İçeriğe atla

Fehime Nüzhet

Fehime Nüzhet, Meşrutiyet dönemi kadın yazarlarından biri. Servet-i Fünûn ve II. Meşrutiyet dönemi şair veyazarlarından Şair Celâl Sahir Erozan'ın annesidir. İran bölgesinde Sünni faaliyetlerin artmasında etkili olan ve kendisine III. Ahmed tarafından Şirvan hanlığı takdim edilen Hacı Davud Han'ın soyundan gelmektedir.[1] Fehime Nüzhet II. Meşrutiyet sonrasında Osmanlı'da ivme kazanan kadın hareketlerinin öncü isimlerinden biridir. Kadınların kimlik mücadelesinde öne çıkan faaliyetlerde bulunmuştur. Cemiyet ortamlarında konuşmalar ile tiyatro ve şiir gibi edebi türdeki çalışmalarıyla ülkenin kurtarılması için aktif bir kimlik ortaya koydu. Balkan Savaşları'nda gönüllü olarak bulundu ve çeşitli hastanelerin finansmanına yardımcı oldu. Müdâfaa-i Milliye Kadınlar Heyeti'nin Darülfünun'da orduya yardım amaçlı düzenlediği toplantıda Nimet Hanım, Fatma Aliye, Nakiye Elgün, Halide Edip, Nigâr Bint-i Osman, İhsan Raif, Gülsüm Kemolova ve Nezihe Muhlis gibi kadınlarla beraber milliyetçi duyguları ön planda tutan söylevlerde bulundu. Çeşitli dergilerde Türk kadının bilinçlenmesi için yazılar kaleme aldı. Tiyatro eserlerinde sosyolojik ve siyasi ortamdan izler yansıttı. "Adalet Yerini Buldu" adlı oyunu II. Meşrutiyet'in ilanından bir yıl sonra perdeye aktarıldı. Kadıköy ve Ortaköy'de bulunan tiyatrolarda da oyunlarını sergiledi. Bazı söylevleri ile İttihatçı izlenimler verdi.[2]

Kaynakça

  1. ^ "Celal Sahir Erozan" (PDF). TDVİA. s. 245. 27 Haziran 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 14 Haziran 2017. 
  2. ^ Kanter, Beyhan. "Fehime Nüzhet'in Tiyatro Eserlerinde Meşrutiyet Dönemine Yönelik Siyasî ve Sosyal Vurgular" (PDF). akmb.gov.tr. 27 Haziran 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 15 Haziran 2017. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Dârülbedâyi</span> Osmanlıda tiyatro topluluğu

Dârülbedâyi ya da asıl adıyla Dârü'l-bedâyi-i Osmânî, 27 Ekim 1914 tarihinde İstanbul Belediyesi bünyesinde konservatuvar olarak açıldıktan sonra okul hüviyetinden çıkıp bir tiyatro topluluğuna dönüşen; hâlen İstanbul Şehir Tiyatroları adıyla varlığını sürdüren sanat kurumu. Osmanlı İmparatorluğu’nda kurulan ilk konservatuvardır. Türkiye'de Batılı anlamda tiyatronun gelişmesinde önemli bir değişimi sağlamıştır.

<i>Şair Evlenmesi</i> Şinâsînin 1860 yılında Tercüman-ı Ahvâlde tefrika edilen ardından kitap olarak basılan töre komedisi tarzında tek perdelik piyesi

Şair Evlenmesi, İbrahim Şinâsî'nin 1860 yılında Tercüman-ı Ahvâl'de tefrika edilen ardından kitap olarak basılan töre komedisi tarzında tek perdelik piyestir.

<span class="mw-page-title-main">Peyami Safa</span> Türk yazar ve gazeteci

Peyami Safa, Türk yazar ve gazeteci. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Matmazel Noraliya'nın Koltuğu ve Yalnızız gibi psikolojik türdeki eserleriyle Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında ön plana çıktı. Yaşamı ve fikrî hayatındaki değişimlerini eserlerine de yansıttı. Server Bedi takma adıyla birçok roman kaleme aldı. Cingöz Recai tiplemesini Fransız yazar Maurice Leblanc'ın Arsen Lüpen karakterinden esinlenerek yarattı. Aynı zamanda çeşitli kurumlarda gazetecilik mesleğini sürdürdü ve ağabeyi İlhami Safa ile birlikte Kültür Haftası gibi çeşitli dergiler çıkardı.

<span class="mw-page-title-main">Fecr-i Âtî</span> Türk edebiyatının 1910-1912 arasındaki kısmı olan edebî topluluk

Fecr-i Ati bir edebi topluluktur. Fecr-i Ati'nin Edebiyat-ı Cedide’ye tepki olarak doğan bir akım olduğu savunulmuştur. Fecr-i Ati batıdaki benzerlerinde olduğu gibi belli ilkeler çevresinde birleşen bir yazın topluluğu biçiminde ortaya çıkmıştır. 1908 özgürlük bildirisiyle Servet-i Fünûn dergisinin çevresinde toplanan gençlerin açtığı bu çığır; en fazla "Fransız sembolizmi" üzerinde çalışarak Ahmet Haşim gibi büyük bir şairin doğmasına olanak hazırlar.

<span class="mw-page-title-main">Celâl Nuri İleri</span> Türk gazeteci ve düşünür

Mehmet Celâl Nuri İleri, Türk gazeteci, yazar, siyasetçi ve fikir adamıdır.

<span class="mw-page-title-main">Türk edebiyatı</span> Türkçe yazılmış edebî eserler

Türk edebiyatı, Türk yazını veya Türk literatürü; Türkçe olarak üretilmiş sözlü ve yazılı metinlerdir.

Türkiye'de genel olarak tüm alanlarda batılılaşma süreci, 1839 yılında ilân edilen Tanzimat Fermanı ile başlamıştır. 1838 - 1860 yılları arasında yetişmiş gençler 1860 yılında sonra Edebiyat alanında batılaşmayı sağlamışlardır. Bu dönem edebiyatına Tanzimat Edebiyatı denmektedir.

Hersekli Arif Hikmet, 19. yüzyıl şairi.

<span class="mw-page-title-main">Celâl Sahir Erozan</span> Türk şair ve milletvekili

Ahmet Celâl Sahir Erozan ; Türk şair, yazar, yayıncı ve politikacı. “Aşk ve kadın şairi” olarak tanınan sanatçı, dilin sadeleşmesi gerektiğini savunmuş, Türk Dil Kurumunun kurucu dört üyesi arasında yer almıştır.

Ali Mümtaz Arolat, Türk şairdir.

Ali Cevat veya Ali Cevad Türk öğretmen ve coğrafyacı.

Musahipzade Celal, Türk oyun yazarı.

<span class="mw-page-title-main">Ethem Nejat</span> Türk eğitimci ve komünist siyasetçi

Ethem Nejat veya Osmanlıca yazıma göre Edhem Nejad, Türk eğitimci ve komünist siyasetçi. Yaşadığı dönemde eğitimin çağdaşlaştırılması çalışmalarına büyük katkıda bulunmuştur. Türkiye Komünist Partisi'nin kurucularından ve ilk genel sekreteridir. TKP'nin ilk Merkez Komitesi Başkanı Mustafa Suphi ve 13 diğer TKP üyesi ile birlikte Karadeniz açıklarında öldürülmüştür.

Emine Semiye Önasya veya Emine Semiye Hanım, Türk edebiyatçı, öğretmen, kadın hareketi öncüsü.

<span class="mw-page-title-main">Hasan Fehmi Paşa</span>

Hasan Fehmi Paşa Osmanlı Devleti'nde valilik, çeşitli nazırlıklar ve adalet kurumlarında görev yapmış bir Osmanlı devlet adamı ve avukat.

<span class="mw-page-title-main">Osmanlı İmparatorluğu'nda sahne sanatları</span> Osmanlı Devleti bünyesindeki tiyatro, sinema, müzik, dans, opera, gölge oyunu gibi sahnede icra edilen sanat türlerinin genel adı

Osmanlı'da sahne sanatları, Osmanlı Devleti bünyesindeki tiyatro, sinema, müzik, dans, opera, gölge oyunu gibi sahnede icra edilen sanat türlerinin genel adıdır. 18. yüzyıla kadar kukla, meddahlık, Karagöz ve Hacivat ve ortaoyunu gibi geleneksel Türk tiyatrosu olarak adlandırılan sahne sanatları egemendir. 18. yüzyılda başlayan batılılaşma çabaları ile çağdaş anlamdaki tiyatro, opera ve daha sonra sinema sergilenmeye başlanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Osmanlı İmparatorluğu'nda kadının toplumdaki yeri</span>

Osmanlı İmparatorluğu'nda kadının toplumdaki yeri geleneksel ve dinsel birçok nedenden dolayı kısıtlıdır. Bu tutum Tanzimat Dönemi'ne kadar devam etmiş olup Tanzimat döneminin getirdiği eşitlik anlayışı kadın ile erkek arasındaki eşitsizliklere de yansımıştır. Tanzimat döneminde kâğıt üzerinde eşitlik sağlansa bile uygulamada önceki tutum devam etmiştir. Osmanlı'da hukuk kurallarının İslami kaynaklarca belirlenmesi kadın hakları üzerinde de etkisini göstermiştir. Ayrıca Türklerin Orta Asya kökenli olmasından dolayı İslamiyet öncesi dönemlerdeki Türk kültürü, Osmanlı döneminde kadınların sahip oldukları hakların kısıtlı olmasına neden olmuştur. Teokratik ve monarşik rejimli Osmanlı İmparatorluğu'nda şeriat hükümlerinin etkili olması kadınları ev yaşamına itmiştir. Osmanlı'da miras konusunda da kadınların erkeklere oranla daha az miras payına sahip olduğu gözlenmiştir. Osmanlı Mahkemelerinde 2 kadın ancak bir erkeğe denk tutulmuş, dini eğitimde ise kız-erkek ayrımı yapılmayıp kız çocukları sıbyan mekteplerinde eğitim görmüşlerdir. Köydeki kadınlar ise erkekler gibi tarlalarda çalışarak evini yönetip, halı ve kilim dokumasına karşın asla erkekler ile eşit haklara sahip olmamışlardır.

<span class="mw-page-title-main">Servet-i Fünûn yazarlarının eserleri listesi</span> Vikimedya liste maddesi

Bu listede, 1869 yılında Recaizade Mahmut Ekrem önderliğinde kurulmuş olan ve "fenlerin zenginliği" anlamına gelen Servet-i Fünûn dergisi çevresinde eserler veren popüler yazarların en bilindik eserleri verilmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu'nda feminizm genel olarak II. Meşrutiyet sonrasındaki göreceli özgürlük ortamında ivme kazandı. Daha öncesinde ise dinsel ve geleneksel nedenlerden dolayı kısıtlı olan kadın yaşamı Tanzimat ile değişime uğramıştı. Tanzimat döneminde yetişen eğitimli kadınlar sonraki kuşaklarda Osmanlı'da hak arayışlarına girdi. II. Meşrutiyet döneminde ise örgütlü hareket edilmeye başlandı ve çeşitli kadın cemiyetleri kurulup kadın dergileri çıkarıldı. 19. Yüzyılda Avrupa feminizmi oy hakkını savunup bu konuda mücadele verirken Osmanlı kadını daha fazla özgürlük, iş olanağı, eğitim ve sosyal yaşam mücadelesi veriyordu. Özellikle Kadınlar Dünyası adlı dergi ile Osmanlı Müdafaa-i Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti feminizm bağlamında Osmanlı'da uç noktalardaydı. Ülkeye geç gelen milliyetçilik anlayışı doğrultusunda da bazı kadınlar eski Türklerde var olan kadın-erkek eşitliğini verdikleri mücadelede dile getiriyordu.

<i>Demet</i> (dergi)

Demet, II. Meşrutiyet sonrasında çıkan haftalık kadın dergisi. Toplamda 7 sayı çıkan dergide çocuk eğitimi, moda dünyası, Osmanlı kadınının bilinçlendirilmesine yönelik içerikler yayımlanıyordu. İlk sayılarında yazarların çoğu İttihatçı Jön Türklerdi. Derginin sahibi ve imtiyazlı kişisi Celâl Sahir (Erozan) idi. Şefika Kurnaz'a göre ağırlıkla şiir ve hikâyelere yer veren bir edebiyat dergisi mahiyetindeydi. Kadınlığa dair fikir yazıları ise oldukça azdı. Meşruti yönetimi destekleyen dergideki 44 imzadan sadece 11'i kadın yazarlara aitti. Bu yazarlar arasında "Halide Salih" imzasıyla Halide Edib Adıvar, Selim Sırrı Tarcan, Mithat Cemal Kuntay, Cenap Şahabettin, "Enis Avni" imzasıyla Aka Gündüz ve Tahsin Nahit gibi isimler yer almaktaydı.