İçeriğe atla

Firdevsî-i Rûmî

Firdevsî (d. 1453- muhtemelen Edincik, Bandırma - ölüm yılı bilinmiyor) Osmanlı Devleti'nde yaşamış bir şair ve çok yönlü bir Alevi-Bektaşi tarikatına mensup Türkmen kökenli bir araştırmacı ve tarihçi yazardı. En meşhur eseri Süleymanname'dir, ayrıca Hacı Bektaş Veli'nin hayatı hakkındaki efsaneleri içeren Velayet-nâme-i Hacı Bektâş Velî'nin derleyicisidir. Firdevsî "uzun" lakabıyla (Osmanlıca فردوسی طویل - Firdevsî-i Tavîl ve اوزون فردوسی - Uzun Firdevsî), “İlyas Firdevsî Çelebi” adıyla ve İranlı Firdevsî-i Tûsî’den ayırt etmek için "Firdevsî-i Rumi" ve “Firdevsî-i Horasanî” lakaplarıyla anılırdı. Asıl adı Şerafeddin b. Hızır veya Şerafeddin Musa’dır, mahlas olarak kullandığı Firdevsî-i Rumi ile en iyi bilinir. Çoğu tarih ve edebiyat üzerine olan 40 civarında eser yazmıştır.

Çocukluk ve gençliği

Firdevsî'nin aile hikâyesi Süleyman-name'de yazılıdır. Soyu III. Alaeddin Keykubad dönemine kadar uzanır. Firdevsî'nin babası Hacı Genek Bey'e, İstanbul'un fethinde gösterdiği yararlığın karşılığı olarak Edincik zeamet verilmiştir. Firdevsî'nin çocukluğu Edincik'te geçmiştir. Eğitimi Bursa'da yapmış, genç yaşta dinî rivayetler, felsefe, şiir, tıp gibi pek çok konuya ilgi göstermiştir. Şair Melihî'den edebiyat eğitimi, Abdullah İlahi'den de tasavvuf eğitimi almıştır.

Yazarlığı

Firdevsî çeşitli konular hakkında yazılmış kitapların yazarıdır, bunların sadece bir kısmı günümüze kalmıştır. En meşhur eseri Süleymanname'dir. Ansiklopedik bir eser olan Süleymanname, tarih, şecere, felsefe, geometri, tıp gibi bilimlerin yanı sıra Süleyman'la ilgili öykü ve anekdotları da içermektedir.

Firdevsî 1472'de Fars şairi Firdevsî-i Tûsi'nin Şehnâme'sini Türkçeye çevirdi ve bunu Fatih Sultan Mehmed'e sundu. Sultan, Şehnâme'nin yeterince bilinen bir eser olduğunu söyleyerek şaire Süleyman hakkında bir kitap yazmasını önerdi.

Firdevsî, Fatih Sultan Mehmed, II. Bayezid ve Yavuz Sultan Selim dönemlerinde bu sultanların kendisinden istediği çok sayıda eseri yazmış veya çevirmiştir. Çok boyutlu bir kişi olması sayesinde hemen her konuda eser yazmıştır. Horasan Erenlerinden olup Alevi Türkmen kültürü ile ilgili Dâsitân-ı Ceng-i Âheng-i Efrâsiyâb-ı Türk ve Hacı Bektaş Velâyetnâme'yi derlemiş, Barak Baba Risalesi'ni yorumlamış, böylece osmanlı türkçesinde Bektaşi-Alevi kültürlerini kaynaştırmıştır.

Arapça ve Farsçayı çok iyi bilmesine rağmen eserlerinde Türkçeyi tercih etmiş ve ustaca kullanmıştır. Osmanlı yerine Türk demiş, tarihsel olayları ve insanları millet merkezli (Türkçü) bir çizgide sunmuştur. "Dâsitân-ı Ceng-i Aheng-i Efrâsiyâb-ı Türk”, Türk toplumuna ait bir destan olarak kaleme almıştır. Firdevsî'nin bazı eserleri, adaşı olan İranlı Firdevsî'nin eserlerine tepki şeklinde olmuştur. Nitekim Kutb-nâme, Firdevsî-i Tusî’nin Şehnâme 'sini taklit ederek yazılmıştır.

Firdevsî eserlerini yazarken kullandığı kaynakların doğruluğuna özen göstermiştir. Kendi ifadesi ile "hikâyeleri sahih, makaleleri sarih ve rivayetlerinin melih olduğu" kanaatindedir. Yazılarında da güvenilir kaynaklardan yararlandığını tekrar tekrar belirtir. Bulabidiği bütün kitapları satın almış ve zengin bir kütüphane oluşturmuştur. Uzun seyahatlerinde bu kitapların bir kısmını atlarla taşıtmış, kullandığı kaynakları daha kolay kullanabilmek için saraydan özel kâtipler istihdam edip onları özetletmiştir. Temin edemediği bazı kitaplara ulaşabilmek için kendisini bir kere Niksar'a, bir kere de Hicaz'a memur tayin ettirmiştir.

Firdevsî, Süleyman-nâme'yi Osmanlı İmparatorluğu'nda ve Anadolu'da yazılı kaynakları araştırarak hazırlamıştır. Eserin bitiminde ödül vereceğine vadeden Sultan Mehmed'e ilk 6 cildi sunmuş, ancak bunun ardından eseri yazmaya devam etmiştir. Sultan II. Bayezid de eserin bir kopyasını istemiş ve çalışmasına devam etmesini istemiştir. Süleymanname'nin ilk 82'i cildi Osmanlı Kütüphanesi'ne teslim edilmiştir. Firdevsî hayatının 40 yılını Süleymanname'yi yazmaya ayırmıştır, bu sürenin büyük bir bölümünü Balıkesir'de geçirmiştir.

Tarihî eserleri, İslâmiyet öncesi Türk tarihini işleyen Süleymannâme ve özellikle onun 42. cildini oluşturan Dâsitân-ı Ceng-i Aheng-i Efrâsiyâb-ı Türk, Hacı Bektaş Veli'nin hayatını anlatırken aynı zamanda Selçuklu tarihinin olaylarına da değinen Menâkıb-ı Hünkâr Hacı Bektâş-ı Velî Velâyet-nâme ve Osmanlı tarihinin, özellikle II. Bayezid döneminde Ege Adaları'nın fethinden bahseden Kutb-nâme (diğer adıyla Kıssa nâme-i Midilli)'dir.

Bilinen eserleri

  • Süleymân-nâme-i Kebîr
  • Da’vet-nâme
  • Firâset-nâme
  • Münazâra-i Seyf ü Kalem
  • Pend-nâme-i Eflâtun
  • Silâhşôr-nâme (Müsellah-nâme)
  • Satranç-nâme-i Kebîr
  • Hayât u Memât veya Hayât-nâme
  • Tuhfetü’l-Hâdî, Hakâyık-nâme veya Hadîkatü’l-Hakâyık
  • Hakîkat-nâme
  • Kutb-nâme veya Kıssa-i Cezîre-i Midilli
  • Süleymân-nâme vü Belkıs-nâme
  • Teşhîsü’l-İnsân
  • Vilâyet-nâme
  • Hadîs-i Ahsen
  • Tecnîsât-ı Süleymân veya Tecnîsât
  • Tâli’-i Mevlûd-ı Kebîr
  • Kur’ân-ı Kerîm’den Tefe’üle Dâir Risâle (Hazâ el-Kitâbü Fâlü Kur’ân-ı Azîm)
  • Terceme-i Câmeşûy-nâme
  • Terceme-i Hadîs-i Erbaîn

Konuyla ilgili yayınlar

  • Özyaşamış Şakar, Sezer (2009). Terceme-i Câme-şûy-nâme. İstanbul. 
  • Akbaş, Beyaz Arif (2010). A Special Album of Davetname. Edirne. s. 217. 4 Mart 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. 

Kaynakça

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Bektaşîlik</span> Sufi/tasavvufî tarikat

Bektâşîlik, adını 13. yüzyıl Anadolu'sunun İslâmlaştırılması sürecinde etkin faaliyet gösteren ve Hoca Ahmed Yesevî'nin öğretilerinin Anadolu'daki uygulayıcısı konumunda olan Hacı Bektaş-ı Veli'den alan, daha sonra ise 14. ilâ 15. yüzyıllarda Azerbaycan ve Anadolu'da yaygınlaşan Hurûfilik akımının etkisiyle ibahilik, teslis (üçleme), tenasüh ve hulul anlayışlarının da bünyesine katılmasıyla 16. yüzyılın başlarında Balım Sultan tarafından kurumsallaştırılan, On İki İmam esasına yönelik sufi/tasavvufî tarikat.

<span class="mw-page-title-main">Hacı Bayrâm-ı Velî</span> Türk mutasavvıf ve şair

Hacı Bayrâm-ı Velî, Türk mutasavvıf ve şair. Safevî tarikatı büyüklerinden Hoca Alâ ad-Dîn Ali Erdebilî'nin öğrencilerinden olan Şeyh Hamid-i Veli'nin öğrencisi ve Bayramiyye tarikatının kurucusudur. Türbesi, Ankara'da Hacı Bayram Câmii'nin bitişiğinde bulunmaktadır.

Kalenderîlik ya da Kalender'îyye 10. yüzyılda İran'da, Horasan Melametiliği'nden kaynaklanan bir sufilik akımı olarak ortaya çıkan 12. yüzyılın sonunda Cemaleddin-i Savi adlı Safevi Devletinden bir sufinin gayretiyle teşkilatlanarak Orta Doğu'da ve Orta Asya'da geniş taraftarlar toplayan bir tasavvuf akımıdır. Kalenderîler, mala, mülke ve şöhrete önem vermeyen, toplumdan önemli ölçüde kendilerini tecrid etmiş, kanaat anlayışına sahip bir topluluktu. Kalenderilik, yaşadığı toplumun nizamına karşı çıkararak dünyayı kaale almaya değer görmeyen ve bu düşünce tarzının günlük hayat ve davranışlarıyla da açığa vuran tasavvuf akımıdır. Kalenderîlik söz konusu mistik temelini ve sosyal niteliğini tarihî akış içinde İslâm dünyasının çeşitli yerlerinde ve değişik zamanlarda yeni unsurlarla zenginleştirerek geliştirmiş ve hep muhalif bir çevre olarak süregelmiştir.

İskendernâme, 14. yüzyılda Ahmedî tarafından yazılan mesnevi tarzında manzum bir Türkçe eserdir.

<span class="mw-page-title-main">Firdevsî</span> Samanîler ve Gazneliler dönemleri İran edebiyatının önde gelen Fars şair

Firdevsî, Samanîler ve Gazneliler dönemleri İran edebiyatının önde gelen Fars şairdir.

<i>Şehnâme</i> Firdevsinin eski İran efsaneleri üzerine kurulu manzum destanı

Şehnâme veya Şahnâme, Firdevsî'nin eski İran efsaneleri üzerine kurulu manzum destanıdır. İran edebiyatının en büyük eserlerinden biri olarak kabul edilir. 977 ila 1010 arasında yazılmıştır. 60.000 beyit civarında hacime sahiptir. Tek şair tarafından yazılan en uzun epik şiirlerdendir.

Osmanlılarda tarih yazıcılığı, Osmanlı Beyliği'nin kuruluşundan 100-150 yıl sonra başlamıştır. Osmanlı tarih yazıcılığının geç başlaması, Anadolu’da Osmanlılardan önce tarih yazıcılığının gelişmemesi ile bağlantılıdır.

<span class="mw-page-title-main">Germiyanoğlu Süleyman Şah</span>

Süleyman Şah bin Mehmed, Germiyanoğlu Mehmed Bey'in ölümünden sonra 1368'den önce hükümdar oldu. Çahşadan Mehmed Bey'in büyük oğludur. Lakabı "Şah Çelebi" ve "Alem Şah" tır. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin torunu, Sultan Veled'in kızı Âbide Mutahhara Hatun ile Mutahhara Hatun 18 yaşında iken evlenmiştir. Bir diğer eşi de Mübarezeddin Umur bin Savcı'nın kızıdır. Çocukları Hızır Paşa, İlyas Paşa ve Devletşah Hatun; Mutahhare Hatun'dan doğmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Süleyman Hüsnü Paşa</span>

Süleyman Hüsnü Paşa, Osmanlı müşiri, eğitmen ve yazar. İlk ilmî Türkçülerden biridir. Askerî okullarda okutalan yabancı dilden çevirme tarih kitaplarını algı ürünü olduğu, ayrıca da İslam ve millîlikten uzak olduğunu düşündüğü için Tarih-i Âlem adlı eseri yazdı.

Ahmed-i Dâ'i, 14. yüzyılın ikinci yarısıyla 15. yüzyılın başında yaşamış olan, çok eser vermiş alim bir şairdir.

<span class="mw-page-title-main">Hacı Bektaş-ı Veli</span> Anadolu ermişi

Hacı Bektâş Velî ; mistik, seyyid, mutasavvıf, âlim ve İslam filozofu. Alevi-Bektâşiliğin fikir ve isim öncülerindendir. Kendisinin yolunu takip edenlere Bektâşi adı verilir.

<i>Hüsrev ve Şirin</i>

Hüsrev ve Şirin, İran ve Türk edebiyatlarında mesnevilerde işlenen klasik bir aşk macerası.

Velâyet-nâme-i Hacı Bektâş-ı Velî, Vilâyet-name-i Hacı Bektaş-ı Velî veya Manâkib-ı Hacı Bektâş-ı Velî 15. yüzyılda yazılmış, Hacı Bektaş-ı Veli'nin hayatı hakkında menkıbe türü bir eserdir.

<span class="mw-page-title-main">Kemalpaşazâde</span> Şeyhülislam ve tarihçi

Kemalpaşazâde veya İbn-i Kemal, Osmanlı devleti şeyhülislamı ve tarihçidir.

<span class="mw-page-title-main">Bâtınîlik</span> İslam dininin kutsal kitabı olan Kuranın bâtıni tevillere dayanan ezoterik yorumu

Bâtınîlik ya da Bâtınîyye ; İslamda Kur'an ayetlerinin görünür anlamlarının dışında, daha derinde gerçek anlamları bulunduğu inancı, ayetleri buna göre yorumlayan akıma Bâtınîlik, bu düşünceyi benimseyen kişiye de Bâtınî denir. Şiîlikte bu anlamları ancak Tanrı ile ilişki kurabilen ve Ali'nin soyundan gelen masum On İki İmam'ın bilebileceğine inanılır.

<span class="mw-page-title-main">Osmanlı minyatürü</span> Genellikle Osmanlıda saray kültürünü yansıtan eski Osmanlı resim sanatı

Osmanlı minyatür sanatı Osmanlı saray kültürünü yansıtarak el yazmaları gibi lüks öğeleri süsleyen genelde Padişah ve diğer yüksek mertebelilere sunulmuş bir sanat şeklidir. Minyatür sanatı İslam dünyasında özellikle yer bulmuş bir saray sanatıdır. Yüksek gelişmişliğe ve kapsamlılığa, geç Orta Çağ'da İran, Irak, Orta Asya ve Anadolu'da bulunan Türk ve Pers hanedanlıkları dönemlerinde erişmiştir. Osmanlı miniyatür sanatı, hep birlikte kitap sanatı olarak anılan Hat, Nakş, Tezhip, Ebru ve Cilt gibi birbiriyle ilişkili geleneksel sanatlardan biridir.

<span class="mw-page-title-main">İskendernâme</span> İslami edebiyatlarda Büyük İskender hayatını ve maceralarını konu edinen edebî tür

İskendernâme, İslami edebiyatlarda Büyük İskender hayatını ve maceralarını konu edinen; Kur’an’da geçen Zülkarneyn’in kişiliğinin İskender’in hayatına sindirerek anlatıldığı, destanî-efsanevî tarzda yazılmış kitapların adıdır.