İçeriğe atla

Fonemik farkındalık

Fonemik farkındalık, dinleyicilerin anlam birimlerini (morfemler) ayırt etmeye yardımcı olan en küçük zihinsel ses birimleri olan fonemleri duyabildiği, tanımlayabildiği ve manipüle edebildiği fonolojik farkındalığın bir parçasıdır. ''Kedi" kelimesini /k/, /e/, /d/ ve /i/ olmak üzere üç farklı foneme ayırmak fonemik farkındalık gerektirir. Ulusal Okuma Paneli, fonemik farkındalığın çocukların kelime okumasını ve okuduğunu anlamasını geliştirdiğini ve çocukların hecelemeyi öğrenmesine yardımcı olduğunu bulmuştur.[1] Fonemik farkındalık, fonetik öğrenmenin temelidir.[2]

Fonemik farkındalık ve fonolojik farkındalık birbirine bağlı olduğu için sıklıkla karıştırılmaktadır. Fonemik farkındalık, bireysel fonemleri duyma ve manipüle etme yeteneğidir. Sesbilgisel farkındalık bu beceriyi içerir ama aynı zamanda onset, rimes ve heceler gibi daha büyük ses birimlerini duyma ve manipüle etme becerisini de içermektedir.

Okuma gelişimi üzerindeki etkisi

Vickie Snider tarafından yapılan araştırmalar, fonemik farkındalığın öğrencilerin yaşları ilerledikçe okuma becerileriyle doğrudan ilişkili olduğunu göstermiştir. Fonemik farkındalık, öğrencilerin konuştukları dilin kurallarını anlamaları için bir temel oluşturur. Bu da her öğrencinin bu becerileri uygulamasına ve sözlü okuma akıcılığını ve metni anlamasını artırmasına olanak tanır.[3] Kendi dilleri dışında (öğrencilerin bilmedikleri bir dilde) okumayı öğrenmeleri için de fonemik farkındalık kullanılır.[4]

Kaynakça

  1. ^ "Findings and Determinations of the National Reading Panel by Topic Areas". NICHD. 5 Temmuz 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  2. ^ "Critical Issues: The National Reading Panel". Reading Online. 9 Temmuz 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Aralık 2023. 
  3. ^ Snider, Vicki E. (1997). "The Relationship between Phonemic Awareness and Later Reading Achievement". The Journal of Educational Research. 90 (4). JSTOR. ss. 203-211. doi:10.1080/00220671.1997.10544574. JSTOR 27542094. 
  4. ^ Wimmer, Heinz; Landerl, Karin; Linortner, Renate; Hummer, Peter (1 Eylül 1991). "The relationship of phonemic awareness to reading acquisition: More consequence than precondition but still important". Cognition (İngilizce). 40 (3). ss. 219-249. doi:10.1016/0010-0277(91)90026-Z. ISSN 0010-0277. PMID 1786676. 29 Ocak 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Aralık 2023. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Sabancı Üniversitesi</span> İstanbulda kurulu vakıf üniversitesi

Sabancı Üniversitesi, 1999 yılında İstanbul'da kurulmuş bir vakıf üniversitesidir.

İnsan beyninde beş lob bulunur. Bunlar:

  1. Frontal lob—Akıl yürütme, problem çözme, karar verme, plan yapma, davranış ketleme, dikkati yönlendirme, kendini izleme, duyguları kontrol etme, motor beceriler; zarar görmesi durumunda ruh hali, hissiyat değişikliği olabilir.
  2. Parietal lob—Duyuları işleme, şekil ve renkleri algılama, uzaysal algı, görme algısı ve aritmetik yetenekleri kontrol eder.
  3. Oksipital lob—Görsel bilgiyi işleyen lobdur. Ayrıca okuma da bu lob kontrolü altında gerçekleşir. Hafif zarar görmesi halüsinasyonlara sebep olur.
  4. Temporal lob—Ses ve kokunun algılanması, aynı zamanda da yüzler, mekanlar gibi karmaşık uyaranların işlenmesi bu lob tarafından sağlanır. Uzun süreli bellek, işitsel öğrenme, müzik farkındalığı, konuşma ve duyma, kelimeleri yeniden düzenleme ve dili anlama burada kontrol edilir.
  5. Limbik lob—Limbik lob bir dizi karmaşık duygusal tepkide rol oynar. Adrenalin temelli savaş ya da kaç tepkisinin oluşmasında görev aldığı bilinmektedir.

Bellek ya da hafıza, yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücüdür.

<span class="mw-page-title-main">Disleksi</span>

Disleksi, özel öğrenme güçlüğü olarak da bilinen bir çeşit öğrenme bozukluğudur.

Zihin teorisi diğerlerinin bilgi, duygu, inanç, niyet ve zihinsel durumlarını anlama becerisidir. Başlangıçta şempanzelerin zihinsel durumlardan çıkarım yapmaları için kullanılsa da bugün genel olarak insanlar için kullanılmaktadır.

Matta etkisi, sosyolojide "zenginin daha zengin fakirin daha da fakir" olduğu duruma denir. Ekonomik veya sosyal kapital güce sahip olanlar bu kaynaklarla daha fazla güç veya sermaye kazanabilir. Terim sosyolog Robert K. Merton tarafından 1968 yılında ortaya atıldı ve ismini İncil'deki Matta bölümünden aldı:

...o sahip olanlara, dahası verilecek ve bereket sahibi olacaklar; ama hiçbir şeyi olmayanların ise sahip oldukları bile alınacak...

Psikodilbilim veya ruhdilbilim, psikolojik süreçlerle dilsel etkenler arasındaki iletişimi çalışan disiplindir. Bu disiplin başat olarak dilin nasıl işlendiği, zihin ve beyinde nasıl temsillendiği ile ilgilenir; yani, insanların dili edinmesini, kullanmasını, anlamasını ve üretmesini sağlayan psikolojik ve nörobiyolojik faktörlerle...

Kutsal İbranice veya klasik İbranice, İbranicenin arkaik bir formu olup, Akdeniz ile Şeria Nehri arasında kalan Kenan toprakları denen bölgede Semitik Kenan dillerinden biriydi. Ahit İbranicesi MÖ yaklaşık 10. yüzyıldan, İkinci Tapınak döneminin sonu olan MS 70 yılına kadar kullanılmıştır. Ahit İbranicesi en nihayetinde gelişip Mişna İbranicesine dönüştü ve bu dil MS 2. yüzyıla kadar devam etti. Tanah, sessiz harf iskeletinin ve Orta Çağ'da kullanılmaya başlanan sesli harf sisteminin geçirdiği evrelerin belgesel kanıtıdır. Ayrıca, kuzeydeki İsrail Krallığı ile güneydeki Yehuda Krallığı'ndaki lehçe farklılıkları da göze çarpmaktadır.

Dunning-Kruger etkisi, bir görevde düşük yeterliliğe sahip kişilerin yeterliliklerini abarttığı bilişsel bir önyargı varsayımıdır. Varsayım, birçok insanın adaletli dünya kuramlarıyla uyumludur ancak matematiksel çözümleme ve kültürler arası karşılaştırmalar tarafından itirazlarla karşı karşıya kalır.

Fen, teknoloji, mühendislik ve matematik (FeTeMM), bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik sözcüklerinin baş harflerinden oluşan kısaltma. Amerika Birleşik Devletleri'nde STEM olarak adlandırılan bu standart, okul düzeyinde matematik ve fen bilimleri derslerinin bütünleştirilmesi olarak yaygınlaşmış olsa da mühendislik ve teknolojinin sınıf içi ve sınıf dışı etkinlikler ile öğretilmesi olarak da anlaşılmaktadır. Örnek olarak, Amerikalı fen eğitimi standartlarına mühendislik ve mühendisliğin doğasının ve ortak çekirdek matematik müfredatına ise matematiksel modellemenin eklenmesi gösterilebilir. Her ne kadar ABD bağlamında STEM, ekonomik anlamda ilerleme ve liderlik için insangücü ihtiyacını karşılamayı ve güçlendirmeyi hedeflese de toplumsal barış ve eğitimde fırsat eşitliğini sağlamada bir araç olarak da kullanılabileceği savunulmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Azerbaycan'da eğitim</span> Azerbaycanın eğitim sistemi

Azerbaycan'da eğitim, Azerbaycan Cumhuriyeti Bilim ve Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenmektedir.

Sinirdilbilimsel yaklaşım, okullarda ikinci ya da yabancı dillerin (İD/YD) öğretiminde/edinilmesinde kullanılan, hem sözlü hem de yazılı iletişim kurma becerisine öncelik veren pedagojik bir yöntemdir. Kanada'da "Yoğun Fransızca" (YF) olarak da bilinmektedir.

Erasmus+ Programı, Erasmus+ Öğrenci Değişim Programı veya Erasmus+ Projesi, 1987 yılında başlatılan Avrupa Birliği öğrenci değişim programıdır.

Eğitim yönetimi; bir grubun, bir eğitim sistemini yürütmek için yapıları denetlemek, planlamak, strateji oluşturmak ve uygulamak için, insan ve malzeme kaynaklarını birleştirdiği eğitim sisteminin yönetimini ifade etmektedir. Eğitim; bilgi, beceri, değer, inanç, alışkanlık ve tutumların, öğrenme deneyimleriyle bireylere kazandırılması durumudur. Eğitim sistemi; bakanlıklar, sendikalar, yasal kurullar, kurumlar ve okullar gibi eğitim kurumlarındaki profesyonellerden oluşan büyük bir sistemdir. Eğitim sistemi, zenginleştirmek ve geliştirmek için birlikte çalışan siyasi başkanlar, müdürler, öğretim personeli, öğretim dışı personel, idari personel ve diğer eğitim profesyonellerinden oluşur. Eğitim sisteminin tüm seviyelerinde ise yönetim gerekmektedir. Yönetim; bir kurumun planlanması, organize edilmesi, uygulanması, gözden geçirilmesi, değerlendirilmesi ve bütünleştirilmesi konularını içermektedir.

Eleştirel okuma, verilen metni olduğu gibi kabul etmeyen, ancak ileri sürülen iddiaların, destekleyici noktaların ve olası karşı argümanların daha derin incelenmesini içeren bir dil analizi biçimidir. Gelişmiş netlik ve okunabilirlik kapasitesinin yeniden yorumlanması ve yeniden yapılandırılması da okumanın önemli bir parçasıdır. Yazarın muhakemesindeki olası belirsizliklerin ve kusurların belirlenmesi, bunlara kapsamlı bir şekilde değinme becerisine ek olarak, bu süreç için esastır. Eleştirel okuma, akademik yazıya çok benzer şekilde, kanıtsal noktaların karşılık gelen argümanlara bağlanmasını gerektirir.

Artikülatör baskılama, hatırlanacak bir öğe sunulurken konuşarak bellek performansını engelleme sürecidir. Çoğu araştırma, artikülatör baskılamayı bir kişiye kısa bir süre sonra hatırlanması için bir kelime listesi sunulurken, o kişinin alakasız bir şeyi tekrar tekrar yüksek sesle söylemesiyle ifade eder. Kişi alakasız sesi tekrarlarken dört aşama yaşar: konuşmaya niyet, konuşmayı planlama, ses veya kelimeyi telaffuz etme ve işitsel geri bildirim alma.

<span class="mw-page-title-main">Reseptif afazi</span>

Reseptif afazi, duyusal afazi veya arka afazi olarak da bilinen Wernicke afazisi, bireylerin yazılı ve sözlü dili anlamakta zorlandıkları bir afazi türüdür. Wernicke afazisi olan hastalar, tipik konuşma hızında, düzgün bir söz dizilimi olan ve zahmetsiz bir akıcı konuşma gösterirler. Yazma da tıpkı konuşma gibi içerik veya anlamdan yoksun olma eğilimindedir. Çoğu durumda, Wernicke afazisi olan bireylerde motor kusurlar (hemiparezi) oluşmaz. Bu nedenle, çok fazla anlamı olmayan büyük miktarda konuşma üretebilirler. Wernicke afazisi olan kişiler genel olarak konuşmalarındaki hatalarını ve anlamsızlığın farkında değildirler. Genellikle en belirgin dil eksikliklerinin bile farkına varmazlar.

Eğitsel oyunlar, eğitim amacıyla açıkça tasarlanmış veya ikincil ya da ikincil eğitim değeri olan oyunlardır. Bir eğitim ortamında her tür oyun kullanılabilir, ancak eğitici oyunlar, insanların belirli konular hakkında bilgi edinmelerine, kavramları genişletmelerine, gelişimi pekiştirmelerine, tarihi bir olayı veya kültürü anlamalarına veya bir beceriyi öğrenmelerine yardımcı olmak için tasarlanmış oyunlardır. Oyun türleri arasında tahta, kart ve video oyunları bulunmaktadır.

Artırılmış öğrenme, ortamın öğrenene uyum sağladığı isteğe bağlı bir öğrenme tekniğidir. İsteğe bağlı iyileştirme sağlayarak, öğrenciler keşfetmeyi ve öğrenmeyi uyarırken bir konuyu daha iyi anlayabilirler.

<span class="mw-page-title-main">Okumak</span> okuma eylemi

Okuma, harflerin, sembollerin vb. anlamlarını görerek veya dokunarak anlama sürecidir.