İçeriğe atla

Fermi enerjisi

Kuantum mekaniğinde fermi enerjisi, genelde mutlak sıfır sıcaklığında etkileşimde olmayan fermiyonlardan oluşan bir kuantum sistemi içerisinde, en yüksek ve en düşük seviyede dolu vaziyetteki tek parçacık durumları arasındaki enerji farkını temsil eden bir konsepttir. Bir metalde en düşük dolu durum genelde iletken bandın altı olarak alınırken, bir fermi gazında bu durumun sıfır kinetik enerjisi olduğu kabul edilir.

Fermi enerjisi terimi, bazen farklı ama yakından ilişkili bir konsept olan ‘Fermi düzeyi’ (elektrokimyasal potansiyel) yerine de kullanılmaktadır. Fermi düzeyi ve Fermi enerjisi hakkında, en azından bu makalede de kullanılan küçük kilit farklar vardır;

  • Fermi enerjisi yalnızca mutlak sıfır sıcaklığında tanımlıyken Fermi düzeyi her sıcaklık için tanımlıdır.
  • Fermi düzeyi kinetik ve potansiyel enerjileri içeren toplam bir enerjiyken Fermi enerjisi bir enerji farkıdır (Genelde bir kinetik enerjiye karşılık gelir).
  • Fermi düzeyi (bir elektronun elektrokimyasal potansiyeli), termodinamik denge durumunda, kompleks etkileşen sistemlerde bile tanımlıyken Fermi enerjisi yalnızca etkileşim içerisinde olmayan fermiyonlar (potansiyel enerjinin veya bant eşiğinin statik ve düzgün tanımlı bir değer olduğu durumlar) için tanımlıdır.

Mutlak sıfırdaki bir metal içerisindeki Fermi enerjisi, en yüksek doldurulmuş tek parçacık durumunun enerjisi olduğundan, bir metal içerisindeki Fermi enerjisi, sıfır derecedeyken Fermi düzeyi ve en düşük doldurulmuş tek parçacık durumu arasındaki enerji farkıdır.

Giriş

İçerik

Kuantum mekaniğinde, fermiyonlar olarak bilinen bir grup parçacıklar (elektronlar, protonlar ve nötronlar gibi), Pauli dışarlama ilkesine uyarlar. Bu, iki fermiyonun aynı kuantum durumunu dolduramayacağını ortaya koyar. Etkileşim içerisinde olmayan idealleştirilmiş bir Fermi gazı, durağan tek parçacık durumuna göre analiz edilebileceğinden, bu sayede iki fermiyonun aynı kuantum durumunu dolduramayacağını söyleyebiliriz. Bu durağan durumlar tipik olarak enerjide farklı olacaktırlar. Tüm sistemin temel halini bulmak için, boş bir sistem ile başlayıp birer birer parçaları ekleyerek sıralı bir şekilde en düşük enerjili doldurulmamış durağan durumlar doldurulmalıdır. Bütün parçacıklar içeri konulduğu zaman, Fermi enerjisi en yüksek doldurulmuş durumdur.

Bunun anlamı şudur ki bir Fermi gazın içerisindeki tüm olağan enerjileri bu gazı neredeyse sıfır dereceye kadar soğutarak çıkartmış olsak bile, fermiyonlar yine de yüksek hıza yakın hareket ederler. En hızlı olanlar Fermi enerjisine eşit olan bir kinetik enerjiye karşılık gelen bir hıza sabittirler. Bu, Fermi hızıdır. Elektronlar sadece sıcaklık Fermi sıcaklığını geçtiğinde belli bir şekilde mutlak sıfır hızından hızlı hareket etmeye başlarlar.

Fermi hızı, metallerin katı hal fiziği ve süper iletkenler konularındaki en önemli konseptlerdendir. Bu aynı zamanda tıpkı düşük sıcaklıktaki helyumun (hem normal hem süper sıvı helyum-3) konusunu içeren kuantum sıvılarında da çok önemli bir değer olduğu gibi, aynı zamanda nükleer fizikte ve beyaz cücelerin çekimsel çökmeye karşı nasıl stabil bir şekilde durduğunu anlamada da önemlidir.

İleri içerik

Etkileşim içerisinde olmayan fermiyonların sisteminin Fermi enerjisi, sistemin yalnızca bir parça eklendiğinde temel hali enerjisindeki artışından o parçacığın potansiyel enerjisinin çıkarılmış halidir. Buna aynı zamanda her bir fermiyonun temel haldeki maksimum kinetik enerjisi de denebilir. Sıfır derecedeki iç kimyasal potansiyele aynı zamanda Fermi enerjisi de denebilir.

Tek boyutlu karenin konseptinin örneklemesi

L uzunluklu ve tek boyutlu sonsuz kare, tek boyutlu bir kare kutunun modelidir. Kuantum mekaniğinde standart bir model-sistem olan bu modelde tek bir parçacık için çözümü iyi bilinir. Seviyeler tek bir kuantum numarası n ile gösterilirken enerji seviyeleri bu denklem ile bulunur;

Eo kutunun içerisindeki potansiyel enerjidir. Şimdi ise kutu içinde bir parçacık yerine, dönüşleri 1/2 olan fermiyonlardan oluşan N sayıda parçacıklar olduğunu varsayalım. Bu durumda en fazla iki parçacığın aynı enerjisi vardır. Örneğin her iki parçacık da E1 enerjisine sahip olabilir, diğer bir ikisi de E2 enerjisine (ve bunun gibi). İki parçacığın da aynı enerjiye sahip olabilmelerinin sebebi, kendilerini her bir enerji düzeyi için iki duruma getiren 1/2 dönüş(yukarı) veya -1/2 dönüş (aşağı) dönüşlerine sahip olmalarıdır. Toplam enerjinin en düşük olduğu (temel haldeyken) dizilimde, n=N/2 ye kadar olan tüm enerji seviyeleri doldurulmuş ve diğer daha yüksek enerjili seviyeler de boş durumdadır.

Fermi enerjisi referansı E0 olarak tanımlandığında, Fermi enerjisi:

Elektron sayısı çift rakam olduğunda N, tek olduğunda ise (N-1) kullanılır.

Üç boyutlu durumda

Üç boyutlu izotropik durum aynı zamanda Fermi küresi olarak da bilinir.

Şimdi yanal uzunluğu L olan üç boyutlu kübik bir kutu düşünelim (sonsuz kare). Bu, bir metal içerisindeki elektronları tarif etmede çok iyi bir yaklaşımdır. Bu durumlar nx, ny ve nz olarak üç kuantum sayısıyla isimlendirilir. Tek bir parçacık enerjileri:

nx, ny, nz pozitif sayılardır.

Momentum uzayı içerisindeki bir kürenin en düşük enerji düzeyini işgal eden serbest fermiyonlar. Kürenin bu yüzeyine de Fermi yüzeyi denir.

Bunlar, aynı enerjiye sahip çeşitli durumlardır. Örneğin . Şimdi de dönüşleri 1/2 olan N sayıda, etkileşim içinde olmayan fermiyon koyalım. Bu durumda Fermi enerjisini hesaplamak için, N'nin büyük bir sayı olduğu durumu ele alalım. Eğer adlı bir vektör alırsak, o halde her bir kuantum durumu ‘n-boşluktaki’ bir noktayı temsil eder ve bunların enerjisi şu denklemle verilir:

,bir öklit uzunluğu olan ' nin karesini temsil eder. Enerjisi EF + E0dan az olan durumların enerjisi, nx, ny, nz sayılarının pozitif olduğu bir n-boşluğundaki bölgede bulunan yarıçaplı bir kürenin içerisindeki durumların sayısına eşittir. Temel haldeyken bu sayı, sistemdeki fermiyonların sayısına eşittir.

İki tane dönüş durumunun olması sebebiyle katsayı iki denklemde yine mevcuttur.1/8 katsayısının olmasının sebebi ise bu kürenin yalnızca 1/8'inin n'nin her zaman pozitif olduğu bölgede bulunmasıdır. Bu sayede:

ve sonuç olarak Fermi enerjisi:

Bu denklem de Fermi enerjisi ve hacim başına düşen parçacık sayısı arasındaki ilişkiyle sonuçlanır (L2 'yi V2/3 ile değiştirdiğimizde:)

N sayısında fermiyon içeren bir kürenin toplam fermiyon enerjisi:

Bu sebeple, bir elektronun sahip olduğu ortalama enerji:

Alakalı değerler

Bu konuyla ilişkili bir değer de, nin Boltzmann sabiti ve nin de Fermi enerjisi olduğu, olarak tanımlanan Fermi sıcaklığıdır (). Bu kontekstde tanımlanan bir diğer değerler de, Fermi yüzeyindeki bir fermiyonun sırasıyla Fermi momentumu (,) Fermi hızı () momentum ve grup hızıdır. (Bu değerler Fermi yüzeyinin küresel olmadığı durumlarda tam olarak tanımlı değildir).Yukarıda verilen kuadratik ayrılma ilişkileri durumunda:

Denklemlerdeki me, elektronun kütlesini temsil eder.

Fermi momentumu aynı zamanda şeklinde de ifade edilebilir ( fermi yarıçapını temsil eder ve aynı zamanda fermi dalga vektörü olarak isimlendirilir)

Herhangi bir boyutlu durumda

Durum öz kütlesini, d boyutlarında adlı bir hacim integrali bulabiliriz:

Ardından kaç tane parçacık olduğuna bakarak, Fermi enerjisini bu formülü çıkarmak için:

şu şekilde yazabiliriz:

Tipik Fermi enerjileri

Metaller

Metallerde elektron taşıma yoğunluğu sayısı yani 1028 and 1029 electrons/m³, arasında değişiklik göstermektedir. Ayrıca bu yoğunluk, herhangi bir katı maddenin tipik yoğunluğu olarak kabul edilmektedir. Bu yoğunluk, Fermi enerjiyi üretir.

Beyaz cüceler

Beyaz cüceler olarak bildiğimiz yıldızların bizim güneşimize kıyaslanır bir kütleleri ve yaklaşık olarak yüzde bir düzeyinde yarıçapları vardır. Yüksek yoğunluklarının anlamı ise elektronların artık tek bir çekirdeğe bağlı olmamaları ve bunun yerine dejenere elektron gazı oluşturmalarıdır. Bir beyaz cüce içerisindeki elektronların öz kütle numarası 1036 electrons/m³ sırasındadır. Bunun anlamı, Fermi enerjisinin gelecek denkleme eşit olmasıdır:

Çekirdek

Başka tipik bir örnek ise çekirdek içerisinde bulunan parçacıklardır. Çekirdeğin yarıçapı kaba bir şekilde:

A, nükleonların sayısını temsil etmektedir.

Bu sebeple çekirdek içerisindeki nükleonların öz kütle numaraları da:

Fermi enerjisi sadece aynı tip fermiyonlara uygulandığı için, bulunan bu öz kütle ikiye bölünmelidir. Bunun sebebi çekirdekte bulunan nötronların, protonların Fermi enerjisi veya başka bir şeyi etkilemiyor olmasıdır. Bu sebeple çekirdeğin Fermi enerjisi yaklaşık olarak:

Çekirdeğin yarıçapı bu değerlere yaklaşık değerleri kabul ettiğinden, tipik Fermi enerji değeri genelde 38 MeV olarak verilir.

Kaynakça

"Fermi Energy". 22 Kasım 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Ocak 2014. 

İlgili Araştırma Makaleleri

Klasik mekanikte momentum ya da devinirlik, bir nesnenin kütlesi ve hızının çarpımıdır; (p = mv). Hız gibi, momentum da vektörel bir niceliktir, yani büyüklüğünün yanı sıra bir yöne de sahiptir. Momentum korunumlu bir niceliktir ; yani bu, eğer kapalı bir sistem herhangi bir dış kuvvetin etkisi altında değilse, o kapalı sistemin toplam momentumunun değişemeyeceği anlamına gelir. Momentum benzer bir konu olan açısal momentum ile karışmasın diye, bazen çizgisel momentum olarak da anılır.

Planck sabiti (h), bir fizik sabitidir ve kuantum mekaniğindeki aksiyonum kuantumu için kullanılır. Değeri h= 6.62607015×10−34 J⋅s' dir. Planck sabiti daha önceleri bir Fotonun enerjisi (E) ile elektromanyetik dalgasının frekansı (ν) arasında bir orantı idi. Enerji ile frekans arasındaki bu ilişki Planck ilişkisi veya Planck formülü olarak adlandırılır:

Schrödinger denklemi, bir kuantum sistemi hakkında bize her bilgiyi veren araç dalga fonksiyonu adında bir fonksiyondur. Dalga fonksiyonunun uzaya ve zamana bağlı değişimini gösteren denklemi ilk bulan Erwin Schrödinger’dir. Bu yüzden denklem Schrödinger denklemi adıyla anılır. 1900 yılında Max Planck'ın ortaya attığı "kuantum varsayımları"nın ardından, 1924'te ortaya atılan de Broglie varsayımı ve 1927'de ortaya atılan Heisenberg belirsizlik ilkesi bilim dünyasında yeni ufukların doğmasına sebep olmuştur. Bu gelişmeler Max Planck'ın kuantum varsayımları ve Schrödinger'in dalga mekaniği ile birleştirilerek kuantum mekaniğini ortaya çıkarmıştır.

Potansiyel kuyusu, bir parçacığın bağlı olması durumunu modelleyen sistemdir. Tek boyutta uygulanan potansiyel,

Klein-Gordon Denklemi, Schrödinger denkleminin bağıl/göreli (relativistik) olan versiyonudur ve atomaltı fizikte kendi ekseni etrafında dönmeyen parçacıkları tanımlamada kullanılır. Oskar Klein ve Walter Gordon tarafından bulunmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Liénard-Wiechert potansiyelleri</span>

Liénard-Wiechert potansiyelleri yüklü bir noktasal parçacığın hareketi esnasında oluşan klasik elektromanyetik etkiyi bir vektör potansiyeli ve bir skaler potansiyel cinsinden ifade eder. Maxwell denklemlerinin doğrudan bir sonucu olarak bu potansiyel relativistik olarak doğru, tam, zamana bağlı etkileri de içeren, noktasal parçacığın hareketine herhangi bir sınır konulmaksızın en genel durum için geçerli olan fakat kuantum mekaniğinin öngördüğü etkileri açıklayamayan elektromanyetik bir alan tanımlar. Dalga hareketi formunda yayılan elektromanyetik ışıma bu potansiyellerden elde edilebilir.

Perdeleme, hareketli yük taşıyıcılarının varlığından ortaya çıkan elektrik alanının sönümünü ifade eder. Metaller ve yarıiletkenlerdeki iletim elektronları ve iyonize olmuş gazlar(klasik plazma) gibi yük taşıyıcı akışkanlarda gözlemlenir. Elektriksel olarak yüklenmiş parçacıklardan oluşan bir akışkanda, her çift parçacık Coulomb kuvveti ile etkileşir,

.

Fizikte Planck kütlesi (mP), Planck birimleri olarak bilinen doğal birimler sisteminde kütle birimidir.

Dejenere elektron basıncı, kuantum elektron basıncı olgusundan daha genel olan bir basınçtır. Pauli dışlama ilkesi, bir atomda iki fermiyonun aynı anda tamamen aynı kuantum sayılarına sahip olmasına izin vermemektedir. Sonuçta aniden ortaya çıkan basınç, maddenin daha küçük hacimlerde sıkıştırılmasına karşı koyar. Dejenere elektron basıncı, saf bir maddenin elektron yörünge yapısı olarak tanımlanan, aynı temel mekanizmadan kaynaklanmaktadır. Freeman Dyson, katı maddelerin geçirmezliğinin önceden kabul edilmiş olan elektrostatik iteleme yerine, dejenere kuantum basıncından kaynaklandığını göstermiştir. Ayrıca, dejenere elektron basıncı yıldızların nükleer füzyonu dindiğinde kendi ağırlığı altında çökmesini engellemektedir. Yeterli büyüklükteki yıldızların çöküşünü engellemek için dejenere elektron basıncı yetersiz kalmaktadır ve nötron yıldızı oluşmaktadır. Bu durumda ise, dejenere nötron basıncı yıldızların daha fazla çökmesini engeller.

Compton dalgaboyu bir parçacığın kuantum mekaniği özelliğidir. Compton dalgaboyu Arthur Compton tarafından elektronların foton saçılması olayı izah edilirken gösterilmiştir. Bir parçacığın Compton dalga boyu; enerjisi parçacığın durgun kütle enerjisine eşit olan fotonun dalgaboyuna eşittir. Parçacığın Compton dalgaboyu ( λ) şuna eşittir:

Kuantum harmonik salınıcı, klasik harmonik salınıcın benzeşiğidir. Rastgele seçilmiş potansiyeli denge noktası civarında harmonik potansiyele yakınsanabildiğinden nicem mekanğindeki en önemli model sistemlerden biridir. Dahası, nicem mekaniğinde kesin analitik çözümü olan çok az sistemden biridir.

Foton polarizasyonu klasik polarize sinüsoidal düzlem elektromanyetik dalgasının kuantum mekaniksel açıklamasıdır. Bireysel foton özdurumları ya sağ ya da sol dairesel polarizasyona sahiptir. Süperpozisyon özdurumu içinde olan bir foton lineer, dairesel veya eliptik polarizasyona sahip olabilir.

Modern kuantum (nicem) mekaniğinden önce gelen eski kuantum (nicem) kuramı, 1900 ile 1925 yılları arasında elde edilen sonuçların birikimidir. Bu kuramın, klasik mekaniğin ilk doğrulamaları olduğunu günümüzde anladığımız bu kuram, ilk zamanlar tamamlanmış veya istikrarlı değildi. Bohr modeli çalışmaların odak noktasıydı. Eski kuantum döneminde, Arnold Sommerfield, uzay nicemlenimi olarak anılan açısal momentumun (devinimin) z-bileşkesinde nicemlenim yaparak önemli katkılarda bulunmuştur. Bu katkı, electron yörüngelerinin dairesel yerine eliptik olduğunu ortaya çıkarmıştır ve kuantum çakışıklık kavramını ortaya atmıştır. Bu kuram, electron dönüsü hariç Zeeman etkisini açıklamaktadır.

Lamb kayması, adını Willis Lamb'den alan, hidrojen atomunun kuantum elektrodinamiğindeki 2S1/2 ve 2P1/2 enerji düzeyleri arasındaki küçük farklılıktır. Dirac denklemine göre, 2S1/2 ve 2P1/2 orbitalleri (yörüngeleri) aynı enerjiye sahip olmalıdır. Ancak, boşluktaki elektronlar arasındaki etkileşim, 2S1/2 ve 2P1/2 enerji düzeylerinde küçük bir enerji değişimine sebep olur. Lamb ve Robert Retherford bu değişimi 1947'de ölçmüşlerdir ve bu ölçüm, ıraksamayı açıklamak için tekrar normalleştirme teorisine teşvik edici bir unsur olmuştur. Bu, Julian Schwinger, Richard Feynman, Ernst Stueckelberg ve Sin-Itiro Tomonaga tarafından geliştirilmiş modern kuantum elektrodinamiğinin müjdecisiydi. Lamb, 1955 yılında Lamb kayması ile ilgili keşiflerinden ötürü Nobel Fizik Ödülü'nü kazandı.

Fizikte, Kuantum mekaniğinde, eşevreli hal klasik harmonik salıngaca benzeyen kuantum harmonik salıngacının nicel hareketidir. Kuantum dinamiğinin Erwin Schrödinger tarafından Scrödinger denklemlerine çözüm ararken 1926 yılında türetilen ilk örneğidir. Örneğin, eşevre hali parçacığın salınımsal hareketini açıkları. Bu haller, John R. Klauderin ilk makalelerinde alçalma operatörü ve fazla tamamlanmış aile teşkili olarak özvektör adında tanımlanmıştır. Eşevre halleri,[ışığın kuantum kuramında ve diğer bozonik kuantum alanlarında Roy J. Glauber’in 1963 yılındaki çalışmaları tarafından geliştirilmiştir. Salınan alanın eşevre hali, klasik sinüs dalga hareketine benzeyen, devamlı lazer dalgası gibi olan kuantum halidir. Ancak, eşevre hali kavramı kayda değer biçimde genellenmiş ve sinyal sürecini niceleme, görüntü işleme alanlarında matematiksel fizikte ve uygulamalı matematik oldukça geniş ve önemli bir konu olmuştır. Bu hususta, kuantum harmonik salıngacı ile bağlantılı eşevreli haller genel olarak standart eşevreli haller ya da Gauss işlevi halleri olarak anılır.

Kuantum tüneli, parçacığın bariyer boyunca olan kuantum mekaniğini ifade eder. Bu, Güneş gibi yıldızlar dizisinde meydana gelen nükleer birleşmeler gibi birçok fiziksel olayda önemli bir rol oynar. Tünel diyotu, kuantum bilgisayarı ve taramalı tünelleme mikroskobu gibi modern araçlarda önemli uygulamaları vardır. Fiziksel olay olarak etkisi ve kabul görülürlüğü 20. yüzyılın başlarında ve ortalarına doğru geldiği tahmin ediliyor.

<span class="mw-page-title-main">Gibbs paradoksu</span>

İstatistiksel mekanik, entropinin yarı-klasik türevinde parçacıkların ayırt edilemezliklerini hesaba almaz, kapsamlı olmayan bir entropi ifadesi verir. Bu, Josiah Willard Gibbs'den sonra, Gibbs paradoksu olarak bilinen bir paradoksa yol açar. Paradoks kapalı sistemlerin entropisini azaltmak için termodinamiğin ikinci yasasını ihlale izin verir. Konuyla ilgili bir paradoks da "karıştırma paradoks" udur. Eğer entropi tanımının parçacık permütasyonu göz ardı edilerek değiştirilmesi gerektiğini göz önüne alırsak, paradoks önlenir.

Elektromanyetizma fiziğinde, Abraham-Lorentz kuvveti elektromanyetik radyasyon yayması nedeniyle hızlanan yüklü bir parçacıktaki geri tepme kuvvet idir. Ayrıca radyasyon reaksiyon kuvveti veya kendinden kuvvet denir. Formül özel görelilik teorisini önceler ve ışık hızı düzeninin hızlarında geçerli değildir. Bunun göreli genellemesine "Abraham-Lorentz-Dirac kuvveti" denir. Bunların her ikisi de kuantum fiziği değil, klasik fizik 'in bilgi kapsamındadır. Bu nedenle yaklaşık olarak Compton dalga boyu veya altındaki mesafelerde geçerli olmayabilir. Ancak tamamıyla kuantum ve göreli olan benzer bir formül vardır, bu formül "Abraham-Lorentz-Dirac-Langevin denklemi" olarak adlandırılır.

<span class="mw-page-title-main">Planck yasası</span> belirli bir sıcaklıkta termal denge durumunda bulunan bir kara cisim ışımasının yaydığı elektromanyetik radyasyonu ifade eden terim

Planck yasası belirli bir sıcaklıkta termal denge durumunda bulunan bir kara cisim ışımasının yaydığı elektromanyetik radyasyonu ifade eder. Yasa 1900 yılında Max Planck bu ismi önerdikten sonra isimlendirilmiştir. Planck yasası modern fiziğin ve kuantum teorisinin öncül bir sonucudur.

<span class="mw-page-title-main">Renormalizasyon (fizik)</span> fizik

Kuantum alan teorisinde, renormalizasyon veya yeniden normalleştirme, pertürbatif genişlemede hesaplanan miktarda ortaya çıkan sonsuzlukların bir dizi teknik kullanılarak giderilmesi süreci.