İçeriğe atla

Gürcü edebiyatı

Gürcü edebiyatı, 4. yüzyılda Hristiyanlığın benimsenmesinden sonra dinsel kitapların ana dile çevrilmesine duyulan gereksinme sonucunda ortaya çıktı. Dinsel kitapların çevirilerini azizlerin yaşamlarını anlatan ürünler izledi.

Kaplan Postlu Şövalye, XVII. yüzyıl el yazması

Bu alandaki ilk yapıt, İakop Tsurtaveli’nin 476-483 yılları arasında yazdığı ve Azize Şuşanik’in yaşamını anlatan Şuşanikis Tzameba’dır (Şuşanik’in Şehadeti). Yapıt Gürcistan’ın 5. yüzyıldaki siyasal ve toplumsal yapısı üzerine bilgi vermesi bakımından da önemlidir.

Gürcü edebiyatı, Orta Çağda Doğu ve Batı dillerinden yapılan çeviri ve uyarlamalarla gelişti. Buda’ya ilişkin bir Doğu efsanesinden uyarlanan Balavariani, Gürcüce’den Eski Yunanca’ya, Eski Yunanca’dan da Latince'ye çevrilerek bütün Orta Çağ Avrupası'na yayıldı. Orta Çağda Gürcistan’ın en ünlü eğitim kurumu olan Gelati Akademisi’nden Gürcü Filozof İoane Petritzi, Aristoteles ve öteki Eski Yunan Filozoflarının yapıtlarını Gürcüceye çevirdi. Dönemin tanınmış Gürcü düşünürlerden biri de Arsen İkaltoeli’ydi. Bu dönemin Gürcü edebiyatı İran uygarlığıyla Bizans kültürünün etkisinde kaldı. İlk tarihsel yapıtlar da bu dönemde ortaya çıktı.

Sumbat Davitisdze, Bagratlıların tarihini, Leonti Mroveli’nin II. Giorgi’nin hükümdarlığının ilk yıllarına değin getirdiği çalışmayı tamamladı. Keşiş Arsen ise “kurucu” lakabıyla tanınan IV. Davit döneminin tarihini yazarak Gürcü tarihini 1126'ya değin getirdi.

12. yüzyılda Sargis Tmogveli'nin Farsça'dan uyarladığı Visramiani, Mose Hoeli'nin yazdığı Amiradarecaniani, Çahruhadze'nin Kraliçe Tamara ve kocası adına kaleme aldığı Tamariani, gene Tamara ve kurucu Davit adına İoana Şavteli'nin yazdığı Abdulmesia, dönemin tanınmış yapıtlarının yanı sıra, kilise dışı edebiyatın da ilk ürünleriydi. Tamara döneminde yaşayan Şota Rustaveli'nin kaleme aldığı Vephvistkaosani (1712; Kaplan Postlu Şövalye,19919) adlı destan, Gürcü edebiyatının en ünlü yapıtı olmakla kalmamış, dünya edebiyatınında baş yapıtlarından sayılmıştır. Birçok Doğu ve Batı diline çevrilen Vephvistkaosani, edebiyat tarihçilerinden başka dilbilimcilerin ve tarihçilerin de ilgisini çekmiştir. Gürcü edebiyatının bu gelişimi, 1220'lerde önce Harezmşahların, ardından Moğolların istilasıyla kesintiye uğradı. Moğolları, 14. yüzyılda Timur, 15. yüzyılda İranlılar ve 16. yüzyılda Osmanlılar izledi. 16. ve 17. yüzyıllarda baskı altındaki Gürcistan'da Kral Teimuraz, Kral Arçil, Peşangi ve İoseb Saakadze, edebiyatın önde gelen temsilcileriydi

18. yüzyılda Gürcü edebiyatında bir canlanma görüldü. Yüzyılın ilk çeyreğinde kültürel yaşama damgasın vuran Kral VI. Vahtang bir bilgin, çevirmen ve eleştirmen olarak aydın bir yöneticiydi. 1709'da Gürcistan'da ilk basım evini kurdu ve kitap basımını destekledi. Vephvistkaosani de ilk kez burada basıldı (1712). İlk Gürcüce kitap ise 1629'da Roma'da basılmıştı. Tsigni Sibrdzne Sitsruisa (1658-1725) Gürcü edebiyatının 18. yüzyıldaki en önemli temsilcisiydi. Davit Guramişvili (1705-92) ve besiki adıyla bilinen Besarion Gabaşvili (1750-91) bu yüz yılın ikinci yarısında Gürcistan'ın feodal döneminin en güzel şiirlerini yazdılar. Gürcü tiyatrosunda bu yüzyılda ortaya çıktı. Gürcüce ilk gazete olan Tbilisi 1763'te yayımlanmaya başladı.

19. yüzyılda ilk yarısının ünlü şairi Aleksandre Çavçavadze’nin (1786-1846) özgürlükçü şiirleri, Gürcistan’ın o dönemdeki durumunu da yansıtır. Grigol Orbeliani (1804-83) ve Nikoloz Barataşvili de (1817-45) bu dönemin önde gelen başka temsilcileriydi. Barataşvili, Sakure (1839; küpe), gibi yapıtlarında yurtseverliği dile getirirken, Rusya’nın baskısı altındaki Gürcistan’ın toplumsal yapısının da karamsar bir tablosunu çizdi. 19. yüzyılın ortalarına doğru feodal ekonominin çözülmesi ve kapitalist ilişkilerin gelişmesi, gerçekçi Gürcü şiirinin kurucuları olan Daniel Çonkadze (1830-60) ve Lavrenti Ardaziani’nin (1815-70) yapıtlarında gerçek ifadesini buldu. Ardaziani, en ünlü romanı Solomon İsakiç Mecğanuaşvili’de (1861) feodalizmin çöküşünü ve gelişen kapitalizmle birlikte ortaya çıkan toplumsal çatışmaları anlattı. Gürcü edebiyatının ve tiyatrosunun gelişimini büyük ölçüde etkilemiş olan Giorgi Eristavi (1813-64), Racine, Moliere, Petrarca ve Schiller’in birçok yapıtını Gürcüceye çevirdi.

1860’larda, Gürcistan’da soyluların idelojosine karşı savaş açan Tergdaleuli adlı toplumsal ve edebi bir hareket ortaya çıktı. Rusya’da öğrenim gören aydınların oluşturduğu tergdaleuli’ler, Rus sosyal demokratlarından etkilenmişlerdi. Tergdaleuli’lerin ideolijik önderi ve Pirveli dasi’nin kurucusu şair ve yazar İlia Çavçavadze (1883-1907) Mgzavris Tzerilebi (1861; “Bir yolcunun notları”, 1989) Sarçobelazed (1879; Dar Ağacında), Gandegili (1883; Göçebe) gibi yapıtlarında Gürcü halkının özgürlük mücadelesini ve yurt sevgisini dile getirdi.

İlia Çavçavadze ile birlikte Gürcü ulusal hareketinin ideolojik önderliğini yapan Akaki Tsereteli (1840-1915), Sonra da halk şarkısı olan da olan “Suliko” gibi şiirlerinde yurt sevgisini ve ülkenin yazgısından duyduğu acıları işlenmiştir. Şiirin yanı sıra çeşitli düzyazılar ve oyunlarda yazan Tzereteli'nin en ünlü düzyazı yapıtı Çemi Tavgadasavali'dir (1894; Yaşantım).

19. yüzyılın ikinci yarısında, temelde dağ insanını konu alan Aleksandre Kazbegi (1848-93) Elguca (1880; Elguca ile Mzağo,1973), Eliso (1882) ve Mamismkvleli 1882; Baba Katili) gibi öykülerinde geleneklerine bağlı dağ köylülerinin yaşantısını anlattı. Şair ve yazar Vaja Pşavela (1861-1915) Aluda Ketelauri (1888), Gvelismçameli (1901; Yılan Yiyici) gibi yapıtlarında temelde insan-doğa ilişkisi, hümanizm temaları işledi. Gürcü edebiyatının 19. yüzyıldaki yükselişi,ulusal tiyatronun gelişmesini de büyük ölçüde etkiledi. Davit Kldiaşvili ve Vasil Barnovi (Barnaveli) (1857-1934), iki edebi dönemi birleştiren yazarlardı. 19. yüzyıl edebiyatıyla sıkı bağları bulunan bu yazarların yapıtları 20. yüzyılın toplumsal ve ruhsal atmosferinin izlerini de taşır. Kldiaşvili, iki yüzyılın birleştiği bir dönemde yazdığı yapıtlarında soyluların yaşam biçimini, kadere karşı çıkmanın trajikliğini komedi ve belli ölçüde mizah düzeyine indirerek anlattı. Oldukça özgün bir sanat anlayışıyla yazan Barnovi, Armazis Mshvreva (1925; Armazi'nin Yıkımı) adlı romanında 1920'lerin Gürcistan'ın siyasal durumu dinsel bir atmosfer içinde sergiledi.

20. yüzyılında başında Gürcü edebiyatının başlıca temsilcileri Miheil Cavahişvili, Niko Lortkipanidze, Grigol Robakidze, Leo Kieçili ve Konstantine Gamsahurdia’ydı. Cavaihişvili, Martali Abdula (1925; Suçsuz Abdullah) adlı öyküsünde siyasal bürakratik aygıtın kurbanı olan Müslüman adamın portresini ustalıkla çizdi.

Lambalo da Kaşa (1925; Lambalo ve Kaşa) adlı uzun öyküsünde çarlık rejiminin uygulamaları karşısındaki Müslüman bir genci anlatırken milliyetçi ve dinsel baskıları karşı çıktı. Tetri Sakelo’da (1926; Beyaz Yaka) aydınları, Kvaçi Kvaçantiradze’de (1923-24) siyasal ve toplumsal olaylardan kendi çıkarına yaralanmasını bilen fırsatçı ve düzenbaz birini anlattı. Yapıtlarında estetik ve etik duyarlığı ön plana çıkaran Niko Lortkipanidze Tavsapariani Dedakatsi’de (1925; Başörtülü Kadın) dinsel açıdan yüce bir insanın trajik görünümünü çizdi. Mrishane Batoni (1912; Öfkeli Efendi), Raindebi (1912; Atlılar) gibi öykü ve romanları ise kaynağını tarihsel olaylardan alır.

Gürcü edebiyatının yakın dönemde en çok sözü edilen yazarlardan biri Grigol Robakidze’dir. Gvelis Perangi (Yılan Gömleği) adlı romanında, Batı’nın bireyci ve usçu uygarlığı ile Doğu’nun bütüncül ve kişilik üstü düşüncesi arasındaki çatışmayı ustaca işledi. Öbür bazı romanlarında totaliter rejimlerdeki aydınların yazgısını anlattı. Sovyet dönemi Gürcü edebiyatının kurucularından Leo Kiaçeli (1884-1963), en ünlü romanı Tariel Golua’da (1915) sosyal adalet için mücadelenin bütün insanlığın törensel ilkeleri ve Hümanist değerleriyle mutlak bir uyum içinde olması gereğini vurguladı. Sishli (1927-28; Kan) adlı romanında devrimci şiddetle hümanizmin çatışmasını işledi. Dışa vurumculuktan ve Nietzsche’nin düşüncelerinden etkilenen Konstantine Gamsahurdia, çağdaş insanın yozlaşmasını çarpıcı bir biçimde anlattı ve yaşamın ezdiği “küçük insanı” yüceltti. Dionisos Ğimili (1925; Dionysos'un Gülümsemesi) adlı yapıtının Thomas Mann'ın Der Tod in Venedig'i ile bazı ortak noktaları vardır. Mtvaris Motatseba (1935-36 Ay'ın kaçırılması) adlı romanında Sovyet sistemi ile eski kültürü karşılaştırdı. Gürcistan'da meydana gelen toplumsal hareketlerinin geniş bir panoramasını çizdi. Gamsahurdia'nın sanatsal açıdan en başarılı romanı, Mtsheta'daki bir katedralin mimarı Konstantine Arsakidze'nin tutsak bir prense duyduğu trajik aşkı çevresinde gelişen Didostatis Konstantines Marcvena'dır (1939; Büyük Usta Konstantine'nin Sağ eli).

Sovyet dönemi Gürcü edebiyatının önde gelen şairlerinden Aleksandre Abaşeli (1884-1954), simgeci bir şair olarak yazmaya başladı. (Mzis Sitsili, 1913; Güneşin Gülüşü). Daha sonra gerçekçi bir tutum benimsedi ve Antebuli Heivanide (1923 ışıklı geçit) ustalığını ortaya koydu. Bu çizgisini Gabzaruli Şarke (1929; Kırık Ayna), Leksebi (1944; Şiirler) gibi yapıtlarında da sürdürdü. Galaktion Tabidze (1891-1959), Klasik Gürcü şiirinin geleneklerinden yola çıkarak çağdaş Gürcü şiirini daha dayola çıkarak çağdaş Gürcü şiirini daha da ileriye götürüp doruğa ulaştırdı. Me Da Ğame (1913; Ben ve Gece), Mtatzmindis Mtvare (1915; Mtatzminda'da Ay), Mşobliuro Çemo Mitzav (1941; Benim Anayurt Toprağım) gibi yapıtlarda aşkı, doğayı ve çeşitli yönleriyle modern Gürcistan'ı konu edindi. Halkının duygu ve düşüncelerini tarihi ve geleneklerini yansıtan Giorgi Leonidze (1897-1966), Gürcü edebiyatının önde gelen toplumcu şairlerindendi. Şair İrakli Abaşidze (d.1909) Rustavel nakvalebze (1959; Rustaveli'nin izinde) adlı yapıtında duygu ve düşüncelerini ortaya koyarken, Grigol Abaşidze (d.1914) şiirlerinde ülkesine ve halkına bağlılığını dile getirdi.

Gürcü edebiyatında 1950'lerin sonunda, farklı bakış açıları olan, değişik entektüel yapıda şair ve yazarlar yetişti. Guram Rçeulişvili, Arçil Sulakauri, Tamaz Çiladze, Nodar Dumbadze, Guram Gegeşidze, Otar Çheidze, Merab Eliozaşvili, Reaz Çeişvili, Otia İoseliani, Otar Çiladze, Nodar Tzuleiskiri, Çabua Amirecibi gibi adlardan oluşan bu yeni kuşak, 1930 ve 1940'lı yılların biçimci ve kısır edebiyat modellerini yıktılar. Bu yeni oluşumda Guram Rçeulişvili'nın ayrı bir yeri vardı ve sınırları önceden belirlenmiş edebiyat anlayışının getirdiği engelleri aşabilmiş ilk yazarlardandı. Türkçe'ye en çok yapıtı çevrilen (Güneşi Görüyorum, 1969; Sonsuzluk Yasası, 1990; Kukuraça 1990) Gürcü yazar olan Dumbadze (1928-84), yapıtlarında özgün bir anlatım sergiler. Gürcü edebiyatı 1970'lerde başlayarak Gürcü insanın geleneksel yaşam biçiminin ve geleneklerinin değiştirilmesine yönelik çabalara karşı durdu. Çabua Amirecibi'nin Tutaşhia (1972-75) adlı romanın kahramanı gibi ahlaki birikime sahip olmak, yalnızca yazarının değil, toplumunda bir isteği olarak ortaya çıkmıştı. Töresel ve ulusal ideallere bağlı, farklı toplumsal değerler beslenmiş 1950'lerin sonlarından gelen sabırsız, radikal ve ahlaki değerlere bağlı genç kuşak 1980'lerde önemli ürünler veren kesimler oldu.[1]

Kaynakça

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Gürcüler</span> Gürcistana özgü Kafkas etnik grubu

Gürcüler veya Kartveliler, günümüzde büyük bölümü Gürcistan’da yaşamakta olan Kafkasya halkı. Gürcüler ayrıca Azerbaycan, İran, Rusya, Türkiye, ABD ve Avrupa’nın bazı ülkelerine de dağılmıştır. Tarihsel antropoloji açısından Gürcüler; Svanlar, Lazlar ve Megreller ile aynı kökenden gelen bir Kartveli halkı olarak kabul edilir. Halkın büyük çoğunluğu bir Kartveli dili olan Gürcüce konuşmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Vaja Pşavela</span>

Vaja Pşavela, Gürcü edebiyatının en önemli adlarından biridir. Büyük ölçüde mitolojiden esinlenerek son derece farklı eserler vermiştir. Yapıtlarına felsefi boyutlar kazandırmış ve büyük şairlik yeteneğiyle özgün bir şiirsel dünya yaratmıştı. Yaşamının büyük bölümünü dağlarda, ıssız yerlerde geçirmesine karşın, o da İlia Çavçavadze ve Akaki Tsereteli gibi, tüm yaşamı boyunca ülkesine hizmet etmeyi bir borç olarak kabul etmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Şota Rustaveli</span>

Şota Rustaveli ya da kısaca Rustaveli, Orta Çağ'da yaşamış Gürcü şair. Gürcistan'ın Altın Çağı'nın öne çıkan en önemli şairidir ve Gürcü edebiyatına en çok katkı yapan yazarlardandır. Rustaveli, Gürcüler'in milli epik şiiri Kaplan Postlu Şövalye'nin yazarıdır.

Gürcü sineması ya da Gürcistan sineması, Avrupa’nın önde gelen sinematografilerinden biridir. İtalyan film yönetmeni Federico Fellini, Gürcü sinemasının hayranlarından biriydi: "Gürcü sineması tamamen benzersiz bir fenomen, canlı, felsefi açıdan ilham verici, çok bilgece, çocuk ruhlu. Beni ağlatabilecek her şey var ve söylemeliyim ki (ağlamam) kolay bir şey değil.”

<span class="mw-page-title-main">Gürcü larisi</span> Gürcistanın para birimi

Lari, Gürcistan'ın millî para birimidir. Gürcistan'da Abhazya ve Güney Osetya dışındaki bölgelerde kullanılır. 2006 yılındaki verilere göre enflasyon oranı %9.2'dir. Gürcistan Merkez Bankası (NBG) tarafından 25 Aralık 1995'te tedavüle çıkarılmıştır. 1 lari, 100 tetriye eşittir.

<span class="mw-page-title-main">Aleksandre Kazbegi</span>

Aleksandre Kazbegi, Gürcü roman ve oyun yazarı, şair, çevirmen ve tiyatro oyuncusu. Yazar olarak “Akaki Moçhubaridze”, tiyatroda “Moheve” takma adlarını kullanmıştır. 1882'de yayımlanan Baba Katili adlı yapıtıyla tanınır. Kitap, Kafkaslar'ın Robin Hood'u Koba'yı anlatır. Daha sonra Stalin olarak anılan İoseb Cugaşvili, Aleksandre Kazbegi'nin bu önemli yapıtının kahramanından esinlererek Koba takma adını almıştır. Yazarın birkaç öyküsü ve Elguca adlı romanı Türkçe yayımlanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Gürcistan Krallığı</span> Orta Çağda kurulmuş Gürcü krallığı

Gürcistan Krallığı ya da Gürcü İmparatorluğu, Orta Çağ'da kurulmuş olan Gürcü devleti. Gürcistan pek çok alanda, Altın Çağ olarak adlandırılan dönemi bu krallık zamanında yaşamıştır.

<span class="mw-page-title-main">Halldór Laxness</span> İzlandalı yazar, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi (1902-1998)

Halldór Laxness asıl adı Halldór Kiljan Gudjonsson, İzlandalı şair, öykü, roman, deneme ve eleştiri yazarıdır.

İspanyol edebiyatı, İspanya'da yazılan edebiyat yapıtlarını kapsar. İspanya'nın ulusal dili olan Kastilya lehçesinde kaleme alınan yapıtlar İspanyol edebiyatının ana bölümünü oluşturmakla birlikte, Katalan dili ve Galicia lehçesinde yazılmış yapıtlar da bu kapsamda sayılır.

Latin Amerika Edebiyatı, Latin Amerika'da İspanyolca ve Portekizce yazılmış edebiyat yapıtlarını kapsar. İlk yazılı metinler Yenidünya'nın İspanyol fatihlerinin İspanya'ya gönderdikleri raporlardı. İspanyollar'ın atılganlığı ve Amerika Yerlilerinin yiğitliği pek çok yazıya ve şiire esin kaynağı olmuştur. Bunların en ünlüsü İspanyol Alonso de Ercilay Zúñiga'nın (1533-1594), Şili Yerlilerinin soylu direnişini ve şairin bu dönemdeki acılarını dile getiren La Araucanadır. 20 binin üstünde koşuktan oluşan bu şiir yeni topraklardan fışkıran ilk gerçek edebiyat ürünüdür.

<span class="mw-page-title-main">Zinaida Gippius</span> Rus şair, oyun yazarı, editör, öykü yazarı

Zinaida Gippius Rus sembolizmin kurucusu, şair, yazar ve filozof Dmitri Merejkovski'nin eşidir.

Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde eğitim amacıyla Avrupa'ya, özellikle Fransa'ya giden gençler oradaki edebiyatta gördükleri yenilikleri ülkeye dönüşlerinde Türk edebiyatında uygulamaya başlamışlardır. Bu şekilde belli dönemler halinde günümüze kadar süren yeni bir edebiyat başlamıştır. Bu dönemlerden biri de Cumhuriyet dönemi edebiyatıdır.

<span class="mw-page-title-main">Zviad Gamsahurdia</span> Gürcistanın ilk devlet başkanı

Zviad Gamsahurdia Gürcü muhalif, devlet adamı ve yazar. Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını ilan eden Gürcistan'ın ilk devlet başkanıdır (1991-1992). Eski Sovyet coğrafyasında demokratik seçimle iş başına gelen ilk devlet başkanıydı. Darbeyle devrildikten sonra, bulunduğu makama Sovyetler Birliği'nin son dışişleri bakanı Eduard Şevardnadze gelmiştir. Gamsahurdia, 31 Aralık 1993'te öldürüldü; ancak nasıl ve kim tarafından öldürüldüğü bugün de tam olarak aydınlatılamamıştır.

<span class="mw-page-title-main">İlia Çavçavadze</span>

İlia Çavçavadze, Gürcü edebiyatı ve siyasal yaşamının 19. yüzyılda en önde gelen adıdır. Gürcü ulusal düşüncesinin mimarı olarak, ülkenin 19. yüzyılın ikinci yarısında Rus boyunduruğundan kurtuluş hareketinde önemli rol oynamıştır. Akaki Tsereteli ile birlikte yeni Gürcü edebiyatının ve yeni edebiyat dilinin yaratıcısıdır.

<span class="mw-page-title-main">Aleksandre Roinaşvili</span>

Aleksandre Roinaşvili, ilk Gürcü fotoğrafçı. Özellikle Kafkasya’nın doğası ve çağdaşı ünlü Gürcü aydınların fotoğraflarıyla tanınmıştır. Uzun zaman diliminde topladığı Gürcü, Kafkas, Doğu ve Avrupa kültürlerine özgü objelerle Kafkasya’da ilk bir “seyyar müze” kuran Roinaşvili, bu müzenin objelerini “Kafkasya Seyyar Müzesi Küçük Kataloğu”nda kayıtlara geçirmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Barbare Corcadze</span>

Barbare Corcadze, Gürcü yazar, şair ve kadın hakları savunucusu. Gürcü mutfağı konusunda yazdığı kitap, yüzyılı aşkın bir süre sonra, unutulmuş Gürcü yemeklerinin yeniden hayata döndürülmesini sağlamıştır.

<span class="mw-page-title-main">Nikoloz Barataşvili</span> Gürcü şair

Nikoloz Baratashvili, Gürcü şair. Avrupa romantizmini Gürcü edebiyatına tanıtan kişi olarak bilinir. Genç yaşta ölümü nedeniyle geride az sayıda şiiri kalmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Mtatsminda Panteonu</span>

Mtatsminda Panteonu, Gürcistan'ın başkenti Tiflis'te, Mtatsminda tepesindeki panteondur. Gürcü yazarların ve toplum adamlarının toprağa verildiği bu mezarlık, Gürcü Yazarlar ve Toplum Adamları Mtatsminda Panteonu olarak da bilinmektedir. Mezarlık Mama Davit Manastırı etrafında yer alır. Tiflis kentinde, Didube Panteonu'ndan sonraki ikinci panteon olan Mtatsminda Panteonu'nun kuruluş fikri, 1915 yılında, Gürcü şair ve yazar Akaki Tsereteli'nin toprağa verildiği günlerde ortaya çıktı. Ne var ki panteon ancak 1929 yılında açılabildi. Bugün burada 53 mezar bulunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Konstantine Gamsahurdia</span>

Konstantine Gamsahurdia Gürcü yazar ve halk figürü. Almanya'da eğitim gören Gamsahurdia, Batı Avrupa'da yaygın olan edebi akımları Gürcü edebiyatıyla harmanlayarak eserler vermiştir. Sovyet yönetimine karşıt olmakla birlikte, Stalin dönemi infazlarından sağ kurtulan birkaç Gürcü yazardan biriydi. Beyazdeniz adasına sürgün edilen ve birçok kez tutuklanan Gamsahurdia'nun eserleri, psikolojik içgörüye sahip karakter tasvirleriyle dikkat çekmektedir. Gamsahurdia'nın yazılarının bir diğer özelliği de, klasisizm duygusu yaratmak için arkaik bir dili taklit etmesidir. Bu akım, Gamsahurdia'nın Gürcüceye kattığı yeni bir inceliktir.

Gürcistan kültürü, ülkenin uzun tarihi ile beraber gelişmiş, Gürcü dili ve alfabesi üzerine dayanan güçlü bir edebiyat geleneği ve eşsiz bir ulusal kültür barındırmaktadır. Bu özelliği güçlü bir ulusal kimlik sağlayarak tarih boyunca tekrarlanan yabancı işgali ve asimilasyon çabalarına rağmen Gürcü kimliğinin korunmasına yardımcı olmuştur.