İçeriğe atla

Flaman dışavurumculuğu

Flaman dışavurumculuğu, iki savaş arası dönemde Flandre'de etkili olmuş bir sanat akımıdır. James Ensor'un çalışmaları ile Vincent van Gogh'un erken dönem eserlerinde de gözlemlenebileceği üzere isyan ve erotizm yerine kırsal yaşamın sert fırça darbeleri ve toprak tonlarındaki renklerin kullanımıyla anlatılmasını tercih eden Flaman dışavurumculuğu, bu noktada Alman Dışavurumculuğundan ayrılarak alternatif bir çağdaş hareket haline gelmiştir. Fransa'da ortaya çıkan Fovizm ve Kübizm akımlarıyla bağlantılı olarak etnik değerlerin ve halk geleneklerinin İlkelcilik felsefesi çerçevesinden aktarımı söz konusudur. Flman dışavurumculardan Léon Spilliaert daha ziyade Ensor ve sembolizm hareketinden etkilenmişken Rik Wouters ise Fovist sanatçıların canlı renk kullanımından ilham almıştır. Constant Permeke, Gust De Smet ve Frits Van den Berghe; Flaman dışavurumculuğunun en önemli temsilcileri olarak kabul edilir.

Gelişimi

Flaman dışavurumculuğunun ilk ortaya çıkışı, Sint-Martens-Latem'daki sanatçı kampında çalışmalarını sürdüren ressam Albert Servaes öncülüğünde gerçekleşti. Kendisinden önceki dönemde faaliyet göstermiş olan Flaman sanatçılar eserlerinde daha koyu renklerin ve mistik temaların kullanılmasını tercih ederken, 1905 yılından itibaren Servaes'ın sanatında farklılaşma gözlemlenmeye başladı. Onu, benzer dönemlerde Gent'teki sanat akademisinde eğitim görmüş olan Constant Permeke, Gust De Smet ve Frits Van den Berghe izledi. I. Dünya Savaşı öncesi dönemde Emile Claus ve Théo van Rysselberghe'nın İzlenimci yaklaşımını taklit ederek bir dereceye kadar Fovizm ve Kübizm akımlarından ilham aldılar.

Savaşın patlak vermesinin ardından kamptaki sanatçıların çoğu Belçika'yı terk ederken Gustaaf Van de Woestijne ve Léon de Smet gibi isimler Londra'ya yerleşerek burada İzlenimci yaklaşımlarını sürdürdüler. Aynı dönemde İngiltere'nin başka bir noktasında yaşamaya başlayan Constant Permeke ise kendine özgü bir ifade tarzı geliştirerek anıtsal nitelikte eserler vermeye başladı.

Hollanda'ya göç etmiş olan Gustave De Smet ve Frits Van den Berghe ise Hollanda'da yaşayan Alman asıllı Heinrich Campendonk, Fransız asıllı Henri Le Fauconnier ve Hollandalı Jan Sluyters gibi Yeni İzlenimci görüşün temsilcilerinden etkilendiler. Van den Berghe, De Smet ve Jozef Cantré tarafından benimsenerek konstrüktivizm, fütürizm, kübizm gibi ana akımlardan etkilenen Flaman dışavurumculuğu; savaştan sonra Blaricum'daki kısa ömürlü bir sanat kampında devam etti.

Savaş sonrası dönemde yeniden Latem'a dönerek ikinci kuşak okulu kuran sanatçılara Gent dolaylarına yerleşen Permeke, De Smet ve Van den Berghe öncülük etti. Bu dönemde Flaman Dışavurumculuğu Avrupa çapında tanınan bir akım haline gelirken Brüksel bu akımın merkezi olarak kabul edildi. 1930'lu yıllarda Van den Berghe gerçeküstücülük, De Smet de gerçekçilik akımına yöneldi. Dışavurumcu üslubu diğerlerinden daha sonra benimsemiş olan Edgard Tytgat ise hikaye anlatımına yoğunlaşarak özellikle de kadın ve erkek figürlerinde insan bedenine karşı eleştirel bir bakış açısı takındı.

Flaman dışavurumculuğu, "Belçika'nın modern sanata en önemli katkısı" olarak adlandırıldı.

Sanatçılar

  • James Ensor (1860-1949)
  • Hippolyte Daeye (1873-1952)
  • Gustave De Smet (1877-1943)
  • Edgard Tytgat (1879-1957)
  • Prosper de Troyer (1880-1961)
  • Léon Spilliaert (1881-1946)
  • Gustave Van de Woestijne (1881-1947)
  • Léon De Smet (1881-1966)
  • Rik Wouters (1882-1916)
  • Frits Van den Berghe (1883-1939)
  • Albert Servaes (1883-1966)
  • Jean Brusselmans (1884-1953)
  • Constant Permeke (1886-1952)
  • Albert Saverys (1886-1964)
  • Oscar Jespers (1887-1970)
  • Ramah (1887-1947)
  • Floris Jespers (1889-1965)
  • Frans Masereel (1889-1972)
  • Jozef Cantré (1890-1957)

Kaynakça

İlgili Araştırma Makaleleri

18 Haziran, Miladi takvime göre yılın 169. günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 196 gün vardır.

<span class="mw-page-title-main">Vincent van Gogh</span> Hollandalı ressam

Vincent Willem van Gogh, Hollandalı ard izlenimci ressamdır. Batı dünyası sanat tarihinin en tanınmış ve en etkili şahsiyetlerinden biridir. On yıldan biraz fazla bir süre içinde aralarında 860 yağlı boya tablonun da olduğu 2.100 kadar resim ve çizim çalışması üretti ve bunların çoğu yaşamının son iki yılında yapıldı. Bunların arasında manzaralar, natürmortlar, portreler ve otoportreler bulunmaktadır ve modern sanatın temelleri sayılan cüretkâr renkler ile canlı, fevrî ve ifade dolu fırça darbeleriyle ayırt edilirler. 37 yaşında yıllardır süren psikolojik rahatsızlığı ve yoksulluğun ardından trajik bir biçimde kimilerine göre intihar, kimilerine göre bir cinayet sebebiyle silahla yaralandıktan otuz saat sonra hayata veda etti.

<span class="mw-page-title-main">İzlenimcilik</span>

İzlenimcilik veya empresyonizm, ışık, renk ve an kavramını öne çıkartan, doğadaki görünümlerin sürekli değişim içinde olduğundan herhangi bir zamanın herhangi bir anına denk gelen görünümün bir daha aynı şekilde görünemeyeceğini fikrini temel alan sanat akımdır.

Müzik, geçmiş ve şimdiki bilinen her kültür ve dinde zaman ve mekânlar arasında büyük çeşitlilik gösterir. En izole edilmiş kabile grupları da dâhil olmak üzere dünyadaki tüm insanlar bir müzik türüne sahip olduklarından, müziğin, insanların dünyaya yayılmasından önce atalardan oluşan topluluklarda mevcut olduğu sonucuna varılabilir. Sonuç olarak, ilk müzik Afrika'da icat edilmiş ve daha sonra çeşitli çalgılar yapmak için çeşitli materyaller kullanarak insan hayatının temel bir bileşeni hâline gelmiş olabilir.

<span class="mw-page-title-main">Piet Mondrian</span>

Piet Mondrian, Hollandalı ressam Pieter Cornelis “Piet Mondriaan” 1912 sonrası Mondrian.

Édouard Manet, Fransız ressam. 19. yüzyılda modern hayatı konu alan resimler yapmaya başlamış ilk ressamlardandır. Manet, gerçekçilik akımından izlenimciliğe geçişte önemli bir rol oynadı. İlk dönem başyapıtlarından Kırda Öğle Yemeği ve Olympia, kendisinden genç ressamlara esin kaynağı oldu. Daha sonraki yıllarda ise o ressamlar izlenimciliğin en önemli isimleri oldular. Günümüzde, bu iki resim, modern sanatın başlangıcı kabul edilir.

<span class="mw-page-title-main">Alfred Sisley</span>

Alfred Sisley, Empresyonist peysaj ressamıdır, Fransa'da doğdu ve hayatının çoğunu Fransa'da geçirdi ancak İngiliz vatandaşıydı. Manzara resmi yapan Empresyonistler arasında en tutarlısıydı. Nadiren figür tablosu yaptı ve Renoir ve Pissarro 'dan farklı olarak İzlenimciliğin sanatsal ihtiyaçlarını karşıladığını gördü.

<span class="mw-page-title-main">Eugène Boudin</span> Fransız ressam (1824 – 1898)

Eugène Boudin, açık havada resim yapan ilk Fransız manzara ressamlarından biriydi.

<span class="mw-page-title-main">Oostende</span> Batı Flandre iline bağlı kent ve belediye (Flaman Bölgesi, Belçika)

Oostende, Belçika'nın Felemenkçe konuşan topluluğuna dahil Flaman Bölgesi'nde bulunan Batı Flandre ilinde bulunan bir belediye ve bu belediye içinde bulunan bir yerleşim merkezidir. Oostende belediye idari birimi merkezi Oostende kenti ile birlikte Zandvoorde, Vuurtörenwijk, Stene ve Mariakerke yerleşkelerini da ihtiva etmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Henri de Toulouse-Lautrec</span> Fransız ressam (1864 – 1901)

Henri de Toulouse-Lautrec, Fransız ressam.

<span class="mw-page-title-main">Berthe Morisot</span> Fransız ressam (1841 – 1895)

Berthe Marie Pauline Morisot, bir Fransız ressamı ve Paris'te İzlenimcilik (Empresyonizm) akımıyla tanınan ressam çevresinin üyesiydi.

<span class="mw-page-title-main">Gent Güzel Sanatlar Müzesi</span> Gent, Belçikadaki güzel sanatlar müzesi

Gent Güzel Sanatlar Müzesi, Belçika'nın Gent şehrinde bulunan bir güzel sanatlar müzesidir. Müze Citadelpark'ın doğusunda yer almaktadır. Müze binası 1900'lü yıllarda mimar Charles van Rysselberghe tarafından yapılmıştır. Müze 4 yıllık restorasyonun ardından 2007 yılı tekrar açılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Paula Modersohn-Becker</span>

Paula Modersohn-Becker, ülkesinde dışavurumculuk akımının en erken temsilcilerinden biri olan Alman ressam. Dresden kökenli olan Paula Becker resim çalışmalarına başladıktan sonra Bremen'in yakınlarında bulunan Worpswede köyünde doğaya dönüşü savunan ve köy yaşantısının sade değerlerine önem veren bağımsız sanatçılar topluluğuna katıldı. Burada ressam Otto Modersohn ile evlendi. Worpswede ressamlarını yeteri kadar cesur bulmadığından dışarıdan ilham alma yoluna gitti ve birçok kere Paris'te avangartçıları ziyaret etti.

<i>Vincent van Goghun yaptığı portreler</i> Vikimedya liste maddesi

Vincent van Gogh, izlenimcilik akımının yayıldığı zamanlarda yaşamıştır. Fotoğrafın ortaya çıkmasından sonra ressamlar artık fiziksel formları taklit etmek yerine resmettikleri kişiler, mekânlar ve nesnelerin ardındaki duygu ve düşünceleri aktarma yoluna girmişlerdir. İzlenimci ressamlar buna kuvvetli fırça darbeleri kullanarak, bazı renk tonlarını vurgulayarak ve ışıklandırmaya dikkat ederek ulaşmaya çalışmışlardı. Vincent van Gogh, bu ideolojiyi resimlerinde kullandığı özne ve nesnelerle olan ilişkisini ve onlara karşı duyduğu hisleri tasvir edebilmek için kullandı. Van Gogh’un yaptığı portreler, ressamın portresini yaptığı kişilerle olan ilişkilerini ve bu öznelerin iç özelliklerini yansıtmak için renk ve fırça darbelerinin kullanımına odaklanır.

<span class="mw-page-title-main">Realizm (sanat)</span>

Realizm veya Gerçekçilik, 19. yüzyılda ortaya çıkan bir sanat akımıdır. Bu yüzyılda gerçekleşen endüstriyel gelişmeler, toplumsal sınıfların belirginleşmesi, insanları duygular dünyasından gerçekler dünyasına itmiştir. Sanatçılar da bu gelişmelere tepki olarak Realist (gerçekçi) çalışmalar gerçekleştirmeye başladılar. Realizm, konuların idealist bir tarzda ele alındığı Romantizm’e bir tepki olarak başladı. Realistler sıradan veya gerçekçi temaları ortaya koyabilmek için teatral dramadan ve sanatın klasik formlarından uzaklaşma eğiliminde oldular.

<span class="mw-page-title-main">Nabiler</span>

Nabiler, 1888 ile 1900 yılları arasında etkin olmuş, izlenimcilik ve akademik sanattan soyut sanat, sembolizm ve diğer erken dönem modernist hareketlere geçişte önemli bir rol oynamış genç Fransız sanatçılardan oluşan grup. Grubun üyeleri arasında Pierre Bonnard, Maurice Denis, Paul Ranson, Édouard Vuillard, Ker-Xavier Roussel, Félix Vallotton ve Paul Sérusier vardı. Bu sanatçıların pek çoğu 1880'lerin ikinci yarısında Paris'teki Académie Julian'de öğrenciydi. Gruptaki ressamlar Paul Gauguin ve Paul Cézanne'ın eserlerini beğeniyor, resim sanatını yenileme isteğini paylaşıyordu, ancak bireysel tarzları birbirinden oldukça farklıydı. Onlara göre bir sanat eseri doğanın betimlemesi değil, metaforların ve sembollerin sanatçı tarafından oluşturulmuş bir sentezi olmalıydı. 1900'de son sergisini düzenleyen grup üyeleri, bu tarihten sonra kariyerlerine bireysel olarak devam etti.

<span class="mw-page-title-main">Childe Hassam</span> Amerikalı ressam (1859 – 1935)

Frederick Childe Hassam, şehir ve kıyı sahneleriyle tanınan Amerikalı Empresyonist bir ressamdı. Mary Cassatt ve John Henry Twachtman ile birlikte Hassam, İzlenimciliğin Amerikalı koleksiyonculara, bayilere ve müzelere duyurulmasında etkili oldu. Kariyeri boyunca 3,000'den fazla resim, yağ, sulu boya, gravür ve taşbaskı yaptı ve 20. yüzyılın başlarında etkili bir Amerikalı sanatçıydı.

<span class="mw-page-title-main">Hamburger Kunsthalle</span>

Hamburger Kunsthalle, Almanya'nın Hamburg şehrinde bulunan bir sanat müzesidir. Ülkenin en büyük sanat müzelerinden biri olan müze, Hamburg Garı ile iki Alster gölü arasındaki Altstadt bölgesinde bulunan 1869, 1921 (Kuppelsaal) ve 1997'den kalma üç bağlantılı binadan oluşmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Tür sanatı</span>

Tür sanatı, pazarlar, ev ortamları, iç mekanlar, partiler, han manzaraları, iş ve sokak ortamları gibi gündelik hayattan yerlerin veya olayların çeşitli ortamlardaki resimli temsilidir. Bu tür temsiller gerçekçi, hayal ürünü veya sanatçı tarafından romantikleştirilmiş olabilir. "Tür sanatı" teriminin bazı çeşitleri, "tür resmi", "tür baskıları", "tür fotoğrafları" vb. gibi görsel eserin araç veya türünü belirtir.

Constant Permeke ; Belçikalı ressam ve heykeltıraştır. Flaman dışavurumculuğunun kurucularından biri olarak kabul edilen sanatçı; eserlerinde sıklıkla Kuzey Denizi'ne, Flandre manzaralarına, balıkçılara ve çiftçilere yer vermesiyle ünlenmiştir.