
Kalamar, 250'den fazla türle, kalamarların zoolojik takımı (Teuthida) günümüz kafadanbacaklıları içindeki en büyük grubu temsil etmektedir. Gerçek mürekkep balığı (Sepiida), cüce mürekkep balığı (Sepiolida) ve kendi grubu Spirulida'yı temsil eden post sincap balığı ile birlikte mürekkep balıkları on kollu mürekkep balığı (Decabrachia) takımını oluşturur.

Balıklar poikloterm olan, neredeyse sadece suda yaşayan ve solungaçları ile solunum yapan, soğuk kanlı, yürekleri çift gözlü, çoğunun vücudu pullu, genellikle yumurta ile üreyen omurgalı hayvanlardır. Bazı türler canlı doğurarak ürer. Mesela tatlı su balıklarından Lepistes'in yumurtaları anne karnında çatlar ve canlı doğum gerçekleşir. Çiklitgillerde ise kuluçka süresi dişinin ağzında gerçekleşir. Ağzında yumurtaları çeviren, mantarlaşmasını engelleyen dişi yumurtalar çatlayana hatta yavrular serbestçe yüzmeye başlayana kadar onları ağzındaki kesesinde korur. Balıklar su yaşamındaki en önemli varlıklardan bir tanesidir. Nehir, göl, akarsu, okyanus ve denizlerde bulunmaktadır.

Radyoterapi, iyonlaştırıcı ışın kullanarak kanser hastalığının tedavisidir. Hedef, tümör dokusunu komşu sağlıklı dokuları koruyarak yok edilmesidir. Bu konu ile ilgili anabilim dalına Radyasyon Onkolojisi adı verilir. İyonlaştırıcı ışınların biyolojik etkilerini Radyobiyoloji bilim dalı inceler. Radyoterapi kanser tedavisinde tek başına ya da cerrahi ve/veya kemoterapi ile birlikte kullanılabilir. Cerrahi tedavi ile benzer sonuçlar elde edilen hastalıklarda, organın koruyucu yaklaşım prensibi ile organ kaybı ve ilişkili fonksiyon kaybını önlediğinden tercih edilebilen tedavi yöntemidir.

Biyolüminesans, bazı canlı organizmaların gerçekleştirdiği, kimyasal reaksiyonlar sırasında kimyasal enerjinin ışık enerjisine dönüştürülmesi ile ışık üretilmesi ve yayılması olayına verilen isimdir.

Mürekkepbalığı, Kafadanbacaklılar (Cephalopoda) sınıfının, Onkollular (Decapodiformes) grubundan denizlerde yaşayan bir yumuşakça. Hepsi ayrı eşeylidir. Diğer adı Sübye'dir.Solungaç solunumu yaparlar. Ağız bölgesinden çıkan 10 adet kolları vardır. İki kolu diğerlerinden daha uzundur. Dinlenme halinde içe çekilmiş olan bu kollarını avlarını yakalamak veya korunmak amacıyla ileri doğru fırlatırlar. Kollarının iç yüzeylerinde çok sayıda vantuz (emeç) bulunur. Vantuzların içleri dişli boynuzsu yapılarla bezenmiştir. Ilıman ve sıcak denizlerin kıyı sularında bol rastlanırlar. Boyları 17 cm ile 17 metre arasında değişen türleri vardır. Çoğu 50–60 cm arasındadır. Türkiye'de Akdeniz kıyılarında avlanırlar. Yırtıcı hayvanlardır. Balık, karides, yengeç ve diğer yumuşakçalarla beslenirler. Bazen balık sürülerine dalar veya ufak mürekkepbalığı kolonilerini takip edip karınlarını doyururlar. Mürekkepbalığı, avına arkasından yaklaşıp omuriliğini ısırarak kopartır ve felç etmek suretiyle öldürür. Bazen her avdan sadece bir ısırık alıp dinlenmeye çekilir. Vantuzlu dokunaçlarıyla avlarını yakalar, kollarıyla da ağza götürürler.

Kafadan bacaklılar (Cephalopoda), çok hücreli omurgasız hayvanların yumuşakçalar (Mollusca) şubesinin en gelişmiş sınıfı. Başları büyük olup gözleri ve sinir sistemleri iyi gelişmiştir. Başlarının ön kısmından çekmenli veya çengelli kollar uzanır. Bunlarla avlarını yakalar ve sürünebilirler.

Yumuşakçalar, ilkin ağızlılar (Protostomia) kladı, Lophotrochozoa üst şubesinden bir hayvan şubesidir. Ahtapot, kalamar gibi kafadan ayaklılar, salyangoz ve sümüklü böcek gibi karından ayaklılar, midyeler ve kitonlar bu şubedendir. Çizgili kas ilk defa bu sınıfta ortaya çımıştır. Yaklaşık 85,000 yaşayan türü bulunur.

Denizanası veya medüz, Scyphozoa ve Cubozoa sınıflarında bulunan, serbestçe yüzen ve beyni, kalbi ve testisleri bulunmayan bir deniz canlısıdır.

Balina yaşamını tamamen suda sürdüren ve yaygın olarak dünya okyanuslarında bulunan farklı çok sayıda türden oluşan plasentalı deniz memelileridir. Cetacea infra takımı içinde genellikle yunusları ve musurları hariç tutarak oluşturulmuş formel olmayan bir gruplamada yer alırlar. Balinalar, yunuslar ve musurlar çift toynaklılarla birlikte Cetartiodactyla takımında yer alırlar. En yakın akrabaları olan su aygırlarından 55 milyon yıl kadar önce ayrılmışlardır. Balinaların iki parvo takımı dişsiz balinalar (Mysticeti) ve dişli balinalar (Odontoceti) birbirlerinden yaklaşık 34 milyon yıl kadar önce ayrılmışlardır. Yaşayan ve balina olarak kabul edilen familyalar şunlardır: Balaenopteridae, Balaenidae, Cetotheriidae, Eschrichtiidae, Monodontidae, Physeteridae, Kogiidae ve Ziphiidae.

Gözün evrimi, taksonlarda geniş ölçekte rastlanan özel bir homolog organ örneği olarak anlamlı bir çalışma konusudur. Gözün görsel pigmentler gibi bazı bileşenleri ortak bir atadan geliyor gibidir. Yani bu pigmentler, hayvanlar farklı dallara ayrılmadan evvel evrimlerini tamamlamıştır. Bununla birlikte görüntü oluşturma yeteneğine sahip, karmaşık gözler, aynı proteinler ve genetik malzeme kullanılarak birbirinden bağımsız olarak 50 ila 100 kere evrimleşmiştir.

Tüm kafadan bacaklılar, kafalarından uzanan ve gagalarını çevreleyen esnek uzuvlara sahiptir. Kassal hidrostat olarak işlev gören bu uzantılar, kollar, bacaklar veya dokunaçlar olarak adlandırılmıştır.

Kafadan bacaklı mürekkebi, çoğu kafadan bacaklı türünün bir savunma mekanizması olarak suya saldığı koyu bir pigmenttir. Notilus ve cirrina haricinde tüm kafadan bacaklılar, bu mürekkebi salabilirler.

Radula yumuşakçalar tarafından beslenme için kullanılan anatomik bir yapıdır. Bazen memelilerdeki dil ile karşılaştırılır. Çok az derecede dişli, kitinli bir şeritten oluşur. Radula genellikle, yiyecek yemek borusuna girmeden önce yiyeceği kazımak veya kesmek için kullanılır. Radula yumuşakçalara özgüdür ve bivalvia hariç her yumuşakça sınıfında bulunur. Bivalvia ise radula yerine kirpik kullanır. Kirpikler, ağza ufak organizmaları sallanarak getiren ince tellerdir.
Mürekkep kesesi yumuşakçalar şubesinin kafadan bacaklılar sınıfındaki çoğu hayvanda bulunan, kafadan bacaklı mürekkebinin defansif amaçlarla üretildiği anatomik yapıdır. Nokturnal ve derin su Kafadan bacaklıları dışında, ışıklı ortamda yaşayan bütün kafadanbacaklılar mürekkep kesesine sahiptir. Mürekkep kesesi, yırtıcı hayvanların dikkatini dağıtmak amacıyla, koyu renkli mürekkebi salgılamak amacıyla kullanılır.

Kromatoforlar pigment içeren ve ışığı yansıtan hücre veya hücre gruplarıdır. İki yaşamlılar, balıklar, sürüngenlerler, kabuklular ve kafadan bacaklılarda görülür. Memeliler ve kuşlar ise, diğer grupların aksine, renklendirme için melanosit adındaki hücre grubuna sahiptir.

Kafadan bacaklılar, aktif deniz avcıları olarak, su koşullarında kullanım için uzmanlaşmış duyusal organlara sahiptir. Kafadan bacaklı gözü, iris, dairesel lens, vitreus kavitesi, pigment hücreleri ve ışığı, retinadan optik sinirler boyunca beyne giden sinir sinyallerine dönüştüren fotoreseptör hücrelerden oluşan kamera tipi bir gözdür. Geçtiğimiz 140 yıl boyunca, kamera tipi kafadan bacaklı gözü yakınsak evrim örneği olan omurgalı gözüyle karşılaştırılmıştır. Her iki organizmanın da bağımsız olarak kamera göz özelliğini geliştirdiği ve her ikisinin de benzer işlevleri paylaştığı görülmüştür. Bunun gerçekten yakınsak evrim mi, yoksa paralel evrim mi olup olmadığı konusunda düşünce ayrılıkları vardır. Omurgalılardaki kamera tipi gözden farklı olarak, kafadan bacaklı gözü vücut yüzeyinin yayılması sayesinde oluşur ve sonuç olarak korneadan yoksundurlar. Omurgalı gözünün aksine, kafadan bacaklı gözü bir teleskop veya kamera lensi gibi harekete odaklanır. İnsan gözü ise bunu lensin şeklini değiştirerek yapar. Göz, tamamen içsel olan lens gibi, yaklaşık olarak küreseldir.

Ammonoidler veya yaygın adıyla Ammonitler (Ammonoidea), soyu tükenmiş deniz yumuşakçalarından oluşan, kafadan bacaklılar sınıfına bağlı bir altsınıftır. Bu yumuşakçaların günümüzde yaşayan en yakın akrabaları, görüntülerinin benzer olmasına karşın Notilus gibi canlıların dahil olduğu Nautiloid altsınıfındaki türler değil, coleoidea altsınıfındaki türlerdir. Bu yumuşakçalar ilk olarak Devoniyen döneminde ortaya çıkmış, yaşayan son tür ise Kretase-Tersiyer yok oluşuyla beraber yok olmuştur.

Kafadan bacaklı zekâsı, yumuşakçalar sınıfındaki kafadan bacaklıların bilişsel yeteneklerinin ölçüsüdür.
13. yüzyıldan beri kafadan bacaklıların insanlara saldırdığı çeşitli vakalar rapor edilmektedir. Cephalopoda sınıfın üyeleri olarak kafadan bacaklılara tüm ahtapot, kalamar, mürekkep balığı ve notilus türleri örnek verilebilir. Grubun bazı üyeleri insanlarda yaralanmaya ve hatta ölüme neden olabilir.

Kafadan bacaklıların boyutu büyük ölçüde değişkenlik göstermektedir. En küçük kafadan bacaklının erişkinkenki boyu 1 santimetre, ağırlığı ise 1 gramdan azdır. En büyük kalamar olduğu düşünülen dev kalamar veya Mesonychoteuthis hamiltoni'nin uzunluğu ise 10 metreye ve ağırlığı yarım tona ulaşabilmektedir. Bu istatikler kalamarı yaşayan en büyük omurgasız yapmaktadır. Yumurtadan yeni çıkmış bir kafadan bacaklının ağırlığı erişkin haline gelene kadar 3 milyar kat artar. Bazı kafadan bacaklı türlerinin, olağanüstü büyüklükteki vücut parçalarına sahip oldukları da not edilmiştir. Örnek vermek gerekirse dev kalamar ve Mesonychoteuthis hamiltoni yaşayan hayvanlar arasındaki en büyük gözlere sahiptir.