İçeriğe atla

Fotoğrafçılık

Fotoğrafçılık, Kullanılacak düzene göre farklı sistemleri içermekle beraber, görüntü sensörü (fotoğraf makinesi, video kamera vs), film, karanlık oda, lens ve ışık kullanarak, gözle görebildiğimiz cisim ve şekilleri, film ya da dijital ortam üzerine kaydederek görüntü oluşturma işidir. İşlevsel uygulamaları nedeniyle bir zanaat olduğu gibi, estetik yönüyle bir sanat olarak kabul edilir.

Fotoğrafçılık ile uğraşan kişi Fotoğrafçı olarak tabir edilir. Alanlarında uzmanlaşmış fotoğrafçılar ise, ilgilendiği ve/veya meslek olarak icra ettiği fotoğraf türüne göre bir veya daha fazla unvan alabilir. (Ör; foto muhabiri, fotoğraf sanatçısı, belgesel fotoğrafçısı...vs)

Bilim, imalat (örneğin fotolitografi) ve iş dünyasının birçok alanında, ayrıca gazetecilik, sanat, sinematografi, videografi ve video üretimi, eğlence amaçlı, hobi ve kitle iletişimi için kullanılmaktadır.

Tipik olarak, nesnelerden yansıyan veya yayılan ışığı, zamanlanmış bir pozlandırma sırasında bir kameranın içindeki ışığa duyarlı yüzey üzerinde gerçek bir görüntüye odaklamak için lens kullanılır. Elektronik görüntü sensörü ile bu, her pikselde elektronik olarak işlenen ve sonraki görüntüleme veya işleme için dijital bir görüntü dosyasında saklanan bir elektrik yükü üretir. Fotoğrafik emülsiyonla elde edilen sonuç, görünmez bir gizli görüntüdür. Bu, daha sonra, fotoğrafik malzemenin amacına ve işleme yöntemine bağlı olarak, negatif ya da pozitiv, görünür bir görüntüye kimyasal olarak "geliştirilir". Film üzerindeki negatif bir görüntü, bir agrandisör kullanarak veya kontakt baskı ile kağıt tabanı üzerinde fotoğrafik olarak pozitif bir görüntü oluşturmak için kullanılır.

Etimoloji

Bildiğimiz kadarıyla Mart 14 1839'da Sir John Herschel Royal Society of London'da bir dersinde fotoğrafçılık (photography) kelimesini dünyaya tanıtmıştır. Ancak aynı senenin 25 Şubat'ında Vossische Zeitung adında bir gazetede Johann Heinrich von Mädler bu kelimeyi kullanmıştır. Fotoğrafçılık (photography)kelimesi Yunancadan gelmektedir; φωτός (phōtos).

Tarihçe

Earliest known surviving heliographic engraving, 1825, printed from a metal plate made by Joseph Nicéphore Niepce with his "heliographic process".[1] The plate was exposed under an ordinary engraving and copied it by photographic means. This was a step towards the first permanent photograph from nature taken with a camera obscura, in 1826.

Fotoğrafçılık birkaç teknik buluşun bir araya gelmesi sonucu oluşmuştur. İlk fotoğraflar yapılmadan uzun zaman önce Çinli filozof Mo Di ve Yunan matematikçiler Aristoteles ve Öklid M.Ö. 5. ve 4. yüzyıllarda bir iğne deliği kamerasından bahsetmişlerdir. MS 2. yüzyılda Bizanslı matematikçi Anthemius deneylerinde bir tür karanlık oda kullanmıştır. Ünlü optik bilimci İbn-i Heysem'in (965-1040) karanlık odalar ve iğne deliği kamerası hakkında araştırmaları vardır. Albertus Magnus (1193-1280) gümüş nitratı (AgNO3) keşfetti ve Georges Fabricius (1516-1571) gümüş klorürü (AgCl) keşfetti. Wilhelm Homberg 1694 yılında bazı kimyasalları ışığın nasıl kararttığını (fotokimyasal etki) açıklamıştır. Fransız yazar Tiphaigne de la Roche'nin 1760 senesinde yayınlanan Giphantie adlı romanında fotoğrafçılığın ne anlama geldiği hakkında önemli yorumlar yapmıştır.

19. yüzyılın ilk on senesinde icat edilen fotoğrafın (kamera yolu ile) resim ve heykel gibi geleneksel sanatlardan daha fazla bilgi ve ayrıntı yakaladığı görülmüştür. 1820 senesinde kimyasal fotoğrafçılığın keşfedilmesi modern fotoğrafçılığın önemli dönüm noktalarında biri olmuştur. İlk kalıcı iz bırakan fotoğraf (photoetching) Fransız mucit Nicéphore Niepce tarafından 1822 senesinde üretilmiştir. Ancak Niepce fotoğrafı çoğaltmak isterken tahrip etmiştir. 1825 senesinde ise Niepce yeniden başarılı olmuştur. İlk kalıcı doğa fotoğrafını karanlık oda ile 1826 senesinde yapmıştır. Ancak fotoğraları çok uzun sürede (8 saat) çekim yapabildiği için yeni sistemler üzerinde çalışmıştır. Louis Daguerre ile birlikte, 1816'da Johann Heinrich Schultz tarafından keşfedilen gümüş ve kireç karışımlarının ışığa maruz kaldığında kararmasının sonucu olarak gümüş bileşimlerle çalışmışlardır. Niépce 1833 yılında öldü, fakat Daguerre çalışmalarına devam etti. Daguerre, 1838'de, Paris sokaklarının dagerotipni çekerken bir yaya ayakkabısını boyatıyordu (pozlamada görülebilecek kadar uzun bir süre-birkaç dakika) ve bu fotoğraf dünyanın ilk insan fotoğrafı olarak kabul edilmiştir. En sonunda Fransa 1839 yılında Daguerre'in buluşunu tüm dünyaya Fransa'nın hediyesi olarak tanıtma sözü karşılığında (ki bunu gerçekleştirmiştir) Daguerre'e emekli aylığı ödemeyi kabul etmiştir.

Bu arada, Hercules Floransa ve İngiliz mucit William Fox Talbot zaten 1832 yılında Brazilya'da Photographie olarak adlandırdığı çok benzer bir işlemle daha önceden gümüş işleme resmi düzeltebilmişlerdir ancak bunu gizli tutmuşlardır. Talbot, Louis Daguerre'nin icadını duyduktan sonra insanların kolayca portre fotoğraflar çektirebilmeleri için kendi işlemini saflaştırmıştır.

1840'ta Talbot negatif görüntüler oluşturan kalotip işlemini icat etmiştir. Talbot'un 1835 basımlı "Oriel window in Lacock Abbey" adlı fotoğrafı bilinen en eski negatiftir. John Herschel'in birçok yeni yönteme önemli katkıları olmuştur. Herschel cyanotype işlemini icat etmiştir, bugünkü ozalit (mavi baskı). Herschel fotoğrafçılık, pozitif, negatif gibi terimleri kullanan ilk kişidir.

19. yüzyıl boyunca fotoğrafik cam levhalar ve baskı alanında birçok gelişmeler yaşanmıştır. 1884 senesinde Kodak kurucusu George Eastman fotoğrafik levhaların yerini alacak olan filmi icat etmiştir. 1908 senesinde Gabriel Lippmann, Lippmann levhası olarak da bilinen girişim fenomenine dayalı ışığın fotoğrafik olarak yeniden çoğalması metoduyla fizik alanında Nobel Ödülü'nü kazanmıştır.

Türler

  • Astrofotoğrafçılık
  • Belgesel fotoğrafçılığı
  • Foto muhabirliği
  • Gezi ve sokak fotoğrafçılığı
  • Hava fotoğrafçılığı
  • Hayvan ve vahşi yaşam fotoğrafçılığı
  • Konser fotoğrafçılığı
  • Makro fotoğrafçılık
  • Manzara fotoğrafçılığı
  • Mimari fotoğrafçılık
  • Moda fotoğrafçılığı
  • Natürmort(still life) fotoğrafçılığı
  • Parti, düğün ve özel organizasyon fotoğrafçılığı
  • Portre fotoğrafçılığı
  • Sanat fotoğrafçılığı
  • Soyut fotoğrafçılık
  • Spor fotoğrafçılığı
  • Stok fotoğrafçılığı
  • Sualtı fotoğrafçılığı
  • Ürün fotoğrafçılığı
  • Yemek fotoğrafçılığı
  • Yeni doğan fotoğrafçılığı

Terimler

Siyah-Beyaz

Tüm fotoğraflar aslında monokromdu yani siyah-beyazdı. Renkli film kullanılabilir hale getirildiği zaman dahi siyah-beyaz filmler hem düşük maliyeti hem de fotoğraflar "klasik" görünüm verdiği için uzun seneler renkli filmlere karşı baskınlığını korumuştur. Şunu da belirtmek lazım ki tüm siyah beyaz resimler sadece siyah ve beyaz değildir,işlemelere bağlı olarak başka renkler de barındırırlar. Bazı tam renkli dijital fotoğraflar çeşitli teknikler kullanıp işleyerek siyah-beyaz hale getirilebilir. Hatta bazı üretici firmalar sadece monokrom fotoğraf çekebilen dijital makineler üretmiştir.

Renkli

James Clerk Maxwell tarafından 1855 yılında ortaya atılan üç renkli yöntemle yapılan ilk renkli fotoğraf, Thomas Sutton tarafından 1861 yılında çekildiği. Fotoğrafta ekoseli kumaş iplikleri bulunmaktadır.

Renkli Fotoğraf 19. yüzyılın ortalarından itibaren icat edilmiş ve geliştirilmiştir. Renkli fotoğraflar üzerinde yapılan ilk deneyler son derece uzun pozlamalar gerektirmiş (saatler hatta bazen günler) ve beyaz ışığa maruz kalan renkli fotoğraflar kısa sürede solmuştur.

İlk kalıcı renkli fotoğraf, fizikçi James Clerk Maxwell'in üç renk ayrımı ilkesine dayanarak 1861 senesinde çekilmiştir. Kağıda renkli baskı, 1860'ların sonlarında Louis Arthur Ducos du Hauron tarafından öncülük edilen eksiltici bir renk üretimi yöntemi olan çıkarmalı renklerde yapılan üç görüntünün karbon baskılarının üst üste bindirilmesiyle üretilebilir. Rus fotoğrafçı Sergey Prokudin-Gorski, bu renk ayırma tekniğini kapsamlı bir şekilde kullandı. İlk ticari olarak başarılı renk işlemi olan otokrom, 1907'de Auguste ve Louis Lumière kardeşler tarafından tanıtıldı.

Dijital Fotoğrafçılık

İlk dijital fotoğraf makinesi 1975 yılında Kodak'ta mühendis olarak çalışan Steven Sasson ve bir grup teknisyen tarafından yapıldı.Kitlesel pazara sunulan ilk renkli dijital fotoğraf makinesi ise 1994 yılında Apple tarafından ABD'de piyasaya sürüldü.

Tam-spektrometre, ultraviyole ve infrared

İşlev

Kamera görüntüyü oluşturan cihazdır ve fotoğraf filmi ya da elektronik sensör algılayıcı ortamdır. Fotoğrafçılar kamerayı ve lensi kontrol ederek, ışık kaydeden maddeye (mesela film) gerekli ışığı pozlayarak "gizli resim" (filmde) veya "raw" (dijital makinelerde) dosyalarının bazı işlemler sonucu oluşmasını sağlarlar. Dijital kameralar ışığa duyarlı elektronik görüntü sensörü kullanır.

The Nikon D1, The Nikon D1, film kameralarla foto muhabirliği ve spor fotoğrafçılığı alanlarında gerçekten rekabet edebilen ilk DSLR kameradır.
Kontrol Ayarları Açıklamalar
Fokus (lens)Görülen bir nesnenin pozisyonu veya daha net bir görüntü üretmek için gerekli bir optik cihaz ayar the adjustment :[2]
DiyaframDiyafram olarak kullandığımız terimin İngilizcede iki farklı şekilde kullanılıyor olması biraz kafa karıştırıcıdır. ‘Diaphragm’ ile anlatılan geçen ışık miktarını ayarlayan yapraklı mekanizma iken bizim burada kullandığımız diyafram ‘Aperture’ terimine karşılık gelir ve ‘Açıklık’ kelimesi ile ifade edilebilir. Açıklığın çapını, dolayısıyla da geçen ışığın miktarını belirleyen bu yaprakların hareketidir.[3]
Enstantane Fotoğraf makinesinde, ışıklama süresini belirlemek için kullanılan Işık Düzeneği; Obtüratörün açılması ile kapanması arasında geçen zaman; yani, ışığa duyarlı alanın ışık aldığı süre
Beyaz Ayarı Beyaz bir nesneye renkli ışık tuttuğunuzda, nesne o ışığın renk tonlarında görünür. Farklı ışık kaynakları farklı renk sıcaklıklığına sahiptir ve bu da sahnenin renkleri üzerinden doğrudan etkiye sahiptir. Güneş ışığı, gölgeden, gölge de evimizdeki lambalardan farklı renk sıcaklığına sahiptir. Beynimiz ortamdaki ışık kaynağına göre irisimizi kullanarak pozlamayı yaptığı gibi, normal bir şekilde görebilmemiz için ışığın rengini de yorumlar. Dijital fotoğraf makinesinin beyaz dengesi özelliği de ışık sıcaklığındaki bu farkları ayırt edecek şekilde tasarlanmış ve filmli dönemde kullanılan film ve filtrelerin yerine geçmiştir.
ISOISO dijital fotoğraf makinelerimizde yer alan sensörlerin, ışığa olan duyarlılık derecesine verilen isimdir. Diğer bir şekilde tanımlarsak eğer, International Standards of Organisations (ISO) yani Uluslararası Standartlık Örgütü'ne verilen isimdir. Analog makinelerin olduğu zamanda ise bu adlandırma ASA, American Standarts Association (ASA) yani Amerikan Standartlar Enstitüsü olarak yer almaktadır. ASA ve ISO kısaca ışığa karşı duyarlılık derecesi denilebilir.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ "The First Photograph — Heliography". 6 Ekim 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Eylül 2009. from Helmut Gernsheim's article, "The 150th Anniversary of Photography," in History of Photography, Vol. I, No. 1, January 1977: ...In 1822, Niépce coated a glass plate... The sunlight passing through... This first permanent example... was destroyed... some years later. 
  2. ^ "Arşivlenmiş kopya". 4 Eylül 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Ağustos 2012. 
  3. ^ "Arşivlenmiş kopya". 29 Ağustos 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Ağustos 2012. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Fotoğraf</span>

Fotoğraf, “ışık “, “aydınlık“ ve Yunanca: γράφειν (grafein), “çizmek“, “kazımak“, “resim yapmak“, "yazmak" kelimeleri birleştirilerek türetilmiş bir isimdir. Kelime anlamı, ışık yardımı ile iz bırakmaktır. Osmanlı döneminde fotoğraftan bahsedilirken ilk olarak "ateş yazması" şeklinde bir tanımla adlandırıldığı belirtilmektedir. Halk dilinde fotoğraf anlamında kılık sözcüğü tespit edilmiştir. Fotoğraf anlamında yaygın bir kullanımı bulunmamakla birlikte yaçın sözcüğü de mevcuttur. Fotoğraf, cisimlerden yansıyan elektromanyetik radyasyonun toplanıp odaklanmasıyla oluşturulur. En yaygın rastlanan fotoğraflar insan gözünün görebileceği kalıcı görüntüler meydana getiren dalga boylarıyla olan fotoğraflardır.

<span class="mw-page-title-main">Film (fotoğrafçılık)</span> Analog kameralar tarafından kullanılan film

Film, fotoğrafçılık, sinema, röntgen ve radyografide görüntüyü tespit etmeye yarayan yarı saydam plastik şerit. Esasını bir plastik şerit üzerine emülsiyon halinde sürülüp kurutulmuş ince, ışığa duyarlı bir tabaka teşkil eder.

<span class="mw-page-title-main">Piksel</span> dijital göstergelerde görüntünün elde edilmesini sağlayan ve kontrol edilebilen en küçük birim

Piksel, dijital göstergelerde görüntünün elde edilmesini sağlayan ve kontrol edilebilen en küçük birimdir. Pikselin Türkçesi "gözek" olarak adlandırılmaktadır. Benek ise İngilizcede spot ile aynı anlama gelerek ana bir renk içerisindeki farklı renkteki küçük taneciklere verilen addır. Renkli görüntü sistemlerinde, bir rengi oluşturmak için üç veya dört renk kullanılır. Bu renkler kırmızı, yeşil ve mavi veya cyan, fuşya (galibarda), sarı ve siyahtır.

JPEG, Joint Photographic Experts Group tarafından standartlaştırılmış bir sayısal görüntü kodlama biçimidir. Bu biçim, 1994 yılında ISO 10918-1 adıyla standartlaşmıştır.

Sinematografi veya görüntü yönetimi, sinema filmi için görüntü kaydederken ışıklandırma ve kamera tercihleri yapma disiplinidir. Birçok açıdan fotoğraf sanatıyla yakından ilgilidir; fakat kamera ve görüntü elemanlarının hareket hâlinde olduğu durumlarda birtakım ek özellikler de gösterir. Elektronik görüntü sensörüyle görüntü yakalamak, görüntüdeki her piksel için elektronik olarak işlenen ve sonraki işleme veya görüntüleme için bir video dosyasında saklanan bir elektrik yükü üretir. Fotoğraf emülsiyonu ile yakalanan görüntüler, film stoğu üzerinde kimyasal olarak "geliştirilen" bir görünür görüntüye dönüşen bir dizi görünmez/gizli görüntüyle sonuçlanır.

<span class="mw-page-title-main">RGB renk modeli</span> Bir eklemeli renk modeli

RGB renk modeli bir eklemeli renk modelidir ki burada kırmızı, yeşil ve mavi ışık geniş renk yelpazesi üretmek için çeşitli şekillerde birbirine eklenir. Modelin adı, üç ek ana rengin baş harflerinden gelir.

<span class="mw-page-title-main">Fotoğraf makinesi</span>

Fotoğraf makinesi ışık ile resim çizmeye yarayan alettir.

<span class="mw-page-title-main">Sergey Prokudin-Gorski</span> Rus fotoğrafçı ve kimyager (1863-1944)

Sergey Prokudin-Gorski, fotoğrafçılık tarihinin en önemli isimlerinden biridir. Rusya'da Murom'da doğan Produkin-Gorski kimya eğitimi almıştır. Ünlü bilim insanlarıyla Sankt-Peterburg, Berlin ve Paris'te çalışarak, renkli fotoğrafların ilk tekniklerini geliştirmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Görüntü</span> görme duyusu ile ilgili olan; görüntü ve gözle izlenebilen her şeyin taşıdığı özellik

Görüntü veya imge, bir şeyin görsel temsilidir. Bir görüntü; çizim, resim ve fotoğraf gibi iki boyutlu (2B) bir sunum ya da oyma ve heykel gibi üç boyutlu (3B) bir nesne olabilir. Bir görüntü; bir yüzeye yansıtma, elektronik sinyallerin etkinleştirilmesi veya dijital ekranlar dahil olmak üzere diğer ortamlar aracılığıyla görüntülenebilir. İki boyutlu görüntüler hareketsiz veya hareketli olabilir. Durağan görüntüler, baskı veya fotokopi gibi mekanik yollarla çoğaltılabilir. Bazı durumlarda, üç boyutlu görüntüler de canlandırılabilir.

<span class="mw-page-title-main">Dijital fotoğrafçılık</span>

Sayısal Fotoğrafçılık, nesnelerin görüntülerini oluşturmak için sayısal teknolojinin kullanıldığı bir fotoğrafçılık tarzıdır. Sayısal teknolojinin gelişimine kadar fotoğrafçılıkta görüntülerin karta basılması için kimyasal işlemlere ihtiyaç duyulan fotoğraf filmi kullanılmaktaydı. Aksine, sayısal görüntü kimyasal işleme gerek olmaksızın tamamen sayısal teknoloji ve bilgisayar kullanılarak görüntülenebilir, basılabilir, işlenebilir, taşınabilir ya da arşivlenebilir.

<span class="mw-page-title-main">Fotoğrafçı</span> fotoğraf çeken kimse

Bir fotoğrafçı, bir kamera ile fotoğraf çekimi konusunda yetenekli birisidir. Bir amatör fotoğrafçı kendi kullanımı için fotoğraf çekerken, bir profesyonel fotoğrafçı bir iş olarak fotoğraf çeker. Birçok insan evliliklerini, patilerini ya da diğer özel organizasyonları için fotoğrafçı kiralar. Fotoğrafçılar pek çok alanda çalışır.

<span class="mw-page-title-main">Louis Daguerre</span>

Louis Daguerre, Fransız sanatçı ve kimyagerdir. Dagerreyotipi adlı, gümüş ve bakır karışımı bir plaka üzerine cıva buharı yardımıyla aktarılan fotoğrafik görüntü elde etme yöntemini bulmuştur. Bu konudaki keşifleri; gümüş iyodürün ışığa karşı olan duyarlılığı, cıva buharı ile görüntüyü netleştirebilme, tuz ve su ile görüntüyü sabitleyebilmektir. Bu üçü bir sentez doğrultusunda Daguerreotype'ı oluşturdu. Bu teknik sayesinde pozlama süresi yarım saate inmişti. Ayrıca görüntü netliği açısından hayranlık uyandıracak ölçüde bir görüntü kalitesi vardı ve fotoğraf çoğaltılabiliyordu. Fransız hükûmetinin aynı yıl içerisinde Daguerreotype'ın tüm dünyada ücretsiz olarak kullanılabileceğini açıklaması ise fotoğrafçılığın bir meslek ve sanat dalı olarak yayılmasını sağladı. 1839 yılı fotoğrafçılığın resmi doğum yılı olarak kabul edildi.

<span class="mw-page-title-main">Gabriel Lippmann</span> Fransız-Lüksemburglu fizikçi ve mucit

Jonas Ferdinand Gabriel Lippmann, Fransız-Lüksemburglu fizikçi ve mucit. Nobel fizik ödülünü aldığı konu fotoğrafik olaylarda renklerin karışmasını engelleyen bir yöntem buldu.

<span class="mw-page-title-main">Renk sapması</span>

Renk sapması, renk sapıncı, renkser sapınç, kromatik sapma veya kromatik aberasyon, optikte bir lensin tüm renkleri aynı uyumda odaklayamamasından kaynaklanan bir sorundur. Bunun nedeni lenslerin değişik dalga boyları ve değişik ışıklar için değişik sapma endekslerinin olmasıdır. Sapma endeksi dalga boyu arttıkça azalır. Bu sorun en çok kırılmalı teleskoplarda görülür ve çözümleri vardır ancak giderirken çıkan maliyet, kırılmalı teleskop yapımındaki en büyük problemlerdendir.

<span class="mw-page-title-main">Kamera</span>

Kamera görsel bir görüntü yakalayan optik bir araçtır. Temel düzeyde, kameralar kapalı kutulardır.

<span class="mw-page-title-main">Fotoğraf stüdyosu</span>

Bir fotoğraf stüdyosu fotoğraf çekmek, geliştirmek, basmak ve kopyalamak için kullanılan bir çalışma alanıdır. Fotoğraf eğitimi ve bitmiş fotoğrafların gösterilmesi bir fotoğraf stüdyosunda da yapılabilir. Stüdyoda bir foto laboratuvar, depolama alanı, fotoğrafların çekildiği yere uygun bir stüdyo, bir salon ve diğer ilgili işler için yer olabilir.

Hava fotoğrafçılığı bir uçaktan veya uçan bir nesneden fotoğraf çekilmesidir. Hava fotoğrafçılığı için platformlar arasında sabit kanatlı uçaklar, hava taşıtı, helikopterler, insansız hava araçları, balonlar, keşif balonu ve zeplinler, roketler, güvercinler, uçurtmalar, paraşütler, bağımsız teleskoplar ve araca monteli direkler bulunur. Takılı kameralar uzaktan veya otomatik olarak tetiklenebilir; elde tutulan fotoğraflar bir fotoğrafçı tarafından çekilebilir.

<span class="mw-page-title-main">Analog fotoğrafçılık</span>

Film Fotoğrafçılığı olarak da adlandırılan analog fotoğrafçılık, aslında fotoğrafçılık olarak biliniyordu. Dijital fotoğrafçılığın yükselişinden sonra insanlar dijital olmayan sensörlerle yapılan fotoğraflara analog veya film fotoğrafçılığı olarak atıfta bulunmaya başladılar. Analog fotoğrafçılık, ışığın hassas gümüş parçacıkları tarafından yakalandığı fiziksel, elektronik olmayan bir kayıt ortamı kullanır ve kimyasal olarak işlendiğinde görüntü kalıcı olur. Bu yöntem, elektronik sensörlere dayanan daha yeni Dijital Fotoğrafçılık öncesinde geleneksel olarak bir asırdan fazla bir süredir kullanılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Astrofotoğrafçılık</span>

Astrofotoğrafçılık, astronomik cisimlerin, gök olaylarının ve gece gökyüzü alanlarının fotoğraflanmasıdır.

<span class="mw-page-title-main">Henry Fox Talbot</span>

William Henry Fox Talbot FRS FRSE FRAS d. 1800 – ö. 17 Eylül 1877), 19. ve 20. yüzyılın sonlarındaki fotoğrafik yöntemlerin habercisi olan tuzlu kağıt ve kalotip işlemlerini icat eden mucit ve fotoğrafçılığın öncüsü olan İngiliz bilim insanı.