
Adolf Hitler (Almanca telaffuz: [ˈadɔlf ˈhɪtlɐ],

Josef Stalin, Gürcü asıllı Sovyet devlet adamı ve Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri (1922-1953). Sovyetler Birliği'ni 1924'ten ölümüne kadar diktatörlük rejimi ile yönetti. Stalin; Sovyetler Birliği'ni endüstriyel ve askerî bir süper güce dönüştürdü, fakat bunu gerçekleştirirken totaliter politikalar uyguladı ve milyonlarca Sovyet vatandaşı diktatörlüğü sırasında hayatını kaybetti. Stalin döneminde; 3 ila 20 milyon arasında insan çalışma kampları, zorunlu kolektivizasyon, kıtlık ve yargısız infazlardan dolayı ölmüştür.

Eva Anna Paula Braun ya da evlendikten sonra aldığı soyadıyla Eva Hitler, Adolf Hitler'in uzun süreli hayat arkadaşı ve kısa bir süre için nikahlı eşiydi.

Uzun Bıçaklar Gecesi (Almanca:

Birahane Darbesi, Adolf Hitler, General Erich Ludendorff ve diğer Kampfbund liderleri tarafından Bavyera eyâletinin yönetimine el koymak amacıyla 8-9 Kasım 1923 tarihinde gerçekleştirdiği başarısız bir darbe girişimidir. Yaklaşık iki bin Nazi, şehir merkezindeki Feldherrnhalle'ye yürüdü, ancak bir polis kordonuyla karşı karşıya kaldılar, bu da 16 Nazi Partisi üyesi ve 4 polis memurunun ölümüyle sonuçlandı.

Führerbunker, Nazi Almanyası lideri Adolf Hitler'in ve eşi Eva Braun'un II. Dünya Savaşı'nın son aylarını geçirdiği ve 30 Nisan 1945'te birlikte intihar ettikleri Berlin'de bulunan yer altı sığınağıdır. İki aşamalı olarak inşa edilen ve 1936 ve 1944'te tamamlanan bir yer altı sığınak kompleksinin parçasıydı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Adolf Hitler tarafından kullanılan Führer Karargahının (Führerhauptquartiere) sonuncusuydu.
Angela Maria "Geli" Raubal, Adolf Hitler'in üvey yeğeniydi. Hitler'in üvey kızkardeşi olan Angela Raubal ve Leo Raubal'ın ikinci kızıydı. Hitler ona Geli der; o da Hitler'e Alfi Dayı derdi. Geli Hitler'in izni olmadan hiçbir yere gidemez ve hiç kimseyi göremezdi.

Nazi mimarisi, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'nin egemen olduğu 1933 ile 1945 arası Nazi Almanyası'nda hüküm süren mimari akımlar ve uygulamalar bütünüdür.

Nazizm ile Stalinizm'in karşılaştırılması, Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri Josef Stalin dönemi politikaları ile Nazi Almanyası lideri Adolf Hitler'in politikaları arasındaki karşılaştırmalardır. Çok sayıda yazar Nazizm ile Stalinizm karşılaştırılmasını yapmış ve iki ideolojinin benzer olup olmadığı, 20. yüzyıl tarihini anlamak için bu ideolojilerin karşılaştırılmasının etkilerini, iki rejim arasında var olan ilişkileri ve neden her iki ideolojinin de aynı zaman dilimi içinde baskınlaştığını incelemiştir. 20. yüzyılda Stalinizm ile Nazizm karşılaştırması totalitarizm, ideoloji ve liderlerin kişiliği üzerine yapılmıştır. Her iki rejim de Batı'da süregelen liberal rejim ile kıyaslanmış ve ikisi arasındaki benzerlikler ön plana çıkarılırken aralarındaki ayrılıklar minimize edilmiştir. Hannah Arendt, Carl Friedrich gibi siyasi kuramcılar ve Amerikalı Zbigniew Brzezinski, bu ideolojileri "totaliter" olarak yorumlayan önde gelen isimlerdir.

August "Gustl" Kubizek, Adolf Hitler'in yakın arkadaşıydı. İkisi de gençlik yıllarının sonlarında tanıştılar. Daha sonra arkadaşlıkları hakkında yazdığı Genç Hitler adlı kitabını (1955) yayımladı.

Adolf Hitler, 1921'den 1945'e kadar Nazi Partisinin lideri, 1933'ten 1945'e kadar Almanya Şansölyesi ve 1934'ten 1945'e kadar Nazi Almanyası'nın Führer'i ('Lider') olan Avusturyalı-Alman bir politikacıydı. Adolf Hitler, 30 Nisan 1945'te Berlin'deki yer altı sığınağı Führerbunker'de kendini vurarak intihar etti. Kendisiyle birlikte eşi Eva Braun da siyanür alarak kendini öldürdü. Hitler'in daha önceden vermiş olduğu talimatlar doğrultusunda cesetleri, aynı gün öğleden sonra sığınağın acil çıkışının merdivenlerinden dışarı çıkarıldı ve Reichskanzlei'nin bahçesinde üzerine benzin dökülerek ateşe verildi. Sovyet arşivlerindeki kayıtlar, yanmış kalıntıların 1946 yılına kadar toparlandığını ve birbirini takip eden yerlere defnedildiğini göstermektedir. 1970 yılında yeniden mezardan çıkarılıp yakıldı ve külleri dağıtıldı.

Adolf Hitler, son vasiyetini, eşi Eva Braun ile intihar etmeden önceki gün 29 Nisan 1945'te Berlin'deki yeraltı sığınağı olan Führerbunker'de imzalamıştır.

Adolf Hitler'in dinî inancı tartışma konusu olmuştur. Tarihçiler Hitler'i Hristiyanlık karşıtı görüşlere sahip olarak görmüşler ve onu seküler bir teist olarak nitelendirmişlerdir. Albert Speer'e göre Hitler, Japon dinî inançlarının veya İslamın Almanlar için Hristiyanlıktan daha uygun bir din olacağına inanıyordu. Hitler, Hristiyanlığın yanı sıra ateizmi de eleştirdi.

II. Dünya Savaşı'na kadar geçen yıllarda Almanya'da Nazi Partisi lideri Adolf Hitler de bir ressamdı. Yüzlerce eser üretti ve Viyana yıllarında (1908-1913) hayatını kazanmak için tablolarını ve kartpostallarını sattı. Profesyonel olarak çok az başarı elde etmesine rağmen, hayatı boyunca resim yapmaya devam etti.

Adolf Hitler'in siyasi görüşleri tarihçilere ve biyografilere bir miktar zorluk çıkarmıştır. Antisemitizm, anti-komünizm, anti-parlamentarizm, Alman Lebensraum gibi bazı sabit temalar olmasına rağmen, yazıları ve yöntemleri, Ari ırkının üstünlüğüne ve aşırı bir Alman milliyetçiliğine olan inancı genellikle ihtiyaca ve o dönemin koşullarına göre uyarlanmıştır. Hitler, kişisel olarak "Yahudi Bolşevizmi"ne karşı savaştığını iddia etmiştir.

Adolf Hitler'in iktidara yükselişi, Almanya'da Eylül 1919'da Hitler'in daha sonra Deutsche Arbeiterpartei - DAP olarak bilinen siyasi partiye katılmasıyla başladı. İsim 1920'de Nationalsozialistische Deutsche Arbeiterpartei - NSDAP olarak değiştirildi. Anti-Marksistti ve Weimar Cumhuriyeti'nin savaş sonrası demokratik hükûmetine ve Versay Antlaşması'na karşıydı, aşırı milliyetçiliği (Pancermenizmi) ve aynı zamanda antisemitizmi savunuyordu. Hitler, Reichstag'ın o ay 1933 Yetki Kanununu kabul etmesinden sonra Mart 1933'te iktidara geldi ve genişletilmiş yetkiler aldı. Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg, bir dizi parlamento seçimleri ve ilgili arka oda entrikalarından sonra 30 Ocak 1933'te Hitler'i Şansölye olarak atadı. Yetki Kanunu - acımasızca ve otoriterce kullanıldığında - Hitler'in bundan sonra anayasal olarak yasal itiraz olmaksızın diktatörlük yetkisini kullanabileceği imkanına kavuştu.

Nazi yağması, Almanya'nın iktidardaki Nazi Partisi adına hareket eden ajanlar tarafından Üçüncü Reich döneminde Avrupa ülkelerinin organize yağmalanması sonucunda sanat eserlerini ve diğer eşyaları çalınması olayına denir. Yahudi mülklerinin yağmalanması, Holokost'un önemli bir parçasıydı. Yağma, 1933'ten, Alman Yahudilerinin mülklerine el konulmasından başlayarak, II. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar, özellikle de Kunstschutz olarak bilinen askeri birimler tarafından yapıldı, ancak çoğu yağma savaş sırasında elde edildi. Altın, gümüş ve paranın yanı sıra, resimler, seramikler, kitaplar ve dini hazineler dahil olmak üzere büyük öneme sahip kültürel öğeler çalındı. Bu öğelerin çoğu, Savaşın hemen ardından Müttefikler adına Anıtlar, Güzel Sanatlar ve Arşivler programının ajanları tarafından kurtarılmış olsa da, çoğu hala kayıp. Öğeleri hak sahiplerine, ailelerine veya kendi ülkelerine iade etmek amacıyla, hala hesaba katılmamış olan Nazi yağmasını tespit etmek için uluslararası bir çaba gerçekleştirilmektedir.

Hamburger Kunsthalle, Almanya'nın Hamburg şehrinde bulunan bir sanat müzesidir. Ülkenin en büyük sanat müzelerinden biri olan müze, Hamburg Garı ile iki Alster gölü arasındaki Altstadt bölgesinde bulunan 1869, 1921 (Kuppelsaal) ve 1997'den kalma üç bağlantılı binadan oluşmaktadır.

Adolf Hitler'in bu bibliyografyası, yalnızca İngilizce ve kurgusal olmayan bir bibliyografyadır. Hitler hakkında yazılmış binlerce kitap var; bu nedenle, bu her şeyi kapsayan bir liste değildir. Listeyi daha kolay yönetilebilir hale getirmek için liste gruplara ayrılmıştır.

Adolf Hitler'in kişilik kültü, Nazi Almanyası'nın (1933–1945) öne çıkan bir özelliğiydi, ve 1920'lerde Nazi Partisi'nin ilk günlerinde başladı. Führerprinzip'e dayanarak, aralıksız Nazi propagandasının her zaman öne sürerek, liderin her zaman haklı olduğu ve Hitler'in Almanya'nın ekonomik sorunlarını çözmedeki bariz başarısıyla, İkinci Dünya Savaşı öncesinde dış politikadaki kan dökmeden elde ettiği zaferleriyle pekiştirildi ve savaşın başlarında Polonya ve Fransa'daki hızlı askeri başarıları, sonunda Alman halkının Nazi kontrolünün merkezi bir yönü haline geldi.