nedeni, günlük kullanımdan farklı olarak edebiyatın, dil ürünü olmasıdır.

Roman, genellikle düzyazı biçiminde yazılan, kurgusal, görece uzun, insanın (ya da insan özellikleri atfedilen varlıkların) deneyimlerini bir olay örgüsü içinde aktaran ve genellikle kitap halinde basılan bir edebî tür. Uluslararası ve akademik platformlarda beşinci sanat olarak kabul gören edebiyatın bir alt türüdür.

Barok, Avrupa'da yaygınlaşan sanatta bir anlatım biçimidir. Barok kelimesi, Portekizce düzensiz inci anlamına gelen barroco sözcüğünden türemiştir. Barok sözcüğü, birbirinden ayrı iki şeyi tanımlar; sanat tarihinde, Rönesans ile klasikçilik arasında kalan bir dönemi ve bütün çağlarda verilmiş bazı eserlerin tarzını, başlangıcı ve bitişi için kesin bir tarih verilememekle birlikte 14. ve 18. yüzyıllar arasında oluşup şeklini almış bir dönemdir. Mimarlık, müzik, resim ve heykelin etkileyici temalar altında birleştirilmesi amacını güder. Abartılı hareket duygusu ve net gözüken detayları ile dönemin müzik ve edebiyatında da kendini gösterir. Yoğun bir etki bırakan bu anlatım biçimi, kendi alanında fazla eser verildiğinden dolayı bir dönem adı olarak anılmaya başlanmıştır. 1699'da İtalya'da kilise etkisinde doğmuş ve tüm Avrupa'ya yayılmıştır.
Divan edebiyatı, Türk kültürüne has süslü ve sanatlı bir edebiyat türüdür. Bu edebiyata genellikle "divan edebiyatı" adı uygun görülmekte olup bunun en büyük nedenlerinden birisinin şairlerin manzumelerinin toplandığı kitaplara "divan" denilmesi olduğu kabul edilmektedir. Öte yandan, divan edebiyatı gibi tabirlerin modern araştırmacılar tarafından geliştirildiğini ve halk-tekke-divan edebiyatları arasındaki ayrımların bazen oldukça muğlak olduğu ve bu edebiyatlar arasında ciddi etkileşimlerin de bulunduğu vurgulanmalıdır.
İngilizce edebiyat, İngilizce olarak icra edilen edebiyat türüdür. Bu alanda eser veren sanatçıların ille de İngiliz olması gerekmez. Polonyalı Joseph Conrad, İskoç Robert Burns, İrlandalı James Joyce, Galli Dylan Thomas, Amerikalı Edgar Allan Poe, Hint Salman Rushdie, Karayipli V.S Naipaul İngilizce olarak birçok edebi eser vermişlerdir. Diğer bir deyişle, İngilizce Edebiyat dünyada konuşulan İngilizcenin çeşitli varyasyonları ve lehçeleri gibidir. Akademik alanda, İngilizce Edebiyat, İngilizce üzerinde çalışan bazı bölümlere, ikincil ve üçüncül eğitim sistemlerine ad olabilmektedir. İngiliz Edebiyatı'ndaki çok sayıda yazar çeşitliliğine rağmen, William Shakespeare'in eserleri, İngilizce konuşan dünya genelinde en önemli noktada yer almaktadır.

Sidarta Gotama, yaygın olarak Buda olarak bilinir, MÖ 6 veya 5. yüzyılda Hindistan'da yaşadığı tahmin edilen ve Budizm'in kurucusu olduğu düşünülen din adamı. "Buda" bir lakap olup kendisine ölümünden yüzyıllar sonra atfedilmiştir. Sanskritçede "uyanmış kişi" anlamına gelen Buda, peşine düştüğü yaşam ve ölümün ardındaki gerçeğin arayışı sonucu Sidarta Gotama'da oluşan ruhani aydınlanmayı anlatmak için kullanılan bir ünvandır.
Romans, özellikle Orta Çağ şövalyelik sistemini anlatışıyla karakterize olmuş bir edebiyat türü. 12. yüzyıl Fransası'nda ortaya çıkmıştır. Benzer tarzda yazılmış öncülü eserler de bazen aynı isimle anılsa da ayrı bir tür olarak romans, Akitanya düşesi Eleanor'un aristokratik çevresinde ortaya çıkmıştır.

Japonca, Japonlar tarafından konuşulan Japon dil ailesine bağlı bir dildir. Başta Japonya ve Japon diasporasındakiler olmak üzere yaklaşık 128 milyon kişi tarafından konuşulmaktadır. Japonya'da de facto millî dil olarak kabul edilip Palau'da tanınmış azınlık dilidir.

Azerbaycan edebiyatı Azerbaycan dilinde yazılan edebiyatı veya Azerbaycanlı yazarların, şairlerin veya Azerbaycanlı muhacirlerin yazdığı edebiyatı ifade eder.

Saray, hükümdarların veya dinî liderlerin ikâmet ettiği büyük ve gösterişli yapı. Günümüzde zaman zaman otel veya kamu hizmetinde kullanılan bazı büyük yapıları tanımlamakta da kullanılır.

Japon edebiyatı, yaklaşık iki bin yıllık bir sürece yayılmıştır. İlk dönem çalışmaları çoğunlukla Çin ve Çin edebiyatıyla olan kültürel iletişimden etkilenmiş ve Klasik Çince olarak yazılmıştır. Hint edebiyatı da Budizmin Japonya'da yayılmasına bağlı olarak, Japon edebiyatında etkili olmuştur. Nihayet, Japon edebiyatı Japon yazarların Japonya hakkında eserler vermeye başlamasıyla kendisine özgü, ayrı bir tarz geliştirmiştir. Öte yandan Çin edebiyatı ve Klasik Çince etkisi Edo döneminin sonuna dek sürmüştür. Japonya'nın 19. yüzyılda limanlarını batı ticareti ve diplomasisine açmasından bu yana, batı ve doğu edebiyatları birbirini güçlü şekilde etkilemiştir. Bu etki günümüzde de görülmektedir.
George Kodinos ya da Codinus, Pseudo-Kodinos olarak da bilinir, Bizans sarayında, 14. yüzyılın tanınmış yazarıdır.

Murasaki Şikibu, 10-11. yüzyıllarda yaşamış Japon şair ve romancı. Heian dönemi Japonya'sında imparatorluk sarayındaki nedimelerden biriydi. Gerçek adı bilinmez. Ancak 1007 tarihli bir saray günlüğünde bahsi geçen başnedime Fujiwara no Kaoruko 'nun Murasaki olabileceği düşünülür. En ünlü eseri, çeşitli otoritelerce dünyanın ilk romanı kabul edilen Genji'nin Hikâyesi'dir. Diğer bir önemli eseri Murasaki Hanım'ın Günlüğü'dür.

İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Tolstoy'un yazdığı ve ilk kez 1886'da basılan, Tolstoy'un geç dönem edebiyatının başyapıtlarından biri olarak kabul edilen ve 1870'lerin sonlarında din değiştirmesinden kısa bir süre sonra yazdığı bir uzun hikâyesidir.

Japonya tarihi antik zamanların şehir devletlerinin modern Japon ulus devletine ulaşacak şekilde coğrafi ve sosyal tarihini anlatmaktadır.
Light novel, Japonya'da ortaya çıkmış bir roman tipidir. İngilizce “light ve “novel” kelimelerinin birleşiminden oluşmuş Japon yapımı İngilizce (wasei-eigo) bir terimdir. Genellikle “Ranobe", “Rainobe" olarak kısaltılır. Ender olarak keibungaku, keishōsetsu olarak da geçer.
Türk edebiyatı'nda hem sözlü hem yazılı, manzum ve mensur hikâye geleneğine sahip olmasına rağmen Tanzimat'tan sonra farklı yapısal özellikler taşıyan bir anlatı türü olarak yeni bir hikâye tarzı oluşmuştur. Giritli Ali Aziz Efendi tarafından 1796-97'de yazılan ve ilk defa 1852 tarihinde basılan Muhayyelât, Batı tesiri olmadan gerçekçi anlatıma olan yakınlığı noktasında modern Türk hikâyesinin başlangıcı sayılmaktadır. Bunun dışında, XIX. yüzyılda basımları yapılarak yaygınlık kazanmış olan meddah hikâyeleri "yeni hikâyeye" zemin hazırlayan eserler olarak görülmektedir. 1875-1890 yılları arasında Ahmed Midhat Efendi'nin devam eden Letâif-i Rivâyât serisinin dışında Mehmet Celal'in Venüs, Cemile gibi uzun hikâyeleri ile Nabizâde Nâzım'ın ilk dönem hikâyeleri bulunmaktadır. Samipaşazade Sezai'nin Küçük Şeyler adlı eseri Türk edebiyatında modern anlamda kısa hikâyenin başlangıcı kabul edilmektedir. Halid Ziya Uşaklıgil'in 1888'de yazdığı Bir Muhtıranın Son Yaprakları ile Bir İzdivacın Tarih-i Muaşakası adlı çalışmaları Avrupaî tarzda ilk hikâyeler kabul edilmektedir.

Eiji Yoshikawa, Japon tarih romancısı. En iyi bilinen romanları arasında eski klasik revizyonlar bulunmaktadır. Başta Heike Monogatari, Genji'nin Hikâyesi, Su Kenarı ve Üç Krallığın Hikâyesi gibi klasiklerden etkilenmişti. Bunların çoğu kendi stilinde yeniden dile getirmekteydi. Yoshikawa, Japonya'nın en iyi tarih romancılarından biri olarak kabul edilmektedir.

Tosa okulu, erken Muromachi döneminde kurulmuş bir Japon ressamlık okuludur. Tosa okulu, başta Kanō olmak üzere Çin'den etkilenen okulların aksine, konu ve eski Japon sanatından türetilen teknikler konusunda uzmanlaşmış resimler olan yamato-eye adanmıştır. Tosa okulu resimleri, Japon edebiyatı ve tarihinden pek çok anlatı konusu ile "çizimin kesin ve geleneksel olduğu, basit ana hatlarla çevrelenmiş düz opak renkli alanlar" ile karakterize edilir. Bununla birlikte, 17. yüzyılda hem Tosa hem de Kanō sanatçıları menzillerini genişletti ve bunlar ile diğer okullar arasındaki ayrım daha az belirgin hale geldi.

Altın eşek ya da Başkalaşımlar, dünyanın en eski fantastik romanlarındandır. Yazarı Lucius Apuleius'tur. 2. yüzyılda yazılmıştır. Bir bütün olarak günümüze gelebilmiş olan tek Latin romanıdır. Antik Greko-Romen edebiyat dünyasındaki aşağı tabakaların içinde bulundukları koşulları ilk elden inceleyen eserdir. Pikaresk romanın öncüsü kabul edilir.