İçeriğe atla

G proteini

Fosdüsin- Transdüsin beta-gama kompleksi. G proteinin beta ve gama altbirimleri mavi ve kırmızı olarak gösterilmiştir.
Guanozin difosfat
Guanozin trifosfat

G proteinleri (guanin nükleotid-bağlayıcı proteinler) hücrenin dışından gelen sinyalleri hücre içine ileten ve hücre içinde değişiklikler oluşturan bir protein ailesidir.Birçok hormonlar,nörotransmitterler ve diğer sinyal iletim molekülleri sinyallerini hücre içine bu yolla iletir.[1]

G proteini kenetli reseptörler transmembran almaçlardır. Sinyal molekülleri hücrenin dışına yerleşen bir alanına bağlanır. Hücre içi bir alan da G proteinini etkinleştir. G proteini de pek çok farklı bileşiği etkinleştirir. Sonuçta hücre içinde değişikliklerin oluşması sağlanır.

G proteinleri moleküler düğmeler gibi işlev görürler...GTP molekülüne bağlandıklarında etkindirler ve GDP molekülüne bağlandıklarında devredışı kalırlar..

Metabolik enzimleri, iyon kanallarını,taşıyıcıları ve hücrenin transkripsiyon, motilite,kontraktilite, salgı gibi diğer işlevleriyle ilgili parçalarını düzenlerler...Böylelikle embryonik gelişim,öğrenme ve bellek, homeostazi gibi büyük işlevler düzenlenmiş olur.. [2]

G proteinleri Alfred G. Gilman ve Martin Rodbell hücreleri adrenalin ile uyarmaya çalıştıkları sırada keşfedilmişlerdir.Adrenalinin almacına bağlandığında doğrudan enzimleri uyarmadığını gördüler.Bunun yerine almaç bir G proteinini uyarıyordu o da enzimleri uyarıyordu.Örneğin bir ikinci ulak olan cAMP üretimini arttıran adenilat siklaz enzimi gibi.[3] Bu keşiften dolayı 1994 Nobel Fizyoloji ve Tıp Ödülünü aldılar.[4]

G proteinleri GTPazlar denen geniş bir enzim ailesinin üyeleridirler.

İşlev

G proteinleri önemli sinyal iletimi molekülleridir.GPEA[G Protein Eşlenik Almaç]ların işlev bozukluğu diabetes mellitus, körlük, alerjiler,depresyon, kardiyovasküler defektler ve pek çok kanser formu gibi birçok hastalıkla ilişkilidir..Günümüzde kullanılan modern ilaçların çoğu GPEA'ları hedeflemektedir.[5]

İnsan genomu kabaca 950 G proteini eşlenik almaç kodlar, bunlar fotonları,hormonları,büyüme faktörlerini, ilaçları ve diğer endojen ligandları tanırlar.Yaklaşık 150 tanesinin işlevi hala bilinmemektedir.

G proteini sinyal iletim tipleri

G proteinleri iki aileye ayrılır:Heterotrimerik G proteinleri bazen büyük G proteinleri olarak da anılır ve alfa, beta,gama altbirimlerinden oluşan G protein eşlenik almaçlarca aktif hale getirilir. Ayrıca 20-25 kDa boyutunda ufak G proteinleri de vardır.Bunlar Ufak GTPazların Ras süper ailesine ait olanlarıdır.Bunlar heterotrimerik G proteinlerinin alfa altbirimleri ile homologdur ama monomerik haldedir.Bunlar da sinyal iletiminde görevli GTP ve GDP leri bağlarlar.

Heterotrimerik G proteinleri

Farklı heterotrimerik G proteini tipleri aynı ortak yolu kullanır.G proteini eşlenik almaçtaki bir konformasyon değişikliğine yanıt olarak aktiflenirler.GDP yi GTP ile değiştirirler.Sinyal iletim yolundaki diğer proteinleri aktiflerler.Fakat özel mekanizmaları da vardır.

Ortak yol

G-protein eşlenik almaç ile aktivasyon döngüsü

Almaçla aktiflenen G proteinleri hücre zarının iç yüzeyinde bulunurlar.Gα ve Gβγ altbirimleri içerirler.Gα altbiriminin pek çok alt birimi vardır:Gsα (G stimulan), Giα (G inhibitör), Goα (G diğer), Gq/11α ve G12/13α gibi.Aynı aktivasyon mekanizmasını kullanarak farklı effektörlere etki ederler.

Aktivasyon

Bir ligand G protein eşlenik almaçları aktiflediğinde, reseptörde konformasyonel bir değişiklik oluşturarak onu bir GEF yani guanin exchange faktörü haline getirir bu da Gα altbirimini Gβγ altbiriminden ayırır.[6][7] Hem Gα-GTP hem de Gβγ başka sinyal yolaklarını etkinleştirebilir. (ikincil ulak yolakları)[8]

Terminasyon

Gα altbirimi enzimatik etkinlikle GTP yi GDP ye parçalar.Yeniden Gβγ ile ilişki kurmasını sağlar ve döngü tamamlanır.G protein sinyal regülatörü denen ve GTPAZ-aktifleştiren proteinler bu tepkimeyi hızlandırır.Gα altbirimine özeldirler.Bazen efektör kendisi GAP etkinliğine yol açar..Böylece etki hızlı sonlandırılır.

Özel mekanizmalar

  • Gαs cAMP-bağımlı-yolu ATPden cAMP üretimini arttırarak etkinleştirir.Bu doğrudan zarla ilişkide olan adenilat siklaz enziminin uyarılmasıyla olur. cAMP bir ikinci ulak gibi etki ederek protein kinaz Ayı uyarır. PKA daha sonra diğer yolları etkinleştirir.
  • GαiATP'den cAMP üretimini inhibe eder.
  • Gαq/11 zara bağlı Fosfolipaz C betayı uyarır o da PIP2 yi IP3 ve DAG adlı iki tane ikinci ulağa parçalar.
  • Gα12/13 Rho ailesi GTPazlardandır ve hücre iskeleti ve göçünü düzenler.
  • Gβγ de bazen işlev kazanır örneğin G protein eşlenik inwardly-rectifying potasyum kanalını açar.

Ufak GTPazlar

Ufak GTPazlar da GTP ve GDP ye bağlanır ve sinyal iletiminde rol alır.Bunlar heterotrimerlerdeki alfa subunit ile homologdurlar ama monomer halinde bulunurlar.20-25kDa ufak proteinlerdir.GTP bağlarlar.Ras ailesine olan benzerliklerinden ötürü Ras ailesi GTPazlar da denir.

Lipidasyon

Plazma zarının iç veya dış yaprağıyla ilişki kurabilmek için birçok G proteini ve ufak GTPazlar lipidasyona uğrar, yağ uzantıları kovalent bağla balanır.Miristol, palmitoile ya da prenile halde olabilir..

Kaynakça

  1. ^ Reece, Jane; Campbell, Neil (2002). Biology. San Francisco: Benjamin Cummings. ISBN 0-8053-6624-5. 
  2. ^ "G Protein Yolları -- Neves et al. 296 (5573): 1636 -- Science". 31 Mayıs 2002. 17 Eylül 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Nisan 2011. 
  3. ^ 1994 Nobel Tıp ve Fizyoloji Ödülü 12 Nisan 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Illustrated Lecture.
  4. ^ Basın Açıklaması: 7 Haziran 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Karolinska Enstitüsündeki Nobel Kuruluşu bu iki bilim adamını G proteinleri ve onların hücre içindeki sinyal iletimindeki rolleri ile ilgili bu çalışmalarından ötürü 10 Ekim 1994 tarihinde Nobel Fizyoloji ve Tıp ödülüyle ödüllendirildi.
  5. ^ Wu, Ge (2010). "Assays with GPCRs". Assay Development: Fundamentals and Practices. John Wiley and Sons. ss. 265-285. ISBN 0470191155. 
  6. ^ Digby GJ, Lober RM, Sethi PR, Lambert NA. (2006). "Bazı G protein heterotrimerleri yaşayan hücrelerde fiziksel olarak altbirimlere ayrılır". Proc Natl Acad Sci USA. 103 (47). ss. 17789-94. doi:10.1073/pnas.0607116103. PMC 1693825 $2. PMID 17095603. 
  7. ^ Khafizov, K.; Lattanzi, G.; Carloni, P. (2009). "Simulasyon metotlarıyla araştırılan G proteininin etkin ve pasif formları". PROTEINS : Structure, Function, and Bioinformatics. 75 (4). ss. 919-30. doi:10.1002/prot.22303. PMID 19089952. 
  8. ^ Yuen, Jessie W.F. (2010). "Activation of STAT3 by specific G[alpha] subunits and multiple G[beta][gamma] dimers". The International Journal of Biochemistry & Cell Biology. 42 (6). ss. 1052-1059. doi:10.1016/j.biocel.2010.03.017. ISSN 1357-2725. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Sitoloji</span> Hücreleri inceleyen biyoloji dalı

Sitoloji veya hücre biyolojisi, kökü Yunancadaki kytos, barındırıcı kelimesidir), hücrelerin fizyolojisini, yapısını, içerdiği organelleri, bulunduğu ortamla olan ilişkisini, yaşam döngüsünü, bölünmesini ve ölümünü inceleyen bir bilim dalıdır. Bu işlem hem moleküler hem de mikroskobik ölçüde gerçekleştirilir. Sitoloji araştırmaları, bakteriler ve protozoa gibi tek hücreli organizmalardan, insan gibi çok hücreli organizmalara kadar büyük bir alana yayılır.

<span class="mw-page-title-main">Protein</span> polipeptitlerin işlevsellik kazanması sonucu oluşan canlıların temel yapı birimi

Proteinler, bir veya daha fazla uzun amino asit artık zincirini içeren büyük biyomoleküller ve makromolekül'lerdir. Proteinler organizmalar içinde, hücrelere yapı ve organizmalar sağlayarak ve molekülleri bir konumdan diğerine taşıyarak metabolik reaksiyonları katalizleme, DNA kopyalama, uyaranlara yanıt verme dahil olmak üzere çok çeşitli işlevler gerçekleştirir. Proteinler, genlerinin nükleotit dizisi tarafından dikte edilen ve genellikle faaliyetini belirleyen özel 3D yapıya protein katlanmasıyla sonuçlanan amino asit dizilimlerinde birbirlerinden farklıdır.

Hücre bir canlının yapısal ve işlevsel özellikler gösterebilen en küçük birimidir. Hücre kelimesi, ; Latince küçük odacık anlamına gelen "cellula" kelimesinden Robert Hooke tarafından türetilmiştir. Hücrenin içerisinde "Solunum, Boşaltım, Beslenme, Sindirim" gibi yaşamsal faaliyetler gerçekleşir.

<span class="mw-page-title-main">Hücre zarı</span> Bir hücrenin içini dış ortamından ayıran biyolojik zar

Hücre zarı ya da hücre membranı, hücrenin dış kısmında bulunan, molekülleri özelliklerine göre hücre içine alan veya dışarı bırakan seçici geçirgen katmandır. Hücre zarı dinamik ve esnek bir yapıya sahiptir.

<span class="mw-page-title-main">Hücre çekirdeği</span> ökaryot hücrelerin çoğunda bulunan zarla kaplı bir organel

Hücre çekirdeği ya da nükleus, ökaryot hücrelerin hepsinde bulunan zarla kaplı bir organeldir. Hücrenin genetik bilgilerinin çoğu, hücre çekirdeğinin içinde katlı uzun doğrusal DNA molekülleri ile histon gibi birçok proteinin bir araya gelerek oluşturduğu kromozomlarda bulunur. Bu kromozomların içindeki genler hücrenin çekirdek genomunu oluşturur. Hücre çekirdeğinin işlevi bu genlerin bütünlüğünü devam ettirmek ve gen ekspresyonunu düzenleyerek hücre işlevlerini kontrol altında tutmaktır. Çekirdeği çıkarılan her hücre bir süre sonra ölür.

<span class="mw-page-title-main">Protein biyosentezi</span>

Protein biyosentezi, hücrenin protein sentezlenmesi için gereken bir biyokimyasal süreçtir. Bu terim bazen sadece protein translasyonu anlamında kullanılsa da transkripsiyon ile başlayıp translasyonla biten çok aşamalı bir süreçtir. Prokaryotlarda ve ökaryotlarda ribozom yapısı ve yardımcı proteinler bakımından farklılık göstermesine karşın, temel mekanizma korunmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Adenozin trifosfat</span> organik bileşi

'Adenozin trifosfat, hücre içinde bulunan çok işlevli bir nükleotittir. İngilizce Adenosine Triphosphateden ATP olarak kısaltılır. En önemli işlevi hücre içi biyokimyasal reaksiyonlar için gereken kimyasal enerjiyi taşımaktır. Fotosentez ve hücre solunumu sırasında oluşur. ATP bunun yanı sıra RNA sentezinde gereken dört monomerden biridir. Ayrıca ATP, hücre içi sinyal iletiminde protein kinaz reaksiyonu için gereken fosfatın kaynağıdır. 3 tane fosfattan oluşur.

<span class="mw-page-title-main">Guanozin trifosfat</span>

Guanozin-5'-trifosfat (GTP), bir pürin nükleozid trifosfattır. Transkripsiyon sırasında RNA bireşimi için gerekli yapı taşlarından birisidir. Bir guanin bazı, bir riboz şekeri ve üç fosfat grubundan meydana gelir. Guanin ribozun 1. karbonuna, trifosfat bölümü ise ribozun 5. karbonuna bağlıdır.

<span class="mw-page-title-main">Siklik adenozin monofosfat</span>

Siklik adenozin monofosfat, kısaltma cAMP ve cyclic AMP olarak da bilinir. cAMP adenozin trifosfat (ATP) tan elde edilir ve çeşitli organizmalarda cAMP bağımlı yolda hücre içi sinyal iletiminde kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Por</span>

Nükleer por veya Nükleer gözenek, ökaryotik hücrelerin nükleer zarında bulunan, moleküllerin hücre çekirdeği ile sitoplazma arasında hareketini düzenleyen bir yapıdır. Bu yapı, nükleer por kompleksi (NPC) olarak adlandırılır ve birçok farklı proteinden oluşur.

<span class="mw-page-title-main">Vazopressin</span> Hormon

Vasopressin ve Antidiüretik Hormon (ADH) olarak da bilinen Arginin Vasopressin (AVP), insan dahil olmak üzere memelilerin büyük çoğunluğunda bulunan bir hormondur. Vasopressinin birincil görevi, böbreklerden su geri emilimini artırmaktır.

Antijen sunumu, vücuttaki bağışıklık sisteminin, makrofajlar, dendritik hücreler ve diğer hücre çeşitleriyle antijenleri yakalama ve onları T-hücreleri ile tanımlama sürecidir. Edinilmiş bağışıklık sisteminin temelleri, bağışıklık sistemi hücrelerinin kendi hücreleri ile enfektöz patojenleri tanıması arasındaki kapasitede yatar.

Biyokimyada reseptör veya almaç, birbiriyle kısmen örtüşen iki anlama karşılık gelir.

Reseptör aşağıdaki anlamlarda kullanılır:

<span class="mw-page-title-main">Martin Rodbell</span> Amerikalı biyokimyager (1925 – 1998)

Martin Rodbell, Amerikalı biyokimyacı. Amerikan ulusal sağlık enstitüsünün çevre sağlığı bölümüne 1985 yılından 1989 yılında kadar başkanlık yapmış, 1989 yılından emekli olduğu 1994 yılına kadar da sinyal transdüksiyonu bölümünün başkanlığını yapmıştır.

Başkalaşım kümesi, hücrelerin immünfenotiplemesi için hedefler sağlayan hücre yüzey moleküllerinin araştırılması ve tanımlanması için kullanılan bir protokoldür. Fizyoloji bakımından başkalaşım kümeleri çeşitli davranışlar sergileyebilir. Sıklıkla bu bileşikler hücreye ligand veya almaç davranışı sergiler. Bir sinyal kaskasdı genellikle hücre davranışının değişmesi ile başlatılır. Bazı CD proteinleri hücre sinyalleşmesinde görev almaz, ancak hücre yapışması (adhezyonu) gibi değişik işlevlere sahip olabilirler. İnsanlardaki CD'ler 364'e kadar bulunmuştur.

Sekretin; salgısı mide ve pankreasça düzenlenen, onikiparmak bağırsağının ortamını etkileyen ve kişide su homeostazının düzenleyiminin bir ögesi olan peptit yapılı bir hormondur. Sekretin bağırsak bezlerinde bulunan S hücrelerinde üretilmektedir. Kişilerde sekretin peptidi SCT geni tarafınca kodlanmaktadır. Sekretin tanımlanmış ilk hormondur.

<span class="mw-page-title-main">G proteini kenetli reseptör</span> G-Proteini ile ilişkili hücre içi sinyalizasyona bağlı hücre yüzeyi reseptörleri sınıfı

G proteini kenetli reseptörler (GPCR) veya yedi transmembran parçalı yapıda olan reseptörler, geniş bir almaç ailesidir. Hücre dışı bileşikleri algılayarak hücre içi sinyal iletimi (transdüksiyon) yollarını etkinleştirirler. Hücre içinde G proteinlerine bağlanırlar. Hücre zarından kıvrılarak yedi kez geçtiklerinden "yedi transmembran parçalı" (7TM) adlandırmasına da sahiptirler.

<span class="mw-page-title-main">Çubuk hücreleri</span> Photoreceptor cells that can function in lower light better than cone cells

Çubuk hücreleri, gözün retinasında bulunan ve diğer görsel fotoreseptör tipi olan koni hücrelerinden daha düşük ışıkta daha iyi işlev görebilen fotoreseptör hücrelerdir. Çubuklar genellikle retinanın dış kenarlarında konsantre olarak bulunur ve çevresel görüşte kullanılır. Ortalama olarak, insan retinasında yaklaşık 92 milyon çubuk hücre vardır. Çubuk hücreler, koni hücrelerden daha hassastır ve gece görüşünden neredeyse tamamen sorumludur. Bununla birlikte, çubuk hücrelerinin renk görmede çok az rolü vardır, bu da renklerin loş ışıkta daha az belirgin olmasından kaynaklanmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Guanozin difosfat</span> kimyasal birleşik

Guanozin difosfat (GDP), bir nükleozid difosfattır. Nükleozid guanozin ile bir pirofosforik asit esterdir. GDP bir pirofosfat grubu, bir pentoz şeker riboz ve nükleobaz guaninden oluşur.