İçeriğe atla

Gece parlayan bulut

Kuresoo bog, Viljandimaa, Estonya üzerindeki gece parlayan bulutlar

Gece bulutları ya da gece parlayan bulutlar alacakaranlıkta üst atmosferdeki görünen mezosferik bulut tabakasına ait kutup bulutlarının çok daha parlak ve her tarafa yayılan uçları parçalanmış gibi gözüken bulutumsu olaylardır. Su buzunun içindeki kristallerden oluşmaktadırlar. Notrilucent (gece parlayan) latincede kabaca gece parlayanı anlamına gelir. Genelde yaz aylarında 50 ve 70 enlemleri arasında ekvatorun kuzey ve güneyinde gözlemlenirler. Sadece güneş ufkun altındayken gözlemlenirler.

Dünya atmosferinde en yüksekte bulunurlar, mezosferin 76'dan 85. km'ye uzanan yüksekliklerinde bulunurlar. Normalde görülebilmeleri açısından çok silik olurlar ve sadece güneş ufkun altındayen, atmosferin alt tabakaları dünyanın gölgesine girdiğinde görünürler. Gece parlayan (notrilucent) bulutlar tam olarak anlaşılmamıştır ve daha yeni keşfedilmiş olaylardır, 1885'ten önce görüldüklerine dair bir kayıt bulunmamaktadır.

Oluşum

Gece parlayan (Notrilucent) bulutlar sadece çok sıkı koşullar altında oluşurlar, varoluşları üst atmosferdeki değişimler için kullanılabilecek hassas rehberlerdir. Sınıflandırmaları görece olarak yenidir. Gece parlayan (Notrilucent) bulutların oluşum sıklıkları, parlaklıkları ve uzamları artıyor gibi görünmektedir. 2012'de Cumberland'ın fizikteki doktora çalışmaları gece parlayan (notrilucent) bulutların iklim değişikliğiyle ilgili Miner's Canary olduklarını desteklemektedir.

Gece bulutları veya gece parlayan (notrilucent) bulutlar 100 nm'e kadar küçük su buzu kristallerinden oluşmaktadır ve 76'dan 85 km'ye kadar yükseltilerde bulunurlar, dünyanın atmosferindeki diğer bütün bulutlardan yüksektedirler. Dünyanın aşağı atmosferindeki bulutlar su parçacıkların etrafında toplandığında oluşur ama mezosferik bulutlar direkt olarak su buharından oluşabilir, ek olarak toz parçacıkları üzerinde de.

Buz Aeronomisinin mezosferdeki uydusundan alınan verilere göre gece parlayan (notrilucent) bulutlar oluşmak için su buharı, toz ve çok soğuk havalara ihtiyaç duyar. Üst atmosferdeki su buharı ve tozun kaynağı kesin bilgilerle bilinmemektedir. Tozun mikrometeorlardan geldiğine inanılmaktadır, yine de volkanlardan çıkan parçacıklar ve troposferdeki toz da bir olasılıktır. Nemin ise troposfere boşluklardan yükseliyor olabilir ve metanın stratosferdeki hidroksil ile tepkimesinden de oluşuyor olabilir.

Space Shuttles'ın egzozu, 46 km'den sonra Solid Rocket Booster'dan ayrılışından sonra sadece su buharı olan, cüzi tekil bulutları oluşturan şey olarak bulunmuştur. Su buharının yarısı termosfere salınır, genelde 103 ile 114 km yüksekliği arasında. 11.8.2014'te SpaceX Falcon9 Orlando Florida üzerinde muhteşem gece parlayan bulutlar oluşturmuştur.

Egzoz Arktik bölgeye bir günden az bir sürede taşınabilir, fakat bu çok yüksek hızlı taşımanın mekanizması bilinmemektedir. Su kuzeye doğru göç ettikçe, termosferden daha serin olan, atmosferin hemen üstündeki mezosfere düşer. Tekil gece parlayan (notrilucent) bulutların mekanizması bu olsa da olayın bütününde katkısını sağlayanın bu olduğu düşünülmemektedir. Mezosfer çok az nem içerirken, yaklaşık olarak Sahra çölündeki havanın milyonda yüzü kadar ve fazlasıyla inceyken, buz kristalleri sadece -120C derecenin altında oluşabilmektedir. Bu da demektir ki gece parlayan (notrilucent) bulutlar öncelikli olarak yaz aylarında, önsezilere aykırı olarak, mezosferin en soğuk olduğu zamanlarda oluşmaktadır, bu sebeple Kutup halkalarının içinde gözlemlenemezler (orada olsalar da) çünkü güneş hiçbir zaman o mevsim ve o enlemde ufuğun altında olmaz. Gece parlayan (notrilucent) bulutlar çoğunlukla kutup bölgeleri yakınlarında oluşur, çünkü mezosfer en soğuk oradadır. Güney yarım küredeki bulutlar kuzey yarımküredeki bulutlardan 1 km yüksekte olur. Güneşin kızılötesi radyasyonu su moleküllerini parçalarına ayırır, gece parlayan (notrilucent) bulut oluşumu için uygun suyu azaltır. Radyasyonun güneş döngüsü ile birlikte döngüsel değiştiği bilinir ve uydular bulutların parlaklığını ve kızılötesi radyasyonun artışını iki güneş döngüsüdür takip etmektedir. Bulutlardaki değişimin yoğun bir şekilde UV ışınlarıyla yıllık olarak değiştiği bulunmuştur; ama bu uzun gecikmenin sebebi bilinmemektedir.

Gece parlayan (notrilucent) bulutların, 50 MHz'den 1.3 GHz'e kadar değişen tekrarsıklığında (frekansta) yüksek radar yansıtması sergilediği bilinir. Bu hareketin nedeni tam bilinmemekle birlikte, buz tanelerinin etrafını kaplayan sodyum ve demir metalleri bir açıklama olabilir, bu özellik bulutu radarlar için yansıtıcı kılabilir. Sodyum ve demir atomları gelen mikrometeorlardan sıyrılır ve gece parlayan (notrilucent) bulutların bulunduğu yükseltinin üzerine yerleşir ve ölçümler gösterir ki bu elementler bulutun varlığında bir hayli tükenirler. Diğer deneyler ortaya koymuştur ki gece parlayan (notrilucent) bulutların aşırı soğuk ısılarında, sodyum buharı buz tabakası üzerinde hızla depolanabilir.

Keşif ve Araştırma

Gece parlayan (notrilucent) bulutların ilk bilinen görüntülenmesi 1885'tedir, 1883'teki Krakatoa'nın patlak vermesinden sonra. Görüntülenmesinin volkanın patlamasıyla arasındaki bağlantı açık değildir veya insanların volkanik kalıntının yarattığı inanılmaz günbatımını izlemesiyle bir ilgisi olup olmadığı bilinmemektedir. Çalışmalar gece parlayan (notrilucent) bulutların sadece volkan hareketlerinden kaynaklanmadığını gösteriyor, yine de patlamayla birlikte toz ve su buharının üst atmosfere taşınıp bulutları oluşturması mümkündür. Aynı zamanda bilim insanları bulutun volkanik külün bir başka tezahürü olduğunu fakat havada kaldığını varsayıyor. En son olarak da bulutların volkanik kül kalıntısı olduğu teorisi Malzev tarafından 1926'da çürütülmüştür.

Bargerveen, DrentheHollanda üzerindeki gece parlayan bulutlar

Keşfedilişini izleyen yıllarda, geniş kapsamlı olarak, onları ilk fotoğraflayan ve gece parlayan bulut anlamındaki notrilucent ismini veren Alman Otto Jesse tarafından incelenmiştir. Notları bulutların 1885 ilk yılında ortaya çıktığına delil olmuştur. O Krakatoa patlamasından sonra ortaya çıkan alışılagelmişin dışındaki günbatımları hakkında detaylı inceleme yapmıştır ve o zamandan beri görünürse eğer şüphesiz bulutları fark etmiştir. Bulutların sistematik fotoğrafik gözlemlerinin düzenlenmesi 1887'de Jesse, Forester ve Stolze tarafından yapılmıştır ve o yıldan sonra, Berlin Gözlemevi tarafından gözlemler devam etmiştir. Bu araştırma sırasında üçgenlere bölme yoluyla bulutların yüksekliğine karar verilmiştir. Proje 1896'da yürürlükten kalkmıştır.

 Stockholmİsveç üzerindeki gece parlayan bulutlar

Otto Jesse'nin ölümünden on yıllar sonra 1901'de, bulutların doğasıyla ilgili birkaç yeni sezi vardı. Wegener'in kestirdiği kadarıyla su buzundan oluşuyorlardı, daha sonra doğruluğu gösterildi. Çalışmalar yerden yapılan gözlemlere dayanıyordu ve bilim insanlarının 1960'ta direkt roket ölçümleri başlayana kadar mezosfer hakkında çok az bilgisi vardı. Bunlar ilk defa gösterdi ki, bulutların oluşumu mezosferdeki ısının çok düşük olmasıyla örtüşüyordu.

Gece parlayan (notrilucent) bulutlar uzaydan ilk defa OGO-6 uydusu tarafından 1972'de gözlemlenmiştir. OGO-6'nın kutup uçları etrafındaki dağınık parlak katman gözlemleri bulutların kutuba olan uzamları olarak belirlenmiştir. Daha sonraki bir uydu, Solar Mesosphere Explorer, 1981 ve 1986 yılları arasında ultraviole spektrometre kullanarak bulutların dağılımını haritalamıştır. Bulutlar 1995 yılında Utah Eyalet Üniversitesi tarafından çıplak gözle görünür olmadıkları zamanlarda bile ışıklı radar kullanarak gözlemlenmiştir. Bulutların birincil bileşeninin su buzu olduğu 2001 yılında Üst Atmosfer Araştırması Uydusu üzerindeki HALOE aleti tarafından ilk defa onaylanmıştır. 2001'de İsveçli Odin uydusu bulutlar üzerinde tayfsal analiz yapmıştır ve onların dağılımlarıyla ilgili çeşitlilik içeren örüntüleri göz önüne seren günlük küresel haritalar oluşturmuştur. 25 Nisan 2007'de AIM(Mezosferdeki buzun aeronomisi) uydusu fırlatılmıştır. Bu gece parlayan (notrilucent) uyduları çalışmaya adanmış ilk uydudur ve ilk gözlemini 25 Mayıs 2007'de yapmıştır. Uydunun çektiği fotoğraflara göre bulutların şekilleri, troposfer bulutlarınınkilere benzerlik göstermektedir, bu da dinamiklerinin de benzer olabileceği ile ilgili ipuçları vermiştir.

28 Ağustos 2006'da Mars Express görevinden bilim insanları, Mars'ın yüzeyi üstünde boyları 100 km'ye uzayan karbon dioksit kristalleri bulduklarını duyurmuştur. Bunlar bir gezegen yüzeyinde bulunmuş en yüksek bulutlardır. Dünyadaki gece parlayan (notrilucent) bulutlar gibi bunlar da sadece güneş ufkun altındayken gözlemlenebilirler. Geophysical Research Letters dergisinin 2009 Haziran sayısında yayınlanmış makaleye göre gece parlayan (notrilucent) bulutlar Tunguska olayını izleyen sürede gözlemlenmiş olmaları, onları yaratan etkinin bir göktaşına bağlı olabileceğine delil olabilir.

19 Eylül 2009'da Birleşik Devletler Denizcilik Araştırma Laboratuvarı (NRL) ve Birleşik Devletler Uzay Savunma Test Programı (STP) beraber, NASA'nın Wallops Uçuş Tesisi'nden fırlatılan Black Brant XII yörüngealtı sondaj roketini kullanarak yapay gece parlayan (notrilucent) bulutlar yaratarak Yüklü Aerosol Salım Deneyi (CARE) yürütmüştür. NRL/STP STPSat-1 uzay mekiğinin üzerindeki Mezosferik Radikalleri için Uzaysal Heterodin Görüntüleyicisini(SHIMMER) ve yüzeydeki aletleri kullanarak bulutlar haftalarca gözlemlenmiştir. Roketin egzoz izi gözlemlenip, Birleşik Devletler'de New Jersey'den Massachusetts'e kadar haber organizasyonlarında sunulmuştur.

Gözlem

Uluslararası Uzay İstasyonu ekipleri tarafafından fotoğraflanan gece parlayan bulutlar

Gece parlayan (notrilucent) bulutlar genelde renksiz veya uçuk mavidir, yine de bazen kırmızı ve yeşil renklerini içerebilmektedirler. Karakteristik mavi renk, bulutu aydınlatan güneş ışığının geçtiği yol boyunca ozon tarafından tutulması sonucu oluşur. Ayrıca özelliksiz çizgiler halinde de ortaya çıkabilirler, ama sıklıkla belirgin damarlı çizgiler, dalga benzeri devinimler ve girdaplar şeklindedir. “Güzel doğal olaylar” olarak dikkate alınırlar. Sirrus bulutlarıyla karıştırılabilirler, ama büyütüldüğünde daha keskin görünürler. Roket egzozları gümüş rengi ve maviden başka renkler de gösterir çünkü oluşan aynı boyuttaki su damlaları onlara yanar döner bir hal verir.

Estonya'nın kuzey ucundaki gece parlayan bulutlar

Gece parlayan bulutlar 50 ile 65 derece arasında gözlemlenebilirler. Çok ender olarak daha düşük enlemlerde de gözlemlenirler (Paris, Utah, İtalya, Türkiye ve İspanya'da gözlemlenmiştir) ve kutup bölgelerinde bulutlar gözlemlenebilecek kadar koyu renkli değildir. Yaz aylarında oluşurlar, kuzey yarım kürede Mayıs ortasından Ağustos ortasına kadar, güney yarımkürede Kasım ortasından Şubat ortasına kadar gözlemlenir. Çok silik ve ince yapıdadırlar ve sadece alt atmosferdeki bulutlar alacakaranlıkta gölge altında kaldığında ve gece parlayan (notrilucent) bulutlar güneş tarafından aydınlatıldığında gözlemlenebilirler. En iyi güneş ufkun 6 ve 16 derece altındayken görünürler. Her iki yarıkürede de oluşsalar da kuzey kutbunda yüz kat daha fazla gözlemlenir. Güney yarımküredeki bulutlar daha siliktir ve daha az sıklıkla oluşurlar, ayrıca güney yarım kürede daha az insan yaşadığı için gözlem yapacak çok fazla insan yoktur. Bulutlar şekil ve örüntü bakımından çok çeşitlidir. 1970'te Fogle tarafından beş gruba ayrılarak bir tanımlama şeması oluşturulmuştur. O zamanlardan bu zamanlara bu ayrımlar geliştirilmiştir ve alt kategorilere ayrılmıştır. Yerden, uzaydan ve sondaj roketlerinden gözlemlenebilirler. Bazı gece parlayan (notrilucent) bulutlar daha küçük kristallerden, 30 nm ve daha azı, oluşmuşlardır ve yeterince ışığı dağıtmadıkları için gözle görünür değillerdir.

Küresel Isınmaya Etkileri

Son yıllardaki kademeli artışlarının ve görece olarak daha sık oluşmalarının sebebi küresel ısınmaya bağlanılmaktadır. Colorado Üniversitesi'nden Atmosfer ve Uzay Fizikçisi atmosfer bilimcisi Gary Thomas, bulutların gözleminin Krakatoa ve endüstriel devrimle ilişkili olduğunu ve yirminci yüzyılda daha yaygın ve sık göründüğünü, özellikle 1964 ve 1986 arasında tepe yapmış olduğunu öne sürmektedir.

Küresel ısınma ve gece parlayan (notrilucent) bulutların bağlantısı yine de tartışmalıdır. Gary Thomas gece parlayan (notrilucent) bulutların küresel ısınmayla ilgili olabileceğini ilk öne süren Wilfried Schröder'den sonra makalesini yazmıştır. Yakınlarda 2012'de Lonnie Cumberlan'ın fizik alanındaki doktora tezi gece parlayan (notrilucent) bulutların Miner's Canary olabileceği ve üst atmosferdeki artan suya bağlı olduğu için küresel ısınmayla etkileştiğini destekler. NASA bilim insanları metanın atmosferde daha üst katmanlara yönelmesinin su buharının artışı ve o yükseltilerdeki gece parlayan (notrilucent) bulutların oluşumuyla desteklenmiş olabileceğinden şüphelenir. İklim modelleri sera gazları salımının artışının üst atmosferin ısısını düşürerek gece parlayan (notrilucent) bulutların daha sık ve yaygın oluşumuna katlı sağladığını tahmin eder. Yoğun tarım faaliyetlerinin metan gazını arttırarak üst tabakadaki su buharını arttırması bununla yarışan bir kuramdır. Metan konsentrasyonları 100 yıl içerisinde iki katına çıkmıştır. Tromp ve arkaşları tartışmalı olarak hidrojen ekonomisindeki değişimlerin serbest hidrojen konsantrasyonunda 1ppm artışa sebep olarak gece parlayan (notrilucent) bulutların oluşumuna sebep olacağını öne sürmektedir.

Kaynakça

  • Gadsden, M.; Parviainen, P. (1995). Observing Noctilucent Clouds (PDF). International Association of Geomagnetism & Aeronomy. ISBN 0-9650686-0-9. Alınan 2008-10-16.
  • Schröder, Wilfried (Kasım 2001). "Otto Jesse and the Investigation of Noctilucent Clouds 115 Years Ago" (PDF). Bulletin of the American Meteorological Society 82 (11): 2457–2468. Bibcode:2001BAMS...82.2457S. doi:10.1175/1520-0477(2001)082<2457:OJATIO>2.3.CO;2. Retrieved 2008-10-18.[dead link]


İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Venüs</span> Güneş sisteminde yer alan, Güneşe en yakın 2., sıcaklık açısından 1. sırada yer alan gezegen

Venüs, Güneş Sistemi'nde Güneş'e uzaklık bakımından ikinci sıradaki, sıcaklık bakımından ise birinci sıradaki gezegendir.

<span class="mw-page-title-main">Çöl</span> Çok az yağışın gerçekleştiği arazi alanı

Çöl, Yerküre'de yer alan ana biyom tiplerinden birisidir. Çöl, yıllık 250 mm'den az yağış alan bölgeler için kullanılan bir terimdir.

<span class="mw-page-title-main">Jüpiter</span> Güneş Sisteminde yer alan en büyük gezegen

Jüpiter, Güneş Sistemi'nin en büyük gezegenidir. Güneş'ten uzaklığa göre beşinci sırada yer alır. Adını Roma mitolojisindeki tanrıların en büyüğü olan Jüpiter'den alır. Büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşmakta ve gaz devi sınıfına girmektedir.

Jüpiter'in kalın ve karmaşık bir atmosfer tabakası bulunmaktadır. Bu atmosferi oluşturan gazların bileşim açısından Güneş Sistemi'nin kökenini oluşturan Güneş Bulutsusu'nun varsayılan yapısına yakın olduğu ve aynı şekilde güneş sisteminin ilkel bulutsudan en az farklılaşmış gezegeni olduğu tahmin edilen Jüpiter'in iç yapısını da kabaca yansıttığı düşünülür. Atmosferin iki temel bileşeni moleküler hidrojen (H2) ve helyum (He)'dur. Bu gazların moleküler dağılımı %88 - %12 civarındadır. Bunları %0.1 oranla su buharı (H2O) ve metan (CH4) ve %0.02 oranla amonyak (NH3) izler. Azot, hidrojen, karbon, oksijen, kükürt, fosfor ve diğer elementleri içeren çeşitli bileşiklere milyonda bir düzeyini geçmeyen oranlarda rastlanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Atmosfer</span> Bir gök cismini çevreleyen gaz katmanları

Atmosfer, gaz yuvarı veya hava yuvarı herhangi bir gök cisminin etrafını saran ve gaz ile buhardan oluşan tabaka.

<span class="mw-page-title-main">Bulut</span> serbest bir hava kütlesinde toplanmış, gözle görülebilir su damlacıkları, buz kristalleri veya her ikisinin karışımından oluşan yapı

Bulut, serbest bir hava kütlesinde toplanmış, gözle görülebilir su damlacıkları, buz kristalleri veya her ikisinin karışımından oluşan yapıdır. Bulutlar yer seviyesinden yüksekte bulunur. Yer seviyesinde oluşan sığ bulut katmanları ise sis olarak adlandırılır.

<span class="mw-page-title-main">Kar</span> bir yağış çeşidi

Kar, beyaz, parlak, çoğunlukla altıgen şekilli, buz kristallerinden oluşan bir yağış çeşididir. Buz kristalleri 0 °C altında su buharının yoğunlaşması ile oluşur.

Troposfer, atmosferin yere temas eden en alt katıdır. Bu katmanda yerden yükseldikçe sıcaklık düşer. Gazların en yoğun olduğu kattır. Kalınlığı kutuplarda 6, ekvatorda 16 km. civarındadır ve mevsimlere göre değişiklik gösterir.

<span class="mw-page-title-main">Yağmur</span>

Yağmur, atmosferik su buharından yoğunlaşan ve daha sonra yerçekiminin etkisiyle düşen su damlacıklarıdır. Yağmur, su döngüsünün önemli bir bileşenidir ve Dünya'daki tatlı suyun çoğunun birikmesinden sorumludur. Hidroelektrik santralleri, mahsul sulama ve birçok ekosistem türü için uygun koşullar için su sağlar.

<span class="mw-page-title-main">Dünya atmosferi</span> Dünyayı saran gaz tabakası

Atmosfer veya havaküre, Dünya'nın kütleçekimi ile gezegenin çevresini sarmalayan gaz tabakası. Yaklaşık %78'i azot, %21'i oksijen, %0,93 argon, %1 su buharı ve kalan kısmı diğer bazı gazların karışımından oluşmuştur. Bu gaz karışımına genel olarak hava adı verilir. Atmosfer, Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüşü nedeniyle kutuplarda ince (alçak), Ekvator'da geniştir.

<span class="mw-page-title-main">Yağış</span> havadaki su buğusunun yoğunlaşma sonunda sıvı ya da katı durumda yere düşmesi

Yağış, hava kütlelerinin soğuk bir hava tabakası ile karşılaşarak, soğuk bir yerden geçerek ya da yükselerek soğuması sonucunda içerisindeki su buharının yoğuşarak sıvı veya katı halde yeryüzüne inmesi olayıdır. Plüvyometre adı verilen bir âletle ölçülür. Yıllık yağış miktarı mm, cm ve m olarak, günlük yağış miktarı ise kg/m² ile ifade edilir. Yıllık toplam yağış miktarının bir alanda oluşturduğu yükseklik baz alındığı için uzunluk birimleriyle ifade edilir. Birçok farklı formda meydana gelebilir, bunlar yağmur, kar, graupel, dolu ve sulusepkendir.

<span class="mw-page-title-main">Sis</span> atmosferik olay

Sis, yatay görüş mesafesini 1 km'nin altına düşüren bir hava olayıdır. Stratüs bulutlarının yerde veya yere yakın seviyede oluşması olarak da bilinir. Hava içindeki su buharının yoğuşması veya donarak kristalleşmesi sonucu ortaya çıkan çok küçük su damlacıkları veya buz kristallerinden meydana gelir. Görüşü fazla düşürmeyen hafif sise pus denir.

<span class="mw-page-title-main">Meteoroloji uyduları</span>

Meteoroloji uyduları, Dünya'nın çevresindeki bulutların resimlerini çeken, sıcaklık ölçümleri yapan ve bu verileri Dünya'daki merkezlere gönderen uydulardır.

<span class="mw-page-title-main">Su döngüsü</span> suyun; okyanus ve denizlerden atmosfere, atmosferden yeryüzüne ve sonra yeniden deniz ve okyanuslara dönüşü

Su döngüsü yahut hidrolojik döngü, suyun Dünya yüzeyinin üstünde ve altında sürekli hareketini tanımlar. Suyun okyanus ile denizlerden atmosfere, atmosferden yeryüzüne ve yeniden deniz-okyanuslara ulaşması şeklindeki genel turu, döngüyü oluşturur. Evrenin korunumu yasası gibi, yeryüzündeki su kaynaklarının artmaz veya eksilmezliğini ifade eden bir terimdir ve bir başlangıç veya sonu yoktur.

<span class="mw-page-title-main">Atmosfer optiği</span>

Atmosfer optiği Dünya atmosferinin kendine özgü optik özelliklerinin nasıl geniş ölçüde optik olgulara yol açtığını inceler. Gökyüzünün mavi rengi, yüksek frekanstaki mavi güneş ışığını gözlemcinin görüş alanına yönlendiren Rayleigh dağılımının direkt bir sonucudur. Mavi ışık kırmızıdan daha kolay dağılıma uğradığı için güneş kalın bir atmosferden gözlendiğinde kırmızı bir ton alır, bu da gündoğumu veya günbatımında olur. Ek olarak gökyüzündeki parçacıklar farklı renkleri farklı açılarda kırarak akşam veya şafak vaktinde rengarenk parlayan bir gökyüzü meydana getirebilir. Haleler, günbatımı parlaklığı, koronalar, güneş ışınları ve yalancı güneşlerin oluşmasında buz kristallerinden ve diğer parçacıklardan saçılım sorumludur. Bu olgulardaki çeşitlilik parçacık boyut ve geometrilerine bağlıdır.

<span class="mw-page-title-main">Atmosferik dağılım</span>

Atmosferik dağılım başlıca şu şekilde gösterilir:

Bulut fiziği, fiziksel işlemlerdeki çalışmalardır ve bu oluşuma, büyümeye ve atmosfer bulutlarının çökelmesine yol açar. Bulutlar sıvı suyu mikroskobik damlacıklar halinde içerir, buzların küçük kristalleri veya ikisi de. Bulut damlacıkları başlangıçta su buharının yoğunluğunun yoğun çekirdeğin üzerinde olmasıyla oluşur aynı zamanda Köhler teorisine göre havanın aşırı doymuşluğu kritik değeri aşar. Kelvin etkisinden dolayı bulut yoğunlaşma çekirdeği bulut damlacıkları formasyonu için gereklidir, eğimli yüzeyden dolayı bu buhar basıncındaki doyma ile tasvir edilebilir. Küçük çapta, aşırı doymuşluk miktarı yoğunlaşmanın çok büyük olması için gereklidir, bu doğal bir şekilde gerçekleşmez. Raoult ilkesi, çözelti nasıl buhar basıncına bağlı bunu tasvir eder. Yüksek konsantrasyonda, bulut damlacıkları küçük olduğunda, çekirdeğin oluşumu dışından küçük olması aşırı doymuşluk gerektirir.

Wegener-Bergeron-Findeisen süreci, bazı özel koşullar altında buz kristallerinin oluşumunu anlatır. Adını Alfred Wegener, Tor Bergeron ve Walter Findeisen'den alan süreçteki bu özel koşullar; çevre buhar basıncının, su üstündeki doygun buhar basıncı ile buz üstündeki alt doygunluk buhar basıncının arasında kaldığı bölgelerdeki karışık durum bulutlarında gözlenir. Bu özel çevre, sıvı su için azdoymuş fakat buz için aşırıdoymuş bir ortam olup, bunun sonuncunda, sıvı suyun aşırı hızlı buharlaşmasına ve buz kristallerinin buhar birikimi yoluyla hızlıca oluşmasına neden olur. Eğer buzun sayısal yoğunluğu sıvı suya göre daha düşükse, buz kristalleri hızla oluşup buluttan kopabilecek kadar büyüyebilir ve daha sonra alt tabaka sıcaklıkları yeterince yüksekse, eriyip yağmur damlalarına dönüşebilir.

<span class="mw-page-title-main">Zodyak ışığı</span>

Zodyak ışığı, sabah güneş doğmadan önce veya akşam battıktan hemen sonra, ufukta Güneş’in yakınından gökyüzüne doğru yükselen, hemen hemen üçgen şeklindeki sönük ışıktır. En güzel gözüktüğü zamanlar ilkbahar ve sonbahar aylarıdır çünkü o aylarda ekliptik denilen tutulma düzlemi ufka dik olur. Güneş ışınlarının tutulma düzlemindeki tozlardan saçılması sonucu oluşur ve o kadar sönüktür ki Ay ışığı veya ışık kirliliği varsa görünmesi çok zordur.

<span class="mw-page-title-main">Yalancı güneş</span>

Meteorolojide bir yalancı güneş, resmi olarak parheli olarak adlandırılır, Güneş'in bir veya her iki tarafında parlak bir noktadan oluşan atmosferik bir optik fenomendir. İki yalancı güneş genellikle 22°'lik hale içinde Güneş'i çevrelemektedir.