İçeriğe atla

Gastrik dilatasyon volvulus

Gastrik dilatasyon volvulus ya da GDV. Genellikle iri ve derin göğüslü köpek ırklarında görülen, belirgin derecede midenin gazla gerginliği ve değişik derecelerde mide rotasyonuyla karakterize, acil medikal ve cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyan, hayati öneme sahip, öldürücü, akut bir beslenme sendromudur. Bununla birlikte GDV'nin küçük köpek ırklarında (Daschshund, Poodle, Scottish Terrier gibi) olduğu kadar kedilerde de görülmesi söz konusudur. Bu sendrom geviş getiren hayvanlardaki timpani ve abomasum torsiyonu'nun bir benzeridir.

GDV'li bir köpeğin radyografisi. Abdominal sancıdan dolayı kifoz (kamburlaşma) ve belirgin gastrik genişleme görülmekte.

Sebepleri

Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Çeşitli çevresel ve kalıtımsal faktörler karışımı olduğu düşünülüyor. Buna göre risk faktörleri;

  • Irka bağlı risk faktörleri,
  • Diyete, beslenmeye bağlı risk faktörleri,
  • Diğer risk faktörleri.

Irka bağlı risk faktörleri; GDV, herhangi bir köpekte oluşabilmesine karşın iri göğüslü köpek ırkları bu sendroma daha yatkındır. Diyete bağlı faktörler; Yemekten hemen sonra fazla miktarda su içilmesi veya aşırı kondisyon gerektiren hareketlerin yapılması, günde tek büyük bir öğün yemek, derin bir kaptan yemek, dolu mide ile aşırı egzersiz (özellikle Golden retriever, Labrador ırkı köpeklere has bir özellik), gıdaları hızlı yutmak.

Diğer faktörler; allotrofaji, mide boşalma zamanında gecikmesi, hayvanın erkek oluşu, zayıflık, yüksek Gastrin seviyesi, mideye ilişkin motorik ve sensorik bozuklukları.

Tablo: Köpek ırklarına göre GDV risk sıraları:

IrkGDV RiskiRisk Sırası
Great Dane41,41
Saint Bernard21,82
Weimaraner19,33
Gordon Setter14,24
Standard Poodle14,25
Dobermann Pinscher5,96
Old English Sheepdog4,87
German Shorthaired Pointer4,68
Newfoundland4,49
Newfoundland4,210
Airedale Terrier4,111
Alaskan Malamute4,112
Chesapeake Bay Retriever3,713
Boxer3,714
Collie2,815
Labrador Retriever2,016
English Springer Spaniel2,017
Samoyed1,618
Dachshund1,619
Golden Retriever1,220
Rottweiler1,121
Mixed1,022
American Cocker Spaniel0,623
Miniature Poodle0,324

[1][2][3]

Gastrik dilatasyon-volvulusun temel mekanizması ve GDV oluşumuna neden olan sebeplerin sırası tam olarak anlaşılamamıştır. Fakat, neden ne olursa olsun mide önce gaz, sıvı ya da her ikisiyle beraber genişler. Bu genişleme gastrik dilatasyon olarak adlandırılır. Distal özefageal sfinkter'in volvulus'u, yani bükülmesi halinde gaz kolaylıkla erukte edilemediği ve gastrik dilatasyonun kalıcı olduğu belirlenmiştir. Birçok araştırma ve olgu sonucunda gastrik dilatasyonu, volvulus izlemektedir. Mide içi gazın muhtemelen en büyük nedeni aerofaji, yani hava yutmadır. Gastrik lümendeki sıvı, gastrik sekresyonlardan ve venöz tıkanmaya bağlı transudat'tan kaynaklanır. Mide lümeninde genellikle sindirilmemiş gıdalar mevcuttur. Midedeki gerginlik gastroözefageal açının değişmesine ve eruktasyona neden olur. Gergin haldeki midenin rotasyonu mide içeriğinin özefagustan ve duodenumdan çıkışına engel olur. Gergin haldeki mide kaudal vena kava ve vena portaya basınç oluşturarak abdominal visseral organlardan kalbe venöz dönüşü azaltır. Bundan dolayı kalp atımı sayısı azalır.

Sistemik doku perfüzyonu azalır ve şok gelişir. İskemik dokulardan bakteriyel toksinler salınır ve ileride hipotansiyona neden olacak endotoksemiyle sonuçlanır. Diyafram rahat hareket edemez ve ventilasyon azalır. Solunum oranı artar ve tidal volüm azalır. Asit-baz ve elektrolit düzensizlikleri, myokardial iskemi ve otonom sinir sistemi dengesizliklerine bağlı olarak kalp aritmileri şekillenir.

Midenin rotasyonu venöz drenajın azalmasına neden olur. Bu venöz çıkışın tıkanması ve artmış intragastrik basınç gastrik duvarda ödem ve anoksi ile sonuçlanır. Midede, genelde mukozal ülserasyonlar, hemoraji ve nekrozlar görülür.[2] Ayrıca kusma ile oluşan sıvı kaybı, su alımının azalması ve gastrik lümende sıvıların birikimi hipovolemiye neden olur. Hipovolemiyle birlikte venöz kan akımının azalması ve angiotensin-2 aktivasyonu sonucu, taşikardi ve periferal vazokonstriksiyon gelişir. Pıhtılaşma faktörlerinin azalması sonucu disseminant intravasküler koagülopati (yaygın damar içi pıhtılaşma, DIC) şekillenir.[3] Dalağın deplasman veya torsiyonu GDV gelişimine yardımcı olabilir. Dalağın torsiyon gastrosplenik ligament üzerindeki gerginliği artırır ve hepatoduodenal ligament ile hepatogastrik ligamentler üzerindeki gerginliği artırabilir. Artan bu gerginlik ligamentleri uzatır ve sonuç olarak midenin hareket yeteneği artabilir, köpek GDV'ye yatkın hale gelebilir.[4] Midenin rotasyonu aynı zamanda sol gastroepiploik arterlerde de mekanik basınca neden olur. Luminal gastrik asitle birlikte, mukozal lokal iskemi eroziv gastritise yol açabilir. Hasar midenin tüm tabakalarına yayılabilir ve bunun sonucu perforasyon ve peritonitis gelişir.[3]

Belirtiler

Birçok araştırmacıya göre GDV 3 fazda klinik belirti göstermekte. Bunlar: 1. faz: Sallantılı yürüme, huzursuzluk, güç solunum, pityalismus (fazla salya üretimi), kusmaya çalışma ancak başarısızlık, karın bölgesinde dolgunluk ve şişlik. 2. faz: Artan huzursuzluk, inleme, pityalismus'ta artış, hızlı ve güç solunum, mukozalarda hiperemi, abdominal sertlik ve genişleme daha da fazla artmıştır. 3. faz: Mukozalara siyanotik veya anemik, ayakta durmada güçlük, karın bölgesindeki gerginlik ve şişlik daha da belirginleşir. Kalp frekansı artmış ancak nabız zayıftır.

Yine GDV'li bir köpeğin sağ abdomen radyografisi. Aşırı genişlemiş mide, pilorus ve duodenum görülmekte.

Hastalığın son dönemlerinde hayvanda aşırı derecede durgunluk ve mukoz membranlarda hemoraji vardır. Mide dilatasyonu sonucu, göğüs boşluğunun basınç altında kalması ve venöz kan dolaşımının aksaması nedeniyle, hayvanlarda polipne ve taşikardi meydana gelir. Gıda alımını takiben şekillenen kusma olaylarında, kusmukta gıda kitlelerinin sindirilmemiş olduğu ve nadiren safra bulunduğu görülür. Mide lavajı uygulandığında, mideden boşaltılan içerik ağır kokulu ve kahve rengindedir. İçinde kemik, tüy gibi yabancı cisimler görülebilir. Epigastrik ağrı ve midenin aşırı gergin olması sebebiyle, abdominal palpasyon kolaylıkla yapılamaz.

Mide torsiyonunun bir de kronik formu vardır. Kronik formda mide mezenterik ekseni üzerinde rotasyona uğrar. Ancak, önemli bir gaz birikimi olmaz. Böylece, mide dilatasyonu ve torsiyonunda gözlenen şok tablosu görülmez. Kronik kusma, tekrarlayan dilatasyon, geğirme ve karında gaz birikimi, kronik mide torsiyonunda gözlenen semptom-lardır.

Tedavi

Tedavi operasyondur. Zaman kaybedilmeden laparotomi gerektirir.

Dipnotlar

  1. ^ Degna, M.T., Formaggini, L., Fondati, A., Asin, R. (2001): Using a modified gastropexy technique to prevent recurrence of gastric dilatation-volvulus in dogs, Veterinary Medicine, 39-50.
  2. ^ a b Lantz, G.C. (1998a): Treatment of Gastric Dilatation-Volvulus, Current Techniques in Small Animal Surgery, 4th edition, edited by M. Joseph Bojrab, 223-231.
  3. ^ a b c Turgut, K., Ok, M. (1998): Gastrik Dilatasyon- Volvulus, Veteriner Gastroenteroloji Semptomdan Teşhise, 81-88.
  4. ^ Millis, D.L., Nemzek, J., Riggs, C., Walshaw, R. (1995): Gastric dilatation-volvulus after splenic torsion in two dogs, JAVMA, 207 (3), 314-315.

Kaynakça

  1. Clark, G.N., Spodnick, G.J., Rush, J.E., Keyes, M.L. (1992): Belt loop gastropexy in the management of gastroesophageal intussusception in a pup, JAVMA, 201(5), 739-742.
  2. Degna, M.T., Formaggini, L., Fondati, A., Asin, R. (2001): Using a modified gastropexy technique to prevent recurrence of gastric dilatation-volvulus in dogs, Veterinary Medicine, 39-50.
  3. Flanders, J.A., Harvey, H.J. (1984): Results of tube gastrostomy as treatment for gastric volvulus in the dog, JAVMA,185 (1), 74-77.
  4. Hall, J.A. (2000): Clinically evaluating gastric diseases in dogs and cats, Veterinary Medicine, 450-465.
  5. Hall, J.A., Solie, T.N., Seim, III H. B., Twedt, D.C. (1996): Effect of metoclopramide on fed-state gastric myoelectric and motor activity in dogs, Am J Vet Res., 57 (11), 1616-1622.
  6. Hall, J.A., Willer, R.L., Seim, III H. B., Powers, B. (1995): Gross and histologic evaluation of hepatogastric ligaments in clinically normal dogs and dogs with gastric dilatation-volvulus, Am J Vet Res, 56 (12), 1611-1614.
  7. Hall, J.A., Willer, R.L., Solie, T.N., Twedt, D.C. (1997): Effect of circumcostal gastropexy on gastric myoelectric and motor activity in dogs, J Small Anim. Pract., 38, 200-207.
  8. Lantz, G.C. (1998a): Treatment of Gastric Dilatation-Volvulus, Current Techniques in Small Animal Surgery, 4th edition, edited by M. Joseph Bojrab, 223-231.
  9. Millis, D.L., Nemzek, J., Riggs, C., Walshaw, R. (1995): Gastric dilatation-volvulus after splenic torsion in two dogs, JAVMA, 207 (3), 314-315.
  10. Tanno, F., Weber, U., Wacker, C.H., Gaschen, L., Schmid, V., Lang, J. (1998): Ultrasonographic comparison of adhesions induced by two different methods of gastropexy in the dog, J. Small Anim. Pract., 39, 432-436.
  11. Turgut, K., Ok, M. (1998): Gastrik Dilatasyon- Volvulus, Veteriner Gastroenteroloji SemptomdanTeşhise, 81-88.
  12. Van Sluijs, F.J. (2000): Recurrent gastric dilatation-volvulus in the dog, WSAVA/FECAVA World Congress, 419.
  13. Wagner, A.E., Dunlop, C.I., Chapman, P.L. (1999): Cardiopulmonary measurements in dogs undergoing gastropexy without gastrectomy for correction of gastric dilatation-volvulus, JAVMA, 215 (4), 484-488.
  14. http://www.animalhealthchannel.com/gdv/treatm [] ent.shtml., Gastric dilatation and volvulus.
  15. http://www.cleavelandseniors.com/family/doggdv []. htm., Gastric Dilatation Volvulus (Bloat).
  16. http://www.dogtraining.co.uk 2 Şubat 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.., Gastric Torsion or Bloat (AKA) Gastric Dilatation-Volvulus.
  17. https://web.archive.org/web/20030817120239/http://www.speedyvet.com/NIP/GDV/GDV.htm., Gastric Dilatation-Volvulus.
  18. http://www.VetMedcenter.com 5 Ocak 2009 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.., Bloat: Gastric Dilatation and Volvulus Syndrome (GDV) in Dogs.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Reflü</span>

Reflü, halk arasında mide reflüsü olarak bilinen gastro özofageal reflü hastalığı, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıdır. Kronik faranjit ve tipik boğaz rahatsızlığına neden olabilir. Reflü, asitli mide içeriğinin yemek borusuna gelmesi ve uzun süre temas etmesiyle yemek borusunun asitten kendini koruma özelliğinin yok olmasından kaynaklanır. Erişkinlerin yaklaşık %20'sinde reflü görülmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Mide</span> sindirim organı

Mide; kaslardan oluşan, genişleyebilen bir sindirim sistemi organıdır. Mide sözcüğü Türkçeye Arapçadan geçmiştir. Mide anlamında Türkçede aşkazan sözcüğü de mevcuttur. Yemek borusu ile ince bağırsak arasında bulunur. Omurgalılar, derisidikenliler, haşaratlar ve yumuşakçalarda bulunur. Sindirimin ikinci fazında görev yapar. Yiyeceklerin geçici olarak büyük miktarda depolandığı organdır. Rahatlıkla 1.5 litre sıvıyı içinde tutabildiği gibi, maksimum 4 litre sıvı tutma kapasitesi vardır.

<span class="mw-page-title-main">Köpek</span> evcil, etçil ve memeli bir hayvan

Köpek ; köpekgiller (Canidae) familyasına ait, görünüş ve büyüklükleri farklı 400'den fazla ırkı olan, etçil bir memelidir. Bozkurt'un alt türlerinden biri olan köpek, tilki ve çakallarla da yakın akrabalardır. Kedilerle birlikte dünyanın en geniş coğrafyaya yayılan ve en çok beslenen iki evcil hayvanından biridir. 2001 yılı tahminlerine göre dünyada 400 milyondan fazla köpek vardır.

Abomasum deplasmanı veya abomasum kayması, ineklerde ana karnında büyüyen yavrunun baskısıyla dördüncü midenin normal yerinden sağa veya sola doğru bükülmesi. Doğumu takip eden iki-üç hafta içinde meydana gelir. Kesif yem - kaba yem dengesizliği, kaliteli kaba yem eksikliği ve geçiş dönemi besleme hataları bu yer değiştirmeye zemin hazırlar. Abomasum çoğunlukla sola doğru yer değiştirir. genellikle 1.laktasyonda görülür.

<span class="mw-page-title-main">Anevrizma</span> kan damarlarının duvarında oluşan baloncuk şeklindeki patolojik genişlemeler

Anevrizma, kan damarlarının duvarında oluşan baloncuk şeklindeki patolojik genişlemeleri tarif eden genel tıbbi tanımlamadır. Beyin atardamarları ve aort, anevrizmaların en sık yerleştiği bölgelerdir. Anevrizmalar biçimlerine, bulundukları bölgelere, duvar yapılarına veya boyutlarına göre sınıflandırılabilirler. Anevrizmalar, toplardamarlara kıyasla atardamarlarda çok daha sık görülür.

<span class="mw-page-title-main">Oniki parmak bağırsağı</span> İnce bağırsağın ilk bölümü

Memeliler, sürüngenler ve kuşlar dahil olmak üzere yüksek omurgalılarda duodenum veya oniki parmak bağırsağı, ince bağırsağın ilk ve en kısa bölümüdür. Balıkta, ince bağırsağın bölünmeleri o kadar net değildir ve duodenum yerine "ön bağırsak" veya "proksimal bağırsak" terimleri kullanılabilir.

<i>Helicobacter pylori</i> Bakteri cinsi

Helicobacter pylori mide ve duodenum'um çeşitli alanlarında yerleşen, gram (-), mikroaerofilik bir bakteridir. Yerleştiği yerlerde kronik enflamasyona neden olur. Bu kronik enflamasyon sonucunda duodenum ülseri, mide ülseri ve mide kanseri gelişebilir.

<span class="mw-page-title-main">Proton pompa inhibitörü</span>

Proton pompa inhibitörleri (PPİ), gastrik asit üretiminde belirgin ve uzun süreli azaltan ilaç grubudur. Bunu, midenin H+/K+ ATPaz proton pompasını geri dönüşsüz engelleyerek yapar.

<span class="mw-page-title-main">Bulantı</span> tıbbi semptom veya durum

Bulantı veya mide bulantısı bazen kusma dürtüsü olarak algılanan yaygın bir huzursuzluk ve rahatsızlık hissidir. Ağrılı olmamakla birlikte, uzun sürmesi halinde zayıflatıcı bir semptom olabilir ve göğüste, karında veya boğazın arkasında rahatsızlık hissi olarak tanımlanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Kusma</span> mide içeriğinin tipik olarak ağız yoluyla, istemsiz ve zorla dışarı atılması

Kusma, mide içeriğinin ağızdan ve bazen de burundan istemsiz ve güçlü bir şekilde dışarı atılmasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Mide kanseri</span> Tıbbi durum

Mide kanseri ve gastrik kanser, sindirim sistemi organlarından midenin herhangi bir parçasından gelişebilen bir kanser türü. Başta yemek borusu ve ince bağırsak olmak üzere başka organlara da metastaz yapabilir. Mortalite oranlarına göre kadınlarda 3., erkeklerde 2. kanser türüdür. Tüm dünyada her yıl yaklaşık 900.000 insan mide kanseri nedeniyle ölmektedir

<span class="mw-page-title-main">Peptik ülser hastalığı ve Helicobacter pylori'nin zaman çizelgesi</span>

Bu zaman çizelgesinde H. pylorinin neden olduğu peptik ülser hastalığının keşfiyle ilgili olaylar kronolojik olarak anlatılmıştır. 2005 yılında Barry Marshall ve Robin Warren peptik ülserin primer olarak Helicobacter pylori bakterisi tarafından oluşturulduğunu keşifleri nedeniyle Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü almaya hak kazanmışlardır. Bakterinin mide gibi asidik ortamlara ilgisini ortaya çıkardılar. Bunun sonucu olarak H. pylori ilişkili peptik ülser hastalığı tedavisi günümüzde antibiyotiklerle bakteriyi eradike ederek yapılabilmektedir. Bunların keşfinden önceki 30 yıl boyunca hastalığın sebebinin artmış mide asiti olduğuna yaygın olarak inanılıyordu. Bu sürede asitliğin kontrolü primer tedavi yöntemi olarak görülüyordu ancak sadece kısmi başarı vardı. Şimdi anlaşıldı ki asit baskılanmasının etkisi mide mukozasında H. pylori barınmasını azaltarak görülmekte ancak kesin çözüm olamamaktadır.

Pilorik stenoz ya da hipertrofik pilor stenozu, midenin duodenum olarak bilinen ince barsak ilk bölümüne açılan kısmındaki kasın kalınlaşması (hipertrofi) nedeniyle daralmasını (stenoz) tarif eder. Bu tıkanıklık safra içermeyen ciddi, fışkırır tarzda kusmaları beraberinde getirir. Özellikle yenidoğanlarda hayatın ilk 1 ayında görülmesi nedeniyle infantil hipertrofik pilor stenozu olarak da adlandırılır. Daha ziyade erkek bebeklerde ve 2-6 hafta arasında görülür. Hipertrofik pilor klasik olarak yenidoğanların karın bölgesinin sağ üst kısmında zeytin şeklinde kitle olarak hissedilir. Kronik peptik ülser nedeniyle erişkinlerde de görülebilir.

<span class="mw-page-title-main">Karın ağrısı</span> mide ağrıları

Karın ağrısı, ciddi ve ciddi olmayan tıbbi durumlarla ilişkili olabilen bir semptomdur.

<span class="mw-page-title-main">Kedi sağlığı</span>

Evcil kedilerin sağlığı, veteriner tıpta iyi çalışılmış bir alandır.
Konular arasında bulaşıcı hastalıkları, genetik hastalıkları ve bu hastalıkların önlenmesini; diyeti, beslenmeyi ve kısırlaştırma gibi cerrahi işlemleri içerir.

Kısırlaştırma, hayvanın cinsel organının tamamı veya önemli ölçüde büyük bir kısmının çıkarılmasıdır. "Kısırlaştırma" genellikle yalnızca erkek hayvanları ifade etmek için yanlış kullanılır ancak terim her iki cinsiyet için de geçerlidir. Erkeğe özgü terim iğdiş'dir, kısırlaştırma ifadesi ise genellikle dişi hayvanlara kullanılır. Bazı durumlarda insan için de kullanılmaktadır.

Köpekler bazı bulaşıcı ve ölümcül hastalıklara karşı aşılanması ve bağışıklık sistemi kuvvetlendirilmesi gereken canlılardır. Türkiye'de ve dünyada yaygın olarak görülen bazı hastalıklara karşı yavru ve yetişkin köpeklerin düzenli olarak aşılanarak korunması gerekmektedir. Bu hastalıkların bazıları köpekler arasında bulaşıcı ve hatta öldürücü karakterde, bazılarıysa insan sağlığını da tehdit edebilecek niteliktedir. Aşılama ile korunma ve bağışıklık sağlama öncesinde köpeklerin barsak ve dış parazitlerden arınmış olması önceliklidir. Ayrıca aşı uygulamalarından önce köpeğin vücudunun başka bir hastalık ya da enfeksiyonla mücadele ediyor olmaması gerekmektedir. Aksi takdirde yapılan aşılar yeterli bağışıklığı oluşturamayacaktır.

Evcil hayvanların karşılaştığı bazı yaygın toksin kaynakları arasında bazı bitkiler, insan ilaçları ve kozmetikler, temizlik ürünleri ve hatta bazı yiyecekler yer almaktadır.

Gastrik lavaj, halk arasında bilinen adıyla mide yıkama, mide içeriğinin boşaltıldığı işlemin adıdır. Kayıtlara geçen en eski kullanımı 19. yüzyılda olup, günümüzde mideden zehirli maddelerin boşaltılmasında yaygın olarak kullanılan tekniklerden biri haline gelmiştir. Sıklıkla zehirli madde yutulmasında ya da etanol gibi uyuşturucu maddelerin doz aşımında kullanılır. Ayrıca cerrahi işlemler öncesinde sindirim kanalının temizlenerek ameliyata hazır hale getirilmesi için kullanılabilir.

Splanknik dolaşım ya da mezenterik dolaşım, gastrointestinal sistem, karaciğer, dalak ve pankreasın kanlanmasından oluşur. Kısmen seri halinde iki büyük kılcal yataktan oluşur. Küçük splanknik arter dalları kılcal yatakları besler ve daha sonra efferent venöz kan portal vene akar.