İçeriğe atla

Fresnel kırınımı

Fresnel kırınımı ya da yakın-alan kırınımı dalganın yarıktan geçerken, yarık ve projeksiyon arasındaki uzaklığa bağlı olarak büyüklüğünde ve şeklinde değişkenlik gösteren kırınım desenlerine sahip olacak şekilde yakın alanda oluşan kırınım sürecidir.[1] Fresnel sayısının 1'den büyük olduğu durumlarda kırınan dalgaların yayıldığı kısa mesafeden dolayı oluşur. Mesafe arttıkça, ilerleyen kırınım dalgaları düzlem ve Fraunhofer kırınımı oluşturur. Birçok Fresnel kırınımının periyodik bombeler yakınında konumlanması yansımanın aynadan yansımış gibi olmasına neden olur; bu sonuç atomik aynalar için kullanılabilir.

 : yarığın karakteristik genişliği
 : gözlemlenen noktanın yarığa olan uzaklığı
 : dalga boyu.
Arago spot merkezli Fresnel kırınım

Fenomen üzerindeki ilk uygulamalar

Fresnel kırınımı olarak bilinen çalışmanın ilk oluşum sürecinin bir kısmı 17. Yüzyıl İtalyasında Francesco Maria Grimaldi tarafından gerçekleştirilmiştir. “Light”[2] isimli monografisinde Richard C Maclaurin Fresnel kırınımını ışığın yayılımı boyunca neler gerçekleştiği ve uzaktaki bir kaynaktan üretilen ışının yarık ya da deliği olan engelden geçerken nasıl etkilendiği sorularıyla açıklamıştır. Klasik terimlerce ortaya neler çıktığını incelemek adına Huygens prensipleridden yararlanmıştır. Yarıktan ilerleyen ve biraz uzaktaki tarama ekranına düşen dalga cephesi bir aralıktan herhangi bir gerçek fiziksel kenarla etkileşime geçmesi önemsenmeksizin yayılan dalga cephesine çok benzerlik gösterir Sonuç olarak aralık çok dar olduğunda sadece parlak merkezli kırınım şekillerinin oluştuğuna varılmıştır. Aralık devamlı genişletilirse de sırayla karanlık merkezli kırınım desenleriyle parlak merkezli kırınım desenleri oluşur. Aralık daha geniş olduğundaysa, aydınlık ve karanlık şeritler arasındaki fark kırınım etkisi saptanamayacak kadar azalır. MacLaurin küçük bir delikten geçen ışığın oluşturduğu kırınım halkaları dizisinin merkezinin karanlık olabileceğinden bahsetmiyor, fakat tersi durumunun; yani küresel küçük bir cisim tarafından oluşturulan gölgenin paradoksal bir biçimde parlak merkezi olabileceğinin üzerinde durmuştur Francis Weston Sears “Optics”[3] de Fresnel tarafından ortaya atılan kırınım desenlerinin ana hatlarını öngören ve sade bir matematik kullanılan bir yaklaşım öneriyor. Engel üzerindeki delik ve tarama ekranındaki dik uzaklık ile gelen ışının dalga boyu göz önüne alındığında yarı-zamanlı(yarı-periodlu) elemanlar veya Fresnel bölgesi denilen bölgelerin sayısını hesaplamak mümkün oluyor. İç bölge yuvarlaktır ve onu takip eden her bölge ise eşmerkezli halkalar şeklindedir. Eğer ekrandaki deliğin çapı ilk ya da merkez Fresnel bölgesini ortaya çıkarmak için yeterliyse, tarama ekranının merkezindeki ışığın genliği tarama ekranının engellenmemiş durumundakinin iki katı olur. Eğer ekrandaki deliğin çapı iki Fresnel bölgesi oluşturmak için yeterliyse, merkezdeki genlikler neredeyse sıfırdır. Bu Fresnel kırınım deseninin karanlık bir merkezi olabileceği anlamına gelir. Bu desenler gözlenebilir ve ölçülebilirdir hatta ölçümler hesaplanan değerlerle büyük oranda uyum sağlar.

Fresnel Kırınım İntegrali

(x,y,z) noktasındaki kırınım elektrik alan motifi aşağıda verilen formülle bulunur;

karmaşık birim sayısı.

Bu integralin analitik çözümü basit kırınım geometrileri dışında kalan durumlar için imkânsızdır, bu yüzden nümerik hesaplanma yapılır.

Fresnel yakınsaması

Çözümde asıl problem r terimindedir, öncelikle aşağıda belirtilen ifadeyi kullanarak integrali daha basit bir hale getirebiliriz.

Bunu r'ın içine yerleştirdiğimizde;

ifadesini elde ederiz.

Sonrasında Taylor seri açılımı yardımıyla;

r'ı aşağıdaki şeklinde elde etmiş oluruz.

Taylor serisinin bütün terimlerini göz önünde bulundurursak, yaklaşımda bulunmamış oluruz. İfadeyi integral içerisindeki üssel argümanda yerine koyalım; üçüncü elemanın çok küçük ve göz ardı edilebiliyor oluşu Fresnel yaklaşımının kilit noktasıdır. Yalnız bu varsayımın mümkün olması için üsselin bütün sıfır terimleri için değişimin sağlanması gerekir, yani karmaşık üsselin periodundan daha küçül bir değere sahip olmalıdır,2π gibi.

k'yı λ cinsinden ifade edecek olursak;

aşağıdaki bağıntıyı elde ederiz;

Her iki tarafı da ile çarparsak;

elde ederiz, ρ2 için daha önce tanımladığımız ifadeyi de yerine koyarsak;

bağıntı bu şekilde son halini alır.

Bağıntı tüm x ve y değerlerinde geçerliliğini koruyorsa, üçüncü terim göz ardı edilebilir. Ayrıca, eger üçüncü terim göz ardı edilebiliyorsa, daha yüksek dereceli terimler de göz ardı edilebilir. Optik dalga boylarını içeren uygulamalar için, dalga boyu λ genellikle uygun fiziksel boyutlardan daha küçük olan yüksek kuvvetli bir büyüklüğe sahiptir. Özellikle; λ<< z ve λ<< ρ Bu yüzden gereken eşitsizlik ρ<<z olduğu sürece doğrudur O zaman ifadeyi yalnızca ilk iki terimi kullanarak elde edebiliriz.

Bu denklem Fresnel yakınsamasıdır ve yukarıda belirtilen eşitsizlik yaklaşımın geçerliliğinin sağlanması için gereken koşuldur.

Fresnel kırınımı

Fresnel kırınımı geçerlilik koşulu:
Fraunhofer kırınımı geçerlilik koşulu:

- yarık genişliği,

- dalga boyu, - yarıktan uzaklık

Yarığın yörünge uzunluğuna göre kısa olduğu durumlarda, geçerlilik koşulunun oldukça zayıf olmasından ötürü bütün uzunluk parametreleri karşılaştırılabilinir değerler alabilir. Bu yüzden paydadaki r'ı ilk terim z'ye yakınsayabiliriz. Tabi x ve y'nin z'den çok küçük değerler alabildiği orijine yakın küçük bir alandaki hareketi inceliyorsak bu yakınsama geçerlidir. Ayrıca, nokta ve yarık arasındaki uzaklığın dalga boyundan çok çok büyük olması yani Fresnel koşulunun sağlanması durumunda ise her zaman geçerlidir. Fresnel kırınımındaki herhangi bir (x,y,z) noktası için elektrik alan;

Ayrıca bu Fresnel kırınım integralidir; yani Fresnel yakınsaması geçerliyse, yayılma alanında yarık merkezli ve z yönü boyunca ilerleyen küresel bir dalga oluşur. İntegral bu küresel dalganın genliğini ve fazını ayarlar. Nadir durumlar içinse yalnızca analitik çözüm geçerlidir. Daha özel durumlarda da kırınım kaynağından çok uzakta olunduğunda geçerlidir. Fraunhofer kırınımının aksine, Fresnel kırınımında girişen dalgaların göreceli fazının doğru hesaplanabilmesi için dalga yüzünün eğimi hesaba katılır.

Kaynakça

  1. ^ M. Born & E. Wolf, Principles of Optics, 1999, Cambridge University Press, Cambridge
  2. ^ Light," by Richard C. MacLaurin, 1909, Columbia University Press
  3. ^ Optics, Francis Weston Sears, p. 248ff, Addison-Wesley, 1948

İlgili Araştırma Makaleleri

Klasik mekanikte momentum ya da devinirlik, bir nesnenin kütlesi ve hızının çarpımıdır; (p = mv). Hız gibi, momentum da vektörel bir niceliktir, yani büyüklüğünün yanı sıra bir yöne de sahiptir. Momentum korunumlu bir niceliktir ; yani bu, eğer kapalı bir sistem herhangi bir dış kuvvetin etkisi altında değilse, o kapalı sistemin toplam momentumunun değişemeyeceği anlamına gelir. Momentum benzer bir konu olan açısal momentum ile karışmasın diye, bazen çizgisel momentum olarak da anılır.

<span class="mw-page-title-main">Navier-Stokes denklemleri</span> Akışkanların hareketini tanımlamaya yarayan denklemler dizisi

Navier-Stokes denklemleri, ismini Claude-Louis Navier ve George Gabriel Stokes'tan almış olan, sıvılar ve gazlar gibi akışkanların hareketini tanımlamaya yarayan bir dizi denklemden oluşmaktadır.

Olasılık kuramı ve istatistik bilim kollarında, çokdeğişirli normal dağılım veya çokdeğişirli Gauss-tipi dağılım, tek değişirli bir dağılım olan normal dağılımın çoklu değişirli hallere genelleştirilmesidir.

<span class="mw-page-title-main">Laplace denklemi</span>

Matematikte Laplace denklemi, özellikleri ilk defa Pierre-Simon Laplace tarafından çalışılmış bir kısmi diferansiyel denklemdir. Laplace denkleminin çözümleri, elektromanyetizma, astronomi ve akışkanlar dinamiği gibi birçok bilim alanında önemlidir çünkü çözümler bilhassa elektrik ve yerçekim potansiyeli ile akışkan potansiyelinin davranışını açıklar. Laplace denkleminin çözümlerinin genel teorisi aynı zamanda potansiyel teorisi olarak da bilinmektedir.

Karmaşık analizde kontür integrali veya kontür integrali almak karmaşık düzlemdeki yollar boyunca belli integralleri bulmak için kullanılan bir yöntemdir.

Fizikte, Sönümlü Poisson Denklemi :

Adını fizikçi Augustin-Jean Fresnel'den alan Fresnel sayısı F optikte özellikle de kırınım teorisinde görülen birimsiz bir sayıdır. Yarıktan geçerek karşıdaki ekrana çarpan bir elektromanyetik dalga için Fresnel sayısı şu şekilde bulunur:

 : yarığın karakteristik genişliği
 : ekran ve yarık arasındaki uzaklık
 : dalga boyu.

Fraunhofer kırınımı ya da uzak-alan kırınımı dalganın uzak bölgelerde yayıldığı durumlarda uygulanan bir Kirchhoff-Fresnel kırınımı yaklaşımıdır.

<span class="mw-page-title-main">Tek yarık deneyi</span>

Tek yarık deneyi, bir fant üzerindeki w genişlikli tek bir yarığa paralel ışık demeti gönderip, yarıktan yayılan ışınların ekran üzerinde girişim meydana getirmesi olayının gözlemlendiği deneydir.

Fizikte akustik dalga denklemi, akustik dalgaların bir ortamda yayılımını düzenler. Denklemin biçimi ikinci dereceden kısmi diferansiyel denklemdir. Denklem, akustik basınç ve parçacık hızı u nun gelişimini, konum r ve zaman türünden fonksiyon olarak ifade eder. Denklemin basitleştirilmiş bir formu akustik dalgaları sadece bir boyutlu uzayda, daha genel formu ise dalgaları üç boyutta tanımlar.

Knudsen sayısı, moleküler ortalama serbest yol ile kabaca ölçülebilir uzunluk skalasının oranını veren boyutsuz sayıdır. Bu uzunluk skalası, örneğin, bir sıvının içinde yer alan bir cismin çapı olabilir. Knudsen sayısı adını Danimarkalı fizikçi Martin Knudsen'e (1871-1949) atfen almıştır.

Burada, en yaygın olarak kullanılan koordinat dönüşümü bazılarının bir listesi verilmiştir. Kısmi türevler alınırken çarpımın türevi gibi davranıldığı akıldan çıkarılmamalıdır. Bir örnek olarak fonksiyonunda üç çarpım vardır

<span class="mw-page-title-main">Gauss fonksiyonu</span>

Matematikte Gauss fonksiyonu, bir fonksiyon biçimidir ve şöyle ifade edilir:

Fizikte, Lorentz dönüşümü adını Hollandalı fizikçi Hendrik Lorentz'den almıştır. Lorentz ve diğerlerinin referans çerçevesinden bağımsız ışık hızının nasıl gözlemleneceğini açıklama ve elektromanyetizma yasalarının simetrisini anlama girişimlerinin sonucudur. Lorentz dönüşümü, özel görelilik ile uyum içerisindedir. Ancak özel görelilikten daha önce ortaya atılmıştır.

Doğrusal cebirde veya daha genel ifade ile matematikte matris çarpımı, bir matris çiftinde yapılan ve başka bir matris üreten ikili işlemdir. Reel veya karmaşık sayılar gibi sayılarda temel aritmetiğe uygun olarak çarpma yapılabilir. Başka bir ifade ile matrisler, sayı dizileridir. Bu yüzden, matris çarpımını ifade eden tek bir yöntem yoktur. "Matris çarpımı" terimi çoğunlukla, matris çarpımının farklı yöntemlerini ifade eder. Matris çarpımının anahtar özellikleri şunlardır: Asıl matrislerin satır ve sütun sayıları, ve matrislerin girişlerinin nasıl yeni bir matris oluşturacağıdır.

Dalga vektörü, fizikte dalgayı ifade etmemize yardımcı olan vektördür. Herhangi bir vektör gibi, yöne ve büyüklüğe sahiptir. Büyüklüğü dalga sayısı ve açısal dalga sayısıdır. Yönü ise genellikle dalga yayılımının yönüdür. İzafiyet kuramında, dalga vektörü, aynı zamanda dört vektör olarak tanımlanabilir.

Einstein-Hilbert etkisi genel görelilikte en küçük eylem ilkesi boyunca Einstein alan denklemleri üretir. Hilbert etkisi genel görelilikte yerçekiminin dinamiğini tarifleyen fonksiyonel işlemdir. metrik işaretiyle, etkinin çekimsel kısmı,

<span class="mw-page-title-main">Planck yasası</span> belirli bir sıcaklıkta termal denge durumunda bulunan bir kara cisim ışımasının yaydığı elektromanyetik radyasyonu ifade eden terim

Planck yasası belirli bir sıcaklıkta termal denge durumunda bulunan bir kara cisim ışımasının yaydığı elektromanyetik radyasyonu ifade eder. Yasa 1900 yılında Max Planck bu ismi önerdikten sonra isimlendirilmiştir. Planck yasası modern fiziğin ve kuantum teorisinin öncül bir sonucudur.

Teorik fzikte, Nordstrom kütleçekim kanunu genel göreliliğin bir öncülüdür. Açıkçası, Fin’li teorik fizikçi Gunnar Nordström tarafından 1912 de ve 1913 te önerilen iki ayrı teori vardır. Bunlardan ilki, hızla geçerliliğini yitirmiş, ancak ikinci, yerçekimi etkileri kavisli uzay-zaman geometrisi bakımından tamamen kabul eden. kütleçekim metrik teorisinin bilinen ilk örneği olmuştur. Nordstrom teorilerinin hiçbiri gözlem ve deney ile uyum içinde değildir. Bununla birlikte, ilkinin kısa sürede üzerindeki ilgiyi kaybetmesi, ikinciyi de etkilemiştir. İkinciden geriye kalan, kütleçekim kendine yeten relativistik teorisi. Genel görelilik ve kütleçekim teorileri için temel taşı niteliği görevi görmektedir. Bir örnek olarak, bu teori, pedagojik tartışmalar kapsamında özellikle yararlıdır.

<span class="mw-page-title-main">Dize titreşimi</span>

Bir dizedeki (tel) [[titreşim]] bir ses dalgasıdır. Rezonans titreşen bir dizenin sabit frekanslı, yani sabit perdeli bir ses üretmesine neden olur. Telin uzunluğu veya gerginliği doğru şekilde ayarlanırsa üretilen ses bir [[müzik tonu]] olur. Titreşimli teller gitar, [[Viyolonsel|çello]] ve piyano gibi yaylı çalgıların temelini oluşturur.